6. Sınıf Türkçe Cümlede Anlam 1. Test

1 Sevgi kelimesinde hayat veren bir sır var.
Sevgisiz olan her şeyde mutlaka bir kusur var.

Şairin aşağıdakilerden hangisini söylemesi beklenemez?

  • Sevgi, insanı hayata bağlayan bir güzelliktir.
  • Sevgisiz olanlara sevgi vermeliyiz.
  • Yaşamın sırrı sevgi sözcüğünde saklıdır.
  • Her şeyi ayakta tutan sevgidir.

1. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, bu soruda şair sevgi kavramının gücünü ve önemini vurgulamaktadır. İlk dizede ‘Sevgi kelimesinde hayat veren bir sır var’ ifadesiyle hayatla özdeştirdiği sevgiyi bir sır olarak tanımlar; devamında ‘Sevgisiz olan her şeyde mutlaka bir kusur var’ diyerek sevginin yokluğunu eksiklikle ilişkilendirir. Şairin bu bakış açısına göre hangisi uyumsuz olur, bulmamız gerekiyor.

Şairin dizeleri, kavramları tanımlayan, nitelendiren ve genel bir yargı bildiren cümleler içeriyor. Buna karşın bir eylem önerisi olan “Sevgisiz olanlara sevgi vermeliyiz” ifadesi, şiirin ruhuna ve anlamsal bütünlüğüne aykırıdır. Dolayısıyla bu şıkkın beklenemez oluşuna odaklanacağız.

  • A şıkkı: “Sevgi, insanı hayata bağlayan bir güzelliktir.” Dizelerle uyumlu; sevginin yaşama bağlayan özelliğini pekiştirir.
  • B şıkkı: “Sevgisiz olanlara sevgi vermeliyiz.” Şiirde tanımlanan bir kavrama yönelik öneri içermesi, şairin anlatımında yer almayan bir tutumdur.
  • C şıkkı: “Yaşamın sırrı sevgi sözcüğünde saklıdır.” İlk dizenin eş anlamlı ifadesi niteliğindedir, tam bir örtüşme sağlar.
  • D şıkkı: “Her şeyi ayakta tutan sevgidir.” İkinci dizedeki eksiklik ve kusur karşıtını, sevginin ayakta tutucu gücüyle bütünler.

Bu nedenle doğru cevap “B” şıkkıdır.

2 Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “bıkmak” anlamı vardır?

  • Onun çalmadığı kapı kalmadı.
  • Onun yaptıkları canıma yetti artık.
  • Eve gelen giden belli değil.
  • Sonunda kapısına kilit vurdu.

2. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, bu soruda öne çıkan fiil “bıkmak” kelimesinin anlamını yakalamamız gerekiyor. Türkçede “bıkmak”, bir şeyden usanmak, artık dayanacak gücün kalmaması, o şeyin sıkıcı ya da katlanılamaz hâle gelmesidir. Şimdi şıkları değerlendirerek hangisinde bu anlamın kullanıldığını bulalım.

  • A şıkkı: “Onun çalmadığı kapı kalmadı.” Burada ısrar ve çaba anlatılıyor; usanma değil, tam tersine bitmeyen bir deneme söz konusu.
  • B şıkkı: “Onun yaptıkları canıma yetti artık.” Bu cümlede “yetmek” fiili, “bıkmak” anlamında kullanılmıştır; “artık dayanamadım, sıkıldım” duygusunu verir.
  • C şıkkı: “Eve gelen giden belli değil.” Bu ifade belirsizlik, yoğunluk tasvir eder ama usanma veya bıkma anlamına işaret etmez.
  • D şıkkı: “Sonunda kapısına kilit vurdu.” Burada durdurma, engelleme anlamı vardır; usanmaktan ziyade önlem alma durumudur.

Açıklamaya göre doğru cevap “B” şıkkıdır; çünkü “canıma yetmek” deyimi doğrudan “bıkmak” anlamında kullanılır. Diğer şıklar ise ısrar, belirsizlik veya engelleme kavramlarını anlatır, usanma duygusunu yansıtmaz.

