1
Eserde, istediği her şeyi zorlanmadan elde eden hâli vakti yerinde bir adamın, mutlu olmadığını fark etmesi anlatılıyor.
Bu durum, onu insanlığını yeniden keşfedeceği olayların içine itiyor.
Bu parçadaki altı çizili deyimin anlamı aşağıdakilerden hangisidir?
- Esprili ve çok konuşan
- Görünüşü, davranışı düzgün
- Paraca durumu iyi, zengin
- Yemeyi, içmeyi çok seven
1. Sorunun Çözümü
Soruda geçen “hâli vakti yerinde” ifadesi, bir kişinin maddi durumunun iyi olduğunu belirtmek için kullanılan bir deyimdir. Bu tür deyimler genellikle bir durum ya da özelliği kısa ve etkili bir şekilde anlatmak için kullanılır. Şıkları tek tek incelediğimizde:
A) Esprili ve çok konuşan: Bu ifade, kişinin mizacı ve konuşkanlık özelliği ile ilgilidir. Ancak “hâli vakti yerinde” deyimi, konuşkanlık veya espriyle ilgili değildir.
B) Görünüşü, davranışı düzgün: Bir kişinin dış görünüşü veya terbiyesi ile ilgilidir. Ancak “hâli vakti yerinde” ifadesi, doğrudan görünüş veya karakteri ifade etmez.
C) Paraca durumu iyi, zengin: Bu şık, deyimin anlamına tam olarak uymaktadır. “Hâli vakti yerinde” ifadesi, kişinin ekonomik açıdan iyi durumda olduğunu anlatır.
D) Yemeyi, içmeyi çok seven: Bu ifade, kişinin beslenme alışkanlıklarıyla ilgilidir. Ancak soruda geçen deyim, yeme içmeyle ilgili değildir.
Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.
2
Karagöz ― Nereden geliyorsun böyle?
Hacivat ― Efendim, çarşıya gidip kendime bir şapka aldım, oradan geliyorum.
Karagöz ― Ne yapayım şapka aldınsa? Paran varmış da almışsın.
Hacivat ― Canım Karagöz’üm, öyle mi derler?
Karagöz ― Ya nasıl derler?
Hacivat ― – – – -, derler.
Bu parçada boş bırakılan yere anlam akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
- Geçmiş olsun
- Güle güle kullan
- Kolay gelsin
- Hoş geldiniz, sefa geldiniz
2. Sorunun Çözümü
Soruda, Karagöz ve Hacivat arasında geçen bir konuşmada boş bırakılan yere uygun bir ifadenin getirilmesi istenmektedir. Diyalog içinde Karagöz, Hacivat’ın bir şapka aldığını öğrenince “Ne yapayım şapka aldınsa? Paran varmış da almışsın.” diyerek durumu sıradanlaştırıyor. Hacivat ise Karagöz’ün bu sözlerine bir karşılık vererek doğru ifadeyi tamamlamalıdır.
A) Geçmiş olsun: “Geçmiş olsun” genellikle hastalık, kaza ya da kötü bir olayın ardından söylenen bir sözdür. Burada uygun değildir.
B) Güle güle kullan: Yeni alınan bir eşya için kullanılan, kişinin aldığı eşyayı mutlu bir şekilde kullanmasını dile getiren bir ifadedir. Bu şık, diyalogdaki boşluğa tam olarak uygundur.
C) Kolay gelsin: Çalışan veya bir işle meşgul olan kişilere söylenen bir ifadedir. Bu durumda kullanılmaz.
D) Hoş geldiniz, sefa geldiniz: Bir misafirin geldiğinde söylenen bir selamlaşma sözüdür. Burada mantıklı bir seçim değildir.
Bu nedenle doğru cevap “B” şıkkıdır.
3
Kündekâri, ahşap işçiliğinin önemli tekniklerinden biri olarak Anadolu’da Selçuklu zamanında ortaya çıkmıştır.
Ahşaba sabırdan kanatlar takmaya benzer kündekâri.
Ortaya konan harika eserler, zevk sahibi bir medeniyetin habercisidir.
Tarihin derinliklerinden sağ salim gelen bu eserlerde eşsiz bir ahengin sesi duyulur.
Bu parçadaki altı çizili sözün anlamı aşağıdakilerden hangisidir?
- Ara vermeden
- Kusurlarından arınarak
- Hiçbir zarar görmeden
- Düzenli bir biçimde
3. Sorunun Çözümü
Soruda geçen “sağ salim gelen” ifadesinin anlamı sorulmaktadır. Öncelikle bu deyimin anlamını açıklayalım:
“Sağ salim”, herhangi bir zarar görmeden, eksiksiz ve sağlam bir şekilde ulaşmak anlamına gelir. Bu bilgiyi göz önünde bulundurarak şıkları inceleyelim:
A) Ara vermeden: Bu ifade, kesintisiz bir süreci ifade eder. Ancak “sağ salim” ifadesiyle doğrudan ilgili değildir.
