1
Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda:
I. Sınırlar yeniden çizilmiştir.
II. Milletler Cemiyeti kurulmuştur.
III. İmparatorluklar yıkılmış yerine ulus devletler kurulmuştur.
IV. Ülkeler ve şehirler harap olmuştur.
Birinci Dünya Savaşı’nın yukarıdaki sonuçlarından hangileri savaş sonunda toprak kayıplarının yaşandığına
kanıt gösterilebilir?
- I ve II
- I ve III
- I, II ve IV
- II, III ve IV
1. Sorunun Çözümü
Öncelikle, verilen soru Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin ardından yaşanan siyasi ve coğrafi değişimleri incelemektedir. Soru metninde yer alan I. Sınırlar yeniden çizilmiştir ifadesi, savaş sonrası yapılan antlaşmalar ve sınır düzenlemeleriyle ülkelerin toprak yapılarında meydana gelen değişiklikleri açıkça göstermektedir. Bu durum, toprak kayıplarının somut bir göstergesidir.
Ayrıca, III. İmparatorluklar yıkılmış yerine ulus devletler kurulmuştur ifadesi, eski büyük imparatorlukların çöküşü ve onların yerini alan yeni ulus devletlerin oluşumunu ifade etmektedir. Bu süreç, eski siyasi yapının yer değiştirmesine ve toprak bütünlüğünün bozulmasına işaret eder.
Şimdi diğer seçenekleri değerlendirelim:
- A şıkkı (I ve II): Burada II. Milletler Cemiyeti kurulmuştur ifadesi yer almaktadır. Ancak bu ifade, savaş sonrası uluslararası iş birliği ve barış çabalarını temsil eder; toprak kaybı ile doğrudan ilişkili bir kanıt sunmamaktadır.
- C şıkkı (I, II ve IV): Bu seçenekte, IV. Ülkeler ve şehirler harap olmuştur ifadesi ekonomik ve sosyal yıkımı betimler. Harap oluş, yıkımın boyutunu anlatırken, sınır değişikliği veya doğrudan toprak kaybı kanıtı olarak yorumlanamaz. Ayrıca, II. ifadenin etkisizliği yine dikkate değerdir.
- D şıkkı (II, III ve IV): Bu seçenek, II. ve IV. ifadeleri ile birlikte sunulmuştur. Ancak, bu ifadeler doğrudan toprak kayıplarını işaret etmediği gibi, sadece dolaylı sonuçları göstermektedir. Oysa I ve III ifadeleri, coğrafi sınırların yeniden belirlenmesi ve imparatorlukların yerini ulus devletlerin alması gibi net toprak kaybı örneklerini barındırmaktadır.
Sonuç olarak, savaş sonrası toprak kayıplarını kanıtlamak için en belirleyici iki unsur I. Sınırlar yeniden çizilmiştir ve III. İmparatorluklar yıkılmış yerine ulus devletler kurulmuştur ifadeleridir. Bu iki madde, coğrafi ve siyasi değişimin doğrudan sonucunu ortaya koymaktadır. Diğer seçeneklerde yer alan ifadeler ise ya dolaylı sonuçlar sunmakta ya da toprak kaybıyla ilişkilendirilemeyecek niteliktedir.
Bu çözüm açıklaması, adım adım ilerleyerek doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yetersiz kaldığını açıkça ortaya koymaktadır. Öğrenciler, soruya yaklaşırken hem doğrudan kanıtları hem de dolaylı ifadelerin etkisini doğru bir şekilde ayırt etmelidirler.
Bu nedenlerle doğru cevap “B – I ve III” şıkkıdır.
2 Aşağıdaki haritada Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’nda mücadele ettiği cepheler gösterilmiştir.
Haritadaki bilgilere göre;
I. Cephelerin açılmasıyla savaş geniş bir alana yayılmıştır.
II. Osmanlı Devleti savunma cephelerinde büyük kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kalmıştır.
III. Osmanlı Devleti sınırları dışında da savaşmıştır.
yargılarından hangilerine ulaşılabilir?
- Yalnız I
- I ve III
- II ve III
- I, II ve III
2. Sorunun Çözümü
Öncelikle, verilen soru, Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’ndaki cephe mücadelelerine ilişkin harita üzerinden değerlendirme yapmamızı istemektedir. Harita, cephelerin geniş bir coğrafyaya yayıldığını açıkça göstermektedir. Bu durum, I. Cephelerin açılmasıyla savaş geniş bir alana yayılmıştır ifadesini destekler; yani savaşın coğrafi boyutunun genişlediği kesindir.
Ek olarak, haritada yer alan cephelerin Osmanlı Devleti’nin sınırlarının ötesinde de faaliyet gösterdiği görülmektedir. Bu nedenle III. Osmanlı Devleti sınırları dışında da savaşmıştır yargısı, haritanın sunduğu bilgilerle uyumludur. Bu iki madde, doğru cevabın belirlenmesinde temel unsurlar olarak öne çıkmaktadır.
Şimdi diğer seçenekleri değerlendirelim:
- A şıkkı (Yalnız I): Bu şık, savaşın geniş alana yayılmasını belirtmekle birlikte, Osmanlı’nın sınır dışı mücadelelerini kapsam dışı bırakmaktadır. Bu nedenle yetersiz kalmaktadır.
- C şıkkı (II ve III): Burada II. Osmanlı Devleti savunma cephelerinde büyük kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kalmıştır ifadesi yer almaktadır. Ancak harita, savunma cephelerindeki kayıpları veya geri çekilmeyi açıkça göstermemekte, daha çok cephelerin coğrafi yayılımına işaret etmektedir.
- D şıkkı (I, II ve III): Bu şık, tüm yargıları içermektedir. Fakat yukarıda da belirtildiği gibi, II. ifadenin doğruluğu haritadan net olarak anlaşılamamaktadır. Dolayısıyla bu seçenek, gereksiz ve hatalı bilgiyi da içermektedir.
Sonuç olarak, haritadaki veriler ışığında I. Cephelerin açılmasıyla savaş geniş bir alana yayılmıştır ve III. Osmanlı Devleti sınırları dışında da savaşmıştır ifadeleri, doğrudan haritadaki gözlemlerle desteklenmektedir. Bu nedenle doğru cevap “B – I ve III” şıkkıdır.
Öğrenciler, bu soruyu çözerken yalnızca yüzeysel bilgileri değil, haritanın sunduğu tüm detayları dikkatlice inceleyerek hangi yargıların kesin olarak desteklendiğini belirlemelidir. Böylece doğru sonuçlara ulaşmak için eleştirel bir yaklaşım benimsemiş olurlar.
3
12 Ocak 1920’de Mebusan Meclisi, İstanbul’da çalışmalarına başlamış ve 17 Şubat 1920’de
Misakımillî Kararları tüm dünyaya ilan edilmiştir. Ancak İtilaf Devletleri
Misakımillî Kararları’nın kabulünden rahatsız olmuştur. 16 Mart 1920’de
İngilizler, toplantı halinde olan Mebusan Meclisi’ni basmış ve dağıtmıştır.
Bu metinde verilen bilgilere göre İtilaf Devletlerinin aşağıdakilerden hangisini
amaçladığı söylenebilir?
- İstanbul Hükûmeti’ne yardım etmeyi
- Millî iradeyi ortadan kaldırmayı
- Misakımillî’yi kabul ettirmeyi
- Yeni bir meclis oluşturmayı
3. Sorunun Çözümü
Öncelikle, metinde 12 Ocak 1920’de Mebusan Meclisi’nin İstanbul’da çalışmalarına başlaması ve 17 Şubat 1920’de Misakımillî Kararları’nın tüm dünyaya ilan edilmesi, Türkiye’nin milli iradesinin ve bağımsızlık mücadelesinin önemli bir simgesi olarak ortaya konulmuştur. Ancak, metinde devam eden ifadeler, İtilaf Devletleri’nin bu kararların kabulünden duyduğu rahatsızlığı ve buna bağlı olarak 16 Mart 1920’de İngilizlerin toplantı halinde olan Mebusan Meclisi’ni basıp dağıtma eylemini açıkça ortaya koymaktadır.
Bu olaylar zinciri, İtilaf Devletleri’nin temel amacının Türkiye’nin kendi kaderini tayin etme hakkını, yani millî iradeyi ortadan kaldırmayı hedeflediğini göstermektedir. Çünkü;
- A şıkkı: “İstanbul Hükûmeti’ne yardım etmeyi” ifadesi, müdahalenin destekleyici değil, baskıcı bir nitelik taşıdığını açıkça göstermektedir. Yardım etmek yerine, mevcut düzeni bozma amacı ön plandadır.
- C şıkkı: “Misakımillî’yi kabul ettirmeyi” ifadesi ise, ilan edilen kararların İtilaf Devletleri tarafından hoş karşılanmadığını, aksine bu kararlara karşı bir tepki geliştirildiğini ortaya koymaktadır. Bu durum, kararı kabul ettirme amacıyla hareket etme fikrini desteklemez.
- D şıkkı: “Yeni bir meclis oluşturmayı” ise, mevcut meclisin basılarak dağıtılması eylemiyle çelişmektedir. Çünkü eylem, mevcut milli yapıyı ortadan kaldırmaya yönelik olup, yeni bir yapı kurma niyetini yansıtmamaktadır.
