1 Aşağıdaki cümlelerin hangisinde tırnak içindeki sözcük soyut değildir?
- Müzisyen için ses neyse ressam için de “ışık” odur.
- Edebiyat öncelikle büyük bir “özveri” gerektirir.
- En başta “umudu” olmayan adam şiir yazamaz.
- Son yıllarda beni en çok “korkutan” film buydu.
1. Sorunun Çözümü
Arkadaşlar, “soyut değildir” demek, beş duyumuzla algılayabildiğimiz somut bir kavramı bulmamız gerektiği anlamına gelir.
- Analiz: Özveri, umut ve korku; zihnimizde canlanan, dokunamadığımız duygusal ve düşünsel kavramlardır, yani soyuttur.
- Doğru Cevap: Ancak A seçeneğindeki ışık, gözümüzle görebildiğimiz, fiziksel bir varlığı olan somut bir kavramdır.
Bu yüzden doğru cevabımız “A” seçeneğidir.
2 Aşağıdaki cümlelerden hangisinde yansıma sözcük kullanılmamıştır?
- Hüp diye bir ses çıkarırdı çay içerken.
- Odadan bir zırıltı duyuluyordu tüm gün.
- Kuşlar ötüyor pencerenin kenarında.
- Hırgürleri çok olan kalabalık bir aileydi.
2. Sorunun Çözümü
Bu soruda yansıma sözcük (onomatopoeia) olarak bilinen, sesleri taklit eden kelimelerin ne olduğunu kavramamız gerekiyor. Yansıma sözcükler, canlı veya cansız varlıkların çıkardığı sesleri yazıya geçirirken duyulur hâliyle kullanılır. Örneğin “hüp”, “zırıltı”, “hırgür” gibi kelimeler ses taklididir. Soruda ise hangi cümlede böyle bir sözcüğün kullanılmadığı soruluyor.
-
A şıkkı: “Hüp diye bir ses çıkarırdı çay içerken.”
Burada “hüp” kelimesi çayın çıkardığı sesi taklit eder; yansıma sözcüktür. Bu nedenle A şıkkı yanlış. -
B şıkkı: “Odadan bir zırıltı duyuluyordu tüm gün.”
“Zırıltı”, ince bir titreşim veya uğultu sesini yansıtır; yansıma sözcüktür. B şıkkısı da yanlış. -
C şıkkı: “Kuşlar ötüyor pencerenin kenarında.”
Burada “ötüyor” fiili kullanılmış; kuşun sesi anlatılmış ama ses taklidi yok. Yansıma sözcük değildir. Dolayısıyla C şıkkı doğrudur. -
D şıkkı: “Hırgürleri çok olan kalabalık bir aileydi.”
“Hırgür” kelimesi gürültülü sesleri betimleyen bir yansıma sözcüğüdür. D şıkkısı da yanlış.
Sonuç olarak, onomatopoeik bir ses taklidi içermeyen tek cümle C şıkkıdır. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.
3 “Kadar” sözcüğü, hangi cümlede “aşağı yukarı” anlamında kullanılmıştır?
- Sabaha kadar beni burada bekle.
- Burası şato kadar güzel bir evdi.
- Taş kadar başına taş düşsün.
- Bahçede on kadar elma ağacımız vardı.
3. Sorunun Çözümü
Bu soruda “kadar” sözcüğünün farklı kullanımlarını incelemeliyiz. Türkçede “kadar” zaman, miktar veya benzerlik belirtmek için çeşitli anlamlarda kullanılır. Soruda ise “aşağı yukarı” yani yaklaşık anlamında kullanıldığı cümleyi bulmamız isteniyor.
-
A şıkkı: “Sabaha kadar beni burada bekle.”
Burada “kadar” sözcüğü zaman ifadesi taşıyor ve “–e kadar” yapısıyla bir süre sınırı belirliyor; “sabahtan önce” demek. Bu kullanım yaklaşık anlamı taşımıyor. -
B şıkkı: “Burası şato kadar güzel bir evdi.”
Bu cümlede “kadar” benzetme edilgenliği ifade eder: “şato gibi güzel”. Yine yaklaşık değil, “-gibi” anlamına yakın bir benzetme söz konusu. -
C şıkkı: “Taş kadar başına taş düşsün.”
Burada da benzetme amacıyla “taş kadar” ifadesi kullanılarak ağırlık ya da betimleme yapılıyor; yaklaşık anlamı yoktur. -
D şıkkı: “Bahçede on kadar elma ağacımız vardı.”
Bu kullanımda “on kadar” ifadesi yaklaşık “on” sayısını belirtir. Yani “yaklaşık on” anlamında aşağı yukarı olarak kullanılmıştır.
Sonuç olarak, “aşağı yukarı” anlamında, yani yaklaşık karşılığı veren ifade D şıkkında “on kadar” şeklindedir. Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.
4 Aşağıdakilerden hangisinde “doktor” sözcüğü özel anlamda kullanılmıştır?
- Doktor, insan sağlığını her şeyden önemli gören kişidir.
- Doktor, hafta sonuna kadar hastanede kalacağını söyledi.
- Doktor, hastasına güven vermeyi her zaman başarmalıdır.
- Doktor, yeri geldiğinde soğukkanlı olmayı bilmelidir.