B) Kusurlarından arınarak: Bir şeyin hatasız veya eksiksiz hale getirilmesi anlamına gelir. Ancak “sağ salim” ifadesi, bir şeyin zarar görmemesiyle ilgilidir, kusurlarından arınmasıyla değil.
C) Hiçbir zarar görmeden: Tam olarak “sağ salim” deyiminin anlamına karşılık gelmektedir. Burada, bir şeyin hiçbir hasar almadan, eksiksiz bir şekilde korunarak günümüze ulaştığı anlatılmaktadır.
D) Düzenli bir biçimde: Bir şeyin belli bir düzene göre yapıldığını ifade eder. Ancak bu da “sağ salim” ifadesiyle doğrudan ilgili değildir.
Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.
4 “Olur olmaz” sözü aşağıdaki cümlelerin hangisinde “Olunca, olmasından hemen sonra” anlamında kullanılmıştır?
- Hiç kimseyi düşünmüyor, olur olmaz nedenlerle kırıyordu bizi.
- Yazarların ağzından bazen olur olmaz sözler dökülüyor.
- Olur olmaz insanlarla konuşup vaktinizi boşa harcamayın.
- Kaza olur olmaz olay yerine trafik polisleri gelmişti.
4. Sorunun Çözümü
Soruda “Olur olmaz” ifadesinin hangi cümlede “Olunca, olmasından hemen sonra” anlamında kullanıldığı sorulmaktadır. Öncelikle seçenekleri inceleyelim:
- A) Hiç kimseyi düşünmüyor, olur olmaz nedenlerle kırıyordu bizi. – Burada “olur olmaz nedenlerle” ifadesi, “önemsiz, gereksiz nedenlerle” anlamında kullanılmıştır.
- B) Yazarların ağzından bazen olur olmaz sözler dökülüyor. – Buradaki kullanım da “önemli olmayan, gereksiz” anlamına gelmektedir.
- C) Olur olmaz insanlarla konuşup vaktinizi boşa harcamayın. – Bu cümlede de “gereksiz, lüzumsuz” anlamında kullanılmıştır.
- D) Kaza olur olmaz olay yerine trafik polisleri gelmişti. – Bu cümlede “olur olmaz” ifadesi, kazanın meydana gelmesinden hemen sonra anlamına gelmektedir.
Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.
5 “İnsan, elinden kaçırdığı küçük bir fırsatı gözünde büyüterek onun çok önemli olduğunu zanneder.” anlamına gelen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?
- Kaçan balık büyük olur.
- Ne doğrarsan aşına, o çıkar kaşığına.
- Dereden geçerken at değiştirilmez.
- Kuş, kanadına kira istemez.
5. Sorunun Çözümü
Soruda, “İnsan, elinden kaçırdığı küçük bir fırsatı gözünde büyüterek onun çok önemli olduğunu zanneder.” anlamına gelen atasözü sorulmaktadır. Şimdi seçenekleri değerlendirelim:
- A) Kaçan balık büyük olur. – Bu atasözü, kaçırılan fırsatın olduğundan daha değerli görüldüğünü ifade eder. Verilen anlam ile birebir örtüşmektedir.
- B) Ne doğrarsan aşına, o çıkar kaşığına. – Kişinin yaptığı eylemlerin sonuçlarını göreceğini ifade eder, konuyla ilgisizdir.
- C) Dereden geçerken at değiştirilmez. – Önemli bir süreçte değişiklik yapmamak gerektiğini anlatır.
- D) Kuş, kanadına kira istemez. – Bağımsızlık ve özgürlükle ilgili bir anlam taşımaktadır.
Bu nedenle doğru cevap “A” şıkkıdır.
6 Aşağıdaki altı çizili sözlerden hangisi deyim değildir?
- Eski arabasını geçen hafta elden çıkarmış.
- Para kazanmaya başlayınca burnu büyüdü, bizleri unuttu.
- Kırda biraz dolaşınca içi açıldı.
- Bugün hiç keyfim yok, sabahtan beri dişim ağrıyor.
6. Sorunun Çözümü
Soruda, verilen altı çizili ifadelerden hangisinin deyim olmadığı sorulmaktadır. Şimdi seçenekleri inceleyelim:
- A) Eski arabasını geçen hafta elden çıkarmış. – “Elden çıkarmak” ifadesi, bir şeyden kurtulmak anlamına gelir ve yaygın olarak kullanılan bir deyimdir.
- B) Para kazanmaya başlayınca burnu büyüdü, bizleri unuttu. – “Burnu büyümek” ifadesi, kibirli olmak anlamına gelir ve bu da bir deyimdir.