3 1. Kişisel çıkar, her dili konuşur, her kılığa girer.
2. İnsanlar çıkar sağlayamadıkları için cimriden nefret ederler.
3. Çıkar sandalyeye benzer: Başında taşırsan seni küçültür, ayak altına alırsan yükseltir.
4. Çıkar, gözü en tatlı şekilde kör eden bir araçtır.

Yukarıdaki cümlelerden hangisi bir tanım cümlesidir?

  • 1
  • 2
  • 3
  • 4

3. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, tanım cümlesi, bir kavramın ne olduğunu ve hangi özelliklere sahip olduğunu açıklar; yani “nedir?” sorusuna cevap verir. Genellikle “X, Y’dir” kalıbıyla karşımıza çıkar. Şimdi verilen dört cümleden hangisinin bu özelliği taşıdığını birlikte inceleyelim.

  • A şıkkı (1): “Kişisel çıkar, her dili konuşur, her kılığa girer.” Burada çıkarın davranış biçimi betimleniyor; kavramın tanımı değil, davranışsal bir açıklama sunuluyor, bu nedenle tanım cümlesi değildir.
  • B şıkkı (2): “İnsanlar çıkar sağlayamadıkları için cimriden nefret ederler.” Bu cümle bir yargı ve duygu ifadesi içeriyor, çıkarın doğasını tanımlamıyor, dolayısıyla tanım niteliği taşımaz.
  • C şıkkı (3): “Çıkar sandalyeye benzer: Başında taşırsan seni küçültür, ayak altına alırsan yükseltir.” Benzetme yoluyla kavramı örnekliyor; ancak metaforik bir açıklama olup teknik bir tanım sayılmaz.
  • D şıkkı (4): “Çıkar, gözü en tatlı şekilde kör eden bir araçtır.” Bu cümle, çıkarın ne olduğunu ve işlevini açıkça tanımlıyor; kavramın özünü belirtip tanım cümlesinin tüm kriterlerine uyuyor.

Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.

4 1. Kesin sonuçlara
2. Denemede yazar
3. Değildir
4. Varmak zorunda

Yukarıdaki sözcük ve sözcük gruplarının anlamlı ve kurallı bir cümle oluşturabilmesi için nasıl sıralanması gerekir?

  • 2 – 4 – 1 – 3
  • 1 – 2 – 3 – 4
  • 2 – 3 – 4 – 1
  • 2 – 1 – 4 – 3

4. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, bu soruda bizden verilen sözcük ve sözcük gruplarını anlamsal ve dilbilgisi kurallarına uygun biçimde birleştirmemiz isteniyor. Bir cümlenin özne, nesne ve yüklem ilişkisini koruyarak akıcı olması için doğru sırayla yerleştirilmesi gerekir. Şıkları tek tek inceleyerek hangisinin mantıklı bir bütün oluşturduğunu bulacağız.

Öncelikle anlam bütünlüğünü yakalamak için özne ve yüklem ilişkisini düşünelim. Burada “Denemede yazar” ifadesi cümlenin başında yer almalı. Ardından neyin zorunluluğundan bahsedildiği, yani “kesin sonuçlara varmak zorunda” gelmesi beklenir. Son olarak ise yüklemi “değildir” ile tamamlayarak olumsuzluk ifadesi kurarız. Bu mantığa göre doğru sıra 2-1-4-3 olacak, yani D şıkkı.

  • A şıkkı (2-4-1-3): “Denemede yazar varmak zorunda kesin sonuçlara değildir.” Bu sıra, yüklemi ve nesneyi yerinden kopararak anlam kargaşası yaratır.
  • B şıkkı (1-2-3-4): “Kesin sonuçlara denemede yazar değildir varmak zorunda.” Cümle tamamen anlamsız olur, özneden yükleme ulaşamıyoruz.
  • C şıkkı (2-3-4-1): “Denemede yazar değildir varmak zorunda kesin sonuçlara.” Olumsuzluk yüklemi cümlenin içine girip bağlamı bozar, sonuç belirsiz kalır.
  • D şıkkı (2-1-4-3): “Denemede yazar kesin sonuçlara varmak zorunda değildir.” Bu cümle, yazarın deneme türünde katı sonuçlar ortaya koyma zorunluluğu olmadığını doğru ve akıcı biçimde ifade eder.

Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.

5 “Yutmadan evvel çiğnemek ne ise, konuşmadan evvel düşünüp taşınmak da odur.”

Sözü ile asıl anlatılmak istenen nedir?

  • İnsanın bin düşünüp bir söylemesi
  • İnsanın lokmasını iyi çiğnemesi
  • İnsanın sözünü açık ve etkili söylemesi
  • İnsanın tatlı bir dil kullanması

5. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, bu özdeyişte “Yutmadan evvel çiğnemek ne ise, konuşmadan evvel düşünüp taşınmak da odur.” cümlesiyle hayatın iki alanı arasındaki paralellik kurulmuştur. Nasıl ki yiyeceği iyice çiğnemeden yutmak sindirimi zorlaştırır, aynı şekilde düşünmeden konuşmak da iletişimi ve ilişkileri zedeler. Bu benzetme, söz söylemeden önce üzerinde düşünme gerekliliğini vurgular.

Özdeyişin asıl amacı, aceleci ve düşüncesiz davranmanın doğuracağı olumsuz sonuçlardan kaçınmaktır. Düşünerek konuşmak, yanlış anlaşılmaları önler, doğru kelimeleri seçmeye imkân tanır ve karşıdaki kişiye saygı gösterir. Şimdi verilen şıkları tek tek inceleyelim:

  • A şıkkı: “İnsanın bin düşünüp bir söylemesi.” Bu ifade, tam da düşünerek konuşmanın gerekliliğini anlatır ve çiğneme benzetmesinin karşılığıdır.
  • B şıkkı: “İnsanın lokmasını iyi çiğnemesi.” Bu cümle, benzetmedeki ilk kısmı alıyor ama konuşma boyutuna değinmiyor; eksik kalıyor.
  • C şıkkı: “İnsanın sözünü açık ve etkili söylemesi.” Bu ifade bir hedefi anlatıyor, fakat özdeyişin “düşünme” vurgusunu yansıtmaz.
  • D şıkkı: “İnsanın tatlı bir dil kullanması.” Bu seçenek daha çok üslup ve nezaketle ilgilidir; düşünerek konuşmanın temel anlamını kapsamaz.

Yukarıdaki incelemeye göre doğru cevap “A” şıkkıdır; çünkü “bin düşünüp bir söylemek”, özdeyişteki “düşünüp taşınmak” eyleminin tam karşılığıdır.

6 “Gerçek dost, düşebileceği yerde dostunu kollayandır; her işinde ona baş sallayan değil.”

Aşağıdakilerden hangisi anlamca bu cümleyle aynı doğrultuda değildir?

  • Dost her zaman arkadaşının yanında olandır.
  • Dost, dostunu her zaman kollayandır.
  • Gerçek dost her şeye evet diyendir.
  • Dost, hata yapmayı engelleyendir.

6. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, bu özdeyişte “Gerçek dost, düşebileceği yerde dostunu kollayandır; her işinde ona baş sallayan değil.” cümlesiyle gerçek dostluğun tanımını görüyoruz: koruyan, destekleyen ve gerektiğinde yol gösteren bir dost, sadece onaylayan biri değildir. Bu bakımdan dostun hareket tarzını iyi kavramalıyız; gerçek dostun görevi, zor anlarda müdahale edip yardımcı olmaktır.