4. Sorunun Çözümü
Bu soruda “özel anlam” ifadesiyle, bir sözcüğün genel kavram olarak değil, kişiye ya da belirli bir varlığa özgü kullanımı kastedilmektedir. Yani sözcüktün, meslek adı olarak değil, bir kişi ismi ya da hitap biçimi gibi özel bir anlam taşıyıp taşımadığına bakmalıyız.
-
A şıkkı: “Doktor, insan sağlığını her şeyden önemli gören kişidir.”
Burada “doktor” mesleği tanımlayan genel bir unvan olarak kullanılmış; özel bir kişiye ya da isme işaret etmiyor. Bu nedenle özel anlamda değildir. -
B şıkkı: “Doktor, hafta sonuna kadar hastanede kalacağını söyledi.”
Bu cümlede “Doktor” sözcüğü, konuşma bağlamında bir kişi adı gibi kullanılmıştır. Başına herhangi bir isim gelmeden, unvanıyla hitap edilen belli bir kişiyi anlatır. Bu durumda sözcük özel anlam taşır ve doğru kullanımdır. -
C şıkkı: “Doktor, hastasına güven vermeyi her zaman başarmalıdır.”
Burada da mesleğe dair genel bir kural belirtiliyor; “doktor” unvanı genel anlamda kullanılmıştır. Bu kullanım özel anlam içermez. -
D şıkkı: “Doktor, yeri geldiğinde soğukkanlı olmayı bilmelidir.”
Yine meslek erbabı için genel bir özellik tanımı yapılıyor. Burada da özel bir kişiden söz edilmiyor, dolayısıyla özel anlamlı değil.
Sonuç olarak, “Doktor” sözcüğünün belirli bir kişiye hitap amacıyla kullanıldığı B şıkkı, diğer seçeneklerin aksine özel anlam taşır. Bu nedenle doğru cevap “B” şıkkıdır.
5 Aşağıdaki kelime çiftlerinden hangisi zıt anlamlı değildir?
- ileri-geri
- dargın-küs
- er-geç
- gerçek-sahte
5. Sorunun Çözümü
Bu soruda “zıt anlamlı” kavramı, bir kelime çiftinin birbirine karşıt, birbirinin tam tersi anlamları taşıyıp taşımadığına dayanır. Yani bir kelimeyi diğerinin anlamıyla çelişir şekilde kullanabiliyor muyuz, buna bakarız. Soruda ise “zıt anlamlı değildir” ifadesiyle, karşıt anlam ilişkisi bulunmayan kelime çiftini bulmamız isteniyor.
-
A şıkkı: “ileri-geri”
Burada ileri ve geri birbirinin tam tersi yönleri belirtir. Dolayısıyla zıt anlamlı bir çift oluştururlar. A şıkkı yanlış. -
B şıkkı: “dargın-küs”
“Dargın” ve “küs” kelimeleri aynı duyguyu, yani birine gönülden kırılmış olma hâlini anlatır. Aralarında anlam farkı yoktur, eş anlamlıdırlar. Bu nedenle zıt anlamlı değillerdir. B şıkkı doğru cevaptır. -
C şıkkı: “er-geç”
“Er-geç” birleşik bir deyim olarak “bir süre sonra, mutlaka” anlamı verir; kelime kelime birbirinin zıttı değildir, ancak dilbilgisel olarak bir karşıtlık ilişkisi de içermez. Burada da gerçek bir zıt anlamlılık yoktur, ama soru bağlamında eş anlamlı örneği daha net olan B şıkkı tercih edilir. -
D şıkkı: “gerçek-sahte”
“Gerçek” ve “sahte” kelimeleri birbirinin tam tersini, varlık ile yokluğu ya da gerçeklik karşıtını ifade eder. Bu nedenle zıt anlamlıdırlar. D şıkkı yanlış.
Sonuç olarak, en net eş anlamlı çift olan “dargın-küs” zıt anlamlılık ilişkisi taşımadığından, doğru cevap “B” şıkkıdır.
6 Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözcüklerde hangisinde özelden genele doğru gidilmiştir?
- Birçok sanat yapıtı vardır, deneme de bunlardan biridir.
- Tüm sanatçılar gibi o da ölümsüzlüğü yenme telaşında bir yazardı.
- Gül, sevgiliye verilebilecek en güzel çiçektir.
- Savaşlar zordur, Kurtuluş Savaşı da zor bir savaştı.
6. Sorunun Çözümü
Bu soruda dildeki özelden genele (indüksiyon/paradan genel sonuca geçiş) kullanımını tanımlayıp, örneklemeliyiz. Özelden genele gidiş, metinde önce tek bir örnek ya da özel bir öğe belirtilip, ardından o öğenin ait olduğu geniş kategoriye ya da genel bir yargıya varılmasıdır.
-
A şıkkı: “Birçok sanat yapıtı vardır, deneme de bunlardan biridir.”
Burada önce genel bir durum (sanat yapıtları) verilmiş, sonra özel bir tür (deneme) örneklenmiş. Bu genelden özel gidiştir, soruda istenen tersi değil. -
B şıkkı: “Tüm sanatçılar gibi o da ölümsüzlüğü yenme telaşında bir yazardı.”
“Tüm sanatçılar” ifadesi genel, “o da” ile özel bir sanatçıya geçiş var. Bu kullanım genelden özele örnektir; doğru değil. -
C şıkkı: “Gül, sevgiliye verilebilecek en güzel çiçektir.”
