1
Avrupa’da gelişen Sanayi İnkılabı ile sanayileşen Avrupalı devletler ürettikleri ürünleri
kapitülasyonlar sayesinde Osmanlı ülkesine kolaylıkla ihraç ettiler. Osmanlı pazarları Avrupa’dan gelen
maliyeti düşük sanayi mallarıyla doldu. İnsanlar, ithal ürünleri satın almaya yöneldiler.
Buna göre Sanayi İnkılabı’nın Osmanlı Devleti’nde aşağıdakilerden hangisine neden olduğu söylenebilir?
- İşsiz insan sayısında azalma olmasına
- Küçük el tezgâhlarının sayısında artış yaşanmasına
- Devletin vergi gelirlerinin çok yüksek düzeye ulaşmasına
- Ülke topraklarının uluslararası açık bir pazara dönüşmesine
1. Sorunun Çözümü
Bu soruda, Sanayi İnkılabının Osmanlı Devleti üzerindeki ekonomik ve toplumsal etkileri incelenmektedir. Avrupa’da gerçekleşen sanayileşme süreciyle birlikte, sanayileşen Avrupalı devletler, ürettikleri sanayi mallarını kapitülasyonlar aracılığıyla Osmanlı pazarlarına kolayca sokmuşlardır. Böylece, Osmanlı toprakları, düşük maliyetli ve seri üretilen bu ürünlerle dolmuş, yerli üretim gerilemiş ve ekonomide dışa bağımlılık artmıştır.
Şimdi, şıkları detaylı olarak değerlendirelim:
- A Şıkkı: “İşsiz insan sayısında azalma olmasına” ifadesi, sanayileşmenin sağladığı mekanizasyon ve verimlilik artışıyla ilişkilendirilebilse de, Osmanlı örneğinde yerli üretimin gerilemesi, küçük işletmelerin kapanması ve gelen ucuz ithal mallar nedeniyle işsizliğin artmasına yol açmıştır. Dolayısıyla bu şık, sorunun anlatmak istediği etkiyle örtüşmez.
- B Şıkkı: “Küçük el tezgâhlarının sayısında artış yaşanmasına” ifadesi da doğru değildir. Sanayi İnkılabı’nın etkisiyle, el emeğine dayalı üretim yerini makineleşmeye bırakmış; bu da geleneksel küçük ölçekli üretimin gerilemesine neden olmuştur.
- C Şıkkı: “Devletin vergi gelirlerinin çok yüksek düzeye ulaşmasına” iddiası ise, dışa bağımlılığın artması, yerli üretimin düşmesi ve ekonomik dengesizlikler göz önünde bulundurulduğunda, vergi gelirlerinde beklenen artışın aksine, ekonomide dengesizliklere ve hatta vergi kayıplarına yol açmış olabilir. Bu durum, sorunun temel anlatımına uymamaktadır.
- D Şıkkı: “Ülke topraklarının uluslararası açık bir pazara dönüşmesine” ifadesi ise, tam olarak soruda belirtilen durumu özetlemektedir. Avrupa’nın sanayileşmiş ülkelerinin, kapitülasyonlar sayesinde Osmanlı pazarlarına kolayca girebilmesi, ülke ekonomisinin yerli üretimden uzaklaşıp, uluslararası rekabetin etkisi altına girmesine neden olmuştur. Böylece Osmanlı toprakları, dışa açık, rekabetçi bir pazar haline gelmiştir.
Yukarıdaki değerlendirmeler ışığında, Sanayi İnkılabının Osmanlı Devleti üzerinde yarattığı etki en doğru şekilde “D” şıkkında açıklanmaktadır. Öğrenciler, bu tür sorularda tarihi süreçlerin ekonomik yapılar üzerindeki etkilerini analiz ederken, neden-sonuç ilişkilerini dikkatle incelemelidirler. Bu yaklaşım, hem sınav başarısını artıracak hem de eleştirel düşünme becerilerini geliştirecektir.
2
“Selanik Mülkiye Rüştiyesinde iken mahallemizdeki Binbaşı Kadri Bey’in oğlu Ahmet
askerî rüştiyeye (ortaokul) devam ediyor ve askerî üniforma giyiyordu.
Onu gördükçe ben de böyle giyinmeye hevesleniyordum. Sonra sokaklarda subaylar görüyordum.
Subay olmak için önce askerî rüştiyeye girmek gerektiğini anlıyordum.
O sırada annem Selanik’e gelmişti. Askerî Rüştiyeye girmek istediğimi ona söyledim.
Annem asker olmamı istemiyordu. Sınav zamanı ona sezdirmeden rüştiyeye giderek sınava girdim.”
Bu bilgiye göre Mustafa Kemal’in askerlik mesleğine ilgi duymasına aşağıdakilerden hangisi etkili olmuştur?
- Ailesi
- Çevresi
- Öğretmenleri
- Okuduğu kitaplar
2. Sorunun Çözümü
Verilen metinde, Mustafa Kemal‘in askerlik mesleğine olan ilgisinin nasıl şekillendiği detaylıca aktarılmaktadır. Metin boyunca, özellikle Selanik Mülkiye Rüştiyesi döneminde çevresinde yaşadığı gözlemler öne çıkmaktadır. Mahalledeki Binbaşı Kadri Bey’in oğlunun askerî rüştiyeye devam etmesi, askerî üniforma giymesi ve sokaklarda subayları gözlemlemesi, genç Mustafa Kemal’in askerî yaşam tarzını fark etmesine ve bu alana yönelmesine neden olmuştur. Bu noktada, çevre faktörünün baskın etkisi gözlemlenmektedir.
Şimdi, seçenekleri değerlendirelim:
- A Şıkkı (Ailesi): Metinde annesinin asker olmamasını istediği belirtilmekte, ancak bu durum Mustafa Kemal’in askerlik mesleğine olan ilgisini tetikleyen ana etken olarak sunulmamaktadır.
- B Şıkkı (Çevresi): Metinde, çevresindeki askerî yaşam tarzı, özellikle de mahalledeki örneklerin (Binbaşı Kadri Bey’in oğlunun askerî rüştiyeye devam etmesi ve subayların görülmesi) etkisi net bir şekilde vurgulanmıştır. Bu durum, çevrenin Mustafa Kemal üzerinde belirleyici bir etki yarattığını göstermektedir. Dolayısıyla, doğru cevap “B” şıkkıdır.
- C Şıkkı (Öğretmenleri): Metinde öğretmenlerin etkisinden bahsedilmemekte, dolayısıyla bu seçenek geçerli bir etken olarak öne çıkmamaktadır.
- D Şıkkı (Okuduğu Kitaplar): Okuduğu kitaplara dair herhangi bir bilgi verilmediğinden, bu etkenin etkisi söz konusu değildir.
Sonuç olarak, Mustafa Kemal’in askerlik mesleğine ilgi duymasını en çok etkileyen unsur, çevresinde gözlemlediği askerî yaşam tarzı ve bu yaşam tarzını yansıtan örneklerdir. Öğrenciler, metindeki bu ipuçlarını değerlendirerek, doğru cevabın “B” şıkkı (Çevresi) olduğunu anlayabilirler. Bu yaklaşım, metin analizinde çevresel faktörlerin önemini kavramalarına ve eleştirel düşünme becerilerini geliştirmelerine yardımcı olacaktır.
3 Aşağıda I. Balkan Savaşı öncesinde ve sonrasında Osmanlı Devleti ve Balkan ülkelerini gösteren haritalara yer verilmiştir.
Bu haritalara göre I. Balkan Savaşı’nın sonuçları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- Sırbistan, Karadağ ve Yunanistan, sınırlarını genişletmiştir.
- Karadağ’ın Osmanlı Devleti ile kara bağlantısı kalmamıştır.
- Osmanlı’nın Balkanlardaki tek sınır komşusu Bulgaristan olmuştur.
- Osmanlı Devleti Avrupa kıtasındaki topraklarının tamamını kaybetmiştir.
3. Sorunun Çözümü
Bu soruda, I. Balkan Savaşı öncesi ve sonrası sunulan haritalar incelenerek savaşın sonuçları değerlendirilmek istenmiştir. Haritalarda, Balkan ülkelerinin sınırlarında meydana gelen değişiklikler ve Osmanlı Devleti’nin durumundaki dönüşümler açıkça gözlemlenmektedir. Öğrencilerden, verilen seçenekler arasından tarihsel verilerle uyumsuz olan ifadeyi tespit etmeleri beklenmektedir.
A Şıkkı: “Sırbistan, Karadağ ve Yunanistan, sınırlarını genişletmiştir.” ifadesi, savaş sonrasında bu ülkelerin sınırlarının genişlediğini gösteren doğru bilgilerle örtüşmektedir. Haritalardan, bu ülkelerin etki alanlarını genişlettiğini görmek mümkündür.
B Şıkkı: “Karadağ’ın Osmanlı Devleti ile kara bağlantısı kalmamıştır.” ifadesi, Karadağ’ın savaş sonrasında Osmanlı ile olan kara bağlantısının kesildiğini ortaya koymaktadır. Bu durum, haritalarda net bir şekilde gözlemlenmektedir.
C Şıkkı: “Osmanlı’nın Balkanlardaki tek sınır komşusu Bulgaristan olmuştur.” ifadesi de doğru bir tespittir. Haritalar, savaş sonrası Osmanlı Devleti’nin Balkanlardaki diğer komşularını büyük oranda kaybettiğini, yalnızca Bulgaristan ile sınırlı kaldığını göstermektedir.