Dolayısıyla, metindeki tüm bu ipuçları, İtilaf Devletleri’nin gerçek amacının Türkiye’nin kendi belirlediği milli iradeyi bastırmak olduğunu göstermektedir. Bu müdahaleci tutum, ulusal bağımsızlık mücadelesi ve kendi kaderini tayin etme hakkının sınırlandırılması anlamına gelir.
Öğrenciler, bu tür tarihsel metinlerde olayların kronolojisini ve müdahale eden güçlerin eylem motivasyonlarını dikkatlice incelemelidir. Böylece hangi yargıların kesin olarak desteklendiğini ve hangilerinin dolaylı ya da yanıltıcı olduğunu ayırt edebilirler. Tarihin bu kesitinde, milli iradenin korunmasının ne kadar hayati olduğu ve dış güçlerin bu iradeyi nasıl zayıflatmaya çalıştığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenlerle, doğru cevap “B – Millî iradeyi ortadan kaldırmayı” şıkkıdır.
4 I. Dünya Savaşı’nda devletler İttifak ve İtilaf olmak üzere iki gruba ayrılmıştır.
| İttifak (Bağlaşma) Devletleri | İtilaf (Anlaşma) Devletleri |
|---|---|
| Savaştan önce: Almanya, Avusturya-Macaristan, İtalya | Savaştan önce: İngiltere, Fransa, Rusya |
| Savaş sırasında: Osmanlı Devleti ve Bulgaristan katıldı. | Savaş sırasında: İtalya, ABD, Sırbistan, Yunanistan, Japonya, Brezilya, Portekiz ve Romanya bu gruba katıldı. |
Verilen tabloya göre aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
- Savaş başladıktan sonra her iki gruba da başka devletlerden katılım olmuştur.
- Devletler başka devletlerle anlaşarak güç dengesi oluşturmaya çalışmıştır.
- Birinci Dünya Savaşı’na en son dahil olan devlet Rusya olmuştur.
- Savaş sırasında taraf değiştiren devletler olmuştur.
4. Sorunun Çözümü
Öncelikle, verilen tabloyu dikkatlice incelediğimizde, I. Dünya Savaşı’nda devletlerin hangi gruplara dahil oldukları ve savaş öncesi ile savaş sırasında eklenen devletler hakkında bilgi sunulmaktadır. Tabloya göre, İttifak Devletleri ve İtilaf Devletleri olarak iki grup belirlenmiş, her iki gruba da savaş sırasında yeni devletler katılmıştır. Bu bilgiler ışığında, seçenekleri tek tek değerlendirelim:
- A şıkkı: “Savaş başladıktan sonra her iki gruba da başka devletlerden katılım olmuştur.” ifadesi, tablonun hem İttifak hem de İtilaf tarafında savaş sırasında ek devletlerin yer almasıyla uyumludur. Bu nedenle bu yargıya ulaşılabilir.
- B şıkkı: “Devletler başka devletlerle anlaşarak güç dengesi oluşturmaya çalışmıştır.” ifadesi, savaşın dinamiklerine ve uluslararası ilişkilerde güç dengesinin sağlanma çabasına işaret ettiğinden, tabloda yer alan bilgileri dolaylı olarak destekler.
- D şıkkı: “Savaş sırasında taraf değiştiren devletler olmuştur.” ifadesi, özellikle İtalya’nın savaşa başlarken İttifak Devletleri arasında yer alıp daha sonra İtilaf Devletleri’ne katılması örneğiyle desteklenebilir. Bu yüzden bu yargıya da ulaşılabilmektedir.
Öte yandan, C şıkkı “Birinci Dünya Savaşı’na en son dahil olan devlet Rusya olmuştur.” ifadesi ise tabloyla çelişmektedir. Çünkü tabloda Rusya, savaştan önce İtilaf Devletleri arasında yer almaktadır. Yani, Rusya’nın savaş sırasında ya da en son katılan devlet olması söz konusu değildir. Bu nedenle C şıkkı, tabloya dayalı olarak ulaşılamayan bir sonuçtur.
Sonuç olarak, tabloda yer alan bilgiler ışığında sadece C şıkkı için geçerli bir çıkarım yapılamamakta; diğer seçenekler tabloda verilen verilerle uyum içerisindedir. Bu sebeple doğru cevap “C – Birinci Dünya Savaşı’na en son dahil olan devlet Rusya olmuştur.” ifadesidir.
Öğrenciler, tabloları incelerken verilen verilerin doğrudan hangi ifadeleri desteklediğine dikkat etmeli, mantıksal çıkarımları sağlam temellere oturtmalıdır. Bu yaklaşım, hem tarihsel olayların hem de uluslararası ilişkilerdeki gelişmelerin doğru anlaşılmasını sağlayacaktır.
5
Trakya Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Rumların bölgede yaptıkları isyanlara ve Yunanların işgaline karşı
kurulmuştur. Bölgenin kültürel, ekonomik, nüfus bakımından Türklere ait olduğunu tarihi belgelerle ispatlamak için
çalışmalar yapmıştır. Edirne’de iki defa kongre yaparak silahlı direniş kararı almış, gerekirse yerli halktan
asker toplanabileceğini ilan etmiştir.
Buna göre Trakya Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti;
I. Bölgenin Türklere ait olduğunu ispat etmeye çalışmıştır.
II. Bölgesel nitelikte kongreler yapmıştır.
III. İşgallere karşı silah kullanılabileceğini belirtmiştir.
IV. Askere alma işlemlerini zorunlu hale getirmiştir.
yargılarından hangilerine ulaşılabilir?
- I ve II
- II ve III
- I, II ve III
- I, II, III ve IV
5. Sorunun Çözümü
Öncelikle, Trakya Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti‘nin kuruluş amacı, Rumların bölgede gerçekleştirdiği isyanlar ve Yunan işgali karşısında bölgenin kültürel, ekonomik ve nüfus bakımından Türklere ait olduğunu kanıtlamaya yönelikti. Bu amaçla yapılan çalışmalar, tarihsel belgeler ve düzenlenen kongrelerle desteklenmiştir.
I. Bölgenin Türklere ait olduğunu ispat etmeye çalışmıştır: Metinde, cemiyetin bu konuda çalıştığı ve belgelerle ispat sunmayı hedeflediği açıkça belirtilmektedir. Dolayısıyla, bu yargı kesinlikle doğrudur.
II. Bölgesel nitelikte kongreler yapmıştır: Edirne’de iki defa kongre yaparak karar alması, cemiyetin bölgesel düzeyde organize olduğunu ve yerel meseleleri ele aldığını göstermektedir. Bu ifade de doğru kabul edilebilir.
III. İşgallere karşı silah kullanılabileceğini belirtmiştir: Kongrelerde alınan silahlı direniş kararı, gerekirse yerli halktan asker toplanabileceğinin ilan edilmesiyle, işgale karşı askeri önlemlerin de gündeme getirildiğini göstermektedir. Bu yargı da metindeki bilgilerle uyumludur.
Ancak, IV. Askere alma işlemlerini zorunlu hale getirmiştir ifadesi metinde yer almamaktadır. Burada, eylemin zorunluluk getirdiği değil, ihtiyaca bağlı olarak asker toplanabileceğinin belirtildiği anlaşılmaktadır. Yani, zorunlu askere alma kararı verilmemiştir.
Öğrenciler, bu tür metinlerde ifadelerin kesin anlamını kavrayarak, verilen bilgilerin neyi desteklediğini dikkatle analiz etmelidirler. Böylece, hangi yargıların metinle örtüştüğünü ve hangilerinin desteklenmediğini doğru şekilde ayırt edebilirler. Metinde yer alan kongre ve silahlı direniş kararları, bölgenin Türklüğünü ve işgallere karşı alınan önlemleri açıkça ortaya koyarken, zorunlu askere alma gibi bir uygulama söz konusu değildir.
Bu nedenlerle, doğru cevap “C – I, II ve III” şıkkıdır.
6
Sevr Antlaşması’nın bazı maddeleri aşağıda verilmiştir:
● Zorunlu askerlik kaldırılacak, asker sayısı sınırlandırılacak ve ordunun ağır silahı olmayacak.
● Boğazlar; içinde Türklerin bulunmadığı uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecek, savaş zamanı dahi
bütün gemilere açık olacak.
● Kapitülasyonlardan bütün devletler faydalanacak.
● Azınlıkların hakları genişletilecek.
Bu maddelerden hareketle Osmanlı Devleti ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
- Azınlıklar müslüman halk ile eşit hale getirilmiştir.
- Ekonomik bağımsızlığı yok sayılmıştır.
- Askerî gücü yok edilmek istenmiştir.
- Egemenlik hakları zedelenmiştir.
6. Sorunun Çözümü
Öncelikle, Sevr Antlaşması’nın maddelerinde yer alan düzenlemelerden yola çıkarak, Osmanlı Devleti’nin egemenliğine, askeri gücüne ve ekonomik bağımsızlığına yönelik kısıtlamalar olduğu anlaşılmaktadır. Maddeler arasında, zorunlu askerliğin kaldırılması, asker sayısının sınırlandırılması ve ordunun ağır silahlarının olmaması ifadesi, askeri gücün zayıflatılmasına yönelik net bir müdahaleyi göstermektedir. Buna ek olarak, Boğazlar’ın uluslararası bir komisyon tarafından yönetilmesi ve savaş zamanı dahi tüm gemilere açık olması, egemenlik haklarının ve ulusal kontrolün sınırlandırıldığını ortaya koymaktadır. Ayrıca, kapitülasyonlar ve azınlıkların haklarının genişletilmesi maddeleri, Osmanlı’nın ekonomik bağımsızlığına ve egemenlik haklarına zarar veren unsurlar olarak yorumlanabilir.
