Neden-sonuç cümlelerinde, bir eylemin gerçekleşmesi belli bir sebebe dayandırılır. Bu tür cümlelerde “neden” ve “sonuç” bölümleri gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi kesindir.
Buna göre aşağıdaki cümlelerin hangisinde neden-sonuç ilişkisi vardır?
- Proje ödevini tamamlamak için kütüphaneye gitti.
- Planlı çalışırsan hedeflerine daha hızlı ulaşırsın.
- Yoğun kar yağışından dolayı köy yolları kapandı.
- Yabancı dilini geliştirmek üzere yurt dışına çıktı.
1. Sorunun Çözümü
Neden-sonuç cümlelerinde eylem bir gerekçeyle birlikte verilir ve her iki yargı da (sebep ve sonuç) gerçekleşmiştir.
- A) “Tamamlamak için” ifadesi bir hedef belirtir, eylem henüz sonuçlanmamıştır (Amaç-Sonuç).
- B) “Çalışırsan” ifadesi eylemin gerçekleşmesini bir şarta bağlar (Koşul-Sonuç).
- C) Yolların kapanması (sonuç) gerçekleşmiştir ve bunun sebebi “yoğun kar yağışı”dır (Neden-Sonuç).
- D) “Geliştirmek üzere” ifadesi yine bir gaye, amaç bildirir (Amaç-Sonuç).
Cevap: C
“Hiçbir kaptan, sadece sakin sularda gemi yüzdürerek usta denizci olmamıştır.”
Aşağıdakilerden hangisi bu cümlede anlatılmak istenen düşünceyle özdeştir?
- Başarıya ulaşmak için doğru zamanı ve yeri beklemek gerekir.
- İnsanı mesleğinde olgunlaştıran, karşılaştığı zorluklardır.
- Yetenekli insanlar, her türlü ortamda kendilerini belli ederler.
- Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgâr yardım edemez.
Sorunun Çözümü
Bu cümle, ustalığın ve tecrübenin ancak zorlu koşullarla mücadele edilerek kazanılabileceği ilkesine dayanır.
- A) “Doğru zamanı beklemek” kavramı sabırla ilgilidir; tecrübe kazanmakla değil.
- B) Cümledeki “sakin sular” kolaylığı, “usta denizci olamamak” ise tecrübesizliği simgeler. Dolayısıyla zorluklar (fırtınalı sular), insanı geliştirir ve ustalaştırır. Anlam birebir örtüşmektedir.
- C) Burada vurgu “yetenek” üzerinedir, oysa öncül cümlede “sonradan kazanılan tecrübe” vurgulanmıştır.
- D) Bu seçenek “amaç/hedef” belirlemenin önemini anlatır, zorlukla mücadeleyi değil.
Cevap: B
“Okuyacağınız kitabı seçerken sadece yazarın ismine odaklanmayın; tanınmamış bir yazarın eserini hemen değersiz, şöhretli bir yazarın her kitabını da kusursuz bir şaheser olarak görmeyin.”
Bu cümleden aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
- Ünlü yazarların kitaplarını okumak okuyucuya bir şey kazandırmaz.
- Bir eserin kalitesi, yazarın ne kadar tanındığına bağlı değildir.
- Adı duyulmamış yazarlar da nitelikli eserler ortaya koyabilir.
- Kitap değerlendirmesi yaparken ön yargılardan uzak durulmalıdır.
Sorunun Çözümü
Cümlede vurgulanan temel düşünce, kitap seçiminde yazarın şöhretine göre değil, eserin içeriğine göre tarafsız bir değerlendirme yapılması gerektiğidir.
- A) Cümlede ünlü yazarların kitaplarının kusursuz olmadığı belirtilmiştir ancak bu kitapların okuyucuya hiçbir şey kazandırmayacağı veya faydasız olduğu söylenmemiştir. Bu, metinden çıkarılamayacak aşırı bir yorumdur.
- B) “Sadece yazarın ismine odaklanmayın” uyarısı, kalitenin şöhretten bağımsız olduğunu destekler.
- C) “Tanınmamış bir yazarın eserini değersiz görmeyin” ifadesi, bu yazarların da iyi eserler yazabileceği anlamını taşır.
- D) Peşin hükümlü (ön yargılı) olmamak, cümlenin genelinde verilen temel öğüttür.
