8. Sınıf Din Kültürü Kader İnancı 3. Test Çözümlü

1 Allah insana, iyiyi kötüden ayırt edebilmesi için akıl ve düşünme yeteneği vermiştir. Ayrıca kitaplar ve peygamberler göndererek doğru ile yanlışı bildirmiş ancak onu seçimlerinde serbest bırakmıştır. Dolayısıyla insan herhangi bir işi yapıp yapmamaya kendi iradesiyle karar verir ve tercihleri sonucunda yaptığı davranışın sorumluluğu da kendisine aittir.

Aşağıdaki ayetlerden hangisi bu metinde anlatılanlarla ilişkilendirilemez?

  • “Şüphesiz biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık.” (Kamer suresi, 49. ayet)
  • “Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır…” (Bakara suresi, 256. ayet)
  • “De ki: ‘Hak, Rabb’inizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.’” (Kehf suresi, 29. ayet)
  • “Şüphesiz biz ona yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör.” (İnsan suresi, 3. ayet)

1. Sorunun Çözümü

Öncelikle, metinde Allah’ın insana akıl ve düşünme yeteneği vererek doğru ile yanlışı ayırt edebilme imkânı sağladığı, kitaplar ve peygamberler aracılığıyla doğruyu bildirdiği ve seçimlerde serbest bıraktığı vurgulanmaktadır. Bu durum, insanın kendi iradesiyle hareket ettiği, yaptığı tercihler ve davranışların sorumluluğunu kendisine aldığı temel prensipleri ön plana çıkarır.

Şimdi seçeneklerde yer alan ayetleri inceleyelim:

  • B seçeneği: “Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır…” ifadesi, insanların din konusunda özgür iradeye sahip olduğunu, zorlama olmadığını ve seçim yapabildiklerini ortaya koyar. Bu, metinde anlatılanlarla doğrudan ilişkilidir.
  • C seçeneği: “De ki: ‘Hak, Rabb’inizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.’” ifadesi, insanın imanını veya inkârını seçme özgürlüğünü vurgulayarak metindeki serbest seçim anlayışı ile uyumludur.
  • D seçeneği: “Şüphesiz biz ona yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör.” ifadesi de, Allah’ın insanlara rehberlik ettiğini ancak nihai kararın kişinin kendi iradesinde olduğunu belirtir. Bu da metindeki sorumluluk ve özgürlük temasını desteklemektedir.
  • A seçeneği: “Şüphesiz biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık.” ifadesi ise, yaratılışın düzeni ve ölçülülüğü üzerine odaklanır. Bu ayet, Allah’ın evreni belirli ölçüler ve düzen içinde yaratmış olduğunu ifade eder; ancak insanın iradesiyle yapacağı tercihler, akıl kullanma ve sorumluluk gibi konulara doğrudan değinmez. Dolayısıyla, metinde anlatılan serbest seçim ve irade kavramıyla ilişkilendirilemez.

Tüm bu değerlendirmeler ışığında, doğru cevap “A” şıkkıdır. Öğrenciler olarak, metindeki temel mesajı kavrayıp, ayetlerin hangi konulara vurgu yaptığını dikkatlice ayırmanız, benzer sorularda doğru sonuca ulaşmanızı sağlayacaktır.

2 Tevekkül, terim olarak insanın bir konuda üzerine düşen her şeyi yapıp sonucu Allah’a bırakmasıdır. Tevekkül eden kişi ortaya çıkacak durum beklentilerini karşılamadığında bile yeni kapıların açılacağı konusunda umudunu yitirmez ve Allah ile bağını güçlü tutar.

Bu metne göre aşağıdaki ayetlerin hangisinde “tevekkül”den söz edilmektedir?

  • “Başınıza her ne musibet gelirse kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder.” (Şûra suresi, 30. ayet)
  • “Göklerde, yerde ne varsa hepsini Allah’ın sizin hizmetinize verdiğini ve açıkça yahut gizlice üzerinizdeki nimetlerini tamamladığını görmediniz mi?” (Lokmân suresi, 20. ayet)
  • “Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükâfatını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse onun cezasını görecektir.” (Zilzâl suresi, 7 ve 8. ayetler)
  • “…Kararını verdiğin zaman da artık Allah’a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever.” (Âl-i İmrân suresi, 159. ayet)

2. Sorunun Çözümü

Öncelikle, tevekkül kavramı, kişinin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdikten sonra sonucu Allah’a bırakması, yani her türlü durum karşısında Allah’a güvenerek hareket etmesi anlamına gelir. Tevekkül eden kişi, sonuç ne olursa olsun, Allah’a olan inancını ve güvenini sarsmadan, karşılaşacağı olası zorluklara rağmen umudunu korur.

Şimdi, seçeneklerde yer alan ayetleri inceleyelim:

  • A seçeneği: “Başınıza her ne musibet gelirse kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder.” ifadesi, sorumluluk ve affedicilik üzerine odaklanır; tevekkül konusuna doğrudan değinmez.
  • B seçeneği: “Göklerde, yerde ne varsa hepsini Allah’ın sizin hizmetinize verdiğini ve açıkça yahut gizlice üzerinizdeki nimetlerini tamamladığını görmediniz mi?” ayeti, Allah’ın nimetlerine vurgu yapar fakat tevekkül, yani karar verip güvenmesinden söz etmez.
  • C seçeneği: “Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükâfatını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse onun cezasını görecektir.” ifadesi, insanların eylemlerine göre hesap vereceğini anlatır; tevekkül kavramı burada işlevsel olarak ele alınmamıştır.
  • D seçeneği: “…Kararını verdiğin zaman da artık Allah’a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever.” ifadesi, tevekkülün özünü yansıtmaktadır. Ayet, kişinin kendi iradesiyle bir karar verdikten sonra, tüm sonuçları Allah’ın takdirine bırakması gerektiğini vurgulayarak tevekkül ilkesini açıkça ortaya koyar.

Tüm bu açıklamalar ışığında, tevekkül kavramı en doğru şekilde D seçeneğinde ele alınmıştır. Bu ayet, kişinin kararını verip ardından Allah’a dayanıp güvenmesi gerektiğini ifade ederek tevekkülün esaslarını özetlemektedir. Dolayısıyla, doğru cevap “D” şıkkıdır.

Öğrenciler olarak, tevekkül kavramını, insanın kendi çabasıyla yaptığı işlemlerin ardından, nihai sonucu Allah’ın iradesine bırakması şeklinde anlamanız; böylece, benzer sorularda hangi ayetin tevekkül mesajını taşıdığını doğru şekilde ayırt etmeniz önemlidir.

3 “Şüphesiz biz ona (doğru) yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör.” (İnsan suresi, 3. ayet)

Bu ayette aşağıdaki kavramlardan hangisine vurgu yapılmıştır?

  • Emek
  • Tevekkül
  • Özgürlük
  • Ömür

3. Sorunun Çözümü

Öncelikle, İslam inancında Allah’ın insanlara doğru yolu göstermesi, insanın serbest iradesiyle seçim yapabilmesine olanak tanır. “Şüphesiz biz ona (doğru) yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör.” ifadesi, Allah’ın rehberlik sunduğunu ancak insanın bu rehberliği nasıl değerlendireceği konusunda tamamen özgür olduğunu ortaya koyar. Bu ayette, Allah tarafından sunulan doğru yol, insanların seçiminde özgür bırakıldığını, yani özgürlük kavramının altını çizer.

