İklim değişikliği, gezegenimizin doğal dengesini altüst eden bir gerçeklik olarak karşımızda duruyor. Her geçen gün etkisini artıran bu krizle ilgili akıllarda pek çok soru var. Öncelikle, küresel ısınmayı tetikleyen temel faktör tam olarak nedir? Hızla değişen iklim koşulları, dünyamızı besleyen tarımsal üretim süreçlerini ve gıda güvenliğini nasıl etkiliyor? Geleceğimizi kurtarmak ve sürdürülebilir bir dünya kurmak adına yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmek neden bu kadar önemli? Tüm bu büyük resmin içinde, süreci yavaşlatmak için bireysel olarak üzerimize düşen görevler nelerdir?
Aşağıdakilerden hangisi bu metindeki sorulardan herhangi birine cevap olarak verilmemiştir?
- Atmosferde biriken karbondioksit ve metan gibi sera gazlarının, özellikle fosil yakıt kullanımıyla yoğunlaşması, güneş ışınlarının uzaya geri yansımasını engelleyerek dünyayı bir sera gibi ısıtmaktadır.
- Rüzgâr, güneş ve dalga enerjisi gibi kaynaklar; kömür veya petrolün aksine tükenmezdir ve enerji üretirken doğaya zehirli gazlar salmayarak ekolojik dengenin korunmasını garanti eder.
- Gereksiz aydınlatmadan kaçınmak, plastik kullanımını azaltmak, toplu taşımayı tercih etmek ve geri dönüşüme evde katkı sağlamak, her vatandaşın karbon ayak izini küçültmek için atabileceği basit ama etkili adımlardır.
- Devletlerin imzaladığı uluslararası iklim anlaşımları ve uygulanan sıkı karbon vergileri, büyük sanayi kuruluşlarını üretim teknolojilerini modernize etmeye ve daha çevreci yöntemler kullanmaya zorlamaktadır.
4. Sorunun Çözümü
Soruda, metin içerisindeki sorularla şıklardaki cevapların eşleştirilmesi istenmektedir. Açıkta kalan (eşleşmeyen) şık doğru cevap olacaktır.
- A Şıkkı: Metindeki “Küresel ısınmayı tetikleyen temel faktör tam olarak nedir?” sorusunun cevabıdır (Sera gazları ve fosil yakıtlar).
- B Şıkkı: Metindeki “Yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmek neden bu kadar önemli?” sorusunun cevabıdır (Doğaya zarar vermemesi ve tükenmez olması).
- C Şıkkı: Metindeki “Bireysel olarak üzerimize düşen görevler nelerdir?” sorusunun cevabıdır (Tasarruf, geri dönüşüm, toplu taşıma).
- D Şıkkı: Bu şıkta devletlerin politikalarından ve sanayi üzerindeki etkilerinden bahsedilmiştir. Ancak metinde devletlerin veya otoritelerin ne yapması gerektiğine dair bir soru sorulmamıştır. Ayrıca metinde sorulan “Tarımsal üretim süreçlerini nasıl etkiliyor?” sorusunun cevabı da şıklarda yoktur. D şıkkı metindeki hiçbir soruya karşılık gelmez.
Sonuç: D şıkkı metindeki sorulardan herhangi birinin cevabı değildir.
(I) Sanayileşmenin hızı ve artan tüketim çılgınlığı, ne yazık ki doğal kaynaklarımızı her geçen gün daha fazla tüketiyor. (II) Bilimsel verilere bakıldığında, acil önlem alınmazsa gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmamız imkânsız hâle gelecek gibi görünüyor. (III) Okullarda geri dönüşüm seminerleri, sahil temizleme etkinlikleri ve fidan dikim şenlikleri gibi yeni dönem için planlanmış somut faaliyetlerimiz şimdiden başlamış durumda. (IV) Hatta geçen ay düzenlediğimiz “Yeşil Bir Gelecek” temalı ödüllü resim yarışmasına şehrimizden binlerce öğrenci büyük bir heyecanla katılım gösterdi.
Bu metindeki numaralanmış cümlelerin hangisinden sonra düşüncenin akışına uygun olarak “Biz de bu gidişata dur diyebilmek adına çevre duyarlılığını merkeze alan ve sürdürülebilirliği destekleyen projeler geliştirmeyi amaçlıyoruz.” cümlesi getirilebilir?
- I
- II
- III
- IV
2. Sorunun Çözümü
Paragrafta akışı bozan veya tamamlayan cümleyi bulurken sebep-sonuç ilişkisine ve genelden özele gidişe dikkat etmeliyiz.
