1
Hz. Peygamber, bir eve misafir olur. Evin hanımı, çocuğuna “Gelirsen sana bir şey vereceğim.” diye seslenir. Bunun
üzerine Hz. Peygamber anneye “Çocuğa ne vereceksin?” diye sorar. O da hurma vereceğini söyler. Bunun üzerine
Allah Resulü, “Eğer aldatıp ona bir şey vermeseydin sana bir yalan günahı yazılmış olurdu.” buyurur.
Bu olayda Hz. Peygamber’in verdiği mesaj aşağıdakilerden hangisidir?
- Anneler çocuklarına merhametli olmalıdır.
- Çocuklar koruyup gözetilmelidir.
- Verilen söz yerine getirilmelidir.
- Başarı ödüllendirilmelidir.
1. Sorunun Çözümü
Bu soruda Hz. Peygamber ile ev sahibi arasında yaşanan olay, söz vermenin ve verilen sözün yerine getirilmesinin önemini vurgulamaktadır. Olayda ev hanımı, çocuğuna hurma vereceğini söylerken, Hz. Peygamber “Eğer aldatıp ona bir şey vermeseydin sana bir yalan günahı yazılmış olurdu” diyerek, verilen sözün kutsallığını ortaya koymuştur. Bu nedenle, sorunun doğru cevabı “Verilen söz yerine getirilmelidir.” ifadesidir.
Doğru Cevap: C Şıkkı
Çünkü verilen söz, insan ilişkilerinde güven ve sorumluluğun temelini oluşturur. Bir söz verildiğinde, o sözün yerine getirilmesi hem kişisel onurun hem de toplumsal düzenin sağlanmasında büyük önem taşır. Eğer söz tutulmazsa, insanlar arasında güven zedelenir ve toplumsal bağlar zarar görür.
Maddeler Halinde Açıklama:
- C Şıkkı: “Verilen söz yerine getirilmelidir.” Bu şık, Hz. Peygamber’in asıl vermek istediği mesajı ifade eder. Verilen söz, kişinin karakterini ve dürüstlüğünü yansıtan en önemli unsurlardan biridir. Söz tutulduğunda toplumsal güven artar, bireyler arasında saygı gelişir. Bu nedenle bu şık doğru cevaptır.
- A Şıkkı: Annelerin çocuklarına merhametli olması ifadesi, elbette değerli bir erdemdir. Ancak olayda ana vurgu, sözün tutulmasının önemi üzerinedir. Dolayısıyla bu şık, Hz. Peygamber’in asıl mesajını yansıtmaz.
- B Şıkkı: Çocukların korunup gözetilmesi de elzem bir toplumsal sorumluluktur. Fakat Hz. Peygamber, burada sözün yerine getirilmesinin manevi ve ahlaki önemine dikkat çekmektedir. Bu yüzden B şıkkı konunun özünü karşılamamaktadır.
- D Şıkkı: Başarı ödüllendirilmelidir ifadesi, daha çok performans ve çabaların takdirine yönelik bir yaklaşımdır. Ancak bu olayda anlatılmak istenen, verilen sözün tutulması ve bunun sonucunda oluşacak manevi sorumluluktur. Dolayısıyla D şıkkı, doğru cevabı temsil etmemektedir.
Sonuç: Bu olay, verilen sözün yerine getirilmesinin bireysel dürüstlük ve toplumsal güven açısından ne kadar hayati olduğunu göstermektedir. Hz. Peygamber’in mesajı, hem aile içi ilişkilerde hem de geniş toplumda güvenin inşa edilmesinde sözün önemine işaret eder. Öğrencilerimizin, günlük yaşamlarında sözlerine sadık kalmaları, böylece güvenilir bireyler olmaları gerektiğini kavramaları, hem manevi hem de sosyal açıdan büyük önem taşımaktadır.
2
Hz. Ali, bir gün Hz. Ömer’in telaş içinde bir yere gittiğini görür ve sorar:
– Müminlerin emiri (halifesi) nereye gidiyorsun?
Hz. Ömer:
– Devlete ait develerden biri kaçmış, onu aramaya gidiyorum, diye cevap verir.
Bunun üzerine Hz. Ali şöyle der:
– İnan ki senden sonra bu milleti idare edecek olanlara ağır bir yük bırakıyorsun! Herkes senin yaptığını yapamaz!
Hz. Ömer karşılık verir:
– Hz. Muhammed’i (sav.) hak peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki Fırat kenarında bir oğlak kaybolsa korkarım ki kıyamet gününde hesabı Ömer’den sorulur.
Hz. Ömer’in bu tavrı aşağıdaki kavramlardan hangisi ile ilişkilendirilemez?
- Eşitlik
- Dürüstlük
- Güvenilirlik
- Sorumluluk
2. Sorunun Çözümü
Bu soruda Hz. Ömer’in sergilediği tavır, devletin emanetlerine sahip çıkma, görev bilinci, dürüstlük ve güvenilirlik gibi kavramları ön plana çıkarmaktadır. Hz. Ömer, devlete ait develerden birinin kaçtığını duyduğunda, derhal harekete geçerek sorumluluğunu yerine getirmeye çalışmaktadır. Bu davranış, onun sorumluluk ve güvenilirlik konusundaki hassasiyetini ortaya koymaktadır. Aynı zamanda Hz. Ömer, Hz. Muhammed’in (sav.) gönderilişine duyduğu derin saygıyı, işine verdiği önemi ve dürüstlük anlayışını vurgulayarak, gelecekte de bu tutumun hesabının sorulacağına dair ciddi bir uyarıda bulunmaktadır.
Maddeler Halinde Açıklama:
- A Şıkkı: Eşitlik – Hz. Ömer’in açıklamalarında eşitlik kavramına dair hiçbir vurgu bulunmamaktadır. Onun söylemi, tamamen devletin emanetlerine sahip çıkma, görev bilinci, dürüstlük ve güvenilirlik üzerine kuruludur. Dolayısıyla eşitlik bu bağlamda ilişkilendirilemez ve doğru cevapla uyum sağlamaz.
- B Şıkkı: Dürüstlük – Hz. Ömer, görevini yerine getirirken gösterdiği içtenlik ve samimiyetle dürüstlüğünü ortaya koymaktadır. Bu nedenle dürüstlük kavramı onun tavrıyla uyumludur.
- C Şıkkı: Güvenilirlik – Devlete ait bir emanete sahip çıkma sorumluluğunu üstlenmesi, Hz. Ömer’in güvenilirliğini vurgular. İşini titizlikle yapması, bu kavramı destekler niteliktedir.
- D Şıkkı: Sorumluluk – Hz. Ömer, kaçan develeri bulma görevini üstlenerek devletin emanetlerine sahip çıkma konusunda sorumluluk sahibi olduğunu net bir şekilde göstermektedir.
Sonuç: Hz. Ömer’in bu tavrı, sorumluluk, dürüstlük ve güvenilirlik gibi değerleri yansıtırken, eşitlik kavramına dair herhangi bir ima veya vurgu taşımamaktadır. Bu sebeple, Hz. Ömer’in davranışı “Eşitlik” kavramıyla ilişkilendirilemez ve doğru cevap A Şıkkı olarak belirlenmiştir.
