8. Sınıf İnkilap Tarihi Milli Bir Destan : Ya İstiklal Ya Ölüm 1. Test

1

  1. Kazım Karabekir
  2. İsmet İnönü
  3. Celal Bayar
  4. Sütçü İmam
Milli Mücadele Dönemindeki Doğu Cephesi Komutanı yukarıdakilerden hangisidir?

  • 1
  • 2
  • 3
  • 4

1. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, sorumuz Millî Mücadele Dönemi’nde Doğu Cephesi Komutanının kim olduğunu soruyor. Doğu Cephesi’nde düzenli ordunun başında görev yapan komutan Kâzım Karabekir Paşadır. Karabekir Paşa, 15. Kolordu ile 1919’dan itibaren Erzurum–Kars–Sarıkamış hattında otoriteyi sağlamış, 1920 sonbaharında gerçekleştirdiği başarılı harekâtla Kars ve Gümrü’yü almıştır. Bu askerî başarıların sonucunda 3 Aralık 1920’de Gümrü Antlaşması imzalanmış; böylece Yeni Türk Devleti’nin imzaladığı ilk uluslararası antlaşma gerçekleşmiş ve Doğu sınırlarımız büyük ölçüde güvence altına alınmıştır. Ardından gelen Moskova (1921) ve Kars (1921) antlaşmaları da bu kazanımları pekiştirmiştir. Dolayısıyla Doğru cevap “A” şıkkıdır.

Neden diğer şıklar doğru değildir?

  • B) İsmet İnönü: Millî Mücadele’de Batı Cephesi komutanıdır. Birinci ve İkinci İnönü Muharebeleri onun komutasında gerçekleşmiştir; Doğu Cephesi ile doğrudan görevli değildir.
  • C) Celal Bayar: Askerî bir cephe komutanı değildir. İktisat alanındaki çalışmaları, İş Bankası’nın kuruluşu ve daha sonra başbakanlık–cumhurbaşkanlığı görevleriyle bilinir; Doğu Cephesi komutasında yer almaz.
  • D) Sütçü İmam: Maraş’ta işgale karşı yerel direnişin sembol ismidir. Kahramanmaraş’ın kurtuluşundaki rolü büyüktür; ancak bir cephe komutanı değildir.

Özetle, Doğu Cephesinin düzenlenmesi, Ermeni kuvvetlerine karşı başarı ve Gümrü Antlaşması gibi belirleyici dönemeçler, Kâzım Karabekir Paşanın komutasında gerçekleşmiştir. Bu nedenle doğru cevap “A” şıkkıdır.

2 Doğu Cephesi’nde kimlere karşı savaşılmıştır?

  • Yunanlılara
  • İngilizlere
  • Ermenilere
  • Fransızlara

2. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, sorumuz Doğu Cephesi’nde hangi millet veya kuvvetlere karşı savaşılmıştır? şeklinde. Millî Mücadele Dönemi’nde Doğu Cephesi, Ermenilere karşı açılmıştır. Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’nı kaybetmesinin ardından imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması ile Doğu Anadolu Bölgesi, itilaf devletlerinin denetimine bırakılmış ve bölgede Ermeni çetelerinin faaliyetleri artmıştır. Ermeni kuvvetleri, özellikle Kars, Ardahan, Erzurum çevresinde Türk halkına karşı saldırılar düzenlemiştir.

Kâzım Karabekir Paşa komutasındaki 15. Kolordu, bu saldırılara karşı başarılı harekâtlar gerçekleştirmiştir. 29 Eylül 1920’de başlayan Doğu Harekâtı sonucunda Ermeniler ağır bir yenilgiye uğratılmış; 3 Aralık 1920’de imzalanan Gümrü Antlaşması ile savaş sona ermiş ve Doğu sınırlarımız güvence altına alınmıştır. Gümrü Antlaşması, yeni Türk Devleti’nin imzaladığı ilk uluslararası antlaşmadır. Dolayısıyla doğru cevap “C” şıkkıdır.

Neden diğer şıklar doğru değildir?

  • A) Yunanlılar: Yunanlılar ile savaşlar Batı Cephesinde yapılmıştır. İnönü, Kütahya–Eskişehir ve Sakarya Muharebeleri bu cephede gerçekleşmiştir. Doğu Cephesi’nde Yunan kuvvetleriyle karşılaşılmamıştır.
  • B) İngilizler: İngilizler Anadolu’da bazı bölgeleri işgal etmiş (örneğin İstanbul, Çanakkale Boğazı çevresi), fakat Doğu Cephesi’nde doğrudan bir çatışma yaşanmamıştır.
  • D) Fransızlar: Fransızlar ile mücadele Güney Cephesinde (Maraş, Antep, Urfa) yapılmıştır. Bu cephe daha çok halk direnişleri ve Kuvayımilliye birlikleri tarafından yürütülmüştür.

Özetle, Doğu Cephesinin açılma sebebi Ermeni saldırılarını durdurmak ve sınırlarımızı güvence altına almaktı. Kâzım Karabekir Paşa’nın komutasındaki bu cephede alınan zafer, hem bölgenin güvenliğini sağladı hem de yeni Türk Devleti’nin uluslararası alanda ilk diplomatik başarısını getirdi. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.

3 Gümrü Antlaşması ile TBMM’yi tanıyan ilk devlet aşağıdakilerden hangisidir?

  • Almanya
  • Ermenistan
  • Fransa
  • Yunanistan

3. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, bu sorumuzda Gümrü Antlaşması ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni (TBMM) tanıyan ilk devletin hangisi olduğu sorulmaktadır. Cevap Ermenistandır. Gümrü Antlaşması, 3 Aralık 1920 tarihinde TBMM ile Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti arasında imzalanmıştır. Bu antlaşma ile Ermenistan, TBMM’yi resmen tanıyan ilk devlet olmuştur. Antlaşmanın imzalanma sürecine giden yolda, Kâzım Karabekir Paşa komutasındaki Türk ordusu, Doğu Cephesi’nde Ermenilere karşı önemli zaferler kazanmış ve Kars, Gümrü gibi stratejik yerleri ele geçirmiştir. Savaşın ardından imzalanan bu antlaşma ile Ermenistan, Kars ve çevresini Türkiye’ye bırakmış ve Doğu sınırlarımız büyük ölçüde güvence altına alınmıştır.