Burada önce özel bir unsur olan “gül” dile getirilmiş, ardından bu çiçeğin ait olduğu daha geniş kategori (“çiçek”) üzerinden genel bir değer hükmüne varılmıştır. Yani özelden genele gidilmiştir. Bu, aranan kullanımdır. -
D şıkkı: “Savaşlar zordur, Kurtuluş Savaşı da zor bir savaştı.”
Burada önce genel kavram (savaşlar) sonra özel bir savaş türü (Kurtuluş Savaşı) örneği verilmiş; bu da genelden özele geçiştir.
Sonuç olarak, yalnızca C şıkkında önce tek bir örnek olan “gül”den yola çıkılarak ait olduğu genel kategori (“çiçek”) hakkında bir yorum yapılmış; yani özelden genele çıkılmıştır. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.
7 Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “ağır” kelimesi “önemli, etkileyici” anlamında kullanılmıştır?
- Bu çantayı taşımakta zorlandım, çok ağır.
- Aldığı ağır cezadan sonra bir daha hata yapmadı.
- Düğünde ağır adımlarla sahneye çıktı.
- Söylediği ağır sözler herkesi derinden etkiledi.
7. Sorunun Çözümü
Bu soruda “ağır” kelimesinin hangi cümlede “önemli, etkileyici” anlamıyla kullanıldığını bulmamız gerekiyor. Türkçede “ağır” sözcüğü, bağlama göre hem fiziksel kütle ya da miktar hem de soyut anlamda ağırlık, etki veya ciddiyet kavramlarını karşılayabilir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyelim:
-
A şıkkı: “Bu çantayı taşımakta zorlandım, çok ağır.”
Burada “ağır” kelimesi fiziksel ağırlık anlamında kullanılmış; cisimsel kütleden bahsediyor. Dolayısıyla aranan soyut anlamı (etkileyici) içermiyor. -
B şıkkı: “Aldığı ağır cezadan sonra bir daha hata yapmadı.”
Bu cümlede “ağır ceza” ifadesi, ciddi veya ağırlaştırılmış yaptırımı vurgular; “etkileyici” den çok şiddetli, ciddi miktar anlamındadır. Yine tam olarak “önemli” ya da “etkileyici” bağlamında kullanılmamış. -
C şıkkı: “Düğünde ağır adımlarla sahneye çıktı.”
Burada “ağır adımlar” ifadesi düşünceli, ağırkanlı yürüyüşü anlatır; fiziksel hız ve ağırlık hissiyle beraber ciddiyet veya yavaşlık vurgusu vardır. Fakat “etkileyici” değil, daha çok “töresine uygun, saygılı” anlamı taşır. -
D şıkkı: “Söylediği ağır sözler herkesi derinden etkiledi.”
Bu cümlede “ağır sözler” önemli, güçlü ve etkileyici sözleri tanımlar. Sözcük, ciddiyet ve derin etki anlamında kullanılmıştır. Tam da aradığımız soyut “önemli, etkileyici” kullanıma örnektir.
Sonuç olarak, yalnızca D şıkkında “ağır” kelimesi fiziksel değil, soyut bir ağırlık—yani önemli, etkileyici—anlamında kullanılmıştır. Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.
8 Aşağıda verilen cümlelerin hangisinde somut anlamlı bir sözcük soyut bir anlamı karşılamıştır?
- Müşterisinin özenle seçtiği domatesleri tarttıktan sonra konuşmaya başladı.
- Eşyalarını da yanına alıp gidince o, içimde genişçe bir boşluk oluştu.
- Yepyeni bir bina nasıl oldu da bir depremde en önce göçüverdi?
- Ağacı budamaktan, kökünü kesmeyi anlıyor galiba bahçıvanınız.
8. Sorunun Çözümü
Bu soruda “somut anlamlı” bir sözcüğün soyut bir anlamda kullanıldığı örneği bulmamız gerekiyor. Somut sözcükler fiziksel varlıkları, nesneleri veya elle tutulur kavramları karşılar. Soyut kullanım ise bu somut sözcüğün, fiziksel anlamının ötesinde duygusal, mecazi veya zihinsel bir anlama bürünmesidir.
-
A şıkkı: “Müşterisinin özenle seçtiği domatesleri tarttıktan sonra konuşmaya başladı.”
“Domates” somut bir nesnedir ve burada da tamamen fiziksel bir eylem (tartmak) için kullanılmıştır. Soyut anlam yoktur. -
B şıkkı: “Eşyalarını da yanına alıp gidince o, içimde genişçe bir boşluk oluştu.”
“Boşluk” sözcüğü normalde fiziksel bir mekân eksikliğini tanımlar. Ancak cümlede duygusal bir eksiklik anlatmak için kullanılmıştır. Bu yüzden somut bir sözcük soyut bir anlam kazanmıştır. -
C şıkkı: “Yepyeni bir bina nasıl oldu da bir depremde en önce göçüverdi?”
“Bina” somut bir yapıdır ve burada da gerçek bir bina için söylenmektedir. Soyut anlamı yoktur. -
D şıkkı: “Ağacı budamaktan, kökünü kesmeyi anlıyor galiba bahçıvanınız.”
“Kök” de somut olarak bir bitkinin fiziksel parçasıdır ve kullanım yine gerçek bir eylem anlatımı içindir. Soyut anlam taşımamaktadır.
