Aşağıda karışık olarak verilen cümlelerle olayların oluş sırasına göre anlamlı bir paragraf oluşturulacaktır.
Buna göre olay akışı dikkate alındığında hangisi son cümle olur?
- Kütüphanenin en arka rafında tozlu bir kitap fark ettim.
- Sayfaları çevirdikçe hikâyenin gizemine daha çok kapıldım.
- Okumayı bitirdiğimde üzerimde tatlı bir şaşkınlık vardı.
- Kapağını büyük bir merakla aralayıp okumaya başladım.
Sorunun Çözümü
Bir paragraf oluşturulurken olaylar kronolojik (oluş) sırasına göre dizilmeli; giriş, gelişme ve sonuç bölümleri birbirini tamamlamalıdır.
- A) “Fark etmek” eylemi sürecin başlangıcıdır (Giriş Cümlesi).
- D) Kitabı bulduktan sonra yapılan ilk eylem “kapağını açmak”tır (Gelişme Bölümü – 1).
- B) Okuma eyleminin devam ettiğini ve sürecin derinleştiğini gösterir (Gelişme Bölümü – 2).
- C) Eylem tamamlanmış (okuma bitmiş) ve olay sonucunda hissedilen duygu (şaşkınlık) ifade edilmiştir. Bu, metnin sonuç cümlesidir.
Cevap: C
Yeni bir beste yaparken radyoyu kapatır, odamdaki tüm müzik çalarları sustururum. Çünkü kulağıma çalınan o eşsiz melodiler zihnimde yer ederse, kendi iç sesimi duyamam. Tıpkı usta bir aşçının, kendi özel tarifini oluştururken başkasının yemeğini tatmaktan kaçınması gibi ben de zihnimin başka notalarla bulanmasını istemem.
Bu parçada kendini anlatan bestecinin, çalışma sırasında müzik dinlememesinin asıl nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- Müzik dinlemeye ayıracağı zamanı çalışarak geçirmek istemesi.
- Dinleyeceği eserlerin, kendi başarısını gölgelemesinden çekinmesi.
- Başka sanatçıların etkisinde kalarak özgünlüğünü yitirmekten korkması.
- Kendi yeteneğine aşırı güvenip başkalarını küçümsemesi.
Sorunun Çözümü
Bu soruda, sanatçının bir davranışı (müzik dinlememek) hangi amaçla yaptığı sorgulanmaktadır. Paragrafta “kendi iç sesimi duyamam” ve “başka notalarla bulanmak” ifadeleri, dış etkilerden korunma isteğini vurgular.
- A) Metinde zaman yönetimi veya vakit kaybı ile ilgili bir ifadeye yer verilmemiştir.
- B) Başarı kıyaslaması veya gölgede kalma endişesi metnin ana düşüncesi değildir.
- C) Besteci, başkalarının melodilerinin kendi eserine karışmasını istememektedir. Bu durum “özgünlük” (başkasına benzememe) kavramıyla açıklanır.
- D) Metinde başkalarını beğenmeme veya küçümseme anlamı değil, onlardan etkilenme korkusu vardır.
Cevap: C
“Ben bir kitabı okurken saatin nasıl geçtiğini anlamamalıyım. Sayfaları çevirme hızım, bir sonraki cümleye duyduğum meraktan kaynaklanmalı; kitabı bir an önce bitirme telaşımdan değil. Kahramanla birlikte gülmeli, onunla hüzünlenmeliyim. Okumak benim için tamamlanması gereken bir ev ödevi değil, keşfedilmemiş dünyalara yapılan heyecanlı bir yolculuk olmalı.”
Bu sözleri söyleyen bir okur için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- Okumayı bir zorunluluk olarak görmediği
- Eserdeki karakterlerle duygusal bağ kurduğu
- Sonuca odaklı bir okuma tarzını benimsediği
- Kitapları yeni dünyalara açılan kapı olarak gördüğü
Sorunun Çözümü
Paragrafta anlam sorularında, yazarın vurguladığı düşünce ile seçenekler arasındaki tutarlılık esas alınır. Metindeki “kitabı bitirme telaşımdan değil” ifadesi belirleyicidir.
