Müzik, ruhun gıdası olduğu kadar yaşam enerjisinin de kaynağıdır. İyi bir ezgi, insanı günlük kaygıların gri duvarları arasından çekip almalı; ona masmavi gökyüzünü, parlayan güneşi ve geleceğe dair taze umutları hatırlatmalıdır. Dinlediğimiz şarkılar omuzlarımızdaki yükü ağırlaştırmamalı, aksine ruhumuza kanat takıp bizi aydınlık yarınlara uçurmalıdır.
Buna göre aşağıdakilerin hangisi, metinde tarif edilen müzik anlayışıyla örtüşmeyen bir içeriğe sahiptir?
-
Ufukta doğan güneşle,
Başlasın yeni bir hikâye.
Gülümse hayata neşeyle,
Güzel günler bizi bekler. -
Rüzgâr anlatsın sevgiyi,
Denizler taşısın ezgiyi.
Bırak artık gamı, kederi,
Coşkuyla dolsun yüreğin. -
Yıldızlar kadar parlak,
Hayallerimiz var bizim.
Yarına koşarız durmadan,
İçimizde sönmez bir ışık. -
Çöktü üstüme kara bulutlar,
Tükendi içimdeki umutlar.
Ne bir ses var ne bir nefes,
Zindana döndü koca dünya.
1. Sorunun Çözümü
Verilen metinde müziğin ve şarkı sözlerinin insana yaşama sevinci, umut ve mutluluk aşılaması gerektiği; karamsarlıktan uzak, ruhu yükselten bir nitelik taşıması gerektiği vurgulanmıştır.
- A Şıkkı: “Gülümse hayata”, “Güzel günler” ifadeleri umut ve neşe içerdiğinden metindeki anlayışla örtüşür.
- B Şıkkı: “Bırak kederi”, “Coşkuyla dolsun” dizeleri, olumsuz duygulardan arınmayı ve mutluluğu öğütlediği için uygundur.
- C Şıkkı: “Parlak hayaller”, “Sönmez ışık” ifadeleri geleceğe dair iyimserlik taşıdığından metni destekler.
- D Şıkkı: “Kara bulutlar”, “Tükendi umutlar”, “Zindan” gibi ifadeler karamsarlık, çaresizlik ve hüzün yansıtmaktadır. Bu içerik, metinde hedeflenen “ruhu aydınlatma” ilkesiyle taban tabana zıttır.
Bu nedenle metindeki pozitif müzik anlayışına uymayan seçenek D şıkkıdır.
Şehrin gürültüsünden uzak, eski bir hanın loş odasında ahşaba ruh veren İlyas Usta; hafif kambur sırtı, alnındaki derin çizgiler ve yara bere içindeki nasırlı elleriyle yaşayan bir çınarı andırıyordu. Unutulmaya yüz tutmuş kündekâri sanatını yaşatan bu ihtiyar sanatçının ünü, sadece kendi şehrinde değil, sanatseverler aracılığıyla ülke sınırlarının ötesine bile taşmıştı. Bir deseni oyarken dünyayla bağını tamamen koparır, yanında top patlasa duymaz, saatlerce başını kaldırmadan oymasıyla bütünleşirdi. İlyas Usta, kelimeleri israf etmeyi sevmez; az konuşur, çok dinler ve tüm derdini ahşapla paylaşırdı.
Bu metinde İlyas Usta ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
- Fiziksel özelliklerine
- Mesleki tanınırlığına
- Yüksek odaklanma gücüne
- Müşterilerine karşı kaba olduğuna
2. Sorunun Çözümü
Bu soruda, metindeki yardımcı düşünceleri bularak metinde yer almayan özelliği tespit etmemiz istenmektedir. Parçada İlyas Usta’nın dış görünüşü, çalışma tarzı ve şöhreti hakkında net bilgiler verilmiştir.
- A Şıkkı: “Fiziksel özelliklerine” ifadesi metinde yer alır. “Hafif kambur sırtı, alnındaki derin çizgiler, nasırlı elleri” ifadeleri onun fiziksel portresini çizer.