- Analiz: I ve II. cümlelerde çevresel sorunların ciddiyetinden ve gelecekteki tehlikeden bahsedilmiştir (Sorun tespiti).
- Bağlantı: Eklenmesi istenen cümle, bu soruna karşı bir amaç/hedef belirlemektedir (“Biz de… projeler geliştirmeyi amaçlıyoruz”).
- Devam: III. cümlede ise bu amacın sonucunda yapılan somut örnekler (seminerler, etkinlikler) sıralanmıştır.
- Sonuç: Dolayısıyla hedef cümlesi, sorunun tespiti (II) ile somut çalışmaların (III) arasına girmelidir.
Bu nedenle cümle, II. cümleden sonra getirilmelidir.
Bir projeyi teslim etmeden önce defalarca kontrol ettiğiniz, yine de içinizin rahat etmediği anlar oldu mu? Ya da masanızın üzerindeki kalemlerin duruşu bile çalışmanızı engelledi mi? Bu durumlar, mükemmeliyetçilik olarak adlandırılan bir kişilik özelliğinin yansıması olabilir. Mükemmeliyetçi bireyler, kendileri için ulaşılması neredeyse imkânsız olan çok yüksek standartlar belirlerler. Yapılan işin kusursuz olması gerektiğine dair inançları, onları sürekli bir hata arama çabasına iter. Bu kişiler, “ya hep ya hiç” mantığıyla hareket ettikleri için küçük bir pürüzde bile tüm çalışmayı başarısız sayabilirler. Bu durum, işleri ertelemelerine, zamanı verimsiz kullanmalarına ve yoğun bir zihinsel yorgunluk yaşamalarına neden olur.
Bu metinden “mükemmeliyetçilik” ile ilgili aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
- Her insanda belirli dönemlerde görülen doğal bir süreç olduğu
- Kişinin kendine gerçekçi olmayan hedefler koymasına neden olduğu
- Zaman yönetimi ve işi tamamlama konusunda sorunlar yarattığı
- Yapılan işe ve sonuca yönelik tatminsizlik hissi oluşturduğu
3. Sorunun Çözümü
Metinde mükemmeliyetçiliğin özellikleri ve birey üzerindeki olumsuz etkileri anlatılmıştır. Şıkları metne göre inceleyelim:
- A Şıkkı: Metinde bu özelliğin “her insanda” görüldüğüne veya “doğal bir süreç” olduğuna dair hiçbir ifade yoktur. Aksine “mükemmeliyetçi bireyler” denilerek belirli bir kesim kastedilmiştir.
- B Şıkkı: Metindeki “kendileri için ulaşılması neredeyse imkânsız olan çok yüksek standartlar belirlerler” ifadesinden bu yargı çıkarılabilir.
- C Şıkkı: “İşleri ertelemelerine, zamanı verimsiz kullanmalarına… neden olur” cümlesi bu şıkkı doğrular.
- D Şıkkı: “Sürekli bir hata arama çabası” ve “tüm çalışmayı başarısız sayabilirler” ifadeleri, tatminsizlik hissini kanıtlar.
Sonuç: Metinden çıkarılamayacak yargı A şıkkıdır.
Tema (Ana Duygu): Şiirde şairin okuyucuda uyandırmak istediği asıl duygu, temel histir. Şiire hâkim olan atmosferdir.
Buna göre;
şiirinde işlenen duygular arasında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
- Özlem
- Hayıflanma
- Hüzün
- Kararlılık
4. Sorunun Çözümü
Şiirin genelinde geçmişe duyulan hasret ve kaybedilen değerler üzerine bir yakınma söz konusudur. Dizeleri incelediğimizde:
- A Şıkkı (Özlem): “Hani o şen kahkahalar…” ve “Bir zamanlar koştuğumuz…” ifadeleri geçmişe duyulan derin özlemi gösterir.
- B Şıkkı (Hayıflanma): “Ah, kıymetini bilemedik o güzelim günlerin” dizesi, elden kaçan bir fırsat veya değer için duyulan üzüntüyü yani hayıflanmayı (pişmanlığı) net bir şekilde ifade eder.
- C Şıkkı (Hüzün): “İçim kan ağlar” ifadesi ve şiirin genelindeki karamsar hava, şairin yoğun bir üzüntü ve hüzün içinde olduğunu kanıtlar.
