1. Barut fıçısına dönmek 2. Ecel terleri dökmek 3. Yüreğine su serpilmek
Numaralanmış deyimlerin ifade ettiği duygu veya durumlar, aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?
- Sinirlenmek – Yorulmak – Sevinmek
- Öfkelenmek – Korkmak – Rahatlamak
- Şaşırmak – Utanmak – Mutlu olmak
- Korkmak – Heyecanlanmak – Üzülmek
Sorunun Çözümü
Deyimler, genellikle gerçek anlamından uzaklaşarak kendine özgü bir anlam kazanan ve bir durumu veya duyguyu en kısa yoldan anlatan kalıplaşmış söz öbekleridir.
- A) “Ecel terleri dökmek” sadece yorulmayı değil, büyük bir korku ve zorlanmayı ifade eder.
- B) “Barut fıçısına dönmek” çok aşırı sinirlenmeyi (öfke), “ecel terleri dökmek” korkulu ve çok sıkıntılı bir an yaşamayı (korku), “yüreğine su serpilmek” ise duyulan endişenin sona ermesiyle ferahlamayı (rahatlama) karşılar. Sıralama doğrudur.
- C) “Barut fıçısına dönmek” şaşkınlık değil, öfke bildirir.
- D) “Yüreğine su serpilmek” üzülmek değil, tam tersine rahatlamak anlamındadır.
Cevap: B
“Söylenmesi gereken bir sözü, sırası gelmişken söylemekten çekinmemek; kimseden korkmadan, doğru bildiğini açıkça ifade etmek.”
Aşağıdaki deyimlerden hangisi, bu açıklamayı tam olarak karşılamaktadır?
- Sözü ağzına tıkamak
- Sözünü sakınmamak
- Söz altında kalmamak
- Sözü bir yere getirmek
Sorunun Çözümü
Soruda verilen tanım, açık sözlülüğü ve cesurca konuşmayı ifade eden bir deyimi işaret etmektedir.
- A) “Sözü ağzına tıkamak”; birini susturmak, konuşmasına engel olmak demektir.
- B) “Sözünü sakınmamak”; düşüncelerini korkmadan, çekinmeden, yeri geldiğinde açıkça söylemek anlamına gelir. Tanımla birebir örtüşür.
- C) “Söz altında kalmamak”; söylenen dokunaklı veya kötü bir söze, gereken karşılığı vermek demektir.
- D) “Sözü bir yere getirmek”; dolaylı yollardan konuşarak asıl söylenmek istenen konuya girmektir.
Cevap: B
Atasözleri, sözcüklerin genellikle gerçek anlamlarından sıyrılarak derin mecazlar kazandığı kalıplaşmış yargılardır. Kültürümüzde insan ilişkilerini, niyetleri ve bakış açılarını özetleyen pek çok söz bulunur. Örneğin bir kişinin, karşısındakine sevgiyle mi yoksa kusur arayarak mı baktığını anlatan meşhur bir atasözümüz vardır.
Bu durumu ifade eden “Dost _______, düşman _______ bakar.” atasözünde boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
- yüze – ele
- başa – ayağa
- güle – dikene
- kalbe – cebe
Sorunun Çözümü
Atasözleri kalıplaşmış sözlerdir; eş anlamlıları dahi kullanılsa orijinal yapı bozulamaz.
- A) “Yüze – ele” ikilemesi bu atasözünün orijinalinde yer almaz, çeldiricidir.
- B) Atasözünün aslı “Dost başa, düşman ayağa bakar.” şeklindedir. Burada “baş” yücelmeyi, “ayak” ise kusur ve düşkünlüğü temsil eder.
- C) “Gül – diken” zıtlığı içerse de bu kalıpta kullanılmaz.
- D) “Kalp – cep” sözcükleri modern bir yorum gibi dursa da atasözünün aslı değildir.
Cevap: B
Deyimler; genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, kendine özgü bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbekleridir.
Buna göre, aşağıdakilerin hangisinde deyim kullanılmamıştır?
- Kardeşinin yaptığı yaramazlıkları görünce tepesi attı.