Şimdi seçenekleri değerlendirelim:

  • A seçeneği: Emek – Ayette emek, yani çalışmanın veya gayretin değeri üzerinde durulmamaktadır.
  • B seçeneği: Tevekkül – Tevekkül, kişinin kendi çabası sonrası Allah’a güvenmesiyle ilgili olup, bu ayette doğrudan vurgulanmamaktadır.
  • C seçeneği: Özgürlük – Allah, doğru yolu göstererek insanın seçim yapabilme imkanını tanımış, ister şükredici ister nankör olsun, bu durum insanın serbest iradesiyle karar verebilme özgürlüğünü ortaya koyar.
  • D seçeneği: Ömür – Ömür kavramı ayette yer almaz.

Tüm bu açıklamalar ışığında, ayette en çok vurgulanan kavram özgürlüktür. Çünkü Allah, insanlara doğru yolu göstermiş ancak onların şükredip şükretmemek konusunda özgür bırakmış, böylece özgür iradeye dayalı seçim yapma imkanı tanımıştır. Dolayısıyla, doğru cevap “C” şıkkıdır.

Öğrenciler, bu tür ayetlerde Allah’ın rehberliğinin insanın serbest iradesiyle birleştiğini ve bu durumun özgür seçim kavramını ortaya koyduğunu akıllarında bulundurmalı, böylece benzer sorularda doğru çıkarımlara ulaşabilirler.

4 Fiziksel yasalar; madde ve enerjinin oluşumu, değişimi, hareketi ve maddeler arası ilişkilerle ilgili yasalardır. Bunlara “doğa yasaları” da denir. Bu yasalar gözlenebilir olgu ve durumlar arasındaki sebep-sonuç ilişkilerini gösterir.

Buna göre aşağıdakilerden hangisi fiziksel yasalar kapsamında değerlendirilir?

  • Dere yatağına yapılan evlerin sel sebebiyle zarar görmesi
  • Adalet ve eşitliğin olmadığı toplumlarda kargaşa yaşanması
  • Sağlığına dikkat eden toplumların yaşam süresinin uzun olması
  • Savaş bölgelerindeki insanların daha güvenli yerlere göç etmesi

4. Sorunun Çözümü

Öncelikle, fiziksel yasalar olarak adlandırılan doğa yasaları, madde ve enerjinin oluşumu, değişimi, hareketi ve maddeler arasındaki etkileşimleri konu alır. Bu yasalar, gözlenebilir olgu ve durumlar arasındaki sebep-sonuç ilişkilerini açıkça ortaya koyar. Fiziksel yasaların kapsamına giren olaylar, doğanın işleyişine dair bilimsel prensiplerle açıklanabilen süreçlerdir.

Şimdi seçenekleri değerlendirelim:

  • A seçeneği: “Dere yatağına yapılan evlerin sel sebebiyle zarar görmesi” ifadesi, doğanın akışkan özellikleri, suyun hareketi, yer şekilleri ve sel gibi doğal afetlerin meydana gelme nedenleri gibi fiziksel olaylara dayanmaktadır. Bu tür olaylarda, suyun akışı, yer altı suyu seviyeleri, yağış miktarı ve topografik özellikler gibi unsurların sebep olduğu sonuçlar doğa yasaları çerçevesinde yorumlanır. Dolayısıyla, bu durum fiziksel yasalar kapsamında değerlendirilir.
  • B seçeneği: “Adalet ve eşitliğin olmadığı toplumlarda kargaşa yaşanması” toplumsal yapı ve sosyal dinamiklerle ilgili olup, fiziksel yasaların ilgi alanına girmez.
  • C seçeneği: “Sağlığına dikkat eden toplumların yaşam süresinin uzun olması” sağlık, yaşam kalitesi ve sosyal alışkanlıklar gibi insan davranışlarına bağlı durumları ifade eder; bu durum doğrudan fiziksel yasalarla açıklanamaz.
  • D seçeneği: “Savaş bölgelerindeki insanların daha güvenli yerlere göç etmesi” ise, insan davranışları, güvenlik ve toplumsal düzen gibi unsurların etkisiyle ortaya çıkan sosyo-politik bir durumdur.

Yukarıdaki değerlendirmeler sonucunda, fiziksel yasaların tanımına ve kapsamına uygun olan olay, “Dere yatağına yapılan evlerin sel sebebiyle zarar görmesi” ifadesidir. Bu olay, doğadaki suyun hareketi ve yer şekilleri gibi fiziksel etkenlerin sebep olduğu sonuçları gözler önüne sermektedir. Diğer seçenekler ise daha çok sosyal, kültürel veya insan davranışlarına dayalı durumları ifade etmektedir.

Tüm bu açıklamalar ışığında, doğru cevap “A” şıkkıdır. Öğrenciler olarak, doğa yasalarının tanımını ve kapsamını iyi kavramanız, fiziksel ve toplumsal olaylar arasındaki farkı ayırt etmeniz açısından oldukça önemlidir.

5 Aşağıda Allah’ın bazı sıfatları ve bu sıfatların anlamı verilmiştir:

İlim: Allah’ın her şeyi bilmesi
Kudret: Allah’ın her şeye gücünün yetmesi
İrade: Allah’ın istediğini istediği gibi dilemesi ve seçmesi

Buna göre;

“O, karanlığı yarıp sabahı çıkarandır. Geceyi dinlenme zamanı, Güneş’i ve Ay’ı da ince birer hesap ölçüsü kıldı. Bütün bunlar mutlak güç sahibinin, hakkıyla bilenin takdiridir.” (En’âm suresi, 96. ayet)

ayeti Allah’ın;

I. İlim,
II. İrade,
III. Kudret

sıfatlarından hangileriyle ilişkilendirilebilir?

  • Yalnız I
  • I ve II
  • II ve III
  • I, II ve III

5. Sorunun Çözümü

Öncelikle, verilen ayet “O, karanlığı yarıp sabahı çıkarandır. Geceyi dinlenme zamanı, Güneş’i ve Ay’ı da ince birer hesap ölçüsü kıldı. Bütün bunlar mutlak güç sahibinin, hakkıyla bilenin takdiridir.” ifadesi, Allah’ın evrendeki düzeni nasıl sağladığını ve her şeyin O’nun takdiriyle gerçekleştiğini ortaya koyar. Ayetteki ifadeler, Allah’ın sıfatlarından ilim, kudret ve irade kavramlarını aynı anda yansıtmaktadır.

İlim: Allah’ın her şeyi bilmesi, evrendeki her hareketi, değişimi ve düzeni eksiksiz bilmesidir. Ayette, gece ile gündüzün, Güneş ve Ay’ın hesap ölçüsü şeklinde düzenlenmesi, Allah’ın her şeyi bildiğini ve buna göre takdirde bulunduğunu gösterir.

Kudret: Allah’ın her şeye gücünün yetmesidir. “Karanlığı yarıp sabahı çıkarmak” ifadesi, evrendeki olağanüstü güç ve kudretin somut bir örneğidir. Her şeyin meydana gelişinde Allah’ın kudretinin etkisi açıkça görülür.

İrade: Allah’ın istediğini istediği gibi dilemesi ve seçmesidir. Ayetteki “takdir” kelimesi, Allah’ın iradesine dayalı olarak her şeyin belirlenmesi ve gerçekleşmesi anlamını taşır.

Tüm bu açıklamalar ışığında, ayetin ifade ettiği sıfatlar arasında İlim, İrade ve Kudret birbiriyle kesişen ve tamamlayıcı unsurlardır. Dolayısıyla, bu ayet Allah’ın hem ilim, hem irade hem de kudret sıfatlarıyla ilişkilendirilebilir.

Bu nedenle, doğru cevap “D” şıkkıdır. Öğrenciler olarak, ayetlerdeki ifadeleri dikkatle analiz edip, Allah’ın farklı sıfatlarını nasıl bir bütün olarak ortaya koyduğunu anlamanız, benzer sorularda doğru sonuçlara ulaşmanızı sağlayacaktır.

