1
Demokrasilerde basın özgürdür ve gerek yazılı, gerek görsel basın yorum satan firmalardır.
Ancak yorum satarken uyulması gereken bazı temel prensipler saptanmıştır.
Aşağıdakilerden hangisi bu prensiplerden biri olamaz?
- Yasal olmayan güçlere karşı koyabilmek
- Gerçek olmayan olayları halka aktarabilmek
- Kirli para kazanan zenginlere karşı durabilmek
- Devlet kurumlarında görülen aksaklıkları bildirmek
1. Sorunun Çözümü
Bu soruda, demokrasilerde basın özgürlüğünün temel prensipleri sorgulanmaktadır. Basın, halkı doğru ve tarafsız biçimde bilgilendirmekle yükümlüdür; yasal olarak tanınmış güçleri denetleyebilmek, toplumun çıkarlarını savunmak ve kamu kurumlarındaki aksaklıkları ortaya koymak, özgür basının vazgeçilmez görevlerindendir. Aşağıdaki liste, şıklar içindeki her bir seçeneğin bu bağlamda neden uygun ya da uygun olmadığını açıklar:
- B şıkkı (Doğru Cevap): “Gerçek olmayan olayları halka aktarabilmek” ifadesi, basının mesleki ve etik sorumluluklarına aykırıdır. Basın özgürlüğü, yanlış bilgi yaymayı değil; gerçeğe dayalı, doğrulanabilir haber sunmayı öngörür.
- A şıkkı: “Yasal olmayan güçlere karşı koyabilmek”, demokrasilerde basının devlet ve özel çıkar odaklı yasadışı uygulamaları ifşa etme hakkını tanır ve bu, basının temel görevlerinden biridir.
- C şıkkı: “Kirli para kazanan zenginlere karşı durabilmek”, yolsuzluk ve kara para aklama gibi konularda toplumun bilgilendirilmesi açısından önemli bir ilkeyi temsil eder.
- D şıkkı: “Devlet kurumlarında görülen aksaklıkları bildirmek”, kamu yararına hizmet eden denetim işlevi çerçevesinde, basının en kritik sorumluluklarından biridir.
Bu nedenle doğru cevap “B” şıkkıdır.
2
• Yasama yetkisi
• Yürütme yetkisi ve görevi
• Yargı yetkisi
Anayasamıza göre yukarıdakiler sırası ile hangi yetkili organlar tarafından kullanılır?
- TBMM – Hükümet – Mahkemeler
- Cumhurbaşkanı – Mahkemeler – Hükümet
- Bakanlar Kurulu – Mahkemeler – TBMM
- TBMM – Mahkemeler – Bakanlar Kurulu
2. Sorunun Çözümü
Bu soruda, Anayasamızın temel yasama, yürütme ve yargı yetkilerini hangi organların kullandığı sıralama şeklinde sorulmaktadır. 1982 Anayasası’na göre:
- Yasama yetkisi: Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından kullanılır.
- Yürütme yetkisi ve görevi: Hükümet (Bakanlar Kurulu ve Cumhurbaşkanı birlikte) tarafından yürütülür.
- Yargı yetkisi: Mahkemeler aracılığıyla kullanılır.
Şıklar tek tek incelendiğinde:
- A şıkkı (Doğru Cevap): “TBMM – Hükümet – Mahkemeler” ifadesi, Anayasa’daki sırayı ve organları tam olarak yansıtır.
- B şıkkı: “Cumhurbaşkanı – Mahkemeler – Hükümet” yanlış çünkü yasama yetkisi TBMM’de, yürütme yetkisi ise Hükümet’te toplanmıştır.
- C şıkkı: “Bakanlar Kurulu – Mahkemeler – TBMM” sıralaması tamamen karışıktır; yasama ve yargı yer değiştirmiştir.
- D şıkkı: “TBMM – Mahkemeler – Bakanlar Kurulu” yanlış çünkü yürütme yetkisi Mahkemelerden sonra değil, TBMM’den hemen sonra Hükümettedir.
Bu nedenle doğru cevap “A” şıkkıdır.
3 Aşağıdakilerden hangisi yasalarla ilgili doğru bir bilgi değildir?
- Yasalar insanlar içindir.
- Yasalar karşısında insanlar eşittir.
- Yasalar bazen uygulanmayabilir.
- Hak ve özgürlükler yasalarla belirlenir.
3. Sorunun Çözümü
Bu soruda, yasalarla ilgili doğru bilgi ve yanlış bilgileri ayırt etmemiz bekleniyor. Yasalar, toplumsal düzeni sağlamak, bireylerin hak ve özgürlüklerini güvence altına almak amacıyla yapılır. Her bir şıkkı inceleyerek neden doğru ya da yanlış olduğunu değerlendirelim:
- A şıkkı: “Yasalar insanlar içindir.” ifadesi doğrudur; yasama faaliyetinin amacı, toplumdaki bireylerin huzur, güvenlik ve refahını sağlamaktır.
- B şıkkı: “Yasalar karşısında insanlar eşittir.” hükmü de doğrudur; hukuk devleti anlayışına göre, ayrıcalıksız eşitlik ilkesi benimsenmiştir.
- C şıkkı (Doğru Cevap): “Yasalar bazen uygulanmayabilir.” ifadesi yanlıştır. Yasalar, mutlaka yürütme ve yargı organları tarafından uygulanmak zorundadır; uygulanmama durumu, hukuk devleti ilkesine aykırıdır.