- C) Kırda biraz dolaşınca içi açıldı. – “İçi açılmak” deyimi, kişinin ferahlaması, rahatlaması anlamına gelir. Bu da bir deyimdir.
- D) Bugün hiç keyfim yok, sabahtan beri dişim ağrıyor. – Bu cümlede altı çizili bir deyim bulunmamaktadır. Kelime grubu anlam bakımından doğrudan bir deyim oluşturmamaktadır.
Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.
7
Anadolu’nun ulusal varlıkları olan atasözleri ruha işleyen bir etki taşır. Her atasözü bir dünya görüşüne, yüzyılların oluşturduğu bir hayat tecrübesine dayanır. Söz gelimi “- – – -” atasözüyle “herkesin zarar görmesine yol açacak işler yapan kimsenin, sonunda büyük bir zarara uğrayacağı” anlatılır.
Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdaki atasözlerinden hangisi getirilmelidir?
- Rüzgâr eken fırtına biçer.
- Acele işe şeytan karışır.
- Korkunun ecele faydası yoktur.
- Hazıra dağlar dayanmaz.
7. Sorunun Çözümü
Soruda, “herkesin zarar görmesine yol açacak işler yapan kimsenin, sonunda büyük bir zarara uğrayacağı” anlamına gelen bir atasözü istenmektedir.
Şıkları inceleyelim:
- A) Rüzgâr eken fırtına biçer: Bir kişi kötü ve zararlı işlere kalkışırsa, sonunda daha büyük bir zarar görecektir. Bu atasözü tam olarak verilen tanımla örtüşmektedir ve doğru cevaptır.
- B) Acele işe şeytan karışır: Bir işi acele yaparken hata yapma ihtimali yüksektir. Ancak bu atasözü, herkesin zarar göreceği ve sonunda büyük bir zarara uğrayacağı bir durumu anlatmamaktadır.
- C) Korkunun ecele faydası yoktur: Korkmak, ölümü veya kötü bir sonucu engellemez. Ancak burada kişinin yaptığı hataların sonucunu yaşamasıyla ilgili bir anlam bulunmamaktadır.
- D) Hazıra dağlar dayanmaz: Sürekli tüketen ama üretmeyen biri en büyük varlıkları bile zamanla tüketir. Bu da sorunun anlamıyla örtüşmemektedir.
Bu nedenle doğru cevap “A” şıkkıdır.
8
Derler ki Lokman Hekim, doktorların piriymiş. Dünyada ne kadar bilgi varsa hepsini bilir; bütün otların, çiçeklerin, ağaçların dilinden anlarmış.
Bu parçadaki altı çizili deyimin anlamı aşağıdakilerden hangisidir?
- Sevdiği bir kişiden ya da şeyden sürekli söz etmek
- Bir kimsenin içinde bulunduğu zor durumu kavrayarak hoşgörülü olmak
- Daha sözün başında ne demek istediğini anlamak
- Söz konusu olan şeyin özelliğini bilmek
8. Sorunun Çözümü
Soruda, “dünyada ne kadar bilgi varsa hepsini bilir; bütün otların, çiçeklerin, ağaçların dilinden anlarmış.” ifadesinde geçen “dilinden anlamak” deyiminin anlamı sorulmaktadır.
Şıkları inceleyelim:
- A) Sevdiği bir kişiden ya da şeyden sürekli söz etmek: Bu deyim, anlatılan anlamla ilgili değildir.
- B) Bir kimsenin içinde bulunduğu zor durumu kavrayarak hoşgörülü olmak: Burada bahsedilen durum bir insanın zor durumda olmasıyla ilgili değildir, dolayısıyla yanlış bir seçenektir.
- C) Daha sözün başında ne demek istediğini anlamak: Deyim, insanların konuşmasını anlama üzerine değil, doğayla ilgili bilgili olmayı anlatmaktadır.
- D) Söz konusu olan şeyin özelliğini bilmek: Bu deyim, Lokman Hekim’in bitkileri tanımasını ve onların özelliklerini bilmesini ifade etmektedir. Sorudaki anlamla birebir örtüşmektedir.
Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.
9
Gerçek, çoğu zaman karartılır fakat hiçbir zaman sönmez.
Aşağıdaki atasözlerinden hangisi bu özdeyişle anlamca aynı doğrultudadır?
- Doğru söz, yemin istemez.
- Gök gürlemeden yağmur yağmaz.
- Güneş balçıkla sıvanmaz.
- Kurt, dumanlı havayı sever.
9. Sorunun Çözümü
Soruda, “Gerçek, çoğu zaman karartılır fakat hiçbir zaman sönmez.” ifadesiyle anlamca aynı doğrultuda olan atasözü sorulmaktadır.