- Yıllardır görmediği ilkokul arkadaşıyla hasret giderdi.
- Kütüphanedeki kitapları türlerine göre özenle dizdi.
- Kimseyi dinlemedi, yine her zamanki gibi bildiğini okudu.
Sorunun Çözümü
Deyimler, anlatıma akıcılık ve çekicilik katan, genellikle mecaz anlamlı söz gruplarıdır.
- A) Cümlede geçen “tepesi atmak” ifadesi, “birdenbire çok öfkelenmek” anlamında kullanılan bir deyimdir.
- B) Cümlede geçen “hasret gidermek” ifadesi, “birbirini göremeyenlerin görüşüp konuşarak özlemlerini karşılaması” anlamında bir deyimdir.
- C) Bu cümlede geçen “özenle dizmek” ifadesi sözcüklerin gerçek anlamıyla kurulmuştur. Herhangi bir kalıplaşmış mecaz (deyim) bulunmamaktadır.
- D) Cümlede geçen “bildiğini okumak” ifadesi, “kimseyi dinlemeyip kendi istediği gibi davranmak” anlamında bir deyimdir.
Cevap: C
Deyimler cümleye zenginlik katar. Bazen cümlenin içinde deyimin anlamını açıklayan bir ifade de bulunur.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim, açıklamasıyla birlikte verilmemiştir?
- Kardeşine göz kulak oluyor, onu her türlü tehlikeden koruyordu.
- Ödevini bitiremediği için öğretmeniyle göz göze gelmekten kaçınıyordu.
- Hiçbir işe karışmıyor, etliye sütlüye dokunmadan yaşıyordu.
- Olayı duyunca çok şaşırdı, hayretler içinde ağzı açık kaldı.
Sorunun Çözümü
Soruda, deyimin cümlede geçtiği anlamın, aynı cümle içinde başka sözcüklerle ifade edilip edilmediği sorulmaktadır.
- A) “Göz kulak olmak” deyimi “korumak, gözetmek” anlamındadır. Cümlede “koruyordu” denilerek açıklanmıştır.
- B) “Göz göze gelmek” deyimi bakışları karşılaşmak demektir. Ancak cümlede bu anlamı karşılayan başka bir kelime yoktur, sadece kaçınma sebebi belirtilmiştir.
- C) “Etliye sütlüye dokunmamak” deyimi “hiçbir işe karışmamak” demektir. Cümlede açıklaması verilmiştir.
- D) “Ağzı açık kalmak” deyimi “çok şaşırmak” anlamındadır. Cümlede “hayretler içinde” denilerek açıklanmıştır.
Cevap: B
“Bir amaca ulaşmak için kural dışı veya haksız yollara başvuran kişiler, ortaya çıkabilecek tepkileri önceden hesaplarlar. Yapacakları iş, gizlenmesi imkansız gibi görünse de (bir minare kadar büyük olsa bile), onlar kurnazca davranarak her türlü itiraza karşı mazeretlerini ve delillerini işe başlamadan önce hazır ederler.”
Parçada anlatılan durumu en iyi özetleyen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?
- Görünen köy kılavuz istemez.
- Güneş balçıkla sıvanmaz.
- Minareyi çalan kılıfını hazırlar.
- Ava giden avlanır.
Sorunun Çözümü
Soruda, bir haksızlığı veya yanlışı yapmadan önce tedbirini alan, yakalanmamak için bahanelerini önceden kurgulayan kurnaz kişiler anlatılmaktadır.
- A) “Görünen köy kılavuz istemez”; açıkça belli olan gerçeklerin ispata ihtiyacı yoktur.
- B) “Güneş balçıkla sıvanmaz”; herkesin bildiği gerçeklerin inkar edilemeyeceğini anlatır. (Bu şık, çeldirici olarak gizleme eyleminin imkansızlığına vurgu yapar.)
- C) “Minareyi çalan kılıfını hazırlar”; büyük bir hırsızlık veya yolsuzluk yapacak kişinin, önceden mazeretini uydurduğunu ifade eder. Parçayla birebir örtüşür.