- D şıkkı: “Hak ve özgürlükler yasalarla belirlenir.” ifadesi doğrudur; bireylerin sahip olduğu temel hak ve özgürlükler, Anayasa ve kanunlarla tanımlanarak güvence altına alınır.
Görüldüğü üzere yanlış bilgi içeren tek şık, C şıkkıdır; çünkü bir yasanın uygulanmaması mümkün değildir. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.
4 Toplumumuzun demokratik yönetime sahip olması amacıyla benimsenmiş olan temel ilke aşağıdakilerden hangisidir?
- Milliyetçilik
- Halkçılık
- Devletçilik
- Cumhuriyetçilik
4. Sorunun Çözümü
Bu soruda, toplumumuzun demokratik yönetime sahip olması amacıyla hangi temel ilkenin benimsendiği sorulmaktadır. Cumhuriyetimizin kuruluşunda, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda toplumsal yönetim biçimi belirlenirken, birden fazla ilke ön plana çıkmıştır. Ancak demokratik katılımı ve halkın egemenliğini esas alan tek ilke “Cumhuriyetçilik”tir. Aşağıda şıkların her biri hem tanımları hem de demokratik yönetime katkıları açısından incelenmiştir:
- D şıkkı (Doğru Cevap): “Cumhuriyetçilik” ilkesi, halkın yönetme ve yönetilme sürecine aktif olarak katılımını sağlar. Egemenlik kayıtsız şartsız millete aittir anlayışı, demokratik zihniyetin temel taşıdır ve devlet organlarının halka karşı hesap verebilir olmasını mümkün kılar.
- A şıkkı: “Milliyetçilik”, ulus bilinci ve dayanışmayı güçlendirir; ancak doğrudan demokratik katılım ya da yönetim biçimi üzerinde belirleyici bir ilke değildir.
- B şıkkı: “Halkçılık”, sosyal adalet ve sınıf ayrımı yapılmaması esasını savunur; demokratik eşitlik ilkesiyle ilişkilidir ancak yönetim biçimini tarif eden ana ilke olarak “cumhuriyetçilik” kadar kapsayıcı değildir.
- C şıkkı: “Devletçilik”, ekonomik kalkınma ve devlet müdahalesini öne çıkarır; kamu yararına hizmeti hedefler fakat demokratik yönetime kaynaklık eden egemenlik ilkesini ifade etmez.
Görüldüğü gibi, demokratik yönetim biçimini doğrudan düzenleyen ve halkın egemenliğini esas alan ilke Cumhuriyetçiliktir. Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.
5
23 Nisan 1920’de açılan I. TBMM’nin yayınladığı önergede yer alan “TBMM’nin üstünde hiçbir kuvvet yoktur.” ifadesi açıkça İstanbul Hükümeti’ni yok saymaktadır.
TBMM’nin bu maddeyi yayınlamaktaki asıl amacı aşağıdakilerden hangisidir?
- Milli iradeyi hakim kılmak
- Yeni ordu kurmak
- Saltanatı kaldırmak
- Cumhuriyeti ilan etmek
5. Sorunun Çözümü
Bu soruda, 23 Nisan 1920’de açılan I. TBMM’nin “TBMM’nin üstünde hiçbir kuvvet yoktur.” ifadesinin hangi amaca hizmet ettiği sorgulanmaktadır. Bu ifade, saltanat makamının veya işgal altındaki İstanbul Hükümeti’nin vesayetini reddedip, yeni kurulan Meclis’in mutlak egemenliğini göstermeyi hedeflemiştir. Aşağıda her bir şıkkı değerlendirelim:
- A şıkkı (Doğru Cevap): “Milli iradeyi hakim kılmak”. Bu ifade, ulusal iradenin tek kaynağı olan TBMM’nin üstünlüğünü vurgular ve halkın seçtiği temsilcilerin yetkisini her türlü dış müdahaleye karşı korur.
- B şıkkı: “Yeni ordu kurmak”. Yeni ordu kurulması önemli olmakla birlikte, bu madde bir ordu örgütlenmesine atıf yapmaz; egemenlik ve güç üstünde olma meselesiyle ilgilidir.
- C şıkkı: “Saltanatı kaldırmak”. Saltanatın kaldırılması 1 Kasım 1922’de gerçekleşmiş, ancak bu önerge saltanata doğrudan vurgu yapmayıp Meclis’in üstünlüğünü ilan amacı taşır.
- D şıkkı: “Cumhuriyeti ilan etmek”. Cumhuriyetin ilanı 29 Ekim 1923’te olmuştur; bu madde ise henüz cumhuriyet rejimini ilan etme aşamasında değil, meclisin üstünlüğünü sağlamaya yöneliktir.
Görüldüğü üzere bu beyanat, halkın temsilcilerinin yetkisini pekiştirerek milli iradeyi hâkim kılmayı amaçlamıştır. Bu nedenle doğru cevap “A” şıkkıdır.
6 Türk tarihinde ilk defa halk aşağıdaki gelişmelerden hangisi ile yönetime katılarak temsil edilmiştir?
- TBMM’nin açılması
- I. Meşrutiyet’in ilan edilmesi
- Tanzimat Fermanı’nın yayınlanması
- Saltanatın kaldırılması
6. Sorunun Çözümü
Bu soruda, Türk tarihinde halkın yönetimde temsil edilebilmesi için hangi gelişmenin ilk kez bir fırsat yarattığı sorulmaktadır. Halkın doğrudan ya da dolaylı olarak yönetime katılmasına imkân tanıyan önemli dönüm noktalarını inceleyelim:
- C şıkkı (Doğru Cevap): “Tanzimat Fermanı’nın yayınlanması”. 3 Kasım 1839’da ilan edilen Tanzimat Fermanı ile padişah, kamu yönetiminde kanun önünde eşitlik ve halkın görüşlerinin alınması gerektiğini kabul etmiş, kamu işlerinde meşveret (danışma) kurullarının oluşturulacağını duyurarak halkın yönetime katılımının zeminini ilk kez hazırlamıştır.