Şıkları inceleyelim:
- A) Doğru söz, yemin istemez: Gerçek olan şeyin yeminle doğrulanmasına gerek yoktur. Ancak bu, gerçeğin karartılsa bile yok olmayacağı anlamına tam olarak uymamaktadır.
- B) Gök gürlemeden yağmur yağmaz: Bir şeyin gerçekleşmeden önce belirtilerinin ortaya çıkması gerektiğini anlatır. Bu atasözü, gerçeğin yok edilemeyeceği anlamıyla doğrudan ilişkili değildir.
- C) Güneş balçıkla sıvanmaz: Ne kadar çaba gösterilirse gösterilsin, gerçekler gizlenemez ve yok edilemez. Bu atasözü sorudaki anlamla birebir örtüşmektedir.
- D) Kurt, dumanlı havayı sever: Kötü ortamları fırsata çeviren kişileri anlatır, ancak burada gerçeğin saklanamayacağı fikriyle bir bağlantısı yoktur.
Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.
10 Aşağıdakilerin hangisinde altı çizili ikileme “baştan savma bir biçimde, üstünkörü” anlamında kullanılmıştır?
- Ivır zıvır işlerle uğraştığı için toplantıya yetişememiş.
- Yarım yamalak iş yaparsan tabii ki kimse beğenmez.
- Çocuklar karlı yollarda düşe kalka ilerliyordu.
- Eğri büğrü sokaklarda kaybolduğumu düşünmüştüm.
10. Sorunun Çözümü
Bu soruda, altı çizili ikilemenin “baştan savma bir biçimde, üstünkörü” anlamında kullanıldığı cümleyi bulmamız isteniyor.
Doğru cevap: “B) Yarım yamalak iş yaparsan tabii ki kimse beğenmez.”
Neden doğru?
“Yarım yamalak” ifadesi, bir işi tam yapmamak, eksik ve özensiz yapmak anlamına gelir. Bu da “baştan savma, üstünkörü” anlamıyla birebir örtüşmektedir.
Diğer şıklar neden yanlış?
A) Ivır zıvır işlerle uğraştığı için toplantıya yetişememiş.
– “Ivır zıvır” ifadesi, önemsiz veya gereksiz şeyler anlamına gelir. Burada “üstünkörü” veya “baştan savma” anlamı yoktur.
C) Çocuklar karlı yollarda düşe kalka ilerliyordu.
– “Düşe kalka” ifadesi, zorluklarla, engellerle ilerlemek anlamına gelir. Burada bir işin baştan savma yapılması değil, engellerle karşılaşarak sürdürülmesi anlatılmaktadır.
D) Eğri büğrü sokaklarda kaybolduğumu düşünmüştüm.
– “Eğri büğrü” ifadesi, düzgün olmayan, inişli çıkışlı yollar veya yapılar anlamına gelir. “Baştan savma, üstünkörü” anlamını taşımaz.
Sonuç: “Yarım yamalak” ifadesi, “baştan savma, üstünkörü” anlamına en uygun olanıdır. Bu nedenle doğru cevap “B” şıkkıdır.
11
Dilimizde “burun” sözcüğüyle oluşturulmuş birçok deyim vardır. Örneğin “tehlikeli bir durumdan yara bere almadan kurtulmak” anlamında burnu bile kanamamak(I), “kendisini ilgilendirmeyen bir işe karışmak” anlamında burnunu sokmak(II), “kendisine söz söyletmemek ve huysuz olmak” anlamında burnu sürtülmek(III), “öğüt dinlemeyerek kendi bildiği gibi davranmak” anlamında burnunun dikine gitmek(IV) deyimlerini kullanırız.
Bu parçada numaralanmış deyimlerden hangisi yanlış açıklanmıştır?
- I
- II
- III
- IV
11. Sorunun Çözümü
Soruda, numaralanmış deyimlerden hangisinin yanlış açıklandığını bulmamız istenmektedir.
Doğru cevap: “C) III. Kendisine söz söyletmemek ve huysuz olmak.”
Neden doğru?
III. deyim olan “burnu sürtülmek”, açıklamada “kendisine söz söyletmemek ve huysuz olmak” şeklinde verilmiştir. Ancak bu yanlıştır.
– “Burnu sürtülmek” deyimi, bir kişinin yaptığı hatalardan ders alması, yanlış bir davranışının sonucunda pişman olması anlamına gelir.
– Verilen açıklama ise “inatçı ve huysuz olmak” anlamına gelmektedir ki bu tamamen farklıdır.
Diğer şıklar neden yanlış?
A) I. Tehlikeli bir durumdan yara bere almadan kurtulmak → “Burnu bile kanamamak”
– Doğrudur. “Burnu bile kanamamak”, en tehlikeli durumdan bile hiçbir zarar görmeden kurtulmayı anlatır.