Neden diğer şıklar doğru değildir?

  • A) Almanya: I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin müttefiki olmasına rağmen Millî Mücadele döneminde TBMM’yi ilk tanıyan ülke değildir. TBMM ile doğrudan bir antlaşma imzalamamıştır.
  • C) Fransa: Fransa, TBMM ile Ankara Antlaşmasını (20 Ekim 1921) imzalayarak ilişkileri resmileştirmiştir. Ancak bu, Gümrü Antlaşması’ndan yaklaşık bir yıl sonradır.
  • D) Yunanistan: Millî Mücadele’de en büyük askerî tehdidi oluşturan ülkelerden biridir ve Batı Cephesi’ndeki savaşlar boyunca TBMM’yi tanımamış, tam tersine düşman olarak görmüştür.

Sonuç olarak, Gümrü Antlaşması hem TBMM’nin uluslararası alanda ilk diplomatik başarısı olmuş hem de Ermenistan’ın TBMM’yi tanıması ile yeni Türk Devleti’nin meşruiyetini güçlendirmiştir. Bu nedenle doğru cevap “B” şıkkıdır.

4

  1. Ankara Antlaşması
  2. Sevr Antlaşması
  3. Nöyyi Antlaşması
  4. Gümrü Antlaşması
Yukarıdakilerden hangi antlaşma Doğu Cephesi’nin kapanmasında etkili olmuştur?

  • 1
  • 2
  • 3
  • 4

4. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, sorumuzda Doğu Cephesi’nin kapanmasında etkili olan antlaşmanın hangisi olduğu soruluyor. Burada doğru cevap Gümrü Antlaşmasıdır. 3 Aralık 1920 tarihinde TBMM ile Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti arasında imzalanan bu antlaşma, Doğu Cephesi’ndeki savaşları sona erdirmiştir. Kâzım Karabekir Paşa komutasındaki Türk ordusu, Kars, Sarıkamış ve Gümrü gibi stratejik bölgelerde kazandığı zaferler ile Ermenileri barışa zorlamış, bu sayede Doğu sınırlarımız güvence altına alınmıştır. Gümrü Antlaşması ile Ermenistan, Kars ve çevresini Türkiye’ye bırakmış ve TBMM’yi resmen tanıyan ilk devlet olmuştur.

Neden diğer şıklar doğru değildir?

  • A) Ankara Antlaşması: 20 Ekim 1921’de TBMM ile Fransa arasında imzalanmıştır. Güney Cephesi’ndeki savaşları sona erdiren bu antlaşma, Doğu Cephesi ile ilgili değildir.
  • B) Sevr Antlaşması: 10 Ağustos 1920’de Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında imzalanmıştır. Türk halkı ve TBMM tarafından kabul edilmemiş, yürürlüğe girmemiştir. Doğu Cephesi’nin kapanmasında herhangi bir etkisi yoktur.
  • C) Nöyyi Antlaşması: I. Dünya Savaşı sonrası Bulgaristan ile İtilaf Devletleri arasında imzalanmıştır. Türkiye ve Doğu Cephesi ile doğrudan bir bağlantısı bulunmamaktadır.

Özetle, Gümrü Antlaşması Doğu Cephesi’nde silahlı çatışmaları bitirerek hem askeri hem de diplomatik anlamda önemli bir başarı sağlamıştır. Böylece TBMM, doğuda güvenliği sağladıktan sonra Batı Cephesi’ne ve diğer cephelere daha fazla odaklanma imkânı bulmuştur. Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.

5 Kurtuluş Savaşı’nda askeri başarılar diplomatik başarıları beraberinde getirmiştir.

Aşağıdakilerden hangisi yukarıdaki duruma örnek gösterilemez?

  • Kütahya – Eskişehir Savaşları’ndan sonra Başkomutanlık Yasası’nın çıkarılması
  • Sakarya Meydan Savaşı’ndan sonra Kars Antlaşması’nın imzalanması
  • I. İnönü Savaşı’ndan sonra Afganistan Dostluk Antlaşması’nın imzalanması
  • Büyük Taarruz’dan sonra Mudanya Ateşkes Anlaşması’nın imzalanması

5. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, bu soruda Kurtuluş Savaşı’nda elde edilen askeri başarıların diplomatik kazanımlara nasıl dönüştüğünü anlamamız isteniyor. Soru, “Askerî başarılar sonucunda gerçekleşmeyen diplomatik bir gelişmeyi” bulmamızı istiyor. Doğru cevap Kütahya – Eskişehir Savaşları’ndan sonra Başkomutanlık Yasası’nın çıkarılmasıdır. Çünkü bu gelişme bir iç politika düzenlemesidir, yani TBMM’nin kendi içinde aldığı bir karardır. Diplomatik başarı, başka bir devlet veya uluslararası tarafla yapılan antlaşma ya da kazanılan siyasi haklar anlamına gelir. Başkomutanlık Yasası ise TBMM’nin Mustafa Kemal Paşa’ya geniş yetkiler vererek savaşın yönetimini güçlendirmesi amacıyla çıkarılmıştır; uluslararası bir diplomasi unsuru değildir.

Diğer şıklar neden doğrudur?

  • B) Sakarya Meydan Savaşı – Kars Antlaşması: 13 Ekim 1921’de TBMM ile Sovyetler Birliği ve Kafkas Cumhuriyetleri (Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan) arasında imzalanan bu antlaşma, Sakarya Zaferi sonrası Türkiye’nin bölgedeki saygınlığını artırmış ve doğu sınırlarını güvence altına almıştır. Bu, askeri başarının doğrudan diplomatik başarıya dönüşmesidir.
  • C) I. İnönü Savaşı – Afganistan Dostluk Antlaşması: 1 Mart 1921’de imzalanan bu antlaşma, TBMM’nin uluslararası alanda tanınırlığını artırmış ve Afganistan ile dostane ilişkilerin kurulmasını sağlamıştır. I. İnönü Zaferi’nin yarattığı güven ortamı bu diplomatik gelişmeye zemin hazırlamıştır.
  • D) Büyük Taarruz – Mudanya Ateşkes Anlaşması: 11 Ekim 1922’de imzalanan bu ateşkes, Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi zaferlerinin sonucunda yapılmıştır. Yunan kuvvetleri Anadolu’dan çekilmiş, diplomatik masa askeri zaferin ardından kurulmuştur.

