1
I. “Ey iman edenler! Mallarınızı birbirinize haksızlık ederek değil, karşılıklı rızaya dayalı ticaretle yiyin. …” (Nisâ suresi, 29. ayet)
II. “… Kim bir kimseyi öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir can kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur…” (Mâide suresi, 32. ayet)
III. “Kim de bir mümini kasten öldürürse cezası, içinde devamlı kalmak üzere cehennemdir. …” (Nisâ suresi, 93. ayet)
Numaralanmış ayetlerden hangileri can güvenliği ile ilgilidir?
- Yalnız I
- Yalnız II
- I ve III
- II ve III
1. Sorunun Çözümü
Bu soruda, verilen ayetlerin hangilerinin can güvenliği ile ilişkili olduğunu analiz edeceğiz. Öncelikle, I. Ayet (Nisâ suresi, 29. ayet) ticaret ve mal ilişkilerine değinmektedir. Bu ayette, insanların mal varlıklarını haksızlık yapmadan, karşılıklı rızaya dayalı bir biçimde yönetmeleri emredilir. Ancak burada can güvenliği kavramına doğrudan bir vurgu yoktur; çünkü ayetin odağı, ekonomik düzen ve adil ticarettir.
II. Ayet (Mâide suresi, 32. ayet) ise, bir kimsenin öldürülmesinin tüm insanları öldürmekle eşdeğer olduğu, bir can kurtarmanın ise bütün insanların hayatını kurtarmak anlamına geldiğini bildirir. Bu ayette, ölüm ve yaşam arasındaki temel fark, can güvenliği bağlamında ele alınmıştır. Çünkü burada, insanların hayatını korumanın önemi açıkça vurgulanmaktadır.
III. Ayet (Nisâ suresi, 93. ayet) ise, bir mümini kasten öldürmenin ağır cezası olduğunu belirtir. Bu ayet, ölüm ve onun getirdiği cezai sorumlulukları ele alarak, can güvenliğinin korunmasının ne denli önemli olduğunu gösterir. Bu nedenle, III. ayette de can güvenliği teması güçlü bir şekilde işlenmiştir.
Bu değerlendirmeler ışığında, sadece II ve III numaralı ayetler, can güvenliği kavramını içerir. Seçeneklere baktığımızda:
- Şık A: Yalnız I – Yanlış, çünkü I. ayet sadece ticari işlemlere odaklanmaktadır.
- Şık B: Yalnız II – Kısmen doğru olsa da, III. ayetin de can güvenliğini kapsadığı göz önünde bulundurulduğunda eksik kalır.
- Şık C: I ve III – Yanlış, çünkü I. ayet konuyla ilgisizdir.
- Şık D: II ve III – Doğru, çünkü her iki ayet de can kurtarma, ölüm ve ceza kavramları üzerinden can güvenliğini ele almaktadır.
Sonuç olarak, can güvenliği kavramı, insanların hayatının korunması, ölüm ve onun cezai boyutları üzerinden değerlendirilmiştir. II. ve III. ayetler bu bağlamda doğru cevabı destekler. Öğrenciler olarak, her bir ayetin temel mesajını ve hangi konuyu ön plana çıkardığını dikkatlice incelemeniz gerekmektedir. Ayetlerde yer alan mesajların doğru anlaşılması, hem dini metinlerin yorumlanması hem de hayatımızdaki değerlerin kavranması açısından önemlidir. Bu yüzden, sorunun doğru cevabı olarak “II ve III” seçilmiştir. Adım adım yapılan analiz, her şıkkın neden uygun ya da uygun olmadığını açıkça ortaya koymaktadır.
2
Hz. Muhammed bir keresinde, “Müflis kimdir, bilir misiniz?” diye sorar. Sahabe, “Bizim aramızda müflis, parası ve eşyası olmayan kimsedir.” diye karşılık verince şöyle buyurur:
“Benim ümmetimden müflis o kimsedir ki kıyamet gününde namaz, oruç ve zekât gibi ibadetlerin sevabıyla gelmiş, ancak şuna sövmüş, buna iftirada bulunmuş, ötekinin malını yemiş, berikinin kanını dökmüş, diğerini de dövmüştür. Bu nedenle, hesap gününde hakkına girdiği kimselere onun iyiliklerinden alınıp dağıtılır. Eğer yaptığı iyilikleri kötülüklerinin cezasını karşılamaya yetmezse hak sahiplerinin günahlarından alınarak onun üzerine yüklenir. Sonra da günahkâr bir kimse olarak cehenneme atılır. İşte asıl müflis bu kişidir.”
Bu hadiste aşağıdakilerden hangisi vurgulanmaktadır?
- Yararsız işlerden kaçınma
- Kul hakkından uzak durma
- Hatalarından ders çıkarma
- Bolluk ve darlıkta infak etme
2. Sorunun Çözümü
Bu soruda Hz. Muhammed’in hadisi, ümmet içindeki gerçek müflis kavramını açıklamaktadır. Öncelikle hadiste, sahabenin tanımladığı maddi müflislik anlayışından farklı olarak, Peygamber Efendimiz, kul hakkından uzak durmayan, iyilik ve kötülük dengesi içinde davranan bir müflis tanımını ortaya koymuştur. Burada esas vurgulanan nokta, toplumda birbirimizin haklarına saygı göstermek, başkalarının mal ve canına zarar vermemek gibi sosyal ve ahlaki değerlere sahip çıkmaktır.
Doğru cevap: Şık B “Kul hakkından uzak durma” olarak belirlenmiştir. Çünkü hadiste, ümmetten asıl müflisin, ibadetlerin sevabı ile gelmiş olsa dahi, başkalarının malına el koymak, iftira atmak, hatta kan dökmek gibi davranışlarda bulunan kişi olduğu anlatılmaktadır. Bu durum, kişinin kendi ibadetleri ne kadar sağlam olursa olsun, toplumsal sorumlulukları ve kul haklarını ihmal etmesinin, ruhani ve ahlaki olarak ne kadar yıkıcı olduğunu göstermektedir.
Yanlış Şıkların Değerlendirilmesi:
- Şık A: Yararsız işlerden kaçınma – Bu ifade, bireyin boş veya faydasız işlerden uzak durmasını ifade eder ancak hadiste vurgulanan mesele, ibadetlerin karşılığında yapılan kötü davranışların toplumsal adaleti zedelemesidir. Dolayısıyla bu seçenek konuya tam oturmamaktadır.
- Şık C: Hatalarından ders çıkarma – Bu şık, bireyin yaptığı yanlışlardan öğrenerek davranışlarını düzeltmesi gerektiğine işaret eder. Ancak hadiste esas olarak, kişinin kötü davranışlarının sonuçları üzerinde durulmakta, kul hakkının korunmasının gerekliliği vurgulanmaktadır.
- Şık D: Bolluk ve darlıkta infak etme – İnfağın gerekliliği, zenginlik veya yoksulluk durumunda yapılan yardımlaşmayı ifade eder. Ancak hadiste, toplumsal adalet ve bireyler arası hakların korunması ön plandadır; infak konusu burada yer almamaktadır.
Özetle, hadisin asıl mesajı, kul haklarına saygı gösterilmesinin ne kadar önemli olduğunu, ibadetlerin sevabı olsa dahi toplum içinde kötü davranışların kabul edilemez olduğunu öğretmektir. Öğrenciler, bu hadisi değerlendirirken hem bireysel hem de toplumsal sorumlulukların önemini kavramalıdır. Hadisteki örnekler, toplumda adaletin sağlanması ve bireylerin birbirlerine karşı duyarlı olmaları gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, bu soruda doğru cevap olarak “Kul hakkından uzak durma” (Şık B) seçilmiştir.