Şimdi seçenekleri değerlendirelim:
- A şıkkı: “Azınlıklar müslüman halk ile eşit hale getirilmiştir.” ifadesi, antlaşmanın azınlık haklarını genişletme maddesine dayanıyor olabilir; ancak, bu durum azınlıkların eşitliğini sağlayacağı anlamına gelmemektedir. Azınlık haklarının genişletilmesi, eşitliğin tam olarak sağlandığını göstermez. Bu nedenle, azınlıkların müslüman halkla eşit hale getirildiği sonucuna varmak mantıklı değildir.
- B şıkkı: “Ekonomik bağımsızlığı yok sayılmıştır.” ifadesi, kapitülasyonların tüm devletlere fayda sağlaması ve ekonomik alandaki müdahaleler göz önüne alındığında desteklenebilecek bir yargıdır.
- C şıkkı: “Askerî gücü yok edilmek istenmiştir.” ifadesi, zorunlu askerliğin kaldırılması ve ordunun ağır silahlarının olmayacağı düzenlemeleriyle doğrudan ilişkilendirilebilir.
- D şıkkı: “Egemenlik hakları zedelenmiştir.” ifadesi, Boğazlar’ın uluslararası yönetimi ve kapitülasyonların uygulanması gibi maddelerden hareketle mantıklı bir sonuçtur.
Dolayısıyla, verilen maddelerden hareketle Osmanlı Devleti ile ilgili azınlıkların müslüman halk ile eşit hale getirilmiş olduğuna dair bir yargıya ulaşmak mümkün değildir. Çünkü azınlık haklarının genişletilmesi, doğrudan eşitlik sağlandığı anlamına gelmez; aksine, bu düzenlemeler Osmanlı’nın egemenliğine müdahale eden kısıtlayıcı unsurları içermektedir.
Öğrenciler, metindeki ifadeleri dikkatle analiz ederek hangi maddelerin doğrudan desteklendiğini ve hangilerinin yorumla zenginleştirilmesi gerektiğini kavramalıdır. Bu yaklaşım, tarihsel belgelerin ve antlaşma maddelerinin incelenmesinde sağlam bir eleştirel düşünce geliştirmeyi sağlar.
Bu nedenlerle, doğru cevap “A – Azınlıklar müslüman halk ile eşit hale getirilmiştir.”
7
Misakımillî’de alınan,
● İşgal altındaki Arap halkları, özgürce verecekleri oylarla kendi geleceklerine kendileri karar vermelidir.
● Kendi istekleriyle ana vatana katılmış olan Kars, Ardahan ve Batum için gerekirse tekrar halk oylaması yapılabilir.
● Batı Trakya’nın durumu, orada yaşayan halkın serbestçe verecekleri oylarla belirlenmelidir.
kararlarından hareketle aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
- Kapitülasyonlara karşı çıkıldığına
- Halkın kararına saygı duyulduğuna
- Uluslararası eşitlik ilkesine vurgu yapıldığına
- Türk yurdunun sınırlarının çizildiğine
7. Sorunun Çözümü
Öncelikle, Misakımillî kararları içerisinde yer alan maddeler, özellikle yerel halkın kendi geleceğine ilişkin kararların alınmasında demokratik bir yaklaşım benimsendiğini göstermektedir. Kararlarda, işgal altındaki Arap halklarının özgürce oy kullanarak kendi geleceklerini tayin edebileceği, Kars, Ardahan ve Batum gibi bölgeler için gerektiğinde halk oylamasının yapılabileceği ve Batı Trakya‘nın durumunun da serbest oylarla belirleneceği ifade edilmiştir. Bu maddeler, yerel halkın iradesinin ve kendi kararını verme hakkının ön plana çıkarıldığını açıkça ortaya koyar.
Bu durumun değerlendirilmesi sırasında, metinde vurgulanan tüm maddeler halkın kendi iradesine ve demokratik sürece saygı duyulması gerekliliğini ön plana çıkarmaktadır. Kararlarda demokratik bir yöntemle halkın kendi geleceğini tayin etme vurgusu yer almaktadır.
Şimdi diğer seçeneklere bakalım:
- A şıkkı: “Kapitülasyonlara karşı çıkıldığına” ifadesi, Misakımillî kararlarının içeriğiyle doğrudan ilişkilendirilmemektedir. Kararlar, esas olarak halkın kendi kararını verme hakkına odaklanmıştır.
- C şıkkı: “Uluslararası eşitlik ilkesine vurgu yapıldığına” yönelik yorum, kararların kapsamı içerisinde dolaylı olarak değerlendirilebilse de, asıl vurgunun halkın iradesinin ön plana çıkarılması olduğu görülmektedir.
- D şıkkı: “Türk yurdunun sınırlarının çizildiğine” yönelik bir çıkarım, metinde belirtilen oylama ve karar süreçlerinden ziyade, sınırların belirlenmesinde halkın görüşünün esas alındığını düşündürmektedir.
Dolayısıyla, verilen karar maddelerinin temel amacı, halkın kendi gelecekleriyle ilgili kararlarda söz sahibi olmasını sağlamak ve bu karar sürecine saygı duyulmasını temin etmektir. Bu yüzden, en doğru yargı, “Halkın kararına saygı duyulduğuna” ulaşmaktır.
Öğrenciler, bu tür metinlerde demokratik prensiplerin ve yerel halkın iradesinin önemini kavramalı; karar maddelerinin arkasında yatan temel amacın, halkın kendi kaderini tayin etme hakkı olduğunu anlamalıdırlar.
Bu nedenlerle, doğru cevap “B – Halkın kararına saygı duyulduğuna” şıkkıdır.
8 Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’nda mücadele ettiği bazı cepheler aşağıda tabloda verilmiştir:
| Kanal Cephesi | Kafkas Cephesi |
|---|---|
| Nedeni: Osmanlı Devleti bu cephede İngilizlerin elinde bulunan Mısır’ı geri almak ve Süveyş Kanalı’nın kontrolünü ele geçirip İngiltere’nin sömürgeleriyle olan bağlantısını kesmek için saldırıya geçmiştir. | Nedeni: Osmanlı Devleti Rusların kontrolündeki Bakü petrollerini ele geçirmek ve Orta Asya’daki Türkleri kendi çatısı altında birleştirmek amacıyla saldırıya geçmiştir. |
| Sonuç: İngilizlerin güçlü bir orduya sahip olmaları, çölün aşırı sıcakları ve susuzluk nedeniyle Osmanlı ordusu yenilmiştir. | Sonuç: Osmanlı Devleti kış şartları ve aşırı soğuklar nedeniyle bu cephede ağır kayıplar vererek geri çekilmiştir. |
Buna göre verilen cephelerin benzer özellikleri arasında;
I. Taarruz harekâtında bulunulmuştur.
II. Kaybedilmelerinde doğa koşullarının da etkisi olmuştur.
III. Daha önce kaybedilen topraklar geri alınmak istenmiştir.
durumlarından hangilerinin yer aldığı söylenebilir?
- Yalnız I
- Yalnız III
- I ve II
- I, II ve III
8. Sorunun Çözümü
Öncelikle, verilen tabloya göre Kanal Cephesi ve Kafkas Cephesi’nde Osmanlı Devleti’nin yürüttüğü operasyonların nedenleri ve sonuçları detaylı olarak sunulmuştur. Her iki cephede de taarruz harekâtı başlatıldığı görülmektedir. Kanal Cephesi’nde, Osmanlı Devleti, İngilizlerin elindeki Mısır’ı geri almak ve Süveyş Kanalı’nın kontrolünü ele geçirerek İngiltere’nin sömürge bağlantısını kesmek amacıyla saldırıya geçmiş, Kafkas Cephesi’nde ise, Rus kontrolündeki Bakü petrollerini ele geçirmek ve Orta Asya’daki Türkleri kendi çatısı altında birleştirmek hedeflenmiştir. Bu durum, her iki cephede de I. Taarruz harekâtında bulunulmuştur ifadesini destekler.
Ek olarak, sonuç kısmında yer alan ifadeler, cephelerde doğa koşullarının etkin rol oynadığını göstermektedir. Kanal Cephesi’nde, çölün aşırı sıcakları ve susuzluk etkisiyle Osmanlı ordusunun yenildiği, Kafkas Cephesi’nde ise kış şartları ve aşırı soğuk nedeniyle ağır kayıplar verildiği belirtilmiştir. Bu veriler II. Kaybedilmelerinde doğa koşullarının da etkisi olmuştur yargısını doğrulamaktadır.
Öte yandan, III. Daha önce kaybedilen topraklar geri alınmak istenmiştir ifadesi yalnızca Kanal Cephesi için geçerli olup, Kafkas Cephesi’nde böyle bir amaç belirtilmemiştir. Dolayısıyla, verilen cephelerin ortak özellikleri arasında yalnızca I ve II yargıları yer almaktadır.