- A şıkkı: “TBMM’nin açılması” (23 Nisan 1920) halkın iradesini temsil etse de, bu tarih Tanzimat’tan yaklaşık 80 yıl sonra gerçekleşmiştir; ilk olan Tanzimat’tır.
- B şıkkı: “I. Meşrutiyet’in ilan edilmesi” (1876) meclis kurduysa da, Tanzimat Fermanı’ndan sonra gelmiş; halkın yönetime katılma fikrini derinleştiren ikinci aşamadır.
- D şıkkı: “Saltanatın kaldırılması” (1 Kasım 1922) rejimi cumhuriyete taşımıştır ancak temsil mekanizması oluşturma bakımından önceki adımlardan sonra gelmiştir.
Görüldüğü gibi, halkın yönetime katılmasına dair ilk resmi adım, Tanzimat Fermanı ile atılmıştır. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.
7
Siyasi partiler demokrasilerin vazgeçilmez unsurlarından biridir.
1. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası
2. Serbest Cumhuriyet Fırkası
3. Cumhuriyet Halk Fırkası
4. Demokrat Parti
Yukarıdakilerden hangisi Atatürk tarafından kurulan ilk partidir?
- 1
- 2
- 3
- 4
7. Sorunun Çözümü
Bu soruda, Atatürk tarafından kurulan ilk siyasi partiyi belirlememiz isteniyor. Siyasi partiler, demokrasilerde halkın iradesini temsil eden temel yapılardır. Aşağıda her bir partinin kuruluş tarihine ve kurucusuna dair kısa değerlendirme yer almaktadır:
- 1. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası: 17 Kasım 1924’te dönemin hükümeti içinde muhalefet yaratmak amacıyla kurulan bu parti, Fethi Okyar tarafından başlatılmıştır, Atatürk doğrudan kurucusu değildir.
- 2. Serbest Cumhuriyet Fırkası: 12 Ağustos 1930’da, ekonomik ve siyasal yaşamda denge oluşturmak için Atatürk’ün teşvikiyle Fethi Okyar önderliğinde açılmıştır; ancak fiilen kurucusu Atatürk değil, destekleyen kişidir.
- 3. Cumhuriyet Halk Fırkası (CHF): 9 Eylül 1923 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları tarafından, Cumhuriyet’in ilanından hemen önce, Türkiye’nin ilk ve resmî siyasi partisi olarak kurulmuştur. Bu parti, Cumhuriyet’in temel taşıdır.
- 4. Demokrat Parti: 7 Ocak 1946’da, tek parti dönemi sonrası çok partili hayata geçiş amacıyla Celâl Bayar, Adnan Menderes ve arkadaşları tarafından kurulmuştur.
Görüldüğü üzere, Atatürk’ün resmî kurucu olarak açıkladığı ve bizzat önderlik ettiği ilk parti, Cumhuriyet Halk Fırkasıdır. Diğer partiler, onun desteği veya izniyle kurulsa da, doğrudan kurucusu değildir. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.
8
İnsan hakları, dünyanın her yerinde insanların yalnızca insan olmalarından kaynaklanan haklarını ifade eder.
Yukarıda verilen bilgiye göre, aşağıdakilerden hangisi insan haklarına ters düşen bir durumdur?
- Herkes dil, din ve vicdan hürriyetine sahiptir.
- İnsan hakları toplumsal huzuru ve başarıyı beraberinde getirir.
- Gelişmiş ülkelerdeki insanlara diğer insanlardan daha fazla haklar verilir.
- Kişiler birbirlerinin hak ve özgürlüklerine saygı gösterirler.
8. Sorunun Çözümü
Bu soruda insan haklarının evrensel niteliği göz önüne alınarak hangisinin insan haklarına aykırı olduğu aranıyor. İnsan hakları, doğuştan elde edilen, hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm insanlara tanınan temel hak ve özgürlükleri ifade eder. Şıklar tek tek incelendiğinde:
- A şıkkı: “Herkes dil, din ve vicdan hürriyetine sahiptir.” ifadesi, insan haklarının en temel ilkelerinden biridir ve Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi’nde de açıkça belirtilmiştir; dolayısıyla bu durum insan haklarına uygundur.
- B şıkkı: “İnsan hakları toplumsal huzuru ve başarıyı beraberinde getirir.” ifadesi, hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasının barış, refah ve kalkınma için gerekli olduğunu vurgular; bu durum da insan haklarına aykırı değildir.
- C şıkkı (Doğru Cevap): “Gelişmiş ülkelerdeki insanlara diğer insanlardan daha fazla haklar verilir.” ifadesi, insan haklarının eşitlik ilkesine tamamen ters düşer. İnsan haklarının özünde hiçbir ülke veya coğrafi bölge ayrımı yoktur; tüm bireyler, ekonomik veya politik statülerine bakılmaksızın eşit haklara sahiptir.
- D şıkkı: “Kişiler birbirlerinin hak ve özgürlüklerine saygı gösterirler.” ifadesi, insan haklarının korunması ve herkesin haklarına saygı göstermesi gerektiğini vurgulayan kapsayıcı bir ilkeyi anlatır; bu nedenle insan haklarına uygundur.