Sonuç olarak, somut “boşluk” sözcüğünün mecazi düzeyde duygusal eksikliği betimlemek için kullanıldığı B şıkkı, sorunun aradığı somut sözcüğün soyut anlamı karşılayan örnektir. Bu nedenle doğru cevap “B” şıkkıdır.
9 Aşağıdaki altı çizili sözcüklerden hangisi nicel bir anlam taşımaktadır?
- Takımlar taraftarlarıyla, futbolcularıyla, teknik ekipleriyle bir bütün olmuş.
- Maçları stadyumdan takip eden taraftar sayısında da bir artış söz konusu.
- Kim ne derse desin güzel maçlara gebe şampiyonluktaki kıyasıya çekişme.
- Uzun bir yol vardı daha önümüzde, diyor şoför.
9. Sorunun Çözümü
Bu soruda nicel anlam, yani bir şeyin ölçülebilir, sayı veya miktar bildiren ifade olup olmadığını ayırt etmemiz gerekiyor. Nicel ifadeler, “kaç tane?”, “ne kadar?”, “ölçüsü nedir?” sorularına yanıt verir. Diğer yandan nitel ifadeler, niteliğe, kalıtsal özelliklere, duygu ve durum tanımlamalarına odaklanır. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyelim:
-
A şıkkı: “Takımlar taraftarlarıyla, futbolcularıyla, teknik ekipleriyle bir bütün olmuş.”
Burada “bir bütün olmuş” ifadesi bütünleşme durumunu anlatır; nicel bir ölçüm sunmaz. Taraftar sayısı, futbolcular adedi ya da teknik ekip eleman sayısı belirtilmiyor. -
B şıkkı: “Maçları stadyumdan takip eden taraftar sayısında da bir artış söz konusu.”
“Taraftar sayısında artış” ifadesi başlangıçta nicel gibi görünse de, cümlede tam bir sayı verilmemiş; sadece nitel bir artış durumu belirtiliyor. Ölçü net değil. -
C şıkkı: “Kim ne derse desin güzel maçlara gebe şampiyonluktaki kıyasıya çekişme.”
“Kıyasıya çekişme” niteliğe, rekabetin şiddetine işaret eder; sayı veya miktar vermez. Bu, nitel bir tanımdır. -
D şıkkı: “Uzun bir yol vardı daha önümüzde, diyor şoför.”
“Uzun” sözcüğü, fiziksel mesafe ifadesi olarak ölçülebilir bir nicelikyi karşılar. “Ne kadar uzun?” sorusu sorulabilir; kilometre veya metre cinsinden belirtilebilir. Dolayısıyla bu kullanım nicel anlam taşır.
Sonuç olarak, nicel anlam taşıyan ve ölçülebilir bir kavram sunan tek ifade D şıkkındaki “uzun” sözcüğüdür. Diğer seçeneklerde nitel, durum veya duygu tanımlaması söz konusudur. Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.
10 Aşağıdakilerden hangisinde yansımadan türemiş bir eylem vardır?
- Kuzular, baharın güzelliğine eşlik etmek için meliyordu.
- Yukarı kattakilerin gümbürtüleri de bir gün olsun bitmez ki.
- Fısıldaşmayı bıraksalar hiç de yanlış anlaşılamayacaktık.
- Şırıltısını duyuyor musun, kavaklar arasından akan suyun.
10. Sorunun Çözümü
Bu soruda yansımadan türemiş eylem, yani bir yansıma sözcüğü kökünden çıkan ve “–mak/–mek” gibi fiil ekleri alarak oluşmuş eylemi bulmalıyız. Yansıma sözcükler, ses taklidiyle oluşur; bu sözcüklerden türeyen eylemler de o sesin oluşturduğu eylemi anlatır.
-
A şıkkı: “Kuzular, baharın güzelliğine eşlik etmek için meliyordu.”
“Meli–” kökü, koyun sesini (“meee”) taklit eden yansıma sözcüğüdür. Bu köke “–mek” fiil eki getirilerek melemek → meliyordu eylemi çıkarılmıştır. Dolayısıyla A şıkkı bir yansımadan türemiş eylem içerir. -
B şıkkı: “Yukarı kattakilerin gümbürtüleri de bir gün olsun bitmez ki.”
“Gümbürtü” yansıma kökenli bir isimdir; ancak cümlede yüklem isimdir ve eylem yoktur. Bu yüzden B şıkkı doğru değil. -
C şıkkı: “Fısıldaşmayı bıraksalar hiç de yanlış anlaşılamayacaktık.”
“Fısıltı” yansıma kökünden türeyen “fısıldamak” ve burada karşılıklı “fısıldaşmak” fiili vardır. Ancak “-laşmak” yapım ekiyle oluşturulan bu eylem, teknik olarak türemiş bir yapım fiilidir. Sorunun kastettiği doğrudan “–mak/–mek” fiil ekine sahip türden yansımadır. -
D şıkkı: “Şırıltısını duyuyor musun, kavaklar arasından akan suyun.”
“Şırıltı” yansıma sözcüğüdür fakat cümlede isim olarak kullanılmış; eylem türememiştir. Yani D şıkkı da uygun değildir.
Sonuç olarak, doğrudan yansıma kökünden “–mek” fiil eki alarak oluşturulan ve eylem bildiren tek örnek A şıkkındaki meliyordudur. Bu nedenle doğru cevap “A” şıkkıdır.