Öğrenciler, bu tür tabloları incelerken hem operasyonların yürütülme nedenlerini hem de sonuçlarındaki doğal etkenleri dikkatle analiz etmelidirler. Böylece, ortak özellikleri belirleyip hangi yargıların her iki cephede de geçerli olduğunu kavrayabilirler. Eleştirel düşünme ve detaylara dikkat etme, tarihsel verilerin doğru yorumlanmasında büyük önem taşır.
Bu nedenlerle, doğru cevap “C – I ve II” şıkkıdır.
9
I. Dünya Savaşı sırasında İtilaf Devletlerinin Çanakkale Cephesi’ni açmalarının amaçları şunlardır:
● İstanbul’u işgal ederek Osmanlı Devleti’ni teslim almak.
● Karadeniz’i geçerek Ruslara yardım götürmek.
● Savaşa girmeyen devletleri kendi yanlarında savaşa çekmek.
Bu amaçlar dikkate alındığında;
I. Rusya’nın henüz İtilaf Devletlerine katılmadığı,
II. Osmanlı Devleti’nin stratejik açıdan önemli bir konumda olduğu,
III. İtilaf Devletlerinin savaşı kısa sürede bitirmeyi hedeflediği
yorumlarından hangilerine ulaşılabilir?
- Yalnız I
- Yalnız II
- II ve III
- I, II ve III
9. Sorunun Çözümü
Öncelikle, İtilaf Devletlerinin Çanakkale Cephesi‘ni açma amaçlarına bakıldığında; İstanbul’un işgaliyle Osmanlı Devleti’nin teslim alınması, Karadeniz’i geçerek Ruslara yardım götürülmesi ve savaşa girmeyen devletlerin kendi saflarına çekilmesi gibi stratejik hedefler ön plana çıkmaktadır. Bu amaçlar, hem askeri hem de siyasi olarak kısa sürede zafer elde etme isteğini ve stratejik konumların önemini göstermektedir.
Bu bilgiler ışığında, seçeneklerde yer alan yorumları değerlendirelim:
- I. Rusya’nın henüz İtilaf Devletlerine katılmadığı: Rusya, savaşın başından itibaren İtilaf Devletleri arasında yer almıştır. Dolayısıyla, Rusya’nın katılımı ile ilgili böyle bir çıkarım yapmak tarihsel gerçeklerle örtüşmemektedir.
- II. Osmanlı Devleti’nin stratejik açıdan önemli bir konumda olduğu: Çanakkale, coğrafi konumu itibariyle hem Asya hem de Avrupa arasında bir köprü vazifesi görmekte, bu durum stratejik önemini artırmaktadır. Bu yorum, verilen amaçlar doğrultusunda geçerlidir.
- III. İtilaf Devletlerinin savaşı kısa sürede bitirmeyi hedeflediği: Belirtilen amaçlarda, hızlı ve kesin bir zafer elde etmek için girişimlerde bulunulması, savaşın süresini kısaltma hedefinin de ortaya konulmasına işaret etmektedir.
Dolayısıyla, verilen amaçlar doğrultusunda sadece II ve III yargılarına ulaşılabilir. Bu nedenle, doğru cevap “C – II ve III” şıkkıdır.
Öğrenciler, bu tür sorularda metinde verilen stratejik hedeflerin hangi yorumları desteklediğini dikkatlice analiz ederek, tarihsel gerçeklerle uyumlu sonuçlara ulaşmalıdır. Bu yaklaşım, hem olayların ardındaki mantığı kavramada hem de eleştirel düşünme becerisini geliştirmede büyük önem taşır.
10
Aşağıda Mondros Ateşkes Antlaşması’nın bazı maddeleri verilmiştir:
● Sınırların korunması ve iç güvenliğin sağlanması için gerekli askerlerin dışında Osmanlı ordusu terhis edilecektir.
● İtilaf Devletleri, güvenliklerini tehdit eden stratejik noktaları işgal edebilecektir.
● Boğazlar açık olacak ve İtilaf Devletleri tarafından işgal edilecektir.
● Tüm telsiz ve telgraf hatlarının kontrolü, Toros tünelleri ve bütün demiryollarının denetimi İtilaf Devletlerine bırakılacaktır.
Bu maddelerden hareketle aşağıdakilerden hangisinin amaçlandığı söylenemez?
- Anadolu’da çıkabilecek azınlık isyanlarının engellenmesi
- Haberleşme ve ulaşımın kontrol altına alınması
- Anadolu ve Rumeli bağlantısının kesilmesi
- Osmanlı Devleti’nin savunmasız bırakılması
10. Sorunun Çözümü
Öncelikle, Mondros Ateşkes Antlaşması’nın maddeleri incelendiğinde, Osmanlı Devleti’nin askeri gücünün azaltılması, stratejik noktalara İtilaf Devletleri’nin müdahalesi ve iletişim ile ulaşım araçlarının kontrolünün devralınması gibi unsurlar öne çıkmaktadır. Antlaşma, sınırların korunması amacıyla gerekli asker dışındaki tüm Osmanlı askerlerinin terhis edilmesiyle askeri zayıflamayı, Boğazlar’ın açık bırakılarak işgal edilmesi ile stratejik avantaj sağlamayı ve telsiz, telgraf hatları, Toros tünelleri ve demiryollarının İtilaf Devletleri kontrolüne geçmesini öngörmektedir.
Bu maddeler ışığında:
- B şıkkı: “Haberleşme ve ulaşımın kontrol altına alınması” ifadesi, antlaşmada telsiz, telgraf ve demiryolları üzerinden sağlanacak denetimle doğrudan desteklenmektedir.
- C şıkkı: “Anadolu ve Rumeli bağlantısının kesilmesi” yorumu, boğazların işgali ve stratejik noktaların kontrolüyle bölgesel bağlantının zayıflatılması hedefiyle uyumludur.
- D şıkkı: “Osmanlı Devleti’nin savunmasız bırakılması” da, terhis edilen askerler ve kontrol altına alınan iletişim ile ulaşım sistemleri sayesinde mümkün kılınan savunma zayıflamasını ifade etmektedir.
Öte yandan, A şıkkı “Anadolu’da çıkabilecek azınlık isyanlarının engellenmesi” ifadesi, antlaşmada yer alan maddeler arasında yer almamaktadır. Antlaşmanın amacı esas olarak askeri, stratejik ve iletişimsel alanlarda Osmanlı Devleti’nin kontrolünü ve savunma gücünü zayıflatmaya yönelik olduğundan, azınlık isyanlarına karşı önlem alınması yönünde bir hedef gözükmemektedir.
Öğrenciler, antlaşma maddelerinin hangi stratejik amaçları güttüğünü anlamalı ve hangi hedefin desteklenmediğini dikkatle analiz etmelidir. Böylece, hangi yargıya ulaşmanın mümkün olmadığını doğru şekilde belirleyebilirler.
Bu nedenlerle, doğru cevap “A – Anadolu’da çıkabilecek azınlık isyanlarının engellenmesi” şıkkıdır.
11
Reis Bey başını salladı:
“Elbette. En mühimi de etrafınıza Kuvayımilliye’nin çete olmadığını, Kurtuluş Ordusu’nun çekirdeği olduğunu yaymaktır.
Eli silah tutanlar gider katılır, kalanlar da karınca kararınca para ve mal yardımında bulunur. Aranızda bir heyet kurun;
üç beş kuruş, bir kalıp sabun, bir çift çorap, bir çaputun bile değeri vardır. Toplayın, verin. Önümüz kış. Düşman
boyuna ilerliyor. Yakında büyük çarpışmalar başlayacak. Ne kadar kuvvetli olursak o kadar dayanabiliriz. Dayandıkça
da derlenip toparlanırız…”
“Küçük Ağa” romanından alınan bu parçadan hareketle Kuvâ-yı Millîye birlikleri ile ilgili;
I. ihtiyaçlarını halktan karşılamaktadır,
II. düşmanı yurttan atacak güçtedir,
III. halktan oluşan direniş kuvvetleridir.
yargılarından hangilerine ulaşılabilir?
- Yalnız I
- I ve III
- II ve III
- I, II ve III
11. Sorunun Çözümü
Öncelikle, “Küçük Ağa” romanından alınan bu parçada, Reis Bey sözleriyle Kuvâ-yı Millîye birliklerinin niteliği ve işleyişi hakkında önemli ipuçları sunulmaktadır. Reis Bey, Kuvayımilliye‘nin bir çete olmadığını, aksine Kurtuluş Ordusu’nun çekirdeği olduğunu vurgulamaktadır. Bu ifadeyle, birliklerin düzenli ve organize bir ordu yapısından ziyade, halkın kendi savunma gücü olarak ortaya çıktığı anlatılmaktadır.
Birinci olarak, “eli silah tutanlar gider katılır, kalanlar da karınca kararınca para ve mal yardımında bulunur” ifadesi, birliklerin ihtiyaçlarını karşılamada halkın desteğine ne kadar güvendiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu durum, I. ihtiyaçlarını halktan karşılamaktadır yargısını destekler.