Yukarıdaki inceleme sonucunda, sadece C şıkkındaki ayrımcı yaklaşım insan haklarıyla bağdaşmaz. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.
9
17 Şubat 1926’da kabul edilen Medeni Kanun ile;
• Birden fazla kadınla evlenme yasaklandı.
• Evlenmede resmi nikah zorunlu oldu.
• Boşanma konusunda erkeğe tanınan haklar kadına da tanındı.
• Miras hukukunda kadın – erkek eşitliği sağlandı.
Medeni Kanun’un bu maddelerine bakılarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
- Kadın ve erkek arasındaki ilişkiler yeniden düzenlenmiştir.
- Kadınlar hayatın her alanında erkeklerle eşit hâle gelmiştir.
- Kadının toplum içindeki saygınlığı artmıştır.
- Kadın erkek eşitliği konusunda önemli gelişmeler sağlanmıştır.
9. Sorunun Çözümü
Bu soruda, 17 Şubat 1926’da kabul edilen Medeni Kanun’un kadın-erkek ilişkilerindeki yeniliklerini değerlendirerek hangi sonuca ulaşılamayacağını bulmamız isteniyor. Kanun’un getirdiği maddeler, eşitlik ve düzenleme esaslıdır. Şıkları tek tek inceleyelim:
- A şıkkı: “Kadın ve erkek arasındaki ilişkiler yeniden düzenlenmiştir.” Kanun ile çok eşlilik yasaklanmış, resmi nikah ve miras eşitliği getirilmiş; bu durum ilişkilerin baştan şekillendiğini gösterir. Dolayısıyla bu çıkarım yapılabilir.
- B şıkkı (Doğru Cevap): “Kadınlar hayatın her alanında erkeklerle eşit hâle gelmiştir.” Medeni Kanun’un düzenlemeleri sosyal, ekonomik ve siyasal alandaki tüm eşitlikleri kapsamaz; bu şık, kanunun kapsamını aşan genelleme içerir. Bu nedenle bu sonuca ulaşılamaz.
- C şıkkı: “Kadının toplum içindeki saygınlığı artmıştır.” Resmi nikah zorunluluğu ve miras hakkı, kadının hukuk önündeki değerini yükseltmiştir; bu çıkarım geçerlidir.
- D şıkkı: “Kadın erkek eşitliği konusunda önemli gelişmeler sağlanmıştır.” Boşanma ve miras hakları kadın-erkek eşitliği yönünde somut adımlardır; bu şık da doğru kabul edilir.
Görüldüğü üzere, diğer tüm şıklar Medeni Kanun’un getirdiği yeniliklerle tutarlı sonuçlar doğururken, B şıkkındaki “hayatın her alanı” ifadesi abartılıdır. Bu nedenle doğru cevap “B” şıkkıdır.
10
Anayasamızın 74. maddesi “Vatandaşlar, kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve TBMM’ye yazı ile başvurma hakkına sahiptir.” der.
Buna göre;
1. Kişiler herhangi bir hak ihlaline uğradıklarında dilekçe ile haklarını arayabilirler.
2. Dilekçe verme, anayasal bir haktır.
3. Dilekçe sadece elden verilebilir.
4. Devlet, vatandaşlarının hak aramasına ortam sağlamıştır.
Yargılarından hangisine ulaşılamaz?
- 1
- 2
- 3
- 4
10. Sorunun Çözümü
Anayasamızın 74. maddesi, vatandaşlara dilekçe hakkını tanıyarak, kamu ve özel konulardaki taleplerin yetkili mercilere yazılı olarak iletilebileceğini hükme bağlar. Bu hükümle ilgili çıkarımlar yapılırken, anayasal metnin sınırlarını aşmamak önemlidir. Aşağıda her bir şıkkı detaylıca inceleyerek hangi yargıya ulaşılamayacağımızı bulalım:
- A şıkkı: “Kişiler herhangi bir hak ihlaline uğradıklarında dilekçe ile haklarını arayabilirler.” ifadesi doğrudur; anayasa, hak ihlallerinde dilekçe yoluyla başvurma imkânını korur.
- B şıkkı: “Dilekçe verme, anayasal bir haktır.” ifadesi de doğrudur; 74. madde dilekçe hakkını anayasal güvence altına almıştır.
- C şıkkı (Doğru Cevap): “Dilekçe sadece elden verilebilir.” ifadesi yanlıştır. Anayasa metni, dilekçenin yazılı olarak sunulmasını şart koşar ancak sunum şekli (elden, posta, elektronik vs.) üzerinde sınırlama getirmez; bu nedenle böyle bir çıkarıma ulaşılamaz.
- D şıkkı: “Devlet, vatandaşlarının hak aramasına ortam sağlamıştır.” ifadesi doğrudur; anayasal düzenleme, dilekçe hakkıyla bireylerin hak arama yollarını güvence altına alır.
Görüldüğü gibi, diğer tüm yargılar anayasa maddesinin kapsamına uyarken, C şıkkındaki “sadece elden verilebilir” sınırlaması anayasal hükme aykırıdır. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.
11
Kanun-i Esasi ile Osmanlı Devleti’nde, Meşrutiyet rejimi benimsenmiş ve Meclis-i Mebusan açılmıştır.
Bu bilgilere göre;
1. Halk yönetime katılmıştır.
2. Ülke bütünlüğü bozulmuştur.
3. Padişahlık sona ermiştir.
Yargılarından hangisi ya da hangilerine ulaşılamaz?