  • A şıkkı: “Dost her zaman arkadaşının yanında olandır.” Bu ifade, dostun zor anlarında yanında olma fikrini yansıttığı için özdeyişle uyumludur, dolayısıyla sorunun istemediği tipte bir şık değildir.
  • B şıkkı: “Dost, dostunu her zaman kollayandır.” Orijinal cümlede vurgulanan koruyucu işlevi doğrudan anlatır; gerçek dostun görevini tanımlar ve anlamca örtüşür.
  • C şıkkı: “Gerçek dost her şeye evet diyendir.” Bu seçenek tam tersi bir davranışı işaret eder: sadece baş sallayan, müdahale etmeyen, gerçek dostun aksine bir tutumu tanımladığı için orijinal cümleyle çelişir.
  • D şıkkı: “Dost, hata yapmayı engelleyendir.” Bu ifade, düşme ihtimalinde müdahale ederek koruma anlamını içerir ve orijinal özdeyişle paraleldir.

Yukarıdaki açıklamalara göre, anlamca bu cümleyle aynı doğrultuda olmayan şık “C” şıkkıdır. Gerçek dost sadece onaylayan değil, gerektiğinde uyarıp koruyan kişidir.

7 1. Üzümünü ye bağını sorma.
2. Kurdun merhameti kuzuyu ağızda taşımaktır.
3. Her şeye heves eden, sinek gibi balda kalır.
4. Buldun bir börek, sahibi nene gerek.
5. Soğan yiyen ağzının kokusundan belli olur.

Yukarıdaki atasözlerinden hangi ikisi aynı anlamda kullanılmıştır?

  • 1 ve 2
  • 3 ve 4
  • 4 ve 5
  • 1 ve 4

7. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, bu soruda bize beş farklı atasözü verilmiş ve aynı anlamı taşıyan iki atasözünü bulmamız isteniyor. Atasözleri, halkın deneyimleriyle oluşan kısa ve özlü öğütlerdir. Bu nedenle benzer öğütleri taşıyan atasözlerini tespit ederken anlam bütünlüğü ve kullanım amacı göz önünde bulundurulmalıdır.

  • A şıkkı (1 ve 2): “Üzümünü ye bağını sorma” ve “Kurdun merhameti kuzuyu ağızda taşımaktır.” Birincisi kaynak sorgulamadan faydalanmayı anlatırken, ikincisi zararlı bir durumu örtülü biçimde betimliyor. Anlam farklıdır.
  • B şıkkı (3 ve 4): “Her şeye heves eden, sinek gibi balda kalır” ile “Buldun bir börek, sahibi nene gerek.” İlki aşırı hevesin zararlı sonuçlarını, ikincisi ise elde edilen nimet için kaynağın sorulmamasını önerir. Anlam uyuşmaz.
  • C şıkkı (4 ve 5): “Buldun bir börek, sahibi nene gerek” ile “Soğan yiyen ağzının kokusundan belli olur.” Biri kaynağı sorgulamadan faydalanmayı, diğeri kişinin davranışının belli olmasını anlatır; anlamları farklıdır.
  • D şıkkı (1 ve 4): “Üzümünü ye bağını sorma” ve “Buldun bir börek, sahibi nene gerek.” Her iki atasözü de “elde edilen nimetin kaynağını sorgulamadan yararlanmayı” öğütler; anlamca tam bir örtüşme gösterir.

Yukarıdaki açıklamalara göre aynı anlamda kullanılan atasözleri “1 ve 4” olduğu için doğru cevap “D” şıkkıdır.

8 Aşağıdaki cümlelerin hangisinde karşılaştırma söz konusu değildir?

  • Çocuğun eğitiminde annenin rolü, babanınkinden daha büyüktür.
  • Dedem, torunları içinde en çok beni severdi.
  • Güzel sanatlar toplumsal değişimi yansıtır.
  • Hastalıklarda yetersiz beslenme kadar, çevre kirliliğinin de etkisi vardır.

8. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, bu soruda incelememiz gereken kavram karşılaştırmadır. Karşılaştırma, bir metinde iki veya daha fazla öğe arasında benzerlik veya üstünlük ilişkisi kurmayı; genellikle daha, en, kadar gibi kelimelerle gerçekleştirilir. Örneğin “daha büyük”, “en hızlı” veya “kadar etkili” ifadeleri bizlere bir kıyas yaptırır. Şimdi her bir cümlede bu tür işaretlerin bulunup bulunmadığını adım adım inceleyelim.