- B Şıkkı: “Mesleki tanınırlığına” değinilmiştir. “Ünü… ülke sınırlarının ötesine bile taşmıştı” cümlesi, onun meşhur bir usta olduğunu kanıtlar.
- C Şıkkı: “Yüksek odaklanma gücüne” vurgu yapılmıştır. “Dünyayla bağını koparır, yanında top patlasa duymaz” ifadesi, dikkatinin ne kadar yoğun olduğunu gösterir.
- D Şıkkı: “Müşterilerine karşı kaba olduğuna” dair bir ifade metinde yoktur. Aksine “az konuşur, çok dinler” denilerek sakin bir yapısı olduğu sezdirilmiş ancak kabalıkla ilgili bir bilgi verilmemiştir.
Sonuç olarak; metinde fiziksel özellik, ün ve odaklanma anlatılırken, İlyas Usta’nın iletişimindeki kabalık veya nezaketsizlik ile ilgili olumsuz bir yargıya yer verilmemiştir.
Bilimsel süreçlerde “bakmak” ile “gözlemlemek” birbirinden tamamen farklı kavramlardır. Bakmak, gözün açık olmasıyla gerçekleşen istemsiz ve refleksif bir eylemdir. Gözlemlemek ise zihinsel bir çaba, şüpheci bir yaklaşım ve detaylı bir planlama gerektiren bilinçli bir süreçtir. Nitelikli bir gözlemci; gördüğü olayların nedenlerini sorgular, verileri ayıklar ve görünenin arkasındaki mantığı çözmeye çalışır. Sadece yüzeye odaklanan ve gördüğü her şeyi olduğu gibi mutlak doğru kabul eden bir zihin, bilimsel anlamda gözlem yapmış sayılamaz.
Bu metne göre nitelikli bir gözlemin gerçekleşmesi için aşağıdakilerden hangisi gerekli değildir?
- Olaylar arasında neden-sonuç ilişkisi kurmak
- Görünenleri sorgusuz sualsiz doğru kabul etmek
- Belirli bir plan ve bilinçle hareket etmek
- Yüzeysel bakıştan sıyrılıp derinlemesine incelemek
3. Sorunun Çözümü
Bu soruda, metindeki karşılaştırma üzerinden nitelikli gözlem eyleminin hangi şartlara bağlı olduğu sorgulanmaktadır. Metinde gözlemin; zihinsel çaba, sorgulama ve analitik düşünce gerektirdiği, pasif bir kabulleniş olmadığı açıkça belirtilmiştir.
- A Şıkkı: Metindeki “gördüğü olayların nedenlerini sorgular” ifadesi, neden-sonuç ilişkisi kurmanın gerekliliğini gösterir.
- B Şıkkı: Metinde “Gördüğü her şeyi olduğu gibi mutlak doğru kabul eden… gözlem yapmış sayılamaz” denilmiştir. Bilimsel gözlem şüphecilik gerektirir; sorgusuz kabulleniş gözlemin doğasına aykırıdır.
- C Şıkkı: “Planlama gerektiren bilinçli bir süreçtir” cümlesi, bu şıkkı doğrulamaktadır.
- D Şıkkı: “Görünenin arkasındaki mantığı çözmeye çalışır” ifadesi, yüzeysel bakışın ötesine geçilmesi gerektiğini kanıtlar.
Sonuç olarak; bilimsel bir gözlem süreci eleştirel bakışı zorunlu kılar, verilerin doğrudan ve sorgusuz kabul edilmesi bu sürecin bir parçası olamaz. Doğru cevap B şıkkıdır.
Jeolojik bir terim olan “traverten”, kalsiyum karbonat içeren yer altı sularının yeryüzüne çıkıp bünyesindeki gazın uçması ve kirecin çökelmesiyle oluşan tortul kayaçlardır. Beyazın en saf hâlini yansıtan bu basamaklı yapılar, genellikle sıcak su kaynaklarının ve fay kırıklarının bulunduğu bölgelerde meydana gelir. Dünyada bu oluşumun en görkemli ve en bilinen örneği, ülkemizde Denizli’nin Pamukkale ilçesinde yer almaktadır. Hem görsel zenginliği hem de şifalı sularıyla ünlü olan bu bölge, her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlamaktadır.