Özetle, B, C ve D şıklarında net bir şekilde askeri başarının ardından elde edilen diplomatik bir sonuç vardır. Ancak A şıkkında gerçekleşen Başkomutanlık Yasası, yalnızca iç siyasi bir düzenleme olup diplomatik bir başarı değildir. Bu nedenle doğru cevap “A” şıkkıdır.

6 Lozan’da aşağıdakilerden hangisinden İsmet Paşa ödün vermemiştir?

  • Musul Sorunu
  • Boğazlar
  • Dış Borçlar
  • Kapitülasyonlar

6. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, bu soruda Lozan Barış Konferansı’nda İsmet Paşa’nın taviz vermediği konu soruluyor. Doğru cevap Kapitülasyonlardır. Lozan görüşmeleri (20 Kasım 1922 – 24 Temmuz 1923) sırasında İsmet Paşa, kapitülasyonların kaldırılması konusunda kesin bir tutum sergilemiştir. Kapitülasyonlar, Osmanlı Devleti döneminde yabancılara verilen ekonomik, hukuki ve ticari ayrıcalıklardı. İsmet Paşa, bu ayrıcalıkların yeni Türk Devleti’nin bağımsızlığına aykırı olduğunu savunmuş ve bu konuda hiçbir ödün vermemiştir. Sonuç olarak Lozan Antlaşması ile kapitülasyonlar tamamen kaldırılmış, Türkiye ekonomik ve hukuki anlamda tam bağımsız bir devlet haline gelmiştir.

Diğer şıklar neden doğru değildir?

  • A) Musul Sorunu: Lozan’da çözülememiş, İngiltere’nin baskıları nedeniyle konu Milletler Cemiyeti’ne bırakılmıştır. 1926 Ankara Antlaşması ile Türkiye aleyhine sonuçlanmıştır.
  • B) Boğazlar: Lozan’da Boğazlar Komisyonu kurulmuş ve Boğazlar askersizleştirilmiştir. Bu durum Türkiye’nin tam egemenliği açısından bir tavizdir. 1936’da Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar üzerindeki tam egemenlik sağlanmıştır.
  • C) Dış Borçlar: Osmanlı Devleti’nden kalan borçlar, Lozan’da kabul edilmiş ve borçların belirli bir ödeme planı ile ödenmesi kararlaştırılmıştır. Bu da Türkiye’nin mali alanda verdiği bir tavizdir.

Özetle, İsmet Paşa Lozan’da birçok konuda diplomatik manevralar yapmış ve bazı konularda taviz vermek zorunda kalmıştır. Ancak kapitülasyonlar konusunda kesin bir duruş sergileyerek yeni Türk Devleti’nin tam bağımsızlık ilkesini korumuştur. Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.

7 TBMM, Kurtuluş Savaşı‘nda Antep halkının şehri savunmasından dolayı 1921’de şehre hangi unvanı vermiştir?

  • Gazi
  • Şanlı
  • Yiğit
  • Kahraman

7. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, bu soruda Kurtuluş Savaşı sırasında Antep halkının direnişine karşılık TBMM tarafından verilen unvan soruluyor. Doğru cevap “Gazi” unvanıdır. 1920–1921 yıllarında Antep, Fransız işgaline karşı büyük bir direniş göstermiştir. Şehir halkı, kadın–erkek, genç–yaşlı demeden silahlı ve silahsız olarak mücadele etmiş, büyük fedakârlıklar yapmıştır. 1 Nisan 1921 tarihinde TBMM, Antep halkının bu kahramanlığını onurlandırmak için şehrin adını resmen “Gaziantep” olarak değiştirmiştir. Bu unvan, halkın gösterdiği üstün cesaret, azim ve fedakârlığın bir sembolü haline gelmiştir.

Diğer şıklar neden doğru değildir?

  • B) Şanlı: “Şanlı” unvanı, Kurtuluş Savaşı sırasında Urfa halkına gösterdikleri kahramanlık nedeniyle 1984 yılında verilmiştir. TBMM’nin 1921’deki kararıyla ilgili değildir.
  • C) Yiğit: “Yiğit” unvanı Kurtuluş Savaşı döneminde herhangi bir şehre verilmemiştir. Bu nedenle sorunun bağlamıyla uyuşmaz.
  • D) Kahraman: “Kahraman” unvanı, Kurtuluş Savaşı’nda gösterdiği direniş nedeniyle 1973 yılında Maraş’a verilmiştir. Bu da 1921’deki TBMM kararı ile ilgili değildir.

Özetle, Antep halkının gösterdiği direniş, Kurtuluş Savaşı’nın en önemli sivil savunma örneklerinden biri olmuştur. TBMM’nin verdiği “Gazi” unvanı hem şehrin adında yerini almış hem de milli mücadele ruhunun bir sembolü olmuştur. Bu nedenle doğru cevap “A” şıkkıdır.

8 Lozan barış görüşmelerine İsmet Paşa’nın gönderilmesine onun hangi başarısı etken olmuştur?

  • I ve II. İnönü savaşlarını kazanması
  • Çerkez Etem isyanını bastırmış olması
  • Mudanya Ateşkes Antlaşması’nda milli çıkarlarımızı korumuş olması
  • Türkiye’de ilk düzenli ordunun kurulmasına olan katkısı

8. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, bu soruda Lozan Barış Konferansı’na İsmet Paşa’nın gönderilmesinde etkili olan başarının hangisi olduğu sorulmaktadır. Doğru cevap Mudanya Ateşkes Antlaşması’nda milli çıkarlarımızı korumuş olmasıdır. 11 Ekim 1922’de imzalanan Mudanya Ateşkes Antlaşması, Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nden sonra Yunan kuvvetlerinin Anadolu’dan çekilmesini sağlamış, İstanbul ve Boğazlar’ın savaşsız şekilde teslim edilmesine zemin hazırlamıştır. İsmet Paşa, bu görüşmelerde kararlı ve diplomatik bir tutum sergileyerek Türk tarafının isteklerini büyük oranda kabul ettirmiştir. Bu başarısı, Lozan gibi çok daha kapsamlı ve zorlu bir konferansta Türkiye’yi temsil etmesi için TBMM’nin güvenini kazanmasına yol açmıştır.