  • A şıkkı: “Çocuğun eğitiminde annenin rolü, babanınkinden daha büyüktür.” Burada daha büyük ifadesi, anne ve baba rollerini kıyaslayarak bir üstünlük belirtiyor; bu tam bir karşılaştırmadır.
  • B şıkkı: “Dedem, torunları içinde en çok beni severdi.” En çok ifadesi, tüm torunlar arasında bir kıyas yapar ve “ben”i diğerlerinden üstün kılar; bu da karşılaştırmadır.
  • C şıkkı: “Güzel sanatlar toplumsal değişimi yansıtır.” Bu cümlede herhangi bir kıyas ya da üstünlük ilişkisi yoktur; yalnızca bir işlev tanımı yapılmıştır.
  • D şıkkı: “Hastalıklarda yetersiz beslenme kadar, çevre kirliliğinin de etkisi vardır.” Burada kadar bağlacı, iki neden arasında denklem kurarak karşılaştırma işlevi görüyor.

Yukarıdaki incelemeye göre sadece C şıkkında herhangi bir karşılaştırma öğesi bulunmamaktadır. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.

9 1. Çağrı’yı ne Tekin ne Mustafa aramış.
2. Çağrı’yı hem Tekin hem Mustafa aramış.
3. Mustafa da Tekin de Çağrı’yı aramamış.
4. Çağrı da Tekin ve Mustafa’yı aramış.

Yukarıdaki cümlelerden hangileri anlamca birbirine en yakındır?

  • 1 ve 2
  • 2 ve 3
  • 1 ve 3
  • 2 ve 4

9. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, bu soruda bize dört farklı cümle verilmiş ve anlamca birbirine en yakın iki cümleyi bulmamız isteniyor. “Anlamca yakın” ifadesi, cümlelerin içerik ve yargı yönünden özdeş ya da çok benzer olması demektir. Olumlu/olumsuz yapıları, özne-yüklem ilişkileri ve kullanılan bağlaçları dikkatlice incelemek gerekiyor.

  • A şıkkı (1 ve 2): “1. cümlede ne Tekin ne Mustafa aramış” tam bir olumsuzluk içerirken, “2. cümlede hem Tekin hem Mustafa aramış” tam tersi, olumlu bir durumu dile getiriyor. Bu iki cümle anlamca karşıttır.
  • B şıkkı (2 ve 3): 2. cümle olumlu, 3. cümle “Mustafa da Tekin de Çağrı’yı aramamış” ifadesiyle olumsuzdur. Yine karşıt anlamlar barındırır, örtüşmez.
  • C şıkkı (1 ve 3): 1. cümlede “ne Tekin ne Mustafa aramış”, 3. cümlede “Mustafa da Tekin de Çağrı’yı aramamış” kullanımı farklı olsa da içerik aynıdır: iki kişi de Çağrı’yı aramamıştır. Yani anlamca tam örtüşürler.
  • D şıkkı (2 ve 4): 2. cümle “Çağrı’yı hem Tekin hem Mustafa aramış” ifadesiyle Çağrı’nın aranmasını anlatırken, 4. cümle “Çağrı da Tekin ve Mustafa’yı aramış” Çağrı’nın arayan olduğunu gösterir. Özne-yüklem ilişkisi değiştiği için anlam farklıdır.

Tüm bu değerlendirmelere göre anlamca birbirine en yakın olan cümleler 1 ve 3 numaralı ifadelerdir. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.

10 1. Yolu
2. Başarıya
3. Mücadeleden geçer
4. Ulaşmanın

Yukarıdaki sözcüklerden anlamlı bir cümle oluşturulursa sıralama nasıl olmalıdır?

