Bir kişi yapacağı işleri sürekli anlatıyor, planlarından büyük bir heyecanla bahsediyor ancak iş icraata gelince hiçbir adım atmıyorsa o işten sonuç alınamaz. Sadece konuşarak, vaatlerde bulunarak bir hedefe ulaşmak mümkün değildir; başarı ancak çalışmakla gelir.
Metinde açıklanan durumu en iyi ifade eden atasözü aşağıdakilerden hangisidir?
- İşleyen demir ışıldar.
- Lafla peynir gemisi yürümez.
- Damlaya damlaya göl olur.
- Taşıma su ile değirmen dönmez.
Sorunun Çözümü
Atasözleri, tecrübelere dayalı öğütler içerir ve yaşanan durumla anlamca örtüşmelidir.
- A) İşleyen demir ışıldar: Çalışan kişinin yeteneklerinin körelmeyeceğini, daha da gelişeceğini anlatır. Metindeki “sadece konuşup iş yapmama” durumuyla ilgili değildir.
- B) Lafla peynir gemisi yürümez: Şöyle yaparım, böyle yaparım demekle yapılması gereken işin gerçekleşmeyeceğini; konuşmanın değil, icraatın önemli olduğunu vurgular. Metindeki anlamı tam olarak karşılar.
- C) Damlaya damlaya göl olur: Küçük birikimlerin zamanla büyük değerlere dönüşeceğini ifade eder. Tasarruf konusunu işler.
- D) Taşıma su ile değirmen dönmez: Bir işin, başkalarının küçük yardımlarıyla veya geçici çözümlerle sürdürülemeyeceğini, işin kendi öz kaynağıyla dönmesi gerektiğini anlatır.
Cevap: B
Atasözleri, uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikteki sözlerdir. Bazı atasözleri konu bakımından birbirini destekler veya aynı mesajı verir.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi anlamca “Bir elin nesi var, iki elin sesi var.” atasözü ile aynı doğrultudadır?
- Damlaya damlaya göl olur.
- Ayağını yorganına göre uzat.
- Yalnız taş duvar olmaz.
- Sakla samanı, gelir zamanı.
Sorunun Çözümü
Soruda verilen atasözü “dayanışma ve iş birliği” temasını işlemektedir. Başarıya ulaşmak için birlik olunması gerektiğini vurgular.
- A) Bu atasözü tasarruf ve birikim yapmanın önemini anlatır, dayanışma ile ilgisi yoktur.
- B) Bu atasözü gelire göre harcama yapmayı, yani bütçe dengesini öğütler.
- C) “Yalnız taş duvar olmaz” atasözü, tek başına bir insanın büyük işleri başaramayacağını, mutlaka bir araya gelerek (birlik olarak) iş yapılması gerektiğini ifade eder. Öncüldeki atasözüyle tam örtüşür.
- D) Bu atasözü değersiz görülen şeylerin ileride lazım olabileceğini belirterek saklama/koruma bilincini aşılar.
Cevap: C
Okulun bahçesindeki devrilen koca çınar ağacını kaldırmak için okul görevlisi tek başına saatlerce uğraştı ancak başarılı olamadı. Daha sonra mahalleden gelen on gencin yardımıyla ağaç gövdesi kısa sürede kenara taşındı ve yol açıldı.
Bu parçada anlatılan olayı en iyi özetleyen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?
- İşleyen demir ışıldar.
- Bir elin nesi var, iki elin sesi var.
- Damlaya damlaya göl olur.
- Her koyun kendi bacağından asılır.
Sorunun Çözümü
Parçada, tek başına halledilemeyen zor bir işin, başkalarıyla birlik olunduğunda kolayca çözüldüğü anlatılmaktadır. Bu durum dayanışma ve iş birliği kavramlarıyla ilgilidir.
- A) İşleyen demir ışıldar: Tembellik etmeyip çalışan kişinin yeteneklerinin gelişeceğini anlatır. (Çalışkanlık)
- B) Bir elin nesi var, iki elin sesi var: Başarıya ulaşmak için güçlerin birleştirilmesi gerektiğini, iş birliğinin önemini vurgular. Parçadaki olayla birebir örtüşür.