Bu metinde “travertenler” ile ilgili aşağıdaki sorulardan hangisinin cevabı yoktur?
- Oluşum süreci nasıl gerçekleşir?
- Kelimenin kökeni hangi dildir?
- En önemli örneği nerede bulunur?
- Turizm açısından önemi nedir?
4. Sorunun Çözümü
Bu soruda, verilen parçada “travertenler” ile ilgili anlatılan özellikler incelenerek hangi bilginin metinde yer almadığı tespit edilmelidir. Metin dikkatlice okunduğunda oluşum şekli, bulunduğu ortam, en bilinen örneğinin yeri ve turistik değeri hakkında bilgilere ulaşılmaktadır.
- A Şıkkı: “Oluşum süreci nasıl gerçekleşir?” sorusunun cevabı, metnin ilk cümlesinde “yer altı sularının yeryüzüne çıkıp bünyesindeki gazın uçması ve kirecin çökelmesiyle oluşan” ifadesiyle verilmiştir.
- B Şıkkı: “Kelimenin kökeni hangi dildir?” sorusuna dair metinde herhangi bir veri bulunmamaktadır. Metin, travertenin tanımını yapmış ancak kelimenin etimolojik kökenine (hangi dilden geldiğine) değinmemiştir.
- C Şıkkı: “En önemli örneği nerede bulunur?” sorusu, metinde “ülkemizde Denizli’nin Pamukkale ilçesinde yer almaktadır” cümlesiyle açıkça cevaplanmıştır.
- D Şıkkı: “Turizm açısından önemi nedir?” sorusuna, metnin son kısmındaki “her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlamaktadır” ifadesiyle yanıt verilmiştir.
Sonuç olarak, metinde travertenlerin oluşumu, yeri ve önemi anlatılmış ancak “kelime kökeni” hakkında bilgi verilmemiştir.
Modern dünya edebiyatının en çok ses getiren, milyonları etkileyen başyapıtlarından biri “Simyacı”dır. Bu ünlü eser, Brezilyalı yazar Paulo Coelho tarafından kaleme alınmıştır. Edebiyat çevrelerinde bu kitaba “Yürek Rehberi” veya “Kişisel Menkıbe” dendiği de görülür. Eser, dünyanın dört bir yanında insanlara hayallerinin peşinden gitme cesaretini aşılamak amacıyla rehber kitap olarak tavsiye edilmektedir.
Bu metinde “Simyacı” adlı eserle ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
- Yazarının kim olduğuna
- Olay örgüsünün nerede geçtiğine
- Farklı isimlendirmelerine
- Hangi amaçla tavsiye edildiğine
5. Sorunun Çözümü
Soru kökünde metinden çıkarılamayacak yargının bulunması istenmiştir. Metinde eserin kime ait olduğu, bilinen diğer isimleri ve okuyucuya tavsiye edilme amacı açıkça belirtilirken; kitabın içeriğindeki olayın geçtiği mekanlara dair bir bilgi verilmemiştir.
- A Şıkkı: Metinde “Paulo Coelho tarafından kaleme alınmıştır” ifadesiyle eserin yazarına değinilmiştir.
- B Şıkkı: Metinde kitabın nerede geçtiği (Çöl, İspanya, Mısır vb.) veya olay örgüsünün mekanı hakkında hiçbir bilgi yer almamaktadır.
- C Şıkkı: “Yürek Rehberi veya Kişisel Menkıbe dendiği de görülür” cümlesiyle eserin diğer isimlerine değinilmiştir.
- D Şıkkı: “Hayallerinin peşinden gitme cesaretini aşılamak amacıyla” ifadesiyle eserin kullanım/tavsiye edilme amacına değinilmiştir.
Sonuç olarak metinde yer almayan bilgi B seçeneğidir.