6 Üflemeli çalgılarımızdan biri olan ney, kargı kamışından yapılır. Ülkemizin sadece belli bölgelerinde yetişen bu kamışlardan ney olmaya uygun olanlar seçilerek kesilir ve kurumaya bırakılır. Kamışların düz olması önemlidir. Bundan dolayı eğriliği bulunan kamışlar doğru kamışlara bağlanarak işleme tabi tutulur ve sonunda onların da düzeldiği görülür. İnsanlar da böyledir. İyilerle, doğrularla vakit geçirdikçe eğrilikleri, hataları düzelir.

Bu metindeki altı çizili bölüm evrendeki;

I. toplumsal,
II. biyolojik,
III. fiziksel

yasalardan hangilerine örnek oluşturur?

  • Yalnız I
  • I ve II
  • II ve III
  • I, II ve III

6. Sorunun Çözümü

Öncelikle, metinde ney yapımında kullanılan kamışların seçimi, kesilmesi, işlenmesi ve düz hale getirilmesi süreci anlatılırken, bu süreç bir metafor olarak insanların da, iyi ve doğru kişilerle vakit geçirdikçe eğriliklerinin, hatalarının düzelebileceğini ifade etmektedir.

Bu metafor, doğadaki fiziksel yasalar (örneğin, suyun akışı, yerçekimi gibi) veya biyolojik süreçlerle değil, toplum içindeki ilişkiler, ahlaki değerler ve sosyal etkileşimler gibi toplumsal yasalara işaret etmektedir. Çünkü insanların karakter ve davranışları, toplum içindeki etkileşim ve ilişkiler sonucunda şekillenmektedir.

Şimdi verilen seçeneklere bakalım:

  • I. Toplumsal: İnsanların iyilerle, doğrularla vakit geçirdikçe kendilerini geliştirmeleri ve hatalarının düzelmesi, toplumsal etkileşim ve eğitim sürecine örnek oluşturur.
  • II. Biyolojik: Bu durum, doğrudan biyolojik süreçlere (örneğin, genetik yapı, biyokimyasal tepkimeler) bağlı değildir.
  • III. Fiziksel: Fiziksel yasalar madde ve enerjinin işleyişiyle ilgilidir; burada anlatılan durum doğanın mekanik işleyişiyle değil, sosyal davranış ve etkileşimle ilgilidir.

Tüm bu açıklamalar ışığında, metindeki altı çizili bölüm yalnızca toplumsal yasalara örnek teşkil eder. Dolayısıyla, doğru cevap “A” şıkkıdır.

Öğrenciler olarak, bu tür sorularda benzetmelerin hangi alanı hedeflediğini dikkatlice analiz etmeniz, benzer sorularda doğru sonuca ulaşmanız açısından büyük önem taşımaktadır.

7 “… Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.” (Nahl suresi, 93. ayet)
“Şüphesiz biz ona doğru yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör.” (İnsân suresi, 3. ayet)
“Bir şeyi dilediği zaman, onun emri o şeye ancak ‘Ol!’ demektir. O da hemen oluverir.” (Yâsin suresi, 82. ayet)
“… Şüphesiz Allah istediği hükmü verir.” (Mâide suresi, 1. ayet)

Verilen ayetler aşağıdaki kavramlardan hangisi ile ilişkilendirilemez?

  • Küllî irade
  • Tevekkül
  • Sorumluluk
  • Cüzî irade

7. Sorunun Çözümü

Öncelikle, verilen ayetler insanın yapmış olduğu eylemlerden dolayı hesap vereceği, doğru yolun gösterildiği, Allah’ın her şeyi dilediği gibi gerçekleştiği ve hükmünü uyguladığı konulara değinmektedir. Bu ayetlerde, insanın seçimlerinin ve yaptıklarının sorumluluğu vurgulanırken; Allah’ın her şeyi istediği an gerçekleştirdiği ve hükmünü uyguladığına dair ifadeler yer almaktadır.

Küllî irade, Allah’ın mutlak ve kapsamlı iradesini ifade eder; “Bir şeyi dilediği zaman…” ve “Allah istediği hükmü verir” ifadeleriyle bu kavram doğrudan ilişkilidir.

Cüzî irade ise insanın bireysel özgür iradesini, yani kendi seçimlerini yapabilme kabiliyetini anlatır. “Biz ona doğru yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör.” ifadesinde, insanın kendi tercihleriyle hareket etmesi ima edilmektedir.

Sorumluluk ise, “Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.” ayetinde vurgulanan, insanın kendi eylemlerinin hesabını vermesi gerekliliğidir.

Buna karşılık, tevekkül, kişinin kendi elinden geleni yaptıktan sonra sonucu Allah’a bırakması, güvenmesi anlamına gelir. Verilen ayetlerde ise esas olarak insanın özgür iradesiyle yaptığı seçimler, sorumluluğu ve Allah’ın mutlak iradesi vurgulanmaktadır. Tevekkül kavramı, bireyin çabalarının ardından Allah’a güvenmesi yönünü içerirken, bu ayetlerde o yönde bir vurguya rastlanmamaktadır.

Tüm bu değerlendirmeler ışığında, verilen ayetlerin en çok ilişkilendirildiği kavramlar; küllî irade, cüzî irade ve sorumluluktur. Dolayısıyla, tevekkül kavramı bu ayetlerle ilişkilendirilemez.

Bu sebeple, doğru cevap “B” şıkkıdır.

8 Toplumsal yasalar; toplumun huzur ve barışını sağlamak, fertlerin güven içinde ve mutlu bir şekilde yaşamalarına ortam hazırlamak için konmuş kurallar, kalıcı değer ve ilkelerdir.

Buna göre aşağıdakilerden hangisi toplumsal yasa kapsamında değerlendirilemez?

  • Kul hakkına riayet etmek
  • İhtiyaç sahiplerine yardım etmek
  • Akraba ve komşularla iyi ilişkiler kurmak
  • Evrenin işleyişi hakkında araştırma yapmak

8. Sorunun Çözümü

Öncelikle, toplumsal yasalar; toplumun huzur ve barışını sağlamak, fertlerin güven içinde ve mutlu yaşamalarına ortam hazırlamak amacıyla konmuş, sosyal düzeni tesis eden kurallar, değerler ve ilkelerdir. Bu yasalar bireyler arası ilişkilerde adalet, yardımseverlik, saygı ve dayanışma gibi unsurları içerir.

Şimdi seçenekleri değerlendirelim:

  • A seçeneği: “Kul hakkına riayet etmek” ifadesi, toplumsal düzenin temel taşlarından biri olup, bireyler arası hak ve sorumluluk ilişkilerini düzenleyen bir ilkedir.
  • B seçeneği: “İhtiyaç sahiplerine yardım etmek” toplumsal dayanışma ve yardımlaşmanın, toplumun huzurunu sağlamada önemli bir unsurdur.
  • C seçeneği: “Akraba ve komşularla iyi ilişkiler kurmak” ifadesi, sosyal uyum ve toplumun bir arada yaşama kültürünü destekleyen bir toplumsal yasa örneğidir.
  • D seçeneği: “Evrenin işleyişi hakkında araştırma yapmak” ise, doğanın ve evrenin temel prensiplerini konu alan, bilimsel ve fiziksel yasaların kapsamına giren bir konudur. Toplumsal düzen veya bireyler arası ilişkilerle doğrudan ilgili değildir.

Tüm bu değerlendirmeler sonucunda, toplumsal yasalar kapsamında değerlendirilemeyen, evrenin işleyişine ilişkin olan “D” şıkkı açıkça ayırt edilebilir.

Dolayısıyla, doğru cevap “D” şıkkıdır. Öğrenciler, toplumsal yasaların neyi kapsadığını ve hangi unsurların bu kapsamın dışında kaldığını iyi analiz ederek benzer sorularda doğru sonuca ulaşabilirler.

