6. Sınıf Türkçe Sözcükte Anlam 2. Test (Çok Anlamlılık)

1
• Yürek = Kalp
• Hafıza = Bellek
• Ata = Cet
• İleri = Geri

Yukarıda eşleştirilen sözcüklerin kaç tanesi eş anlamlıdır?

  • 1
  • 2
  • 3
  • 4

1. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, önce eşleştirmelere tek tek bakalım ve her bir çiftin eş anlamlı (aynı ya da çok yakın anlamlı) olup olmadığına karar verelim:

  1. Yürek = Kalp
    “Yürek” ve “kalp” sözcükleri hem mecazî hem de gerçek anlamda birbirinin yerine kullanılabilir. Eş anlamlıdır.
  2. Hafıza = Bellek
    “Hafıza” ve “bellek” de zihinsel kayıt tutma kapasitesi için aynı anlamda kullanılır. Eş anlamlıdır.
  3. Ata = Cet
    “Ata” kelimesi burada “atalarımız” anlamında, “cet” ise eski Türkçede “soy, nesil, atalar” demektir. Eş anlamlıdır.
  4. İleri = Geri
    “İleri” ile “geri” birbirinin tam tersini ifade eder, yani zıt anlamlıdır, eş anlamlı değildir.

Gördüğünüz gibi 3 çift gerçek eş anlamlıdır:

  • Yürek = Kalp
  • Hafıza = Bellek
  • Ata = Cet

Bu nedenle doğru cevap: “C” şıkkı, 3.

2
• Besin = Gıda
• Kısa = İnce
• Cehalet = Bilgisizlik
• Uzun = Dar

Yukarıda eşleştirilen sözcüklerin kaç tanesi eş anlamlı değildir?

  • 1
  • 2
  • 3
  • 4

2. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, önce her bir eşleştirmeye tek tek bakalım ve eş anlamlı (anlamca aynı ya da çok yakın) olup olmadıklarını belirleyelim. Ardından kaç tanesinin eş anlamlı olmadığını tespit edeceğiz:

  1. Besin = Gıda
    “Besin” ve “gıda” kelimeleri, vücudun ihtiyacı olan besleyici maddeler için aynı anlamda kullanılır. Eş anlamlı.
  2. Kısa = İnce
    “Kısa” uzunluk bakımından az olmayı, “ince” ise kalınlık bakımından azlığı ifade eder. Yani uzunluk ve kalınlık farklı kavramlardır. Bu nedenle eş anlamlı değildir.
  3. Cehalet = Bilgisizlik
    “Cehalet” ve “bilgisizlik”, öğrenme eksikliği ya da farkındalığın olmaması durumunu belirtir. Kelimeler anlamca örtüşür. Eş anlamlıdır.
  4. Uzun = Dar
    “Uzun” uzunluğu, “dar” ise eni/çapı ifade eder ve bunlar birbirinin zıttı ya da eş anlamlısı değildir. Dolayısıyla eş anlamlı değildir.

Özetle, iki çift eş anlamlı değildir:

  • Kısa = İnce
  • Uzun = Dar
Diğer iki çift ise eş anlamlıdır.

Bu nedenle doğru cevap: “B” şıkkı, 2.

3
• Sık = Seyrek
• Zengin = Fakir
• Bulanık = Berrak
• Uzak = Yakın

Yukarıda eşleştirilen sözcüklerin kaç tanesi zıt anlamlıdır?

  • 1
  • 2
  • 3
  • 4

3. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, zıt anlamlı sözcükler, biri diğerinin karşıtı olacak şekilde anlam taşır. Şimdi her bir çiftin bu özelliğe sahip olup olmadığına bakalım:

  1. Sık = Seyrek
    “Sık” “yoğun, az aralıklı” anlamındayken, “seyrek” “seyrek, geniş aralıklı” demektir. Zıt anlamlıdır.
  2. Zengin = Fakir
    “Zengin” maddî açıdan varlıklı, “fakir” ise yoksul demektir. Zıt anlamlıdır.
  3. Bulanık = Berrak
    “Bulanık” net olmayan, karışık anlamına gelirken, “berrak” çok açık ve temiz demektir. Zıt anlamlıdır.
  4. Uzak = Yakın
    “Uzak” mesafe olarak öte, “yakın” ise mesafe olarak yanı baş anlamındadır. Zıt anlamlıdır.

Görüldüğü üzere dört çiftin tamamı birbirinin karşıtı, yani zıt anlamlıdır.

Diğer şıkların neden yanlış olduğuna da kısaca değinelim:

  • A şıkkı (1): Sadece bir çift sayıyor, oysa 4 çift var.
  • B şıkkı (2): İki çift sayıyor, ama tümü zıt anlamlı.
  • C şıkkı (3): Üç çift diyor, fakat hepsi zıt anlamlı.