Osmanlı dönemindeki Sakka (Su) Loncası çalışanları, kurak geçen yaz aylarında halkın susuzluk çekmemesi için dağlardan şehre, sırtlarında ağır tulumlarla su taşıyarak hayati bir görev üstlenmişlerdir. Halkın temel yaşam kaynağına kavuşmasını sağlayan bu fedakârlıklarından ve kamu yararına yaptıkları bu kritik hizmetten ötürü kendilerine padişah tarafından “Hizmet Beratı” verilmiştir. Onların bu beratı almalarına vesile olan su tulumları, suyu soğuk tutan özel bir deri işçiliğiyle hazırlanırdı. O dönemden kalan bazı su kapları bugün müzelerde sergilenmektedir.
Bu parçaya göre Sakka Loncası çalışanlarına Hizmet Beratı niçin verilmiştir?
- Halka su ulaştırarak hayati bir hizmet sundukları için
- Tulumları özel bir deri işçiliğiyle hazırladıkları için
- Suyu soğuk tutan teknikler geliştirdikleri için
- Müzelerde sergilenecek eserler bıraktıkları için
6. Sorunun Çözümü
Bu soruda, Sakka Loncası çalışanlarına verilen Hizmet Beratı‘nın gerekçesi sorulmaktadır. Bir sonucun (ödülün) nedeni, metinde genellikle “için, -den dolayı, ötürü” gibi ifadelerle bağlanır.
- A Şıkkı: Metinde “Halkın temel yaşam kaynağına kavuşmasını sağlayan bu fedakârlıklarından ve kamu yararına yaptıkları bu kritik hizmetten ötürü” ifadesi yer almaktadır. Beratın verilme sebebi doğrudan bu hizmete bağlanmıştır.
- B Şıkkı: Tulumların özel deri işçiliğiyle hazırlanması metinde geçen doğru bir bilgidir ancak bu, ödülün verilme gerekçesi değil, kullanılan aracın (tulumun) özelliğidir.
- C Şıkkı: Suyu soğuk tutan teknikler de yine tulumun bir özelliğidir. Ödül, teknik başarıya değil, halka sunulan hizmetin sonucuna verilmiştir.
- D Şıkkı: Eserlerin müzede sergilenmesi, günümüzdeki bir durumdur; geçmişteki beratın verilme nedeni olamaz.
Sonuç olarak; metindeki neden-sonuç ilişkisi incelendiğinde, beratın verilme sebebinin halka su ulaştırma hizmeti olduğu açıkça görülmektedir. Doğru cevap A seçeneğidir.
İletişim, sosyal bir varlık olan insanın en temel gereksinimlerinden biridir. Aile içi sohbetlerden iş görüşmelerine, toplumsal sorunların çözümünden kültürel paylaşımlara kadar hayatın her karesinde doğru iletişim kurma çabasını görürüz. Bu güçlü aracın yanlış veya kırıcı bir üslupla kullanılması, hem bireysel ilişkileri zedeler hem de toplumda onarılması güç huzursuzluklara yol açar. İletişimin gücünü hatırlatmak ve empatiye dayalı bir dil bilinci oluşturmak amacıyla her yıl ocak ayının ikinci haftası “İletişim Haftası” etkinlikleriyle değerlendirilir.
Bu parçada aşağıdaki sorulardan hangisinin cevabı yoktur?
- İletişim hatalarını en çok hangi yaş grubu yapmaktadır?
- İletişim hayatın hangi alanlarında karşımıza çıkar?
- “İletişim Haftası” ne zaman değerlendirilir?
- “İletişim Haftası” hangi amaçla düzenlenir?
7. Sorunun Çözümü
Bu soruda, metindeki veriler taranarak hangi sorunun yanıtının metin içinde bulunmadığı tespit edilmelidir. Metinde iletişimin tanımı, kullanım alanları, yanlış kullanımın sonuçları ve ilgili haftanın tarihi ile amacı açıkça verilmiştir.
- A Şıkkı: Metinde iletişimin yanlış kullanılmasından bahsedilmiş ancak bu hataları “kimlerin” veya “hangi yaş grubunun” (gençler, yaşlılar vb.) yaptığına dair istatistiksel veya öznel bir bilgi verilmemiştir.
- B Şıkkı: “Aile içi sohbetlerden iş görüşmelerine…” ifadesi, iletişimin kullanım alanlarını örneklendirerek bu soruya cevap verir.