9 İnsan, evrendeki biyolojik yasalara göre hayatını sürdürür. Onun sağlıklı olması, hastalanması, iyileşmesi ve ölümü de bu yasalar çerçevesinde gerçekleşir. İslam’da sağlığın korunması esas ilke olmasına rağmen insan bazen çeşitli sebeplerle sağlığını kaybedebilir. Bu durumda doktora başvurur, ilacını kullanır ve sonuçta şifayı Allah’tan bekler. Nitekim Hz. Peygamber, Ebu Huzâme isminde bir sahabenin “Biz, hastalıklardan korunmaya çalışıyoruz, dua ediyoruz ve tedavi oluyoruz. Bunlar kaderi değiştirir mi?” sorusuna, “Hastalıklardan korunmaya çalışmak, dua etmek ve hastalanınca tedavi olmak da kaderdir.” diye cevap vermiştir. Bu durumda, bir kişinin sağlığı konusunda gerekli özeni göstermeyip bunu kadere yüklemesi İslam’a uygun bir tutum değildir.

Bu metinde aşağıdaki kavramlardan hangisine değinilmemiştir?

  • Adalet
  • İrade
  • Tevekkül
  • Sorumluluk

9. Sorunun Çözümü

Öncelikle, metinde insanın biyolojik yasalar çerçevesinde yaşamını sürdürdüğü, hastalanıp tedavi olmasının doğal bir süreç olduğu anlatılmaktadır. Metin, sağlık konusunda gerekli özeni gösterip doktora başvurma, ilaç kullanma ve sonrasında şifayı Allah’tan bekleme sürecini vurgulayarak, bu çabaların da kaderin bir parçası olduğunu ifade etmektedir. Hz. Peygamber’in Ebu Huzâme’ye verdiği cevapla da, hastalıklardan korunmaya çalışmanın, dua etmenin ve tedavi olmanın da kaderin içine dahil olduğu belirtilmiştir.

Bu açıklamalardan yola çıkarak değerlendirirsek:

  • İrade: İnsan kendi kararları doğrultusunda hareket eder; doktora başvurma, ilaç kullanma gibi eylemler kişinin kendi iradesiyle gerçekleşir.
  • Tevekkül: Şifayı Allah’tan beklemek, tevekkül kavramının temelini oluşturur; kişi elinden geleni yaptıktan sonra sonucu Allah’a bırakır.
  • Sorumluluk: Sağlığına gereken özeni gösterme ve tedavi olma süreci, bireyin kendi sorumluluğunu yerine getirmesi ile ilgilidir.

Ancak, adalet kavramı metinde hiç değinilmemiştir. Metin, sağlık, tedavi ve kader ilişkisi üzerinden ilerlerken toplumsal düzeni sağlayan adalet kavramına yer vermemektedir.

Tüm bu değerlendirmeler ışığında, metinde değinilmeyen kavram “Adalet”tir. Dolayısıyla, doğru cevap “A” şıkkıdır.

Öğrenciler, metindeki açıklamaları değerlendirirken hangi kavramların altının çizildiğini ve hangilerinin eksik kaldığını ayırt edebilmelidirler.

10 “İnsanoğlu kıyamet gününde şu beş şeyden hesaba çekilmedikçe Rabb’inin huzurundan bir yere kımıldayamaz: Ömrünü nerede ve nasıl tükettiğinden, gençliğini nerede geçirdiğinden, malını nereden kazanıp nereye harcadığından, bildiği ile amel edip etmediğinden.”

Bu hadisi dikkate alan bir kişide;

I. kazancının helal olmasına özen gösterme,
II. hayatını faydalı şeyler yaparak değerlendirme,
III. eylemlerinden sorumlu olduğu bilinciyle hareket etme

tutum ve davranışlarından hangilerinin gelişmesi beklenir?

  • Yalnız I
  • I ve II
  • II ve III
  • I, II ve III

10. Sorunun Çözümü

Öncelikle, hadiste kıyamet gününde insanın hesap vereceği beş husus belirtilmiştir: ömrünü nerede ve nasıl tükettiği, gençliğini nerede geçirdiği, malını nereden kazanıp nereye harcadığı, bildiği ile amel edip etmediği. Bu ifadeler, kişinin yaşamını nasıl değerlendirdiği ve eylemlerinin sorumluluğunu bilmesi gerektiğini vurgular.

Bu hadisi dikkate alan bir kişide beklenen tutum ve davranışlar arasında:

  • I. Kazancının helal olmasına özen gösterme: Malını kazanma ve harcama hususundaki hesap verebilirlik, hadisin önemli unsurlarından biridir.
  • II. Hayatını faydalı şeyler yaparak değerlendirme: Ömrünü ve gençliğini nerede ve nasıl geçirdiği konusu, yaşamın verimli ve anlamlı değerlendirilmesi gerektiğini işaret eder.
  • III. Eylemlerinden sorumlu olduğu bilinciyle hareket etme: Bildiği ile amel edip etmediği vurgusu, insanın kendi eylemlerinden sorumlu olması gerektiğini öne çıkarır.

Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, hadisin esas mesajı; insanın hem maddi hem de manevi sorumluluklarını bilerek hareket etmesi gerektiğidir. Dolayısıyla, I, II ve III nün gelişmesi beklenir.

Bu sebeple, doğru cevap “D” şıkkıdır. Öğrenciler, hadisin mesajını doğru yorumlayıp, yaşamın her alanında hesap verebilir ve sorumlu davranışların önemini kavramalıdırlar.

11 Kaza; Allah’ın ezelde takdir ettiği şeyleri yeri ve zamanı gelince ilim, irade ve takdirine uygun olarak yaratmasıdır.

Buna göre aşağıdaki cümlelerden hangisi “kaza” kapsamında değerlendirilir?

  • Baharın gelişiyle birlikte ağaçlar çiçek açtı.
  • Sağlıklı yaşamak istiyorsan spor yapmalısın.
  • Akıl, insanı diğer varlıklardan ayıran en önemli özelliktir.
  • Erozyonu önlemek için ağaçlandırmaya önem verilmelidir.

11. Sorunun Çözümü

Bu soruda “kaza” kavramını doğru şekilde anlamamız gerekmektedir. Kaza, Allah’ın ezelde takdir ettiği olayların, ilim, irade ve takdirine uygun olarak yeri ve zamanı geldiğinde gerçekleşmesidir. Yani, doğada meydana gelen olaylar, insanın müdahalesi olmaksızın, belirli bir düzen ve plana göre gerçekleşir.

A Seçeneği: “Baharın gelişiyle birlikte ağaçlar çiçek açtı.” ifadesi, doğanın işleyişinin bir göstergesidir. Doğanın kendiliğinden gelişimi, mevsimlerin değişimi ve bitkilerin açması, kaza kapsamında değerlendirilebilir. Çünkü bu olaylar, insan müdahalesi olmaksızın, doğal düzenin gereği olarak gerçekleşir.

  • A Seçeneği: Doğal olaylar, ilahi takdirin en güzel örneklerindendir. Bu nedenle ağaçların çiçek açması, doğanın akışına uygun, planlanmış bir olaydır.
  • B Seçeneği: “Sağlıklı yaşamak istiyorsan spor yapmalısın.” ifadesi, insanın kendi isteğiyle gerçekleştirmesi gereken, planlanmış ve özgür iradeye dayalı bir davranışı ifade eder. Bu durum, kaza kavramının ötesinde, insanın çabası ve tercihiyle ilgilidir.
  • C Seçeneği: “Akıl, insanı diğer varlıklardan ayıran en önemli özelliktir.” ifadesi ise felsefi ve kavramsal bir değerlendirmedir. Burada insanın doğasına dair bir yargı bulunmakta, fakat kaza kavramı kapsamına girecek bir doğal olaydan söz edilmemektedir.
  • D Seçeneği: “Erozyonu önlemek için ağaçlandırmaya önem verilmelidir.” ifadesi, insan müdahalesiyle gerçekleştirilen bir önlem ve bilinçli çabayı ifade eder. Bu nedenle, doğal akışa bağlı, kaza kavramıyla ilişkilendirilemez.