- 1 ve 2
- 2 ve 3
- Yalnız 1
- 1, 2 ve 3
11. Sorunun Çözümü
Bu soruda, Kanun-i Esasi ile Osmanlı Devleti’nde Meşrutiyet rejiminin benimsenmesi sonucunda hangi yargılara ulaşılabileceği ve hangilerinin ulaşılamayacağı sorgulanmaktadır. Kanun-i Esasi 1876’da ilan edilmiş, Meclis-i Mebusan açılarak halkın yönetime dolaylı katılımı sağlanmıştır. Şıkları tek tek inceleyelim:
- 1. “Halk yönetime katılmıştır.” Doğrudur: Meclis-i Mebusan’ın açılması, halkın seçtiği temsilciler aracılığıyla yasama faaliyetinde yer almasını sağlamıştır; böylece dolaylı katılım gerçekleşmiştir.
- 2. “Ülke bütünlüğü bozulmuştur.” Ulaşılamaz: Kanun-i Esasi ve meclisin açılması ülke sınırlarında herhangi bir parçalanma veya bölünme getirmemiştir; siyasi yönetim biçiminde değişiklik yaşanmış ancak toprak bütünlüğü etkilenmemiştir.
- 3. “Padişahlık sona ermiştir.” Ulaşılamaz: Meşrutiyet dönemi, padişahlık kurumunu değil, padişahın yetkilerini anayasal sınırlara tabi kılmayı amaçlamıştır. Padişahlık ancak Cumhuriyetin ilanıyla (1923) kaldırılmıştır.
Sonuç olarak, 2. ve 3. yargılarına Kanun-i Esasi değişiminden hareketle ulaşılamaz. Bu nedenle doğru cevap “B” şıkkıdır (2 ve 3).
12
İlk Çağ Anadolu’da insanlar aynı hak ve özgürlüklere sahip değillerdi.
Kral ve ailesinin, soyluların ve rahiplerin hakları ile diğer insanlarınki farklıydı.
Kölelerin hakları ise iyice kısıtlanmıştı.
Bu bilgiler aşağıdakilerden hangisinin göstergesidir?
- Anadolu’da sosyal yapının değiştiğinin
- İnsanların, ekonomik durumlarına göre devlet yönetimine katıldığının
- Anadolu’da sosyal devlet anlayışının egemen olduğunun
- Anadolu’da halkın sosyal sınıflara ayrıldığının
12. Sorunun Çözümü
Bu soruda, İlk Çağ Anadolu’da farklı toplumsal katmanların sahip olduğu hak ve özgürlüklerin birbirinden belirgin şekilde ayrıldığından söz edilmektedir. Kral ve ailesi, soylular ve rahipler ayrıcalıklı haklara sahipken; diğer kesimler daha sınırlı haklarla yetinmiş, kölelerin ise neredeyse hiçbir hakkı kalmamıştır. Bu durum, toplumda katmanlı bir yapının varlığını ve insanları sosyal sınıflara ayıran bir hiyerarşinin egemen olduğunu gösterir. Aşağıda her bir şıkkın bu duruma uygunluğunu inceleyelim:
- A şıkkı: “Anadolu’da sosyal yapının değiştiğinin” ifadesi, karşılaşılan tabloyu değil; süreç içindeki dönüşümü anlatır. Soruda ise mevcut farklılıklardan bahsedildiğinden değişimden söz edilemez.
- B şıkkı: “İnsanların, ekonomik durumlarına göre devlet yönetimine katıldığının” çıkarımı, hak ve özgürlüklerin nasıl kullanıldığına değil, yönetim mekanizmalarına odaklanır. Burada ise temel mesele sınıflar arasındaki hak ayrımının varlığıdır.
- C şıkkı: “Anadolu’da sosyal devlet anlayışının egemen olduğunun” yorumu, günümüz sosyal devlet kavramını gerektirir ve toplumsal eşitlik ilkesini çağrıştırır. Oysa sorudaki bilgiler, eşitsizliği vurgulamaktadır.
- D şıkkı (Doğru Cevap): “Anadolu’da halkın sosyal sınıflara ayrıldığının” ifadesi, sorudaki hiyerarşik hak dağılımını birebir yansıtır. Kral, soylu, rahip ve köle gibi katmanların varlığı, sosyal sınıf ayrımının açık göstergesidir.
Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.
13 Aşağıdakilerden hangisi cumhurbaşkanının görevleri arasında yer almaz?
- Yasaları onaylamak
- Başbakanı atamak
- Yasa çıkarmak
- Anayasa mahkemesi üyelerini atamak
13. Sorunun Çözümü
Bu soruda, cumhurbaşkanının Anayasa’da kendisine verilen yetkiler çerçevesinde hangi işlemi yapamayacağı sorgulanmaktadır. Cumhurbaşkanının başlıca görevleri, yasaları onaylama, yüksek yargı organlarına üye atama ve devletin temsil edilmesi gibi işlemleri kapsar. Aşağıda her bir şıkkın neden görev kapsamına girip girmediğini adım adım inceleyelim:
- A şıkkı: “Yasaları onaylamak” ifadesi doğrudur; Anayasa’nın 104. maddesine göre cumhurbaşkanı, TBMM tarafından kabul edilen kanunları 15 gün içinde onaylamak veya geri göndermekle yükümlüdür.
- B şıkkı: “Başbakanı atamak” ifadesi de doğrudur (1982 Anayasası dönemi); mecliste güvenoyu alan partinin lideri cumhurbaşkanı tarafından başbakan olarak atanır ve hükümeti kurmakla görevlendirilir.