B) II. Kendisini ilgilendirmeyen bir işe karışmak → “Burnunu sokmak”
– Doğrudur. “Burnunu sokmak”, bir kişinin kendisini ilgilendirmeyen bir konuya müdahale etmesi anlamına gelir.
D) IV. Öğüt dinlemeyerek kendi bildiği gibi davranmak → “Burnunun dikine gitmek”
– Doğrudur. “Burnunun dikine gitmek”, bir kişinin başkalarının öğütlerine veya uyarılarına aldırmadan bildiği gibi hareket etmesi anlamına gelir.
Sonuç: Yanlış açıklama III. deyime aittir. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.
12
Genç mühendis, gecesini gündüzüne katarak uğraştı ve bugünlere geldi.
Bu cümledeki altı çizili deyimin anlamı aşağıdakilerin hangisinde vardır?
- Yeni arkadaşımızın sevecen tavırları hepimizin çok hoşuna gitti.
- Telefonu icat eden Graham Bell, ara vermeden büyük bir gayretle çalışmıştır.
- Geceleri uyanık kalıp gündüzleri uyuyan kişilerde sağlık sorunları oluşabilir.
- Hasan Usta, gençliğinde edindiği varlıklar sayesinde ihtiyarlığında rahat ettiğini söyler.
12. Sorunun Çözümü
Soruda, altı çizili deyimin anlamına en uygun ifadeyi bulmamız istenmektedir.
Doğru cevap: “B) Telefonu icat eden Graham Bell, ara vermeden büyük bir gayretle çalışmıştır.”
Neden doğru?
“Gecesini gündüzüne katmak” deyimi, bir kişinin çok yoğun çalıştığını, uykusuz kaldığını ve büyük çaba sarf ettiğini ifade eder.
– “B” şıkkındaki cümlede Graham Bell’in “ara vermeden büyük bir gayretle çalıştığı” belirtilmiştir. Bu da “gecesini gündüzüne katmak” deyimiyle tam olarak aynı anlamdadır.
Diğer şıklar neden yanlış?
A) Yeni arkadaşımızın sevecen tavırları hepimizin çok hoşuna gitti.
– Burada çalışma veya çaba gösterme ile ilgili bir anlam bulunmamaktadır.
C) Geceleri uyanık kalıp gündüzleri uyuyan kişilerde sağlık sorunları oluşabilir.
– Burada bir kişinin çok çalışması değil, sadece gece uyanık kalması anlatılmıştır. “Gecesini gündüzüne katmak” deyimi ise çalışmakla ilgilidir.
D) Hasan Usta, gençliğinde edindiği varlıklar sayesinde ihtiyarlığında rahat ettiğini söyler.
– Bu cümlede, geçmişte çalışıp varlık edinmekten bahsediliyor ancak yoğun çalışma, fedakârlık veya çaba vurgulanmamış.
Sonuç: En uygun anlamı taşıyan ifade “B” şıkkındaki cümledir. Bu nedenle doğru cevap “B” şıkkıdır.
13
Konuşurken insanların bam teline basmak yerine onları memnun edecek konulara odaklanın.
Bu, sizin daha etkileyici bir konuşmacı olmanızı sağlayacaktır.
Bu parçadaki altı çizili deyimin anlamı aşağıdakilerden hangisidir?
- Derin bir kaygıya yol açacak şekilde konuşmak
- Çok şaşırtacak bir söz söylemek
- Çok kızılacak bir şey yapmak veya söz söylemek
- Dikkate almamak, göz önünde tutmamak
13. Sorunun Çözümü
Bu soruda altı çizili “bam teline basmak” deyiminin anlamı sorulmaktadır. Deyimler, mecaz anlamlarıyla kullanılan sözcük gruplarıdır ve genellikle atasözlerinden farklı olarak tek bir durumu veya duyguyu anlatır.
“Bam teline basmak”, bir kişinin en hassas olduğu noktaya dokunmak, onu çok sinirlendirecek ya da üzecek bir konuya değinmek anlamına gelir.
Şimdi şıkları inceleyelim:
- A) Derin bir kaygıya yol açacak şekilde konuşmak: Kaygı yaratmak başka bir duyguya işaret eder. Ancak “bam teline basmak” doğrudan kişinin sinirlenmesine ya da çok üzülmesine neden olan bir durumu ifade eder. Bu nedenle bu şık yanlıştır.
- B) Çok şaşırtacak bir söz söylemek: Şaşırtmak, beklenmedik bir etki yaratmak anlamına gelir. Ancak bam teline basmak, insanları sinirlendiren veya duygusal olarak etkileyen bir eylemi anlatır. Bu nedenle bu şık da yanlıştır.