Özetle, kaza kavramı ilahi takdirin, doğanın kendiliğinden işleyişini ve belirlenen zamanında gerçekleşen olayları ifade eder. Bu bağlamda, A şıkkı doğru cevaptır çünkü baharın gelişiyle ağaçların çiçek açması, doğanın ve evrenin düzenine uygun, insan müdahalesi olmaksızın meydana gelen bir olaydır. Diğer seçeneklerde ise insanın aktif rolü, bilinçli tercih ve müdahale gibi unsurlar öne çıkmakta; bu sebeple kaza kavramıyla örtüşmemektedir.

12 Mehmet Âkif Ersoy,

I. 20 Aralık 1873’te İstanbul’da doğdu.
II. Vatanını ve milletini çok seven bir şairdir.
III. Halkalı Baytar Mektebi’nden birincilikle mezun oldu.
IV. Yazmış olduğu İstiklal Marşı’nı Türk milletine armağan etti.

Mehmet Akif Ersoy’la ilgili numaralanmış cümlelerden hangisi cüzî irade kapsamında değerlendirilmez?

  • I
  • II
  • III
  • IV

12. Sorunun Çözümü

Bu soruda, Mehmet Akif Ersoy ile ilgili verilen numaralı cümleler arasında cüzî irade kapsamında değerlendirilemeyecek olanın belirlenmesi istenmektedir. Cüzî irade, kişinin kendi isteği ve çabasıyla gerçekleştirdiği, kendi kontrolü altında olan karar ve eylemleri ifade eder. Dolayısıyla, insanın kendi iradesine bağlı olarak ortaya koyduğu özellik, davranış veya başarılar cüzî irade kapsamında değerlendirilirken; doğum, ölüm gibi bireyin kontrolü dışında gerçekleşen olaylar, cüzî irade ile ilişkilendirilmez.

Şimdi seçenekleri detaylı olarak inceleyelim:

  • A Seçeneği (I): 20 Aralık 1873’te İstanbul’da doğdu. ifadesi, Mehmet Akif Ersoy’un doğum tarihini ve yerini belirtmektedir. Burada önemli olan, doğum olayının bireyin kontrolü dışında, ilahi takdir ve kader doğrultusunda gerçekleşmesidir. Doğum, kişinin kendi cüzî iradesiyle ortaya konulan bir durum olmadığı için bu ifade cüzî irade kapsamında değerlendirilmez.
  • B Seçeneği (II): Vatanını ve milletini çok seven bir şairdir. ifadesi, Mehmet Akif Ersoy’un duygu ve düşünce dünyasını yansıtmaktadır. Bu sevgi ve bağlılık, kişinin kendi içsel iradesiyle ve bilinçli tercihiyle şekillenen bir durumdur. Dolayısıyla bu ifade cüzî irade kapsamında değerlendirilebilir.
  • C Seçeneği (III): Halkalı Baytar Mektebi’nden birincilikle mezun oldu. ifadesinde, Mehmet Akif Ersoy’un akademik başarıya ulaşması anlatılmaktadır. Bu başarı, çalışkanlık, azim ve kişisel çaba gerektiren, kişinin kendi iradesine dayanan bir durumdur. Bu yüzden cüzî irade kapsamında değerlendirilebilir.
  • D Seçeneği (IV): Yazmış olduğu İstiklal Marşı’nı Türk milletine armağan etti. ifadesinde, Mehmet Akif Ersoy’un milli bir duyguyu ve bilinçli kararını ortaya koyarak eserini milletine sunması anlatılmaktadır. Burada da, eserin yazılması ve armağan edilmesi, kişinin kendi kararları ve iradesiyle gerçekleşen bir durumdur. Bu yüzden cüzî irade kapsamında yer alır.

Sonuç olarak, Mehmet Akif Ersoy’un doğumunun, kişinin kendi kontrolü dışında, ilahi takdirin bir parçası olduğundan, A Seçeneği yani “20 Aralık 1873’te İstanbul’da doğdu.” ifadesi, cüzî irade kapsamında değerlendirilmez. Diğer seçenekler ise, kişinin kendi iradesiyle sergilediği duygusal, akademik ve milli bilinç durumlarını ifade ettiği için cüzî irade kapsamında değerlendirilebilir.

13

Buzdolabının icat edilmediği dönemlerde dağların doruklarından buza dönüşen kar parçaları kesilir ve pazarlarda satılırmış. Adamın biri bir gün dağlardan bulup getirdiği buzları satmaya çalışmış ancak pek müşteri çıkmamış. Buz parçaları öğleye doğru erimeye başlayınca endişelenen adam “Sermayesi eriyip giden bu adama acıyın, merhamet edin; bu fakirden buz alan yok mu?” diye bağırmaya başlamış. O sırada öğrencileriyle oradan geçmekte olan bir âlim, öğrencilerine dönerek şöyle demiş: “Buzlarını satmaya çalışan adamın sözlerine dikkat edin. Eriyip giden; aslında sadece buzlar değil, en kıymetli sermayemiz olan zamandır. Zamanın boşu boşuna akıp gitmesine endişe etmeyen ziyandadır.”

Bu metinden çıkarılabilecek en uygun mesaj aşağıdakilerden hangisidir?
  • İnsanlar çevresindekilere yardım etmeye teşvik edilmelidir.
  • Geçimini sağlamak için çaba göstermek önemlidir.
  • Zamanın kıymeti bilinmeli ve boşa harcanmamalıdır.
  • Bilgi sahibi olmak insanı her zaman üstün kılar.

13. Sorunun Çözümü

Bu soruda verilen metin, buz dolabı icat edilmeden önce yaşanan ilginç bir olayı anlatmakta ve bu olay üzerinden zamanın kıymeti konusunda önemli bir mesaj vermektedir. Metinde, buzunu satmaya çalışan adamın yaşadığı sıkıntılar ve buna tepki olarak öğrencilerine yönelik yapılan uyarı, zamanın değerinin farkında olunması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu kapsamda, metinden çıkarılabilecek en uygun mesaj, “Zamanın kıymeti bilinmeli ve boşa harcanmamalıdır.” ifadesidir.

Şimdi her bir seçeneği detaylı olarak ele alalım:

  • A Seçeneği: “İnsanlar çevresindekilere yardım etmeye teşvik edilmelidir.” ifadesi, metinde geçen uyarının ana temasıyla örtüşmemektedir. Metinde daha çok zamanın akıp giden değerli sermaye olduğuna vurgu yapılmaktadır. Bu nedenle A şıkkı, metnin ana mesajını yansıtmamaktadır.
  • B Seçeneği: “Geçimini sağlamak için çaba göstermek önemlidir.” ifadesi, metinde geçen hikayenin dramatik yapısıyla bağlantılı gözükse de, metnin odak noktasında yer alan zamanın değeri konusunu yeterince yansıtmamaktadır. Çaba ve çalışkanlık önemli kavramlar olmakla birlikte, bu metinde esas olarak zamanın nasıl değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekilmektedir.
  • C Seçeneği: “Zamanın kıymeti bilinmeli ve boşa harcanmamalıdır.” ifadesi, metnin özünü tam anlamıyla yansıtmaktadır. Öğrenciye hitaben yapılan uyarı, buzun erimesiyle sembolize edilen zaman kaybına dikkat çekmekte, bu nedenle en doğru mesaj bu şıkkı temsil etmektedir.
  • D Seçeneği: “Bilgi sahibi olmak insanı her zaman üstün kılar.” ifadesi ise metinde hiçbir şekilde vurgulanmamaktadır. Metinde bilgi ve üstünlük kavramından ziyade, zamanın akıp gitmesi ve bunun zararlarının altı çizilmektedir.