- D Şıkkı (Kararlılık): Şiirde bir mücadele azmi, geleceğe dair bir plan veya bir işi sürdürme iradesi (kararlılık) bulunmamaktadır. Aksine, çaresiz bir kabulleniş vardır.
Bu nedenle şiirde Kararlılık teması işlenmemiştir.
Bozkırın ortasındaki küçük tren istasyonunda, kara trenin düdüğü acı acı duyuldu. İstasyon şefi Rıza Bey, yıllardır gurbette olan oğlunu bekliyordu. Dışarıda lapa lapa kar yağıyor, duvardaki eski saatin tiktakları, Rıza Bey’in heyecanlı kalp atışlarına karışıyordu. Tren perona yanaştı, buğulu camdan bir el sallandı. Rıza Bey, bastonuna yaslanarak zorlukla ayağa kalktı. İnen yolcu oğluydu; koşup babasının ellerine sarıldı. O an, istasyondaki soğuk hava yerini sıcacık bir sevince bıraktı.
Bu hikâyenin unsurları aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?
- Yer: Kasaba meydanı Zaman: Yaz mevsimi Olay: Trenin istasyona geç gelmesi Kişiler: Rıza Bey ve makinist
- Yer: Tren istasyonu Zaman: Karlı bir gün Olay: Rıza Bey’in emekli olması Kişiler: Rıza Bey, oğlu ve yolcular
- Yer: Bozkır Zaman: Sonbahar akşamı Olay: Trenin kardan dolayı yolda kalması Kişiler: Rıza Bey ve oğlu
- Yer: Tren istasyonu Zaman: Karlı bir kış günü Olay: Babanın oğluna kavuşması Kişiler: Rıza Bey ve oğlu
5. Sorunun Çözümü
Hikâye unsurlarını metinden tespit ederek doğru eşleştirmeyi bulalım:
- Yer (Mekan): Olay, “bozkırın ortasındaki küçük tren istasyonunda” geçmektedir.
- Zaman: Metinde “lapa lapa kar yağıyor” ifadesi zamanın karlı bir kış günü olduğunu gösterir.
- Olay: Temel olay, Rıza Bey’in yıllardır görmediği oğlunu beklemesi ve sonunda ona kavuşmasıdır.
- Kişiler (Kahramanlar): Olayın başkahramanları İstasyon şefi Rıza Bey ve gelen oğludur.
Bu unsurların tamamının eksiksiz ve doğru eşleştirildiği seçenek D şıkkıdır.
“Uzay görevlerinde astronotların karşılaştığı zorluklar, sadece teknik değil biyolojik sınırları da zorlamaktadır. Yapılan analizlere göre, uzun süreli bir Mars yolculuğunda risklerin %50’si radyasyon kaynaklıyken, %30’u kas ve kemik kaybı, %20’si ise psikolojik faktörlerdir. Ancak tüm bu veriler ışığında, mürettebatı bekleyen en kritik engelin insan psikolojisi olduğu anlaşılmıştır. Çünkü fiziksel yaralar iyileşir ama zihinsel boşluk kalıcıdır. Ünlü astronom Carl Sagan bu durumu şu sözlerle özetler: ‘Bir yerlerde, inanılmaz bir şey keşfedilmeyi bekliyor; ancak o keşfi yapacak zihin sağlam kalmalı.'”
Bu metnin yazılma amacı aşağıdakilerden hangisidir?
- Olay yorumlama – Eğlendirme
- Bilgi verme – Olay yorumlama
- Kültür aktarma – İkna etme
- Bilgi verme – Eğlendirme
6. Sorunun Çözümü
Metnin amacı okuyucuyu bir konuda aydınlatmak ve yazarın konu hakkındaki çıkarımlarını sunmaktır.
- A Şıkkı: Metinde eğlendirme amacı güdülmemiştir, dil ciddidir.
- B Şıkkı: Yazar, uzay yolculuğunun riskleri hakkında nesnel bilgiler (yüzdelik dilimler) vermiş, ardından bu verilerden yola çıkarak “en kritik engelin psikoloji olduğu” yönünde olayı yorumlamıştır.
- C Şıkkı: Kültür aktarımı veya doğrudan bir ikna çabası (reklam vb.) yoktur.
- D Şıkkı: Metin öğreticidir ancak eğlendirme unsuru barındırmaz.
Sonuç olarak metin hem bilgi vermekte hem de verilen bilgileri yorumlamaktadır.