Bu nedenle doğru cevap: “D” şıkkı, 4.

4
• Aç = Tok
• Canlı = Diri
• Cevap = Soru
• Değer = Kıymet

Yukarıda eşleştirilen sözcüklerin kaç tanesi zıt anlamlı değildir?

  • 1
  • 2
  • 3
  • 4

4. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, “zıt anlamlı değildir” ifadesi, karşıt anlam taşımayan yani aynı ya da benzer anlamlı sözcükleri bulmamızı istiyor. Her bir çifti inceleyelim:

  1. Aç = Tok
    “Aç” açlık, “tok” ise doygunluk durumunu belirtir. Birbirinin zıttıdır. Zıt anlamlıdır, bu yüzden sayılmıyor.
  2. Canlı = Diri
    “Canlı” varlık sahibi, “diri” ise yaşamakta olan anlamındadır. Anlamları özdeş ya da çok yakın olduğundan zıt anlamlı değildir. 1. çift.
  3. Cevap = Soru
    Genellikle “soru sorulur, cevap verilir” biçiminde karşıt bir ilişkiyle düşünülür; bu bağlamda zıt anlamlı kabul edilir. Sayılmıyor.
  4. Değer = Kıymet
    “Değer” ve “kıymet”, eşanlamlı kelimelerdir. Birbirinin karşıtı değildir; zıt anlamlı değildir. 2. çift.

Özetle, zıt anlamlı olmayan 2 çift vardır:

  • Canlı = Diri
  • Değer = Kıymet

Diğer şıkların neden yanlış olduğuna bakalım:

  • A şıkkı (1): Sadece “Canlı = Diri” sayılıyor, oysa “Değer = Kıymet” de eklenmeli.
  • C şıkkı (3): “Cevap = Soru” da sayılmış, ancak soru-cevap ilişkisi karşıt olarak kabul edildiği için sayılmıyor.
  • D şıkkı (4): Hepsi sayılıyor, yanlış çünkü “Aç = Tok” ve “Cevap = Soru” zıt anlamlıdır.

Bu nedenle doğru cevap: “B” şıkkı, 2.

5 Aşağıdaki cümlelerin hangisinde mecaz anlamlı bir kelime yoktur?

  • Suratını bir karış asmıştı.
  • Boş yere yalan atıyordu.
  • Sıcak bir gülümsemeyle karşıladı bizi.
  • Bilgisi olmadığı yerde susuyordu.

5. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, “mecaz anlamlı” kelime, bir sözcüğün gerçek dışı, başka bir anlamı aktarmak için kullanılmasıdır. Şimdi her bir seçeneği inceleyelim ve cümlede mecaz (figüratif) anlam taşıyan sözcükleri tespit edelim:

  1. A şıkkı: “Suratını bir karış asmıştı.”
    Burada “bir karış asmak” ifadesi gerçek anlamda ölçü birimiyle ilgili değil, somurtmak anlamında mecaz kullanılmıştır. Dolayısıyla mecaz anlamlıdır.
  2. B şıkkı: “Boş yere yalan atıyordu.”
    “Yalan atmak” gerçek anlamda bir şey fırlatmak değil, söylemek anlamında kullanılmıştır. Burada da mecaz anlam vardır.
  3. C şıkkı: “Sıcak bir gülümsemeyle karşıladı bizi.”
    “Sıcak gülümseme” gerçek sıcaklık değil, samimi ve içten anlamını taşır. Bu da mecaz kullanımdır.
  4. D şıkkı: “Bilgisi olmadığı yerde susuyordu.”
    Burada tüm sözcükler, tam anlamıyla gerçek anlamlarında kullanılmıştır: söyleyecek bir bilgisi olmayınca sessiz kalmak. Mecaz anlamlı hiçbir kelime yoktur.

Özetle, A, B ve C şıklarındaki ifadeler mecaz anlamlı kullanımlardır. Sadece D şıkkında tüm kelimeler gerçek, doğrudan anlamlarıyla yer almaktadır.

Bu nedenle doğru cevap: “D” şıkkı.