İkinci olarak, verilen metinde kuvvetin, profesyonel bir ordu yapısından ziyade, halkın kendi kaynaklarını ve desteğini kullanarak oluşturulduğu görülmektedir. Bu durum, direniş kuvvetlerinin halktan oluştuğunu ve gönüllü katılımın ön planda olduğunu göstermektedir. Böylece, III. halktan oluşan direniş kuvvetleridir yorumu da kesinlik kazanmaktadır.
Öte yandan, II. düşmanı yurttan atacak güçtedir ifadesine metinden doğrudan ulaşılmamaktadır. Reis Bey’in sözlerinde, düşmanın ilerlediğine dair bir uyarı yer alsa da, bu durum kuvvetin ne kadar etkili olduğunu ya da düşmanı tamamen püskürtme kapasitesine sahip olduğunu kanıtlamamaktadır. Bu nedenle, bu yargıya ulaşmak metnin sunduğu bilgilerle desteklenmemektedir.
Sonuç olarak, parça incelendiğinde Kuvâ-yı Millîye birliklerinin, halkın desteğiyle faaliyet gösteren ve halktan oluşan direniş kuvvetleri olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum, I. ihtiyaçlarını halktan karşılamaktadır ve III. halktan oluşan direniş kuvvetleridir yargılarına doğrudan işaret etmektedir.
Bu nedenlerle, doğru cevap “B – I ve III” şıkkıdır.
12 Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra Anadolu’nun bazı bölgelerinde millî varlığa karşı zararlı cemiyetler kurulmuştur. Bu cemiyetlerin bazılarının, kuruluş nedenleri ve etkinlikleri aşağıdaki tabloda verilmiştir:
| Mavri Mira | Etnik-i Eterya ve Pontus Cemiyetleri |
|---|---|
| Yunan Hükûmeti için çalışan ve Bizans İmparatorluğu’nu yeniden kurma amacı taşıyan cemiyet, Trakya, İstanbul ve Batı Anadolu’yu Yunanistan’a katmayı hedefliyordu. | Karadeniz’de Samsun-Trabzon merkezli bir Pontus Rum Devleti kurmayı amaçlayan bu iki cemiyete mensup olan yerli Rumlar silahlanarak eşkıyalık yapmış ve Yunan ordularını desteklemiştir. |
Bu bilgilere göre, sözü edilen cemiyetlerle ilgili;
I. Milliyetçilik fikri doğrultusunda hareket ettikleri,
II. Anadolu’daki Türk varlığını yok saydıkları,
III. Tüm azınlıkları tek çatı altında toplamaya çalıştıkları
çıkarımlarından hangilerine ulaşılabilir?
- Yalnız III
- I ve II
- II ve III
- I, II ve III
12. Sorunun Çözümü
Öncelikle, verilen tabloda yer alan Mavri Mira ve Etnik-i Eterya ile Pontus Cemiyetleri üzerinden, bu cemiyetlerin kuruluş nedenleri ve etkinlikleri detaylı olarak sunulmaktadır. Mavri Mira, Yunan Hükûmeti için çalışmakta ve Bizans İmparatorluğu’nu yeniden kurma amacı gütmektedir. Bu doğrultuda, milliyetçilik fikri ekseninde hareket ettiği, yani I. Milliyetçilik fikri doğrultusunda hareket ettikleri yorumu açıkça desteklenmektedir. Ayrıca, Mavri Mira’nın hedefi olan Trakya, İstanbul ve Batı Anadolu‘nun Yunanistan’a katılması, Anadolu’da hâkim olan Türk varlığının göz ardı edildiğini göstermektedir. Bu sebeple, II. Anadolu’daki Türk varlığını yok saydıkları sonucuna da ulaşılabilir.
Buna karşın, III. Tüm azınlıkları tek çatı altında toplamaya çalıştıkları ifadesi, tabloda belirtilen cemiyetlerin amacıyla örtüşmemektedir. Hem Mavri Mira hem de diğer iki cemiyet, belirli coğrafi bölgelerde Yunan egemenliğini pekiştirmeyi hedefleyip, yalnızca kendi etnik ve ulusal kimliklerini ön plana çıkarmıştır. Diğer azınlık gruplarının birleştirilmesi gibi geniş kapsamlı bir hedef, metinde ya da tabloda yer almamaktadır.
Öğrenciler, bu tür tarihsel belgeleri incelerken cemiyetlerin belirli etnik ve milliyetçi hedeflerini dikkatle analiz etmelidir. Bu analiz sonucunda, hangi çıkarımların doğrudan desteklendiğini ve hangilerinin metinle örtüşmediğini doğru şekilde ayırt edebilmek mümkündür.
Bu nedenlerle, doğru cevap “B – I ve II” şıkkıdır.
13 Verilen görselden hareketle aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
- İngilizler Anadolu’daki Rumlara destek olmuşlardır.
- Milli Mücadelenin gerekçesi ve yöntemi kararlaştırılmıştır.
- Mustafa Kemal bağımsızlık amacıyla Samsun’a çıkmıştır.
- Mondros Ateşkes’i sonrası Anadolu’da işgaller yaşanmıştır.
13. Sorunun Çözümü
Öncelikle, verilen görselde Milli Mücadele Dönemine ait sembolik ve dramatik unsurlar yer almaktadır. Görsel, dönemin ruhunu ve yaşanan olayların atmosferini yansıtırken; bazı tarihi olaylara dair açık bilgiler de sunmaktadır. Örneğin, görselden Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışı (C şıkkı) gibi tarihi bir gerçeklik, Anadolu’daki işgallerin varlığı (D şıkkı) ve İngilizlerin Anadolu’daki Rum unsurlarına destek vermesi (A şıkkı) gibi çıkarımlar yapılabilir.
Ancak, B şıkkı olan “Milli Mücadelenin gerekçesi ve yöntemi kararlaştırılmıştır” ifadesine ilişkin bilgi, görselde yer alan sembolik anlatımla doğrudan ilişkilendirilemez. Bu tür ayrıntılı stratejik ve planlama süreçleri, genellikle yazılı belgeler veya detaylı tarihsel analizlerde yer alır; görsel ise daha çok duyguyu, hareketi ve genel atmosferi yansıtmaktadır. Dolayısıyla, görsel üzerinden Milli Mücadelenin gerekçesi ve yöntemi hakkında kesin bir yargıya varmak mümkün değildir.
Sonuç olarak, görselde yer alan unsurlar sayesinde A, C ve D şıklarıyla ilgili çıkarımlar yapılabilse de, B şıkkı için yeterli ve net bir görsel ipucu bulunmamaktadır. Bu nedenle, verilen görselden “Milli Mücadelenin gerekçesi ve yöntemi kararlaştırılmıştır” yargısına ulaşılamaz.
Öğrenciler, görsellerde yer alan sembolik unsurları değerlendirirken, hangi bilgilerin doğrudan görselden çıkarılabileceğini ve hangi bilgilerin detaylı tarihsel veriye dayandığını ayırt etmelidir. Bu yaklaşım, tarihsel olayların yorumlanmasında kritik bir düşünce geliştirmeyi sağlar.
Bu nedenlerle, doğru cevap “B – Milli Mücadelenin gerekçesi ve yöntemi kararlaştırılmıştır.”
14
Erzurum Kongresi’nde alınan,
● Millî sınırlar içinde vatan bir bütündür, bölünemez.
● Kuva-yı Milliye’yi tek kuvvet olarak tanımak ve millî iradeyi hâkim kılmak esastır.
● Manda ve himaye kabul edilemez.
kararlarından hareketle aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- Yönetim sisteminin değiştirileceğine işaret edilmiştir.
- Osmanlı Hükûmeti’nin denetlenmesi amaçlanmıştır.
- “Vatanın bütünlüğü” ilkesine vurgu yapılmıştır.
- “Tam bağımsızlık” ilkesi dile getirilmiştir.
14. Sorunun Çözümü
Bu soruda, Erzurum Kongresi’nde alınan üç temel karar göz önünde bulundurulmuştur: Millî sınırlar içinde vatanın bir bütün olduğu, bölünemeyeceği, Kuva-yı Milliye’nin tek kuvvet olarak tanınması ve millî iradenin hâkim kılınması ile Manda ve himaye uygulamalarının kesinlikle kabul edilemeyeceği. Bu kararlar, tam bağımsızlık ve ulusal bütünlüğün korunması hedefleri etrafında şekillenmiştir. Şimdi, verilen şıkların her birini detaylı olarak ele alalım:
- A Şıkkı: “Yönetim sisteminin değiştirileceğine işaret edilmiştir.” ifadesi, kongrede tartışılan konular arasında dolaylı olarak yorumlanabilir. Çünkü mevcut düzenin sorgulanması, yeni ve ulusal değerlere dayalı bir sistemin arayışına işaret edebilir. Ancak bu ifade, kongrenin esas vurgusu olan bağımsızlık ve ulusal bütünlüğü doğrudan etkilememektedir.
- B Şıkkı: “Osmanlı Hükûmeti’nin denetlenmesi amaçlanmıştır.” ifadesi ise kongre kararlarıyla kesin bir çelişki içindedir. Çünkü alınan kararlarda, eski düzenin, yani Osmanlı Hükûmeti’nin denetlenmesi veya onun etkisinin sürdürülmesi gibi bir yaklaşım reddedilmiştir. Kongrede, millî iradenin ve bağımsız yönetimin esas olduğu vurgulanmış, dolayısıyla Osmanlı Hükûmeti’nin denetlenmesi söz konusu olamaz. Bu yüzden doğru cevap olarak işaretlenmesi gereken şık budur.