“Uzay görevlerinde astronotların karşılaştığı zorluklar, sadece teknik değil biyolojik sınırları da zorlamaktadır. Yapılan analizlere göre, uzun süreli bir Mars yolculuğunda risklerin %50’si radyasyon kaynaklıyken, %30’u kas ve kemik kaybı, %20’si ise psikolojik faktörlerdir. Ancak tüm bu veriler ışığında, mürettebatı bekleyen en kritik engelin insan psikolojisi olduğu anlaşılmıştır. Çünkü fiziksel yaralar iyileşir ama zihinsel boşluk kalıcıdır. Ünlü astronom Carl Sagan bu durumu şu sözlerle özetler: ‘Bir yerlerde, inanılmaz bir şey keşfedilmeyi bekliyor; ancak o keşfi yapacak zihin sağlam kalmalı.'”
Bu metnin anlatımında aşağıdakilerin hangisinden yararlanılmamıştır?
- Tanımlama
- Tanık gösterme
- Karşılaştırma
- Sayısal verilerden yararlanma
7. Sorunun Çözümü
Metinde kullanılan düşünceyi geliştirme yolları incelendiğinde “Tanımlama” yapılmadığı görülür.
- A Şıkkı: Metinde “Bu nedir?” sorusuna cevap veren (Örneğin: “Uzay, sonsuz bir boşluktur.”) gibi bir tanım cümlesi yoktur.
- B Şıkkı: Carl Sagan’ın sözüne yer verilerek tanık gösterilmiştir.
- C Şıkkı: Risk faktörleri arasında “en kritik engel” ifadesiyle bir karşılaştırma yapılmıştır.
- D Şıkkı: “%50, %30, %20” gibi ifadelerle sayısal verilerden yararlanılmıştır.
Doğru cevap Tanımlama seçeneğidir.
Günümüzde tarımsal üretimin büyük bir kısmı, verimi artırmak adına kimyasal gübreler ve sentetik ilaçlar kullanılarak yapılmaktadır. Ancak bu yöntemler, toprağın doğal yapısını bozmakta ve verimliliğini uzun vadede tehdit etmektedir. Tam bu noktada, doğanın kendi dengesini koruyan ve kimyasal girdi kullanmadan yapılan üretim şekli önem kazanmaktadır. Toprağı yormayan, insan sağlığına zarar vermeyen ve üretimde doğal döngüyü esas alan bu tarım modeli, sürdürülebilir bir gelecek için en sağlıklı alternatiftir.
Bu metin, düşüncenin akışına göre aşağıdaki sorulardan hangisine verilmiş bir cevap niteliğindedir?
- Organik tarım uygulamaları hangi bölgelerde yaygındır?
- Tarımsal ilaçların maliyetleri neden artmaktadır?
- Modern tarım teknikleri tarihsel süreçte nasıl gelişmiştir?
- Sürdürülebilir (organik) tarım ne anlama gelmektedir?
8. Sorunun Çözümü
Bir metnin hangi soruya cevap verdiğini bulmak için metnin ana fikrine ve tanımladığı kavrama odaklanmak gerekir. Metin, mevcut tarım yöntemlerinin zararlarından bahsedip alternatif bir modelin özelliklerini (doğal döngü, kimyasal yokluğu, sürdürülebilirlik) anlatarak bu kavramı açıklamıştır.
- A Şıkkı: Metinde tarımın yapıldığı coğrafi bölgelere (Ege, Akdeniz vb.) dair hiçbir yer ismi geçmemektedir.
- B Şıkkı: Metinde ilaçların fiyatlarına veya maliyet artışlarına değinilmemiştir; odak noktası çevresel etkidir.
- C Şıkkı: Tarım tekniklerinin tarihsel gelişimi veya icat edilme süreçleri anlatılmamıştır.
- D Şıkkı: Metnin geneli, “doğal döngüyü esas alan tarım modelinin” ne olduğunu ve neden gerekli olduğunu açıklamaktadır. Dolayısıyla bu metin, “Bu tarım şekli nedir/ne demektir?” sorusunun cevabıdır.
Doğru cevap D seçeneğidir.
Birçok kişi başarının temelinde şansın veya sadece doğuştan gelen ham yeteneğin yattığını düşünür. Oysa istikrarlı bir çalışma disiplini, uzun vadeli hedeflere ulaşmada yetenekten çok daha büyük ve belirleyici bir güce sahiptir. Örneğin, bir enstrüman çalmayı öğrenmek veya yeni bir dil edinmek gibi süreçler; beynin odaklanma kapasitesini artırır, kişiye sabretmeyi öğretir ve problem çözme yeteneğini geliştirir. Bu zihinsel becerileri kazanan bir kişinin, sadece o alanda değil, akademik veya mesleki hayatında da karşılaşacağı zorlukları daha kolay aştığı görülmektedir.