3
• “Demek sen, bu söze (Kur’an’a) inanmazlarsa, arkalarından üzülerek âdeta kendini tüketeceksin!” (Kehf suresi, 6. ayet)
• “(Ey Muhammed!) Mümin olmuyorlar diye neredeyse kendini yiyip bitireceksin!” (Şuarâ suresi, 3. ayet)
Bu ayetlerde Hz. Muhammed’in (sav.) hangi yönüne dikkat çekilmektedir?
- Doğru yola yönlendirme isteğine
- İslam’ı tebliğ etmedeki cesaretine
- Yaşanılan sıkıntılı durumlara sabretmesine
- Şahsına yapılan kaba davranışları hoş görmesine
3. Sorunun Çözümü
Bu soruda verilen iki ayet, Hz. Muhammed’in (sav.) kalbindeki derin duygu ve hassasiyeti yansıtırken, aynı zamanda toplumun doğru yola yönlendirilmesi konusundaki içten isteğini ön plana çıkarmaktadır. Ayetlerden ilki, “Demek sen, bu söze (Kur’an’a) inanmazlarsa, arkalarından üzülerek âdeta kendini tüketeceksin!” ifadesiyle, inananların sapması durumunda yaşanacak manevi üzüntüyü ve bu durumun ne denli yıkıcı olabileceğini gözler önüne sermektedir. İkinci ayette ise, “(Ey Muhammed!) Mümin olmuyorlar diye neredeyse kendini yiyip bitireceksin!” denilerek, Hz. Muhammed’in toplumu doğru yola davet etme görevini ne kadar ciddiye aldığını ve bunun kendisi için ne kadar üzücü bir durum olduğunu belirtmektedir.
Doğru Cevap: A Şıkkı – Doğru yola yönlendirme isteğine
Maddeler Halinde Açıklama:
- A Şıkkı: Doğru yola yönlendirme isteğine vurgu yapılmaktadır. Ayetler, Hz. Muhammed’in toplumu doğru yola çekme konusundaki içten bağlılığını ve üzüntüsünü ifade eder. Bu, onun rehberlik etme görevine olan sarsılmaz inancını ortaya koyar.
- B Şıkkı: İslam’ı tebliğ etmedeki cesaret önemli olmakla birlikte, ayetlerde asıl vurgulanan cesaret değil; kalpten gelen derin üzüntü ve yönlendirme isteğidir.
- C Şıkkı: Yaşanılan sıkıntılara sabretme, sabır erdeminin bir göstergesidir. Fakat burada Hz. Muhammed’in içsel sıkıntısı, yalnızca sabrın ötesinde, toplumu doğru yola yönlendirme arzusuna işaret eder.
- D Şıkkı: Şahsa yapılan kaba davranışları hoş görme konusu ayetlerde yer almamaktadır. Dolayısıyla bu şık, Hz. Muhammed’in manevi duyarlılığı ve toplumu doğru yola yönlendirme isteğiyle ilişkilendirilemez.
Sonuç: Bu ayetler, Hz. Muhammed’in (sav.) toplumsal sorumluluk bilinci ve doğru yola yönlendirme isteğinin ne denli merkezi bir öneme sahip olduğunu vurgular. Öğrenciler, bu ifadelerden yola çıkarak, rehberlik ve uyarı görevlerinin ne kadar kutsal ve önem arz ettiğini kavramalıdır. Ayetlerde görülen bu derin duygu, yalnızca kişisel bir üzüntüyü değil, aynı zamanda toplumun manevi dirliğini sağlama çabasını simgeler. Bu durum, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde uyanışa vesile olmayı hedefleyen manevi bir sorumluluk duygusunun ifadesidir.
4
Hz. Muhammed (sav.), peygamberliğinin ilk yıllarında Safâ tepesinden Mekkelilere “Şu vadinin arkasında size saldırmak isteyen süvari birlikleri var desem bana inanır mısınız?” diye sorduğunda onlar hep bir ağızdan “Evet, inanırız… Biz senin bugüne kadar yalan söylediğini hiç görmedik.” diye karşılık vermişlerdir.
Parçadaki altı çizili cümle peygamberlerin aşağıdaki özelliklerinden hangisiyle ilişkilidir?
- Fetanet
- Tebliğ
- Sıdk
- İsmet
4. Sorunun Çözümü
Bu soruda Hz. Muhammed (sav.)’in ilk peygamberlik yıllarında Safâ tepesinde yaptığı konuşmada, Meccelilerden aldığı cevapta yer alan “Biz senin bugüne kadar yalan söylediğini hiç görmedik.” ifadesi, onun sözlerine duyulan tam güvenin ve dürüstlüğünün altını çizmektedir. Bu durum, Hz. Muhammed’in kendisine olan inancı pekiştiren en önemli özelliklerinden biri olan sıdk (doğruluk ve samimiyet) kavramını vurgular. Çünkü bir liderin ya da peygamberin sözlerinin doğruluğu, toplumda güven ve bağlılık yaratır. İşte bu nedenle, verilen altı çizili ifade, Hz. Muhammed’in sözlerinde ve davranışlarında hiçbir zaman yalan söylemediğini, her daim doğruluğa bağlı kaldığını göstermektedir. Dolayısıyla bu özellik, diğer kavramlara kıyasla daha belirgin olup, sorunun doğru cevabının C Şıkkı: Sıdk olduğunu ortaya koyar.
Maddeler Halinde Açıklama:
- A Şıkkı: Fetanet – Fetanet, genel olarak insanları etkileme gücü anlamına gelir. Ancak Hz. Muhammed’in yalan söylememesiyle doğrudan ilişkilendirilemez.
- B Şıkkı: Tebliğ – Tebliğ, mesajı ulaştırma ve anlatma becerisidir. Bu ifade, Hz. Muhammed’in tebliğ yeteneğinden ziyade, onun sözlerinin doğruluğunu ve samimiyetini öne çıkarmaktadır.
- C Şıkkı: Sıdk – Doğruluk, samimiyet ve güvenilirlik anlamına gelir. Hz. Muhammed’in hiçbir zaman yalan söylemediğinin altını çizen bu ifade, sıdk kavramını doğrudan yansıtmaktadır.
- D Şıkkı: İsmet – İsmet, günahsızlık ve kusursuzluk anlamına gelir. Bu kavram, Hz. Muhammed’in kişisel bütünlüğünü ifade etse de, altı çizili cümlede anlatılmak istenen, onun doğru sözlülüğü ve güvenilirliğidir.
Sonuç: Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, Hz. Muhammed (sav.)’in sözlerinin doğruluğu, toplumsal güvenin temelini oluşturduğu için sıdk kavramı ön plana çıkmaktadır. Öğrencilerimiz, bu örnek üzerinden; bir liderin ya da peygamberin dürüstlüğünün, onun en temel ve ayırt edici özelliği olduğunu öğrenmeli, böylece kişisel hayatlarında da dürüstlüğün önemini kavramalıdır.
5
• “Ben âlemlere rahmet olarak gönderildim.”
• “Güneş’i sağ elime, Ay’ı da sol elime koysalar yine de yolumdan dönmem.”