D Şıkkı: “Osmanlı Devleti Avrupa kıtasındaki topraklarının tamamını kaybetmiştir.” ifadesi ise tarihsel gerçeklerle çelişmektedir. I. Balkan Savaşı sonrasında Osmanlı Devleti, Avrupa kıtasındaki tüm topraklarını kaybetmemiş; yalnızca Balkanlar’daki önemli bölgelerini elden çıkarmıştır. Bu nedenle, haritalar ve tarihsel veriler göz önüne alındığında, bu ifade yanlış bir bilgi içermektedir.
Sonuç olarak, I. Balkan Savaşı sonrasında Osmanlı Devleti’nin tüm Avrupa topraklarını kaybettiği iddiası tarihsel verilerle desteklenmediğinden, sorunun aranan yanlış bilgiyi içeren ifadesi “D” şıkkıdır. Öğrenciler, bu tür sorularda haritalardan elde edilen bilgileri ve tarihsel bağlamı dikkatlice analiz ederek, doğru ve yanlış bilgileri ayırt edebilmelidirler. Bu yaklaşım, tarih bilgisi ve eleştirel düşünme becerilerinin gelişimi açısından büyük önem taşımaktadır.
4
Mustafa Kemal, 31 Mart Vakası’ndan sonra subayların siyasete karışmasının tehlikelerini sezmişti.
Subaylar arasında yayılan particilik düşüncesi orduda düzen ve disiplinin bozulmasına neden olmuştu.
Mustafa Kemal bu durumun gelecekte, vatanın bekası için tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini belirtmişti.
Bu nedenle ordunun siyasetten uzak durması gerektiği yönündeki düşüncelerini arkadaşlarıyla paylaşmıştı.
Nitekim Balkan Savaşları sırasında Mustafa Kemal’in öngörüleri gerçekleşmiş ve ordumuz büyük bir
felaketle karşılaşmıştır.
Bu metinden Mustafa Kemal’in hangi kişisel özelliği çıkarılabilir?
- İleri görüşlülüğü
- Eğitimciliği
- İdealistliği
- Sabırlılığı
4. Sorunun Çözümü
Bu soruda, verilen metin incelendiğinde Mustafa Kemal‘in, 31 Mart Vakası sonrasında subayların siyasete müdahalesinin yaratacağı olası tehlikeleri önceden sezdiği ve bu durumun gelecekte büyük felaketlere yol açabileceği öngörüsünün ön plana çıkarıldığı görülmektedir. Metinde, Mustafa Kemal’in askeri disiplin ve düzen konusundaki hassasiyeti ile vatanın bekası açısından siyasi müdahalelerin tehlikeli olduğu vurgulanmaktadır. Bu bağlamda, soruda Mustafa Kemal’in hangi kişisel özelliğinin çıkarılabileceği sorulmuş; ve doğru cevap olarak “İleri görüşlülüğü” işaretlenmelidir.
- İleri Görüşlülük: Metinde Mustafa Kemal’in geleceğe yönelik riskleri önceden görüp, ordunun siyasetten uzak durması gerektiği yönündeki uyarısı açıkça belirtilmiştir. Bu özellik, onun olayları derinlemesine analiz etme ve olası sonuçları tahmin etme yeteneğini ortaya koyar.
- Eğitimcilik: Metinde eğitim ya da öğretme ile ilgili herhangi bir vurgu bulunmamaktadır. Mustafa Kemal’in ifadesinde, öğretim faaliyetleri yerine, devlet ve vatan güvenliği için alınması gereken önlemler ön plandadır.
- İdealistlik: Her ne kadar Mustafa Kemal’in idealist yönleri de olabilir, fakat metinde asıl vurgulanan, geleceği öngörme ve tehlikeleri sezme özelliğidir. İdealistlik, bu bağlamda öncelikli olarak öne çıkmamaktadır.
- Sabırlılık: Sabırlılık, metinde yer alan olayların analizinde veya öngörüsünde temel bir faktör olarak belirtilmemiştir. Soruda dikkat çekilen nokta, subayların siyasete karışmasının yol açabileceği tehlikeleri önceden fark edebilme yeteneğidir.
Sonuç olarak, metinde vurgulanan ana özellik, Mustafa Kemal’in ileri görüşlülüğüdür. Çünkü o, olayların seyrini doğru bir şekilde değerlendirerek, askeri düzenin ve vatanın bekasının sağlanması için gerekli önlemleri öngörmüştür. Diğer seçenekler ise metinde yer alan açıklamalarla desteklenmediğinden, özellikle ileri görüşlülük kavramı öne çıkmaktadır. Öğrenciler, soruyu yanıtlarken metindeki ipuçlarını dikkatle incelemeli ve her şıkkın metinle olan bağlantısını sorgulamalıdır. Böylece, doğru cevabın neden “İleri görüşlülüğü” olduğunu, diğer seçeneklerin ise hangi açılardan yetersiz kaldığını mantıklı bir şekilde analiz etmiş olurlar.
5 Aşağıdaki haritada Mustafa Kemal’in doğduğu ve ilk çocukluk yıllarının geçtiği Selanik şehrine ait bazı bilgiler verilmiştir.
Bu haritaya göre Selanik ile ilgili,
I. Ticaretin en yoğun yaşandığı şehirdir.
II. Kültürel gelişmeler yayılma imkânı bulmuştur.
III. Farklı dinlere mensup insanların kaynaştığı bir şehirdir.
çıkarımlarından hangilerine ulaşılabilir?
- Yalnız II
- Yalnız III
- I ve III
- I, II ve III
5. Sorunun Çözümü
Bu soruda verilen harita, Selanik şehrine dair üç önemli bilgiyi sunmaktadır. Haritada Selanik’in tarihi ve kültürel yapısına dair detaylar yer alırken, özellikle II. Kültürel gelişmelerin yayılma imkânı ifadesi öne çıkmaktadır. Haritada yer alan görsel ve metinsel ipuçları, şehrin farklı kültürlerin etkisinde kalarak geliştiğini ve bu sayede kültürel etkileşimin arttığını göstermektedir.
I. Ticaretin en yoğun yaşandığı şehir ifadesine gelince, Selanik tarih boyunca ticaret açısından önemli bir merkez olarak bilinse de, haritada bu bilgiye dair belirgin ve vurgulu bir göstergeye rastlanmamaktadır. Harita daha çok kültürel ve sosyal dinamiklere odaklandığı için, ticari yoğunluğun ön planda olduğu sonucuna varmak, verilen bilgilerle tam örtüşmemektedir.
Diğer yandan, III. Farklı dinlere mensup insanların kaynaştığı ifadesi de haritanın sunduğu veriler arasında net bir şekilde yer almamaktadır. Selanik’in kozmopolit yapısı, tarihsel olarak farklı din ve kültürlerin buluştuğu bir ortam yaratmış olsa da, harita üzerinde bu konuya dair belirgin bir vurgu bulunmamaktadır. Dolayısıyla, bu şıkkı destekleyecek yeterli kanıt mevcut değildir.
Sonuç olarak, haritada verilen bilgiler incelendiğinde yalnızca II. Kültürel gelişmelerin yayılma imkânı ifadesinin Selanik’in özellikleriyle uyumlu olduğu görülmektedir. Bu nedenle, doğru cevap “Yalnız II” şıkkıdır. Öğrenciler, her bir şıkkın metinle olan bağlantısını titizlikle analiz etmeli; diğer seçeneklerin neden haritadaki bilgilerle örtüşmediğini adım adım sorgulamalıdır. Bu şekilde, benzer sınav sorularında hangi bilgilerin öne çıkarılması gerektiğini kavrayarak, doğru ve mantıklı sonuçlara ulaşacaklardır.
6
Mustafa Kemal Paşa, Havza’ya ulaştıktan sonra halkla toplantı yapmış, toplantı sonunda
Havza Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin açılmasını sağlamıştır. Mustafa Kemal Paşa,
Havza’dan kolordu komutanlarına gizli bir telgraf göndermiştir.
Bu telgrafta, Anadolu’da yaşanan işgallerin mitingler yapılarak ve
İtilaf Devletleri ile Osmanlı Hükûmeti’ne telgraflar çekilerek protesto edilmesini istemiştir.
Bu telgraftan sonra yurdun birçok yerinde mitingler düzenlenmiştir.
Bu metinden Mustafa Kemal’in aşağıdaki kişilik özelliklerinden hangisine ulaşılamaz?
- Örgütleyiciliği
- Vatanseverliği
- Açıksözlülüğü
- Liderliği
6. Sorunun Çözümü
Bu soru, Mustafa Kemal Paşa’nın Havza’daki faaliyetlerini ve gönderdiği telgrafı ele alıyor. Soruda, metne dayanarak Mustafa Kemal Paşa’nın hangi kişilik özelliğine ulaşılamayacağı soruluyor. Şıklar arasında örgütleyicilik, vatanseverlik, açıksözlülük ve liderlik var. Şimdi metni inceleyelim ve her bir şıkkı tek tek değerlendirelim.