- C) Damlaya damlaya göl olur: Küçük birikimlerin zamanla büyük değerlere dönüşeceğini anlatır. (Tasarruf)
- D) Her koyun kendi bacağından asılır: Herkesin kendi davranışlarından sorumlu olduğunu, hatasının cezasını kendisinin çekeceğini belirtir. (Sorumluluk)
Cevap: B
Deyimler, anlatıma akıcılık katan ve genellikle mecaz anlam taşıyan söz öbekleridir. Türkçemizde “kulak” sözcüğüyle oluşturulmuş pek çok deyim bulunur ve her biri farklı bir durumu ifade eder.
Buna göre, “söylenenleri dinlememek, önemsememek, aldırış etmemek” anlamına gelen deyim aşağıdakilerden hangisidir?
- Kulak kabartmak
- Kulak asmamak
- Kulak kesilmek
- Kulak misafiri olmak
Sorunun Çözümü
Deyimlerin anlamları arasındaki ince farklara dikkat edilmelidir; “kulak” ile ilgili deyimler dinleme eyleminin şekline göre farklılık gösterir.
- A) Kulak kabartmak: Belli etmemeye çalışarak gizlice dinlemek demektir.
- B) Kulak asmamak: Bir söze veya durumu önemsememek, onu dikkate almamak demektir.
- C) Kulak kesilmek: Bir şeyi büyük bir dikkatle dinlemek demektir.
- D) Kulak misafiri olmak: Yanında konuşulanları konuşmaya katılmadan dinlemek veya istemeden duymak demektir.
Cevap: B
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim kullanılmıştır?
- Dost başa, düşman ayağa bakar.
- Sınav sonucunu öğrenince etekleri zil çaldı.
- Acele işe şeytan karışır.
- Gülme komşuna, gelir başına.
Sorunun Çözümü
Atasözleri genel kuralları, öğütleri ve tecrübeleri aktaran kalıplaşmış sözlerdir. Deyimler ise genellikle anlık durumları ifade eden ve mecaz anlam taşıyan söz gruplarıdır.
- A) Dost başa, düşman ayağa bakar: Genel bir gerçeği ifade eden bir atasözüdür.
- B) Etekleri zil çaldı: Kişinin çok sevindiğini anlatan, o anki duygu durumunu ifade eden bir deyimdir.
- C) Acele işe şeytan karışır: İnsanlara telaşlı davranmamayı öğütleyen bir atasözüdür.
- D) Gülme komşuna, gelir başına: Başkalarının kötü durumuna sevinilmemesi gerektiğini anlatan bir atasözüdür.
Cevap: B
Deyimler, anlatıma akıcılık ve çekicilik katan kalıplaşmış söz öbekleridir. Bazı durumlarda yazar, kullandığı deyimin anlaşılması için anlamını da cümlenin içine gizler veya açıkça yazar.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim açıklamasıyla birlikte verilmiştir?
- Sınav sonucunu öğrenince etekleri zil çaldı.
- Bu konunun üzerinde durmaya gerek yok.
- Çok titiz davranıyor, adeta kılı kırk yarıyordu.
- Onu ikna etmek için diller döktü.
Sorunun Çözümü
Soruda, deyimin taşıdığı anlamın aynı cümle içerisinde geçip geçmediği sorulmaktadır. Seçenekleri bu kurala göre inceleyelim:
- A) “Etekleri zil çalmak” deyimi çok sevinmek demektir; ancak cümlede “sevindi” kelimesi geçmemektedir.
- B) “Üzerinde durmak” deyimi önemsemek anlamındadır; fakat açıklayıcısı cümlede yoktur.
- C) Cümlede geçen “Kılı kırk yarmak” deyimi, çok titizlenmek, en ince ayrıntısına kadar incelemek demektir. Cümlenin başındaki “Çok titiz davranıyor” ifadesi bu deyimin tam karşılığıdır.
- D) “Dil dökmek” deyimi inandırmak için çok söz söylemek demektir; cümlede bu açıklama yer almamaktadır.
Cevap: C
Deyimler, anlatımı güçlendirmek için kullanılan söz gruplarıdır. Bazen cümle içinde deyimin anlamını karşılayan bir ifadeye (açıklamaya) de yer verilir.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim, açıklamasıyla birlikte verilmemiştir?