6 Aşağıda verilen deyim ve açıklamasından hangisi yanlıştır?

  • Gözleri kamaşmak = Hayran olmak
  • Bitap düşmek = Yorulmak
  • Yüz akıyla çıkmak = İşte fazla başarılı olamamak
  • Alnı açık olmak = Verilemeyecek hesabı olmamak

6. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, verilen deyimlerin gerçek anlamlarıyla eşleştirilmeleri gerekiyor. “Yanlış” eşleştirmeyi bulmak için her bir tanımı dikkatle inceleyelim:

  1. A şıkkı: Gözleri kamaşmak = Hayran olmak
    “Gözleri kamaşmak”, bir şeye duyulan hayranlık veya çok etkilenme anlamına gelir. Bu tanım doğru.
  2. B şıkkı: Bitap düşmek = Yorulmak
    “Bitap düşmek”, çok yorulmak, güçten düşmek demektir. Bu da doğru bir açıklamadır.
  3. C şıkkı: Yüz akıyla çıkmak = İşte fazla başarılı olamamak
    “Yüz akıyla çıkmak”, bir işten dürüstlük ve onurla, alnının akıyla çıkmak, yani başarıyla ve itibarla ayrılmak anlamına gelir. Verilen açıklama tam tersini söylüyor: “fazla başarılı olamamak” ifadesi yanlıştır. Dolayısıyla C şıkkı yanlıştır.
  4. D şıkkı: Alnı açık olmak = Verilemeyecek hesabı olmamak
    “Alnı açık olmak”, yaptığı hiçbir işten hesap veremeyecek bir durumu bulunmamak, suçsuz ve tertemiz olmak anlamındadır. Bu da doğru bir eşleştirmedir.

Özetle:

  • A, B ve D şıkları doğru tanımlamaları gösteriyor.
  • C şıkkı ise deyimin anlamını tersine çevirdiği için yanlıştır.

Bu nedenle doğru cevap: “C” şıkkı.

7 Aşağıdaki cümlelerin hangisinde çevresine yararlı olamama anlamında bir atasözü vardır?

  • Besle kargayı oysun gözünü.
  • Mum dibine ışık vermez.
  • Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür.
  • Bugünün işini yarına bırakma

7. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, bu soru bizden “çevresine yararlı olamama” anlamını taşıyan atasözünü bulmamızı istiyor. Atasözleri, toplumun tecrübesini kısa ve öz biçimde anlatır. Şimdi her seçeneğin anlamına bakalım:

  1. A şıkkı: “Besle kargayı oysun gözünü.”
    Bu atasözü, iyilik yapanın iyilik ettiği kişinin yaptığı kötülüğü vurgular; nankörlük teması taşıyor, “çevreye yararlı olamama” anlamıyla doğrudan ilgili değil.
  2. B şıkkı: “Mum dibine ışık vermez.”
    Mum, etrafı aydınlatırken kendi dibini karartır; bu mecazla yakın çevresine fayda sağlamamak anlamı anlatılır. Yani kişi, başkalarına yardım etmez, kendi çıkarını düşünür. Bu nedenle doğru atasözdür.
  3. C şıkkı: “Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür.”
    Başkalarının sahip olduklarına değer biçmemek, kıskançlık temasını işler; yararsızlık değil, yetersiz değer verme meselesidir.
  4. D şıkkı: “Bugünün işini yarına bırakma.”
    Ertelemenin zararlarını anlatır; sorumluluk ve verimlilik önerir. Bu atasözü, “zaman yönetimi” temalıdır, fayda veya çevreyle ilgili değildir.

Özetle:

  • B şıkkı (“Mum dibine ışık vermez”) doğrudan çevresine yararlı olamama anlamındadır.
  • A, C ve D şıkları farklı mesajlar taşır: nankörlük, kıskançlık ve erteleme konularında öğütler verir.

Bu nedenle doğru cevap: “B” şıkkı.

8 Aşağıdaki cümlelerin hangisinde terim anlamlı bir kelime yoktur?

  • Rahat tavırlarıyla çevresine güven veriyordu.
  • Komedi en çok sevdiğim tiyatro türüdür.
  • Notaları bilen çok rahat müzik aleti çalar.
  • Şiire gönül verenleri bir araya topladı.

8. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, “terim anlamlı” bir kelime, belli bir bilim veya sanat dalında özgün ve kesin anlam taşıyan, günlük konuşmada farklı bir işlev gördüğünde anlam kayması yaşamayan sözcüktür. Şimdi her cümlede hangi sözcüklerin terim anlamlı kullanıldığına bakalım ve hangisinde hiç terim anlamlı kelime olmadığını tespit edelim:

  1. A şıkkı: “Rahat tavırlarıyla çevresine güven veriyordu.”
    Burada rahat, tavır ve güven günlük dilde de aynı anlamda kullanılır; hiçbir sözcüğün belirli bir alana özgü teknik anlamı yoktur. Dolayısıyla terim anlamlı kelime yoktur.
  2. B şıkkı: “Komedi en çok sevdiğim tiyatro türüdür.”
    Komedi tiyatroda bir tür adı olarak kullanılır; sanat dalına özgü terim anlamlıdır.
  3. C şıkkı: “Notaları bilen çok rahat müzik aleti çalar.”
    Nota ve müzik aleti müzik bilimi terimleri olup teknik anlam taşır.
  4. D şıkkı: “Şiire gönül verenleri bir araya topladı.”
    Şiir edebiyat alanında bir tür adı olarak kullanılır; terim anlamlıdır.