Metinde şunlar belirtiliyor: Mustafa Kemal Paşa, Havza’ya ulaştığında halkla toplantı yapmış ve Havza Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin açılmasını sağlamış. Ayrıca, kolordu komutanlarına gizli bir telgraf göndererek Anadolu’daki işgalleri protesto etmek için mitingler düzenlenmesini istemiş. Bu telgrafın ardından yurdun birçok yerinde mitingler yapılmış. Şimdi bu bilgileri kullanarak şıklara bakalım:
- A) Örgütleyiciliği: Mustafa Kemal Paşa, halkla toplantı yaparak bir cemiyet kurdurmuş. Ayrıca, kolordu komutanlarına telgraf gönderip mitingler organize edilmesini sağlamış. Bu, onun insanları bir araya getirme ve bir amaç doğrultusunda harekete geçirme yeteneğini gösteriyor. Yani metinden örgütleyicilik özelliğine ulaşabiliyoruz. Bu şık, sorunun cevabı olamaz.
- B) Vatanseverliği: İşgallere karşı mitingler düzenletmesi ve bu yolla ülkesini savunma isteği, Mustafa Kemal Paşa’nın vatanına olan sevgisini ve koruma bilincini ortaya koyuyor. Dolayısıyla, vatanseverlik özelliğine de metinden ulaşabiliyoruz. Bu şık da doğru cevap değil.
- C) Açıksözlülüğü: Burada dikkatli olalım! Metinde, Mustafa Kemal Paşa’nın kolordu komutanlarına gizli bir telgraf gönderdiği vurgulanıyor. Gizli bir telgraf, açıkça konuşmaktan çok stratejik ve dikkatli bir yaklaşımı ifade eder. Halkla toplantı yapması veya cemiyet kurdurması liderlik ve örgütleyicilikle ilgilidir, ancak düşüncelerini ne kadar açıkça ifade ettiği hakkında net bir bilgi yok. Bu yüzden açıksözlülük özelliğine metinden ulaşılamıyor. Bu şık, sorunun cevabı olabilir.
- D) Liderliği: Halkı bir araya getirmesi, cemiyet kurdurması ve mitingler için talimat vermesi, Mustafa Kemal Paşa’nın liderlik yeteneğini açıkça gösteriyor. Anadolu’da bir direniş hareketi başlatması da bunu destekliyor. Yani liderlik özelliğine ulaşabiliyoruz. Bu şık da doğru cevap değil.
Şimdi diğer şıkların neden doğru olmadığını özetleyelim:
- A şıkkı (Örgütleyiciliği): Cemiyet kurdurması ve mitingler organize etmesi, bu özelliğin metinde açıkça göründüğünü kanıtlıyor. Soruda “ulaşılamaz” denildiği için bu şık yanlış.
- B şıkkı (Vatanseverliği): İşgallere karşı tepki göstermesi vatanseverliğini gösterdiğinden, bu şık da metne uygun ve yanlış bir cevap.
- D şıkkı (Liderliği): Halkı yönlendirmesi ve direnişi başlatması liderliğini ortaya koyuyor, yani bu şık da sorunun cevabı olamaz.
Sonuç olarak, metinden Mustafa Kemal Paşa’nın açıksözlülüğü özelliğine dair bir bilgiye ulaşamıyoruz. Çünkü gizli telgraf ve faaliyetleri, daha çok stratejik bir yaklaşımı yansıtıyor. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır. Umarım bu çözüm, konuyu anlamanıza yardımcı olmuştur. Sınavlarınızda başarılar dilerim!
7
Balkan Savaşları sonucunda Balkanlardaki Türk hâkimiyeti sona erdi.
Kaybedilen Balkan topraklarından Anadolu’ya büyük bir göç dalgası yaşandı.
Yunanistan ve Bulgaristan’da kalan Türklerin kültürel ve dinî hakları
antlaşmalarla güvence altına alındı.
Bu bilgiye göre aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- Anadolu’daki Türk nüfusu artmıştır.
- Balkanlarda Türk varlığı sona ermiştir.
- Osmanlı Devleti’nin sınırları daralmıştır.
- Balkanlarda Müslüman nüfus azalmıştır.
7. Sorunun Çözümü
Merhaba sevgili öğrenciler! Şimdi 7. soruyu birlikte çözeceğiz. Bu soruda, Balkan Savaşları’nın sonuçlarıyla ilgili bir metin verilmiş ve bu metne dayanarak hangi ifadenin söylenemeyeceği soruluyor. Metni ve şıkları dikkatlice inceleyip, adım adım doğru cevabı bulacağız. Hazırsanız başlayalım!
Metinde şu bilgiler yer alıyor:
- Balkan Savaşları sonucunda Balkanlardaki Türk hâkimiyeti sona erdi.
- Kaybedilen Balkan topraklarından Anadolu’ya büyük bir göç dalgası yaşandı.
- Yunanistan ve Bulgaristan’da kalan Türklerin kültürel ve dinî hakları antlaşmalarla güvence altına alındı.
Şimdi, bu bilgilere dayanarak şıkları tek tek değerlendirelim ve hangisinin metne göre söylenemeyeceğini bulalım.
- A) Anadolu’daki Türk nüfusu artmıştır.
Metinde, Balkan topraklarından Anadolu’ya büyük bir göç dalgasının yaşandığı açıkça belirtiliyor. Bu göç, çoğunlukla Türk nüfusunu kapsadığı için Anadolu’daki Türk nüfusunun artması beklenir. Dolayısıyla bu ifade, metne dayanarak söylenebilir. Yani bu şık, sorunun cevabı olamaz. - B) Balkanlarda Türk varlığı sona ermiştir.
Metinde, Yunanistan ve Bulgaristan’da kalan Türklerin haklarının antlaşmalarla korunduğu vurgulanıyor. Bu, Balkanlarda Türk nüfusunun hala var olduğunu ve tamamen ortadan kalkmadığını gösterir. Yani, Türk hâkimiyeti sona ermiş olsa da Türk varlığı devam etmektedir. Bu nedenle, “Balkanlarda Türk varlığı sona ermiştir” ifadesi metne dayanarak söylenemez. Bu şık, dikkat çekiyor ve muhtemelen doğru cevaptır. - C) Osmanlı Devleti’nin sınırları daralmıştır.
Balkan Savaşları sonucunda Balkanlardaki Türk hâkimiyetinin sona ermesi, Osmanlı Devleti’nin bu toprakları kaybettiği anlamına gelir. Toprak kaybı, devletin sınırlarının daralması demektir. Bu ifade, metinden rahatlıkla çıkarılabilir ve söylenebilir. Dolayısıyla bu şık da sorunun cevabı olamaz. - D) Balkanlarda Müslüman nüfus azalmıştır.
Balkanlardan Anadolu’ya yaşanan büyük göç dalgası, muhtemelen Müslüman nüfusun önemli bir kısmını içeriyordu, çünkü Balkanlardaki Türkler genellikle Müslümandı. Göç nedeniyle Balkanlarda kalan Müslüman nüfusun azalması beklenir. Bu ifade de metne dayanarak söylenebilir ve sorunun cevabı değildir.
Şimdi, diğer şıkların neden doğru olmadığını özetleyelim:
- A şıkkı: Göç nedeniyle Anadolu’daki Türk nüfusunun artması, metinden doğrudan çıkarılabilecek bir bilgidir.
- C şıkkı: Balkanlardaki hâkimiyetin sona ermesi, Osmanlı Devleti’nin sınırlarının daraldığını gösterir.
- D şıkkı: Göç, Balkanlardaki Müslüman nüfusun azalmasına neden olmuş olabilir.
Ancak B şıkkı, metinde açıkça çelişen bir bilgiye dayanıyor. Çünkü metin, Balkanlarda Türk varlığının devam ettiğini, sadece hâkimiyetin sona erdiğini belirtiyor.
Sonuç: Metne göre “Balkanlarda Türk varlığının sona erdiği” söylenemez. Bu nedenle doğru cevap “B” şıkkıdır.
8
1789 Fransız İhtilali sonucunda ortaya çıkan milliyetçilik fikri, içerisinde farklı ulusları barındıran
imparatorluklarda birtakım sıkıntıların baş göstermesine neden olmuştur.
Bazı Avrupalı devletlerin kışkırtmasıyla Osmanlı Devleti içerisinde bulunan
Sırp, Rum, Bulgar gibi uluslar Osmanlı’ya karşı ayaklanmışlar ve bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir.
Buna karşılık milliyetçilik fikri, Türk ulusunu da etkilemiş ve
Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında önemli bir rol oynamıştır.
Yukarıdaki bilgiler dikkate alındığında;
I. Osmanlı Devleti’nin çok uluslu bir yapıya sahip olduğu,
II. Avrupalı devletlerin Osmanlı Devleti’ne karşı dostça tavırlar sergilediği,
III. Milliyetçilik fikrinin Millî Mücadele’nin başarıya ulaşmasında etkili olduğu,
yargılarından hangilerine ulaşılabilir?
- Yalnız I
- I ve III
- II ve III
- I, II ve III
8. Sorunun Çözümü
Bu soruda, 1789 Fransız İhtilali sonrasında ortaya çıkan milliyetçilik fikri‘nin Osmanlı Devleti üzerindeki etkileri değerlendirilmek istenmektedir. Metinde, milliyetçilik fikrinin imparatorlukların içindeki çok uluslu yapılar nedeniyle sıkıntılara yol açtığı ve özellikle bazı Avrupalı devletlerin kışkırtmalarıyla Sırp, Rum ve Bulgar uluslarının bağımsızlık hareketlerine yöneldiği belirtilmiştir. Bu durum, Osmanlı Devleti’nin çok uluslu yapısının önemli bir gerçek olduğunu ortaya koyar. Dolayısıyla, I. Osmanlı Devleti’nin çok uluslu bir yapıya sahip olduğu ifadesi kesinlikle doğru bir çıkarımdır.