- Arkadaşının uyarılarına kulak asmadı, onu hiç önemsemedi.
- Proje ödevini yarına yetiştiremeyince etekleri tutuştu.
- Haberi alınca ağzı kulaklarına vardı, çok sevindi.
- Olayları duyunca tepesi attı, birdenbire çok öfkelendi.
Sorunun Çözümü
Soruda, hangi seçenekteki deyimin anlamının cümle içinde açıklama olarak yer almadığı sorulmaktadır.
- A) “Kulak asmamak” deyimi kullanılmış ve cümlenin devamında bu deyimin anlamı olan “önemsememek” ifadesine yer verilmiştir.
- B) “Etekleri tutuşmak” deyimi kullanılmıştır. Bu deyim “çok telaşlanmak” anlamına gelir ancak cümlede “telaşlandı” gibi bir açıklama ifadesi kullanılmamıştır.
- C) “Ağzı kulaklarına varmak” deyimi kullanılmış ve anlamı olan “çok sevinmek” ifadesiyle açıklanmıştır.
- D) “Tepesi atmak” deyimi kullanılmış ve anlamı olan “çok öfkelenmek” ifadesiyle açıklanmıştır.
Cevap: B
İnsanlar ne kadar yetenekli veya güçlü olurlarsa olsunlar, hayatın tüm zorluklarıyla tek başlarına mücadele edemezler. Büyük başarılar ve kalıcı eserler, ancak bireylerin güçlerini birleştirmesiyle ortaya çıkar. Bir bina inşa ederken nasıl tek bir malzeme yeterli gelmiyorsa, toplum hayatında da tek bir kişinin çabası çoğu zaman yetersiz kalır.
Bu metindeki düşünceyi en iyi ifade eden atasözü aşağıdakilerden hangisidir?
- İşleyen demir ışıldar.
- Sakla samanı, gelir zamanı.
- Her koyun kendi bacağından asılır.
- Yalnız taş duvar olmaz.
Sorunun Çözümü
Paragrafta “birlik, beraberlik ve dayanışmanın önemi” vurgulanmış, tek başına başarının sınırlı olduğu belirtilmiştir.
- A) İşleyen demir ışıldar: Tembelliğin kötülüğünü, çalışmanın insanı geliştirdiğini anlatır.
- B) Sakla samanı, gelir zamanı: Tutumlu olmayı ve geleceği düşünerek birikim yapmayı öğütler.
- C) Her koyun kendi bacağından asılır: Herkesin kendi suçundan veya hatasından kendisinin sorumlu olduğunu belirtir (Bireysellik vurgusu).
- D) Yalnız taş duvar olmaz: İnsanların tek başlarına önemli işleri başaramayacağını, mutlaka dayanışmaya ihtiyaç duyduklarını anlatır.
Cevap: D
Pazarlık sırasında satıcı, teklif edilen fiyatı düşük bulsa da “Hayır” deyip kestirip atmadı. Belki ileride fiyatta anlaşabileceklerini hissettirecek ılımlı bir tavır sergiledi. Böylece alışveriş ihtimalini tamamen ortadan kaldırmamış oldu.
Satıcının bu tutumunu en iyi anlatan deyim aşağıdakilerden hangisidir?
- Gemileri yakmak
- İpe un sermek
- Açık kapı bırakmak
- Kulak ardı etmek
Sorunun Çözümü
Deyimler, bir durumu mecazlı ve kısa yoldan anlatan sözlerdir. Soruda, bir olay karşısında kesin bir ret cevabı vermeyip ilerisi için anlaşma ihtimalini saklı tutan bir tavır anlatılmaktadır.
- A) Gemileri yakmak: Geri dönüşü olmayan bir yola girmek, ilişkileri tamamen koparmak anlamına gelir. Metindeki durumun tam tersidir.
- B) İpe un sermek: İstenilen işi yapmamak için çeşitli bahaneler uydurmak, işi yokuşa sürmektir.
- C) Açık kapı bırakmak: Bir konuda kesin karar vermeyip, ileride şartlar değişirse uzlaşmaya veya görüşmeye hazır olduğunu belli etmektir. Metindeki satıcının davranışı tam olarak budur.