- A) Metinde “Okumak benim için bir ev ödevi (zorunluluk) değil” ifadesiyle bu yargı desteklenir.
- B) “Kahramanla gülmeli, onunla hüzünlenmeliyim” cümlesi, karakterle duygusal bağ kurulduğunu gösterir.
- C) Yazar, “kitabı bir an önce bitirme telaşında olmadığını” belirtmiştir. Sonuca (bitirmeye) odaklanmak, yazarın savunduğu süreçten keyif alma ilkesiyle çelişir.
- D) Son cümlede geçen “keşfedilmemiş dünyalara yolculuk” ifadesi bu şıkkı doğrular.
Cevap: C
Ormanda ağaçlar rekabet etmek yerine köklerindeki mantar ağları sayesinde birbirlerine destek olurlar. Güneşi göremeyen küçük bir fidanın ihtiyacı olan besin, metrelerce ötedeki dev bir çam ağacı tarafından bu yeraltı ağıyla ona gönderilir.
Yukarıdaki paragrafın konusu aşağıdakilerden hangisidir?
- Doğadaki yardımlaşma
- Küçük fidanın beslenmesi
- Mantar ağları
- Dev çam ağacı
Sorunun Çözümü
Paragrafın konusu, metnin tamamını kapsayan ve yazarın asıl anlatmak istediği genel yargıdır.
- A) Paragrafta ağaçların birbirine nasıl destek olduğu ve büyük ağaçların küçükleri nasıl beslediği anlatılarak genel bir dayanışma vurgusu yapılmıştır. Bu ifade metnin tamamını kapsar.
- B) “Küçük fidanın beslenmesi” metinde geçen sadece bir örnektir, asıl konu bu örneğin hizmet ettiği yardımlaşma fikridir.
- C) “Mantar ağları” yardımlaşmayı sağlayan bir araçtır, metnin ana konusu değildir.
- D) “Dev çam ağacı” olayın kahramanlarından sadece biridir, paragrafın genelini ifade etmez.
Cevap: A
Kitap okumak, zihnimizi hiç görmediğimiz diyarlara götüren sihirli bir yolculuktur. Düzenli okuyan bir birey, kelime hazinesini zenginleştirerek kendini daha akıcı ifade etmeye başlar. Ayrıca olaylara kahramanların gözüyle bakmayı öğrenir, böylece önyargı duvarlarını yıkar. Kısacası kitaplar, fikir dünyamızın en sessiz ama en güçlü mimarlarıdır.
Bu metinde kitap okumanın hangi yararına değinilmemiştir?
- Sözcük dağarcığını geliştirdiğine
- Empati kurma becerisi kazandırdığına
- Konuşma yeteneğini güçlendirdiğine
- Okul başarısını doğrudan artırdığına
Sorunun Çözümü
Yardımcı düşünce sorularında, seçeneklerdeki ifadeler metindeki cümlelerle tek tek eşleştirilerek dışta kalan yargı bulunur.
- A) Metindeki “kelime hazinesini zenginleştirerek” ifadesi, sözcük dağarcığının geliştiğini gösterir.
- C) “Kendini daha akıcı ifade etmeye başlar” cümlesi, konuşma yeteneğinin güçlendiğini doğrular.
- B) “Olaylara kahramanların gözüyle bakmayı öğrenir” kısmı, kişinin başkasının yerine kendini koyabildiğini yani empati kurduğunu belirtir.
- D) Metinde kitap okumanın kişisel gelişime etkisinden söz edilmiş ancak okul veya sınav başarısına dair herhangi bir ifadeye yer verilmemiştir.
Cevap: D
Kanat çırpmadan uçulmaz göklerde, Yokuş çıkmadan varılmaz düzlere. Emek vermeden kazanılan zafer, Mutluluk getirmez hiçbirimize. Bu dörtlükte vurgulanan asıl düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
- Hayal kurmak başarının ilk adımıdır.