- D) “Ava giden avlanır”; çıkar sağlamaya çalışırken zarara uğrayanları anlatır.
Cevap: C
Deyimler, anlatıma akıcılık ve çekicilik katan, genellikle gerçek anlamından uzaklaşmış kalıplaşmış söz öbekleridir. Bir durumu uzun uzun anlatmak yerine o durumu karşılayan bir deyim kullanmak, ifadenin gücünü artırır.
Buna göre, aşağıda verilen deyim ve açıklama eşleştirmelerinden hangisi doğrudur?
- Etekleri tutuşmak: Beklenmedik bir haber karşısında çok sevinmek.
- Pabucu dama atılmak: Kendisinden daha üstün birinin çıkmasıyla gözden düşmek.
- Baltayı taşa vurmak: Bir işte çok büyük başarı elde etmek.
- İpe un sermek: Bir işi yapmaya çok hevesli olmak.
Sorunun Çözümü
Deyimlerin anlamları kalıplaşmıştır ve bağlama uygun kullanılmalıdır.
- A) “Etekleri tutuşmak” çok telaşlanmak demektir. Sevinmek anlamındaki deyim “etekleri zil çalmak”tır.
- B) “Pabucu dama atılmak”, değeri ve önemi azalmak, yerini başkasına kaptırmak anlamında doğru kullanılmıştır.
- C) “Baltayı taşa vurmak” farkında olmadan karşısındakini kıracak söz söylemek (pot kırmak) demektir.
- D) “İpe un sermek” bir işi yapmamak için türlü bahaneler uydurmak demektir.
Cevap: B
“İnsan, ne kadar güçlü ve yetenekli olursa olsun, bazı zorlukların üstesinden tek başına gelemez. Büyük başarılar ve ağır yükler, ancak başkalarıyla güç birliği yapıldığında kolaylaşır. Toplumsal dayanışma, bireysel çabadan her zaman daha büyük sonuçlar doğurur.”
Bu parçada anlatılan düşünceyi en iyi ifade eden atasözü aşağıdakilerden hangisidir?
- İşleyen demir pas tutmaz.
- Bir elin nesi var, iki elin sesi var.
- Damlaya damlaya göl olur.
- Ağaç yaşken eğilir.
Sorunun Çözümü
Metinde, insanların tek başlarına başaramayacakları işleri yardımlaşarak ve güç birliği yaparak başarabilecekleri (dayanışma) vurgulanmıştır.
- A) Çalışkanlığın önemini anlatır, konuyla ilgisi yoktur.
- B) “Bir elin nesi var, iki elin sesi var” atasözü; başarının birlik, beraberlik ve dayanışma ile mümkün olacağını ifade eder.
- C) Tasarrufun önemini anlatır.
- D) Eğitimin küçük yaşta verilmesi gerektiğini anlatır.
Cevap: B
Ahmet Usta, çırağına dönerek: “Evladım, bu metali şimdi şekillendirmeliyiz. Soğuduktan sonra vuracağın çekiç bir işe yaramaz. Her işin yapılacağı en uygun, en verimli bir an vardır. O anı kaçırırsan sonradan ne kadar çabalasan da istediğin sonucu alamazsın.” dedi.
Ahmet Usta’nın bu öğüdü, aşağıdaki atasözlerinden hangisiyle doğrudan ilişkilidir?
- Acele işe şeytan karışır.
- Demir tavında dövülür.
- İşleyen demir ışıldar.
- Zararın neresinden dönülse kârdır.
Sorunun Çözümü
Soruda verilen metin, bir işin değer kazanabilmesi için tam zamanında yapılması gerektiğini vurgulamaktadır.
- A) Acele etmekle zamanı iyi kullanmak farklıdır; bu şık telaşı anlatır.
- B) “Demir tavında dövülür” atasözü, her işin en uygun zamanında yapılması gerektiğini, fırsat kaçtıktan sonra gösterilen çabanın boşa gideceğini anlatır.
- C) Çalışan kişinin yeteneklerinin körelmeyeceğini, daha da gelişeceğini ifade eder.