• “Ey Müslümanlar, şayet birinize haksız bir muamelede bulunmuşsam onu ödemeye hazırım. Kimin hakkı varsa işte şahsım, işte malım; gelsin, alsın.”
Bu hadislerden Hz. Muhammed’in (sav.) aşağıdaki özelliklerinden hangisine ulaşılamaz?
- Affedicidir.
- Kararlıdır.
- Adaletlidir.
- Merhametlidir.
5. Sorunun Çözümü
Bu hadisler incelendiğinde Hz. Muhammed (sav.)’in karakterine dair pek çok önemli özellik ortaya çıkmaktadır. İlk hadiste “Ben âlemlere rahmet olarak gönderildim.” ifadesi, peygamberimizin topluma olan merhametini ve şefkatini göstermektedir. İkinci hadiste yer alan “Güneş’i sağ elime, Ay’ı da sol elime koysalar yine de yolumdan dönmem.” sözü ise onun kararlılığını, sarsılmaz inancını ve görev bilincini gözler önüne sermektedir. Üçüncü hadiste ise, herhangi bir haksızlık durumunda şahsı ve malı üzerinden telafiyi sağlayacak olması, onun adalet anlayışını ve sorumluluk bilincini vurgulamaktadır.
Bu üç hadis, Hz. Muhammed’in merhamet, kararlılık ve adalet gibi özelliklerini net olarak ortaya koymaktadır. Ancak bu ifadelerden, onun affedici yani affedicidir özelliğine dair doğrudan bir vurguya rastlanmamaktadır. Affedicilik, bir kimsenin yapılan yanlışları bağışlama ve hoşgörü gösterme yönünü ifade eder; fakat burada daha çok, yapılan hataların telafisi için sorumluluk alma ve adaletin sağlanması üzerinde durulmaktadır.
Maddeler Halinde Açıklama:
- A Şıkkı: Affedicidir. – Hadislerde, Hz. Muhammed’in hataları telafi etmeye hazır oluşu anlatılsa da, bu durum onun affedici olduğunu değil, aksine sorumluluk sahibi ve adaletli olmayı hedeflediğini gösterir.
- B Şıkkı: Kararlıdır. – “Güneş’i sağ elime, Ay’ı da sol elime koysalar yine de yolumdan dönmem” sözü, onun kararlı tutumunu açıkça ortaya koymaktadır.
- C Şıkkı: Adaletlidir. – Haksızlık yapanlara karşı hakkı iade etmeye hazır olması, Hz. Muhammed’in adaletli kişiliğini net biçimde yansıtır.
- D Şıkkı: Merhametlidir. – “Ben âlemlere rahmet olarak gönderildim” ifadesi, onun merhamet dolu yaklaşımını gözler önüne sermektedir.
Sonuç: İncelenen hadislerden, Hz. Muhammed’in (sav.) kararlılığı, adaleti ve merhameti ortaya konulmaktadır. Ancak, affedicilik yönü bu ifadelerden çıkarılamamakta, zira o, yanlışları affetmekten ziyade, haksızlık durumunda hakkı iade etme sorumluluğunu ön plana çıkarmaktadır. Bu nedenle, doğru cevap A Şıkkı: Affedicidir.
6
Mekkeli müşriklerin ileri gelenleri Hz. Muhammed’e (sav.) gelerek “Biz senin yanına geldiğimizde fakir ve zavallı insanları yanından kov. Biz o insanlarla bir arada olmaktan hoşlanmıyoruz. Çünkü biz, toplumun seçkin kişileriyiz.” dediler. Hz. Muhammed (sav.) onların bu isteğini kabul etmedi.
Bu olay, Hz. Muhammed’in (sav.) aşağıdaki özelliklerinden hangisine örnek oluşturur?
- Yetimler, hastalar ve yaşlılarla ilgilenirdi.
- İnsanların sevinç ve üzüntülerini paylaşırdı.
- Verdiği sözü yerine getirir, emanete sahip çıkardı.
- İnsanlar arasında ayrım yapılmasına izin vermezdi.
6. Sorunun Çözümü
Bu soruda, Mekkeli müşriklerin üstün sınıflara mensup oldukları için fakir ve zavallı insanlardan uzak durma taleplerine rağmen, Hz. Muhammed (sav.) bu ayrımcılık isteğini kabul etmemiştir. Bu davranış, onun eşitlik ve adalet gibi temel insanî değerlere ne kadar bağlı olduğunu göstermektedir. İslam’ın özünde yatan en önemli mesajlardan biri, her insanın yaratılış itibarıyla eşit olmasıdır. Hz. Muhammed (sav.), toplumda herhangi bir ayrıcalık tanımayarak, tüm insanların hak ve onurlarının korunmasını esas almıştır. Bu durum, onun insanlar arasında ayrım yapılmasına izin vermemesi ilkesini ortaya koymaktadır.
Maddeler Halinde Açıklama:
- A Şıkkı: Yetimler, hastalar ve yaşlılarla ilgilenirdi. – Hz. Muhammed (sav.)’in bu özellikleri, genel yaşamında ve diğer olaylarda görülse de, bu olayda öne çıkan konu ayrımcılığa karşı duruşudur.
- B Şıkkı: İnsanların sevinç ve üzüntülerini paylaşırdı. – Bu duyarlılık önemli bir erdem olmakla birlikte, söz konusu olayda toplumsal eşitlik ve adalet vurgusu daha belirgindir.
- C Şıkkı: Verdiği sözü yerine getirir, emanete sahip çıkardı. – Bu özellik de Hz. Muhammed (sav.)’in güvenilirliğini ve dürüstlüğünü ortaya koyar; ancak bu olayda ana tema, sosyal ayrımcılığa karşı duruştur.
- D Şıkkı: İnsanlar arasında ayrım yapılmasına izin vermezdi. – Müşriklerin taleplerini reddetmesi, toplumsal eşitlik ilkesine verdiği önemi açıkça göstermektedir. Hz. Muhammed (sav.), hiçbir kimsenin sosyal statüsü nedeniyle dışlanmasına veya ayrımcılığa uğramasına müsaade etmemiştir.
Sonuç: Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, Hz. Muhammed (sav.)’in bu olaydaki tutumu, insanlar arasında ayrım yapılmasına izin vermemesi yönündeki sarsılmaz inancını yansıtmaktadır. Bu durum, İslam’ın temel eşitlik ve adalet prensipleriyle uyumlu olarak, hiçbir toplumsal kesimin diğerine üstün tutulamayacağını ortaya koyar. Dolayısıyla, doğru cevap D Şıkkı: İnsanlar arasında ayrım yapılmasına izin vermezdi.
7
“Sen onlara Allah’ın lütfu sayesinde yumuşak davrandın. Eğer katı kalpli ve kaba olsaydın onlar etrafından dağılır giderlerdi. Onları affet, onların bağışlanmasını dile; iş hakkında onlara danış, karar verince de Allah’a güven. Doğrusu Allah, kendisine güvenenleri sever.” (Âl-i İmrân suresi, 159. ayet)
Bu ayette aşağıdaki kavramların hangisine vurgu yapılmamıştır?