- C) Çok kızılacak bir şey yapmak veya söz söylemek: Bu ifade, “bam teline basmak” deyiminin anlamına tam olarak uymaktadır. Çünkü burada anlatılan şey, bir kişiyi doğrudan rahatsız eden, kızdıran bir konuya değinmektir. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.
- D) Dikkate almamak, göz önünde tutmamak: Bu ifade tamamen farklı bir anlam taşımaktadır. Deyim, dikkate almamak değil, bilerek veya bilmeyerek birinin hassas olduğu konuya değinmekle ilgilidir. Bu yüzden bu şık da yanlıştır.
Sonuç olarak, “bam teline basmak” deyimi bir kişinin en hassas noktasına dokunmak, onu sinirlendirmek veya üzmek anlamına gelir. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.
14
(I) Atasözlerinin bazıları mecaz anlamlıdır. (II) Ancak yalnızca gerçek anlama sahip atasözleri de vardır. (III) Kimi atasözleri ise hem gerçek hem mecaz anlamlıdır. (IV) Atasözlerinin bazılarında ise yargı tamamlanmamıştır.
Bu parçada numaralanmış cümlelerdeki açıklamalara aşağıdaki atasözlerinden hangisi örnek olarak gösterilemez?
- I. cümle: Minareyi çalan, kılıfını hazırlar.
- II. cümle: Akacak kan damarda durmaz.
- III. cümle: Mum, dibine ışık vermez.
- IV. cümle: Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan…
14. Sorunun Çözümü
Bu soruda verilen cümlelerin açıklamalarına uygun olmayan atasözünü bulmamız isteniyor. Öncelikle her cümlenin ne anlama geldiğini inceleyelim.
(I) Atasözlerinin bazıları mecaz anlamlıdır: Mecaz anlam, kelimelerin gerçek anlamlarından farklı olarak kullanıldığı durumdur. Örneğin, “Minareyi çalan, kılıfını hazırlar.” atasözü, mecaz anlam taşır ve hırsızlık yapan kişilerin işlerini önceden planladığını ifade eder.
(II) Ancak yalnızca gerçek anlama sahip atasözleri de vardır: Gerçek anlamda kullanılan atasözleri, herhangi bir mecaz içermez. Örneğin, “Akacak kan damarda durmaz.” atasözü, kaçınılmaz olan olayların önlenemeyeceğini ifade eder.
(III) Kimi atasözleri ise hem gerçek hem mecaz anlamlıdır: Bazı atasözleri hem gerçek hem de mecaz anlam içerebilir. Örneğin, “Mum, dibine ışık vermez.” atasözü, hem fiziksel bir gerçeği hem de kişinin kendi çevresine faydalı olamayabileceğini anlatan mecazi bir anlam taşır.
(IV) Atasözlerinin bazılarında ise yargı tamamlanmamıştır: Bu tür atasözleri, genellikle bir durum anlatılır ancak sonuca varılmaz. Örneğin, “Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan…” atasözü, bir sonuca bağlanmayan ifadelerden biridir.
Şimdi şıkları inceleyelim:
- A) I. cümle: Minareyi çalan, kılıfını hazırlar. – Bu atasözü mecaz anlamlıdır. (Doğru örnek)
- B) II. cümle: Akacak kan damarda durmaz. – Bu atasözü mecaz anlamlıdır. (Yanlış örnek, doğru cevap buradadır)
- C) III. cümle: Mum, dibine ışık vermez. – Bu atasözü hem gerçek hem mecaz anlam taşır. (Doğru örnek)
- D) IV. cümle: Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan… – Bu atasözü bir yargı tamamlanmadan bırakılmış değildir. (Doğru örnek)
Sonuç olarak, II. cümledeki açıklamaya uygun olmayan atasözü “Akacak kan damarda durmaz” ifadesi mecaz anlamda kullanıldığı için doğru cevap “B” şıkkıdır.
15
Dünyaya geldiği andan ölünceye kadar her insan mutlaka bir başkasının yardımına ihtiyaç duyar. Tek başımıza her işin üstesinden gelmek mümkün değildir. İnsanlar bu yüzden birlikte yaşamaktadırlar.
Aşağıdakilerden hangisi bu parçada anlatılanları destekleyen atasözlerinden biridir?
- Yalnız taş, duvar olmaz.
- Üzüm üzüme baka baka kararır.
- Adamın iyisi işbaşında belli olur.
- Az ateş çok odunu yakar.
15. Sorunun Çözümü
Bu soruda verilen parçada, insanların birbirine muhtaç olduğu ve kimsenin tek başına her şeyi başaramayacağı vurgulanmaktadır. Bu durum, dayanışma ve iş birliği içinde yaşamanın gerekliliğini ortaya koymaktadır.