3
• Telif hakkı, kişinin her türlü fikrî emeği ile meydana getirdiği ürünler üzerinde hukuken sağlanan haklardır.
• İslam’da bir insanın malını onun izni olmadan almak ve kullanmak günah sayılmış ve yasaklanmıştır.
Buna göre aşağıdaki ayet ve hadislerden hangisi “telif hakkı” ile ilişkilendirilemez?
- “Ey iman edenler! Birbirinizin mallarını batıl yollarla yemeyin. …” (Nisâ suresi, 29. ayet)
- “Hiç kimse kendi el emeğiyle kazandığından daha hayırlı bir lokma yememiştir…” (Hadis-i şerif)
- “Kim Allah için elindekinden verir ve sakınıp O’nu tasdik ederse, biz onun işlerini kolaylaştırır, onu başarılı kılarız.” (Leyl suresi, 5-7. ayetler)
- “… İnsanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helal kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık.” (Nisâ suresi, 160. ayet)
3. Sorunun Çözümü
Bu soruda, telif hakkı kavramı çerçevesinde, İslam’da kişinin el emeği ile ürettiği eserlerin korunması ve başkalarının malına, fikri mülkiyetine müdahale edilmemesi gerektiği prensibi ele alınmaktadır. Telif hakkı, bir eserin yaratıcı emeğinin hukuken korunmasıdır. Dolayısıyla, verilen ayet ve hadislerden hangi metnin telif hakkı ile doğrudan ilişkilendirilemeyeceğini anlamamız gerekmektedir.
Şık A: “Ey iman edenler! Birbirinizin mallarını batıl yollarla yemeyin…” (Nisâ suresi, 29. ayet) ifadesi, genel anlamda başkalarının malına haksızlık yapılmaması gerektiğini vurgulamakta olup, eserin yaratıcı emeğinin korunması açısından bir benzerlik taşır. Telif hakkı korumasında da esas, başkalarının emeğine haksızlık yapılmamasıdır.
Şık B: “Hiç kimse kendi el emeğiyle kazandığından daha hayırlı bir lokma yememiştir…” (Hadis-i şerif) ifadesi, kişinin kendi emeği ile kazandığı değerin altını çizerken, emeğin karşılığının alınması gerektiğini ifade etmektedir. Bu düşünce, eserin yaratıcısının emeğinin değerinin bilinmesi gerektiği açısından telif hakkı kavramıyla uyumlu görülmektedir.
Şık D: “… İnsanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helal kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık.” (Nisâ suresi, 160. ayet) de, mülkiyet hakkının ihlaline dair uyarıda bulunarak, başkalarının malına haksızlık yapılmaması gerektiğini bildirir. Bu bağlamda, kişinin ürettiği eserin (fikir, sanat vb.) korunması için de benzer prensipler geçerlidir.
Şık C: “Kim Allah için elindekinden verir ve sakınıp O’nu tasdik ederse, biz onun işlerini kolaylaştırır, onu başarılı kılarız.” (Leyl suresi, 5-7. ayetler) ifadesi ise esasen kişinin cömertliği, infakı ve iyilik yapması konularında teşvik edici bir mesaj vermektedir. Bu ayet, telif hakkının temelinde yatan, yani eserin yaratıcı emeğinin korunması ya da fikri mülkiyetin ihlali ile ilgili doğrudan bir içerik sunmamaktadır. Dolayısıyla, telif hakkı kavramı ile ilişkilendirilemeyecek metin bu şıktır.
Sonuç olarak, diğer şıklar mal ve emeğin korunması, haksızlık yapılmaması gibi telif hakkı ile örtüşen prensipleri içerirken, Şık C kişisel cömertlik ve iyilik yapmaya dair bir teşviki ifade ettiği için, telif hakkı kavramı ile ilişkilendirilememektedir. Bu nedenle, doğru cevap olarak “Şık C” seçilmiştir.
4 Aşağıdaki tutum ve davranışlardan hangisi İslam’da yer alan “canın korunması” ilkesi ile ilişkilidir?
- İş güvenliğini sağlayıcı tedbirlerin alınması
- Aile bireylerinin hak ve hukukunun gözetilmesi
- İnsanlar arasında yardımlaşma bilincinin geliştirilmesi
- Hile, rüşvet gibi haksız kazanç yollarının yasaklanması
4. Sorunun Çözümü
Bu soruda “canın korunması” ilkesi kapsamında, İslam dininde hayatın ve bireyin fiziksel güvenliğinin ne kadar önemli olduğuna değinilmiştir. Doğru cevap: Şık A “İş güvenliğini sağlayıcı tedbirlerin alınması” olarak belirlenmiştir. Bu şık, çalışılan ortamda ortaya çıkabilecek riskleri en aza indirgemek ve insanların can güvenliğini korumak amacıyla alınan önlemleri ifade etmektedir. İslam’ın temel değerlerinden biri olan hayatın korunması, bireylerin yaşamlarını tehlikeye atan unsurlara karşı duyarlı olunmasını ve toplumsal düzenin sağlanmasını gerektirir.
Şıkların Değerlendirilmesi:
- Şık A: İş güvenliğini sağlayıcı tedbirlerin alınması, doğrudan canın korunması ilkesine hitap eder. İş yerinde alınan önlemler, kazaların ve yaralanmaların önüne geçerek bireylerin hayatını korumayı amaçlar.
- Şık B: Aile bireylerinin hak ve hukukunun gözetilmesi, toplumsal ve ailevi ilişkilerin düzenlenmesi açısından önemlidir; ancak burada temel vurgu can güvenliği değil, aile içi adalet ve saygı üzerinedir.
- Şık C: İnsanlar arasında yardımlaşma bilincinin geliştirilmesi, toplumun dayanışma ruhunu güçlendirir; fakat bu durum daha çok sosyal yardımlaşma ve paylaşım ile ilgilidir, doğrudan canın korunması meselesine odaklanmaz.
- Şık D: Hile, rüşvet gibi haksız kazanç yollarının yasaklanması, ekonomik adalet ve dürüstlük ilkeleri ile bağlantılıdır. Bu durum, mal ve hakların korunmasıyla ilgilidir ancak fiziksel güvenlik, yani canın korunması konusunu kapsamaz.
Özetle, İslam’da hayatın korunması prensibi, bireylerin yaşamlarını riske atan durumların önüne geçmeyi ve güvenli bir çalışma ortamı sağlamayı içerir. İş güvenliği tedbirleri alındığında, kazaların ve olası tehlikelerin önlenmesi hedeflenir. Bu sebeple, canın korunması ilkesi ile en direkt ilişkilendirilen seçenek, iş güvenliğini sağlayıcı tedbirlerin alınmasıdır. Öğrenciler, bu tür sorularda her bir şıkkın hangi temel değeri yansıttığını analiz ederek doğru cevaba ulaşmalıdır. Bu yaklaşım, eleştirel düşünme ve sistematik analiz becerilerini geliştirmek açısından da son derece önemlidir.
5
I. Akraba ve komşularla iyi ilişkiler kurulması
II. Yardımlaşma ve dayanışma içinde olunması
III. İnsanlar arasında adalet ve barışın tesis edilmesi
IV. Evrenin işleyişinin incelenip bundan sonuçlar çıkarılması
Numaralanmış ifadelerden hangileri dinin toplumla ilgili tavsiyeleri kapsamında değerlendirilir?