- C şıkkı (Doğru Cevap): “Yasa çıkarmak” ifadesi yanlıştır. Yasama yetkisi tamamen TBMM’ye aittir; cumhurbaşkanı kanun teklif edemez, sadece yasaları onaylar veya vetoya gönderebilir, kanun çıkarma yetkisi yoktur.
- D şıkkı: “Anayasa mahkemesi üyelerini atamak” ifadesi doğrudur; cumhurbaşkanı, hakimler ve savcılar ile çeşitli yüksek mahkeme üyelerinin Cumhuriyet Başsavcısı, AYM ve Danıştay üyelerinin bir kısmını Anayasa’da öngörülen usule göre atar.
Görüldüğü gibi, diğer tüm şıklar cumhurbaşkanının Anayasa’dan doğan yetkilerini doğru yansıtırken, yasa çıkarma tamamen yasamanın işidir. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.
14
TBMM kararların alınmasında ve uygulanmasında hızlı hareket etmeye çalışmıştır.
TBMM’nin aşağıdaki özelliklerinden hangisi bu amacı benimsediğini kesinlikle kanıtlamaktadır?
- Güçler birliğini benimsemesi
- Seçimleri yenilemesi
- İhtilal meclisi olması
- Kurucu meclis olması
14. Sorunun Çözümü
Bu soruda, TBMM’nin hızlı karar alma ve uygulama amacıyla benimsediği özelliği bulmamız isteniyor. “Karar alma ve uygulama hızını artırmak” için meclis yapısında hangi düzenleme kritik rol oynar, birlikte inceleyelim:
- A şıkkı (Doğru Cevap): “Güçler birliğini benimsemesi”. Güçler birliğinde yasama, yürütme ve yargı yetkileri aynı mecliste toplandığından karar süreçleri kısalır ve onay mekanizmaları basitleşir. TBMM, hem kanunları çıkarır hem de uygulamayı denetler; bu sayede hızlı hareket imkânı doğar.
- B şıkkı: “Seçimleri yenilemesi” ifadesi, seçim takvimi ve yenileme sürecini anlatır; ancak seçimlerin yenilenmesi meclisin iç işleyiş hızıyla değil, demokratik yenilenme ile ilgilidir.
- C şıkkı: “İhtilal meclisi olması”, meclisin kuruluş biçimini tanımlar; TBMM bir ihtilal sonucu değil ulusal irade ile kurulduğu için bu şık hızlı karar alma mekanizmasına doğrudan katkı sağlamaz.
- D şıkkı: “Kurucu meclis olması”, TBMM’nin anayasa yapma göreviyle ilgilidir; yeni devletin temel metinlerini oluşturur, ancak bu özellik karar alma hızını doğrudan etkilemez.
Özetle, yasama, yürütme ve yargı yetkilerinin aynı organda toplandığı güçler birliği düzeni, TBMM’nin hızlı karar almasını ve uygulamasını kesinlikle kanıtlar. Bu nedenle doğru cevap “A” şıkkıdır.
15 Egemenliğin kaynağı demokratik bir ülkede aşağıdakilerden hangisine dayanır?
- Padişaha
- Halka
- Din adamlarına
- Belirli bir zümreye
15. Sorunun Çözümü
Egemenliğin kaynağı konusu, demokratik yönetimin temel taşlarından biridir. Egemenlik, yönetme yetkisinin kimde olduğunu ve bu yetkinin hangi unsurdan alındığını gösterir. Aşağıda şıkların her birini değerlendirerek neden doğru ya da yanlış olduğunu inceleyelim:
- A şıkkı: “Padişaha” ifadesi yanlış; demokratik bir ülkede güç bir kişinin veya hanedan soyunun elinde toplandığı mutlak monarşi sistemi egemen değildir.
- B şıkkı (Doğru Cevap): “Halka” ifadesi doğrudur; demokratik sistemde egemenlik kayıtsız şartsız millete aittir ve yönetim yetkisi halkın temsilcileri aracılığıyla kullanılır.
- C şıkkı: “Din adamlarına” ifadesi yanlıştır; laik demokratik anlayışta dinî otoriteler yönetimde yasal egemenlik hakkına sahip değildir.
- D şıkkı: “Belirli bir zümreye” ifadesi de yanlıştır; demokratik rejimde hiçbir ayrıcalıklı topluluk egemenlik hakkını tek başına kullanamaz.
Görüldüğü üzere egemenliğin kaynağı yalnızca halka dayandığı için doğru cevap “B” şıkkıdır.
16
Bir çocuk için ailesinin, oyun gruplarının, sınıf arkadaşlarının, okuldaki öğretmen ve yöneticilerin tutumları demokrasi bilincinin oluşmasında önemli rol oynamaktadır.
7. sınıf öğrencisi Semra’nın yaşadığı aşağıdaki olaylardan hangisi demokratik bir nitelik taşımamaktadır?
- Okulda öğrenci temsilciliğine aday olması
- Oyun arkadaşlarının aldığı tüm kararlara uyması
- Evinde alınan kararlar hakkında görüşlerini belirtmesi
- Sınıf kurallarını öğretmen ve arkadaşlarıyla birlikte belirlemesi
16. Sorunun Çözümü
Bu soruda, Semra’nın çevresindeki sosyal grupların tutumlarının demokrasi bilincine katkısını değerlendiriyoruz. Demokratik nitelik, katılım, eşitlik, görüş bildirme ve ortak karar alma süreçlerinde kendini gösterir. Aşağıda her bir seçeneğin demokratik ilkeler açısından neden uygun veya uygun olmadığını madde madde inceleyelim:
- A şıkkı: “Okulda öğrenci temsilciliğine aday olması” – katılım ve temsil hakkının kullanılmasıdır; demokratik bir süreçtir.