- C Şıkkı: “Her yıl ocak ayının ikinci haftası” ifadesi, zaman sorusunun net cevabıdır.
- D Şıkkı: “Empatiye dayalı bir dil bilinci oluşturmak amacıyla” ifadesi, haftanın düzenlenme gerekçesini açıklamaktadır.
Sonuç olarak; metinde iletişim hatalarının kaynağı olan kişi veya gruplar belirtilmemiştir. Sorunun cevabı A şıkkıdır.
Yıllardır gitmedim o dağ köyüne. Ama rüzgârının sert esişi hâlâ tenimdedir. Sokaklarında yürüyemesem de ezbere bilirim her taşını, her ağacını. O köy benim için haritadaki sıradan bir nokta değil, çocukluğumun en neşeli oyun bahçesidir. Kimine göre ulaşılması zor, tenha bir yerdir orası; ama bana göre yazılmamış en sürükleyici romandır. Yaylalarındaki sis dumanı ise o romanın en gizemli sayfalarıdır.
Bu parçadan yazarla ilgili aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
- Köyden uzakta yaşadığı
- Köye büyük bir özlem duyduğu
- Roman yazarı olduğu
- Köyü çok iyi tanıdığı
8. Sorunun Çözümü
Bu soruda, metindeki ipuçlarından yola çıkarak yazarın durumu ve duyguları hakkında çıkarımlarda bulunulması istenmektedir. Yazarın köyüne duyduğu bağ ve onu betimleme şekli ana odak noktasıdır.
- A Şıkkı: “Köyden uzakta yaşadığı” bilgisine, metnin girişindeki “Yıllardır gitmedim” ve “Sokaklarında yürüyemesem de” ifadelerinden ulaşılır. Yazar fiziksel olarak orada değildir.
- B Şıkkı: “Köye büyük bir özlem duyduğu” yargısı metnin geneline hâkimdir. Yazarın köyü “çocukluğunun oyun bahçesi” olarak anması ve detayları (rüzgâr, taş, ağaç) canlı hatırlaması özlemin işaretidir.
- C Şıkkı: “Roman yazarı olduğu” ifadesi metinden çıkarılamaz. Yazar, köyü “yazılmamış bir roman”a benzeterek mecazi bir anlatım yapmıştır. Bu benzetme, köyün hikâye dolu bir yer olduğunu anlatmak içindir; yazarın mesleğinin romancılık olduğunu göstermez.
- D Şıkkı: “Köyü çok iyi tanıdığı” çıkarımı, “ezbere bilirim her taşını, her ağacını” cümlesiyle kesin olarak doğrulanmaktadır.
Sonuç olarak, yazar köyü bir romana benzetmiştir ancak bu durum onun bir roman yazarı olduğunu kanıtlamaz.
İlkokul yıllarımda çevremdekilerin “Hangi sporu yapacaksın?” ısrarlarına karşılık verebilmek için rastgele “Basketbolcu olacağım.” demiştim. Zamanla bu sözü o kadar çok tekrarladım ki ben de inandım; boyumun uzamasıyla birlikte antrenmanlara başladım, maçları kaçırmaz oldum. Herkes beni geleceğin yıldız basketbolcusu olarak görüyordu. Ancak 8. sınıfta okul gezisiyle gittiğimiz bir okçuluk tesisinde yayla ilk temasım her şeyi değiştirdi. O odaklanma anı ve okun hedeften vuruşu beni büyüledi. Artık parkelerde koşturmayı değil, millî bir okçu olmayı düşlüyorum.
Bu parçada kendisini anlatan kişiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- Başarısızlık korkusuyla hedeflerinden vazgeçtiği
- Çevresinin baskısına boyun eğerek mutsuz olduğu
- Tüm spor dallarına karşı aynı ilgiyi duyduğu
- Geleceğe yönelik ideallerinin zamanla farklılaştığı
9. Sorunun Çözümü
Parçada anlatıcı, çocukluk döneminde kendisine bir hedef olarak basketbolculuğu seçmiş ve bunu benimsemiştir. Ancak ilerleyen süreçte yaşadığı yeni bir deneyimle (okçulukla tanışması) ilgisinin ve hedefinin yön değiştirdiğini ifade etmektedir. Bu durum, kişinin planlarının sabit kalmadığını gösterir.