- II ve III
- III ve IV
- I, II ve III
- I, II, III ve IV
5. Sorunun Çözümü
Bu soruda verilen ifadeler, dinin toplumla ilgili tavsiyeleri kapsamında değerlendirilmesi gereken konuları içermektedir. Öncelikle, I. İfade “Akraba ve komşularla iyi ilişkiler kurulması”, toplumsal bağların güçlendirilmesi ve sosyal uyumun sağlanması açısından oldukça önemli bir mesaj içermektedir. Bu tavsiye, toplum içindeki sevgi ve saygının temelini oluşturur.
II. İfade “Yardımlaşma ve dayanışma içinde olunması” ise, bireylerin birbirine destek olması, zor zamanlarda yardımlaşarak toplumun genel refahını artırması bakımından din tarafından öğütlenmiştir. Bu tavsiye, toplumsal dayanışmanın ve birlikte hareket etmenin önemini vurgular.
III. İfade “İnsanlar arasında adalet ve barışın tesis edilmesi”, toplumda huzur ve güven ortamının sağlanması için en temel ilkelerdendir. Adaletin tesisi, toplumsal ilişkilerin düzenlenmesi ve bireyler arasındaki eşitliğin korunması açısından kritik bir öneme sahiptir.
Buna karşın, IV. İfade “Evrenin işleyişinin incelenip bundan sonuçlar çıkarılması” ifadesi daha çok bilimsel bir yaklaşımı temsil eder ve doğrudan dinin toplumla ilgili tavsiyeleri arasında yer almaz. Bu ifade, evrenin ve doğanın işleyişine yönelik gözlem ve araştırmayı teşvik eder; ancak toplumsal ilişkiler, adalet ve dayanışma gibi konulara odaklanmamaktadır.
Sonuç olarak, dinin toplumla ilgili tavsiyeleri kapsamında değerlendirildiğinde, akrabalarla ve komşularla iyi ilişkilerin kurulması, yardımlaşma ve dayanışma, adalet ve barışın tesis edilmesi gibi sosyal değerler ön plana çıkmaktadır. Bu nedenle, doğru cevap Şık C: I, II ve III olarak belirlenmiştir. Öğrenciler, bu tür sorularda her bir ifadenin içerdiği mesajı dikkatle analiz etmeli ve toplumsal değerlere katkı sağlayan unsurları öne çıkarmalıdır.
6
Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve fal okları şeytan işi, iğrenç şeylerdir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. (Mâide suresi, 90. ayet)
Bu ayet, İslam’ın;
I. malın,
II. dinin,
III. aklın
korunması ilkelerinden hangileriyle ilgili mesajlar içermektedir?
- I ve II
- I ve III
- II ve III
- I, II ve III
6. Sorunun Çözümü
Bu soruda, Mâide suresi, 90. ayet’te yer alan ifadeler üzerinden, İslam’ın temel ilkelerinden malın, dinin ve aklın korunması konularının nasıl temellendirildiğini inceleyeceğiz. Ayette “Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve fal okları şeytan işi, iğrenç şeylerdir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.” ifadesi yer almaktadır. Bu ayet, Müslümanların sosyal ve bireysel yaşamlarında karşılaşabilecekleri zararlı alışkanlıklardan uzak durmaları konusunda açık uyarılar içermektedir.
I. Malın Korunması: Ayette yer alan içki ve kumar gibi unsurlar, maddi hayatı olumsuz etkileyen, bireylerin ekonomik kaynaklarını tüketen ve toplumsal düzeni bozan davranışlardır. Bu nedenle, malın korunması ilkesi ile doğrudan bağlantılıdır.
II. Dinî Değerlerin Korunması: Ayet, Müslümanların ibadet hayatında temiz ve helal olana yönelmeleri gerektiğini vurgular. İçki ve kumar gibi haram olan unsurlar, bireylerin dinî yaşantısını ve manevi bütünlüğünü bozacağı için, dinin korunması ilkesi açısından da büyük önem taşır.
III. Aklın Korunması: Ayette geçen “şeytan işi, iğrenç şeyler” ifadesi, akli sağlığı ve iradeyi zedeleyen, insanın mantık ve bilinç düzeyine zarar veren davranışlara dikkat çekmektedir. Bu yönüyle de aklın korunması ilkesi ön plana çıkmaktadır.
Özetle, bu ayet hem maddî kaynakların zarar görmemesi, hem dinî değerlerin bozulmaması hem de bireyin aklının korunması için açık bir uyarı niteliğindedir. Dolayısıyla, soruda verilen üç ilkenin de (malın, dinin ve aklın korunması) ayette ele alınan davranışlarla ilişkili olduğunu söyleyebiliriz. Bu nedenle, doğru cevap olarak “I, II ve III” yani Şık D seçilmiştir. Öğrenciler, bu ayetin farklı boyutlarını anlamaya çalışırken, İslam’ın bütünsel yaklaşımını kavramalı ve her bir ilkenin nasıl hayata geçirildiğini detaylıca incelemelidir.
7
2018’de hayata geçirilen “Turuncu Bayrak Uygulaması” ile otel ve restoranlardaki ihtiyaç fazlası yemeklerin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu proje kapsamında gıdaların satın alma, üretim, tüketim, değerlendirme, ayrıştırma ve geri dönüşüm süreçleri düzenlenecek; ayrıca kurulacak Gıda Bankası aracılığıyla fazla yemekler ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacaktır.
Bu uygulamanın amacı ile aşağıdaki ayetlerden hangisinin mesajı örtüşmektedir?
- “Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin ve Allah’a şükredin…” (Bakara suresi, 172. ayet)
- “Şüphesiz Rabb’in, dilediğine rızkı bol bol verir, dilediğine de kısar…” (İsrâ suresi, 30. ayet)
- “…Yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (A’râf suresi, 31. ayet)
- “Ey iman edenler! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret dışında birbirinizin malını haksızlıkla yemeyiniz…” (Nisâ suresi, 29. ayet)
7. Sorunun Çözümü
Bu soruda, 2018’de başlatılan “Turuncu Bayrak Uygulaması” kapsamında otel ve restoranlardaki ihtiyaç fazlası yemeklerin değerlendirilmesi, gıdaların satın alma, üretim, tüketim, değerlendirme, ayrıştırma ve geri dönüşüm süreçleri düzenlenerek, ayrıca kurulacak Gıda Bankası ile ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması hedeflenmektedir. Uygulamanın temel amacı, israfı önlemek, kaynakların verimli kullanılmasını sağlamak ve toplumsal yardımlaşmayı teşvik etmektir.
Bu bağlamda, ilgili ayetler incelendiğinde; Şık A “Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin ve Allah’a şükredin…” ifadesi, temiz rızık tüketimini vurgulasa da israf konusuna değinmemektedir. Şık B “Şüphesiz Rabb’in, dilediğine rızkı bol bol verir, dilediğine de kısar…” ayeti ise, rızkın dağılımına işaret etmekte olup, uygulamanın israfı önleme amacıyla doğrudan örtüşmemektedir. Şık D ise ticari ilişkilere dair bir uyarı sunmaktadır ve yemek israfı veya gıdanın değerlendirilmesi meselesiyle ilişkili değildir.
Öte yandan, Şık C “…Yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (A’râf suresi, 31. ayet) ifadesi, israfın yasaklanmasını ve kaynakların verimli kullanılmasını açıkça vurgulamaktadır. Uygulamanın temel amacı olan ihtiyaç fazlası yemeklerin israf edilmeden değerlendirilmesi, bu ayetin mesajı ile birebir örtüşmektedir.