II. Avrupalı devletlerin Osmanlı Devleti’ne karşı dostça tavırlar sergilediği ifadesi ise metinde tamamen aksini belirtmektedir. Metinde, Avrupalı devletlerin aksine, Osmanlı Devleti içinde kışkırtıcı faaliyetlerin yapıldığı, çeşitli ulusların ayaklanarak bağımsızlık taleplerinde bulunduğu vurgulanmıştır. Bu nedenle, bu seçenek desteklenmemektedir.
III. Milliyetçilik fikrinin Millî Mücadele’nin başarıya ulaşmasında etkili olduğu ifadesi de metinde açıkça dile getirilmektedir. Milliyetçilik, Türk ulusunun birlik ve beraberliğini pekiştirerek Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında önemli rol oynamıştır. Bu nedenle, bu çıkarımın da doğru olduğu söylenebilir.
Sonuç olarak, metinde yer alan bilgilere göre, Osmanlı Devleti’nin çok uluslu yapısının ve milliyetçilik fikrinin Millî Mücadele üzerindeki olumlu etkisinin vurgulandığı görülmektedir. Avrupalı devletlerin dostça tavır sergilediği yönündeki ifade ise metne tamamen ters düşmektedir. Bu nedenle, doğru cevap “I ve III” şıkkıdır. Öğrenciler, her bir şıkkı dikkatlice analiz ederek metindeki ipuçlarını değerlendirip, mantıklı sonuçlara ulaşmalıdır. Bu yaklaşım, benzer soruların çözümünde sağlam temellere dayalı düşünme yeteneğini geliştirmelerine yardımcı olacaktır.
9
1876’da ilan edilen anayasa (Kanun-i Esasi) ile Türk tarihinde yeni bir döneme geçilmiş oldu.
Devlet, artık padişahın kişisel isteklerine göre değil, anayasadaki kurallara göre yönetilecektir.
Anayasada, kişiler arası eşitlik, mal ve konut dokunulmazlığı, eğitim hakkı, vicdan hürriyeti,
basın hürriyeti ve mahkemelerin bağımsızlığı gibi kişi hak ve hürriyetlerine yer verilmiştir.
Buna göre Kanun-i Esasi’nin ilanı ile aşağıdakilerden hangisinin amaçlandığı söylenemez?
- Temel hakları korumak
- Anayasal düzene geçmek
- Yargı bağımsızlığını sağlamak
- Padişah otoritesini güçlendirmek
1. Sorunun Çözümü
Bu soruda, 1876’da ilan edilen Kanun-i Esasi‘nin amacı ve getirdiği yenilikler değerlendirilmektedir. Kanun-i Esasi, Osmanlı Devleti’nde padişahın keyfi yönetiminin sona erdirilerek, devletin artık anayasada belirlenmiş kurallar çerçevesinde yönetileceği yeni bir dönemi başlatmıştır. Bu anayasa ile vatandaşların temel hakları (kişiler arası eşitlik, mal ve konut dokunulmazlığı, eğitim hakkı, vicdan hürriyeti, basın hürriyeti ve mahkemelerin bağımsızlığı) güvence altına alınmış ve devlet yönetiminde hukukun üstünlüğü ilkesine geçiş yapılmıştır.
Şıklara baktığımızda:
- A – Temel hakları korumak: Kanun-i Esasi, vatandaşların temel haklarını güvence altına almayı amaçlamış ve bu yönde düzenlemeler getirmiştir. Dolayısıyla bu amaç sağlanmak istenen hedefler arasındadır.
- B – Anayasal düzene geçmek: Padişahın kişisel isteklerinden ziyade, yasaların üstünlüğüne dayalı yönetim sistemi oluşturulması, anayasal düzene geçişin temel amacıdır. Bu hedef de kanunun getirdiği yenilikler arasında yer almaktadır.
- C – Yargı bağımsızlığını sağlamak: Mahkemelerin bağımsızlığına yer verilmesiyle, yargı sisteminin tarafsız ve adil bir şekilde işleyebilmesi amaçlanmıştır. Bu da Kanun-i Esasi’nin temel hedeflerinden biridir.
- D – Padişah otoritesini güçlendirmek: Kanun-i Esasi’nin en temel hedeflerinden biri, padişahın keyfi ve mutlak otoritesini sınırlayarak, devlet yönetimini anayasal esaslara dayandırmaktır. Bu bağlamda, padişahın otoritesinin güçlendirilmesi kesinlikle amaçlanmamıştır.
Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, Kanun-i Esasi ile temel hakların korunması, anayasal düzene geçilmesi ve yargı bağımsızlığının sağlanması hedeflenirken, padişah otoritesinin güçlendirilmesi gibi bir amaç kesinlikle söz konusu değildir. Bu nedenle, soruda “hangisinin amaçlandığı söylenemez” denildiğinde doğru cevap “Padişah otoritesini güçlendirmek” olacaktır. Öğrenciler, bu tür sorularda metindeki ipuçlarını dikkatlice incelemeli, her bir şıkkın metinle uyumunu sorgulamalı ve mantıklı çıkarımlarda bulunmalıdır. Böylece, tarihi belgeler ve anayasal düzenlemeler arasındaki farkları kavrayarak, sorulara daha bilinçli ve temellendirilmiş cevaplar verebilirler.
10 Aşağıdaki tabloda 19. ve 20. yüzyıllarda Osmanlı Devleti’nin dağılmasını önlemek için ortaya çıkan fikir akımları ile ilgili bilgiler verilmiştir.
| Fikir Akımı | Açıklama |
|---|---|
| I. Osmanlıcılık | Hangi din ve ırktan olursa olsun Osmanlı Devleti sınırları içinde yaşayanları kaynaştırarak bir Osmanlı milleti oluşturmayı amaçlamıştır. |
| II. İslamcılık | Devleti kurtarmak için hangi milletten olursa olsun bütün Müslümanları halifenin etrafında toplamayı amaçlamıştır. |
| III. Türkçülük | Devletin, dili, dini, soyu ve ülküsü bir olan Türk toplumu temelinde güçlenebileceğini savunmuştur. |
Bu bilgilere göre, Müslüman olan Trablusgarp halkının 1911 yılında yapılan Trablusgarp Savaşı’nda İtalya’ya karşı Osmanlı Devleti’nin yanında yer alması bu akımlardan hangileriyle ilişkilendirilebilir?
- Yalnız I
- Yalnız III
- I ve II
- II ve III
10. Sorunun Çözümü
Bu soruda, 19. ve 20. yüzyıllarda Osmanlı Devleti’nin dağılmasını önlemek amacıyla ortaya atılan fikir akımlarının özellikleri incelenmektedir. Verilen tabloda yer alan üç akım; Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük olmak üzere her biri, devletin varlığını sürdürme ve güçlenme stratejilerinde farklı yaklaşımları temsil etmektedir.
I. Osmanlıcılık akımı, din ve ırk ayrımı gözetmeksizin Osmanlı Devleti sınırları içinde yaşayan tüm halkların ortak bir kimlik etrafında toplanmasını hedefler. Bu yaklaşım, farklı etnik ve dini grupların bir arada barış içinde yaşamasını ve devlet bütünlüğünün korunmasını amaçlar. Bu sebeple, Trablusgarp halkının Osmanlı Devleti’nin yanında yer alması, bu akımın sağladığı ortak Osmanlı kimliğine duyulan inançla ilişkilendirilebilir.
II. İslamcılık ise, bütün Müslümanları halifenin etrafında toplayarak, dini birlik ve beraberlik temelinde hareket etmeyi öngörür. Müslüman kimliğine sahip Trablusgarp halkı, bu ideolojinin etkisi altında kalarak, İtalya’ya karşı Osmanlı Devleti’nin yanında yer alarak, dini dayanışma ve ortak mücadele ruhunu ortaya koymuştur.
Buna karşın, III. Türkçülük akımı, devletin yalnızca dili, dini, soyu ve ülküsü bir olan Türk toplumu temelinde güçlenebileceğini savunur. Trablusgarp halkı ise etnik olarak Türk kimliğiyle değil, daha çok Müslüman ve Osmanlı kimliğiyle öne çıktığı için, bu akımla ilişkilendirilmemelidir.
Sonuç olarak, Trablusgarp halkının 1911 yılında Trablusgarp Savaşı’nda İtalya’ya karşı Osmanlı Devleti’nin yanında yer alması, Osmanlıcılık ve İslamcılık akımlarıyla ilişkilendirilebilir. Diğer bir deyişle, doğru cevap “I ve II” şıkkıdır. Öğrenciler, her bir akımın temel özelliklerini karşılaştırarak hangi fikirlerin bölgenin tarihi ve sosyal dinamikleriyle örtüştüğünü analiz etmelidir. Bu yaklaşım, tarihsel süreçlerin ve fikir akımlarının devletin politikalarına nasıl yansıdığını anlamada önemli bir adımdır.