- İstişare
- Tevekkül
- Emek
- Merhamet
7. Sorunun Çözümü
Bu ayet, Hz. Muhammed’in (sav.) rehberlik anlayışını ve toplumla kurduğu ilişkide benimsediği değerleri açıkça ortaya koymaktadır. Ayette, öncelikle Allah’ın lütfu sayesinde yumuşak davranmanın ve insanlara karşı merhametli olmanın önemi vurgulanmaktadır. Eğer kişi katı kalpli ve kaba bir tavır sergilerse, toplumun dağılacağı uyarısı yapılarak, istişare ve tevekkül gibi kavramlara değinilmektedir. Ayetin son bölümünde ise, karar verildikten sonra Allah’a duyulan güvenin altı çizilmekte, bu durum Hz. Muhammed’in (sav.) toplumsal sorumluluk ve rehberlik anlayışını pekiştirmektedir.
Ancak, bu değerlerin arasında emek yani çalışma, gayret ve çaba kavramına dair herhangi bir vurgu bulunmamaktadır. Ayette öne çıkan unsurlar; istişare (danışma), tevekkül (Allah’a güven) ve merhamettir. Emek kavramı ise, burada ne yaratılışın düzeni ne de sosyal ilişkilerdeki bir temel prensip olarak ele alınmaktadır.
Maddeler Halinde Açıklama:
- A Şıkkı: İstişare – “İş hakkında onlara danış” ifadesi ile ayette açıkça vurgulanmıştır.
- B Şıkkı: Tevekkül – “Karar verince de Allah’a güven” ifadesi, tevekkül kavramının altını çizmektedir.
- C Şıkkı: Emek – Ayette, çalışma, gayret veya emek ile ilgili herhangi bir ifade yer almamakta, dolayısıyla bu kavrama vurgu yapılmamaktadır.
- D Şıkkı: Merhamet – “Allah’ın lütfu sayesinde yumuşak davran” ve “onları affet” ifadeleri, merhametin önemini ortaya koymaktadır.
Sonuç: Ayette, istişare, tevekkül ve merhamet gibi değerler ön plana çıkarılırken, emek kavramına dair herhangi bir vurgu bulunmamaktadır. Bu nedenle doğru cevap C Şıkkı: Emek‘dir.
8
Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.
Bu hadisteki altı çizili ifade;
I. çalışkan olmak,
II. doğru konuşmak,
III. verdiği sözü tutmak
tutum ve davranışlarından hangilerini kapsamaktadır?
- Yalnız I
- Yalnız II
- II ve III
- I, II ve III
8. Sorunun Çözümü
Bu hadiste, “insanların elinden ve dilinden emin olduğu” ifadesi, bir Müslümanın hem sözünde hem de eyleminde güvenilir ve dürüst olması gerektiğini vurgular. İslam ahlakında, bir insanın bu şekilde tanımlanması, onun sözlerinin doğru olması ve verdiği sözü tutmasıyla sağlanır. Yani, bir Müslüman doğru konuşan ve verdiği sözü tutan kişidir. Bu bağlamda, verilen seçeneklere bakıldığında:
Maddeler Halinde Açıklama:
- I. Çalışkan olmak: Çalışkanlık elbette önemli bir erdemdir. Ancak, çalışkan olmak kişinin güvenilirliği veya sözünde durması anlamına gelmez. Bir insan ne kadar çalışkan olursa olsun, sözünün doğruluğu ve güvenilirliği, onun bu altı çizili ifadede belirtilen temel özellikler arasında yer almaz.
- II. Doğru konuşmak: Doğruluk, bir kişinin sözlerinde yanılmazlığını ortaya koyar. Müslümanların sözlerinin doğru olması, onların toplum içinde güvenilir ve dürüst bireyler olarak tanınmasını sağlar. Bu özellik, altı çizili ifadenin en önemli unsurlarındandır.
- III. Verdiği sözü tutmak: Verilen sözü tutmak, bireyin eylem ve davranışlarında da sözünü yerine getirmesi demektir. Bu durum, hem sosyal ilişkilerde hem de bireysel yaşamda güven ve sorumluluk duygusunu pekiştirir. Dolayısıyla, doğru konuşma ile birlikte verilen sözü tutmak, güvenilirliğin tamamlayıcı özelliklerindendir.
Sonuç: Altı çizili ifadenin asıl anlamı, güvenilirlik ve dürüstlük üzerine kuruludur. Bu nedenle, seçenekler arasında doğru konuşmak (II) ve verdiği sözü tutmak (III) nitelikleri, Müslümanın güvenilirliğini sağlayan temel özellikler olarak ön plana çıkar.
Bu açıklamalara göre, doğru cevap C Şıkkı: II ve III‘tür.
9
Hz. Muhammed (sav.), başkasının hurma ağacına taş atan bir çocuğa, ağacı niçin taşladığını sormuştur. Aç olduğu için yaptığını öğrenince de “Evladım, hurma ağacını taşlama; yere düşmüş olan hurmaları alıp ye.” diyerek çocuğa nasihatte bulunmuş, ardından da “Allah’ım, onun açlığını gider!” diyerek dua etmiştir.
Hz. Muhammed’in (sav.) bu davranışı hangi konuda örnek oluşturmaz?
- Merhametli olma
- Doğayı koruma
- Hakkı gözetme
- Cömert olma
9. Sorunun Çözümü
Bu olayda Hz. Muhammed (sav.), hurma ağacına taş atan çocuğun nedenini sorduğunda, çocuğun açlık durumunu öğrenip ona doğru nasihatlerde bulunmuştur. Çocuğa, ağacı taşlamaması ve yere düşen hurmaları alıp yemesi gerektiğini söylemesi, onun merhametli, doğayı koruyan ve hakkı gözeten bir yaklaşım sergilediğini gösterir. Öncelikle, merhametli olma yönü öne çıkmaktadır; zira Hz. Muhammed (sav.), çocuğun açlığını gidermek için dua etmiş, onun durumuna şefkatle yaklaşmıştır. Ayrıca, hurma ağacına zarar verilmemesi için gösterdiği uyarı ile doğayı koruma bilincini ortaya koymuştur. Buna ek olarak, çocuğun yapacağı eylemin olumsuz sonuçlarını engelleyerek, doğal hakkı ve verimi koruma yönünde de bir örnek teşkil etmiştir (hakkı gözetme).
Maddeler Halinde Açıklama:
- A Şıkkı: Merhametli olma – Hz. Muhammed (sav.), çocuğun açlık durumuna duyduğu şefkatle merhamet örneği göstermiştir.
- B Şıkkı: Doğayı koruma – Hurma ağacına zarar vermemesi için yaptığı uyarı, doğanın korunmasına yönelik duyarlılığı yansıtmaktadır.
- C Şıkkı: Hakkı gözetme – Doğal kaynakların verimli kullanılmasını sağlayarak, hem ağacın hem de toplumun hakkını gözetme sorumluluğunu ortaya koymaktadır.
- D Şıkkı: Cömert olma – Bu davranışta Hz. Muhammed (sav.) kendi mal veya imkânlarını paylaşma, cömertlik yapma yönünde doğrudan bir örnek sunmamıştır. Çocuğa doğrudan bir nimet vermek yerine, mevcut durumun doğru şekilde değerlendirilip verimin artırılmasını sağlamıştır.