- D) Yanlış bir işten vazgeçmenin kazanç olduğunu belirtir.
Cevap: B
“Bazı insanlar kendilerini o kadar kusursuz ve önemli görürler ki en küçük bir eleştiriye bile tahammül edemezler. Hatalarını söylemeye kalktığınızda sert tepki verirler, kimsenin uyarısını dikkate almazlar. Bu tarz kişilerle iletişim kurmak oldukça zordur.”
Parçada sözü edilen kişinin tutumunu en iyi anlatan deyim aşağıdakilerden hangisidir?
- Burnundan kıl aldırmamak
- Burnunun dikine gitmek
- Üstüne toz kondurmamak
- Kabına sığmamak
Sorunun Çözümü
Soruda, kendini çok beğenen, kibirli olan ve kendisine söz söyletmeyen bir kişilik özelliği betimlenmiştir.
- A) “Burnundan kıl aldırmamak”; çok huysuz, kibirli olmak ve kendisine hiç söz söyletmemek anlamındadır. Parçadaki tanımla birebir örtüşür.
- B) “Burnunun dikine gitmek”; kimseyi dinlemeyip kendi bildiğini okumak, inatçılık etmektir. (Çeldiricidir ancak parçadaki ‘eleştiriye kapalılık’ vurgusu A şıkkında daha baskındır.)
- C) “Üstüne toz kondurmamak”; bir kimsenin veya bir şeyin kusurunu kabul etmemek, onu korumaktır. (Genellikle sevilen bir başkası veya bir eşya için kullanılır.)
- D) “Kabına sığmamak”; sevinç ve heyecandan taşkın davranışlarda bulunmaktır.
Cevap: A
Deyimler, dilin zenginliğidir. Genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, kendine özgü bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbekleridir. Anlatıma güç ve çekicilik katarlar.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim kullanılmamıştır?
- Bu proje için yıllarca dirsek çürüttü.
- Haberi duyunca sevinçten etekleri zil çaldı.
- Sabah erkenden kalkıp pencereleri açtı.
- Söylediklerime kulak asarsan başarılı olursun.
Sorunun Çözümü
Cümleleri inceleyelim, kalıplaşmış ve mecaz anlamlı söz öbeklerini bulalım.
- A) “Dirsek çürütmek” (çok çalışmak, emek vermek) bir deyimdir.
- B) “Etekleri zil çalmak” (çok sevinmek) bir deyimdir.
- C) Bu cümlede kullanılan sözcüklerin tamamı gerçek anlamındadır ve herhangi bir kalıplaşmış söz öbeği (deyim) yoktur.
- D) “Kulak asmak” (önemsemek, dinlemek) bir deyimdir.
Cevap: C
Herkesin bildiği, tanık olduğu ve apaçık ortada olan gerçekleri inkar etmek boşuna bir çabadır. İnsanlar çeşitli bahanelerle veya yalanlarla bu gerçeklerin üzerini örtmeye çalışsalar da başarılı olamazlar. Çünkü hakikat, eninde sonunda tüm parlaklığıyla kendini gösterir ve gizlenemez.
Bu parçada anlatılan düşünceye en uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?
- Minareyi çalan kılıfını hazırlar.
- Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.
- Güneş balçıkla sıvanmaz.
- Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.
Sorunun Çözümü
Paragrafta; meydanda olan, herkesçe bilinen bir gerçeğin ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın gizlenemeyeceği vurgulanmıştır.
- A) Kolay saklanamayacak kadar büyük bir hırsızlık yapanın, önceden hazırlık yapacağını anlatır.
- B) Ortada bir belirti varsa, mutlaka arkasında bir gerçeklik payı olduğunu anlatır.
- C) “Güneş balçıkla sıvanmaz” atasözü; “herkesin bildiği, açık bir gerçek inkar edilemez, gizlenemez” anlamında kullanılır ve parçayla tam uyuşur.
- D) Söylenen bir yalanın er ya da geç ortaya çıkacağını belirtir; ancak parçada yalandan ziyade “açık bir gerçeğin örtülememesi” vurgusu vardır.
Cevap: C