7. Sınıf Fen Bilimleri Güneş Sistemi ve Ötesi 1. Test

1 Dünya’nın yörüngesinde bir işleve hizmet etmeyen insan yapımı nesnelerin tümü uzay kirliliğine neden olur. Bu nesnelerden bazıları Dünya’nın yörüngesinde çok hızlı bir şekilde dönmektedir. Dönüş hızları bir mermiden yaklaşık yedi kat daha büyüktür. Aşağıdaki görsellerde 1957’den günümüze kadar Dünya’yı çevreleyen nesnelerin durumu gösterilmektedir.


Verilen bilgiler ve görseller dikkate alındığında,
1. 1957’den itibaren uzay teknolojileri alanında ciddi gelişmeler sağlanmıştır.
2. Kirliliğin Dünya’dan görünmemesinin sebebi nesnelerin çok hızlı hareket etmeleri olabilir.
3. Uzay kirliliği Şekil III’teki gibiyken yörüngeye gönderilen uzay aracı daha çok tehlike altındadır.
yorumlarından hangileri doğrudur?

  • 1 ve 2
  • 1 ve 3
  • 2 ve 3
  • 1, 2 ve 3

1. Sorunun Çözümü

Bu soruda, Dünya yörüngesindeki uzay kirliliğinin zaman içindeki artışının hangi yargılarla doğru bir şekilde ifade edildiği sorgulanmaktadır. Görseller Şekil I’den Şekil III’e doğru insan yapımı nesne miktarının belirgin şekilde arttığını gösterir. Metinde belirtilen “Dönüş hızları bir mermiden yaklaşık yedi kat daha büyüktür.” ifadesi, nesnelerin yeryüzünden neden görünemeyebileceğine dair önemli bir ipucu sunar. Ek olarak, Şekil II’den III’e geçiş sırasında yörüngedeki parça yoğunluğu kritik eşikleri aşarak potansiyel çarpışma riskini önemli ölçüde artırmaktadır.

  • A seçeneği (1 ve 2):
    1. İfade 1 doğrudur: Uzay teknolojilerindeki ilerleme, Şekil I’den III’e uzanan artışla örtüşür.
    2. İfade 2 doğrudur: Yüksek hız (yaklaşık yedi kat mermi hızı) nesnelerin görünürlüğünü azaltabilir.
    3. Ancak ifade 3 atlanmıştır; artan yoğunluk, araçlar için ek tehlike oluşturur.
  • B seçeneği (1 ve 3): İfade 1 ve 3 doğrudur, fakat ifade 2 göz ardı edildiği için kapsam eksik kalır.
  • C seçeneği (2 ve 3): İfade 2 ve 3 de mantıklıdır, ancak ilk ifadenin (gelişme göstergesi) doğruluğu da hesaba katılmamıştır.
  • D seçeneği (1, 2 ve 3): Tüm ifadeler görseller ve metinle tutarlıdır; uzay teknolojilerindeki ilerleme, hızlı hareketin görünmezliğe etkisi ve artan kirlenme seviyesinde aracın tehlikesi birlikte değerlendirilmelidir.

Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.

2 Dünya’nın çevresinde değişik yörüngelerde dönen ve artık herhangi bir işlevi olmayan insan yapımı cisimlerin tümü uzay kirliliği olarak adlandırılır. Aşağıdaki grafikte uzay kirliliğinin yıllara göre değişimi verilmiştir.


Grafikte verilen bilgilere göre aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

  • Uzay kirliliğininin en büyük nedeni yapay uydulardır.
  • 1950 yılında tespit edilebilen herhangi bir kirlilik yoktur.
  • Mevcut kirlilik 1990 yılından itibaren bir süre azalmıştır.
  • 2000-2010 yılları arasında uzay çalışmaları sürekli hız kazanmıştır.