- Zorluklar insanı hayata karşı güçlendirir.
- Çaba harcanmadan elde edilenin değeri yoktur.
- Her başarının arkasında mutlaka şans vardır.
Sorunun Çözümü
Şiirde, bir şeye ulaşmak için mutlaka eylemde bulunmak gerektiği (kanat çırpmak, yokuş çıkmak) vurgulanmıştır. Şair, emek verilmeden, kolay yoldan elde edilen başarıların veya zaferlerin insana gerçek anlamda mutluluk vermeyeceğini belirtmektedir.
- C) Çaba harcanmadan elde edilenin değeri yoktur.
- “Emek vermeden kazanılan zafer / Mutluluk getirmez” dizeleri, kazanımların değerli olabilmesi için alın teri dökülmesi gerektiğini anlatır.
- A) Hayal kurmak başarının ilk adımıdır.
- Şiirde hayal kurmaktan değil, eyleme geçmekten (kanat çırpmak) bahsedilmektedir.
- B) Zorluklar insanı hayata karşı güçlendirir.
- Zorluk (yokuş) kavramı geçse de asıl vurgu zorluğun öğreticiliği değil, emeğin gerekliliğidir.
- D) Her başarının arkasında mutlaka şans vardır.
- Şiir şansı tamamen reddeder; başarıyı doğrudan “kanat çırpmaya” ve “yokuş çıkmaya” (çabaya) bağlar.
Cevap: C
“Gönüllülük, bir insanın sahip olduğu bilgi, beceri ve zamanı hiçbir maddi karşılık beklemeden toplum yararına sunmasıdır. Gönüllü birey, çevresindeki sorunları görmezden gelmek yerine ‘Ben ne yapabilirim?’ sorusunu sorar. Bu süreçte yorulabilir, zamanından fedakârlık edebilir ama asla ‘boşa uğraştığını’ düşünmez. Çünkü o, bireysel mutluluğun toplumsal huzurdan geçtiğini bilir.”
Bu parçaya göre gönüllü çalışma yapan biri için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- Sorumluluk bilincine sahip olduğu
- Çözüm odaklı düşündüğü
- Kişisel kazancını ön planda tuttuğu
- Toplumsal faydayı amaçladığı
Sorunun Çözümü
Paragrafta anlam sorularında, metnin ana düşüncesi ile çelişen ifadeyi bulmamız gerekir. Metinde gönüllülüğün temel ilkesi “karşılık beklememek” olarak çizilmiştir.
- A) “Çevresindeki sorunları görmezden gelmek yerine…” ifadesi, kişinin sorumluluk aldığını gösterir.
- B) “Ben ne yapabilirim?” sorusunu sorması, şikayet etmek yerine çözüm aradığını kanıtlar.
- C) Metnin ilk cümlesinde “hiçbir maddi karşılık beklemeden” denilmiştir. Dolayısıyla kişisel kazanç (para, şöhret vb.) peşinde koşmak, gönüllülük ruhuna aykırıdır.
- D) “Toplum yararına sunması” ifadesi bu seçeneği doğrudan doğrular.
Cevap: C
Kemal Bey, mesleğinde oldukça disiplinliydi ancak bu ciddiyetini öğrencilerine yansıtırken kaba davranmaz, aksine onlara bir baba şefkatiyle yaklaşırdı. Karşılaştığı sorunlarda hemen parlamaz, sakin kalarak mantıklı çözümler arardı. Okul bahçesindeki kedileri beslemeyi ve onlarla ilgilenmeyi de asla ihmal etmezdi.
Yukarıdaki paragrafa göre Kemal Bey’in kişiliği hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- Sert ve kırıcı bir üslubu olduğu
- Sorunlara akılcı yaklaştığı
- Sevecen bir tavrı olduğu
- Hayvansever olduğu
Sorunun Çözümü
Paragrafta anlatılan kişinin özellikleri metindeki ipuçlarından çıkarılırken, metinle çelişen ifadeler yanlış kabul edilir.