Sonuç olarak, israfı önleme ve kaynakları etkin kullanma prensiplerinin ön planda tutulduğu bu uygulama, israf etmeme ilkesini esas alan Şık C ayeti ile en uyumlu mesajı vermektedir. Bu nedenle, doğru cevap “Şık C” olarak belirlenmiştir. Öğrenciler, bu tür projelerin toplumsal yarar ve çevresel sürdürülebilirlik açısından ne kadar önemli olduğunu göz önünde bulundurarak, ayetlerin mesajlarını da benzer şekilde değerlendirmelidir.
8
İslam’da “malın korunması ilkesi” gereği – – – – yasaklanmıştır.
Bu cümlede boş bırakılan yere aşağıdaki kavramlardan hangisi getirilemez?
- Hırsızlık
- İnfak
- Kumar
- İsraf
8. Sorunun Çözümü
Bu soruda, İslam’da malın korunması ilkesi kapsamında hangi kavramın yasaklanması gerektiğini sorguluyoruz. İslam, bireylerin mal ve mülklerini korumayı, haksızlık, israf ve zarar verici davranışlardan uzak durmayı öngörür. Bu bağlamda, malın korunması ilkesine uygun olarak, başkalarının malına zarar veren ve mülkiyet hakkını ihlal eden davranışlar yasaklanmıştır.
Şık A: Hırsızlık – Hırsızlık, bir başkasının malını izinsiz almayı ifade eder. İslam’da mülkiyet hakkının ihlali olarak kabul edildiğinden, yasaklanması gereken davranışlar arasında yer alır.
Şık C: Kumar – Kumar, kazanç elde etme amacıyla yapılan riskli ve haksız kazanç elde etme yöntemleridir. Bu davranış, hem maddi kayıplara hem de toplumsal bozulmalara yol açabileceği için malın korunması ilkesiyle uyumlu olarak yasaklanmıştır.
Şık D: İsraf – İsraf, kaynakların gereksiz ve kontrolsüz kullanımı anlamına gelir. Hem kişisel hem de toplumsal kaynakların verimli kullanılmaması, malın korunması ilkesine aykırıdır. Bu nedenle israf etmek de yasaklanmıştır.
Şık B: İnfak – İnfak, malın bir kısmının başkalarıyla paylaşılması, sadaka verilmesi veya ihtiyaç sahiplerine yardım amacıyla harcanması demektir. İslam’da infak, teşvik edilen erdemler arasındadır ve malın korunması ilkesi kapsamında sakıncalı bir davranış olarak görülmez. Aksine, infak, malın doğru ve verimli kullanılmasının, toplumun refahının sağlanmasının önemli bir yolu olarak kabul edilir.
Sonuç olarak, soruda boş bırakılan yere getirilemeyecek kavram, İslam’ın malın korunması ilkesine ters düşmeyen, aksine destekleyen “İnfak” kavramıdır. Bu nedenle, doğru cevap olarak “İnfak” (Şık B) seçilmiştir.
9
Hz. Peygamber, Allah’tan başkasından yardım alma gayesi güden her türlü batıl inanç ve hurafe ile mücadele etmiş ve Müslümanları bu konuda uyarmıştır. Örneğin insanların hastalıklardan kurtulmak amacıyla putlara kurban kesmelerini, kâhinlere danışmalarını ve sihir yapmalarını yasaklamıştır.
Bu yasaklar İslam’ın korunmasına önem verdiği temel haklardan hangisiyle doğrudan ilgilidir?
- Mal
- Nesil
- Din
- Can
9. Sorunun Çözümü
Bu soruda Hz. Peygamber’in, Allah’tan başka güçlere veya varlıklara itikat ederek yardım alma gayesi güden batıl inanç ve hurafe ile mücadele ettiği örneklerden bahsedilmektedir. Bu çerçevede, insanların hastalıklardan kurtulmak amacıyla putlara kurban kesmeleri, kâhinlere danışmaları ve sihir yapmaları yasaklanmıştır. Buradaki esas amaç, İslam dininin özündeki gerçek iman ilkesini korumak ve Müslümanların, Allah’a olan bağlılıklarını zedeleyecek her türlü hurafe ve batıl inancı reddetmektir.
Din kavramı, İslam’ın temel koruma haklarından biridir. Hz. Peygamber’in bu tür yasaklamaları uygulama amacı, Müslümanların dini inançlarını saf, temiz ve doğru bir şekilde sürdürmelerine olanak tanımaktır. Bu durum, dinin manevi değerlerinin, hurafe ve batıl inançlar nedeniyle zarar görmesini engellemeye yöneliktir.
Yanlış Şıkların Değerlendirilmesi:
- Şık A: Mal – İslam’da malın korunması, başkalarının malına haksızlık yapılmaması ve malın israf edilmemesi ile ilgilidir. Burada bahsedilen uygulamalar, malın korunması ilkesiyle doğrudan bağlantılı değildir.
- Şık B: Nesil – Neslin korunması, ailenin ve soyun sürekliliği ile alakalıdır. Bu konuda da Hz. Peygamber’in uygulamaları ile doğrudan bir ilişki söz konusu değildir.
- Şık D: Can – Canın korunması, bireylerin yaşam güvenliği ve fiziksel bütünlüğü ile ilgilidir. Yasaklanan batıl inanç ve hurafeler, canın korunması ile doğrudan ilgili değildir.
Özetle, Hz. Peygamber’in batıl inanç ve hurafelerle mücadele etme çabası, Müslümanların dinî inançlarını doğru ve temiz bir şekilde sürdürmelerini sağlamak içindir. Bu nedenle, bu yasaklamalar doğrudan din korunması ilkesine yönelik olup, diğer temel haklar olan mal, nesil veya canın korunmasıyla ilgili değildir. Bu nedenle, doğru cevap “Din” yani Şık C olarak belirlenmiştir.
10
BU YOLDA BİRLİKTEYİZ
ÇOCUKLAR POLİS JANDARMA
TRAFİK DENETİMİNDE
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 74’üncü maddesinde 26 Ekim 2018 tarihinde yapılan değişiklikle;
“Sürücüler, görevli bir kişi veya ışıklı trafik işareti bulunmayan ancak trafik işareti veya levhaları ile belirlenmiş kavşak görüş ve çıkışları ile yaya ve okul geçitlerine yaklaşırken yavaşlamak, varsa buralardan geçen veya geçmek üzere bulunan yayalara durarak ilk geçiş hakkını vermek zorundadırlar.” hükmü getirilmiştir.
- Mal
- Akıl
- Can
- Din
10. Sorunun Çözümü
Bu soruda, afişte yer alan mesaj ve içerik üzerinden İslam dininin korunmasına önem verdiği temel haklardan hangisiyle doğrudan ilişkilendiği incelenmektedir. Afişte, ÇOCUKLAR, POLİS, JANDARMA gibi unsurlar öne çıkarılarak trafik denetimine vurgu yapılmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ilgili maddesinde yer alan düzenleme, özellikle yaya ve okul geçitlerinde yavaşlama, durarak ilk geçiş hakkını verme gibi önlemleri içerir. Bu düzenleme, trafik kazalarının önüne geçilmesi ve yaya güvenliğinin sağlanması amacıyla hayati bir öneme sahiptir.
Doğru cevap: Şık C “Can” olarak belirlenmiştir. Çünkü trafik denetimi uygulaması, özellikle yaya ve çocuk güvenliğinin korunmasına yöneliktir. Trafikte alınan önlemler, can güvenliğini doğrudan hedef alır. Afişte yer alan görsel ve metinsel unsurlar, toplumun en hassas kesimlerinden olan çocukların ve yayaların yaşamlarının korunması için bir araya gelindiğini vurgular.