- A Şıkkı: Metinde kişinin başarısız olduğuna veya korktuğuna dair bir ifade yoktur, sadece ilgi alanı değişmiştir.
- B Şıkkı: Başlangıçta rastgele bir cevap verse de sonrasında bu durumu benimsediği ve çalıştığı belirtilmiştir; mutsuzluk vurgusu yoktur.
- C Şıkkı: Kişi tüm sporlara değil, sadece deneyimlediği okçuluğa karşı özel bir ilgi duymaya başlamıştır.
- D Şıkkı: Başlangıçtaki basketbolcu olma ideali, yerini okçu olma idealine bırakmıştır. Bu da hedeflerin ve planların zamanla değiştiğini net bir şekilde kanıtlar.
Sonuç olarak anlatılan durum, hedeflerin değişimi üzerine kuruludur. Doğru cevap D şıkkıdır.
Rüzgâra yön verme, yelkeni ayarla,
Uğraşma boş yere faydasız kararla,
Dünü heybenden at, bugünü toparla,
Güneş doğmaz ise yıldızla aydınlan.
Bu dörtlükten aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
- Şartları değiştirmek yerine onlara uyum sağlamak gerektiği
- Umutsuzluğa kapılmayıp alternatif çözümler üretildiği
- Geleceği planlarken geçmişin tecrübesinden yararlanılması gerektiği
- Geçmişin yükünü taşımamanın önemli olduğu
10. Sorunun Çözümü
Bu dörtlükte şair; olayları kontrol etmeye çalışmak yerine (rüzgâr) duruma göre pozisyon almayı (yelken), geçmişe takılıp kalmamayı ve her koşulda bir çıkış yolu (güneş yoksa yıldız) bulmayı öğütlemektedir.
- A Şıkkı: “Rüzgâra yön verme, yelkeni ayarla” dizesi, doğa olaylarını veya şartları değiştiremeyeceğimizi, bunun yerine kendi tutumumuzu (yelkeni) ayarlamamız gerektiğini anlatır. Bu yargı çıkarılabilir.
- B Şıkkı: “Güneş doğmaz ise yıldızla aydınlan” dizesi, asıl çözüm (güneş) yoksa bile pes etmemeyi, eldeki imkanlarla (yıldız) yola devam etmeyi öğütler. Çıkarılabilir.
- C Şıkkı: Şiirde “Dünü heybenden at” denilerek geçmişin tamamen bırakılması ve yük edilmemesi istenmiştir. Bu ifade, “geçmişten ders alınması veya tecrübesinden yararlanılması” fikriyle örtüşmez; aksine geçmişin silinmesini önerir. Dolayısıyla bu yargı şiirden çıkarılamaz.
- D Şıkkı: “Dünü heybenden at, bugünü toparla” dizesi, geçmişi bir yük olarak görmeyi ve onu taşımayıp sadece bugüne odaklanmayı vurgular. Çıkarılabilir.
Sonuç olarak; şiirin genelinde “geçmişi bırakıp ana odaklanmak” tavsiye edildiği için, geçmiş tecrübelerden yararlanma fikri bu metinle çelişmektedir. Doğru cevap C seçeneğidir.
Türk mutfağı, dünyanın en özel sofralarından birine sahiptir; adeta bir lezzet mozaiğidir. Tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapan bu topraklar, farklı kültürlerin damak tatlarını aynı tencerede birleştirerek eşsiz bir uyum yakalamıştır. İçinde Orta Asya’dan Balkanlara, Orta Doğu’dan Akdeniz’e kadar pek çok coğrafyanın izleri vardır. Bu çeşitlilik bir karmaşa mıdır? Hayır, asla. Aksine bu durum, büyük mutfakların ortak özelliğidir. Dünyaca ünlü gurmeler de “En iyi mutfak, içine kapanan değil; farklı tatları kendi potasında eritip sanat eserine dönüştürendir.” diyerek bu zenginliğin hakkını teslim eder.