Diğer şıklar neden doğru değildir?

  • A) I ve II. İnönü savaşlarını kazanması: Bu zaferler İsmet Paşa’nın askeri kariyerinde önemli bir yere sahiptir, fakat Lozan’a gönderilme kararında belirleyici olan diplomatik başarısı değil, askeri yeteneğidir.
  • B) Çerkez Etem isyanını bastırması: Bu olay TBMM’nin otoritesinin pekişmesi açısından önemlidir, fakat uluslararası diplomasiyle doğrudan ilişkili değildir.
  • D) Türkiye’de ilk düzenli ordunun kurulmasına katkısı: Düzenli ordu kurulması Millî Mücadele’nin başlangıcında önemli bir adımdır, ancak Lozan’daki temsil görevi için gerekli olan diplomatik tecrübeyi göstermez.

Özetle, Lozan Barış Konferansı’nda Türkiye’yi temsil edecek kişinin hem kararlı hem de uluslararası müzakerelerde tecrübeli olması gerekiyordu. İsmet Paşa’nın Mudanya Ateşkes Antlaşması’ndaki başarısı, onun bu görev için en uygun kişi olduğunu kanıtlamıştır. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.

9 Aşağıdakilerden hangisi Lozan Barış Anlaşması’na önemli bir uluslararası antlaşma niteliği kazandırmaktadır?

  • Bu antlaşmayı bütün dünya devletlerinin onaylamış olması
  • Bu antlaşmanın geçerliliğini uzun süre koruyabilmesi
  • Bu antlaşmayla tarafların bütün isteklerinin yerine gelmesi
  • Bu antlaşmanın birçok antlaşmaya örnek teşkil etmesi

9. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, sorumuzda Lozan Barış Antlaşması’na uluslararası açıdan önemli bir nitelik kazandıran özelliğin ne olduğu sorulmaktadır. Doğru cevap “Bu antlaşmanın geçerliliğini uzun süre koruyabilmesi”dir. Lozan Barış Antlaşması, 24 Temmuz 1923’te imzalanmış ve Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarını, siyasi bağımsızlığını ve uluslararası statüsünü belirlemiştir. Lozan’ın en önemli özelliği, imzalandığı tarihten itibaren yaklaşık bir asırdır büyük ölçüde geçerliliğini korumasıdır. Bu durum, onu yalnızca imzalandığı dönemin değil, günümüzün de en önemli ve en uzun ömürlü uluslararası antlaşmalarından biri haline getirmiştir.

Diğer şıklar neden doğru değildir?

  • A) Bütün dünya devletlerinin onaylamış olması: Lozan’ı bütün dünya devletleri değil, sadece ilgili taraf devletler (İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Yugoslavya ve Türkiye) imzalamıştır.
  • C) Tarafların bütün isteklerinin yerine gelmesi: Lozan’da her iki taraf da bazı konularda taviz vermiştir. Türkiye bazı isteklerini elde edememiş (örneğin Musul), İtilaf Devletleri de tüm taleplerini kabul ettirememiştir.
  • D) Birçok antlaşmaya örnek teşkil etmesi: Lozan’ın doğrudan başka antlaşmalar için model olduğu söylenemez. Ancak bağımsızlık mücadelesi veren ülkelere moral kaynağı olmuştur.

Özetle, Lozan Barış Antlaşması, imzalandığı tarihten bu yana Türkiye Cumhuriyeti’nin temel uluslararası belgesi olmayı sürdürmektedir. Bu uzun süreli geçerlilik, antlaşmaya uluslararası alanda istikrar ve saygınlık kazandıran en önemli özelliktir. Bu nedenle doğru cevap “B” şıkkıdır.

10 Milli Mücadele Döneminde Güney Cephesi ile ilgili verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

  • Halk Urfa, Antep ve Maraş’ta savunma yapmıştır.
  • Fransızlar işgal ettiği bölgelerde Ermeniler ile iş birliği yapmıştır.
  • Kazanılan zafer ile düzenli ordu ilk başarısını elde etmiştir.
  • Fransızlarla imzalanan Ankara Antlaşması ile kapanmıştır.

10. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, bu soruda Millî Mücadele Dönemi’nde Güney Cephesi ile ilgili verilen ifadelerden hangisinin yanlış olduğu sorulmaktadır. Doğru cevap “Kazanılan zafer ile düzenli ordu ilk başarısını elde etmiştir.” yani C şıkkıdır. Çünkü Güney Cephesi’nde mücadele, düzenli ordu tarafından değil, Kuvayımilliye birlikleri ve halkın direnişi ile yürütülmüştür. Düzenli ordunun ilk başarısı, Batı Cephesi’nde Birinci İnönü Savaşı ile kazanılmıştır.

Diğer şıklar neden doğrudur?

  • A) Halk Urfa, Antep ve Maraş’ta savunma yapmıştır: Bu ifade doğrudur. Güney Cephesi’nde halk, Fransız işgaline karşı büyük bir direniş göstermiştir. Maraş, Urfa ve Antep’teki kahramanlıklar Kurtuluş Savaşı’nın en önemli sivil savunma örneklerindendir.
  • B) Fransızlar işgal ettiği bölgelerde Ermeniler ile iş birliği yapmıştır: Bu da doğrudur. Fransızlar, bölgedeki Ermeni çetelerini kullanarak işgal direnişini kırmaya çalışmıştır.
  • D) Fransızlarla imzalanan Ankara Antlaşması ile kapanmıştır: 20 Ekim 1921’de imzalanan Ankara Antlaşması ile Güney Cephesi’ndeki savaş sona ermiş ve Fransızlar işgal ettikleri bölgelerden çekilmiştir.