“Yalnız taş, duvar olmaz.” atasözü, tam olarak bu düşünceyi desteklemektedir. Tek başına yapılan işlerin büyük başarılar getirmeyeceğini, insanların birbirine destek olması gerektiğini anlatır. Bu nedenle doğru cevap “A” şıkkıdır.
Diğer şıklar neden doğru değildir?
- B) Üzüm üzüme baka baka kararır: İnsanların çevresindekilerden etkilendiğini anlatır. Ancak parçada iş birliği ve dayanışma vurgulanmaktadır, bu nedenle uygun değildir.
- C) Adamın iyisi işbaşında belli olur: Bir insanın gerçek değerinin yaptığı işlerle ortaya çıkacağını anlatır. Ancak parçada iş birliği ve yardımlaşma söz konusudur.
- D) Az ateş çok odunu yakar: Küçük şeylerin büyük etkiler yaratabileceğini anlatır. Ancak bu da paragrafın ana fikrine uygun değildir.
16
Arkadaşların senin aynandır. Davranışların, huyların zamanla onlara benzer. Bu yüzden ya ufkunu genişleten insanları arkadaş edinip mutlu olursun ya da yanlış insanlarla birlikte hareket edip üzülürsün.
Bu parçadaki altı çizili deyimle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- Aynı duyguları paylaşmak
- Dünyaya tarafsız bakmak
- Doğru bildiklerini sonuna kadar savunmak
- Daha fazla bilgi ve görüş edinmek
16. Sorunun Çözümü
Bu soruda vurgulanan ana fikir, arkadaş çevresinin insanın kişiliği ve düşünceleri üzerinde büyük bir etkisi olduğudur. İnsan zamanla çevresindekilere benzer ve onların alışkanlıklarını edinir.
“Daha fazla bilgi ve görüş edinmek.” anlamına gelen “D” şıkkı, sorudaki vurguyu en iyi şekilde karşılamaktadır. İnsanlar birlikte vakit geçirdiği kişilerden etkilenir, onların fikirlerinden ve bakış açılarından faydalanır. Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.
Diğer şıklar neden doğru değildir?
- A) Aynı duyguları paylaşmak: Soru kökünde sadece duygular değil, genel anlamda kişilik ve düşünceler üzerinde etkiden bahsedilmektedir. Bu nedenle yetersiz bir açıklamadır.
- B) Dünyaya tarafsız bakmak: Parçada tarafsız bakış açısıyla ilgili bir vurgu yoktur. İnsanların arkadaş çevresine göre şekillendiği anlatılmaktadır.
- C) Doğru bildiklerini sonuna kadar savunmak: Soruda kişisel gelişim ve arkadaş etkisi vurgulanmaktadır, ancak bireysel kararlılık üzerine bir mesaj verilmemektedir.
17
Yazar, eserlerini büyük bir titizlikle oluşturuyordu; dile ve anlatıma çok önem veriyordu. Onun eserlerini okuyan kişi, ne demek istediğini hemen anlardı. İyi bir dil cambazıydı o.
Bu parçadaki altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- Düşüncelerini ustaca anlatan
- Kıvrak bir zekâya sahip olan
- Fikirlerini davranışlarıyla ortaya koyan
- Çok konuşan, herkese laf yetiştiren
17. Sorunun Çözümü
Bu soruda yazarın dili ve anlatımı ustaca kullanarak okurlarına net mesajlar verdiği vurgulanmaktadır. Kendi düşüncelerini güçlü bir şekilde ifade edebilen bir yazardan bahsedilmektedir.
“Düşüncelerini ustaca anlatan.” anlamına gelen “A” şıkkı, sorunun doğru cevabıdır. Parçada yazarın dili etkili ve anlaşılır bir şekilde kullandığı belirtilmiştir. “Dil cambazı” ifadesi de bu anlamı desteklemektedir. Bu nedenle doğru cevap “A” şıkkıdır.
Diğer şıklar neden doğru değildir?
- B) Kıvrak bir zekâya sahip olan: Parçada zekâ yerine dil becerisi ve anlatım kabiliyeti öne çıkarılmaktadır.
- C) Fikirlerini davranışlarıyla ortaya koyan: Yazarın fikirlerini yazılı olarak ortaya koyduğu belirtilmiştir. Davranışlarıyla ilgili bir vurgu yoktur.
- D) Çok konuşan, herkese laf yetiştiren: “Dil cambazı” ifadesi çok konuşan değil, dili ustaca kullanan anlamına gelir. Bu nedenle uygun bir seçenek değildir.