Sonuç: Olayda, Hz. Muhammed (sav.) merhamet, doğayı koruma ve hakkı gözetme konularında örnek bir tutum sergilemiştir. Ancak, cömert olma yönü, bu davranışta kendisine özgü paylaşım ya da cömertlik örneği olarak ortaya konmamaktadır. Dolayısıyla, Hz. Muhammed’in (sav.) bu davranışı “Cömert olma” konusunda örnek oluşturmaz.
10 Verilen panoda Hz. Muhammed’in (sav.) bazı tutum ve davranışları anlatılmıştır.
Mallarını çocuklarından sadece birine bırakmak isteyen kişiyi uyarmış ve mal paylaşımı konusunda ayrımcılık yapmamasını tavsiye etmiştir.
Hicret esnasında müşrikler tarafından takip edildikleri için Hz. Ebubekir ile Sevr Mağarası’na sığındıklarında “Üzülme! (Korkma!) Allah bizimle beraberdir.” demiştir.
Sahabe çocuklarından Ebu Umeyr, serçesini kaybettiğinde onu ziyaret ederek teselli etmiştir.
Bu tutum ve davranışlarda aşağıdakilerden hangisinin örneği yoktur?
- İstişare etmek
- Değer vermek
- Adaletli olmak
- Cesaretli olmak
10. Sorunun Çözümü
Bu panoda Hz. Muhammed’in (sav.) çeşitli tutum ve davranışları anlatılmıştır. Verilen örneklerden yola çıkarak, hangi özelliğin örneğinin olmadığı belirlenmelidir. İncelediğimiz örneklerde, Hz. Muhammed (sav.) öncelikle toplumsal adalet, eşitlik ve insanlara değer verme hususlarına vurgu yapmıştır.
İlk örnekte, mallarını çocuklarından sadece birine bırakmak isteyen kişiyi uyarması ile mal paylaşımında ayrımcılığa karşı adalet ve eşitlik ilkesi ön plana çıkarılmıştır. Bu davranış, değer vermek ve adaletli olmak kavramlarının uygulanmasına örnek teşkil eder. Çünkü Hz. Muhammed (sav.), tüm çocuklara eşit davranılması gerektiğini öğütlemiş, böylece toplumsal adaletin sağlanmasına katkıda bulunmuştur.
İkinci örnekte, hicret esnasında müşrikler tarafından takip edildiklerinde, “Üzülme! (Korkma!) Allah bizimle beraberdir.” diyerek cesaret ve güven duygusunu pekiştirmiştir. Bu davranış, zor zamanlarda bile halkına moral vererek cesaretli olmak ilkesini ortaya koyar.
Üçüncü örnekte ise, sahabe çocuklarından Ebu Umeyr’in serçesini kaybettiğinde onu ziyaret ederek teselli etmesi, karşılıklı sevgi ve değer verme anlayışını yansıtmaktadır. Böylece, değer vermek ve insanların duygularına önem verme konusu da vurgulanmıştır.
Maddeler Halinde Açıklama:
- İstişare etmek: Panoda Hz. Muhammed (sav.)’in herhangi bir konuda danışma, fikir alışverişinde bulunma veya görüş sorma davranışına rastlanmamaktadır. Bu yüzden, istişare etmek örneği bulunmamaktadır.
- Değer vermek: Hem mal paylaşımında adaletli davranılması gerektiği, hem de Ebu Umeyr’e gösterilen ilgi ve teselli ile açıkça ortaya konulmuştur.
- Adaletli olmak: Mal paylaşımındaki eşitlik ve ayrımcılığa karşı uyarı, adalet ilkesinin somut örneklerinden biridir.
- Cesaretli olmak: Zor zamanlarda verilen “Üzülme! Allah bizimle beraberdir.” sözü, cesaret ve inancı pekiştiren önemli bir davranıştır.
Sonuç: Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, Hz. Muhammed (sav.)’in bu davranışları arasında istişare etmek yönüne dair bir örnek yer almamaktadır. Dolayısıyla, doğru cevap A Şıkkı: İstişare etmek‘tir.
11
Hz. Muhammed (sav.); güvenilir bir insan, eş, baba, arkadaş ve dosttur. Etrafındaki herkese güven veren, özü sözü bir, sadık insandır. Ayrıca o, güvenilir olmayı kendisini örnek alan bütün müminlerin ayrılmaz vasfı olarak nitelemiştir. “Bir kişinin kalbinde aynı anda iman ile küfür, doğruluk ile yalancılık, hıyanet ile emanet bir arada bulunmaz.” hadisi, iman ile güvenilirlik arasında doğrudan bağ kurması bakımından dikkat çekicidir. Bu açıdan mümin, sahip olduğu güveni davranışlarına ve çevresine yansıtmakla mükelleftir. Onun Allah’a ve resulüne imanı, insanlara sağladığı emniyete dönüşmeli; yüreğindeki güven hissi, toplumda güvenilirliğin teminatı olmalıdır.
Bu metinden hareketle aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılamaz?
- Mümin, söylem ve eylem bütünlüğü olan kişidir.
- Hz. Muhammed (sav.) toplumun rol modeli konumundadır.
- Güven toplumunun oluşmasında Müslümanların sorumlulukları vardır.
- Toplumsal sorunların çözümünde uzlaşmacı bir tavır takınmak gerekir.
11. Sorunun Çözümü
Metinde Hz. Muhammed (sav.)’in güvenilir, sözünde ve eyleminde bütünlük gösteren, etrafındaki herkese emniyet veren, sadık ve dürüst kişiliği detaylı bir şekilde anlatılmaktadır. Onun, kendisini örnek alan tüm müminler için güvenilirliğin vazgeçilmez bir özellik olduğunu vurgulaması, müminin sahip olduğu imanın toplumsal güven ortamına dönüşmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, müminin hem Allah’a hem de Resul’e olan bağlılığının, çevresine yansıyan güven ve huzur dolu bir atmosferin teminatı olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, metin; müminin söylem ve eylem bütünlüğü içinde olduğunu, Hz. Muhammed’in örnek bir rol model teşkil ettiğini ve toplumda güvenin tesisinde Müslümanların üzerine düşen sorumlulukları açıkça ortaya koymaktadır.
Maddeler Halinde Açıklama:
- A Şıkkı: Mümin, söylem ve eylem bütünlüğü olan kişidir. Metinde müminin içsel güveninin dışa yansıması, onun bütünlüğünü ve dürüstlüğünü vurgulamaktadır.
- B Şıkkı: Hz. Muhammed (sav.) toplumun rol modeli konumundadır. Onun örnek kişiliği, tüm müminler için yol gösterici niteliktedir.
- C Şıkkı: Güven toplumunun oluşmasında Müslümanların sorumlulukları vardır. Müminin davranışlarına yansıtan güven, toplumda huzur ve emniyetin sağlanmasında etkili olmaktadır.
- D Şıkkı: Toplumsal sorunların çözümünde uzlaşmacı bir tavır takınmak gerekir. Metinde Hz. Muhammed (sav.) ve müminlerin güven anlayışına, sorumluluklarına ve rol model oluşuna değinilirken, toplumsal sorunların çözümünde uzlaşmacı bir tavır sergilemek gerektiğine dair herhangi bir vurgu bulunmamaktadır.