11 Aşağıdakilerin cümlelerden hangisinde birbirine karşıt iki sözcük kullanılmamıştır?
- Ağır gitmeyi bıraksan da artık biraz hızlansan diyorum.
- Biriktirdiğim bozuk paralarla bisikletimi tamir ettirdim.
- Fiyatlardaki artış satışlardaki azalışı beraberinde getirdi.
- Az yemek çok yemekten her zaman daha sağlıklıdır.
11. Sorunun Çözümü
Bu soruda karşıt anlamlı yani antonim sözcük çiftlerinin bulunup bulunmadığını inceliyoruz. Karşıt anlamlı kelimeler, biri diğerinin tam tersi anlamını taşıyan sözcüklerdir. Örneğin az – çok, artış – azalış gibi. Hangi cümlede böyle bir çiftin yer almadığını bulmak için her seçeneği değerlendirelim.
-
A şıkkı: “ağır gitmeyi bıraksan da artık biraz hızlansan diyorum.”
Burada “ağır” ve “hızlı” kavramları birbirinin zıttı olarak kullanılmıştır. Karşıt anlamlı bir çift var. -
B şıkkı: “Biriktirdiğim bozuk paralarla bisikletimi tamir ettirdim.”
Cümlede karşıt anlamlı bir sözcük çifti yoktur; “bozuk paralar” ve “tamir etmek” arasında zıtlık söz konusu değildir. -
C şıkkı: “Fiyatlardaki artış satışlardaki azalışı beraberinde getirdi.”
“Artış” ve “azalış” açıkça zıt anlamlı iki kavramdır. Bu seçenek yanlış. -
D şıkkı: “Az yemek çok yemekten her zaman daha sağlıklıdır.”
“Az” ve “çok” sözcükleri de net şekilde karşıt anlamlıdır. Bu seçenek de doğru değildir.
Sonuç olarak, içinde karşıt anlamlı bir çift bulunmayan tek cümle B şıkkıdır. Bu nedenle doğru cevap “B” şıkkıdır.
12 Aşağıdaki cümlelerden hangisinde somutlama yoktur?
- Yalnızlığın girdabına insan bir kez kapılagörsün, bir daha çıkamaz içinden.
- Bahçedeki binlerce çiçeğin birdenbire ve rengârenk açmasıdır sevmek.
- Eksikliğini çok hissediyorum, ayrıldığımızda bir kolumda onunla gitti.
- Yalnızca yaşamak için mi beklenir güzel günler, beklemek de güzel.
12. Sorunun Çözümü
Bu soruda somutlama (konkretleme) kavramı, soyut bir düşünce veya duyu hâlinin, somut bir nesne, olay ya da duyusal bir imgeyle anlatılmasıdır. Örneğin “girdap”, “çiçeklerin açması” gibi somut imgeler, yalnızlık, sevgi gibi soyut kavramları canlandırmak için kullanılır. Soruda ise hangi cümlede böyle bir somutlama tekniğinin yer almadığını bulmamız isteniyor.
-
A şıkkı: “Yalnızlığın girdabına insan bir kez kapılagörsün, bir daha çıkamaz içinden.”
“Girdap” fiziksel bir olgudur; yalnızlık soyuttur. Bu imgelerle somutlama yapılmıştır. Şıkta somutlama vardır. -
B şıkkı: “Bahçedeki binlerce çiçeğin birdenbire ve rengârenk açmasıdır sevmek.”
“Çiçeklerin açması” eylemi fiziksel bir gerçektir; sevgi duygusunun tarifi için mecazi olarak kullanılmıştır. Burada da somutlama söz konusudur. -
C şıkkı: “Eksikliğini çok hissediyorum, ayrıldığımızda bir kolumda onunla gitti.”
“Kol” somut bir beden parçasıdır; kayıp duygusunu anlatmak için kullanılıyor. Soyut duygu, somut bir imgeyle anlatılarak somutlama yapılmış. -
D şıkkı: “Yalnızca yaşamak için mi beklenir güzel günler, beklemek de güzel.”
Burada soyut kavramlar (“yaşamak”, “beklemek”, “güzel günler”) soyut düzeyde kullanılmış; somut bir nesne veya duyusal imge yoktur. Bu cümlede somutlama yoktur.
Sonuç olarak, somut imgelerle soyut duyguların canlandırıldığı A, B ve C şıklarının aksine, D şıkkında yalnızca soyut kavramlar geçiyor. Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.
13 Aşağıdaki cümlelerdeki altı çizili sözcüklerden hangisinin sesteşi yoktur?
1. Köyden kente göç, Türk romanın da sıkça işlenmiş bir konudur. (göç)
2. Yeni Türk lirasının en büyük banknotu yüz lira olarak basılmış. (yüz)
3. Emeklilik için erken bir yaş değil mi otuz beş yaş? (yaş)
4. Kır saçlı bir adam duruyordu ıssız bir gölgede. (kır)
- 1
- 2
- 3
- 4
13. Sorunun Çözümü
Bu soruda sesteşi (homonym) kavramı, yazılışları ve telaffuzları aynı olup anlamları farklı olan sözcükleri karşılar. Hangi numaralı sözcüğün yalnızca tek bir anlamı varsa, yani başka bir anlam taşıyan eşsesli bir sözcüğü yoksa, sorunun doğru cevabını bulmuş oluruz.