Cevap: A
1. devrilmeye mahkumdur
2. kökleri derinlere
3. en hafif rüzgarda bile
4. inmeyen
5. bir ağaç
Numaralanmış sözcük gruplarıyla anlamlı ve kurallı bir cümle oluşturulduğunda doğru sıralama aşağıdakilerden hangisi olur?
- 5 – 2 – 4 – 3 – 1
- 3 – 5 – 2 – 4 – 1
- 2 – 4 – 5 – 3 – 1
- 2 – 5 – 4 – 3 – 1
Sorunun Çözümü
Kurallı ve anlamlı bir Türkçe cümlede işi, oluşu veya hareketi bildiren kelime (yüklem) sonda; işi yapan varlık (özne) ise genellikle başta bulunur.
- Adım 1 (Yüklem): Yargıyı sonuca bağlayan ifade “devrilmeye mahkumdur” (1) grubudur. Sona gelmelidir.
- Adım 2 (Özne): Devrilmeye mahkum olan nedir? “Kökleri derinlere inmeyen bir ağaç”. Bu grup mantıksal olarak 2-4-5 şeklinde sıralanmalıdır. (Kökleri derinlere / inmeyen / bir ağaç).
- Adım 3 (Tümleç): Bu durum hangi koşulda gerçekleşir? “En hafif rüzgarda bile” (3) ifadesi araya gelerek anlamı tamamlar.
- Sonuç: Parçalar birleştirildiğinde “Kökleri derinlere inmeyen bir ağaç, en hafif rüzgarda bile devrilmeye mahkumdur.” cümlesi ortaya çıkar.
Cevap: C
Neden-sonuç cümleleri, bir eylemin hangi gerekçeyle yapıldığını bildirir. Bu cümlelerde “neden” kısmı, sonucun doğurucusudur.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde neden-sonuç ilişkisi yoktur?
- Düzenli sulanmadığından balkondaki çiçekler solmuş.
- Yazar, son kitabında çocukluk anılarını kaleme almış.
- Aşırı sıcaklar yüzünden asfaltlar erimeye başladı.
- Sorumluluklarını bildiği için işlerini asla aksatmaz.
5. Sorunun Çözümü
Neden-sonuç bildiren cümlelerde eylemin gerçekleşmesi bir sebebe dayanır. “İçin, -den dolayı, -diğinden” gibi ifadeler ipucudur.
- A) Çiçeklerin solmasının nedeni “düzenli sulanmaması”dır. (Neden-Sonuç)
- B) Bu cümlede sadece yazarın ne yaptığı ve eserin içeriği (konusu) belirtilmiştir. Herhangi bir sebep bildirilmemiştir.
- C) Asfaltların erimesinin sebebi “aşırı sıcaklar”dır. (Neden-Sonuç)
- D) İşlerini aksatmamasının gerekçesi “sorumluluklarını bilmesi”dir. (Neden-Sonuç)
Cevap: B
1. diyarlara
2. sessiz gemilerdir
3. insanı
4. hiç gitmediği
5. kitaplar
6. götüren
Yukarıdaki numaralanmış sözcüklerle anlamlı ve kurallı bir cümle oluşturulduğunda doğru sıralama aşağıdakilerden hangisi olur?
- 5 – 6 – 3 – 1 – 4 – 2
- 3 – 5 – 1 – 4 – 6 – 2
- 5 – 3 – 4 – 1 – 6 – 2
- 2 – 5 – 6 – 1 – 4 – 3
Sorunun Çözümü
Kurallı bir cümlede yüklem sonda bulunur. Anlamlı bir bütün oluşturmak için önce özne, sonra tamamlayıcı ögeler ve en sona yüklem getirilmelidir.
- Analiz: Sözcükler incelendiğinde yüklemin “sessiz gemilerdir” (2) olduğu görülür. Bu gemilerin ne olduğu sorusuna cevap veren özne ise “kitaplar” (5) sözcüğüdür.
- Sıralama Mantığı: Kitaplar (5) ne yapar? İnsanı (3) hiç gitmediği (4) diyarlara (1) götüren (6) sessiz gemilerdir (2).
- A ve B Şıkkı: Kelime gruplarını yanlış bağladığı için anlamsızdır.
- D Şıkkı: Yüklem başta kullanıldığı için “devrik” cümledir, kurallı değildir.
- C Şıkkı: Özne ve yüklem uyumu tamdır, anlam akışı doğrudur.
Cevap: C
1. Eğitim, bir ülkenin geleceğini şekillendirir.
2. Ülkenin kalkınması sadece ekonomiye bağlıdır.