Özetle, B, C ve D şıklarındaki sözcükler farklı sanat ve bilim dallarına ait terim olarak işlev görür. Sadece A şıkkında hiçbir kelime teknik veya alan bilgisine özgü terim anlamında değildir.

Bu nedenle doğru cevap: “A” şıkkı.

9 Aşağıdaki deyimler, karşıda verilenlerle eşleştirildiğinde hangisi yanlıştır?

  • Eli açık = cömert
  • Eli dar = para sıkıntısı çeken
  • Eli ağır = yavaş hareket eden
  • Eli yatkın = işi yapmak istemeyen

9. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, bu soruda verilen deyimlerin karşılıkları doğru eşleştirilmiş mi, yoksa yanlış bir açıklama mı var, bulmamız gerekiyor. Her bir deyimin anlamına ve verilen karşılığına bakalım:

  1. Eli açık = cömert
    “Eli açık” deyimi, harcama yaparken eli gevşek, ihtiyaç sahiplerine rahatça yardım eden kişiler için kullanılır. Cömert anlamıyla tam uyumludur. Bu eşleştirme doğru.
  2. Eli dar = para sıkıntısı çeken
    “Eli dar”, harcamada tutumluluk gösteren, para harcamaktan çekinen kişi için kullanılır. “Para sıkıntısı çeken” ifadesi biraz farklı bir anlam taşısa da, mecazda eli dar olan genellikle bütçesi kısıtlıdır. Bu eşleştirme genel olarak doğru kabul edilir.
  3. Eli ağır = yavaş hareket eden
    “Eli ağır”, işi isteksiz veya ağırdan alan, çabuk davranmayan kişiler için söylenir. “Yavaş hareket eden” ifadesiyle anlamdaştır. Bu da doğru.
  4. Eli yatkın = işi yapmak istemeyen
    “Eli yatkın”, aslında bir işe veya sanata karşı yetenekli ve eğilimli olmak anlamındadır. Yani kişi o işi yapmaya hevesli ve kabiliyetlidir. “İşi yapmak istemeyen” ifadesi tam tersini söylüyor. Bu eşleştirme yanlıştır.

Diğer şıkların neden yanlış olmadığını özetleyelim:

  • A şıkkı: Eli açık → cömert, tam denk gelir.
  • B şıkkı: Eli dar → tutumlu/para sıkıntısı çeken, mecaz kullanımda kabul edilir.
  • C şıkkı: Eli ağır → işi ağırdan alan, yavaş hareket eden demektir.

D şıkkı ise deyimin gerçek anlamıyla çelişiyor; “eli yatkın” kişiler işi yapmaya eğilimli ve yeteneklidir, isteksiz veya yapmaktan kaçınan kişi değildir.

Bu nedenle doğru cevap: “D” şıkkı.

10 Aşağıdaki cümlelerin hangisinde zıt anlamlı kelimeler bir arada kullanılmıştır?

  • Köyde fırtına öncesi sessizlik yaşanıyordu.
  • Eserlerinde eski ile yeniyi iç içe yaşatıyordu.
  • Arkadaşlarına için için dert yanıyordu.
  • Düşüncelerimi size söyleyip söylemediğini bilmiyorum.

10. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, “zıt anlamlı kelimeler” ifadesi, birbirinin tam karşıtı anlamları taşıyan sözcükleri bir arada kullanmayı gerektirir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyelim:

  1. A şıkkı: “Köyde fırtına öncesi sessizlik yaşanıyordu.”
    Burada “fırtına” ile “sessizlik” arasında doğrudan zıt anlam ilişkisi yoktur; “fırtına öncesi” tamlaması zaman bakımından açıklama yapar, ancak “fırtına” ve “sessizlik” zıt sözcük olarak düşünülmez.
  2. B şıkkı: “Eserlerinde eski ile yeniyi iç içe yaşatıyordu.”
    “Eski” ve “yeni” kelimeleri, anlam bakımından birbirinin tam tersidir. Örneğin bir obje ya da durum ya eskidir ya da yenidir. Bu nedenle zıt anlamlıdırlar ve aynı cümlede bir arada kullanılmışlardır.
  3. C şıkkı: “Arkadaşlarına için için dert yanıyordu.”
    “İçin için” deyimi, içten içe üzüntü duymayı anlatır; zıt anlamlı bir eşleştirme içermez.
  4. D şıkkı: “Düşüncelerimi size söyleyip söylemediğini bilmiyorum.”
    “Söyleyip söylemediğini” ifadesi fiil kipleriyle ilgili olup, zıt anlamlı sözcükler barındırmaz.