Şıkların Değerlendirilmesi:
- Şık A: Mal – Bu seçenek, ekonomik ve maddi varlıkların korunması ile ilgilidir. Ancak trafik denetimi uygulamasının ana odağı, mal varlığı değil, insanların can güvenliğinin sağlanmasıdır.
- Şık B: Akıl – Akıl, bireylerin sağduyusu ve karar verme yeteneği ile ilişkilendirilse de, afişteki uygulamanın temel amacı aklı korumak değil, yaşamı (canı) korumaktır.
- Şık D: Din – Dinî değerlerin korunması önemli olmakla birlikte, burada söz konusu uygulama, dini bir kavramı değil, fiziksel yaşamın korunmasını hedefler.
Sonuç olarak, afişte belirtilen trafik denetimi uygulaması, canın korunması ilkesine dayanmaktadır. Trafik kurallarına uyulması ve yaya güvenliğinin sağlanması, insanların yaşamlarının korunması açısından kritik öneme sahiptir. Bu nedenle, doğru cevap “Can” yani Şık C’dir. Öğrenciler, bu tür uygulamaların sadece hukuki bir zorunluluk olmadığını, aynı zamanda toplumun en değerli varlığı olan yaşamın korunması için alınan önlemler olduğunu kavramalıdır.
11
“Andolsun zamana ki insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak iman edip de salih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka. (Onlar ziyanda değildir.)” (Asr suresi)
Bu sureden;
I. Kötülüklerden Allah’a sığınılmalıdır.
II. İnanma ihtiyacı insanda doğuştan vardır.
III. İnsanların başkalarına karşı sorumlulukları vardır.
IV. İnsan zamanını iyi şeyler yaparak değerlendirmelidir.
yargılarından hangilerine ulaşılabilir?
- I ve II
- I ve III
- II ve IV
- III ve IV
11. Sorunun Çözümü
Bu ayet, insanın zaman içindeki durumunu ve onun kayıp içinde olma halini vurgularken, iman etmek ve salih amel işlemek suretiyle kurtuluşa erilebileceğini bildirir. Ayette, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler ifadesi, toplumsal sorumluluk ve zamanın verimli kullanımı gibi önemli mesajları içerir.
İlk olarak, ayetin “zaman” kavramına değinmesi, insanların hayatlarını iyi değerlendirmeleri gerektiğini ve zamanın doğru şekilde kullanılması gerektiğini ortaya koyar. Bu durum, İnsan zamanını iyi şeyler yaparak değerlendirmelidir (IV) yargısına ulaşılmasını destekler.
İkinci olarak, ayetin “birbirlerine hakkı tavsiye edenler” ve “birbirlerine sabrı tavsiye edenler” şeklindeki ifadeleri, toplumsal dayanışma ve sorumluluk bilincini ön plana çıkarır. Bu bağlamda, insanların birbirlerine karşı sorumlulukları olduğuna, yani İnsanların başkalarına karşı sorumlulukları vardır (III) yargısına ulaşılır.
Diğer seçenekler ise ayetin içeriğinde doğrudan yer almamaktadır. Kötülüklerden Allah’a sığınılmalıdır (I) ifadesi, ayette geçen temel mesajla örtüşmez; aynı şekilde, inanma ihtiyacı insanda doğuştan vardır (II) yorumu, ayetin vurguladığı konular arasında yer almamaktadır.
Özetle, Asr suresi ayeti insanın zamanını verimli kullanması ve toplumsal dayanışma içerisinde hareket etmesi gerektiğini anlatmaktadır. Bu nedenle, III. İnsanların başkalarına karşı sorumlulukları vardır ve IV. İnsan zamanını iyi şeyler yaparak değerlendirmelidir yargılarına ulaşılabilir. Doğru cevap olarak “Şık D” belirlenmiştir.
12
İslam dini, sadece Allah’a kulluk etmeyi, ona güvenmeyi ve yalnız ondan yardım dilemeyi emreder. Türbe ve yatırlardan medet ummak, dileğin kabulü için ağaçlara bez bağlamak gibi akla ve mantığa uymayan, insanları dinin özünden uzaklaştıran yanlış anlayış ve inanışlardan uzak durulmasını ve dinin yalnızca Allah’a tahsis edilerek ibadet edilmesini öğütler.
Bu durum Kur’an-ı Kerim’de şu şekilde ifade edilmiştir: – – – –
Metindeki boşluğa anlam akışına göre aşağıdaki ayetlerden hangisi getirilmelidir?
- “De ki: ‘Rabb’im adaletle davranmayı emretti.’…” (Âraf suresi, 29. ayet)
- “… O hâlde sen de dini Allah’a has kılarak (ihlâs ile) kulluk et.” (Zümer suresi, 2. ayet)
- “Ey iman edenler, mallarınızı, sizden karşılıklı anlaşmadan (doğan) bir ticaretten başka haksız ‘nedenler ve yollarla’ (batılca) yemeyin.” (Nisâ suresi, 29. ayet)
- Eğer Allah’ın dünyada ve ahirette sizin üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı içine daldığınız dedikodudan dolayı size büyük bir azap dokunurdu. (Nûr suresi, 14. ayet)
12. Sorunun Çözümü
Bu soruda, İslam dininin esas prensibi olan sadece Allah’a kulluk etme, O’na güvenme ve yalnız ondan yardım dileme kavramı üzerinde durulmaktadır. Metinde, türbe, yatırlar veya ağaçlara bez bağlama gibi akla ve mantığa uymayan uygulamaların dinin özünden uzaklaştırdığı vurgulanmaktadır. Bu çerçevede, dinin gerçek özüne ulaşmanın ancak Allah’a ihlasla kulluk etmekle mümkün olduğu anlatılmaktadır.
Metnin boşluğuna getirilecek ayet, bu temel prensibi pekiştirerek, dini yalnızca Allah’a has kılma ve ihlâs ile ibadet etme mesajını içermelidir. Böylece, dinin özüne dönülmesi ve insanların batıl inanışlardan uzaklaşması sağlanacaktır.
Şık B “… O hâlde sen de dini Allah’a has kılarak (ihlâs ile) kulluk et.” (Zümer suresi, 2. ayet) ifadesi, metnin anlam akışına en uygun olanıdır. Çünkü bu ayet, dinin gerçek anlamının, sadece Allah’a yönelmek ve O’ndan yardım dilemek olduğunu açıkça ifade etmektedir. Böylece, insanların akıl ve mantığa aykırı uygulamalardan vazgeçerek, ibadetlerini yalnızca Allah için yerine getirmeleri gerektiği vurgulanır.
Diğer Şıkların Değerlendirilmesi:
- Şık A: “De ki: ‘Rabb’im adaletle davranmayı emretti.’…” ifadesi, adalet kavramına odaklanmakta olup, dinin özüne dair ihlâsla kulluk edilmesi mesajını tam olarak yansıtmamaktadır.
- Şık C: Nisâ suresi, 29. ayet, malın korunması ile ilgilidir; dolayısıyla metindeki konu ile örtüşmez.
- Şık D: Nûr suresi, 14. ayet, dedikodu ve sosyal davranışlara ilişkin uyarı içerirken, dinin yalnızca Allah’a kulluk edilmesi konusuyla bağlantısı bulunmamaktadır.