Bu metinden hareketle aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- Disiplinli çalışma alışkanlığı ve kazanılan beceriler, hayatın diğer alanlarındaki başarıyı da destekler.
- Akademik hayatta başarılı olmak için en önemli unsur şanstır.
- Yetenekli bireylerin ekstra bir çaba göstermesine gerek yoktur.
- Enstrüman çalmak, yabancı dil öğrenmekten daha zorlu bir süreçtir.
9. Sorunun Çözümü
Paragrafta, istikrarlı çalışma disiplininin kişiye odaklanma, sabır ve problem çözme gibi beceriler kazandırdığı vurgulanmıştır. Metnin son cümlesinde ise bu becerilerin “akademik veya mesleki hayatta da” kişiyi daha donanımlı kıldığı açıkça belirtilmiştir.
- A Şıkkı: Metinde geçen “Bu zihinsel becerileri kazanan bir kişinin… akademik veya mesleki hayatında da karşılaşacağı zorlukları daha kolay aştığı” ifadesi, bu şıkkı doğrudan doğrular. Çalışma disiplini hayatın genelini (diğer alanları) olumlu etkiler.
- B Şıkkı: Metinde şansın başarının temelinde olduğu düşüncesi reddedilmektedir. Yazar, disiplinin daha önemli olduğunu savunmaktadır.
- C Şıkkı: Metinde yetenekli bireylerin çalışmasına gerek olmadığına dair bir ifade yoktur; aksine disiplinin yetenekten daha büyük bir güç olduğu vurgulanır.
- D Şıkkı: Metinde enstrüman çalmak ile yabancı dil öğrenmek arasında bir zorluk kıyaslaması yapılmamıştır. Sadece her ikisinin de faydalarından örnek olarak bahsedilmiştir.
Bu nedenle doğru cevap A seçeneğidir.
Aşağıdaki metinlerin hangisinde, metnin sonunda yay ayraç içinde verilen hikâye unsuru bulunmamaktadır?
- Kışın o dondurucu soğuğu yerini ılık bir bahar havasına bırakmıştı. Güneşin ilk ışıklarıyla birlikte kuş cıvıltıları odaya doluyor, sabahın erken saatleri insana huzur veriyordu. (Zaman)
- Küçük çocuk, elindeki yırtık haritaya bakarak ormanın derinliklerinde ilerliyordu. Ağaçların gökyüzünü kapattığı bu karanlık vadide yolunu bulmak neredeyse imkânsızdı. (Yer)
- Yaşlı balıkçı, ağlarını toplarken yanına yaklaşan martıya elindeki simit parçasını uzattı. Martı, bu ikramı havada kapıp teknenin direğine kondu. (Kişi / Varlık Kadrosu)
- Deniz fenerleri, gemilere yol gösteren yalnız ama gururlu yapılardır. Tarih boyunca denizcilerin en sadık dostu olmuş, fırtınalı gecelerde onlara umut ışığı yakmışlardır. (Olay)
10. Sorunun Çözümü
Hikâye edici metinlerde olay, yer, zaman ve kişi (varlık kadrosu) olmak üzere dört temel unsur bulunur. Soruda verilen seçenekler bu unsurlara göre analiz edilmelidir:
- A Şıkkı: Metinde “sabahın erken saatleri”, “kış”, “bahar havası” gibi ifadelerle Zaman unsuru belirgindir.
- B Şıkkı: Olayın geçtiği “orman”, “karanlık vadi” gibi ifadelerle Yer (Mekan) unsuru açıkça verilmiştir.
- C Şıkkı: Olayı yaşayan “yaşlı balıkçı” ve ona eşlik eden “martı”, metnin Kişi ve Varlık Kadrosunu oluşturur.
- D Şıkkı: Bu metin, bir olay yazısı değil, bilgilendirici/betimleyici bir anlatımdır. Belirli bir zaman diliminde, karakterlerin başından geçen bir hareketlilik (aksiyon) zinciri yoktur. Deniz fenerlerinin genel özellikleri anlatılmıştır. Dolayısıyla bir Olay örgüsü bulunmamaktadır.
Sonuç: D seçeneğinde yay ayraç içinde verilen “Olay” unsuru metinle uyuşmamaktadır.