Özetle, yalnızca B şıkkında eski-yeni gibi anlamca birbirinin karşıtı sözcükler bulunur. Diğer seçeneklerde böyle bir karşıtlık yoktur.

Bu nedenle doğru cevap: “B” şıkkı.

11 1. Bütün hayalleri suya düştü.
2. Koşarken ayağı taşa takılınca yere düştü.
3. Bu hafta domates fiyatları düştü.
4. Yıllardır aradığı kitabın peşine düştü.

“Düşmek” kelimesi yukarıdaki cümlelerde kaç farklı anlamda kullanılmıştır?

  • 1
  • 2
  • 3
  • 4

11. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, “düşmek” fiili farklı bağlamlarda farklı anlamlar kazanabilir. Şimdi her cümledeki kullanımına bakalım:

  1. “Bütün hayalleri suya düştü.”
    Burada “düşmek”, başarısızlığa uğramak, gerçekleşmemek anlamında mecaz kullanılmıştır.
  2. “Koşarken ayağı taşa takılınca yere düştü.”
    Bu cümlede “düşmek”, gerçek anlamıyla denge kaybedip yere inmek anlamındadır.
  3. “Bu hafta domates fiyatları düştü.”
    Burada “düşmek”, miktar veya değerin azalmasını anlatan ekonomik terim anlamında kullanılmıştır.
  4. “Yıllardır aradığı kitabın peşine düştü.”
    Bu kullanımda “düşmek”, takip etmek, peşinden gitmek anlamında mecazî bir deyimdir.

Gördüğünüz gibi fiil dört farklı anlam taşımaktadır:

  • Mecazî başarısızlık (1. cümle)
  • Gerçek düşme eylemi (2. cümle)
  • Miktar azalması (3. cümle)
  • Peşinden gitme (4. cümle)

Diğer şıkların neden yanlış olduğuna bakalım:

  • A şıkkı (1): Sadece bir anlam sayıyor, oysa dört anlam var.
  • B şıkkı (2): İki anlam diyor, ancak üçten fazladır.
  • C şıkkı (3): Üç anlam diyor; doğru cevap dört anlamdır.

Bu nedenle doğru cevap: “D” şıkkı, 4.

12 Aşağıdaki kelimelerin hangisinde farklı bir anlam ilişkisi vardır?

  • Yalan – Yanlış
  • İnce – Kalın
  • Uzak – Yakın
  • Alt – Üst

12. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, bu soruda verilen sözcük çiftlerinden hangisinin diğerlerinden farklı bir anlam ilişkisi taşıdığını bulmamız gerekiyor. Öncelikle her bir çiftin ne tür bir ilişki sunduğunu inceleyelim:

  1. Yalan – Yanlış
    “Yalan” bir kişinin bilerek gerçeği çarpıtması anlamındadır. “Yanlış” ise bir durumun doğru olmamasını ifade eder. Bu iki sözcük, ne tam eşanlamlıdır ne de tam karşıt; farklı türde bir ilişki (ilişkili fakat bağımsız kavramlar) içerir.
  2. İnce – Kalın
    “İnce” ve “kalın” uzunluk/kalınlık ölçüsünde birbirinin karşıt anlamlısıdır. Doğrudan zıt anlamlı bir çift oluştururlar.
  3. Uzak – Yakın
    “Uzak” ve “yakın” mesafe bakımından birbirinin zıt anlamlısıdır. Bu da net bir karşıtlık örneğidir.
  4. Alt – Üst
    “Alt” ve “üst” konum/yerleşim bakımından karşıt anlamlıdır. Birinin olduğu yerde diğeri olamaz.

Görüldüğü gibi B, C ve D şıkları, zıt anlamlı çiftleri içerir. Yani birbirinin tam karşıtı olarak kullanılırlar:

  • İnce ↔ Kalın
  • Uzak ↔ Yakın
  • Alt ↔ Üst

Oysa A şıkkında yer alan Yalan – Yanlış çifti, mecazî ve gerçek anlam arasında veya tam karşıtlık eşliğinde değil; birbirine yakın veya karşıt olmayan, farklı türde semantik ilişki biçimi gösterir. Bu nedenle diğerlerinden ayrılır.

Diğer şıkların neden yanlış olduğuna değinelim:

  • B şıkkı: İnce ve kalın, doğrudan zıt anlamlıdır.
  • C şıkkı: Uzak ve yakın, net bir karşıtlık oluşturur.
  • D şıkkı: Alt ve üst, konum olarak birbirinin tam tersi anlamındadır.

Bu nedenle sorunun doğru cevabı: “A” şıkkı.

13 “Açmak” sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde gerçek anlamının dışında kullanılmıştır?