Özetle, metinde dinin özünden uzaklaştıran batıl uygulamalardan vazgeçilerek, yalnızca Allah’a ihlâsla kulluk edilmesinin gerekliliği vurgulanmaktadır. Bu nedenle, boşluğa en uygun ayet Şık B “… O hâlde sen de dini Allah’a has kılarak (ihlâs ile) kulluk et.” ifadesidir. Öğrenciler, bu tür sorularda metnin temel mesajını kavrayarak, ayetlerin ve hadislerin dinin özüyle nasıl uyum sağladığını dikkatlice analiz etmelidir.
13
“And olsun zamana ki insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak, iman edip de salih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler başka. (Onlar ziyanda değillerdir.)” (Asr suresi, 1-3. ayetler)
Aşağıdaki atasözlerinden hangisi bu surede vurgulanan ana düşünceyle ters düşer?
- İyilik eden iyilik bulur.
- Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.
- Üzüm üzüme baka baka kararır.
- Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.
13. Sorunun Çözümü
Asr suresi, insanın zamanının ne kadar değerli olduğunu ve ancak iman edip salih ameller işleyen, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenlerin gerçek anlamda zarar içinde olmadığını ifade etmektedir. Bu sure, bireylerin sadece kendi çıkarlarına odaklanmamaları, çevreleriyle sürekli diyalog ve dayanışma içinde olmaları gerektiğini vurgular. Yani, iman eden ve iyi işler yapan insanlar birbirlerine destek olarak, zamanlarını verimli kullanır, bu sayede toplumsal dayanışmayı da pekiştirirler.
Verilen atasözlerinden;
- Şık A: “İyilik eden iyilik bulur.” – Bu atasözü, yapılan iyi işlerin karşılığının mutlaka alınacağı mesajını verir. Bu düşünce, Asr suresinin vurguladığı değerlerle uyumludur.
- Şık B: “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.” – Nazik ve yumuşak bir üslubun, zor durumları dahi olumluya çevirebileceğini ifade eden bu söz, toplumsal ilişkilerde yapıcı tavırların önemini ortaya koyar.
- Şık C: “Üzüm üzüme baka baka kararır.” – Bu atasözü, insanların birbiriyle etkileşimde bulunarak benzer özellikler kazandığını ima eder. Hem olumlu hem de olumsuz anlamda kullanılabilen bu söz, suredeki temel mesajla doğrudan çelişmemektedir.
- Şık D: “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.” – Bu atasözü, kendisini ilgilendirmeyen durumların veya kişilerin varlığından endişe duyulmaması gerektiğini ifade eder. Ancak Asr suresi, bireylerin birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye etmeleri gerektiğini, çevrelerine karşı duyarlı ve sorumlu olmalarını öğütler. Bu bağlamda, “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışı, ilgisizlik ve pasif kalmayı, dolayısıyla toplumsal dayanışma ve uyanıklık gerektiren suredeki mesajla çelişir.
Sonuç olarak, Asr suresinin ana düşüncesiyle ters düşen atasözü “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.” (Şık D) olarak belirlenmiştir.
14
Aşağıdaki kurum ve kuruluşlar bazı temel hakların korunması amacıyla kurulmuştur.
I. Çocuk Destek Merkezleri
II. Tüketici Mahkemeleri
III. Hastaneler
Numaralanmış kurum ve kuruluşların korumayı amaçladığı temel haklar aşağıdakilerin hangisinde doğru sıralanmıştır?
- I. Neslin Korunması II. Canın Korunması III. Malın Korunması
- I. Neslin Korunması II. Malın Korunması III. Canın Korunması
- I. Canın Korunması II. Neslin Korunması III. Malın Korunması
- I. Malın Korunması II. Canın Korunması III. Neslin Korunması
14. Sorunun Çözümü
Bu soruda, verilen kurum ve kuruluşların hangi temel hakkı korumayı amaçladıkları değerlendirilmiştir. Öncelikle, Çocuk Destek Merkezleri ifadesi, çocukların korunması, yetiştirilmesi ve geleceğin nesli olarak toplumda yer almalarının sağlanması amacıyla kurulmaktadır. Bu bağlamda neslin korunması ilkesi ön plana çıkar.
İkinci olarak, Tüketici Mahkemeleri, tüketicilerin ekonomik haklarının ve mal varlıklarının korunması için faaliyet gösterir. Tüketicilerin satın alım süreçlerinde mağdur olmamaları, haksız rekabete maruz kalmamaları ve mal varlıklarının korunması açısından önemli rol oynar. Dolayısıyla bu kurum malın korunması ilkesini hedefler.
Son olarak, Hastaneler ise toplumda bireylerin yaşam ve sağlıklarını korumak amacıyla hizmet vermektedir. Hastanelerin temel amacı, insanların sağlık ve can güvenliğini sağlamak olduğundan, canın korunması ilkesi ile ilişkilidir.
Bu değerlendirmeler ışığında, numaralanmış kurum ve kuruluşların korumayı amaçladığı temel hakların doğru sıralanması şu şekilde olmalıdır:
- I. Neslin Korunması II. Malın Korunması III. Canın Korunması
Sonuç: Doğru cevap Şık B “I. Neslin Korunması II. Malın Korunması III. Canın Korunması” olarak belirlenmiştir.
15
İslam dininde, bireyin dünya ve ahiret mutluluğunun sağlanması ve güvenli bir toplumun oluşturulması için “zarûrât-ı hamse” denilen beş temel ilke ve değer vardır. Bunlar canın, aklın, malın, neslin ve dinin korunmasıdır. Bu ilkeler kişinin ve toplumun varlığını koruyabilmesini ve devam ettirebilmesini sağlar.
Aşağıdaki ayetlerden hangisi bu ilkelerin korunmasıyla ilgili değildir?
- “…Kim, haksız yere bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur…” (Mâide suresi, 32. ayet)
- “Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin…” (Bakara suresi, 188. ayet)
- “İnsanlardan alırken ölçüp tarttıklarında tam, onlara vermek için ölçüp tarttıklarında ise noksan yapan hilekârlara yazıklar olsun!” (Mutaffifîn suresi, 1-3. ayetler)
- “Ne Güneş Ay’a yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.” (Yâsin suresi, 40. ayet)
15. Sorunun Çözümü
Bu soruda, İslam dininde bireyin dünya ve ahiret mutluluğunu sağlamak ve güvenli bir toplum oluşturmak için öne çıkan “zarûrât-ı hamse” yani canın, aklın, malın, neslin ve dinin korunması ilkeleri ele alınmaktadır. Soruda verilen ayetlerden hangisinin bu temel hakların korunmasıyla ilgili olmadığını belirlememiz istenmektedir.
Şık A: “…Kim, haksız yere bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur…” (Mâide suresi, 32. ayet) ifadesi, canın korunması ilkesine vurgu yapar. Çünkü canın korunması, en temel insan hakkıdır ve bu ayet, cana verilen değerin altını çizer.
Şık B: “Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin…” (Bakara suresi, 188. ayet) ifadesi, malın korunması ile ilgilidir. Haksızlıkla mal edinme veya başkalarının mallarını gasp etme durumu, mal hakkının ihlali olarak değerlendirilir.
Şık C: “İnsanlardan alırken ölçüp tarttıklarında tam, onlara vermek için ölçüp tarttıklarında ise noksan yapan hilekârlara yazıklar olsun!” (Mutaffifîn suresi, 1-3. ayetler) ifadesi de adalet ve hakkaniyet çerçevesinde, malın korunması ilkesine işaret eder.
Şık D: “Ne Güneş Ay’a yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.” (Yâsin suresi, 40. ayet) ifadesi ise kainatın düzeni ve evrenin işleyişi hakkında bilgi verir. Bu ayet, zarûrât-ı hamse kapsamındaki beş temel ilkenin korunmasıyla doğrudan ilişkili değildir.