Özetle, metinde buzun erimeye başlaması üzerinden yapılan benzetme ile, zamanın en kıymetli sermaye olduğu ve eğer bu sermaye boşa harcanırsa geri getirilemeyeceği anlatılmaktadır. Bu nedenle, en uygun mesaj “Zamanın kıymeti bilinmeli ve boşa harcanmamalıdır.” ifadesidir. C şıkkı doğru cevap olarak belirlenmelidir.

14 • İnsanlar, 46 kromozoma sahiptir.
• Su molekülü, 2 hidrojen ve 1 oksijen atomundan oluşur.
• Ay, Dünya etrafındaki dönüşünü belirli bir yörünge ve zamanda gerçekleştirir.

Bu bilgiler, aşağıdaki ayetlerden hangisinin vermek istediği temel mesaja örnektir?

  • “O, göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır.” (En’âm suresi, 101. ayet)
  • “Şüphesiz biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık.” (Kamer suresi, 49. ayet)
  • “Gökleri ve yeri yaratan Allah, onların benzerini yaratmaya kadir değil mi?” (Yâsîn suresi, 81. ayet)
  • “Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları ancak hak ve adalet temelinde yarattık.” (Hicr suresi, 85. ayet)

14. Sorunun Çözümü

Bu soruda, verilen bilimsel gerçekler – insanların 46 kromozoma sahip olması, su molekülünün \( \, H_2O \) formülü ile 2 hidrojen ve 1 oksijen atomundan oluşması ve Ay’ın Dünya etrafında belirli yörünge ve zamanda hareket etmesi – evrenin ve canlıların düzenli, ölçülü ve belirli kurallar çerçevesinde yaratıldığını göstermektedir. Bu durum, doğanın rastlantısallıktan ziyade, planlı ve ölçülü olarak meydana geldiğini vurgular. Dolayısıyla, ilahi yaratılışın da bu ölçüye dayalı olarak gerçekleştiğini ifade eden ayetle ilişkilendirilebilir.

Şimdi seçenekleri detaylı bir şekilde ele alalım:

  • A Seçeneği: “O, göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır.” (En’âm suresi, 101. ayet) ifadesi, yaratıcı olmanın kudretine vurgu yapar. Ancak bu ayet, ölçü ve düzen kavramını doğrudan ortaya koymaz; yaratılışın eşsizliği ve kudreti üzerinde durur.
  • B Seçeneği: “Şüphesiz biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık.” (Kamer suresi, 49. ayet) ifadesi, tam da verilen bilimsel gerçeklerin altını çizdiği noktayı vurgular. İnsan kromozom sayısı, su molekülünün yapısı ve Ay’ın yörüngesi gibi olayların hepsi, yaratılışın ölçüye, düzene ve belirli kurallara dayandığını göstermektedir. Bu nedenle, doğru cevap bu şıktır.
  • C Seçeneği: “Gökleri ve yeri yaratan Allah, onların benzerini yaratmaya kadir değil mi?” (Yâsîn suresi, 81. ayet) ifadesi, yaratılışın benzersizliğine ve ilahi kudrete vurgu yapar. Fakat burada ölçü ve düzen kavramı öne çıkmamaktadır.
  • D Seçeneği: “Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları ancak hak ve adalet temelinde yarattık.” (Hicr suresi, 85. ayet) ifadesinde ise yaratılışın hakkaniyet ve adaletle gerçekleştirildiği belirtilmektedir. Yine de, bu ayet de ölçü ve düzen temasını ön plana çıkarmaz.

Özetle, bilimsel gerçekler, evrendeki tüm varlıkların belirli ölçüler ve düzen çerçevesinde yaratıldığını gösterirken, “Şüphesiz biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık.” ifadesi bu düzenin ve ölçünün altını çizmektedir. Bu nedenle, B Seçeneği doğru cevaptır.

15 Gayret et – Hayal et – Dua et – Allah’a bırak

Bu kavramlar ile aşağıdakilerden hangisi anlatılmaktadır?

  • Takvalı olmak
  • Tevekkül etmek
  • İbadetleri ihlasla yapmak
  • Güzel ahlak sahibi olmak

15. Sorunun Çözümü

Bu soruda verilen “Gayret et – Hayal et – Dua et – Allah’a bırak” ifadesi, bireyin kendi elinden gelen çabayı ortaya koyduktan sonra sonuçları Allah’ın takdirine bırakması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu anlayış, kişinin hem çalışmasının, hem umut ve hayal kurmasının hem de dua ederek Allah’a güvenmesinin, tüm yaşam çabalarının tamamlanmış hali olarak tevekkül etme anlayışını temsil eder.

Şimdi bu kavramların anlamlarını adım adım inceleyelim:

  • Gayret et: Bireyin, başarısını elde etmek için gerekli olan çaba ve emeği göstermesi gerektiğini belirtir. Bu aşamada hiçbir şeyin Allah’a bırakılması söz konusu değildir; çalışmak ve emek vermek önceliklidir.
  • Hayal et: İnsan, geleceğe dair umutlarını ve hedeflerini belirlerken, büyük düşünmenin ve hayal kurmanın önemini kavrar. Hayaller, bireyin motivasyonunu artırır ve çabasını yönlendirir.
  • Dua et: Çalışmaların ve hayallerin ötesinde, Allah’a yönelip O’ndan yardım dilemek, manevi bir destek sağlar. Dua, kalpten gelen içten bir niyazdır.
  • Allah’a bırak: Kişi, tüm gayretini ve çabasını gösterdikten sonra, sonuçların Allah’ın takdirinde olduğunu kabul eder. Burada, insanın kontrolü dışında gelişen olaylara karşı tevazu ve teslimiyet ön plana çıkar.

Bu adımlar, tevekkül etmek kavramının temel unsurlarını oluşturur. Tevekkül, yalnızca çalışmayı ve çaba göstermeyi değil; aynı zamanda, elde edilen sonuçların Allah’ın iradesine bağlı olduğunu kabul etmeyi de içerir. Dolayısıyla, diğer şıklar olan takvalı olmak, ibadetleri ihlasla yapmak veya güzel ahlak sahibi olmak, farklı manevi değerleri temsil ederken, verilen ifade doğrudan tevazu ve teslimiyet üzerine kuruludur. Bu yüzden doğru cevap B Seçeneği: Tevekkül etmektir.

16 Tanrı bütün kullara rızkını dağıtırken
Kimi sırtüstü yatar, kimi boşta gezerken
Kul Ahmet erken kalkar, haydi ya nasip derdi
Kimseler anlamazdı, ya nasip ne demekti

Mahalleli kahvede muhabbet peşindeyken
Leylekler lak lak edip peynir gemisi yüklerken
Kul Ahmet erken yatar, sabaha ya kısmet derdi
Kimseler anlamazdı, ya kısmet ne demekti

Bu dizelerde aşağıdaki tutumlardan hangisi eleştiril­mektedir?

  • Ahiretin yok sayılması
  • Adaletsizlik yapılması
  • Sorumluluktan kaçılması
  • Rızkı verenin unutulması

16. Sorunun Çözümü

Bu dizelerde, toplumun kader ve nasip konusundaki yaklaşımı eleştirilirken, aslında bireylerin kendi sorumluluklarını yerine getirmemeleri, yaşamlarını pasif bir şekilde sadece “nasip” veya “kısmet” kavramlarına bırakmaları vurgulanmaktadır. Şiirin ana karakteri Kul Ahmet’in, erken kalktığı ya da erken yattığı durumlarda bile “nasip” ve “kısmet” deyip durması, onun kendi hayatındaki sorumlulukları yerine getirme konusunda eksik kaldığını göstermektedir.