  • Kapıyı açınca karşımda ablamı gördüm.
  • Köy kahvesi sabaha kadar açıktı.
  • Çevresindekilere açık sözler sarf ediyordu.
  • Burada marketler gece açılmaz.

13. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, “açmak” fiili farklı bağlamlarda çeşitli anlamlar kazanabilir. Gerçek anlamı kapı, pencere gibi kapalı bir şeyi serbest bırakmak, fiziksel olarak açılmasını sağlamaktır. Şimdi her cümledeki kullanımın bu gerçek anlam mı yoksa mecaz mı olduğunu inceleyelim:

  1. A şıkkı: “Kapıyı açınca karşımda ablamı gördüm.”
    Burada gerçek anlamıyla kapı kolunu çevirip kapıyı serbest bırakarak açmak söz konusudur.
  2. B şıkkı: “Köy kahvesi sabaha kadar açıktı.”
    “Açık” kelimesi mekânın hizmet vermede serbest, kapalı değil anlamında kullanılmıştır; burada da fiziksel bir mekân kapısının değil, işletmenin hizmet saatinin gerçeğine uygundur.
  3. C şıkkı: “Çevresindekilere açık sözler sarf ediyordu.”
    “Açık söz” ifadesi mecazî anlamda, içten ve saklamadan konuşmayı belirtir. Burada fiil, fiziksel açma eylemiyle ilgisi olmayan, söylem tarzını tanımlar.
  4. D şıkkı: “Burada marketler gece açılmaz.”
    Bu cümlede de “açılmak” işletmenin çalışma saatine dair gerçek bir durumu anlatır; mekanın kapısının açılmasıyla eşdeğerdir.

Yanlış şıkların neden yanlış olduğuna kısaca bakalım:

  • A şıkkı: Gerçek kapı açma eylemi, fiziksel anlamı korur.
  • B şıkkı: Mekânın hizmet vermesi anlamında “açık” gerçek kullanım sayılır.
  • D şıkkı: Ücretli veya ücretsiz bir işletmenin çalışma saatine işaret eden gerçek anlamlı bir kullanım.

Yalnızca C şıkkında “açmak” fiili mecazî olarak, konuşma tarzını tanımlamak için kullanılmıştır.

Bu nedenle doğru cevap: “C” şıkkı.

14 Aşağıdaki cümlelerin hangisinde dolaylama yoktur?

  • Balıkçı derya kuzusu bunlar diyordu.
  • Çevremizi temiz tutmak insanlık görevidir.
  • Sarı kanaryalar şampiyonluğa hazırlanıyor.
  • Sihirli kutu daha çok çocuklara hitap ediyor.

14. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, dolaylama (eğretileme) bir kavramı ya da kişiyi adıyla değil, başka bir ifade ya da mecaz kullanarak dolaylı yoldan anlatmaktır. Şimdi her cümlede dolaylama olup olmadığını inceleyelim:

  1. A şıkkı: “Balıkçı derya kuzusu bunlar diyordu.”
    Burada “derya kuzusu” ifadesi, balıkları doğrudan isimlendirmek yerine denizin çocukları anlamında mecazla anlatır. Dolaylama vardır.
  2. B şıkkı: “Çevremizi temiz tutmak insanlık görevidir.”
    Bu cümlede tüm sözcükler, anlatılmak isteneni doğrudan ve açıkça ifade eder; herhangi bir dolaylama yoktur. Bu, doğrudan bir öğüt cümlesidir.
  3. C şıkkı: “Sarı kanaryalar şampiyonluğa hazırlanıyor.”
    “Sarı kanaryalar” takımı gerçek adıyla değil, renk ve kuş imgesiyle dolaylı anlatır. Dolaylama vardır.
  4. D şıkkı: “Sihirli kutu daha çok çocuklara hitap ediyor.”
    “Sihirli kutu” televizyonu doğrudan değil, mecazi bir adla betimler. Dolaylama vardır.

Özetle: A, C ve D şıklarında bir varlığı mecazi bir isimle anlatan dolaylama kullanılmıştır. Sadece B şıkkı doğrudan ve açık bir anlatım içerir.

Bu nedenle doğru cevap: “B” şıkkı.

15 “Söylediği son sözlerle ortam bir anda buz kesti.” cümlesindeki hangi kelime mecaz anlamda kullanılmıştır?