Sonuç: Zarûrât-ı hamse kapsamında, can, akıl, mal, nesil ve dinin korunması esas alınmaktadır. Verilen ayetler arasında yalnızca Şık D, bu temel hakların korunmasıyla ilgili değildir. Bu nedenle, doğru cevap “Şık D” olarak belirlenmiştir.
16
Toplumun huzur ve güven içerisinde yaşamasını hedefleyen İslam’ın temel ilkelerinden biri de insan hayatını korumaktır. Bu ilke gereği, insanın canına zarar verebilecek davranışlarda bulunması yasaklanmıştır. Her insanın, akıl ve beden sağlığını koruma hakkı olduğu gibi, diğer insanların sağlığını tehlikeye atmama sorumluluğu da vardır. Bununla birlikte kişisel temizliğe ve çevre temizliğine özen göstermek ve sağlıklı beslenmek de her Müslüman’ın vazifesidir.
Bu metin aşağıdaki ayet veya hadislerden hangisiyle ilişkilendirilemez?
- “Yemekten önce ve yemekten sonra ellerinizi yıkayınız.” (Hadis-i şerif)
- “… Kendi kendinizi tehlikeye atmayınız…” (Bakara suresi, 195. ayet)
- “…Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayınız…” (Hucurât suresi, 12. ayet)
- “Bir yerde bulaşıcı hastalık ortaya çıktığını duyduğunuz zaman oraya girmeyiniz. Bulunduğunuz yerde bulaşıcı bir hastalık ortaya çıkarsa, oradan da çıkmayınız.” (Hadis-i şerif)
16. Sorunun Çözümü
Bu metinde, toplumun huzur ve güven içerisinde yaşaması için insan hayatının korunmasının önemi vurgulanmaktadır. İnsanların hem kendi akıl ve beden sağlığını koruma hakkı hem de çevresindekilerin sağlığını tehlikeye atmama sorumluluğu üzerinde durulmuş; ayrıca kişisel ve çevre temizliğine özen göstermek, sağlıklı beslenmek gibi davranışların gerekliliği belirtilmiştir.
Verilen ayet veya hadislerden, metinde belirtilen ilke ve uygulamalarla ilişkilendirilebilecek olanlar şunlardır:
- Şık A: “Yemekten önce ve yemekten sonra ellerinizi yıkayınız.” (Hadis-i şerif) – Bu hadis, kişisel temizlik ve hijyen konusunu vurgulayarak, sağlıklı yaşamın korunmasıyla doğrudan ilişkilidir.
- Şık B: “… Kendi kendinizi tehlikeye atmayınız…” (Bakara suresi, 195. ayet) – Bu ayet, bireylerin kendi sağlığını korumaları gerektiğini ifade etmektedir.
- Şık D: “Bir yerde bulaşıcı hastalık ortaya çıktığını duyduğunuz zaman oraya girmeyiniz. Bulunduğunuz yerde bulaşıcı bir hastalık ortaya çıkarsa, oradan da çıkmayınız.” (Hadis-i şerif) – Bu hadis de, bulaşıcı hastalıklar karşısında tedbir almayı ve sağlığın korunmasını öğütleyerek metindeki ilkeyle uyumludur.
Şık C: “…Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayınız…” (Hucurât suresi, 12. ayet) ifadesi ise, bireylerin birbirlerinin kusurlarını araştırmaktan kaçınmaları ve mahremiyete saygı göstermeleri gerektiğini belirtir. Bu ayet, toplumsal ilişkilerde mahremiyeti koruma ve bireyler arası saygıyı esas alır; ancak metinde vurgulanan akıl ve beden sağlığını koruma, kişisel temizliğe özen gösterme ve sağlıklı beslenme gibi hususlarla doğrudan bağlantılı değildir.
Sonuç: Metinde, insan hayatını ve sağlığı korumaya yönelik uygulamalardan bahsedilirken, Şık C ifadesi bu bağlamda yer almamaktadır. Bu nedenle, metnin içeriğiyle ilişkilendirilemeyecek ayet/hadis “Şık C” olarak belirlenmiştir.
17
İslam dini can, akıl, mal, nesil ve dinin korunmasına özen göstermiş; bu değerlerden her birinin varlığını, sürekliliğini ve korunmasını sağlayan hükümler koymuştur.
Aşağıdaki ayetlerden hangisi bu kapsamda değerlendirilmez?
- “Rabb’in, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti…” (İsrâ suresi, 23. ayet)
- “… Kendi kendinizi tehlikeye atmayın…” (Bakara suresi, 195. ayet)
- “… Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.” (Talâk suresi, 7. ayet)
- “Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin…” (Bakara suresi, 188. ayet)
17. Sorunun Çözümü
Bu soruda, İslam dininin temel prensipleri olan can, akıl, mal, nesil ve dinin korunması kapsamında düzenlenmiş hükümler incelenmektedir. Verilen ayetlerden hangisinin bu kapsamda değerlendirilmediğini belirlememiz istenmiştir.
Şık A: “Rabb’in, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti…” (İsrâ suresi, 23. ayet) ifadesi, ibadet ve aileye iyi davranmayı emrederken din ile ilgili temel değerleri ortaya koymaktadır.
Şık B: “… Kendi kendinizi tehlikeye atmayın…” (Bakara suresi, 195. ayet) ayeti, bireylerin kendi canlarına ve bedenlerine zarar vermemeleri gerektiğini vurgulayarak canın korunması ilkesine işaret eder.
Şık D: “Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin…” (Bakara suresi, 188. ayet) ifadesi, malın korunması hakkını gözeten hükümler arasında yer almaktadır.
Şık C: “… Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.” (Talâk suresi, 7. ayet) ayeti ise, zorlukların ardından kolaylık geleceğini ifade eden genel bir teselli ve umut mesajıdır. Bu ayet, doğrudan can, akıl, mal, nesil veya dinin korunması gibi spesifik temel hakların korunmasına yönelik hükümlerle ilişkilendirilmemektedir.
Sonuç: Dolayısıyla, İslam’ın temel korunma ilkeleri bağlamında değerlendirildiğinde, Şık C ifadesi diğerleriyle uyum sağlamamaktadır. Bu nedenle, doğru cevap “Şık C” olarak belirlenmiştir.
18
Muhammed Ali Raşvan 1956 Kahire doğumlu judocudur. 1984’te ABD Los Angeles Yaz Olimpiyatları’nda ülkesini temsil etti.
Judo final müsabakasında minderde rakibi Japon Yasuhiro Yamashita ile karşılaştı. Yamashita, müsabakalar sırasında sağ ayağının kasları yırtıldığı için final karşılaşmasına yaralı olarak çıkmak zorunda kaldı. Yamashita sol ayağıyla yürüyor ve sağ ayağını âdeta peşinden sürüklüyordu.
Müsabaka sırasında Muhammed Ali’nin antrenörü kenardan sürekli bağırıyordu: “Sağ bacağına oyna! Sağ bacağına vur!” Muhammed Ali’nin rakibinin sağ ayağına bir defa vurması yetecekti. Fakat o, bunu yapmadı. Yenildi ve gümüş madalya ile yetindi.
Müsabakadan sonra etrafını saran bütün gazetecilerin sorusu aynıydı: “Niçin yapmadın, niçin sağ ayağına vurmadın?”
O şöyle cevap verdi: “Ben bir Müslüman’ım. Benim dinim insana zarar vermeyi yasaklıyor. Eğer onun yaralı bacağına vursaydım engelli de kalabilirdi. Bir madalya için bunu ona yapamazdım.”