- B şıkkı (Doğru Cevap): “Oyun arkadaşlarının aldığı tüm kararlara uyması” – burada Semra’nın görüş bildirme veya ortak karar alma şansı yoktur, pasif uyum söz konusudur; demokratik nitelik taşımaz.
- C şıkkı: “Evinde alınan kararlar hakkında görüşlerini belirtmesi” – demokratik bir aile ortamı için Semra’nın fikir beyanı demokratik katılım örneğidir.
- D şıkkı: “Sınıf kurallarını öğretmen ve arkadaşlarıyla birlikte belirlemesi” – ortak karar alma ve eşit katılım ilkelerini yansıtır, demokratik bir süreçtir.
Görüldüğü gibi, diğer seçenekler Semra’nın aktif katılımına veya ortak karar alma sürecine işaret ederken, B şıkkı pasif uyumu ve bireysel tercih hakkının devre dışı bırakılmasını içerir. Bu nedenle demokratik bir nitelik taşımayan B şıkkıdır.
17
Demokrasi yönetimi, hâkimiyetin millete ait olduğu siyasi bir rejimdir.
Bu nedenle demokratik devletlerde yöneticiler seçimle iş başına gelir.
Vatandaşlar seçme ve seçilme hakkına sahiptir. Herkesin eşit oy hakkı vardır ve seçimlerde oylama gizli, oyların sayımı açık yapılır.
Buna göre demokrasi yönetiminin,
1. Ülke yönetiminde halkın iradesi belirleyicidir.
2. Tüm vatandaşlar eşit siyasi haklara sahiptir.
3. Seçimlerde sayım gizliliği esastır.
Özelliklerinden hangilerine sahip olduğu söylenebilir?
- 1 ve 2
- 1 ve 3
- 2 ve 3
- 1, 2 ve 3
17. Sorunun Çözümü
Bu soruda, demokrasinin temel özellikleri olan halkın iradesinin üstünlüğü, eşit siyasi haklar ve seçim sürecinin şeffaf ama gizli oy esasına dayalı olması incelenmiştir. Aşağıda verilen yargıların her birini demokratik rejim ilkeleri çerçevesinde değerlendirelim:
- 1. “Ülke yönetiminde halkın iradesi belirleyicidir.” Doğru: Demokrasi, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu rejimdir; halkın tercihleri yasama, yürütme ve yargı süreçlerinde belirleyici rol oynar.
- 2. “Tüm vatandaşlar eşit siyasi haklara sahiptir.” Doğru: Seçme ve seçilme hakkı herkes için eşit olarak tanınmıştır; hiçbir vatandaş, ırk, cinsiyet, din veya sosyal statü nedeniyle ayrım gözetmeksizin oy kullanabilir ve aday olabilir.
- 3. “Seçimlerde sayım gizliliği esastır.” Yanlış anlaşılma: Asıl kural, oy verme işleminin gizli olmasıdır; sayım ise şeffaf ve açık şekilde yapılır. Gizlilik, sandık başındaki oy kullanma sürecine, sayım ise sonuçların halk ve partiler önünde denetlenmesine işaret eder.
Sonuç olarak, birinci ve ikinci özellikler demokratik yönetimin ayrılmaz unsurlarıdır; üçüncüsü ise yanlış tanımlanmıştır. Seçimlerde gizlilik, oy kullanmada; sayımın ise açıklıkla yapılmasında aranır. Bu nedenle doğru cevap “A” şıkkıdır (1 ve 2).
18 Aşağıdakilerden hangisi eğitsel ve sosyal faaliyetlerin öğrencilere kazandırmak istediği tutum ve davranışlardan biri değildir?
- İnsan haklarına saygılı birey olarak yetiştirmek
- Planlı ve etkin çalışma yollarını göstermek
- Bilgileri sorgulamayan bireyler haline getirmek
- Çevresindeki olaylara duyarlı vatandaşlar yetiştirmek
18. Sorunun Çözümü
Bu soruda, eğitsel ve sosyal faaliyetlerin öğrencilere kazandırmak istediği olumlu tutum ve davranışlar içinde hangisinin yer almadığı sorulmaktadır. Okullarda ve sosyal etkinliklerde temel amaç, öğrencilerin hem akademik hem de toplumsal açıdan gelişimini desteklemek; bu kapsamda belirli değerler ve beceriler öne çıkarılır. Şıkların her birini bu bakımdan değerlendirelim:
- A şıkkı: “İnsan haklarına saygılı birey olarak yetiştirmek” – Bu, temel insani değerleri içselleştirmek ve toplumsal duyarlılık geliştirmek açısından kritik bir hedeftir; dolayısıyla eğitsel faaliyetlerin amaçları arasında yer alır.
- B şıkkı: “Planlı ve etkin çalışma yollarını göstermek” – Öğrencilerin zaman yönetimi, hedef belirleme ve verimli çalışma alışkanlıkları kazanması, eğitimde vurgulanan önemli bir beceridir; bu da sosyal faaliyetlerle pekiştirilebilir.
- C şıkkı (Doğru Cevap): “Bilgileri sorgulamayan bireyler haline getirmek” – Sorgulama, eleştirel düşünme ve merak duygusu eğitimde teşvik edilen temel özelliklerdendir. Bu şık, tam tersine, öğrenciyi pasif ve eleştirelsiz kılar; eğitim felsefesine aykırıdır.
- D şıkkı: “Çevresindeki olaylara duyarlı vatandaşlar yetiştirmek” – Toplumsal sorumluluk, empati ve etkin vatandaşlık bilinci kazandırmak, sosyal faaliyetlerin en önemli amaçlarındandır.