  • Kesti
  • Sözler
  • An
  • Ortam

15. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, mecaz anlamlı bir kelime, gerçek anlamından farklı olarak soyut veya benzetme içeren bir kullanıma sahip olur. Şimdi cümledeki her bir sözcüğün kullanımına bakalım ve hangisinin mecazî olduğunu tespit edelim:

  1. Kesti
    Burada “buz kesti” ifadesi, gerçek anlamda bir şeyi kesmek değil, ortamın bir anda soğuması ve herkesin suskunlaşması anlamında kullanılmıştır. Bu, açıkça bir mecaz örneğidir.
  2. Sözler
    “Sözler” kelimesi, konuşulan kelimeleri, gerçek anlamıyla belirtir; burada mecaz içermeyen doğal bir kullanım var.
  3. An
    “An” sözcüğü, zamanın kesitini ifade eder ve gerçek, somut bir kullanım gösterir.
  4. Ortam
    “Ortam” burada fizikî veya sosyal koşulları anlatır; bu kullanım da gerçek anlamlıdır.

Özetle, sadece A şıkkındaki “kesti” kelimesi, cümlenin bağlamında fiziksel bir kesme eyleminden uzaklaşarak, atmosferin soğumasını ve sessizliğin hâkim olmasını anlatmak için mecazî kullanılmıştır. Diğer tüm sözcükler birincil, gerçek anlamlarıyla yer alır.

Bu nedenle doğru cevap: “A” şıkkı.

16 Rüzgâr; yazın sıcakta kesildiği(I) (dinmek) zaman yokluğunu hissedip beklediğimiz, kışın soğukta esmemesini(II) (tahmin etmek) dilediğimiz bir doğa olayıdır. Fazlaca(III) (bir hayli) kızgın olduğu havalarda bizi, camların kırılmasına engel olmamız(IV) (önlemek) için pencereleri kapatmaya zorlar.

Bu parçada numaralanmış sözcüklerden hangisinin anlamı yay ayraç içinde verilen açıklamayla uyuşmamaktadır?

  • I
  • II
  • III
  • IV

16. Sorunun Çözümü

Soruda verilen cümlede bazı kelimelerin parantez içinde anlamları verilmiş ve bizden hatalı eşleşeni bulmamız istenmiştir.

**”Rüzgâr; yazın sıcakta kesildiği (dinmek) zaman yokluğunu hissedip beklediğimiz…”** ifadesinde kesilmek kelimesi *”dinmek”* anlamında kullanılmıştır ve doğrudur.

**”Kışın soğukta esmemesini dilediğimiz (tahmin etmek) bir doğa olayıdır.”** ifadesinde *”tahmin etmek”* kelimesi yanlış verilmiştir çünkü burada olması gereken anlam *”istemek/dilemek”* olmalıdır. Dolayısıyla bu eşleşme hatalıdır.

**”Fazlaca (bir hayli) kızgın olduğu havalarda bizi, camların kırılmasına engel olmamız (önlemek) için pencereleri kapatmaya zorlar.”** cümlesinde verilen anlamlar doğrudur.

**Doğru cevap: “II. şık (B)” olarak işaretlenmelidir.**

17 Abdi Bey ve arkadaşı, bol ağaçlı sahil parkını gezdikten sonra biraz ferahlamak ve batan güneşi izlemek için limana doğru yürüdü. Arkadaşının sakinliği, Abdi Bey’in sabırsız ve çabuk parlamaya yatkın kişiliğine fena hâlde batıyordu.

“Batmak” sözcüğünün bu parçada kazandığı anlamlar aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?

  • Saplanmak, dokunmak – İncitmek, gücüne gitmek
  • Berbat hâle gelmek, kirlenmek – Rahatsız etmek, tedirgin etmek
  • Dünya’nın dönüşü dolayısıyla ufkun altına inmek – Hoşa gitmeyen bir duruma uğramak
  • O hâle, o renge bürünmek – İçine işlemek, tesir etmek

17. Sorunun Çözümü

Soruda **”Batmak”** kelimesinin farklı anlamlarını belirlememiz istenmektedir.

**”Batan güneşi izlemek için limana doğru yürüdü.”** ifadesinde *”batmak”* kelimesi, Dünya’nın dönüşü dolayısıyla Güneş’in ufkun altına inmesi anlamında kullanılmıştır.

**”Arkadaşının sakinliği, Abdi Bey’in sabırsız ve çabuk parlamaya yatkın kişiliğine fena hâlde batıyordu.”** ifadesinde *”batmak”* kelimesi, *”hoşa gitmeyen bir duruma uğramak, rahatsız etmek”* anlamında kullanılmıştır.

Şıklara baktığımızda C şıkkında bu anlamların sırasıyla verildiğini görüyoruz.

**Doğru cevap: “C şıkkıdır.”**

18Çekirdek” sözcüğünü fen bilimleri dersinde verilen anlamıyla cümle içinde kullanmak isteyen bir öğrenci aşağıdaki cümlelerden hangisini söyleyebilir?