Özetle, Güney Cephesi’nin en belirgin özelliği halkın kendi imkânlarıyla direniş göstermesidir. Düzenli ordunun bu cephede doğrudan bir rolü yoktur. Bu nedenle düzenli ordunun ilk başarısının burada kazanıldığı yönündeki ifade yanlıştır. Doğru cevap “C” şıkkıdır.

11 İtilaf devletlerinin Lozan’a hem İstanbul Hükümetini hem de Ankara Hükümetini çağırmalarının sebebi aşağıdakilerden hangisidir?

  • TBMM’yi desteklemek
  • Demokratik bir tutum ortaya koymak
  • İstanbul Hükümeti’ne güven duymamak
  • İki hükümet arasındaki görüş ayrılıklarından faydalanmak

11. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, sorumuzda İtilaf Devletleri’nin Lozan Barış Konferansı’na hem İstanbul Hükümetini hem de Ankara Hükümetini davet etme nedenini bulmamız isteniyor. Doğru cevap “İki hükümet arasındaki görüş ayrılıklarından faydalanmak” yani D şıkkıdır. İtilaf Devletleri, Kurtuluş Savaşı süresince Türk tarafında ortaya çıkan her türlü siyasi bölünmeyi kendi lehlerine kullanmak istemişlerdir. İstanbul Hükümeti ile Ankara Hükümeti arasındaki meşruiyet tartışmalarını derinleştirerek, Lozan’da Türk tarafının gücünü zayıflatmayı hedeflemişlerdir.

Ancak TBMM, bu girişime hızlı bir şekilde tepki göstermiştir. 1 Kasım 1922’de kabul edilen kanunla Saltanat resmen kaldırılmış ve İstanbul Hükümeti’nin varlığı sona ermiştir. Böylece Lozan’a yalnızca Ankara Hükümeti temsilcileri katılmış ve Türk tarafı tek ses olarak masada yer almıştır. Bu hamle, Millî Mücadele’nin diplomatik alandaki en önemli siyasi adımlarından biridir.

Diğer şıklar neden doğru değildir?

  • A) TBMM’yi desteklemek: İtilaf Devletleri’nin böyle bir amacı yoktu. Tam tersine, TBMM’nin gücünü azaltmayı hedefliyorlardı.
  • B) Demokratik bir tutum ortaya koymak: İtilaf Devletleri’nin Lozan’daki önceliği çıkarlarını korumaktı, demokrasi görüntüsü verme gibi bir amaçları bulunmuyordu.
  • C) İstanbul Hükümeti’ne güven duymamak: Bu durum kısmen doğru olsa da esas amaç, iki taraf arasındaki görüş ayrılıklarını kullanmaktı.

Özetle, İtilaf Devletleri’nin bu daveti, Türk tarafında bölünme yaratma ve masadaki pazarlık gücünü azaltma girişimiydi. TBMM’nin kararlı adımı sayesinde bu plan bozulmuş ve Lozan’a tek temsilci olarak Ankara Hükümeti gitmiştir. Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.

12 Maraş şehrinde, Fransızlara karşı ulusal direnişi başlatan kişi kimdir?

  • Mustafa Kemal
  • Sütçü İmam
  • Refet Bele
  • Kazım Karabekir

12. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, sorumuzda Maraş’ta Fransız işgaline karşı ulusal direnişi başlatan kişinin kim olduğu soruluyor. Doğru cevap Sütçü İmamdır. 31 Ekim 1919’da Fransız askerleri ve Ermeni çeteleri, Maraş’ta Türk halkına yönelik baskı ve hakaretlerde bulunmaya başlamıştı. Özellikle 27 Kasım 1919 tarihinde bir Türk kadınının çarşafına saldırılması ve ona hakaret edilmesi üzerine Sütçü İmam, olaya müdahale etmiş ve ilk kurşunu atmıştır. Bu olay, Maraş’ta direnişin sembolü haline gelmiş ve halkın işgale karşı topyekûn mücadeleye girişmesine vesile olmuştur.

Diğer şıklar neden doğru değildir?

  • A) Mustafa Kemal: Millî Mücadele’nin lideri olmasına rağmen Maraş’taki direnişi bizzat başlatan kişi değildir. Mücadele, yerel halkın öncülüğünde başlamıştır.
  • C) Refet Bele: Millî Mücadele’de önemli görevler üstlenmiş bir komutandır, ancak Maraş’taki ilk direnişin doğrudan başlatıcısı değildir.
  • D) Kazım Karabekir: Doğu Cephesi Komutanı olarak Ermenilere karşı başarılı harekâtlar yürütmüştür; Maraş cephesinde görev almamıştır.

Özetle, Sütçü İmam’ın attığı ilk kurşun, Maraş’ta halkın örgütlenmesini ve direnişin büyümesini sağlamıştır. Bu direniş sonucunda 12 Şubat 1920’de Maraş tamamen düşman işgalinden kurtulmuş ve TBMM tarafından şehre “Kahraman” unvanı verilmiştir. Bu nedenle doğru cevap “B” şıkkıdır.

13 Kasım 1922’de TBMM’nin saltanatı kaldırmasının en önemli nedeni hangisidir?

  • İstanbul’u yeni Türkiye’nin başkenti yapma isteği
  • TBMM’nin hilafet yanlısı olanları sindirme amacı
  • Bir ülkede iki hükümetin yaşayamayacağı anlaşılması
  • Padişahın da içinde bulunduğu tarafa karşı kesin askeri zaferin kazanılmış olması

13. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, bu soruda Kasım 1922’de TBMM’nin saltanatı kaldırmasının en önemli nedenini bulmamız isteniyor. Doğru cevap “Bir ülkede iki hükümetin yaşayamayacağı anlaşılması” yani C şıkkıdır. Lozan Barış Konferansı öncesinde İtilaf Devletleri hem İstanbul Hükümetini hem de Ankara Hükümetini davet etmişti. Bu durum, iki farklı hükümetin varlığının Türk tarafını diplomatik olarak zayıflatacağı gerçeğini ortaya çıkardı. TBMM, bu ikiliği ortadan kaldırmak ve tek meşru hükümet olarak konferansa katılmak amacıyla 1 Kasım 1922’de saltanatı kaldırma kararı aldı.