2. Sorunun Çözümü

Bu soruda Grafikte yatay eksende Yıllar, dikey eksende ise Uzay Kirliliği seviyesinin parça sayısı cinsinden nasıl değiştiği gösterilmiştir. Görselde, 1950 yılına ait veri noktasının başlangıçta “0” değerinde olduğu; dolayısıyla o yıl tespit edilebilen herhangi bir uzay kirliliği parçasının bulunmadığı açıkça gözükmektedir. Diğer yıllarda artan bir eğilim hâkimdir, ancak bu eğilimden yalnızca tespit edilen parça miktarının tarihi süreçte yükseldiği sonucu çıkarılabilir. Grafik, kirlenme nedenleri veya uzay çalışmaları hızı gibi farklı olgular hakkında doğrudan bilgi sağlamaz.

  • A seçeneği (Uzay kirliliğinin en büyük nedeni yapay uydulardır): Grafik yalnızca parça sayısını verir; bu parçaların kaynağı (uydu, roket kalıntısı, çarpışma parçaları vb.) hakkında bilgi içermez. Dolayısıyla neden çıkarımı yapılamaz.
  • B seçeneği (1950 yılında tespit edilebilen herhangi bir kirlilik yoktur): 1950 yılına ait veri noktasının tam olarak “0” seviyesinde olduğu gözükmektedir. Bu da o yıl detectable bir parça bulunmadığı anlamına gelir ve doğrudan doğrulanabilir.
  • C seçeneği (Mevcut kirlilik 1990 yılından itibaren bir süre azalmıştır): Grafikte 1990 civarında hafif bir dalgalanma veya yatay seyir görülebilir, ancak net ve uzun soluklu bir azalma trendi yoktur. Eğilim genel olarak yükseliş yönündedir.
  • D seçeneği (2000–2010 yılları arasında uzay çalışmaları sürekli hız kazanmıştır): Parça sayısının artışı, uzay çalışmaları hızının değil, birikmiş enkaz miktarının artışını gösterir. “Sürekli hız kazanma” gibi bir çıkarım grafik verisinden elde edilemez.

Bu nedenle doğru cevap “B” şıkkıdır.

3 Dünya’nın yörüngesinde birikmeye devam eden uzay çöplerinin, yeni uzay araçları için çarpışma tehlikesine yol açabileceği endişesi giderek artmaktadır.


Günümüzde uzay kirliliğinin geldiği durum görselde gösterilmektedir.

Buna göre aşağıdakilerden hangisi uzay kirliliğini azaltmaya yönelik bir çözüm olamaz?

  • Çöplerle çarpışmamak için akıllı sensörler yardımıyla uydulara yörünge değişikliği yaptırılması
  • Görevini tamamladığında tekrar Dünya atmosferine giren akıllı uydular geliştirilmesi
  • Çöplerin, atmosferin içindeki sürtünme kuvvetinden yararlanılarak yok edilmesi
  • Çöpü toplayıp Dünya’nın atmosferine yönlendiren teknolojiler geliştirilmesi

3. Sorunun Çözümü

Bu soruda, verilen seçeneklerin hangisinin uzay kirliliğini azaltmaya yönelik bir yöntem olamayacağı sorgulanmaktadır. Uzay kirliliğini azaltmak derken, yörüngede birikmiş atık parçacıklarının sayısının düşürülmesi; yani bu cisimlerin Dünya atmosferine girerek yanması veya toplanarak etkin bir şekilde imha edilmesi amaçlanır. Görseldeki yoğun enkaz tablosu, çarpışma riskini önlemek kadar temel sorunun parçaların kendisi olduğunu vurgular. Dolayısıyla gerçek bir “azaltma” stratejisi, enkaz miktarını aktif ya da pasif yöntemlerle fiziksel olarak uzaklaştırmaya dayanmalıdır.

  • A seçeneği (Akıllı sensörlerle yörünge değişikliği):
    • Bu yöntem, çarpışmayı önlemeye yöneliktir ancak mevcut enkaz miktarını azaltmaz.
    • Dolayısıyla uzay kirliliğinin birikimini engellemez; yalnızca uyduların güvenliğini korur.
  • B seçeneği (Görev sonrası kontrollü tekrar giriş):
    • Uydu görevini tamamlayınca yörüngeden ayrılarak atmosferde yanmasını sağlar.
    • Bu, pasif deorbit mekanizmalarıyla enkaz miktarını gerçekten azaltır.
  • C seçeneği (Atmosfer içi sürtünme kuvveti):
    • Örneğin drag sail gibi sistemler parçayı alçaltır ve sürtünmeyle yakılmasını mümkün kılar.
    • Bu pasif yöntem, enkazın ömrünü kısaltarak yörüngedeki atıkları azaltır.
  • D seçeneği (Toplama ve yönlendirme teknolojileri):
    • Özel araçlar enkazı toplayıp kontrollü olarak atmosfere yönlendirir.
    • Bu yöntemde enkaz sayısı doğrudan fiziksel olarak ortadan kaldırılır.