Şimdi dizelerdeki bazı önemli noktaları inceleyelim:

  • Tanrı’nın rızkı dağıtması: Dizelerin başında, Tanrı’nın tüm kullara rızkını dağıttığı belirtiliyor. Bu, evrensel bir adalet ve düzenin varlığını ima eder.
  • Kul Ahmet’in davranışları: Kul Ahmet’in “erken kalkar, haydi ya nasip derdi” veya “erken yatar, sabaha ya kısmet derdi” şeklinde yaşamını sürdürmesi, onun sadece kaderin işleyişine güvenmekle yetindiğini, çaba gösterip sorumluluklarını yerine getirmediğini ortaya koyar.
  • Toplumun farkındalık eksikliği: Mahallelilerin, kahvede muhabbet peşinde koşması ve dizelerdeki diğer anlatım unsurları, toplumsal yaşamda bireysel sorumlulukların göz ardı edildiğini ima eder.

Bu bağlamda, şiir eleştirisini okurken asıl vurgulanan nokta, bireylerin kendi yaşamları ve sorumlulukları konusunda pasif kalmaları, akıllarına düşen görevleri “nasip” ve “kısmet” gibi kavramlara bırakarak, kendi çabalarını ortaya koymamalarıdır. Yani, bu tutum sorumluluktan kaçılması olarak değerlendirilebilir. Dolayısıyla, şiirin eleştirdiği tutum, bireylerin üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmemeleri, kendi yaşamlarını şekillendirmede pasif davranmalarıdır.

Sonuç olarak, şiirde anlatılmak istenen, toplumda sorumluluklarını yerine getirmeden, sadece kader ve nasip kavramlarına sığınan, bu durumun ise bireyin kendi yaşamını aktif ve bilinçli bir şekilde yönetme sorumluluğundan kaçınmasına yol açtığıdır. Bu sebeple, doğru cevap C Seçeneği: Sorumluluktan kaçılmasıdır.

17 Hayat bir akıştır ve bu akışta birbiriyle aynı olan iki nokta yoktur. Hayır bildiklerimizde şer, şer bildikleri- mizde hayır vardır. Hayatımız küçük bir âlemdir. İnişli çıkışlı bir yoldayızdır bu âlemde. Sevap da bizim için günah da. Hayat da bizim için ölüm de. Önemli olan yolun nasıl bittiğidir, yoldan çıkmalarımızdan pişmanlık duyabilmektir yolun kalan kısmında.

Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

  • Hayatın her anı iyi değerlendirilmelidir.
  • İnsan, hayatına yön verebilen bir varlıktır.
  • Ömür, sınırlı bir zaman diliminden ibarettir.
  • Tövbe eden kişi, hiç günah işlememiş gibidir.

17. Sorunun Çözümü

Bu parçada, hayatın sürekli akıp giden, değişken ve zıtlıklarla dolu doğası anlatılmaktadır. Yazar, hayatın akışını bir nehir benzetmesiyle ifade ederek, her anın kendine özgü olduğunu, geçmiş ya da gelecek hiçbir anın tekrarlanamayacağını vurgular. Ayrıca, hayır ve şer arasındaki ince farkı belirtirken, sevap ve günah kavramlarını da hayatın doğal akışı içinde değerlendirmektedir. Bu anlatımda, hayatın inişli çıkışlı bir yol olduğu, her şeyin göreceli ve sınırlı olduğu, önemli olanın ise yapılan seçimler ve yoldan sapmamak olduğu ifade edilmektedir.

Şimdi verilen seçenekleri teker teker değerlendirelim:

  • A Seçeneği: “Hayatın her anı iyi değerlendirilmelidir.” ifadesi, hayatın sürekli akıp giden ve hiçbir anın tekrarlanamadığı gerçeğini göz önünde bulundurarak, mevcut anın kıymetinin bilinmesi gerektiği mesajını desteklemektedir.
  • B Seçeneği: “İnsan, hayatına yön verebilen bir varlıktır.” ifadesi, insanların seçim ve sorumlulukları ile hayatlarının akışını şekillendirebildiğini, dolayısıyla kendi yollarını belirleyebileceğini vurguladığı için parçanın ana temasına uygundur.
  • C Seçeneği: “Ömür, sınırlı bir zaman diliminden ibarettir.” ifadesi, hayatın geçiciliği ve zamanın hızla akıp gittiği gerçeğini öne çıkarmaktadır. Bu durum parçada açıkça belirtildiği gibi, hayatın süreksizliği ve zamanın değerinin bilinmesi gerektiği fikrini destekler.
  • D Seçeneği: “Tövbe eden kişi, hiç günah işlememiş gibidir.” ifadesi ise parçada yer alan düşünceyle çelişmektedir. Parçada hayatın akışı, hatalar ve pişmanlık duyma durumu üzerinde durulurken, tövbe etmenin günahı silip sıfırladığına dair bir ifade bulunmamaktadır. Tövbe etmek, kişinin geçmiş hatalarını telafi etme çabası olarak değerlendirilebilir, fakat bu durum hiç günah işlememiş olmak anlamına gelmez.

Sonuç olarak, parçada hayatın akışı, sınırlı ömür ve insanların seçimlerinin önemi vurgulanırken, tövbe eden kişinin günahsız sayılması gibi bir yorum çıkarılamaz. Bu nedenle, D Seçeneği çıkarılamayacak mesajdır.

18 “Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, her şeyin varlığı ona bağlı ve dayalıdır. Ne uykusu gelir ne de uyur. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi onundur. Onun izni olmadıkça katında hiçbir kimse şefaat edemez. Onların önlerinde ve arkalarında olanları o bilir. Onun ilminden hiçbir şeyi -dilediği müstesna- kimse bilgisi içine sığdıramaz. Onun kürsüsü gökleri ve yeri içine almıştır. Onları korumak kendisine zor gelmez. O yücedir, mutlak büyüktür.”

(Bakara suresi, 255. ayet)

Bu ayette aşağıdaki konuların hangisinden bahsedilmektedir?

  • Tevhit inancı
  • İslam’ın şartları
  • Evrensel ahlak yasaları
  • İbadetlerin temel ilkeleri

18. Sorunun Çözümü

Bu ayette, Allah’ın yüceliği, her şeyin varlığının O’na bağlı olması ve hiçbir ilahın O’ndan başka olmaması gibi temel inanç unsurları detaylı bir şekilde ifade edilmiştir. Ayetin temel vurgusu, Allah’ın tekliğini ve benzersizliğini ortaya koymasıdır. Bu durum, İslam dininin temel inanç esaslarından biri olan tevhit inancının altını çizmektedir.

Şimdi ayette yer alan ana unsurları ve ifadeleri adım adım inceleyelim:

  • “Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır.” ifadesi, ilahi birliğin ve tevhidin en temel göstergesidir. Burada, tek Tanrı inancı vurgulanmaktadır.
  • “Diridir, her şeyin varlığı ona bağlı ve dayalıdır.” ifadesiyle, evrenin ve tüm canlıların varlık nedeninin Allah olduğu belirtilmekte, O’nun varlıkla olan ilişkisinin eşi benzeri olmadığı ifade edilmektedir.
  • “Onun izni olmadıkça katında hiçbir kimse şefaat edemez.” ve devamındaki ifadeler, Allah’ın mutlak kudret ve ilminin her şey üzerinde hüküm sürdüğünü, dolayısıyla O’ndan başka hiçbir varlığın bu güce sahip olmadığını göstermektedir.