Bu kararla birlikte Osmanlı Devleti resmen sona ermiş, padişahlık makamı tarihe karışmıştır. Ancak hilafet makamı, toplumun hassasiyeti nedeniyle hemen kaldırılmamış, 1924’e kadar varlığını sürdürmüştür. Böylece Türkiye, hem siyasi hem de hukuki anlamda tam bağımsız bir devlet olarak uluslararası arenaya çıkmıştır.

Diğer şıklar neden doğru değildir?

  • A) İstanbul’u yeni başkent yapma isteği: Böyle bir amaç yoktu; tam tersine Ankara’nın başkent olarak kalması planlanıyordu.
  • B) Hilafet yanlılarını sindirme amacı: Hilafet makamı kaldırılmadığı için bu amaç ön planda değildi.
  • D) Kesin askeri zaferin kazanılması: Bu, siyasi adımların önünü açmış olsa da asıl gerekçe diplomatik temsil birliğinin sağlanmasıdır.

Özetle, saltanatın kaldırılması kararı, Lozan’a tek ve güçlü bir hükümet olarak katılma zorunluluğunun sonucudur. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.

14 Padişahın halife sıfatıyla elinde bulundurduğu şeriat hükümlerinin yürürlüğünü sağlama ödevinin 1921 Anayasası ile TBMM’ye verilmesi neyi amaçlıyordu?

  • Anayasayı laik duruma getirmeyi
  • Anayasanın geçerliliğini sağlamayı
  • Devlet yönetimini tek organda toplamayı
  • Tutucuların dini siyasete alet etmelerini önlemeyi

14. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, bu soruda 1921 Anayasası ile padişahın halife sıfatıyla elinde bulundurduğu “şeriat hükümlerinin yürürlüğünü sağlama” görev ve yetkisinin TBMM’ye verilmesinin amacı sorulmaktadır. Doğru cevap “Devlet yönetimini tek organda toplamayı” yani C şıkkıdır. Millî Mücadele döneminde, hem Osmanlı Devleti’nin İstanbul Hükümeti hem de Ankara’daki TBMM yönetimi bulunuyordu. Bu durum yönetimde ikilik oluşturuyordu. 1921 Anayasası ile padişahın elinde kalan bu yetkilerin de TBMM’ye devredilmesi, egemenliğin tamamen millete ait olduğunu ortaya koymuş ve tek otorite anlayışını pekiştirmiştir.

Bu düzenleme ile TBMM, yasama, yürütme ve yargı alanındaki yetkileri tek elde toplamış, padişahın devlet yönetimindeki rolü tamamen sembolik hale gelmiştir. Böylece Millî Mücadele’nin yürütülmesinde bir otorite birliği sağlanmış ve siyasi kararlarda karışıklıkların önüne geçilmiştir.

Diğer şıklar neden doğru değildir?

  • A) Anayasayı laik duruma getirmeyi: 1921 Anayasası laik bir anayasa değildir; dini hükümlere yer vermeye devam etmiştir.
  • B) Anayasanın geçerliliğini sağlamayı: Anayasa zaten TBMM’nin ilanıyla yürürlükteydi, bu madde özel olarak geçerlilik sağlamayı amaçlamıyordu.
  • D) Tutucuların dini siyasete alet etmelerini önlemeyi: Bu sonuç dolaylı olarak ortaya çıkabilir, fakat asıl amaç otorite birliğiydi.

Özetle, bu düzenleme ile Millî Mücadele sürecinde tek hükümet, tek otorite anlayışı güçlendirilmiş ve ülkenin yönetiminde ikilik tamamen ortadan kaldırılmıştır. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.

15 Vahdettin’in halife unvanıyla İngilizler tarafından kaçırılması üzerine TBMM’nin halifeliği kaldırmayarak yeni bir halife atamasının sebebi nedir?

  • İngilizlerin Vahdettin aracılığı ile halifeliği sömürebilmesinin önlenmesi
  • Anadolu’da halifeliğin değerini koruması
  • Yönetim biçiminin kesinlikle belirlenmemiş olması
  • Halifelik kanalıyla dünya Müslümanlarından yardım istenmesi

15. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, bu soruda Vahdettin’in halife unvanıyla İngilizler tarafından kaçırılmasının ardından TBMM’nin halifeliği kaldırmak yerine yeni bir halife atamasının nedeni sorulmaktadır. Doğru cevap “İngilizlerin Vahdettin aracılığı ile halifeliği sömürebilmesinin önlenmesi” yani A şıkkıdır. 17 Kasım 1922’de Sultan Vahdettin, İngilizlere sığınarak İstanbul’dan ayrılmış ve beraberinde halife unvanını da götürmüştür. İngiltere, bu unvanı kullanarak dünya Müslümanları üzerindeki etkisini artırmak ve Türkiye Cumhuriyeti’ni zayıflatmak isteyebilirdi. TBMM, bu tehlikeyi önlemek amacıyla halifelik makamını tamamen kaldırmadan Abdülmecid Efendi’yi halife olarak atadı.

Bu sayede halifelik makamı Türkiye’nin kontrolünde tutuldu ve İngiltere’nin bu kurumu siyasi amaçlarla kullanmasının önüne geçildi. Ancak ilerleyen süreçte, 3 Mart 1924’te çıkarılan kanunla halifelik tamamen kaldırıldı ve Türkiye laikleşme yolunda önemli bir adım attı.

Diğer şıklar neden doğru değildir?

  • B) Anadolu’da halifeliğin değerini koruması: Halifeliğin halk nezdinde önemi bilinse de bu kararın asıl amacı İngiltere’nin siyasi planlarını engellemekti.
  • C) Yönetim biçiminin kesinlikle belirlenmemiş olması: 1921 Anayasası ile egemenliğin millete ait olduğu kabul edilmişti; yönetim biçiminin belirsizliği söz konusu değildi.
  • D) Halifelik kanalıyla dünya Müslümanlarından yardım istenmesi: Bu da olası bir amaç olabilirdi, ancak kararın asıl nedeni İngiltere’nin halifeliği kendi çıkarı için kullanmasını önlemekti.