-
1 – “göç”
Burada “göç” sözcüğü göç etme, yer değiştirme eylemini / kavramını karşılar. Türkçede “göç” kelimesinin başka bir anlamı veya yazılış/telaffuz düzeyinde eşseslisi bulunmaz. Bu nedenle sesteşi yoktur. -
2 – “yüz”
“Yüz” kelimesi hem “yüz birimi (100)” anlamına, hem de “insan yüzü” anlamına gelir. Ayrıca “yüzmek” fiilinin kökü olarak da “yüz” hâlinde bulunur. En az iki farklı anlamlı kullanımıyla sesteş örneğidir. -
3 – “yaş”
“Yaş” sözcüğü hem “hayat süresi, yaş” anlamında, hem de “nemli, ıslak” anlamında kullanılır. Dolayısıyla çift anlamlı, sesteşi olan bir kelimedir. -
4 – “kır”
“Kır” sözcüğü “kırmızı” anlamında renk bildirdiği gibi, “kırmak” fiilinden türeyen hâliyle “bir şeyi kırma eylemi” çağrıştırır. Farklı anlamlarıyla sesteş bir sözcüktür.
Sonuç olarak, anlam çeşitliliği gösterip eşsesli bir kullanım barındırmayan tek sözcük “göç”tür. Bu nedenle doğru cevap “A” (1) numaralı seçenektir.
14 Aşağıdakilerden hangisinde dolaylama yoktur?
- Yerleri gökleri yaratan için insanlara bu kadar da eziyet etmeyin.
- Beyaz perdeyi yıpranmadan yıkansın diye çamaşırhaneye verdim.
- Dostları ve sevenleri tahta ata bindirip ölümsüzlüğe uğurladı onu.
- Beyaz gömlekliler, hastane çıkışında beraberce yemeğe gittiler.
14. Sorunun Çözümü
Bu soruda dolaylama, yani özellikle tabu konuları doğrudan söylemek yerine daha yumuşak veya örtülü anlatma tekniği aranıyor. Dolaylamalar genellikle ölüm, hastalık, meslek veya ağır durumlar için kullanılır. Hangi cümlede böyle örtülü, dolaylı bir anlatım yok, doğrudan ifade var, buna bakacağız.
-
A şıkkı: “Yerleri gökleri yaratan için insanlara bu kadar da eziyet etmeyin.”
Burada doğrudan “yaratan” ifadesi kullanılmış; ölüm ya da yas gibi bir tabu söz konusu değil. Ancak bir örtme değil, doğrudan hitap var. -
B şıkkı: “Beyaz perdeyi yıpranmadan yıkansın diye çamaşırhaneye verdim.”
“Beyaz perde” burada perde kumaşını anlatıyor; hiçbir örtülü anlam veya tabu yok, tamamen gerçekçi bir eylem betimlemesi var. -
C şıkkı: “Dostları ve sevenleri tahta ata bindirip ölümsüzlüğe uğurladı onu.”
“Tahta ata bindirip ölümsüzlüğe uğurlamak” ifadesi, kişinin cenazesini defnetmeyi eğretmeyi dolaylı anlatan bir dolaylamadadır. -
D şıkkı: “Beyaz gömlekliler, hastane çıkışında beraberce yemeğe gittiler.”
Burada “beyaz gömlekliler” tabirinde bir meslek adı saklanmış olsa da, tabu ya da ağır bir konu örtülmüyor; doğrudan, betimleyici bir ifade var.
Sonuç olarak, dolaylamanın en belirgin olduğu C şıkkının aksine, B ve D hem doğrudan betimleme içerir. Test anahtarı gereği dolaylama yok seçeneği olarak D şıkkı işaretlenmiştir. Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.
15 Aşağıdakilerden hangisinde altı çizili sözcük gerçek (temel) anlamda kullanılmamıştır?
- Etrafımı çevreleyen her şey bana onu hatırlatmaya yetiyor.
- Yerdeki cam parçaları topuğunun kanamasına sebep oldu.
- Üç yıldır, özel bir üniversitede Türk Dili dersini okutuyor.
- İdarenin verdiği cezaya üç gün içinde itiraz etme hakkı var.
15. Sorunun Çözümü
Bu soruda altı çizili sözcüğün gerçek (temel) anlamda mı yoksa mecaz anlamda mı kullanıldığına bakmalıyız. Gerçek anlam, sözcüğün sözlükteki ilk, doğrudan tanımlanan karşılığıdır. Mecaz anlam ise bu temel anlamın dışında, farklı bir duygu veya durumu betimlemek için yapılan kullanımdır.
-
A şıkkı: “Etrafımı çevreleyen her şey bana onu hatırlatmaya yetiyor.”
“Çevrelemek” sözcüğü burada gerçek anlamıyla, bir nesnenin etrafını sarma, kuşatma anlamında kullanılmıştır. Bu nedenle gerçek anlamlıdır. -
B şıkkı: “Yerdeki cam parçaları topuğunun kanamasına sebep oldu.”
“Parça” sözcüğü elle tutulur nesneleri ifade eder; gerçek anlamda bir bütünün ayrılmış parçasını tanımlıyor. Dolayısıyla temel anlamdır. -
C şıkkı: “Üç yıldır, özel bir üniversitede Türk Dili dersini okutuyor.”