3. Eğitim sistemleri çağın şartlarına göre değişir.
4. Bir ülkenin yarınlarını belirleyen temel unsur eğitimdir.
Numaralanmış cümlelerden hangileri anlamca birbirine en yakındır?
- 1 ve 2
- 1 ve 4
- 2 ve 3
- 3 ve 4
Sorunun Çözümü
Soruda verilen cümlelerin ilettiği temel mesajı (ana fikri) bularak, aynı doğrultuda olan iki cümleyi tespit etmemiz gerekmektedir.
- 1. Cümle: Eğitimin, ülkenin geleceği üzerinde doğrudan kurucu ve belirleyici bir etkisi olduğu vurgulanmıştır.
- 2. Cümle: Kalkınma kavramı “ekonomi” ile ilişkilendirilmiştir, eğitimden bahsedilmemiştir.
- 3. Cümle: Eğitimin içeriğinin zamana göre değişmesinden söz edilmiştir.
- 4. Cümle: “Yarınlarını belirleyen” ifadesi “geleceğini şekillendiren” ifadesiyle, “temel unsur” ifadesi de özne olan “eğitim” ile tam olarak örtüşmektedir.
Sonuç olarak; 1. ve 4. cümleler farklı kelimelerle kurulmuş olsalar da “eğitimin, ülkenin geleceğini belirlediği” yargısını taşımaları bakımından anlamca özdeştir.
Cevap: B
Türkçede eylemin hangi amaca yönelik yapıldığını bildiren cümlelere “amaç-sonuç”, eylemin gerçekleşme sebebini bildiren cümlelere ise “neden-sonuç” cümlesi denir.
Buna göre, aşağıdakilerin hangisinde amaç-sonuç ilişkisi vardır?
- İstediği kitabı bulamadığından kütüphaneden üzgün ayrıldı.
- Proje ödevini tamamlamak üzere bilgisayarın başına geçti.
- Havalar ısınırsa hafta sonu ailecek yaylaya çıkacağız.
- Fırtına aniden çıktığı için balıkçılar limana sığındı.
Sorunun Çözümü
Amaç-sonuç cümlelerini tespit etmek için yükleme “Hangi amaçla?” sorusu sorulur. Bu cümlelerde eylem gerçekleşmiş olsa da, hedeflenen sonuç (amaç) henüz gerçekleşmemiştir. Genellikle “-mak için, -mak üzere” ifadeleri ipucudur.
- A) “Kütüphaneden ayrılma” eyleminin sebebi “kitabı bulamamasıdır”. Sebep gerçekleşmiştir. (Neden-Sonuç)
- B) “Bilgisayarın başına geçme” eyleminin amacı “ödevini tamamlamaktır”. Ödev henüz bitmemiştir, bu bir hedeftir. Cümleye “Hangi amaçla geçti?” sorusunu sorduğumuzda cevap alabiliriz. (Amaç-Sonuç)
- C) “Yaylaya çıkma” eylemi “havaların ısınması” şartına bağlanmıştır. (Koşul-Sonuç)
- D) “Limana sığınma” eyleminin gerekçesi “fırtınanın çıkmasıdır”. Fırtına çıkma eylemi gerçekleşmiştir. (Neden-Sonuç)
Cevap: B
Nesnel yargılar; doğruluğu ya da yanlışlığı kanıtlanabilen, kişiden kişiye değişmeyen, yorumsuz yargılardır.
Buna göre aşağıdaki cümlelerin hangisinde nesnel bir anlatım yapılmıştır?
- Sabah esen rüzgâr insana yaşama sevinci veriyordu.
- Filmin arka fon müzikleri sahnelere harika bir uyum sağlamış.
- Yazar, bu eserinde Kurtuluş Savaşı yıllarını anlatmıştır.
- Kullanılan betimlemeler okuyucuyu derinden etkiliyor.
9. Sorunun Çözümü
Nesnel cümleler kanıtlanabilir veriler içerirken, öznel cümleler kişisel beğeni ve yorum ifade eder.
- A) “Yaşama sevinci vermesi” kişisel bir duygudur, kanıtlanamaz (Öznel).
- B) “Harika bir uyum” ifadesi kişisel bir beğenidir (Öznel).
- C) Eserin konusu (Kurtuluş Savaşı) kitaba bakılarak doğrulanabilir, yorum içermez (Nesnel).