Özetle, TBMM’nin yeni bir halife ataması, halifeliğin kontrolünü kaybetmemek ve İngiltere’nin bu makamı sömürmesini engellemek için alınmış stratejik bir karardı. Bu nedenle doğru cevap “A” şıkkıdır.

16 Mustafa Kemal, taarruz için ordunun yanı sıra kamuoyunu ve meclisi de hazırlamaya önem verdi. Bu amaçla halka dağıtılacak bildirileri kaleme aldı… Buna göre Mustafa Kemal’in taarruzu ertelemesinin sebebi nedir?

  • Milletvekillerinin isteklerini yerine getirmek
  • Savunma savaşı yapmak
  • Taarruzu yaz aylarında yapmak
  • Ordunun eksiklerini tamamlamak

16. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, bu soruda Mustafa Kemal’in taarruz kararını neden ertelediği sorulmaktadır. Doğru cevap “Ordunun eksiklerini tamamlamak” yani D şıkkıdır. Büyük Taarruz öncesinde Mustafa Kemal, yalnızca askeri gücün hazır olmasını değil, aynı zamanda kamuoyunun ve TBMM’nin desteğini de almayı hedeflemiştir. Bu nedenle hem siyasi hem de askeri hazırlıklara büyük önem vermiştir. Ordunun eksik mühimmat, lojistik ve personel ihtiyacının tamamlanması, taarruzun başarılı olabilmesi için kritik bir şarttı.

Mustafa Kemal, bu amaçla halkı bilgilendirecek bildiriler hazırlamış, ordunun moralini yükseltecek konuşmalar yapmış ve mecliste bu sürecin gerekliliğini anlatmıştır. Hazırlıklar tamamlanmadan yapılacak bir taarruzun başarısız olabileceğini bildiği için sabırlı davranmış ve saldırı için en uygun zamanı beklemiştir. Nitekim bu stratejik sabır, 26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz’un kesin zaferle sonuçlanmasını sağlamıştır.

Diğer şıklar neden doğru değildir?

  • A) Milletvekillerinin isteklerini yerine getirmek: Taarruz kararı, askerî gerekliliklere dayanıyordu; milletvekillerinin talepleri belirleyici unsur değildi.
  • B) Savunma savaşı yapmak: Mustafa Kemal’in amacı savunma değil, düşmanı kesin yenilgiye uğratacak taarruzu gerçekleştirmekti.
  • C) Taarruzu yaz aylarında yapmak: Mevsim koşulları etkili olsa da asıl belirleyici faktör ordunun eksikliklerinin giderilmesiydi.

Özetle, Mustafa Kemal Paşa’nın taarruzu erteleme sebebi, ordunun her bakımdan eksiksiz ve tam donanımlı hale gelmesini sağlamaktı. Bu stratejik hazırlık, Kurtuluş Savaşı’nın kesin zaferinin anahtarı olmuştur. Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.

17 1927 yılında başkent Ankara’da Kurtuluş Savaşı anısına yapılan Zafer Anıtı’nda hangi mesaj verilmek istenmiştir?

  • Türkiye’deki siyasal gelişmeler
  • Milli egemenliğin önemi
  • Milli birlik ve beraberlik
  • Yurtta ve dünyada barış

17. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, bu soruda 1927 yılında Ankara’da yapılan Zafer Anıtı ile verilmek istenen mesaj sorulmaktadır. Doğru cevap “Millî birlik ve beraberlik” yani C şıkkıdır. Kurtuluş Savaşı, Türk milletinin tüm kesimlerinin ortak bir amaç uğruna kenetlenerek gösterdiği büyük fedakârlık ve dayanışma ile kazanılmıştır. Zafer Anıtı, bu ruhu ve bağımsızlık mücadelesindeki birlikteliği simgelemektedir.

Anıt, Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde kazanılan zaferi, askerin cesaretini, halkın fedakârlığını ve vatan sevgisini yansıtır. Hem askeri hem de sivil unsurların aynı hedefe yönelmesinin Kurtuluş Savaşı’ndaki zaferin anahtarı olduğu vurgulanır. Bu nedenle anıt, yalnızca bir savaşın anısı değil, aynı zamanda gelecek nesillere verilen bir milli birlik mesajıdır.

Diğer şıklar neden doğru değildir?

  • A) Türkiye’deki siyasal gelişmeler: Zafer Anıtı, belirli bir siyasi gelişmeyi değil, milli mücadele ruhunu temsil eder.
  • B) Milli egemenliğin önemi: Milli egemenlik Kurtuluş Savaşı’nın temel ilkelerinden biri olsa da anıtın asıl teması, tüm milletin birlikte hareket etmesidir.
  • D) Yurtta ve dünyada barış: Bu ilke Atatürk’ün dış politika anlayışını yansıtır, ancak anıtın ana mesajı savaş sonrası barıştan ziyade birlik ve beraberliktir.

Özetle, 1927’de yapılan Zafer Anıtı, Kurtuluş Savaşı’ndaki dayanışma ve kenetlenmenin kalıcı bir sembolü olarak inşa edilmiştir. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.

18 Yunanlıların İzmir’e Rum göçmenleri taşıma amacı aşağıdakilerden hangisidir?

  • Savaş tazminatı almak
  • Ekonomiyi canlandırmak
  • Halkın güvenliğini sağlamak
  • İzmir’de çoğunluğu sağlamak

18. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, bu soruda Yunanlıların İzmir’e Rum göçmenleri taşıma amacının ne olduğu sorulmaktadır. Doğru cevap “İzmir’de çoğunluğu sağlamak” yani D şıkkıdır. 15 Mayıs 1919’da İzmir’in Yunanlar tarafından işgalinden sonra, Yunan yönetimi bölgedeki demografik yapıyı kendi lehlerine değiştirmek istemiştir. Bunun için Yunanistan’dan ve başka bölgelerden Rum nüfus İzmir’e taşınmış, böylece hem işgali meşrulaştırma hem de gelecekte yapılabilecek bir plebisitte çoğunluğu elde etme hedeflenmiştir.