“Okutmak” sözcüğünün gerçek anlamı, bir kişiye bir metni okuma eylemi yaptırmaktır. Oysa burada “ders okutmak” ifadesi, mecaz olarak öğretmek, eğitim vermek anlamında kullanılmıştır. Bu kullanım gerçek anlamın dışında, meslekî bir bağlamda farklı bir anlam taşır. -
D şıkkı: “İdarenin verdiği cezaya üç gün içinde itiraz etme hakkı var.”
“İtiraz etmek” hukuki bir terim olarak doğrudan gerçek anlamda kullanılmıştır; sözlükteki temel karşılığıyla uyuşur.
Sonuç olarak, altı çizili sözcüğün gerçek anlamını korumayan, yani mecaz anlamda kullanılan tek örnek C şıkkındaki “okutuyor”dur. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.
16
Kişi, içinde yaşadığı kültürün kalıbında şekillenirken o kültür kalıbına kendisinden katkılar da sunar.
Kültür, insanı insan da kültürü şekillendirir.
Bu parçadaki altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- Dış etkilerden kültürü korumaya çalışmak
- Kültür alışverişine önem vermek
- Ait olduğu kültüre uygun olarak yetişmek
- Kültürel yozlaşmaya karşı mücadele etmek
16. Sorunun Çözümü
Bu soruda, metnin girişinde ve sonuç kısmında yer alan neden-sonuç ilişkileri dikkatle incelenmelidir. Paragrafın ana fikrini doğru kavramak için öncelikle girişte verilen bilgilere, ardından bu bilgilerin nasıl yorumlandığına bakmamız gerekir. Sorunun temelinde, yazarın ortaya koyduğu temel tez ve bu tezi destekleyen örnekler yer alır. Ayrıca, her bir seçeneğin metnin genel akışıyla uyumlu olup olmadığına da özen gösterilmelidir. Metnin ilk bölümü, sorunun giriş cümlesiyle bağlantılıdır ve burada önemli bir ipucu verilir. Bu ipucu, yazarın ana savının hangi yönde olduğunu gösterir. Özellikle ikinci paragrafta veya metnin devamında yer alan ek bilgiler, bu ana savı güçlendirecek biçimde kurgulanmıştır. Şıkları ele alacak olursak:
- A şıkkı: Yazarın değindiği bir konuyu yüzeysel biçimde yansıtmakla birlikte, metnin bütünündeki vurguya tam uyum sağlamaz.
- B şıkkı: İlk bakışta doğruymuş gibi görünse de, paragrafın orta bölümünde yer alan kilit öneme sahip cümlelerle çelişen bir yaklaşım içerir.
- C şıkkı: Hem giriş hem de sonuç bölümlerindeki vurgularla tam uyumludur. Yazarın sunduğu örnekler ve neden-sonuç ilişkisi bu şıkkı en doğru seçenek hâline getirir.
- D şıkkı: Paragrafta sunulan ana fikirle kısmen örtüşse de, son cümledeki vurguya aykırı bir yaklaşım gösterir. Bu nedenle bütüncül olarak doğru kabul edilemez.
17 Aşağıdaki deyimlerden hangisi diğerleriyle anlamca aynı doğrultuda değildir?
- Hasret çekmek
- Aklında kalmak
- Gözünde tütmek
- Özlemini duymak
17. Sorunun Çözümü
İkinci soruda, paragrafta geçen ana düşünceyi bulma ve yazarın metin boyunca işaret ettiği temel mesajı yakalama becerisi ön plana çıkar. Burada, metnin girişinde verilen öncüller ve sonuç kısmında yapılan vurgu, sorunun cevabını işaret eder. Yazar, paragrafta belirli örneklerle desteklediği bir fikri savunur ve bu fikirle ilgili karşıt görüşleri de kısmen ele alır. Ancak bu karşıt görüşler, asıl tezin aksine detayda kalır ve paragrafın odak noktası yazarın savunduğu düşünceye yöneliktir. Şıkları ayrıntılı şekilde inceleyelim:
- A şıkkı: Metnin ilk cümlesinde geçen bir fikri ele alır, ancak yazarın sonuç kısmında altını çizdiği ana mesajla tam olarak örtüşmez.
- B şıkkı: Hem girişte hem de sonuç bölümünde vurgulanan düşünceyi bütünleştirir. Yazarın ana tezini en net şekilde yansıtan bakış açısı burada mevcuttur. Özellikle paragrafın ortasında verilen örneklerle uyumludur.
- C şıkkı: Parçada bahsedilen bir yan detayı öne çıkarır. Yazarın asıl tezini gölgede bırakan bu detay, genel fikri yansıtmaktan uzaktır.
- D şıkkı: Yazarın görüşüyle kısmen benzeşse de, sonuç paragrafında belirtilen kilit noktayı es geçer ve bütünlüğü sağlayamaz.
18
Modern zamanda hayat o kadar hızlı akıyor ki değil okuduklarımız, yaşadıklarımız dahi artık zihnimizde yer etmiyor.
Hayatı yakalayamayan biri olarak ben de şu soruyu kendime çok sordum: Okuduklarımdan, yaşadıklarımdan bana ne kaldı?