  • 1 – 2 – 4 – 3
  • 2 – 4 – 1 – 3
  • 3 – 2 – 4 – 1
  • 2 – 1 – 3 – 4

10. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, bu soruda elimizde dört sözcük var ve bunları bir araya getirerek dilbilgisi ve anlam bütünlüğü açısından doğru, akıcı bir cümle oluşturmamız gerekiyor. Öncelikle cümlenin ana fikrini belirleyelim: “Başarıya ulaşmanın yolu mücadeleden geçer.” Burada özne konumunda “başarıya ulaşmanın yolu”, yüklemde ise “mücadeleden geçer” ifadesi yer alır. Buna göre sözcükleri mantıksal sıralamayla yerleştirmeliyiz.

  • A şıkkı (1-2-4-3): “Yolu başarıya ulaşmanın mücadeleden geçer.” Bu sıra, cümlenin öznesi ve yüklemi yerinden oynatıp anlamsal bozulmaya yol açar.
  • B şıkkı (2-4-1-3): “Başarıya ulaşmanın yolu mücadeleden geçer.” Bu seçenek, hem nesne-özne dizimini hem de yüklemi doğru kurar; cümle akıcı ve anlam bakımından eksiksizdir.
  • C şıkkı (3-2-4-1): “Mücadeleden geçer başarıya ulaşmanın yolu.” Yüklemi cümlenin başına alarak özneden koparıyor; anlamsal vurgu kayboluyor.
  • D şıkkı (2-1-3-4): “Başarıya yolu mücadeleden geçer ulaşmanın.” Sözcükler rastgele dağınık yerleşmiş; dil bilgisi kuralları ihlal edilmiş.

Yukarıdaki değerlendirmelere göre en doğru ve akıcı cümleyi oluşturan seçenek “B” şıkkıdır.

11 “Okuduğum en güzel öyküyü Ömer Seyfettin adlı bir yazar kaleme almıştı.”

Bu cümleye göre hangisi söylenir?

  • Öznel bir karşılaştırma yapılmıştır.
  • Sebep-sonuç ilişkisi söz konusudur.
  • Anlamca çelişen iki yargıdan oluşmaktadır.
  • Bir eylem, yapılma amacıyla birlikte verilmiştir.

11. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, bu cümlede “Okuduğum en güzel öyküyü Ömer Seyfettin adlı bir yazar kaleme almıştı.” ifadesiyle bir karşılaştırma yapıldığını görüyoruz. En güzel tamlaması, yazarın okuduğu tüm öyküler arasında öznel bir değerlendirme sonucu bu öyküyü en üst düzeye yerleştirir. Bu nedenle burada öznel bir karşılaştırma söz konusudur.

  • A şıkkı: “Öznel bir karşılaştırma yapılmıştır.” Doğru cevaptır; çünkü “en güzel” kişisel beğeniye dayalı üstünlük belirtir.
  • B şıkkı: “Sebep-sonuç ilişkisi söz konusudur.” Yanlıştır; cümlede herhangi bir çünkü veya sonuç bildiren bağlaç bulunmaz.
  • C şıkkı: “Anlamca çelişen iki yargıdan oluşmaktadır.” Yanlıştır; cümlede tek bir yargı var ve çelişki söz konusu değildir.
  • D şıkkı: “Bir eylem, yapılma amacıyla birlikte verilmiştir.” Yanlıştır; amaç bildiren “-mak için” yapısı veya benzeri bir ifade cümlede yer almaz.

Bu açıklamalara göre doğru cevap “A” şıkkıdır.

12 “En verimli okuma devri on beşle yirmi yaş arasında olan devirdir; çünkü o zaman okunan şeyler sadece bir zihinsel gereksinimi tatmin etmez; bütün kişiliği besler.”

Yukarıdaki cümleden çıkarılamayacak yargı aşağıdakilerden hangisidir?

  • Belli bir devrede okunan şeyler düşünsel ihtiyacı da tatmin eder.
  • On beşle yirmi yaş arasında okunanlar daha etkili olur.
  • Belli bir dönemde okunan şeyler şahsiyetin oluşmasında etkindir.
  • Ne okunacaksa on beşle yirmi yaş arasında okunmalıdır.

12. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, bu cümlede “En verimli okuma devri on beşle yirmi yaş arasında olan devirdir; çünkü o zaman okunan şeyler sadece bir zihinsel gereksinimi tatmin etmez; bütün kişiliği besler.” ifadesiyle belirli bir yaş aralığının okuma açısından üstünlüğü vurgulanmaktadır. Buradan hareketle hangi yargıların çıkarılabileceğini inceleyelim:

  • A şıkkı: “Belli bir devrede okunan şeyler düşünsel ihtiyacı da tatmin eder.” ifadesi, “sadece bir zihinsel gereksinimi tatmin etmez” cümlesinin zıttını söylüyor; dolayısıyla zihinsel ihtiyacı da karşıladığı doğru çıkarım.
  • B şıkkı: “On beşle yirmi yaş arasında okunanlar daha etkili olur.” ifadesi, “en verimli okuma devri” sözüyle doğrudan örtüşür; bu yaş aralığının okuma verimini artırdığı anlamına gelir.
  • C şıkkı: “Belli bir dönemde okunan şeyler şahsiyetin oluşmasında etkindir.” kısmı, “bütün kişiliği besler” ifadesinin eş anlamlısıdır; kişiliği geliştirmesi, etkisi olduğunu gösterir.
  • D şıkkı: “Ne okunacaksa on beşle yirmi yaş arasında okunmalıdır.” bu önerme, metinde yer alan düşünceden daha ileri gidip tüm okumaların o döneme ertelenmesini önerir; cümlede böyle kesin bir zorunluluk belirtilmemiştir.

Yukarıdaki değerlendirmelere göre çıkarılamayacak yargı “D” şıkkıdır.

13 “Timsahın ağzını düşünen kıymetli inciye kavuşamaz.”

Cümlesiyle anlamca en az ilgili olan cümle aşağıdakilerden hangisidir?

  • Değerli bir şeyi elde edebilmek için bazı zorlukları göze almak gerekir.
  • Bazı şeyler risk edilmedikçe başarıya ulaşılamaz.
  • Zorlukları göze almayanlar, zahmete girmek istemeyenler, amaçlarına kavuşamazlar.
  • Zahmete girmeden başarılı olabilmek, herkesin başarabileceği bir şeydir.

13. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, “Timsahın ağzını düşünen kıymetli inciye kavuşamaz” özdeyişi, değerli bir hedefe ulaşmak için karşılaşılabilecek tehlike ve zorlukları göze almanın gerekliliğine dikkat çeker. Burada timsahın ağzı tehlikeyi, inci ise ulaşılması arzu edilen değeri simgeler. Özdeyiş, risk almadan büyük kazanımlar elde edilemeyeceğini vurgular.

Verilen şıkların her birinin özdeyişle ilişkisini inceleyelim:

  • A şıkkı: “Değerli bir şeyi elde edebilmek için bazı zorlukları göze almak gerekir.” ifadesi, risk ve zorluklar olmadan değerli hedeflere ulaşılamayacağını açıkça belirtir; bu da özdeyişin ana fikrine tam olarak uyuyor.
  • B şıkkı: “Bazı şeyler risk edilmedikçe başarıya ulaşılamaz.” cümlesi de benzer şekilde, tehlike göze alınmadan istenen sonuca varılamayacağını söyler; özdeyişteki timsah ağzı metaforuyla doğrudan örtüşür.
  • C şıkkı: “Zorlukları göze almayanlar, zahmete girmek istemeyenler, amaçlarına kavuşamazlar.” ifadesi, zahmete katlanmadan hedefe varılamayacağı mesajını verir; bu da inciye ulaşma benzetmesiyle anlamca paraleldir.
  • D şıkkı: “Zahmete girmeden başarılı olabilmek, herkesin başarabileceği bir şeydir.” önerisi ise tam tersini savunarak zahmetsiz başarıyı yüceltir; bu yaklaşım özdeyişin anlamıyla çelişir.