Bu politika, yalnızca askeri bir işgal değil, aynı zamanda siyasi ve demografik bir stratejiydi. Yerel Türk nüfus ise bu süreçte baskı, şiddet ve göçe zorlamayla karşı karşıya kalmıştır. Yunan yönetimi, bu yöntemlerle İzmir’deki egemenliğini kalıcı hale getirmeye çalışmıştır.

Diğer şıklar neden doğru değildir?

  • A) Savaş tazminatı almak: Rum göçmenleri taşımak savaş tazminatıyla ilgili değildir; bu tamamen nüfus politikasıyla ilgilidir.
  • B) Ekonomiyi canlandırmak: Ekonomik canlılık sağlamak Yunan yönetiminin öncelikli amacı değildi; asıl hedef siyasi kontrol ve çoğunluk sağlamaktı.
  • C) Halkın güvenliğini sağlamak: İşgalci bir güç olarak Yunanlıların amacı Türk halkının güvenliğini sağlamak değil, kendi siyasi hedeflerini gerçekleştirmekti.

Özetle, İzmir’e Rum göçmen taşınmasının temel amacı, nüfus çoğunluğunu Yunan lehine çevirmek ve bu şekilde işgali kalıcılaştırmaktı. Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.

19 Lozan Antlaşması’nın aşağıdaki maddelerinden hangisi yeni kurulan Türk devletinin iç işlerine müdahaleyi engellemeye yönelik değildir?

  • Kapitülasyonlar kaldırılacaktır.
  • Düyun-u Umumiye Teşkilatı kaldırılacaktır.
  • Anadolu’daki bütün gayrimüslimler Türk vatandaşı kabul edilecektir.
  • Boğazlar “Uluslararası Boğazlar Komisyonu” tarafından yönetilecektir.

19. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, bu soruda Lozan Antlaşması’nın maddelerinden hangisinin yeni kurulan Türk devletinin iç işlerine müdahaleyi engellemeye yönelik olmadığı sorulmaktadır. Doğru cevap “Boğazlar ‘Uluslararası Boğazlar Komisyonu’ tarafından yönetilecektir” yani D şıkkıdır. Çünkü bu madde, aksine Türkiye’nin egemenliğini sınırlayan bir hükümdür. Lozan’da kabul edilen bu düzenlemeye göre Boğazlar, savaş ve barış döneminde uluslararası ticaret gemilerine açık olacak, askerden arındırılacak ve yönetimi Türklerin değil, uluslararası bir komisyonun elinde bulunacaktı. Bu durum, Türkiye’nin kendi topraklarındaki tam egemenlik hakkını kısıtlayan bir uygulamaydı.

Diğer şıklar neden doğrudur?

  • A) Kapitülasyonlar kaldırılacaktır: Yabancı devletlerin Türkiye’de ekonomik ve hukuki ayrıcalıkları sona erdirilerek iç işlerine müdahale imkânı ortadan kaldırılmıştır.
  • B) Düyun-u Umumiye Teşkilatı kaldırılacaktır: Osmanlı borçlarının yönetimi yabancıların elinden alınarak Türkiye’nin mali bağımsızlığı sağlanmıştır.
  • C) Gayrimüslimlerin Türk vatandaşı kabul edilmesi: Azınlık statüsünün sınırlandırılması ve iç işlerimize müdahale bahanesinin ortadan kaldırılması sağlanmıştır.

Özetle, D maddesi diğerlerinden farklı olarak Türkiye’nin bağımsızlığını artırmamış, tam tersine sınırlamıştır. Ancak bu durum 1936’da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile ortadan kaldırılmış ve Boğazlar üzerindeki tam egemenlik Türkiye’ye verilmiştir. Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.

20 Türkiye, Lozan Barış Antlaşması’na Ege Adaları’nda Yunanistan’ın deniz üssü kuramayacağına dair madde ekleterek hangi amaçlara ulaşmak istemiştir?

  • Yalnız 1
  • Yalnız 2
  • 1 ve 3
  • 1, 2 ve 3

20. Sorunun Çözümü

Sevgili öğrenciler, bu soruda Türkiye’nin Lozan Barış Antlaşması’na, Yunanistan’ın Ege Adaları’nda deniz üssü kuramayacağına dair madde ekletmesinin amaçları sorulmaktadır. Doğru cevap “1 ve 3” yani C şıkkıdır. Türkiye, bu maddeyle öncelikle Ege Denizi’ndeki güvenliğini sağlamak ve ileride gelebilecek askeri tehditleri önceden engellemek istemiştir. Böylece Yunanistan’ın adaları askeri üs haline getirip Türkiye’nin batı kıyılarını tehdit etmesinin önüne geçilmiştir.

Bu madde aynı zamanda Ege’deki güç dengesini korumayı amaçlamıştır. Türkiye, Lozan’da adaların kendisine bırakılmamasına rağmen, bu adalarda askerî üs kurulmasını engelleyerek dolaylı bir savunma hattı oluşturmuştur. Bu, Türkiye’nin hem deniz güvenliğini hem de barış ortamını koruma stratejisinin bir parçasıdır.

Diğer seçenekler neden doğru değildir?

  • A) Yalnız 1: Sadece güvenliği sağlamak değil, aynı zamanda ileride oluşabilecek tehditleri önlemek de hedeflenmiştir.
  • B) Yalnız 2: 2. amaç soruda belirtilmemekle birlikte, böyle tek yönlü bir hedef Türkiye’nin Lozan’daki diplomatik yaklaşımını tam olarak yansıtmaz.
  • D) 1, 2 ve 3: Sorunun bağlamı içinde 2. amaç geçerli olmadığı için bu seçenek yanlıştır.

Özetle, Türkiye’nin amacı hem mevcut güvenliği sağlamak hem de gelecekte oluşabilecek tehditleri önlemekti. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.


İşlemler

Geçmiş Sonuçlar

    3 Comments

    Bir Yorum Yaz