- A) Metinde Kemal Bey’in disiplinli olduğu belirtilse de, “kaba davranmaz”, “şefkatle yaklaşır” ifadeleri kullanılmıştır. Dolayısıyla sert ve kırıcı olduğu söylenemez.
- B) “Mantıklı çözümler arardı” ifadesi, onun olaylara akılcı yaklaştığını gösterir.
- C) Öğrencilerine “baba şefkatiyle yaklaşması”, onun sevecen biri olduğunu kanıtlar.
- D) Okul bahçesindeki “kedileri beslemesi”, hayvansever yönünü ortaya koyar.
Cevap: A
“Bazılarına göre tatil demek, deniz kenarında şezlonga uzanıp tüm gün güneşlenmek demektir. Onlar için dinlenmek, hiçbir şey yapmamakla eş değerdir. Oysa bana göre bu, zamanı boşa harcamaktan başka bir şey değildir. Asıl dinlenmek, yeni yerler keşfedip farklı kültürleri tanımaktır. İnsan ancak merakı canlı kaldığında ve ruhunu yeni bilgilerle beslediğinde gerçekten yenilenir.”
Yazarın kendi düşüncesini savunduğu bu metnin anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?
- Betimleme
- Öyküleme
- Tanık Gösterme
- Tartışma
Sorunun Çözümü
Tartışma anlatım biçiminde yazar, yaygın olarak kabul gören bir fikri çürütüp kendi düşüncesini okuyucuya benimsetmeye çalışır. “Bence, bana göre, oysa, halbuki” gibi ifadelerle düşünce çatışması yaratılır.
- A) Metinde bir varlığın dış görünüşü resmedilmemiştir (Betimleme yok).
- B) Olay, zaman ve kişi kadrosu içinde bir hareketlilik anlatılmamıştır (Öyküleme yok).
- C) Düşünceyi kanıtlamak için ünlü birinin sözüne yer verilmemiştir (Tanık Gösterme yok).
- D) Yazar, “tatil sadece yatmaktır” görüşüne karşı çıkmış ve “tatil gezmektir” tezini savunmuştur. İki zıt görüşün çarpıştırılması tartışma tekniğidir.
Cevap: D
Çevre bilinci, öğrencilere soğuk beton binalarda, cansız fotoğraflar gösterilerek kazandırılamaz. Doğa; ezberlenen tanımlar içinde değil, ormanlarda, derelerde, kuş sesleri arasında hissedilerek öğrenilmeli. Ağaçlar ve çiçekler sadece ders kitaplarının sayfalarında solup gitmemeli, çocuğun hayatının tam merkezinde, oyunlarında canlı kalmalı.
Bu parçada savunulan görüşe aşağıdakilerden hangisi temel oluşturmaz?
- Teorik bilgilerin tek başına yetersiz kaldığı.
- Öğrenmenin, doğayla iç içe gerçekleşmesi gerektiği.
- Çevre eğitiminin diğer derslerden daha önemli olduğu.
- Mevcut eğitim yöntemlerinin doğayı anlatmada eksik olduğu.
Sorunun Çözümü
Paragrafta yazar, çevre eğitiminin yöntemini eleştirmektedir. Eğitimin dört duvar arasında değil, doğanın içinde yapılması gerektiğini savunur. Ancak metinde çevre eğitiminin, matematik veya Türkçe gibi diğer derslerden daha önemli veya öncelikli olduğuna dair bir kıyaslama yapılmamıştır.
- C) Çevre eğitiminin diğer derslerden daha önemli olduğu
- Paragraf, eğitimin “nasıl” yapılması gerektiğini anlatır; dersler arası bir önem sıralaması yapmaz. Bu ifade parçadan çıkarılamaz.
- A) Teorik bilgilerin tek başına yetersiz kaldığı
- “Ezberlenen tanımlar içinde değil” ifadesi, sadece teorinin yetmediğini gösterir.