Yılların tecrübesine sahip usta bir romancı, ofisine gelen genç bir yazar adayının “Karakterleriniz nasıl bu kadar sahici olabiliyor?” sorusu üzerine koltuğundan kalktı. Ofisinin penceresini açıp caddeden geçen kalabalığı işaret etti. Sonra gence dönüp gülümseyerek,
— – – – – , dedi. Ve ekledi:
— – – – –
Genç yazar adayı, aldığı bu dersin etkisiyle defterine şu notu düştü:
— – – – –
Bu metinde boş bırakılmış yerlerden herhangi birine,
- Şu köşede bekleyen simitçinin omuzlarındaki yorgunluğu görüyor musun?
- Kitaplarınızın çok satması için hangi teknikleri kullanıyorsunuz?
- Ben masa başında hayal kurmam, o yorgunluğu mürekkep yapıp kâğıda dökerim.
- Gerçek sanatçı hayatı kurgulamaz, sokağın nabzını olduğu gibi hisseder.
ifadelerinden hangisi getirilemez?
- I
- II
- III
- IV
11. Sorunun Çözümü
Bu soru, parçadaki olay örgüsünü ve anlamsal bütünlüğü (bağlamı) takip ederek boşlukları tamamlama becerisini ölçmektedir. Metindeki diyalog akışına göre boşluklar şu şekilde doldurulmalıdır:
- 1. Boşluk: Yazarın pencereden dışarıyı gösterip bir soru sorması gerekmektedir. Bu nedenle I numaralı ifade (“Şu köşede bekleyen simitçinin…”) buraya gelmelidir.
- 2. Boşluk: Yazarın, gösterdiği örnek üzerinden kendi sanat anlayışını açıkladığı bölümdür. Buraya III numaralı ifade (“Ben masa başında hayal kurmam…”) gelerek anlamı tamamlar.
- 3. Boşluk: Genç yazar adayının bu konuşmadan çıkardığı ana fikri (dersi) not ettiği kısımdır. Buraya IV numaralı ifade (“Gerçek sanatçı hayatı kurgulamaz…”) gelmelidir.
- Analiz: II numaralı ifade (“Kitaplarınızın çok satması için…”), metnin duygusal ve öğretici atmosferiyle uyuşmamaktadır. Ayrıca yazarın verdiği cevaba veya gencin çıkardığı derse denk gelmemektedir.
Bu nedenle boşta kalan ifade II numaradır.
(I) İnsanlık, tarih boyunca duygu ve düşüncelerini kalıcı hâle getirmek için büyük çaba harcamıştır. (II) Yazının icadından önceki dönemlerde mağara duvarları ve büyük kayalar, iletişimin ilk zemini olarak kullanılmıştır. (III) Sümerlerin çivi yazısını kil tabletlere kazımasıyla bu süreç daha sistematik bir yapıya bürünmüştür. (IV) Kâğıdın icadı ise bilginin saklanması ve taşınması konusunda tam anlamıyla bir devrim yaratmıştır. (V) Hafif ve pratik olan bu malzeme sayesinde kitaplar çoğalmış, kültürler arası etkileşim hızla artmıştır.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
- II
- III
- IV
- V
12. Sorunun Çözümü
Paragrafı ikiye bölme sorularında, anlatılan konunun yön değiştirdiği veya konunun farklı bir boyutuna geçildiği cümle tespit edilmelidir. Metindeki akış şu şekildedir:
- I, II ve III. Cümleler: Bu cümlelerde kâğıt öncesi dönemdeki ilkel yazma araçlarından (mağara duvarları, kayalar, kil tabletler) ve tarihteki süreçten bahsedilmektedir. Konu bütünlüğü “eski ve zorlu yazma zeminleri” üzerinedir.
- IV. Cümle: Metin burada keskin bir dönüş yaparak “kâğıdın icadı” konusuna geçmiştir. Önceki cümlelerdeki taş ve kil tabletlerin yerini, bu cümleden itibaren “kâğıt ve devrimi” almıştır.
- V. Cümle: IV. cümlede başlayan kâğıt konusunu desteklemekte ve faydalarını anlatmaktadır.
Konunun “eski yazma araçlarından”, “kâğıdın icadına” evrildiği nokta IV numaralı cümledir. Bu nedenle ikinci paragraf bu cümleyle başlamalıdır.
Doğru Cevap: C şıkkıdır.
güzeldi çabalarınız için tesekkürler