Bu metinden aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
- Türk mutfağı farklı kültürlerin lezzetlerini bünyesinde barındırır.
- Büyük ve köklü mutfaklar çeşitlilikten beslenir.
- Farklı coğrafyaların etkileşimi mutfağımıza zenginlik katmıştır.
- Mutfağımızın kalitesini artırmak için sürekli yabancı tarifler uygulanmalıdır.
11. Sorunun Çözümü
Bu soruda, Türk mutfağının yapısı ve kültürel zenginliği üzerine verilen metinden hareketle yardımcı düşünceleri tespit etmemiz, metinde değinilmeyen yargıyı bulmamız istenmiştir. Metinde mutfağımızın mevcut durumu övülmüş, farklı kültürlerden izler taşımasının bir kusur değil, aksine bir zenginlik olduğu vurgulanmıştır.
- A Şıkkı: “İçinde… pek çok coğrafyanın izleri vardır” cümlesinden bu yargıya ulaşılabilir.
- B Şıkkı: “Bu durum, büyük mutfakların ortak özelliğidir” ifadesi, büyük mutfakların çeşitlilik barındırdığını doğrular.
- C Şıkkı: “Eşsiz bir uyum yakalamıştır” ve “bu çeşitlilik ona değer katar” ifadeleri, etkileşimin zenginlik kattığını gösterir.
- D Şıkkı: Metinde Türk mutfağının tarihsel süreçte farklı kültürlerden etkilendiği anlatılmış, ancak “kaliteyi artırmak için sürekli yabancı tarif uygulanmalı” gibi geleceğe dönük bir zorunluluktan veya yöntemden söz edilmemiştir. Mevcut sentez övülmüş, yeni transferler şart koşulmamıştır.
Sonuç olarak; metin bir durum tespiti yapmakta ve mevcut zenginliği övmektedir, mutfağı geliştirmek için dışarıdan sürekli alım yapılması gerektiği düşüncesi metinden çıkarılamaz. Doğru cevap D şıkkıdır.
Tecrübesiz bir kaptan, rüzgârın her zaman arkasından esmesini ister; yelkenleri hep şişkin, denizi hep durgun olsun bekler. Oysa usta denizciler bilir ki “uçurtmaları yükselten rüzgâr değil, rüzgâra karşı koyma gücüdür.” Zorluklar, dalgalar ve fırtınalar bir engelden ziyade, kaptanın yeteneklerini bileyen birer eğitmendir. Konfor alanında, limana bağlı kalarak hiçbir gemi okyanusları aşamaz.
Bu metinde vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
- Başarılı olmak için şartların her zaman lehimize olmasını beklemeliyiz.
- İnsanı geliştiren ve hedefe ulaştıran asıl güç, zorluklarla mücadele etme iradesidir.
- Risk almadan, güvenli limanlarda beklemek en akılcı yaşam stratejisidir.
- Deneyim, sadece teorik bilgilerin pratiğe dökülmesiyle kazanılan bir olgudur.
12. Sorunun Çözümü
Metinde, kolaylıkların değil; zorluklara karşı duruşun ve mücadelenin insanı geliştirdiği ana fikri işlenmiştir. Özellikle “uçurtmaları yükselten rüzgâra karşı koyma gücüdür” metaforu, direncin yükselişi getirdiğini anlatır.
- A Şıkkı: Metinde şartların mükemmel olmasını beklemenin “tecrübesizlik” olduğu vurgulanmıştır, bu yüzden ana fikir olamaz.
- B Şıkkı: Metindeki “zorlukların eğitmen olması” ve “limandan ayrılma cesareti”, gelişimin ancak mücadele ve zorluk ile sağlanacağını destekler. Doğru cevaptır.
- C Şıkkı: Metin, “limana bağlı kalarak okyanusların aşılamayacağını” belirterek bu görüşü kesin bir dille reddeder.
- D Şıkkı: Metnin odak noktası bilgi türleri değil, karakter gelişimi ve zorlukların öğretici yanıdır.
Sonuç olarak metnin ana iletisi, zorlukların geliştirici gücüdür. Doğru cevap B şıkkıdır.