11
Selanik’in karışık sokak aralarında tatlı sürprizlerle karşılaşılırdı;
kâh yeşilliklerin arasında birdenbire denize açılan manzaralar,
kâh çocuk sesleri ile Kur’an nağmelerinin taştığı sıbyan mektepleri,
kâh muntazam vuruşlarla bakır veya demir döven çekiç seslerinin duyulduğu
karanlık atölyeler, kâh kırlangıç yuvası gibi geçmişin birçok faciasını yaşamış
yüksek evler…
Bu şehrin dilleri ve dinleri farklı insanları, bu küçük tatlardan büyük mutluluklar
çıkarmasını bilirdi.
Bu parçaya verilebilecek en uygun başlık aşağıdakilerden hangisidir?
- Selanik ve Milliyetçilik
- Selanik ve Milli Mücadele
- Selanik ve Kültürel Zenginlik
- Selanik’in Jeopolitik Konumu
11. Sorunun Çözümü
Merhaba sevgili öğrenciler! Şimdi 5. soruyu birlikte çözeceğiz. Bu soruda, Selanik şehrinin sokaklarından ve insanlarından bahseden bir metin verilmiş ve bu metne en uygun başlığın hangisi olduğu soruluyor. Metni dikkatlice inceleyip, şıkları tek tek değerlendireceğiz. Hazırsanız, başlayalım!
Metinde şunlar anlatılıyor:
- Selanik’in karışık sokaklarında tatlı sürprizler var: yeşillikler arasında denize açılan manzaralar, çocuk sesleri ve Kur’an nağmelerinin duyulduğu sıbyan mektepleri, çekiç seslerinin geldiği atölyeler ve geçmişin izlerini taşıyan yüksek evler.
- Bu şehrin dilleri ve dinleri farklı insanları, küçük tatlardan büyük mutluluklar çıkarmasını bilirdi.
Metnin ana teması, Selanik’in sokaklarında günlük hayatın güzelliklerini ve kültürel çeşitliliğin insanlara mutluluk verdiğini vurgulamasıdır. Şimdi şıkları inceleyelim:
- A) Selanik ve Milliyetçilik
Milliyetçilik, bir ulusun kimliğini veya çıkarlarını öne çıkaran bir ideolojiyi ifade eder. Ancak metinde milliyetçilikle ilgili herhangi bir bilgi yok. Bu şık uygun değil. - B) Selanik ve Milli Mücadele
Milli Mücadele, Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesini ifade eder. Metinde ise savaş veya mücadele teması bulunmuyor. Dolayısıyla bu şık da uygun değil. - C) Selanik ve Kültürel Zenginlik
Metin, farklı diller ve dinlere sahip insanların bir arada mutluluk bulduğunu ve sokaklardaki çeşitliliği anlatıyor. Bu, kültürel zenginlik temasını yansıtıyor. Bu şık en uygun olanıdır. - D) Selanik’in Jeopolitik Konumu
Jeopolitik konum, coğrafi ve siyasi önemi ifade eder. Metinde ise böyle bir tema yok. Bu şık da uygun değil.
Sonuç: Metnin odak noktası, Selanik’in kültürel çeşitliliği ve bu çeşitliliğin sunduğu mutluluktur. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.
12
Mustafa Kemal’in doğduğu Selanik, önemli bir liman şehri olmanın yanında
demir yolu ile Belgrad, Manastır ve İstanbul gibi şehirlere bağlanmaktaydı.
Bu durum Selanik’in hem Batı ile etkileşimini kolaylaştırmış hem de sosyal
ve kültürel yönden gelişmesine zemin hazırlamıştır.
Avrupa’da çıkarılan gazete, dergi ve kitaplardaki fikirler
çok uluslu yapıya sahip olan Selanik üzerinden Osmanlı ülkesine yayılıyordu.
Bu yönüyle Selanik, Avrupa’daki gelişmelerin yakından takip edildiği
ve Batı ülkeleriyle etkileşimin en yoğun yaşandığı şehirlerden biriydi.
Denebilir ki Selanik, Osmanlı Devleti’nin Batı’ya açılan bir penceresi konumundaydı.
Bu metinden hareketle Selanik’in Mustafa Kemal’in kişisel özelliklerinden hangisi üzerinde
etkili olduğu söylenebilir?
- Planlı ve çalışkan olması
- Sabırlı ve disiplinli olması
- İyi bir asker ve yönetici olması
- Zengin bir düşünce yapısına sahip olması
12. Sorunun Çözümü
Bu soruda, Selanik‘in coğrafi konumu ve kültürel etkileşimleri üzerinden Mustafa Kemal‘in kişisel özelliklerine nasıl etki ettiğini incelememiz istenmektedir. Metinde, Selanik’in önemli bir liman şehri olması, demir yolu gibi ulaşım araçlarıyla Belgrad, Manastır ve İstanbul gibi büyük şehirlere bağlanması vurgulanmaktadır. Bu durum, Selanik’in Batı ile olan etkileşimini artırmış, sosyal ve kültürel gelişiminin temelinde zengin fikir alışverişinin yattığını göstermektedir. Avrupa’da çıkan gazete, dergi ve kitapların fikirleri ise bu çok uluslu yapının bir parçası olarak Osmanlı’ya yayılmıştır. Böylece Selanik, Osmanlı Devleti‘ne Batı’nın düşünce ve kültür dünyasının açılan bir penceresi konumuna gelmiştir.
Bu bağlamda, Mustafa Kemal‘in yetiştiği çevre, yalnızca askeri ya da yönetimsel bir disiplin kazandırmakla kalmayıp, onun düşünce dünyasının da zenginleşmesine büyük katkı sağlamıştır. Gelin, her bir seçeneği detaylıca değerlendirelim:
- A – Planlı ve çalışkan olması: Bu özellik kişisel disiplin ve özveriyi yansıtır; ancak metinde Selanik’in kültürel ve sosyal zenginliği ön plana çıkarılarak, planlılık ya da çalışkanlık gibi niteliklere doğrudan değinilmemiştir.
- B – Sabırlı ve disiplinli olması: Sabır ve disiplin, özellikle askeri yaşamda önemli olsa da, metinde Selanik’in çok kültürlü yapısı ve Batı ile olan etkileşiminin, bu tür özellikleri doğrudan etkileyeceği vurgulanmamıştır.
- C – İyi bir asker ve yönetici olması: Askeri ve idari beceriler, elbette Mustafa Kemal’in kariyerinde önemli yer tutar; ancak metinde Selanik’in sosyal ve kültürel özelliklerine odaklanıldığı için, bu tür özelliklerin ön planda olduğuna dair yeterli ipucu bulunmamaktadır.
- D – Zengin bir düşünce yapısına sahip olması: Selanik’in Batı ile olan yoğun kültürel ve sosyal etkileşimi, farklı düşünce akımlarının ve fikirlerin bir araya gelmesi, Mustafa Kemal’in zihinsel yapısının zenginleşmesine, geniş bir perspektife sahip olmasına vesile olmuştur. Bu nedenle, Selanik’in etkisi en çok onun zengin bir düşünce yapısına sahip olmasını sağlamada öne çıkmaktadır.
Sonuç olarak, Selanik’in coğrafi ve kültürel özellikleri, Mustafa Kemal’in yalnızca askeri ya da yönetimsel niteliklerini değil, fikir dünyasının derinliğini ve çok boyutluluğunu da beslemiştir. Bu yüzden, metindeki bilgiler ışığında en uygun yorum, Selanik’in Mustafa Kemal üzerinde “Zengin bir düşünce yapısına sahip olması” üzerinde etkili olduğudur. Bu yaklaşımla, öğrenciler hem metindeki ipuçlarını doğru analiz edebilir hem de farklı kişisel özellikler arasındaki farkları mantıklı bir şekilde değerlendirebilirler.
13
Mustafa Kemal’in Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’nin Selanik şubesinin açılışında yaptığı konuşma:
“Arkadaşlar, bu gece burada sizleri toplamaktaki amacım şudur: Memleketin yaşadığı tehlikeli anları
size söylemeye gerek görmüyorum. Bunu hepiniz anlarsınız.
Bu talihsiz memlekete karşı önemli görevlerimiz vardır. Onu kurtarmak tek hedefimizdir.
Bugün Makedonya’yı ve bütün Rumeli topraklarını vatan bütünlüğünden ayırmak istiyorlar…
Memlekete yabancı etkisi ve egemenliği kısmen ve fiilen girmiştir. Şimdilik gizli çalışmak ve teşkilatı
şekillendirmek mecburidir. Sizden fedakârlıklar bekliyorum.
Milleti hâkim kılmak, özetle vatanı kurtarmak için sizi göreve çağırıyorum.”
Bu konuşmadan hareketle Mustafa Kemal ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
- Liderlik vasfına sahip olduğuna
- Milli bir ordu kurmayı amaçladığına
- Bağımsızlık duygusu ile hareket ettiğine
- Millî egemenlik anlayışını benimsediğine
13. Sorunun Çözümü
Sevgili öğrenciler, Mustafa Kemal’in Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’nin Selanik şubesinin açılışında yaptığı konuşmayı inceleyerek sorumuzu adım adım çözeceğiz. Bu konuşma, Mustafa Kemal’in düşüncelerini ve hedeflerini anlamamız için önemli bir kaynaktır. Soruda, konuşmadan yola çıkarak Mustafa Kemal ile ilgili hangisine ulaşılamayacağı soruluyor. Şimdi konuşmayı dikkatlice analiz edelim ve şıkları tek tek değerlendirelim.