- D) “Derinden etkilemesi” kişiye göre değişen bir durumdur (Öznel).
Cevap: C
1. Aşırı sıcaklardan barajlardaki sular çekildi.
2. Kültürümüzü tanıtmak üzere bir belgesel hazırladı.
3. Düzenli beslenmediği için sık sık hastalanıyor.
4. Okullar açılınca trafik yoğunluğu arttı.
Numaralanmış cümlelerin hangisinde eylem bir amaca yönelik yapılmıştır?
- 1
- 2
- 3
- 4
Sorunun Çözümü
Amaç-sonuç cümlelerinde eylemin yapılma gayesi (hedefi) belirtilirken, neden-sonuç cümlelerinde eylemi doğuran gerekçe (sebep) anlatılır. Pratik yol olarak “hangi amaçla?” sorusunu sorabiliriz.
- A) (1. Cümle): “Suların çekilmesi” bir sonuçtur, sebebi “aşırı sıcaklar”dır. (Neden-Sonuç)
- B) (2. Cümle): Belgesel hazırlama eylemi, “kültürü tanıtmak amacıyla” yapılmıştır. Henüz tanıtma işi sonuçlanmamış, hedeflenmiştir. (Amaç-Sonuç)
- C) (3. Cümle): Hastalanmanın sebebi “düzenli beslenmemek”tir. Durum gerçekleşmiştir. (Neden-Sonuç)
- D) (4. Cümle): Trafiğin artmasının nedeni “okulların açılması”dır. (Neden-Sonuç)
Cevap: B
11
1. Dağ tırmanışı, doğa yürüyüşüne göre daha fazla enerji gerektirir.
2. Bu yazarın dili, çağdaşlarından çok daha sadedir.
3. Bizim takım da en az rakip takım kadar hırslı mücadele etti.
4. Güneşin doğuşunu izlemek için erkenden tepeye çıktık.
Numaralanmış cümlelerin hangisinde karşılaştırma anlamı yoktur?
- 1
- 2
- 3
- 4
Sorunun Çözümü
Karşılaştırma cümleleri; en az iki farklı varlık, kavram veya durumun benzerlik, farklılık ya da üstünlük gibi açılardan kıyaslandığı cümlelerdir.
- A) “Dağ tırmanışı” ile “doğa yürüyüşü”, harcanan enerji bakımından “göre” edatı ile karşılaştırılmıştır.
- B) Yazarın dili, aynı dönemde yaşayan diğer yazarlarla (çağdaşlarıyla) sadelik yönünden “daha” sözcüğü ile kıyaslanmıştır.
- C) “Bizim takım” ile “rakip takım”, hırs ve mücadele yönünden “kadar” edatı ile karşılaştırılmış, eşitlik ilgisi kurulmuştur.
- D) Bu cümlede sadece bir eylem (tepeye çıkmak) ve amacı belirtilmiştir. Herhangi bir varlık veya durum başka bir şeyle kıyaslanmamıştır.
Cevap: D
Doğruluğu veya yanlışlığı kanıtlanabilen, kişiden kişiye değişmeyen yargılara “nesnel yargı”; kişisel düşünce, duygu veya beğeni içeren yargılara ise “öznel yargı” denir.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde kişisel görüşe yer verilmemiştir?
- Tarihi konaklar, şehre eşsiz bir güzellik katıyor.
- Yazar, son romanında Kurtuluş Savaşı yıllarını anlatmış.
- Bu hüzünlü şarkı insanı alıp uzak diyarlara götürüyor.
- Karadeniz’in yaylaları, insana huzur veren bir havaya sahip.
Sorunun Çözümü
Soruda bizden “kişisel görüş içermeyen” yani nesnel olan, kanıtlanabilir cümleyi bulmamız istenmektedir.
- A) “Eşsiz bir güzellik” ifadesi kişisel bir beğenidir. Başkasına göre güzel olmayabilir. (Öznel)
- B) Yazarın romanında hangi konuyu işlediği (Kurtuluş Savaşı) kitabı okuyan herkes tarafından aynı şekilde tespit edilebilir. Bu durum kanıtlanabilir bir gerçektir. (Nesnel)
- C) Şarkının “hüzünlü” olması veya “uzak diyarlara götürmesi” dinleyicinin yorumudur. (Öznel)
- D) “Huzur veren hava” ifadesi kişinin hissettiği duygudur, ölçülemez. (Öznel)
Cevap: B