  • Çekirdek bir kadro oluşturup yeni işlere girişmek istiyoruz.
  • İnsan kanındaki alyuvarlar, çekirdeği olmayan hücrelerdir.
  • Kayısı çekirdeklerini kullanarak bir tatlı yapabilirsiniz.
  • Çekirdek, herkes tarafından sevilen bir kuru yemiştir.

18. Sorunun Çözümü

Soruda **”Çekirdek”** kelimesinin fen bilimleri dersinde kullanılan anlamını belirlememiz istenmektedir.

**”Çekirdek bir kadro oluşturup yeni işlere girişmek istiyoruz.”** ifadesinde *”çekirdek”* kelimesi, bir grup insanın temelini oluşturma anlamında kullanılmıştır. Bu fen bilimleri ile ilgili değildir.

**”İnsan kanındaki alyuvarlar, çekirdeği olmayan hücrelerdir.”** ifadesinde *”çekirdek”*, biyolojide hücre çekirdeği anlamında kullanılmıştır. Bu fen bilimlerinde geçen tanıma uygundur.

**”Kayısı çekirdeklerini kullanarak bir tatlı yapabilirsiniz.”** ve **”Çekirdek, herkes tarafından sevilen bir kuru yemiştir.”** cümlelerinde geçen *”çekirdek”* kelimesi biyolojik anlamda değil, meyve çekirdeği anlamında kullanılmıştır.

Dolayısıyla **doğru cevap: “B şıkkıdır.”**

19 Güneş Sistemi’nde 8 gezegen ve bunların çevresinde dönen 182 uydu vardır. Bunlara ek olarak milyarlarca asteroit ve kuyruklu yıldız da Güneş’in çevresinde döner.

Bir gök bilimi terimleri sözlüğü oluşturulsa bu parçadaki sözcüklerden hangisine bu sözlükte yer verilmez?

  • Çevre
  • Uydu
  • Asteroit
  • Gezegen

19. Sorunun Çözümü

Bu soruda bir gök bilimi terimleri sözlüğü oluşturulsa verilen kelimelerden hangisinin bu sözlükte yer almayacağı sorulmaktadır. Parçadaki kelimeleri tek tek incelediğimizde:

  • Gezegen: Gök bilimi terimleri içinde yer alan bir kavramdır ve Güneş Sistemi’nde de bahsedildiği gibi 8 gezegen bulunmaktadır.
  • Asteroit: Gök biliminde sıkça kullanılan bir terimdir ve Güneş Sistemi’nde milyarlarca asteroit olduğu belirtilmiştir.
  • Uydu: Gezegenlerin çevresinde dönen gök cisimlerini tanımlamak için kullanılan bir terimdir ve 182 uydu olduğu bilgisi verilmiştir.
  • Çevre: Gök bilimiyle doğrudan alakalı bir bilimsel terim değildir. Parçada “Güneş’in çevresinde döner” şeklinde kullanılmıştır ancak bu kelime gök biliminde özel bir anlam taşımaz.

Bu nedenle doğru cevap “A) Çevre” şıkkıdır.

20

  • İyi bir iş bulmak için başvurmadığı kapı kalmamış.
  • Bayram geldi, yine masraf kapıları açıldı.
  • Bugün yine kaç kapı dolaştın, demiş Hatice Hanım’a.
  • Evlerin kapılarında bronz tokmaklar vardı.


“Kapı” kelimesi bu cümlelerde aşağıdaki anlamlarından hangisiyle kullanılmamıştır?

  • Gidere yol açan gereksinim
  • Ev gezmesi için gidilen yer
  • Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer
  • Devlet dairesi

20. Sorunun Çözümü

Bu soruda “kapı” kelimesinin farklı anlamları verilen cümlelerde incelenmektedir. Öncelikle cümleleri analiz edelim:

  • İyi bir iş bulmak için başvurmadığı kapı kalmamış.Burada “kapı” kelimesi iş bulma umuduyla gidilen yerler anlamında kullanılmıştır. (“Gelir geçicim sağlayan yer manası var. C şıkkına uygun.”)
  • Bayram geldi, yine masraf kapıları açıldı.Burada “kapı” gider ve masraflara yol açan kaynakları ifade etmektedir. (“Gidere yol açan gereksinim”)
  • Bugün yine kaç kapı dolaştın, demiş Hatice Hanım’a.Burada “kapı”, birden fazla evi ziyaret etmek anlamında kullanılmıştır. (“Ev gezmesi için gidilen yer”)
  • Evlerin kapılarında bronz tokmaklar vardı.Burada “kapı”, kelimenin gerçek anlamında kullanılmıştır. (Evlerin giriş bölümü)

Bu anlamları seçeneklerle eşleştirdiğimizde “D) Devlet dairesi” anlamına uygun bir kullanım örneği bulunmamaktadır.

Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.


İşlemler

Geçmiş Sonuçlar

    Bir Yorum Yaz