Yukarıdaki değerlendirmeler ışığında, A şıkkı uzay araçlarını korusa da uzay kirliliğinin kendisini azaltmaz. Diğer tüm seçenekler ise enkazı atmosferde yakma veya toplama yoluyla doğrudan ortadan kaldırır. Bu nedenle doğru cevap “A” şıkkıdır.

4

Verilen habere göre aşağıdaki cisimlerden hangisi manyetik hurda toplayıcının uzaya gönderilme sebeplerinden biri olamaz?

  • İşlevini yitirmiş yapay uydular
  • Uzay roketlerinin yakıt tankları
  • Uzay araçlarının atıkları
  • Meteor ve gök taşları

4. Sorunun Çözümü

Haberde “manyetik hurda toplayıcı” roketle uzaya fırlatılmış; alüminyum ve çelik halatlardan oluşan yaklaşık 700 metre uzunluğundaki sistem uzaydaki metal atıkları yavaşlatarak Dünya yörüngesinden çıkarmayı ve atmosfere yönlendirip yakarak bertaraf etmeyi amaçlamaktadır. Dolayısıyla bu yöntemin hedefi, tamamı insan yapımı olan metal parçaları toplamak, hızını düşürmek ve geri dönüşünü sağlamaktır.

  • A şıkkı (İşlevini yitirmiş yapay uydular):
    • Bu uydular genellikle alüminyum ve çelik bileşenli parçalardan oluşur.
    • Manyetik hurda toplayıcı, bu metalik atıkları kolayca yakalayabilir ve yörüngeden çıkarabilir.
  • B şıkkı (Uzay roketlerinin yakıt tankları):
    • Yakıt tankları da genellikle metal alaşımlıdır ve roket aşamalarından sonra parça bırakabilir.
    • Manyetik sistem, metal tank kalıntılarını da toplayarak etkili bir azalma sağlar.
  • C şıkkı (Uzay araçlarının atıkları):
    • Boş kalan yakıt deposu, işlevi biten robotik kollar veya bağlantı elemanları da metal içeriklidir.
    • Hepsi manyetik toplayıcı tarafından tespit edilip toplanabilir.
  • D şıkkı (Meteor ve gök taşları):
    • Meteorlar ve gök taşları insan yapımı değildir, doğal kökenli kayalardır.
    • Manyetik hurda toplayıcının hedefi insan kaynaklı metal atıkları toplamaktır; bu doğal cisimler kapsam dışındadır.

Bu değerlendirmeye göre, D şıkkı manyetik hurda toplayıcının uzaya gönderilme amacına uygun olmayan seçenektir. Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.

5 Havanın açık olduğu bir günde gökyüzünden geçen bir gök cisminin arkasında uzunca bir iz bıraktığı gözlenmiştir.


Bu gök cismi ile ilgili,
1. Kuyruğa sahip olan bir yıldız türüdür.
2. Kuyruklu yıldız olarak adlandırılan bir gök taşıdır.
3. Bıraktığı izin sebebi yapısındaki buzların erimesidir.
yargılarından hangileri doğrudur?

  • Yalnız 1
  • Yalnız 2
  • 1 ve 3
  • 2 ve 3

5. Sorunun Çözümü

Gökyüzünde kuyruk bırakan cisimler, halk arasında kuyruklu yıldız olarak adlandırılır. Ancak bu tanım, gerçekte bir yıldız türünü değil; Güneş Sistemi’nde dönerek yüzeyinde buz ve toz barındıran küçük gök cisimlerini ifade eder. Bu cisimlerin gözle görülen kuyruğu, Güneş’e yaklaştıklarında yüzeylerindeki buzların süblimleşip (kati halden gaz hale geçerek) basınçla uzaya saçılması sonucu oluşur.