Konuşmada Mustafa Kemal, memleketin tehlikeli durumundan bahsediyor ve “Onu kurtarmak tek hedefimizdir” diyerek vatanı kurtarma amacını vurguluyor. Ayrıca “Milleti hâkim kılmak” ifadesiyle milletin egemenliğini önemsediğini, gizli çalışma ve teşkilat kurma gerekliliğinden bahsederek de liderlik özelliklerini gösterdiğini görüyoruz. Ancak konuşmada milli bir ordu kurma gibi spesifik bir plandan söz edilmiyor. Bu noktayı aklımızda tutarak şıklara geçelim.
-
A şıkkı: Liderlik vasfına sahip olduğuna
Mustafa Kemal, “Şimdilik gizli çalışmak ve teşkilatı şekillendirmek mecburidir” diyerek bir organizasyon kurma ve yönlendirme iradesi gösteriyor. Bu, liderlik vasfını açıkça ortaya koyar. Dolayısıyla bu şık doğrudur ve konuşmadan ulaşılabilir. -
B şıkkı: Milli bir ordu kurmayı amaçladığına
Konuşmada vatanı kurtarmak için fedakârlık ve teşkilatlanma gerektiği belirtiliyor, ancak milli bir ordu kurma amacına dair herhangi bir ifade yok. Bu, ilerideki yıllarda geliştireceği bir fikir olabilir, ama bu konuşmada yer almıyor. Bu nedenle bu şık yanlıştır ve sorunun cevabıdır. -
C şıkkı: Bağımsızlık duygusu ile hareket ettiğine
“Bu talihsiz memlekete karşı önemli görevlerimiz vardır. Onu kurtarmak tek hedefimizdir” sözleri, Mustafa Kemal’in bağımsızlık için çalıştığını gösteriyor. Yabancı etkisine karşı çıkması da bunu destekler. Bu şık doğrudur. -
D şıkkı: Millî egemenlik anlayışını benimsediğine
“Milleti hâkim kılmak” ifadesi, milletin kendi kaderini tayin etmesi gerektiğini düşündüğünü kanıtlar. Bu, milli egemenlik anlayışını yansıtır ve şık doğrudur.
Sonuç olarak, sevgili öğrenciler, konuşmayı dikkatle okuduğumuzda Mustafa Kemal’in liderlik vasıflarına sahip olduğu, bağımsızlık için çalıştığı ve milli egemenlik anlayışını benimsediği açıkça görülüyor. Ancak milli bir ordu kurmayı amaçladığına dair bir bilgiye ulaşamıyoruz. Bu nedenle doğru cevap “B” şıkkıdır. Soruları çözerken metni iyi anlamak ve şıklardaki her kelimeye dikkat etmek çok önemli. Başarılar dilerim!
14 Mustafa Kemal, askerî ateşelik görevi nedeniyle bir süre Bulgaristan’ın Sofya kentinde bulunmuştur. Bu görevi sırasında;
- Bulgar parlamentosunu yakından takip etmiştir.
- Bulgaristan’da azınlıkta kalan Türklerle yakın ilişkiler kurmuş ve Türkçe yayımlanan gazetelere destek vermiştir.
- Diğer devletlerin elçileriyle görüş alışverişinde bulunmuştur.
- İstanbul’dan getirttiği gazete ve dergileri özenle takip etmiştir.
Buna göre Mustafa Kemal ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- Milliyetçi bir kişiliğe sahiptir.
- Ülkesindeki ve dünyadaki gelişmeleri takip etmiştir.
- Bulgaristan’daki Türk azınlığın sorunlarına çözüm getirmiştir.
- Demokratik yönetim sistemleri hakkında fikir sahibi olmuştur.
14. Sorunun Çözümü
Soru metninde, Mustafa Kemal‘in askerî ateşelik görevi kapsamında Bulgaristan’ın Sofya kentinde bulunduğu süreçte gerçekleştirdiği eylemler detaylı bir şekilde aktarılmıştır. Bu süreçte;
• Bulgar parlamentosunu yakından takip etmesi, • Bulgaristan’da azınlıkta kalan Türklerle yakın ilişkiler kurup Türkçe yayımlanan gazetelere destek vermesi, • Diğer devletlerin elçileriyle görüş alışverişinde bulunması ve • İstanbul’dan getirttiği gazete ve dergileri özenle takip etmesi vurgulanmıştır.
Bu bilgiler ışığında, seçenekleri değerlendirdiğimizde:
A şıkkı: Milliyetçi bir kişiliğe sahiptir. ifadesi, Mustafa Kemal’in ulusal değerlerine olan bağlılığı ve milli bilinçle hareket ettiğini göstermektedir. Kendisi, askerî görevleri süresince milli ve ulusal çıkarları ön planda tutan bir yaklaşım sergilemiştir.
B şıkkı: Ülkesindeki ve dünyadaki gelişmeleri takip etmiştir. ifadesi, kendisinin yalnızca bulunduğu bölgedeki olayları değil, aynı zamanda ulusal ve uluslararası gelişmeleri de yakından gözlemlediğini ortaya koymaktadır. Bu durum, askeri ve siyasi stratejilerinde önemli bir yer tutar.
D şıkkı: Demokratik yönetim sistemleri hakkında fikir sahibi olmuştur. ifadesi, Mustafa Kemal’in sadece askeri operasyonlarla sınırlı kalmayıp, farklı yönetim biçimleri ve modern devlet yapıları üzerine de düşünce ürettiğini göstermektedir. Bu durum, ilerleyen süreçte Türkiye’deki reform ve modernleşme çalışmalarına zemin hazırlamıştır.
Ancak, C şıkkı: Bulgaristan’daki Türk azınlığın sorunlarına çözüm getirmiştir. ifadesi, tarihsel gerçeklerle uyumlu değildir. Çünkü soruda belirtilen faaliyetler, daha çok gözlem ve destek verme şeklinde olup, doğrudan somut bir çözüm üretme anlamına gelmez.
Özetle, Mustafa Kemal’in Bulgaristan’daki görev süresince yaptığı çalışmalar, mevcut durumun incelenmesi ve çeşitli konuların takip edilmesi üzerine odaklanmıştır. Bu bağlamda, Türk azınlığın sorunlarına yönelik doğrudan bir çözüm üretme faaliyetinde bulunduğuna dair hiçbir kanıt bulunmamaktadır. Dolayısıyla, diğer seçeneklerde yer alan milliyetçilik, gelişmeleri takip etme ve demokratik yönetim sistemleri hakkındaki bilgi sahibi olma gibi özellikler, tarihsel kayıtlarla uyumlu iken, C şıkkı tarihsel gerçeklere ters düşmektedir. Bu sebeple, “C” şıkkı doğru cevap olarak seçilemez.
15 İtalya’nın Trablusgarp’ı işgal etme girişimi sırasında izlediği yollar aşağıdaki haritada verilmiştir.
Verilen haritaya göre İtalya ile ilgili;
I. Akdeniz’deki hâkimiyet alanını genişletmek istemiştir.
II. Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünü bozmuştur.
III. Kuzey Afrika topraklarını egemenliği altına almıştır.
yargılarından hangilerine ulaşılabilir?
- Yalnız I
- I ve III
- II ve III
- I, II ve III
15. Sorunun Çözümü
Bu soruda, İtalya’nın Trablusgarp’ı işgal etme girişimi sırasında izlediği yolların yer aldığı haritaya dayanarak, İtalya’nın stratejik amaçlarını değerlendirmemiz istenmektedir. Haritada, İtalya’nın Akdeniz üzerinden gerçekleştirdiği seferin izleri gözlemlenmekte ve bu durum, ülkenin bölgedeki etkisini artırma arzusunu yansıtmaktadır. Aşağıda, verilen her bir yargı detaylı olarak ele alınmıştır:
- I. Akdeniz’deki hâkimiyet alanını genişletmek istemiştir.
Haritada, İtalya’nın Akdeniz’e yönelik hareketleri belirgin şekilde yer almakta ve deniz yolu üzerinden izlenen rotalar, ülkenin bölgedeki varlığını güçlendirme hedefini açıkça ortaya koymaktadır. Bu stratejik yaklaşım, İtalyan deniz gücünün ve koloniyel emellerinin temelini oluşturmaktadır. - II. Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünü bozmuştur.
İtalya’nın müdahalesi, elbette Osmanlı Devleti üzerinde baskı oluşturmuş olabilir; ancak haritada, Osmanlı’nın genel toprak bütünlüğünün ciddi şekilde sarsıldığına dair net bir iz bulunmamaktadır. İtalyanların asıl amacı, Osmanlı’yı parçalamaktan ziyade kendi koloniyel çıkarlarını gerçekleştirmek ve Akdeniz üzerindeki nüfuzlarını artırmaktır. - III. Kuzey Afrika topraklarını egemenliği altına almıştır.
Haritada, İtalya’nın Kuzey Afrika’ya doğru ilerlediği görülse de, bu durum tüm bölgenin egemenliğini ele geçirdiklerine dair kesin bir sonuç çıkarımını desteklemez. İtalya’nın müdahalesi, sınırlı bir bölgeye odaklanmakta olup, Kuzey Afrika’nın tamamı üzerinde egemenlik kurduğu şeklinde yorumlanamaz.