Sonuç olarak, diğer tüm seçenekler öğrencide geliştirilmesi istenen olumlu tutum ve davranışları yansıtırken, C şıkkındaki “sorgulamayan birey” ifadesi eğitim felsefesine aykırıdır. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.
19 Okullarımızda kurulan sosyal kulüplere öğrenci seçilirken aşağıdakilerden hangisi yapılırsa insan haklarına uygun davranılmış olur?
- Öğrencilerin anne ve babasının tercihlerine uyulması
- Öğrencilerin ilgi ve istekleri doğrultusunda yönlendirilmesi
- Öğretmenlerin vereceği kararlara uyulması
- En yakın arkadaşları hangi kulübü seçerse öğrencinin o kulübe yönlendirilmesi
19. Sorunun Çözümü
Bu soruda, okullarda kurulan sosyal kulüplere öğrenci seçimi yapılırken insan haklarına uygun davranış kriterleri sorgulanmaktadır. İnsan hakları evrensel olarak bireyin özgür seçim, eşit muamele ve ayrıcalıksız katılım haklarını korur. Aşağıda her bir seçeneğin bu ilkelere neden uygun veya uygun olmadığını ayrıntılı biçimde ele alalım:
- A şıkkı: “Öğrencilerin anne ve babasının tercihlerine uyulması” – Ailenin görüşleri önemli olsa da, bu durumda çocuğun kendi tercih hakkı elinden alınır ve özerk karar mekanizması zedelenir.
- B şıkkı (Doğru Cevap): “Öğrencilerin ilgi ve istekleri doğrultusunda yönlendirilmesi” – İnsan haklarının temelinde, bireyin kendi yetenek ve eğilimlerine göre karar verebilme özgürlüğü vardır. Bu yaklaşım, her öğrencinin kendini ifade etmesine ve potansiyelini geliştirmesine olanak tanır.
- C şıkkı: “Öğretmenlerin vereceği kararlara uyulması” – Öğretmen rehberliği elbette değerlidir; ancak tek taraflı karar, öğrencinin özgür iradesini kısıtlar ve katılımcı hak ilkesine aykırıdır.
- D şıkkı: “En yakın arkadaşları hangi kulübü seçerse öğrencinin o kulübe yönlendirilmesi” – Arkadaş baskısı altında seçim, bireysel tercih hakkını ihlal eder ve kişinin kendi ilgi alanlarına göre gelişimini engeller.
İnsan haklarına saygılı bir eğitim ortamında, öğrencinin kendi seçimini yapması teşvik edilmeli; rehberlik edilebilir ancak karar hakkı ona bırakılmalıdır. Bu nedenle doğru cevap “B” şıkkıdır.
20
Mustafa Kemal Atatürk’ün 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanında şu sözleri söylemiştir;
“Artık hükümet ile millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millet ve millet hükümettir.”
Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sözleri değerlendirildiğinde aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
- Ülkenin tüm ekonomik sorunları çözülmüştür.
- Cumhuriyet sonrası inkılâplar tamamlanmıştır.
- Uluslararası sorunlara kalıcı çözümler üretilmiştir.
- Ulusal egemenlik anlayışı uygulamaya geçirilmiştir.
20. Sorunun Çözümü
Bu soruda, Mustafa Kemal Atatürk’ün 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanında söylediği “Artık hükümet ile millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millet ve millet hükümettir.” sözlerinden hangi sonuca varılabileceği sorulmaktadır. Atatürk’ün bu ifadesi, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu ve yönetimin millet iradesine dayandığını vurgular. Şıkları tek tek ele alarak neden “Ulusal egemenlik anlayışı uygulamaya geçirilmiştir.” sonucuna varıldığını açıklayalım:
- A şıkkı: “Ülkenin tüm ekonomik sorunları çözülmüştür.” Bu ifade, ekonomik konulara yöneliktir; Atatürk’ün sözü ise yönetim biçimi ve egemenlik ilkesi üzerinedir. Dolayısıyla böyle bir çıkarıma ulaşılamaz.
- B şıkkı: “Cumhuriyet sonrası inkılâplar tamamlanmıştır.” İnkılâplar, Cumhuriyet’in ilanından sonra yıllarca süren kapsamlı reform sürecini içerir. Atatürk’ün beyanı, henüz o sürecin başında, egemenlik anlayışının tesisine işaret eder; inkılâpların tamamlandığını göstermez.
- C şıkkı: “Uluslararası sorunlara kalıcı çözümler üretilmiştir.” Bu seçenek, dış politika ve uluslararası ilişkiler alanına odaklanır. Atatürk’ün sözü ise iç yönetim ve halkın iradesiyle ilgilidir; uluslararası sorunlara dair bir vurgu yapmaz.
- D şıkkı (Doğru Cevap): “Ulusal egemenlik anlayışı uygulamaya geçirilmiştir.” Atatürk’ün ifadesi, halkın kendisini yönetme hakkını tamamen benimsediğini ve meclis ile yürütmenin millet iradesinden ayrılmadığını vurgular. Cumhuriyet’in esası, kayıtsız şartsız ulusal egemenliktir; bu nedenle en uygun sonuç D şıkkıdır.
Sonuç olarak, Atatürk’ün “Hükümet millet ve millet hükümettir.” sözüyle milli egemenlik prensibinin fiilen hayata geçirildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.
eglencelo istşyordum fakat öyle degılmişşşşşş dermişimmmmmmmmm çokkkkk iyii