- B) Öğrenmenin, doğayla iç içe gerçekleşmesi gerektiği
- “Ormanlarda, derelerde… öğrenilmeli” cümlesi bu görüşü doğrudan destekler.
- D) Mevcut eğitim yöntemlerinin doğayı anlatmada eksik olduğu
- Yazar, “soğuk beton binalarda… kazandırılamaz” diyerek mevcut durumu eleştirmiştir.
Cevap: C
“Başarı, tesadüflerin değil; disiplinli çalışmanın ve vazgeçmemenin bir sonucudur. İnsanlar genellikle zirvedeki ışıltıyı görür ancak o noktaya gelene kadar çekilen zorlukları, uykusuz geceleri fark etmezler. Oysa emek olmadan yemek olmaz. Amerikalı mucit Thomas Edison bu gerçeği şöyle dile getirmiştir: ‘Deha, yüzde bir ilham ve yüzde doksan dokuz terdir.’ Yani başarıya giden yol, sadece zeka pırıltısından değil, yoğun bir alın terinden geçer.”
Bu metnin anlatımında düşünceyi geliştirme yollarından hangilerine başvurulmuştur?
- Tartışma – Benzetme
- Açıklama – Tanık Gösterme
- Öyküleme – Betimleme
- Örneklendirme – Karşılaştırma
Sorunun Çözümü
Paragrafta yazar, bir düşünceyi okuyucuya öğretmek ve kabul ettirmek için belirli yöntemler kullanır.
- Doğru Cevap (B): Metnin genelinde başarının ne olduğu ve nasıl elde edildiği hakkında bilgi verildiği için Açıklama tekniği kullanılmıştır. Düşünceyi kanıtlamak ve inandırıcı kılmak için Thomas Edison’un sözüne (“Deha, yüzde bir ilham ve yüzde doksan dokuz terdir.”) yer verilmesi ise Tanık Gösterme yöntemidir.
- A) Metinde bir düşünceye karşı çıkıp onu çürütme havası (Tartışma) baskın değildir, daha çok öğretici bir ton vardır.
- C) Olay örgüsü, yer, zaman ve kahramanlar olmadığı için Öyküleme yoktur.
- D) Metinde somut örnekler sıralanmamış (Örneklendirme), daha çok bir alıntı üzerinden gidilmiştir.
Cevap: B
Makale, bilimsel verilerle desteklenen ve kanıtlama amacı güden ciddi bir yazı türüdür. Yazar, öne sürdüğü düşünceyi ispatlamak zorundadır. Deneme ise yazarın herhangi bir konuda kesin sonuçlara varmadan, kendi kendisiyle konuşuyormuş gibi yazdığı samimi yazılardır; ispat kaygısı taşımaz.
Bu metnin anlatımında aşağıdaki düşünceyi geliştirme yollarından hangisine başvurulmuştur?
- Tanımlama
- Tanık Gösterme
- Karşılaştırma
- Benzetme
Sorunun Çözümü
Düşünceyi geliştirme yollarından biri olan karşılaştırma, birden fazla varlık, kavram ya da durumun benzerlik veya farklılıklarının ortaya konmasıdır.
- C) Paragrafta makale ve deneme türleri ele alınmıştır. Makalenin “kanıtlayıcı ve ciddi” olması ile denemenin “samimi ve ispatsız” olması yönleri birbiriyle kıyaslanmıştır. “İse” bağlacı burada karşılaştırma ilgisi kurmuştur.
- A) Metinde “Makale nedir?” sorusuna tam bir cevap verilmekten ziyade, iki türün farkları anlatılmıştır.
- B) Tanınmış bir kişinin sözüne yer verilmemiştir (Tanık gösterme yoktur).
- D) Bir kavramın niteliğini anlatmak için onu başka bir varlığa benzetme (gibi, kadar) durumu yoktur.
Cevap: C
kesinlikle çok güzeldi