Yukarıdaki değerlendirmelere göre anlamca en az ilgili olan, özdeyişin temel mesajına ters düşen şık “D” şıkkıdır. Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.

14 Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “varsayım” anlamı vardır?

  • Bir gece ansızın gelebilirim.
  • Farzedelim ki, buraya hiç gelmedin.
  • Ben seni sevebilme ihtimâlini sevdim.
  • Belki bu kitabı sana veririm.

14. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, bu soruda odaklanmamız gereken kavram “varsayım”dır. Varsayım, bir durumu gerçekmiş gibi kabul ederek üzerine düşünmek veya tartışmak anlamına gelir. Olasılık veya ihtimal bildiren cümleler, “may” anlamındaki “-ebilir” ya da “belki” gibi kelimelerle kurulur; ancak varsayımda genellikle “farzedelim ki”, “diyelim ki” gibi ifadeler kullanılır. Şimdi şıkları inceleyelim.

  • A şıkkı: “Bir gece ansızın gelebilirim.” Bu cümlede “-ebilirim” ekiyle olasılık anlatılmakta, bir varsayım değil; ihtimal ifadesi ön plandadır.
  • B şıkkı:Farzedelim ki, buraya hiç gelmedin.” Burada açıkça varsayım ifadesi var, “diyelim ki” anlamında bir durum gerçekmiş gibi kabul ediliyor. Doğru cevaptır.
  • C şıkkı: “Ben seni sevebilme ihtimâlini sevdim.” “İhtimal” kelimesi ve “-ebilme” ekiyle yine olasılık vurgusu yapılıyor, ama bir varsayım kurulmamış.
  • D şıkkı:Belki bu kitabı sana veririm.” “Belki” kelimesiyle olası bir durumdan söz ediliyor; bu da ihtimal anlatımıdır, varsayım değildir.

Yukarıdaki açıklamalara göre, varsayım anlamı taşıyan ifade yalnızca “B” şıkkında bulunduğundan doğru cevap “B” şıkkıdır.

15 Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “beklenti” anlamı vardır?

  • Çiftliğin bu bölgesine sakın girmeyin.
  • Dün iş yerinden beni siz mi aradınız?
  • Okul takımına beni de seçseler ne iyi olur.
  • Okul gezisine biz de katıldık.

15. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, bu soruda odaklandığımız kavram “beklenti” anlamıdır. Beklenti, bir şeyin olmasını umut etmek veya gerçekleşeceğine dair düşünce taşımak demektir. Türkçede genellikle “-se şart kipi veya “ne iyi olur” gibi ifadelerle kurulur; bu yapılar, gerçekleşmesi muhtemel bir duruma duyulan arzu ve umudu yansıtır.

  • A şıkkı: “Çiftliğin bu bölgesine sakın girmeyin.” Bu ifade bir yasaklama veya uyarı cümlesidir; beklenti içermeyen keskin bir emir kipidir.
  • B şıkkı: “Dün iş yerinden beni siz mi aradınız?” Burada sadece soru var; geçmiş zamanda gerçekleşmiş olana dair bilgi edinme amaçlıdır, hiçbir umut veya beklenti olsun anlamı taşımıyor.
  • C şıkkı: “Okul takımına beni de seçseler ne iyi olur.” Bu cümlede “-seler” şart kipi kullanılarak bir ihtimalden duyulan umut ve arzu dile getiriliyor; tam olarak beklenti anlamını karşılar.
  • D şıkkı: “Okul gezisine biz de katıldık.” Bu ise basit bir bildirme cümlesidir; geçmişte zaten gerçekleşmiş bir olayı anlattığı için beklenti ifadesi içermez.

Yukarıdaki incelemeye göre doğru cevap “C” şıkkıdır; çünkü bu seçenek, gerçekleşmesini umduğumuz bir durumu ifade eden beklenti anlamını taşır.


İşlemler

Geçmiş Sonuçlar

    Bir Yorum Yaz