  • 1. İfade (“Kuyruğa sahip olan bir yıldız türüdür”):
    • “Kuyruklu yıldız” adında yıldız kavramı geçse de; aslında kendi ışığı olmayan, Güneş ışığını yansıtan bir gök cismidir.
    • Dolayısıyla 1. ifade yanlıştır.
  • 2. İfade (“Kuyruklu yıldız olarak adlandırılan bir gök taşıdır”):
    • Bu soruda “gök taşı” terimi, genel anlamda uzaydaki doğal cisimlere işaret etmektedir.
    • Kuyruklu yıldız da bu kapsamda doğal bir gök cismidir, bu nedenle 2. ifade doğrudur.
  • 3. İfade (“Bıraktığı iz; yapısındaki buzların erimesidir”):
    • Aslında buzların doğrudan erimesi yerine süblimleşmesi söz konusudur, fakat soruda kastedilen buzun buharlaşarak iz oluşturması gerçeğe uygundur.
    • Bu nedenlerle 3. ifade de doğrudur.

Sonuç olarak yalnız 2. ve 3. ifadeler doğru olduğu için cevap “D” şıkkıdır.

6

Verilen bilgilere göre aşağıdakilerden hangisi InSight uzay aracı gibi teknolojik gelişmelerin faydalarındandır?

  • Dünya’nın ömrünün azaldığını öğrenmek
  • Başka gezegenlere turistik geziler düzenlemek
  • Gezegenlerin oluşumuna ait bilgiler edinmek
  • Dünya’nın yaşanabilecek tek gezegen olduğunu kanıtlamak

6. Sorunun Çözümü

NASA’ya ait InSight uzay aracının Mars yüzeyine inişi ve burada topladığı jeolojik veriler, Güneş Sistemi’nde gezegenlerin oluşum süreçlerini anlamamız için kritik öneme sahiptir. InSight’ın derinliklerden gelen titreşim ve sıcaklık verileri, sadece Mars’ın iç yapısını değil; aynı zamanda Dünya, Ay ve diğer kayaç gezegenlerle karşılaştırmalı analizlere imkân tanır. Böylelikle gezegenlerin jeolojik geçmişi hakkında yeni bilgiler edinilir, Evren’deki diğer gök cisimlerinin kökenine dair teoriler sınanır.

  • A şıkkı (Dünya’nın ömrünün azaldığını öğrenmek):
    • InSight’ın topladığı veriler, gezegenlerin iç yapısını çözer; Dünya’nın yaşam ömrü veya gelecekteki yaşanabilirlik süresi hakkında doğrudan bilgi vermez.
  • B şıkkı (Başka gezegenlere turistik geziler düzenlemek):
    • Turizm, teknoloji ve lojistik konularına dayanır; InSight’ın bilimsel amaçlı jeofizik ölçümleri, turistik faaliyet planlaması için rehberlik etmez.
  • C şıkkı (Gezegenlerin oluşumuna ait bilgiler edinmek):
    • InSight’ın en temel hedefi, Mars’ın çekirdek, manto ve kabuk yapısını araştırmak, titreşim (sismik) ve ısı akısı ölçümleriyle geçmiş jeolojik süreçlere ışık tutmaktır.
    • Bu sayede, Dünya dışındaki kayaç gezegenlerin nasıl oluştuğu ve evrim geçirdiği konusunda doğrudan bilimsel veri sağlanır.
  • D şıkkı (Dünya’nın yaşanabilecek tek gezegen olduğunu kanıtlamak):
    • InSight verileri, Mars’ın tarihini ve iç dinamiklerini ortaya koyar ancak Dünya’nın teklik iddiasını onaylamak gibi sosyal veya politik bir amaç taşımaz.

Yukarıdaki değerlendirmeler doğrultusunda, InSight gibi teknolojik gelişmelerin en önemli faydası gezegenlerin oluşumuna ait yeni bilgiler edinmektir. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.

7 Aşağıda yaygın olarak bilinen bazı takımyıldızları verilmiştir.


Buna göre takımyıldızları adlandırılırken aşağıdakilerden hangisi dikkate alınmıştır?