- C Şıkkı: “Vatanın bütünlüğü ilkesine vurgu yapılmıştır.” ifadesi, kongrenin temel prensiplerinden biri olan vatanın bölünemez bütünlüğü ilkesini yansıtmaktadır. Bu nedenle doğru bir çıkarım olarak değerlendirilebilir.
- D Şıkkı: “Tam bağımsızlık ilkesi dile getirilmiştir.” ifadesi de kongrenin reddettiği manda ve himaye uygulamaları ışığında, ulusal egemenliğin ve bağımsızlığın altını çizdiği için doğru kabul edilen bir diğer çıkarımdır.
Özetle, Erzurum Kongresi’nin kararları incelendiğinde, millî sınırlar içinde vatanın bir bütün olduğu, tam bağımsızlık ve yeni bir yönetim anlayışı gibi kavramların ön plana çıktığı görülmektedir. Bu bağlamda, Osmanlı Hükûmeti’nin denetlenmesi gibi bir yaklaşım, alınan kararlara tamamen ters düşmektedir. Öğrenciler, bu tür sorularda her bir şıkkı adım adım değerlendirerek, kongrenin temel amaç ve ilkelerini göz önüne almalıdır. Böylece, neden bazı şıkların doğru, bazı şıkların ise yanlıış olduğunu mantıksal ve tarihsel argümanlarla açıklayabilirler. Bu yaklaşım, sadece sınavlarda değil, tarihsel olayları analiz ederken de eleştirel düşünme becerisini geliştirecektir.
Bu nedenle doğru cevap “B” şıkkıdır çünkü Osmanlı Hükûmeti’nin denetlenmesi millî iradenin, bağımsızlığın ve ulusal bütünlüğün sağlanması yönündeki kararlarla çelişmektedir.
15
Mustafa Kemal Paşa, Erzurum Kongresi’nin açılış konuşmasında
ulusal egemenliğe dayanan bir millet meclisi meydana getirilmesi ve
gücünü milletten alacak bir hükümetin kurulması gerektiğinden bahsetmiştir.
Buna göre kongrenin aşağıdaki kararlarından hangisinin bu doğrultuda alındığı söylenebilir?
- Manda ve himaye kabul edilemez.
- Millî sınırları içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz.
- Kuvâ-yı Millîye’yi etkin ve millî iradeyi hâkim kılmak esastır.
- Hristiyan azınlıklara siyasi hâkimiyet ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez.
15. Sorunun Çözümü
Bu soruda, Mustafa Kemal Paşa’nın Erzurum Kongresi açılış konuşmasında vurguladığı temel noktalar; ulusal egemenliğe dayanan bir millet meclisi oluşumu ve gücünü milletten alacak bir hükümet kurulmasıdır. Bu bağlamda, kongre kararları içerisinde hangi ifadenin bu görüşle uyumlu olduğuna dikkat edilmelidir. Öğrenciler, her şıkkı adım adım değerlendirerek, kongrenin temel amaçlarını kavrayıp eleştirel düşünme yetilerini geliştirmelidir.
- A Şıkkı: “Manda ve himaye kabul edilemez.” ifadesi, kongrenin dış baskılara karşı bağımsızlık hedefini yansıtsa da, doğrudan ulusal egemenliğe dayalı bir millet meclisi veya hükümet kurulması gerekliliğiyle ilişkilendirilemez. Dolayısıyla, bu şık Mustafa Kemal Paşa’nın vurguladığı millî egemenlik temasına doğrudan hitap etmez.
- B Şıkkı: “Millî sınırları içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz.” ifadesi, ulusal bütünlük kavramını ön plana çıkarmaktadır. Bu ifade, vatanın bölünmez bütünlüğünü savunur ancak, kongrede asıl tartışılan konu olan egemenliğe dayalı hükümet kurulması ve millet meclisinin oluşumuna dair doğrudan bir vurgu yapmaz.
- C Şıkkı: “Kuvâ-yı Millîye’yi etkin ve millî iradeyi hâkim kılmak esastır.” ifadesi, Mustafa Kemal Paşa’nın vurguladığı gücünü milletten alacak bir hükümetin kurulması ve ulusal egemenliğin sağlanması düşüncesini en net şekilde yansıtmaktadır. Kongrede, ulusal iradenin etkinliğinin sağlanması amacıyla kuvvetin milli temeller üzerine inşa edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu nedenle, sorunun doğru cevabı olarak işaretlenmiştir.
- D Şıkkı: “Hristiyan azınlıklara siyasi hâkimiyet ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez.” ifadesi, daha çok azınlık politikaları ve toplumsal denge konularını ele alır. Kongrenin temel gündemi ise ulusal egemenlik ve bağımsızlık üzerine kuruludur. Bu şık, Mustafa Kemal Paşa’nın konuşmasında öne çıkan konularla örtüşmemekte ve dolayısıyla doğru cevap olarak değerlendirilemez.
Sonuç: Mustafa Kemal Paşa’nın vurguladığı ulusal egemenliğe dayanan bir millet meclisi ve gücünü milletten alacak bir hükümet fikri doğrultusunda, kongre kararları arasında milli iradenin etkin bir şekilde hayata geçirilmesinin önemini ortaya koyan şık “C” olarak öne çıkmaktadır. Bu şıkkın seçilmesi, sadece kongrenin ana temasını yansıtmakla kalmayıp, aynı zamanda öğrencilerin tarihsel olayları ve alınan kararların ardındaki mantığı doğru analiz edebilme becerilerini de geliştirmelerine yardımcı olacaktır.
16
Mustafa Kemal Paşa, Milli Mücadele ruhunu “Söylev” adlı eserinde şöyle tanımlamıştır:
“Millet fertleri; yalnız düşman karşısında bulunanlar değil, köyde, evinde, tarlasında bulunan herkes
silâhla vuruşan savaşçı gibi kendini vazifeli sayarak bütün varlığını yalnız mücadeleye verecekti.
Bütün maddî ve manevî varlığını yalnız vatan savunmasına vermekte ağır davranan milletler, savaş ve
çarpışmayı gerçekten göze almış ve başarabileceklerine inanmış sayılmazlar.”
Mustafa Kemal Paşa’nın bu sözlerinden hareketle aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?
- Vatan savunmasında maddi imkânların kullanılmasına öncelik verilmelidir.
- Halkın çatışma bölgelerinden uzak, güvenli alanlara taşınması gereklidir.
- Düşman karşısında askerî birliklerin mücadele etmesi yeterlidir.
- Topyekûn mücadeleyi benimseyen milletler başarılı olacaktır.
16. Sorunun Çözümü
Bu soruda, Mustafa Kemal Paşa’nın Söylev adlı eserinde ortaya koyduğu Milli Mücadele ruhunun en önemli unsurlarından biri; milletin yalnızca belirli askerî birliklere bağlı kalmadan, tüm fertlerin silâhlı savaşçı gibi kendini vatan savunmasına adaması gerektiğidir. Paşa, yalnızca ordunun değil, köyde, evde, tarlada bulunan her bireyin mücadeleye katkı sağlaması gerektiğini vurgulayarak, toplumsal dayanışma ve topyekûn mücadele ruhunun başarılı olmanın temel anahtarı olduğunu belirtmiştir. Bu bağlamda sorudaki şıkları değerlendirdiğimizde, hangi şıkkın bu bütüncül yaklaşımı en iyi yansıttığını görmek mümkündür.
- A Şıkkı: “Vatan savunmasında maddi imkânların kullanılmasına öncelik verilmelidir.” ifadesi, maddî kaynakların önemine işaret etmekle birlikte, Paşa’nın vurguladığı asıl nokta milletin toplumsal dayanışması ve her bireyin aktif katılımıdır. Maddi imkanlar elbette önemlidir ancak bu yaklaşım, mücadeledeki en önemli unsuru göz ardı eder.
- B Şıkkı: “Halkın çatışma bölgelerinden uzak, güvenli alanlara taşınması gereklidir.” ifadesi, milletin vatan savunmasındaki aktif rolü yerine, bireylerin güvenlik için geri çekilmesini öne sürmektedir. Mustafa Kemal Paşa’nın söyleminde ise, her vatandaşın mücadeleye katkıda bulunması gerektiği anlatılmaktadır. Bu nedenle, bu şık temel düşünceyle örtüşmez.
- C Şıkkı: “Düşman karşısında askerî birliklerin mücadele etmesi yeterlidir.” ifadesi, yalnızca profesyonel askerî birliklerin savaşa katılımını yüceltir. Ancak Paşa’nın sözlerinde, yalnızca askerî güç değil; her millet ferdinin kendini silâhlı savaşçı olarak görmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bu yüzden, yalnızca askerî birliklere odaklanmak, milletin geniş katılımını ve topyekûn mücadele ruhunu yansıtmaz.
- D Şıkkı: “Topyekûn mücadeleyi benimseyen milletler başarılı olacaktır.” ifadesi, Mustafa Kemal Paşa’nın söyleminde yer alan esas düşünceyle birebir örtüşmektedir. Paşa, milletin yalnızca belli kesimlerinin değil, her ferdinin vatan savunmasına kendini adaması gerektiğini belirtmiş; bu da topyekûn mücadeleyi benimseyen milletlerin başarıya ulaşacağının altını çizmiştir.