18
Kimileri hayal kurmayı lüzumsuz bir uğraş olarak görse de insanın hedeflerine ulaşmasında hayalin önemli bir yeri vardır. İnsan, yapmak istediklerini önüne set çekmeden, başarısızlıktan çekinmeden, gerçeğin süzgecinden geçirmeden hayal edebilmelidir. Ancak bu şekilde hayallerini gerçekle tanıştırması mümkün olacaktır.
Bu parçadaki altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- Düşlerle gerçekler arasındaki farkı anlayabilmek
- Gerçeklerle karşılaşmaya hazırlıklı olmak
- Düşlerin gerçekçi olmasını sağlamak
- Düşleri gerçeğe dönüştürmek
18. Sorunun Çözümü
Soruda, hayal kurmanın insanın hedeflerine ulaşmasındaki önemi vurgulanmaktadır. “İnsan, yapmak istediklerini önüne set çekmeden, başarısızlıktan çekinmeden, gerçeğin süzgecinden geçirmeden hayal edebilmelidir.” ifadesi, kişinin hayallerini sınırlamaması gerektiğini anlatmaktadır.
Şıkların analizine bakacak olursak:
- A) Düşlerle gerçekler arasındaki farkı anlayabilmek: Parçada hayaller ile gerçekler arasındaki farkı anlama değil, hayalleri gerçekleştirmek için sınırsız düşünebilme vurgusu yapılmaktadır. Bu nedenle yanlış bir şıktır.
- B) Gerçeklerle karşılaşmaya hazırlıklı olmak: Parçada böyle bir vurgu yoktur. Gerçeklerle yüzleşmeye hazırlıklı olmaktan çok, hayalleri serbest bırakma ve cesaretli olma vurgusu yapılmaktadır. Yanlıştır.
- C) Düşlerin gerçekçi olmasını sağlamak: Burada düşlerin gerçekçi olması gerektiğine dair bir vurgu yoktur, tam tersine gerçeklerin süzgecinden geçirmeden düş kurmak gerektiği anlatılmaktadır. Bu yüzden yanlış bir şıktır.
- D) Düşleri gerçeğe dönüştürmek: Parçada, hayal kurmanın insanın hedeflerine ulaşmasına nasıl yardımcı olduğu anlatılmaktadır. Düşlerin gerçeğe dönüşmesi gerektiğine vurgu yapıldığından doğru cevap “D” şıkkıdır.
19
Şairler ille de yaşadıklarını yazmazlar mısralarında. Mesela memleket özlemini anlatır şair. Öyle güzel anlatır ki iç çekerek okursunuz mısraları. Sorsanız memleketinin dışına hiç çıkmamıştır belki. Şairlerin asıl işi, yaşamı kopya etmek değil; sözcüklere yeni anlamlar yüklemek, okurlarının önüne yeni bir dünya sermektir.
Bu parçadaki altı çizili söz grubunun cümleye kattığı anlam aşağıdakilerden hangisinde vardır?
- Farklı düşüncelere saygı göstermeyen insanlar, yaşamdan zevk alamazlar.
- Başkalarının yaşantılarına özenmek bireyi başarıya ulaştırmaz.
- Yazar son romanında, başından geçen bir olayı olduğu gibi anlatmış.
- Yapılan haksızlıkları sineye çekmek istemiyordu.
19. Sorunun Çözümü
Soruda, şairlerin sadece yaşadıkları olayları değil, hayal gücüyle oluşturdukları imgeleri de şiirlerinde anlattıkları belirtilmektedir. “Şairlerin asıl işi, yaşamı kopya etmek değil; sözcüklere yeni anlamlar yüklemek, okurlarının önüne yeni bir dünya sermektir.” cümlesi, şairin birebir yaşadıklarını değil, kendi hayal dünyasını kattığını vurgulamaktadır.
Şıkları incelediğimizde:
- A) Farklı düşüncelere saygı göstermeyen insanlar, yaşamdan zevk alamazlar: Parçada şairlerin yaratıcılığı ve hayal dünyası anlatılırken, farklı düşüncelere saygı ile ilgili bir vurgu bulunmamaktadır. Bu nedenle yanlış bir şıktır.
- B) Başkalarının yaşantılarına özenmek bireyi başarıya ulaştırmaz: Parçada başkalarına özenmekten değil, şairlerin hayal gücünü kullanmasından bahsedilmektedir. Yanlıştır.
- C) Yazar son romanında, başından geçen bir olayı olduğu gibi anlatmış: Burada yazarın yaşadığı olayları aynen aktardığı belirtilmiştir. Oysa sorudaki parçada şairlerin tam tersine, birebir yaşanmışlıkları anlatmak yerine, hayal güçlerini kullandıkları vurgulanmaktadır. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.
- D) Yapılan haksızlıkları sineye çekmek istemiyordu: Bu şık, parçayla tamamen ilgisizdir. Dolayısıyla yanlıştır.
Çok kolaydı test