Diğer seçeneklere bakıldığında:

  • İslam’ın şartları ifadesi, iman, namaz, oruç, zekat gibi ibadet esaslarını içerir; fakat ayette bu konulara yer verilmemektedir.
  • Evrensel ahlak yasaları ifadesi, toplumlar arası ahlaki değerleri ve etik normları tartışırken, ayet daha çok ilahi varlık ve yücelik konusunu ele almaktadır.
  • İbadetlerin temel ilkeleri de ayette yer alan ifadeler arasında bulunmamaktadır; ayet doğrudan Allah’ın tekliğini ve O’nun bütün varlık üzerindeki hükmünü ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak, bu ayet, Allah’ın eşsizliğini, yüceliğini ve her şeyin varlığının O’na bağlı olduğunu ifade ettiği için tevhit inancını anlatmaktadır. Dolayısıyla doğru cevap A Seçeneği: Tevhit inancıdır.

19

ÇOĞU İNSAN
ZEKÂYA İNANIR,
BEN İNANMIYORUM.
BİZİ BİRBİRİMİZDEN
AYIRAN EMEKTİR.


AZİZ SANCAR

Bu söz aşağıdaki ayetlerden hangisi ile ortak bir mesaj içermez?
  • “Bilsin ki insan ancak çabasının sonucunu elde eder.” (Necm suresi, 39. ayet)
  • “Erkeklerin de çalıştıklarından nasipleri vardır, kadınların da çalıştıklarından nasipleri vardır.” (Nisâ suresi, 32. ayet)
  • “Allah’ın sana verdiğinden ahiret yurdunu kazanmaya bak ve dünyadan da nasibini unutma!” (Kasas suresi, 77. ayet)
  • “Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan, ikisinden birçok erkek ve kadın üretip yayan Rabb’inize itaatsizlikten sakının.” (Nisâ suresi, 1. ayet)

19. Sorunun Çözümü

Bu soruda, Aziz Sancar‘ın ifadesiyle öne çıkan mesaj; insanları birbirinden ayıran temel unsurun emek olduğu, zekânın tek başına yeterli olmadığı vurgulanmaktadır. Sözde “Çoğu insan zekâya inanır, ben inanmıyorum. Bizi birbirimizden ayıran emektir.” ifadesi, aslında çalışmanın ve gayretin insan hayatındaki belirleyici rolünü öne çıkarır.

Şimdi verilen ayetleri ve içeriklerini adım adım inceleyelim:

  • A Seçeneği: “Bilsin ki insan ancak çabasının sonucunu elde eder.” (Necm suresi, 39. ayet) Bu ayet, kişinin gösterdiği çaba ve emek sonucunda karşılık bulacağını ifade eder. Dolayısıyla, Aziz Sancar’ın vurgusu ile ortak bir mesaj içermektedir.
  • B Seçeneği: “Erkeklerin de çalıştıklarından nasipleri vardır, kadınların da çalıştıklarından nasipleri vardır.” (Nisâ suresi, 32. ayet) Bu ayet de çalışmanın önemini ve emeğin karşılığını almanın altını çizer. Hem erkek hem de kadın için geçerli olan bu prensip, çalışmanın temel değerini ortaya koyar. Dolayısıyla, mesaj olarak Sancar’ın sözündeki emek temasını paylaşır.
  • C Seçeneği: “Allah’ın sana verdiğinden ahiret yurdunu kazanmaya bak ve dünyadan da nasibini unutma!” (Kasas suresi, 77. ayet) Bu ayet, hem ahiret hem de dünya hayatı için çalışmanın önemine işaret eder. “Kazanmaya bak” ifadesi, emek vermenin sonucuna vurgu yaparak Sancar’ın ifadesiyle uyum içerisindedir.
  • D Seçeneği: “Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan, ikisinden birçok erkek ve kadın üretip yayan Rabb’inize itaatsizlikten sakının.” (Nisâ suresi, 1. ayet) Bu ayet ise yaratılışın kökeni ve insanın Allah’ın kudreti karşısında itaat etmesi gerektiği üzerine odaklanır. Burada çalışmanın, emek vermenin veya gayretin ön plana çıktığı bir mesaj bulunmaz. Mesajın ana teması, insanın kökeni ve Allah’a olan kulluğudur; bu nedenle Aziz Sancar’ın ifadesindeki emek temasından farklıdır.

Sonuç olarak, verilen ayetlerden D Seçeneği ile Aziz Sancar’ın “bizi birbirimizden ayıran emektir” ifadesi arasında ortak bir mesaj bulunmamaktadır. D seçeneği, yaratılışın birliğine ve itaatin önemine vurgu yaparken, diğer seçenekler doğrudan çalışmanın ve emek vermenin önemini ortaya koymaktadır. Bu sebeple doğru cevap D Seçeneğidir.

20 Hz. Musa, kendisine inananları Firavun’un zulmünden kurtarmak için Allah’tan aldığı vahiy ve çevresindekilerle yaptığı istişareler doğrultusunda bir plan yaptı. Bu plan gereği iman edenlerle birlikte gece vakti yola çıkarak bir suyun kenarına kadar ilerledi. Bu esnada kendisine inananlarda büyük bir korku ve endişe fark etti. Bunun üzerine “Hayır, korkmayın! Eminim ki Rabb’im benimledir, bana bir çıkış yolu gösterecektir.” dedi.

Hz. Musa’nın bu tutumu aşağıdaki kavramlardan hangisine örnek oluşturur?

  • Tevekkül
  • Tövbe
  • Takva
  • Şükür

20. Sorunun Çözümü

Bu soruda Hz. Musa’nın, Firavun’un zulmünden kurtulmak için uyguladığı plan sürecinde sergilediği tutumun hangi kavrama örnek olduğu sorulmaktadır. Hz. Musa, iman edenlere gece vakti yola çıkarak ilerlerken, büyük bir korku ve endişe ortamında bulunmasına rağmen, “Hayır, korkmayın! Eminim ki Rabb’im benimledir, bana bir çıkış yolu gösterecektir.” diyerek, durum karşısında Allah’a tam bir güven ve teslimiyet göstermiştir.

Bu durum, Hz. Musa’nın bütün çabalarına rağmen sonucu Allah’ın takdirine bırakmasının, tüm çabaların sonunda Rabbin yardımını beklemesinin altını çizmektedir. Bu tutum tevekkül kavramının güzel bir örneğidir. Tevekkül; kişinin elinden gelen gayreti göstermesi, aynı zamanda sonuçları Allah’ın iradesine bırakması anlamına gelir. Hz. Musa, plan yaparken gerekli adımları atmış, iman edenleri yönlendirmiş ve en önemlisi, Allah’ın yardımının geleceğine olan inancını korumuştur.

Şimdi diğer kavramlara da kısaca değinelim:

  • Tövbe: İşlenen günahların affı için samimi bir şekilde pişmanlık duyulup Allah’a yönelme anlamına gelir. Hz. Musa’nın durumunda günah işlediğine dair bir ifade bulunmamaktadır.
  • Takva: Allah’a karşı sorumluluk bilinci ve onun emirlerine uygun yaşama çabasıdır. Bu kavram, genel ahlaki ve ibadet davranışlarını kapsasa da, burada vurgulanan konu tevekküle daha yakındır.
  • Şükür: Allah’ın verdiği nimetlere karşı duyulan minnettarlığın ifadesidir. Hz. Musa’nın söz konusu durumunda, şükürden ziyade zorluk anında Allah’a sığınma ve O’na güvenme hali öne çıkmaktadır.

Özetle, Hz. Musa’nın korku ve endişe anında bile “Eminim ki Rabb’im benimledir” diyerek, tüm çabalarını Allah’ın iradesine teslim etmesi, onun tevekkül eden bir kul olduğunu gösterir. Bu nedenle doğru cevap A Seçeneği: Tevekkül’dür.


İşlemler

Geçmiş Sonuçlar

    Bir Yorum Yaz