- D) Kulak ardı etmek: Söylenenleri dikkate almamak, önemsememek demektir.
Cevap: C
Deyimler, dilimizin zenginliğidir ve genellikle gerçek anlamlarından uzaklaşarak mecazlı bir anlatıma bürünürler. Her duygunun dilde bir karşılığı vardır.
Buna göre, aşağıdaki deyimlerin hangisinde “çok öfkelenmek, sinirli ve gergin bir halde olmak” anlamı vardır?
- İpe un sermek
- Burnundan solumak
- Pot kırmak
- Kulağına küpe olmak
Sorunun Çözümü
Soruda, “öfke ve sinirlilik” durumunu ifade eden deyim sorulmaktadır. Seçeneklerdeki deyimlerin anlamlarını inceleyelim:
- A) “İpe un sermek” deyimi, bir işi yapmamak için türlü bahaneler uydurmak anlamına gelir.
- B) “Burnundan solumak” deyimi, kişinin çok öfkelendiğini, sinirli ve patlamaya hazır olduğunu ifade eder. Aranan anlam budur.
- C) “Pot kırmak” deyimi, konuşurken farkında olmadan karşısındakini kıracak veya mahcup edecek söz söylemek demektir.
- D) “Kulağına küpe olmak” deyimi, yaşanan bir olaydan ders çıkarmak ve bunu unutmamak anlamındadır.
Cevap: B
Deyimler, genellikle gerçek anlamından uzaklaşarak kendine özgü bir anlam kazanan kalıplaşmış söz öbekleridir. Anlatımı zenginleştirmek için sıkça kullanılırlar.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim kullanılmamıştır?
- Küçük çocuk, vitrindeki oyuncaklara gözü gibi bakıyordu.
- Sınavdan düşük not alınca suratı bir karış asıldı.
- Yağmurdan sonra gökyüzünde rengarenk gökkuşağı belirdi.
- Yeni aldığı bisikleti görünce ağzı kulaklarına vardı.
Sorunun Çözümü
Soruda, seçeneklerin hangisinde deyim bulunmadığı sorulmaktadır. Seçenekleri tek tek inceleyerek deyim olup olmadıklarını belirleyelim.
- A) “Gözü gibi bakmak” bir deyimdir. (Bir şeye çok değer vermek, onu korumak)
- B) “Suratı bir karış asılmak” bir deyimdir. (Üzüntü veya hoşnutsuzluktan dolayı yüzü asılmak, somurtmak)
- C) “Gökkuşağı belirdi” cümlesinde herhangi bir deyim yoktur. Kelimeler gerçek anlamlarıyla kullanılmıştır.
- D) “Ağzı kulaklarına varmak” bir deyimdir. (Çok sevinmek)
Cevap: C
Atasözleri; uzun gözlem ve denemeler sonucu söylenmiş, öğüt verici nitelikteki kalıplaşmış sözlerdir. Deyimler ise genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, kendine özgü bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbekleridir ve genellikle öğüt vermezler, bir durumu karşılarlar.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bir atasözü değildir?
- Yuvarlanan taş yosun tutmaz.
- Ateş düştüğü yeri yakar.
- İpe un sermek.
- Minareyi çalan kılıfını hazırlar.
Sorunun Çözümü
Atasözleri yargı bildirir ve genel bir kuralı ifade eder. Deyimler ise genellikle “mak/mek” mastar ekiyle biter ve anlık bir durumu ifade eder.
- A) Yuvarlanan taş yosun tutmaz: Sürekli iş değiştiren kişinin başarılı olamayacağını anlatan bir atasözüdür.
- B) Ateş düştüğü yeri yakar: Bir acıyı en çok o acıyı çekenin hissedeceğini anlatan bir atasözüdür.
- C) İpe un sermek: İstenilen işi yapmamak için bahaneler uydurmak anlamına gelen bir deyimdir. Öğüt vermez, durumu betimler.
- D) Minareyi çalan kılıfını hazırlar: Uygunsuz bir iş yapanın, kendisini haklı gösterecek bahaneyi önceden hazırladığını anlatan bir atasözüdür.
Cevap: C