Özetle, Mustafa Kemal Paşa’nın Söylevinde dile getirdiği fikir, mücadelede tüm milletin aktif katılımının gerekliliğidir. Bu bağlamda, yalnızca maddî imkanların kullanılması, güvenli alanlara çekilme veya sadece askerî birliklerin mücadele etmesi, milletin birlik ve beraberliğini sağlamaya yetmemektedir. Her bireyin mücadeleye katılması, ulusal egemenliğin ve bağımsızlığın teminatıdır. Dolayısıyla, soruda yer alan şıklar arasında, topyekûn mücadeleyi benimseyen milletlerin başarılı olacağı vurgusu, Paşa’nın anlatmak istediği ruhu en doğru şekilde yansıtmaktadır. Bu nedenle, doğru cevap “D” şıkkıdır.
17
Aşağıda Mustafa Kemal Atatürk’ün devletin görevleri hakkındaki sözleri yer almaktadır:
Milletin kurduğu devletin ve hükûmet teşkilatının, vatandaşlara karşı yükümlü olduğu vazifeleri ve yetkileri vardır.
Bu vazife ve yetkiler şöyle sıralanabilir:
● Memleket içinde, güvenliği ve adaleti sağlayarak ve devam ettirerek vatandaşların her çeşit hürriyetini güven
altında bulundurmak.
● Dış siyaset ve diğer milletlerle olan ilişkileri iyi idare ederek ve her çeşit savunma kuvvetlerini daima hazır
tutarak milletin bağımsızlığını güven altına almak.
Atatürk’ün sözlerinden hareketle devletin görev ve sorumlulukları içerisinde,
I. Kişi hak ve özgürlüklerini güvence altına almak
II. Halkı iç ve dış tehditlere karşı korumak
III. Bağımsızlığın devamı için mücadele etmek
hedeflerinden hangileri yer alır?
- I ve II
- I ve III
- II ve III
- I, II ve III
17. Sorunun Çözümü
Bu soruda, Mustafa Kemal Atatürk’ün devletin görevleri hakkındaki ifadeleri doğrultusunda, devletin vatandaşlara karşı üstlendiği üç temel görev vurgulanmıştır. Atatürk’ün sözlerinden anlaşılacağı üzere; kişilerin hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınması, halkın iç ve dış tehditlere karşı korunması ve bağımsızlığın devamı için mücadele edilmesi devletin temel sorumlulukları arasında yer almaktadır. Bu görevler, modern devlet anlayışının ve vatandaş odaklı politikaların temel taşlarıdır. Şimdi her bir şıkkı detaylı olarak inceleyelim:
- A Şıkkı: “I ve II” ifadesi, devletin hem kişisel hak ve özgürlüklerin korunması hem de halkın iç ve dış tehditlere karşı korunması görevini kapsar. Ancak bu şık, Atatürk’ün bahsettiği bağımsızlığın devamı için mücadele ilkesini içermemektedir.
- B Şıkkı: “I ve III” ifadesi, kişisel hakların güvence altına alınması ve bağımsızlık mücadelesini içerir. Fakat, devletin halkı iç ve dış tehditlere karşı koruma görevine değinmediği için eksik kalmaktadır.
- C Şıkkı: “II ve III” ifadesi, sadece halkın korunması ve bağımsızlık mücadelesi yönünü kapsar. Bu şıkta ise, vatandaşların temel hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınması eksik bırakılmıştır.
- D Şıkkı: “I, II ve III” ifadesi, devletin tüm temel görevlerini; yani kişisel hak ve özgürlüklerin korunması, halkın iç ve dış tehditlere karşı korunması ile bağımsızlığın devamı için mücadele edilmesi ilkesini tam olarak kapsamaktadır.
Sonuç: Atatürk’ün devletin görevlerine ilişkin vurguladığı hususların tamamını içeren doğru yaklaşım, devletin tam bir bütün olarak vatandaşların haklarını koruması, onları tehditlere karşı kollaması ve bağımsızlığın sürekliliğini sağlamak için mücadele etmesidir. Bu nedenlerle, “I, II ve III” görevlerini kapsayan “D” şıkkı, soruda aranan doğru cevaptır. Öğrenciler, bu tür sorularda her bir görevin önemini ve devlet politikalarıyla nasıl ilişkilendiğini analiz ederek, kapsamlı bir değerlendirme yapmalıdır. Bu sayede, devletin modern işleyişine dair daha derin bir anlayış geliştirilebilir.
18 Mustafa Kemal Paşa, hazırlamış olduğu Amasya Genelgesi’ne ait taslak için; Ali Fuat Bey, Rauf Bey, Refet Bey ve Erzurum’da bulunan Kazım Paşa’nın da görüş ve onayını almıştır. Tarihe Amasya Genelgesi olarak geçen bu ihtilal beyannamesinin öne çıkan maddeleri ise şunlardı:
● Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir.
● Osmanlı hükümeti üzerine aldığı sorumluluğu yerine getirememektedir.
● Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
Metne göre Amasya Genelgesi ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
- Osmanlı hükümet üyeleri değiştirilmiştir.
- Milli Mücadelenin gerekçesi belirtilmiştir.
- Genelge kararları kişisellikten çıkarılmıştır.
- Milli Mücadelenin yol haritası belirlenmiştir.
18. Sorunun Çözümü
Bu soruda, Amasya Genelgesi‘nin temel maddeleri ve amacı göz önünde bulundurularak, metinden hangi sonuca ulaşılabileceğini analiz etmemiz istenmektedir. Metinde, Amasya Genelgesi’nin öne çıkan maddeleri arasında; vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı konularına vurgu yapılmış, ayrıca Osmanlı hükümetinin görevini yerine getirememesi ve milletin azim ve kararıyla bağımsızlığın sağlanacağı belirtilmiştir. Bu açıklamalar, belgenin milli mücadeleye gerekçe oluşturan, mevcut düzenin yetersizliğini ortaya koyan ve ulusal iradenin önemini vurgulayan bir belge olduğunu göstermektedir.
- A Şıkkı: “Osmanlı hükümet üyeleri değiştirilmiştir.” ifadesi, metinde yer alan maddelerden ulaşılabilecek bir sonuç değildir. Çünkü genelgede, Osmanlı hükümetinin görevini yerine getirememesi vurgulanmış olsa da, üyelerin değiştirilmesi veya yenilenmesi gibi spesifik bir uygulamaya değinilmemiştir. Dolayısıyla, bu sonuç metinden çıkarılamaz.
- B Şıkkı: “Milli Mücadelenin gerekçesi belirtilmiştir.” ifadesi, genelgedeki “vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığının tehlikede olduğu” vurgusu sayesinde, milli mücadelenin gerekçesinin ortaya konduğu sonucuna ulaşmamızı sağlar.
- C Şıkkı: “Genelge kararları kişisellikten çıkarılmıştır.” ifadesi, Amasya Genelgesi’nin milli irade ve toplumun ortak kararıyla belirlendiğine işaret eden yönüyle metinden çıkarılabilir.
- D Şıkkı: “Milli Mücadelenin yol haritası belirlenmiştir.” ifadesi de, genelgedeki maddelerin milli mücadelenin nasıl yürütüleceğine dair stratejik bir yaklaşım sunması bakımından doğru bir sonuçtur.
Özetle, Amasya Genelgesi’nin içerdiği maddelerden; milli mücadeleye gerekçe oluşturan, mevcut düzenin yetersizliğini ortaya koyan ve toplumsal iradenin önemine dikkat çeken bir belge olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, Osmanlı hükümet üyelerinin değiştirilmesine dair bir bilgi verilmediğinden, “Osmanlı hükümet üyeleri değiştirilmiştir.” ifadesine ulaşılamaz. Bu nedenle, doğru cevap “A” şıkkıdır.
19 Aşağıdaki tabloda Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’nda kendi sınırları içinde savaştığı bazı cepheler ve bu cephelerin açılma nedenleri verilmiştir.
| Cephe | Açılma Nedeni |
|---|---|
| Çanakkale Cephesi | İtilaf Devletlerinin, müttefiki olan Rusya’ya yardım götürmek istemesi |
| Kanal Cephesi | İngiltere’nin, sömürgeleriyle olan bağlantısının kesilmek istenmesi |
| Irak Cephesi | İngiltere’nin, Musul petrollerine sahip olmak ve Rusya’ya Kafkasya üzerinden yardım götürmek istemesi |
Buna göre aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
- İngiltere ile farklı cephelerde savaş yapılmıştır.
- Osmanlı Devleti, Kanal Cephesi’nde başarılı olmuştur.
- Osmanlı Devleti, coğrafi olarak önemli bir konumdadır.
- Cephelerin açılmasında ekonomik nedenler de etkilidir.
19. Sorunun Çözümü
Bu soruda, Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı sırasında kendi sınırları içerisinde açtığı cepheler ve bu cephelerin açılma nedenlerine ilişkin verilen tabloda yer alan bilgiler dikkatle incelenmelidir. Tabloda, her cephe için açılma nedeni belirtilmiş; bu da hangi yargıya ulaşılabileceğini sorgulamamıza olanak tanımaktadır. Öğrenciler, verilen bilgileri kullanarak hangi yorumların mantıklı olup olmadığını değerlendirmelidir.