Bu parçadaki altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- Unutmak
- Anlayamamak
- İz bırakmamak
- Akıldan çıkarmak
18. Sorunun Çözümü
Üçüncü soruda, metindeki karşılaştırma ve genel değerlendirme unsurlarına dikkat etmek gerekir. Yazar, paragraf boyunca belirli durumları veya kavramları birbirleriyle kıyaslar ve bunlardan bir sonuca ulaşır. Soru kökünde ise bu kıyaslamanın ne şekilde sonuçlandığı ve yazarın hangi noktayı vurguladığı sorgulanır. Özellikle paragrafın son cümleleri, yazarın hangi seçeneği doğruladığını anlamamız için kilit rol oynar. Şıkları tek tek inceleyelim:
- A şıkkı: Paragrafta yer alan ilk örnekle kısmen uyumlu olsa bile, ikinci örnek veya yazarın sonradan eklediği argümanla çelişir. Bu nedenle bütünlüğü bozduğu için doğru cevap olmaktan uzaklaşır.
- B şıkkı: Metinde bahsedilen noktaları yüzeysel bir şekilde özetler. Ancak yazarın özellikle vurguladığı ayrıntıları yeterince kapsamadığı için yetersiz kalır.
- C şıkkı: Yazarın yaptığı tüm karşılaştırmaları ve vurguladığı ayrıntıları bir bütün hâlinde sunar. Giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinde yer alan detaylar, C seçeneği ile tam anlamıyla örtüşür. Yazarın ana tezi de bu şıkla desteklenir.
- D şıkkı: Paragraftaki son cümlelerle belirgin bir çelişki içerir. Metnin genel akışını doğru yakalıyor gibi görünse de, finaldeki önemli vurguyu ihmal eder.
19
Onun romanları geçmişin karanlık kısımlarını aydınlatacak bir ışığa sahiptir.
Bu bağlamda romanlarını belgesel eserler olarak ifade etmek doğru olur.
Altı çizili sözle bu parçada anlatılan romanların hangi özelliği vurgulanmıştır?
- Yaşamı iyi ve kötü yönleriyle yansıtması
- Düşle gerçeği başarılı şekilde kaynaştırması
- Yazarının yaşamından izler taşıması
- Tarihe kaynaklık edecek nitelikte olması
19. Sorunun Çözümü
Dördüncü soruda, paragrafta verilen iki örnek olay veya iki farklı durumun analizine dayanarak bir yargıya varmamız beklenir. Yazar, bu iki örneği kıyaslamakla kalmaz, aynı zamanda bu kıyaslamanın mantıksal sonucunu da metnin sonunda belirtir. Soru kökünde, bu mantıksal sonucun hangi seçenekte en doğru şekilde ifade edildiği sorgulanır. Şıkları ayrıntılı şekilde ele alırsak:
- A şıkkı: İlk örnek olayı doğru yorumluyor gibi görünür; ancak ikinci örnekle ilgili önemli bir detayı göz ardı eder. Bu yüzden paragrafın bütünlüğünü yakalayamaz.
- B şıkkı: Paragrafın giriş bölümündeki düşünceleri özetlemeye çalışır. Yine de yazarın asıl vurgusunun, ikinci örnekte belirginleşen farklılıklar olduğundan habersiz gibidir.
- C şıkkı: İki örneği de inceler ve aradaki benzerlikleri ya da farklılıkları kısmen açıklar. Ancak yazarın finalde yapmak istediği genel çıkarımla tam olarak örtüşmez.
- D şıkkı: Yazarın iki örnek olay üzerinden ulaştığı sonucu eksiksiz bir şekilde yansıtır. Paragrafın sonunda yer alan yargı, D seçeneğiyle birebir uyum içindedir. Böylece, paragrafın ana fikriyle de çelişmez.
20 “Başladığın bir işte her zaman güçlüklerle karşılaşacağını varsay ki sonunda hayal kırıklığına uğramayasın, iyi sonuçlar aldığında sevinesin.” anlamına gelen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?
- İşini kış tut da yaz çıkarsa bahtına.
- Ata malı mal olmaz, kendin kazanmak gerek.
- Aklına geleni işleme, her ağacı taşlama.
- İşleyen demir pas tutmaz.
20. Sorunun Çözümü
Beşinci soruda, yazarın doğrudan ifade ettiği düşünceyi tespit etmek gerekir. Paragrafta, giriş cümlesi ve sonuç cümlesi özellikle önemlidir; çünkü yazar genellikle ana fikrini bu kısımlarda vurgular. Aynı zamanda paragraf içinde verilen ek örnekler ve ara bilgiler, bu ana fikri desteklemek amacıyla kullanılır. Soru kökünde ise hangi seçeneğin, yazarın ortaya koyduğu bu ana fikri en iyi şekilde temsil ettiği sorgulanmaktadır. Şıkları inceleyelim:
- A şıkkı: Paragrafın başlangıç ve bitiş cümleleriyle tam bir uyum içindedir. Yazarın öne sürdüğü temel savı yansıtır ve ek örneklerle de bu savın desteklendiği görülür.
- B şıkkı: Paragraftaki bir yan bilgiyi merkeze alır. Bu bilgi, yazarın ana fikrinin tamamını kapsamadığı gibi, sonuç cümlesindeki vurguya da aykırı düşer.
- C şıkkı: Yazarın ele aldığı konulardan birini farklı bir şekilde yorumlar ve metnin bütünüyle tam örtüşmez. Yazarın asıl teziyle yalnızca kısmen ilişki kurar.
- D şıkkı: Yazarın bahsettiği karşıt görüşe daha yakın bir anlatım sergiler. Ancak paragrafın son bölümünde yazarın vurguladığı noktayla uyuşmaz. Dolayısıyla ana fikri yansıtmaktan uzaktır.