Değerlendirme: Yukarıdaki açıklamalara göre, İtalya’nın temel stratejik hedefi Akdeniz’deki hâkimiyet alanını genişletmek olarak net bir biçimde ortaya konmuştur. Bu yargı, haritada görülen sefer yolları ve stratejik rotalarla doğrudan örtüşmektedir. II. yargı ise, haritanın sunduğu veriler ışığında Osmanlı toprak bütünlüğüne yönelik belirgin bir sarsıntıya işaret etmediğinden ve İtalyan müdahalesinin asıl hedefi olmadığından değerlendirmeye alınamaz. III. yargı ise, İtalya’nın Kuzey Afrika’da belirli bölgeler üzerinde nüfuz sağlama çabasıyla sınırlı kalması nedeniyle tüm bölgenin egemenliğini ele geçirdiğini ifade etmemektedir.
Sonuç: Verilen harita ve tarihi bağlam incelendiğinde, yalnızca I. yargıya ulaşıldığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple, doğru cevap “A” şıkkıdır.
16
İtalyanlar, işgal ettikleri bölgelerde birtakım kurumlar açmışlardı. Bunların başında
İtalyanca eğitim yapan okullar bulunuyordu. Açılan bu okullarda aynı zamanda
Hristiyanlık propagandası da yapmışlardı. Bunun yanında Anadolu sahilleri ile işgalleri
altındaki Rodos ve 12 Ada’ya gemi seferleri düzenlemişlerdi.
Bu politikayla İtalyanların aşağıdakilerden hangisini amaçladığı söylenebilir?
- Ekonomik kalkınmayı sağlamak
- İtalyan kültür ve inancını yaymak
- Eğitim kurumlarını çağdaşlaştırmak
- Ulaşım ve haberleşmeyi geliştirmek
16. Sorunun Çözümü
Bu soruda, İtalyanlar‘ın işgal ettikleri bölgelerde kurdukları kurumlar ve düzenledikleri seferler aracılığıyla, temel hedeflerinin ne olduğu sorgulanmaktadır. Soru metninde öne çıkan uygulamalar şunlardır:
- İtalyanca eğitim veren okullar açılması,
- Hristiyanlık propagandasının yapılması,
- Anadolu sahilleri ile işgalleri altındaki Rodos ve 12 Ada‘ya gemi seferlerinin düzenlenmesi
Açıklamaya göre, açılan bu okullar sadece dil öğretmekle kalmayıp aynı zamanda İtalyan kültür ve inancını yayma işlevi de görmüştür. Hristiyanlık propagandası, bu kültürel yayılımın en önemli araçlarından biridir. Gemi seferleri ise, İtalyan etkisinin coğrafi olarak uzak bölgelere de ulaşmasını sağlamaya yönelik stratejik hamlelerdir. Böylece, uygulanan politikalar esasen İtalyan kültür ve inancının benimsetilmesi amacı güdülerek gerçekleştirilmiştir.
Diğer seçeneklerin değerlendirilmesi:
A şıkkı: Ekonomik kalkınmayı sağlamak ifadesi, verilen uygulamalarda ekonomik büyüme veya kalkınma ile doğrudan ilişkilendirilebilecek bir unsur bulunmadığından söz konusu değildir.
C şıkkı: Eğitim kurumlarını çağdaşlaştırmak ifadesi, okulların açılma amacı modern eğitim sistemleri getirmekten ziyade, kültürel ve dini propagandanın yayılmasıdır. Bu sebeple, eğitimde çağdaşlık getirmek ana hedef olarak kabul edilmemiştir.
D şıkkı: Ulaşım ve haberleşmeyi geliştirmek ifadesi ise, gemi seferlerinin esas amacının bu yönde olduğu şeklinde yorumlanamaz. Gemi seferleri, daha çok İtalyan kültür ve inancının yayılmasını destekleyen bir araç olarak kullanılmıştır.
Tüm bu değerlendirmeler sonucunda, İtalyanların işgal ettikleri bölgelerde izledikleri politikanın temel amacı, İtalyan kültür ve inancını yaymak olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, doğru cevap “B” şıkkıdır.
17
Selanik, önemli bir liman şehri olmanın yanı sıra demir yolu ile de
Belgrad, Manastır ve İstanbul gibi önemli şehirlere bağlanmaktaydı.
Avrupa’da çıkarılan gazete, dergi ve kitaplardaki fikirler,
farklı milletlerin bir arada yaşadığı Selanik üzerinden Osmanlı ülkesine yayılıyordu.
Verilen bilgide Selanik’in, aşağıdaki özelliklerinden hangisine vurgu yapılmamıştır?
- Çok uluslu yapısına
- Sınır kenti olmasına
- Deniz kıyısında bulunmasına
- Kültürel yönden gelişmişliğine
17. Sorunun Çözümü
Bu soruda, Selanik‘in özelliklerinden hangisine vurgu yapılmadığı sorulmaktadır. Soruda verilen bilgiler ışığında Selanik, önemli bir liman şehri olarak tanımlanmış, demir yolu sayesinde Belgrad, Manastır ve İstanbul gibi önemli şehirlerle bağlantısı vurgulanmış; ayrıca Avrupa‘da çıkan gazete, dergi ve kitaplardaki fikirlerin, çok uluslu yapısı sayesinde Osmanlı ülkesine yayıldığı belirtilmiştir. Bu bilgileri değerlendirirken seçenekleri ayrıntılı olarak inceleyelim:
- A şıkkı: Çok uluslu yapısına – Metinde farklı milletlerin bir arada yaşadığı Selanik ifadesiyle, şehrin çok uluslu yapısına net olarak vurgu yapılmıştır.
- B şıkkı: Sınır kenti olmasına – Verilen bilgilerde Selanik’in sınır kenti olduğuna dair hiçbir ipucu bulunmamaktadır. Selanik, liman ve demiryolu bağlantılarıyla öne çıkarken, coğrafi konumuna ilişkin sınır kenti özelliği belirtilmemiştir.
- C şıkkı: Deniz kıyısında bulunmasına – “Önemli bir liman şehri” ifadesi, Selanik’in deniz kıyısında yer aldığını açıkça göstermektedir.
- D şıkkı: Kültürel yönden gelişmişliğine – Avrupa’da yayınlanan fikirlerin Selanik üzerinden yayılması, şehrin kültürel açıdan önemli bir merkez olduğunu ortaya koymaktadır.
Sonuç: Yukarıdaki değerlendirmelere göre, metinde Sınır kenti olmasına dair herhangi bir vurgu yapılmamıştır. Diğer seçeneklerde yer alan çok uluslu yapı, deniz kıyısında bulunma ve kültürel gelişmişlik özellikleri ise açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle doğru cevap “B” şıkkıdır.
18
Avrupalı devletler, keşfettikleri yeni topraklarda yürüttükleri sömürgecilik ve
kolonicilik faaliyetleri sayesinde büyük bir zenginliğe kavuşmuştur. Avrupa’nın,
sömürge topraklarından elde ettiği zenginlik, Avrupa’da bir refah ortamı oluşturmuştur.
Bununla birlikte kömür ve demir başta olmak üzere maden kaynaklarının
zenginliği, sanayinin ihtiyaç duyduğu enerji ve demir ihtiyacının düşük maliyetle
karşılanmasını sağlamıştır. Bu madenlere sahip İngiltere, Almanya ve Fransa
gibi ülkeler gerek demir sanayisinde gerekse buhar gücü ile işleyen makinelerin
çalışması için ihtiyaç duyulan enerji kaynağının temininde avantaj elde etmişlerdir.
Buna göre Avrupa’da Sanayi İnkılabı’nın gerçekleşmesinde;
I. Enerji kaynaklarının varlığı,
II. Yeterli sermaye birikiminin oluşu,
III. Teknolojik gelişmenin sağlanması
durumlarından hangilerinin etkili olduğu söylenebilir?
- Yalnız I
- I ve II
- II ve III
- I, II ve III
18. Sorunun Çözümü
Bu soruda, Avrupa’da Sanayi İnkılabı‘nın gerçekleşmesinde hangi faktörlerin etkili olduğu sorgulanmaktadır. Metinde, Avrupalı devletlerin sömürgecilik faaliyetleri sonucu elde ettikleri zenginlikle oluşturdukları refah ortamı ile birlikte, özellikle kömür ve demir gibi maden kaynaklarının zenginliğinin sanayinin ihtiyaç duyduğu enerji ve demir ihtiyacının düşük maliyetle karşılanmasını sağladığı vurgulanmaktadır. Buna göre, üç temel durumun etkisi incelenmelidir:
- I. Enerji kaynaklarının varlığı: Metinde, maden kaynaklarının sağladığı enerji ve hammadde temini, sanayi devriminde kritik rol oynamıştır. Özellikle kömür ve demirin, buhar gücüyle çalışan makinelerin çalışmasını desteklemesi, sanayileşmenin temel itici güçlerinden biri olmuştur.
- II. Yeterli sermaye birikiminin oluşu: Avrupalı devletlerin sömürge topraklarından elde ettiği zenginlik, ülkeler içinde ekonomik refahın artmasına ve dolayısıyla sanayi yatırımları için gerekli sermaye birikimine zemin hazırlamıştır. Bu sermaye, sanayinin gelişimi ve yeni teknolojilerin uygulanabilmesi için elzemdir.
- III. Teknolojik gelişmenin sağlanması: Metinde, demir sanayisi ve buhar gücüyle işleyen makinelerin kullanımında sağlanan avantajlar, teknolojik ilerlemenin sanayi devrimindeki önemini ortaya koymaktadır. Bu gelişmeler, üretim süreçlerinin modernleşmesine ve verimliliğin artmasına katkıda bulunmuştur.