- A Şıkkı: “İngiltere ile farklı cephelerde savaş yapılmıştır.” ifadesi, tabloda yer alan Kanal Cephesi ve Irak Cephesi nedenleri göz önünde bulundurulduğunda mantıklı bir çıkarımdır. Her iki cephede de İngiltere’nin stratejik hedefleri öne çıkmaktadır; bu durum, farklı cephelerde farklı amaçlar doğrultusunda savaş yapıldığı sonucuna varmamıza olanak tanır.
- B Şıkkı: “Osmanlı Devleti, Kanal Cephesi’nde başarılı olmuştur.” ifadesi, tabloda yer alan bilgilerden ulaşılamayan bir sonuçtur. Tabloda, Kanal Cephesi’nin açılma nedeni olarak İngiltere’nin sömürgeleriyle olan bağlantısının kesilmek istenmesi belirtilmiştir. Ancak, cephedeki başarı ya da başarısızlığa dair hiçbir veriye yer verilmemiştir. Dolayısıyla, bu çıkarım mantıksal olarak desteklenememektedir.
- C Şıkkı: “Osmanlı Devleti, coğrafi olarak önemli bir konumdadır.” ifadesi, tabloda sunulan cephelerin ülke sınırları içerisinde açılmış olması ve bu cephelerin stratejik nedenlere dayanması göz önünde bulundurulduğunda değerlendirilebilir. Bu durum, Osmanlı Devleti’nin stratejik konumunu ve bölgesel önemini yansıttığı anlamına gelmektedir.
- D Şıkkı: “Cephelerin açılmasında ekonomik nedenler de etkilidir.” ifadesi, özellikle Irak Cephesi’nde yer alan Musul petrollerine sahip olunması gerekliliği gibi ekonomik unsurların, cephe açılma nedenleri arasında yer aldığını göstermektedir. Bu nedenle, ekonomik etkenlerin de savaş stratejisinde etkili olduğu sonucuna varılabilir.
Özetle, tabloda verilen bilgilerden İngiltere’nin farklı stratejik hedeflere yönelik hareketleri, Osmanlı Devleti’nin coğrafi öneminin ve ekonomik etkenlerin savaş stratejisindeki yerinin çıkarılabildiği görülmektedir. Ancak, tabloda herhangi bir cephedeki askeri başarının ölçütüne dair veri bulunmamaktadır. Bu nedenle, “Osmanlı Devleti, Kanal Cephesi’nde başarılı olmuştur.” ifadesine ulaşmak mümkün değildir. Bu mantıksal eksiklik, diğer şıkların aksine belirgin bir çelişki barındırmaktadır.
Sonuç olarak, tabloda verilen bilgiler ışığında ulaşılmayan yargı “B” şıkkıdır. Bu açıklama, öğrencilerin kaynaklardan doğru çıkarımları yapabilme ve tarihsel verileri analiz edebilme yeteneklerini geliştirmelerine yardımcı olacaktır.
20
23 Nisan 1920’de açılan TBMM; ulusal bağımsızlığı öngördüğü için İtilaf Devletleri’ni,
ulusal egemenliği öngördüğü için de Osmanlı yönetimini rahatsız etmiştir.
Bu rahatsızlıktan dolayı İstanbul Hükûmeti ve İtilaf Devletleri,
Türk halkını TBMM’ye karşı kışkırtmış; bu da Anadolu’nun dört bir yanında
isyanların çıkmasına neden olmuştur.
Bu isyanlar yeni kurulan TBMM için bir otorite sınavı olmuş ve sonuçta TBMM,
ayaklanmaları bastırmayı başarmıştır.
Buna göre, aşağıdaki yargılardan hangilerine ulaşılabilir?
| Durum | Sonuç |
|---|---|
| TBMM’yi yıpratmak için girişimlerde bulunulmuştur. | İstanbul Hükûmeti ve İtilaf Devletleri ayaklanmaları teşvik etmiştir. |
| Ayaklanmaların bastırılması TBMM’nin otoritesini sağlamlaştırmıştır. | TBMM, halk üzerindeki denetimini artırmıştır. |
| İstanbul Hükûmeti ve İtilaf Devletleri TBMM’nin karşısında yer almıştır. | Bağımsızlık mücadelesine karşıt bir politika izlemişlerdir. |
- Yalnız I
- I ve III
- II ve III
- I, II ve III
20. Sorunun Çözümü
Bu soruda, 23 Nisan 1920’de açılan TBMM’nin ulusal egemenliği ve bağımsızlığı öngörmesi nedeniyle, İstanbul Hükûmeti ve İtilaf Devletleri’nin TBMM’ye karşı kışkırtıcı politikalar izleyerek Anadolu’da isyanlar çıkardığı ve bu isyanların bastırılması sonucu TBMM’nin otoritesinin pekiştirildiği olaylar zinciri incelenmektedir. Sorunun temel amacı, verilen tabloda yer alan durum ve sonuçlar üzerinden TBMM’nin otorite sınavından nasıl başarıyla geçtiğine dair çıkarımlara ulaşmaktır.
- I. Durum: TBMM’yi yıpratmak için girişimlerde bulunulmuş; Sonuç: İstanbul Hükûmeti ve İtilaf Devletleri, ayaklanmaları teşvik etmiştir.
Bu durum, TBMM’ye yönelik dış baskı girişimlerinin varlığını ve bu girişimlerin ayaklanmalar yoluyla ifade edildiğini göstermektedir. - II. Durum: Ayaklanmaların bastırılması TBMM’nin otoritesini sağlamlaştırmıştır; Sonuç: TBMM, halk üzerindeki denetimini artırmıştır.
Bu durum, isyanların bastırılmasının TBMM’nin meşruiyetini ve halkla olan ilişkisini güçlendirdiğini ortaya koymaktadır. - III. Durum: İstanbul Hükûmeti ve İtilaf Devletleri TBMM’nin karşısında yer almıştır; Sonuç: Bağımsızlık mücadelesine karşıt bir politika izlemişlerdir.
Bu durum, dış güçlerin TBMM’nin kurulmasıyla başlayan bağımsızlık mücadelesine karşı duruş sergilediğini göstermektedir.
Değerlendirme: Yukarıda açıklanan her üç durum, TBMM’nin karşılaştığı zorlukların ve bu zorlukların sonucunda otoritesinin nasıl pekiştirildiğinin farklı boyutlarını ortaya koymaktadır.
Birinci durum, dış güçlerin TBMM’ye zarar vermek amacıyla ayaklanmaları kışkırtdığını, ikinci durum, bu ayaklanmaların bastırılmasıyla TBMM’nin halk üzerindeki kontrolünün arttığını ve üçüncü durum, İstanbul Hükûmeti ile İtilaf Devletleri’nin bağımsızlık mücadelesine karşıt tutumunu ifade etmektedir.
Bu tabloda yer alan tüm durum ve sonuçlar, TBMM’nin kuruluşunun ardından yaşanan isyanlar ve bu isyanların bastırılması süreci ile ilgili çıkarımlarda bulunulmasına olanak tanımaktadır. Dolayısıyla, tüm verilen yargılara (I, II ve III) ulaşılabilmektedir.
Sonuç olarak, doğru cevap “D” şıkkıdır.
8.soru yanlış düzeltilmesi gerek
8. soruyu incelemesi için İnkilap Tarihi Hocamıza ilettim. En kısa süre içinde düzeltilmesi gerekli bir durum varsa gerekli düzeltme işlemi yapılacaktır.
Mahmut Hocam,
8. soruyu inceledim. Hiçbir hata söz konusu değil. Öğrencimizin Kafkas Cephesi’nde Kars, Ardahan ve Batum’u geri alma hedefimiz olduğunu bilmesi harika bir detay. Tarihsel olarak tamamen haklı ama sorumuz doğru ve cevap kesinlikle C.
Buradaki kritik nokta, LGS’nin en temel kuralı olan “Buna göre” ifadesidir. Bu ifade, öğrenciye “Kendi bildiklerini unut, sadece tablodaki yazılara bak” der. Tabloyu incelediğimizde:
I. Madde: İki cephede de “saldırıya geçilmiştir” yazdığı için taarruz yapıldığı ortaktır.
II. Madde: Kanal’da çöl sıcakları ve susuzluk, Kafkas’ta ise kış şartları ordumuzu etkilemiştir. Doğa koşullarının etkisi ortaktır.
III. Madde: “Kaybedilen toprakları geri almak” hedefi, tabloda sadece Kanal Cephesi’nde (Mısır’ı geri almak) yazıyor. Kafkas Cephesi’nde ise sadece Bakü petrolleri ve Türkleri birleştirmek hedefleri verilmiş.
Öğrencimiz kendi bildiği doğru bilgiyi (eski toprakları alma hedefimizi) tabloya dahil ettiği için D şıkkına gidiyor. Tabloda yazmayan bir bilgiyi doğru kabul edemeyiz; bu LGS’nin klasik tablo okuma tuzağıdır. Öğrencimizin sadece bu test tekniğine odaklanması yeterli olacaktır.
Hocam Gora bave TE ne demek arkadaşım sürekli bana öyle diyor l
Bu ifade dil yapısı itibariyle Kürtçe bir ifadedir. Tam manasını bende bilmiyorum maalesef.