Sonuç: Yukarıdaki değerlendirmelerden, metnin Hz. Muhammed (sav.)’in güvenilirliğini ve müminlerin bu özelliği çevrelerine yansıtma görevini öne çıkardığı; ancak toplumsal sorunların çözümünde uzlaşmacı bir tutum takınma yönüne dair herhangi bir vurguya yer vermediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, metinden hareketle ulaşılamayan yargı D Şıkkı‘dır.
12
“Bana şunlar hakkında söz verin, ben de size cenneti müjdeleyeyim:
Konuştuğunuz zaman doğruyu söyleyin.
Söz verdiğiniz zaman sözünüzü tutun.
Size emanet edilen şeyi koruyun.”
Hz. Muhammed’in (sav.) bu sözünde yer alan ilkelere;
I. Hudeybiye Antlaşması sonrasında Müslümanların aleyhine bir durum olmasına rağmen antlaşmaya uyması,
II. Hicret’ten önce insanların, koruması için ona verdiği eşyaları Hz. Ali aracılığıyla sahiplerine geri vermesi,
III. Bedir Savaşı öncesinde ordunun konumlandırılacağı yeri, arkadaşlarının fikirleri doğrultusunda belirlemesi
tutum ve davranışlarından hangileri örnek oluşturur?
- Yalnız I
- I ve II
- I ve III
- II ve III
12. Sorunun Çözümü
Bu soruda Hz. Muhammed’in (sav.) sözlerinde yer alan üç temel ilke, onun güvenilirlik, sözünde durma ve emanetlere sahip çıkma konusundaki tutumunu ortaya koymaktadır. Hadiste; “Konuştuğunuz zaman doğruyu söyleyin. Söz verdiğiniz zaman sözünüzü tutun. Size emanet edilen şeyi koruyun.” ifadeleri ile müminlere hitap edilmekte ve bu ilkelere uygun davranışların önemi vurgulanmaktadır. Verilen örnekler arasında;
I. Hudeybiye Antlaşması sonrasında Müslümanların aleyhine bir durum olmasına rağmen antlaşmaya uyması örneği, Hz. Muhammed’in sözünün arkasında durduğunu, verilen sözün gerektirdiği sorumluluğu yerine getirdiğini göstermektedir. Burada, sözünde durma ve doğruyu söyleme ilkeleri öne çıkmaktadır.
II. Hicret’ten önce insanların, koruması için ona verdiği eşyaları Hz. Ali aracılığıyla sahiplerine geri vermesi ise, “Size emanet edilen şeyi koruyun” ilkesinin güzel bir örneğidir. Bu davranış, emanetlere duyulan saygı ve sorumluluğun ne kadar önemli olduğunu ortaya koyar.
III. Bedir Savaşı öncesinde ordunun konumlandırılacağı yeri, arkadaşlarının fikirleri doğrultusunda belirlemesi ise, doğrudan bu hadiste vurgulanan ilkelere bağlılıkla ilişkilendirilemez. Çünkü bu örnekte, istişare ve ortak karara varma süreci ön planda olsa da, Hz. Muhammed’in (sav.) kendisine verilen söz, emanet ve doğruyu söyleme gibi prensiplere bağlı kalması söz konusu değildir.
Maddeler Halinde Açıklama:
- I. Örnek: Hudeybiye Antlaşması’nda, zorlayıcı koşullara rağmen antlaşmaya uyarak sözünde durma ve yükümlülüklerini yerine getirme, söz verme ilkesinin uygulanışını göstermektedir.
- II. Örnek: Hicret öncesinde, koruması altındaki eşyaların sahiplerine iade edilmesi, emanetlere sahip çıkma ve dürüstlük anlayışını ortaya koyar.
- III. Örnek: Bedir Savaşı öncesinde ordunun konumlandırılması, karar alma sürecinde arkadaşlarının görüşlerinin alınmasıdır. Bu durum, hitabın vurguladığı temel ilkelere doğrudan örnek oluşturmamaktadır.
Sonuç: Hz. Muhammed’in (sav.) sözlerinde yer alan ilkelere uygun davranışlar arasında sözde durma ve emanetlere sahip çıkma esas alınırken, Bedir Savaşı’ndaki örnekte bu prensipler doğrudan öne çıkmamaktadır. Bu nedenle, doğru cevap B Şıkkı: I ve II‘dir.
13
Hz. Muhammed’in (sav.) bazı tutum ve davranışları aşağıda numaralanmıştır.
I. Hayvanlara eziyet etmemeyi ve onlara karşı iyi davranmayı tavsiye etmiştir.
II. “Güneş’i sağ elime, Ay’ı da sol elime verseniz vallahi ben davamdan vazgeçmem.” demiştir.
III. Biriyle konuştuğunda onun yüzüne bakmış, karşısındaki yüzünü başka tarafa çevirmedikçe kendisi de çevirmemiştir.
IV. Kendisine düşmanlık edip yurdundan çıkaranlar için “Allah’ım! Kavmimi bağışla; çünkü onlar bilmiyor.” diye dua etmiştir.
Buna göre “Hz. Muhammed (sav.) ve Merhamet” konulu bir kompozisyon yazmak istendiğinde, onun bu tutum ve davranışlarından hangileri örnek olarak kullanılabilir?
- I ve III
- I ve IV
- I, II ve IV
- II, III ve IV
13. Sorunun Çözümü
Bu soruda Hz. Muhammed (sav.)’in sergilediği çeşitli tutum ve davranışlar arasında merhamet temasına odaklanmamız gerekmektedir. Merhamet, başkalarına karşı şefkatli, anlayışlı ve bağışlayıcı olmayı ifade eder. Hz. Muhammed (sav.)’in hayatında pek çok davranış, bu erdemin ne denli önemli olduğunu göstermektedir. İncelediğimiz tutum ve davranışları maddeler halinde değerlendirelim:
Maddeler Halinde Açıklama:
- I. Hayvanlara eziyet etmemeyi ve onlara karşı iyi davranmayı tavsiye etmesi örneği, Hz. Muhammed (sav.)’in doğaya ve yaratılmış canlılara karşı duyduğu derin şefkati ortaya koyar. Bu davranış, merhametin temel unsurlarından biri olan şefkat ve hoşgörüyü yansıtmaktadır.
- II. “Güneş’i sağ elime, Ay’ı da sol elime verseniz vallahi ben davamdan vazgeçmem.” ifadesi ise, kararlılık ve sarsılmaz inancı göstermektedir. Bu tutum, merhametten ziyade, azim ve kararlılık gibi farklı erdemleri ifade eder.
- III. Biriyle konuşurken onun yüzüne bakmama ilkesini uygulaması, saygı ve nezaketin bir göstergesi olmakla birlikte, doğrudan merhamet kavramını yansıtmaz. Bu davranış, karşılıklı saygının önemine işaret eder.
- IV. Kendisine düşmanlık edip yurdundan çıkaranlar için “Allah’ım! Kavmimi bağışla; çünkü onlar bilmiyor.” şeklindeki duası, Hz. Muhammed (sav.)’in düşmanlarına bile merhametle yaklaşma ve onları bağışlama eğilimini göstermektedir. Bu davranış, merhamet kavramının en güzel örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir.