Muhammed’in bu tavrı ayakta alkışlandı ve Uluslararası Fairplay Komitesi tarafından, 1984 Fairplay Ödülüne layık görüldü. O, daha sonra gittiği Japonya’da da bütün ülkenin onur konuğu olarak, bir kral gibi karşılandı.
Muhammed Ali Raşvan’ın rakibi karşısındaki bu tutumu, İslam’ın korunmasını istediği temel ilkelerden hangisinin kapsamında değerlendirilir?
- Akıl
- Can
- Nesil
- Mal
18. Sorunun Çözümü
Bu soruda, Muhammed Ali Raşvan’ın judo müsabakasında rakibine zarar vermemeyi tercih etmesinin ardındaki düşünce ele alınmaktadır. Müsabakada rakibi Yasuhiro Yamashita’nın sağ ayağında ciddi bir sakatlık bulunurken, Muhammed Ali antrenörünün “Sağ bacağına vur!” talimatına rağmen rakibinin sağ bacağına darbe indirmemiştir. Bunun nedeni, dinî inançları gereği, rakibinin yaralı durumunu daha da kötüleştirip onun yaşam kalitesine zarar verebilecek bir eylemde bulunmaktan kaçınmasıdır.
Muhammed Ali Raşvan, “Ben bir Müslüman’ım. Benim dinim insana zarar vermeyi yasaklıyor. Eğer onun yaralı bacağına vursaydım engelli de kalabilirdi. Bir madalya için bunu ona yapamazdım.” diyerek, insanın beden bütünlüğünü ve yaşamını korumanın, İslam’ın temel değerlerinden biri olduğunu ortaya koymuştur.
Bu tutum, İslam’ın insan hayatını ve canı koruma ilkesine doğrudan işaret eder. İslam, bireylerin ve toplumun canını korumayı, her türlü zarar verici eyleme karşı önlem almayı öğütler.
Sonuç olarak, Muhammed Ali Raşvan’ın rakibine zarar vermemek suretiyle sergilediği davranış, İslam’ın canın korunması ilkesi kapsamında değerlendirilir. Doğru cevap “Can” yani Şık B’dir.
19
“Medyen halkına da kardeşleri Şuayb’ı peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: Ey kavmim! Allah’a kulluk edin, sizin ondan başka tanrınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delil gelmiştir; artık ölçüyü, tartıyı tam yapın, insanların eşyalarını eksik vermeyin…” (A’râf suresi, 85. ayet)
Hz. Şuayb’ın bu ayetteki sözleri, İslam’ın;
I. dinin,
II. malın,
III. canın
korunması ilkelerinden hangileriyle ilgilidir?
- Yalnız I
- Yalnız III
- I ve II
- II ve III
19. Sorunun Çözümü
Bu soruda, Hz. Şuayb’ın A’râf suresi 85. ayetteki mesajı üzerinden, İslam’ın temel korunma ilkelerinden hangilerinin söz konusu olduğunun analizi yapılmaktadır. Ayetin ilk bölümünde, medyen halkına gönderilen Hz. Şuayb, “Allah’a kulluk edin, sizin ondan başka tanrınız yoktur” diyerek, dinin tevhid ilkesine vurgu yapmaktadır. Bu nedenle, dinin korunması ilkesine açık bir göndermede bulunulmaktadır.
Ayrıca, ayetin devamında “artık ölçüyü, tartıyı tam yapın, insanların eşyalarını eksik vermeyin” ifadesi yer almaktadır. Bu kısım, ticari işlemlerde adil davranılması, haksızlık yapılmaması ve mülkiyet hakkının korunması anlamına gelmektedir. Dolayısıyla, malın korunması ilkesine de değinilmektedir.
Özetle, Hz. Şuayb’ın hitabında, toplumsal düzenin sağlanması için hem dinin korunması hem de malın korunması esas alınmaktadır. Bunun sonucunda, ayetteki mesaj yalnızca dinî inancın değil, aynı zamanda ekonomik adaletin ve mal varlığının korunmasının da altını çizmektedir.
Bu açıklamalardan hareketle, doğru cevap olarak “I ve II” yani Şık C belirlenmiştir.
20
• “Ey insanlar! Hayatınız, mallarınız, haysiyet ve şerefiniz Rabb’inizle buluşacağınız güne kadar kutsal ve saygındır.” (Hadis-i şerif)
• “Aranızda birbirinizin mallarını haksızlıkla yemeyin…” (Bakara suresi, 188. ayet)
• “Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en iyi davrananınızdır.” (Hadis-i şerif)
Bu ayet ve hadislerin tümü aşağıdaki konulardan hangisine örnek oluşturur?
- Biyolojik yasalar
- Emek–rızık ilişkisi
- Ahiret hayatının önemi
- İslam’ın korunmasını istediği temel ilkeler
20. Sorunun Çözümü
Bu soruda verilen ayet ve hadisler, İslam dininin temel korunma ilkeleri kapsamında değerlendirilen konuları yansıtmaktadır. İlk hadiste, “Ey insanlar! Hayatınız, mallarınız, haysiyet ve şerefiniz Rabb’inizle buluşacağınız güne kadar kutsal ve saygındır.” ifadesi, bireyin yaşamının, malının ve onurunun ne kadar değerli olduğunu ortaya koyar. Bu, canın ve malın korunması ilkelerinin altını çizer.
İkinci olarak, Bakara suresi 188. ayetinde “Aranızda birbirinizin mallarını haksızlıkla yemeyin…” denilerek, malın korunması ve ekonomik adaletin sağlanması vurgulanmaktadır.
Üçüncü hadiste ise “Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en iyi davrananınızdır.” sözü, aile içinde saygı ve onurun korunması, toplumsal ilişkilerde adaletin sağlanması ve bireyin sosyal hayatında temel değerlerin korunması açısından önem arz etmektedir.
Bu açıklamalardan hareketle, tüm bu ayet ve hadisler İslam’ın can, mal, din, nesil ve aklın korunması gibi temel ilkelerinin hayata geçirilmesinde örnek teşkil eder. Dolayısıyla, verilen metinler İslam’ın korunmasını istediği temel ilkelerin korunması anlayışını ortaya koymaktadır.
Sonuç: Doğru cevap “İslam’ın korunmasını istediği temel ilkeler” yani Şık D’dir.
cerez mayonezz
Ömer demek ki seviyen oldukça iyi. Din Kültürü Öğretmenimizden özellikle senin için çok zor sorular hazırlamasını isteyeceğim.
Çok guzel olmus. Hem site hemde uygulama olsa mükemmel olur.
Çok basitti birazdaha zor olsa iyi olur
Din kültürü öğretmenimizi konuyu iletiyorum. Hatta dün akşamki görüşmemizde bana yeni nesil LGS tarzı soruları hazırladığını söyledi. Ancak editör denetiminden geçmeden soruları yayınlayamıyoruz. Tahmin ediyorum 2 hafta içerisinde LGS seviyesi zor sorular yayınlanacaktır.
kabede hacılar hu der allah gel gör mini mini miniler alallaalalaala
Bence zor degild ama bazı sorularda iki şık arsında kaldığım oldu ama onun haricinde sorular güzeldi
Tesekkurler
Sorular gayet kaliteli bazı sorularda iki kişi arasında kalabiliyorum ve bu LGS tarzına gerçekten benzeyen sorular olmasını bizlere göstermiş oluyor sorular gayet güzel teşekkürler
daha zor olabilirdi