Diğer seçeneklerin değerlendirilmesi:
A şıkkı: Yalnız I – Sadece enerji kaynaklarının varlığına vurgu yapmaktadır. Ancak, sermaye birikimi ve teknolojik gelişme de sanayi devriminde önemli rol oynamıştır. Bu nedenle bu şık eksiktir.
B şıkkı: I ve II – Enerji kaynaklarının varlığı ve sermaye birikimi ele alınmıştır, fakat teknolojik gelişmenin etkisi göz ardı edilmiştir. Bu durum, sorunun tüm yönlerini kapsamamaktadır.
C şıkkı: II ve III – Sermaye birikimi ve teknolojik gelişme konularını içerirken, enerji kaynaklarının sağladığı avantajı dışarıda bırakmaktadır. Dolayısıyla yine eksik kalmaktadır.
Sonuç: Metinde yer alan bilgiler doğrultusunda, sanayi devriminde etkili olan tüm faktörler, yani enerji kaynaklarının varlığı, yeterli sermaye birikiminin oluşu ve teknolojik gelişmenin sağlanması birbirini tamamlayan unsurlar olarak görülmektedir. Bu sebeple, doğru cevap “D” şıkkı yani I, II ve III‘tür.
19
Mustafa Kemal, Osmanlı ordusunu temsilen Fransa’da Picardie Manevraları’na katılır (10 Eylül 1910).
Bu, onun Batı Avrupa ile ilk temasıdır. Mustafa Kemal, Fethi Bey’le beraber yaptıkları
İsviçre, Belçika ve Hollanda’yı da içine alan 14 günlük bir seyahatten sonra vatana döner.
Manevralardan çıkardığı sonuç acıdır:
“Bu kadar hazırlık barış için yapılmaz. Aklımızı başımıza almalıyız. Çıkacak savaş bütün dünyayı ateşe atabilir
ve biz bunun dışında kalamayız.”
Picardie Manevraları sonrası söylediklerine bakılarak Mustafa Kemal ile ilgili aşağıdaki yargılardan
hangisine ulaşılamaz?
- Osmanlı Devleti’nin çıkacak bir savaşta tarafsız kalması gerektiğini savunmuştur.
- Avrupa’nın askerî açıdan yaptığı hazırlıkları tehlikeli bulmuştur.
- Osmanlı Devleti’nin tedbirli olması gerektiğini vurgulamıştır.
- Büyük bir harbin yaşanabileceğini öngörmüştür.
19. Sorunun Çözümü
Bu soruda, Mustafa Kemal‘in Picardie Manevraları sonrası dile getirdiği sözlerden yola çıkarak, kendisi hakkında hangi yargıya ulaşılamayacağını belirlememiz istenmektedir. Kendisinin, Fransa’da Osmanlı ordusunu temsil ederek katıldığı bu askeri tatbikatta ve sonrasında yaptığı açıklamalar, ileride çıkabilecek savaşın boyutlarını ve bu durum karşısında alınması gereken tedbirleri vurgulamaktadır. Aşağıda, verilen her bir seçeneği detaylı biçimde değerlendirelim:
- A şıkkı: Osmanlı Devleti’nin çıkacak bir savaşta tarafsız kalması gerektiğini savunmuştur.
Açıklama: Mustafa Kemal’in söyleminde, “Bu kadar hazırlık barış için yapılmaz. Aklımızı başımıza almalıyız. Çıkacak savaş bütün dünyayı ateşe atabilir ve biz bunun dışında kalamayız.” ifadesi, savaşın kaçınılmazlığını ve ülkenin bu durum karşısında harekete geçmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle, tarafsız kalma fikriyle ilgili bir savunma söz konusu değildir. Dolayısıyla bu yargıya ulaşılamaz. - B şıkkı: Avrupa’nın askerî açıdan yaptığı hazırlıkları tehlikeli bulmuştur.
Açıklama: Söz konusu açıklamada, Avrupa’nın yoğun askeri hazırlıkları ve bu hazırlıkların potansiyel tehlikeleri dile getirilmiş, bu yüzden bu yargı Mustafa Kemal’in düşüncelerine uygundur. - C şıkkı: Osmanlı Devleti’nin tedbirli olması gerektiğini vurgulamıştır.
Açıklama: “Aklımızı başımıza almalıyız” ifadesi, doğrudan tedbirli davranılması gerektiği mesajını vermektedir. Bu nedenle, Osmanlı Devleti’nin önceden önlem alması gerektiği fikri de Mustafa Kemal’in görüşleri arasında yer almaktadır. - D şıkkı: Büyük bir harbin yaşanabileceğini öngörmüştür.
Açıklama: “Çıkacak savaş bütün dünyayı ateşe atabilir” sözü, büyük ve yıkıcı bir savaşın kaçınılmazlığını öngördüğünü göstermektedir. Bu öngörü, açıklamada açıkça yer almaktadır.
Sonuç: Yukarıdaki değerlendirmeler ışığında, A şıkkı‘nda yer alan “Osmanlı Devleti’nin çıkacak bir savaşta tarafsız kalması gerektiğini savunmuştur” ifadesi, Mustafa Kemal’in aslında savaşın kaçınılmazlığına dikkat çekip, tedbirli davranılması gerektiğini vurgulamasıyla çelişmektedir. Dolayısıyla bu yargıya ulaşılamaz ve doğru cevap “A” şıkkıdır.
20
Gençlik döneminde Mustafa Kemal’in düşünce dünyasını etkileyen önemli olaylardan biri de
1897’deki Türk-Yunan Savaşı’dır. Osmanlı ordularının ilerleyişi karşısında tutunamayan
Yunan kuvvetleri ateşkes istemek zorunda kalmış ve Rusya’nın da talebi üzerine
Osmanlı ordusu, ilerleyişini durdurmuştur.
Ancak savaş meydanında elde edilen zafere karşılık masa başında aynı başarı gösterilememiştir.
İmzalanan İstanbul Antlaşması’na göre Osmanlı Devleti savaş sırasında ele geçirmiş olduğu
bölgeleri boşaltacak ve kendisine ait olan Girit Adası’na özerklik verecektir.
Tüm bu gelişmeleri yakından takip eden Mustafa Kemal, antlaşmanın sonucundan büyük bir üzüntü duymuştur.
Bu durum Mustafa Kemal’in aşağıdakilerden hangisinin önemini kavramasını sağlamıştır?
- Eğitimin
- Askerliğin
- Diplomasinin
- Ekonominin
20. Sorunun Çözümü
Soru metninde, gençlik döneminde Mustafa Kemal’in düşünce dünyasını derinden etkileyen olaylardan biri olan 1897’deki Türk-Yunan Savaşına ve sonrasında imzalanan İstanbul Antlaşması‘na yer verilmektedir. Savaş meydanında elde edilen zaferin ardından, antlaşmanın şartları gereği Osmanlı Devleti’nin ele geçirdiği bölgelerin boşaltılması ve Girit Adası’na özerklik verilmesi, Mustafa Kemal’de büyük bir üzüntü yaratmıştır. Bu olay, onun askeri başarıların tek başına yeterli olmadığını, siyasi arenada yürütülecek müzakerelerin ve pazarlıkların, yani diplomasi‘nin önemini kavramasına neden olmuştur.
A şıkkı (Eğitimin): Savaş ve antlaşma süreci, askeri zaferin ardında yatan siyasi ve diplomatik mücadeleleri öne çıkarmaktadır. Bu nedenle, Mustafa Kemal’in bu süreçte eğitimle ilgili bir farkındalık geliştirdiğine dair bir izlenim söz konusu değildir.
B şıkkı (Askerliğin): Askerlik deneyimleri, Mustafa Kemal’in kişisel gelişiminde elbette önemli bir yer tutmuştur. Ancak, burada vurgulanan olay, savaş meydanındaki askeri zaferin ardından gelen antlaşmanın getirdiği olumsuz sonuçlara dayanmakta olup, askeri başarının ötesinde başka bir ders barındırmaktadır.
C şıkkı (Diplomasinin): İmzalanan İstanbul Antlaşması ve onun getirdiği kayıplar, Mustafa Kemal’de diplomasinin, yani siyasi müzakerelerin ve uluslararası ilişkilerde etkin bir strateji izlemenin önemini kavramasına yol açmıştır. Bu durum, savaş meydanında elde edilen askeri zaferin, masa başındaki görüşmelerde desteklenmesi gerektiğini göstermektedir. Dolayısıyla, bu seçenek doğru cevaptır.
D şıkkı (Ekonominin): Ekonomik faktörler genellikle savaş sonrası yeniden yapılanma ve kalkınma süreçlerinde öne çıkmakla birlikte, burada anlatılan olayda vurgulanan konu, askeri ve diplomatik stratejilerin önemi üzerinedir. Ekonomik gelişmelerin etkisi, metinde dolaylı yollardan ele alınmış olsa da, asıl odak noktasını oluşturmaz.
Sonuç: Tüm bu değerlendirmeler ışığında, Mustafa Kemal’in savaş sonrası yaşadığı hayal kırıklığı, onun askeri zaferin yanında diplomasinin önemini kavramasını sağlamıştır. Bu bağlamda, diğer şıklar arasında yer almayan ve doğru olan seçenek “C” yani Diplomasinin önemidir.