Sonuç: Yukarıdaki değerlendirmeler ışığında, merhamet teması açısından Hz. Muhammed’in (sav.) sergilediği en belirgin örnekler I ve IV numaralı davranışlardır. Bu nedenle, “Hz. Muhammed (sav.) ve Merhamet” konulu bir kompozisyonda, onun hayvanlara karşı iyi davranması ve düşmanlarına bile merhametle yaklaşması örnek olarak kullanılmalıdır. Dolayısıyla, doğru cevap B Şıkkı: I ve IV‘dür.
14
Hz. Hüseyin, dedesi Hz. Muhammed’in (sav.) nasıl biri olduğunu babası Hz. Ali’ye sorduğunda şöyle bir cevap almıştır: “Allah Resulü her zaman güler yüzlü, yumuşak huylu ve nazikti. Asla kötü huylu, katı kalpli, bağırıp çağıran, çirkin sözlü, kusur bulan bir kimse değildi. Hoşlanmadığı şeyleri görmezlikten gelir, kendisinden beklentisi olan kimseleri hayal kırıklığına uğratmaz ve onların isteklerini boşa çıkarmazdı.”
Parçada Hz. Muhammed (sav.) ile ilgili aşağıdakilerden hangisi anlatılmaktadır?
- İyi bir aile babası olduğu
- Haksızlıklarla mücadele ettiği
- Paylaşımcı kimliği ile öne çıktığı
- Nezaket kurallarını dikkate aldığı
14. Sorunun Çözümü
Bu soruda Hz. Hüseyin’in babası Hz. Ali’ye, dedeleri Hz. Muhammed’in (sav.) karakteri sorulmuş ve verilen yanıtla, onun kişilik özellikleri detaylıca anlatılmıştır. Cevap metninde Hz. Muhammed’in her zaman güler yüzlü, yumuşak huylu ve nazik olduğu; asla kötü huylu, katı kalpli, bağırıp çağıran, çirkin sözlü ya da kusur bulan biri olmadığı belirtilmiştir. Ayrıca, hoşlanmadığı durumları görmezden gelmesi ve kendisinden beklentisi olanları hayal kırıklığına uğratmaması, onun insanlara karşı gösterdiği özenin ve saygının altını çizmektedir.
Maddeler Halinde Açıklama:
- A Şıkkı: İyi bir aile babası olması konusu metinde yer almamakta, Hz. Muhammed’in aile yaşamıyla ilgili bir ifade bulunmamaktadır.
- B Şıkkı: Haksızlıklarla mücadele etmesi; bu özellik, adalet kavramı ile ilişkilendirilebilir fakat metinde asıl vurgulanan nezaket ve yumuşak huyluluktur.
- C Şıkkı: Paylaşımcı kimliği; paylaşımcılık erdemi önemli olsa da, verilen tanımda ön plana çıkmamaktadır.
- D Şıkkı: Nezaket kurallarını dikkate aldığı; metinde Hz. Muhammed’in her daim nazik, yumuşak huylu ve güler yüzlü olduğu açıkça ifade edilerek, nezaketinin önemi vurgulanmıştır.
Sonuç: Hz. Muhammed’in (sav.) karakterinde ön plana çıkan temel özellik, nezaket ve yumuşak huyluluktur. Dolayısıyla, parçada anlatılan niteliklerden nezaket kurallarını dikkate aldığı yönü öne çıkmakta ve doğru cevap D Şıkkı‘dır.
15
Hz. Ali’nin Habeşistan’a hicret eden kardeşi Cafer, Hz. Muhammed (sav.) hakkında o ülkenin yöneticisi olan Necaşi’ye şunları söylemiştir: “Biz, cahiliye zihniyetine sahip bir kavimdik… Bu hâldeyken Allah; içimizden asil, doğru, emin, güvenilir, iffetli bildiğimiz birini peygamber olarak gönderdi. O; bize doğru söylemeyi, emanete riayet etmeyi, akrabayla iyi geçinmeyi, komşuları gözetmeyi öğretti. Bütün kötülük ve günahları, cana kıymayı haram kıldı. Yalancı şahitlik yapmaktan ve yetimin malına el uzatmaktan bizi men etti.”
Bu parçaya göre Hz. Muhammed’in (sav.) aşağıdakilerden hangisini amaçladığı söylenemez?
- İnsanlık onurunu korumayı
- İnanç özgürlüğünü sağlamayı
- Nitelikli değişikliklere öncülük etmeyi
- Evrensel ahlaki değerleri benimsetmeyi
15. Sorunun Çözümü
Bu parçada Hz. Ali’nin kardeşi Cafer, Habeşistan’da Necaşi’ye, İslam’ın gelişi öncesinde toplumun cahiliye zihniyetine sahip olduğunu ve Allah’ın içlerinden seçtiği asil, doğru, emin, güvenilir ve iffetli bir peygamber gönderdiğini anlatmaktadır. Peygamberimiz; doğru söylemeyi, emanete riayet etmeyi, akrabayla iyi geçinmeyi ve komşuları gözetmeyi öğreterek toplumda köklü bir ahlaki dönüşüm başlatmıştır. Aynı zamanda, kötülük ve günahların, cana kıymanın haram kılınması ve yalancı şahitlik ile yetimin malına el uzatmaktan men edilmesiyle evrensel ahlaki değerlerin benimsetilmesi hedeflenmiştir.
Maddeler Halinde Açıklama:
- A Şıkkı: İnsanlık onurunu korumayı – Peygamberimizin öğretileri, insanların onurunu ve haklarını korumaya yönelik davranışları içerir. Bu bağlamda, insanlık onurunun korunması da amaçlanmıştır.
- B Şıkkı: İnanç özgürlüğünü sağlamayı – Parçada, toplumsal ahlak ve davranışlar üzerinden bir dönüşümden bahsedilmekte; ancak inanç özgürlüğüne dair özel bir vurgu yer almamaktadır. İslam’ın özünde imanın gönülden kabul edilmesi esası bulunurken, bu ifade doğrudan öğretilen konular arasında yer almaz.
- C Şıkkı: Nitelikli değişikliklere öncülük etmeyi – Cafer, cahiliye döneminden farklı olarak, Allah’ın gönderdiği peygamber sayesinde toplumda nitelikli bir değişim ve ahlaki reformun yaşandığını belirtir. Bu da Hz. Muhammed’in rehberliğinin temel amaçlarından biridir.
- D Şıkkı: Evrensel ahlaki değerleri benimsetmeyi – Doğru söyleme, emanete riayet, akrabayla iyi geçinme ve komşuyu gözetme gibi davranışlar, evrensel ahlaki değerlerin toplumda yerleşmesini sağlamayı hedefler.
Sonuç: Parçadan hareketle, Hz. Muhammed’in (sav.) toplumda ahlaki değerleri yerleştirme, insanlık onurunu koruma ve nitelikli değişikliklere öncülük etme amaçlarına ulaştığı söylenebilir. Ancak, inanç özgürlüğünü sağlama yönünde bir amaç belirtilememektedir. Dolayısıyla doğru cevap B Şıkkı: İnanç özgürlüğünü sağlamayı‘dır.
16
Hz. Muhammed (sav.); Medine’ye hicretinden sonraki ilk dönemler, dinî konuşmalarını yaparken mescitte bulunan bir ağaç gövdesinin üzerine çıkar ve bu şekilde insanların kendisini görmesini sağlardı. Zamanla hitap ettiği grup kalabalıklaştı. Müslümanların, Hz. Muhammed’i (sav.) daha iyi görüp duyabilecekleri yüksekçe bir yere ihtiyaç duyduğunu fark eden bir kişi; ona basamakları olan bir şey kullanması önerisinde bulundu. Bu öneriyi ashabıyla değerlendiren Hz. Muhammed (sav.), kullanışlı bir minber yaptırdı.
Bu olaydan Hz. Muhammed (sav.) ile ilgili,
I. Gösteriş yapmaktan kaçınırdı.
II. İstişarede bulunmaya önem verirdi.
III. Sağlıklı bir iletişim kurmaya çalışırdı.
yargılarından hangilerine ulaşılabilir?
- Yalnız I
- I ve II
- II ve III
- I, II ve III
16. Sorunun Çözümü
Bu soruda Hz. Muhammed’in (sav.) Medine’ye hicretinden sonraki ilk dönemlerde yaptığı uygulama incelendiğinde, dinî konuşmalarını yaparken mescitte bulunan ağaç gövdesi üzerine çıkarak halka ulaşmaya çalıştığı görülmektedir. Ancak zamanla hitap ettiği grup kalabalıklaştıkça, insanların kendisini daha iyi görebilmesi ve duyabilmesi için yükseltilmiş bir platforma ihtiyaç duyulmuştur. Bu noktada, bir kişinin kendisine basamaklı bir şey kullanılması önerisinde bulunması, Hz. Muhammed’in ashabıyla birlikte bu öneriyi değerlendirmesi ve sonrasında kullanışlı bir minber yaptırması, önemli iki yargıya işaret eder.
Maddeler Halinde Açıklama:
- İstişarede bulunmaya önem verirdi (II): Hz. Muhammed (sav.), ashabının görüşlerine açık olup onların önerilerini dikkate almıştır. Bir kişinin önerisi üzerine minber yaptırması, danışma kültürüne verdiği önemi ortaya koyar. Bu durum, onun liderlik anlayışında istişare ve ortak karar mekanizmasına verdiği değeri yansıtır.
- Sağlıklı bir iletişim kurmaya çalışırdı (III): Mescitteki konuşmalarını daha anlaşılır ve etkili kılmak amacıyla minber kullanması, iletişimin kalitesini artırmaya yönelik somut bir adım olarak değerlendirilebilir. Böylece, dinleyicilerle arası daha iyi kurulmuş, net ve etkili bir iletişim ortamı sağlanmıştır.
- Gösteriş yapmaktan kaçınırdı (I): Bu olayda Hz. Muhammed (sav.) herhangi bir gösterişten ziyade, topluma hitap etmenin pratik yollarını aramıştır. Ancak, verilen örnekten gösteriş yapmaktan kaçınma yargısına doğrudan ulaşmak mümkün değildir; zira burada esas olarak hitabın kalitesinin artırılması ve halkın ihtiyaçlarına cevap verilmesi ön plandadır.
Sonuç: Yukarıdaki değerlendirmeler ışığında, Hz. Muhammed’in (sav.) davranışında istişareye önem verme (II) ve sağlıklı bir iletişim kurma çabası (III) öne çıkmaktadır. Bu nedenle doğru cevap, C Şıkkı: II ve III‘tür.
17
Müslümanlar, müşriklerin baskıları sonucu terk etmek zorunda kaldıkları yurtlarına yıllar sonra Mekke’nin fethiyle tekrar ayak basmışlardı. Hz. Muhammed’in (sav.) ve Müslümanların bu dönüşle kendilerinden intikam alacağını zanneden Mekkeliler büyük bir korkuya kapılmışlardı. Ancak Hz. Muhammed (sav.) onlara “Size bugün çıkışmak, azarlamak yoktur.” demişti. Bu davranış karşısında kalpleri olumsuz duygulardan arınan Mekkelilerin İslam dinine bakış açıları değişti.
Bu olayda Hz. Muhammed’in (sav.) aşağıdaki ayetlerden hangisinin rehberliğinde hareket ettiği söylenebilir?
- “İş konusunda onlarla istişare et. Bir kere de karar verip azmettin mi artık Allah’a tevekkül et.” (Âl-i İmrân suresi, 159. ayet)
- “Ey Muhammed! Sana da kendisinden önceki kitapları tasdik edici ve onları denetleyici olarak bu kitabı hak ile indirdik.” (Mâide suresi, 48. ayet)
- “Andolsun; sizden Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çokça ananlar için Allah’ın resulünde güzel bir örnek vardır.” (Ahzâb suresi, 21. ayet)
- “İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel şekilde sav. Bir de bakarsın ki seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost oluverir.” (Fussilet suresi, 34. ayet)
17. Sorunun Çözümü
Bu soruda, Müslümanların Mekke’nin fethiyle yeniden memleketlerine dönüşü sırasında, Mekkelilerin intikam alma beklentileri varken Hz. Muhammed (sav.)’in sergilediği anlayış ve hoşgörü dikkat çekicidir. Mekkeliler, geçmişte uygulanan baskılar yüzünden öfke ve düşmanlık beslerken, Hz. Muhammed (sav.) “Size bugün çıkışmak, azarlamak yoktur.” diyerek onların kalplerindeki olumsuz duyguları yatıştırmış ve barış ortamını tesis etmiştir. Bu davranış, iyilikle kötülüğü savma ilkesini benimsemiş olduğunu gösterir. Yani, düşmanca bir tutum yerine, karşı tarafı yumuşak bir şekilde kucaklayan ve onları dostluğa davet eden bir yaklaşım sergilemiştir.
Maddeler Halinde Açıklama:
- A Şıkkı: İstişare ve tevekkül vurgusu yapar; ancak burada asıl konu, düşmanlık karşısında gösterilen merhamet ve iyilikle kötülüğü savma prensibidir.
- B Şıkkı: Önceki kitapların tasdiki konusu olup, bu olayın ruhuyla doğrudan bağlantılı değildir.
- C Şıkkı: Peygamberin örnek oluşu vurgulanır, fakat bu örnek davranışın ayrıntılarını tam olarak yansıtmaz.
- D Şıkkı: “İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel şekilde sav. Bir de bakarsın ki seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost oluverir.” ayeti, Hz. Muhammed (sav.)’in bu olayda benimsediği tutumu en güzel şekilde özetler. Bu ayet, düşmanlıkları yumuşaklık ve iyilikle bertaraf ederek, kalplerdeki negatif duyguları olumluya çevirmeyi hedeflediğini açıkça ortaya koymaktadır.
Sonuç: Hz. Muhammed (sav.)’in bu yaklaşımı, düşmanlıkları iyilikle savarak dostluğa dönüştürme arzusunu yansıtmaktadır. Bu nedenle, olayın rehberliğinde hareket ettiği ayet D Şıkkı‘dır.