  • Takımyıldızında bulunan yıldız sayısı
  • Takımyıldızının büyüklükler
  • Takımyıldızının benzetildiği şey
  • Takımyıldızlarının Dünya’dan uzaklıkları

7. Sorunun Çözümü

Takımyıldızlar, gökyüzündeki rastgele dağılmış yıldız kümelerine insanlar tarafından anlam kazandırmak amacıyla verilmiş isimlerdir. Bu isimlendirmede öncelikle yıldızların birbirine göre konumları ve ortaya çıkan şekil temel alınır. Tarih boyunca farklı kültürler, gökyüzünde belirli desenler gördükleri yıldız gruplarına; hayvanlardan, mitolojik karakterlere, eşyalarla benzetmeler yaparak adlar vermiştir. Dolayısıyla takımyıldızın ne kadar parlak veya uzaktaki yıldızlardan oluştuğu değil, gözlemciye çizdiği şeklin neyi andırdığı önemlidir.

  • A seçeneği (Yıldız sayısı):
    • Bir takımyıldızın adı, kaç yıldızdan oluştuğuna göre verilmez. Bazı küçük takımyıldızlarda bile az sayıda yıldız yer alabilir; yine de bir şekil betimlemesi söz konusudur.
  • B seçeneği (Büyüklük–parlaklık):
    • Takımyıldız adlandırmasında yıldızların parlaklıkları veya büyüklükleri kriter değildir. En parlak yıldızlar farklı takımyıldızlarda yer alabilir; şeklin bütünü esas alınır.
  • C seçeneği (Benzetilen şekil):
    • Büyükayı, Avcı, Küçükayı gibi isimler; yıldızların oluşturduğu desenin ayıya veya avcı figürüne benzemesinden gelir.
    • Bu benzetme, takımyıldızların adlandırılmasındaki temel ilkedir.
  • D seçeneği (Dünya’dan uzaklık):
    • Takımyıldızlar, farklı uzaklıklarda yer alan yıldızlardan kuruludur; ancak adı koyarken mesafe göz önünde bulundurulmaz.

Sonuç olarak, takımyıldız adlarında takımyıldızın gökyüzünde çizdiği şeklin neyi andırdığı temel kriterdir. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.

8 Fen bilimleri öğretmeni, Murat’tan aşağıda verilen kavramları büyükten küçüğe doğru sıralamasını istiyor.


Buna göre Murat, aşağıdaki sıralamalardan hangisini yaparsa öğretmeninin isteğini yerine getirmiş olur?

  • 1 – 2 – 4 – 3
  • 2 – 1 – 4 – 3
  • 2 – 1 – 3 – 4
  • 2 – 3 – 1 – 4

8. Sorunun Çözümü

Bu soruda istenen, verilen kavramları en büyükten en küçüğe doğru sıralamaktır. Evren (Universe), içerdiği her şeyi kapsayan en geniş yapıdır. Evren’in yüzde yüz dolu olduğu “uzay” (iç boşluklar, galaksiler, yıldızlar, gezegenler vb.) kavramı ikinci sırada yer alır. Gökada (Galaxy), uzay içinde yer alan ve milyarlarca yıldız, toz ve gaz bulutunu barındıran yapıdır. Son olarak ise gezegen (Planet), bir gökadadaki yıldız etrafında dönen ve kendi yerçekimiyle yuvarlak biçim kazanmış doğal cisimdir. Bu hiyerarşi doğrudan kavramların içerik bakımından birbirine göre büyüklüğünü gösterir.

  • A seçeneği (1 – 2 – 4 – 3): Uzay (1) ve evren (2) yer değiştiriyor; doğru hiyerarşi bozuluyor.
  • B seçeneği (2 – 1 – 4 – 3): Evren (2) doğru başta, fakat sonra uzay (1) ile gezegen (4) yanlış sırada; gezegen gökadadan (3) önce gelmiş.
  • C seçeneği (2 – 1 – 3 – 4):
    1. 2: Evren – her şeyi kapsar, en büyük.
    2. 1: Uzay – evrenin içindeki boşluk ve cisimlerin tümü.
    3. 3: Gökada – uzay içinde yer alan büyük yıldız kümeleri.
    4. 4: Gezegen – bir gökadadaki yıldız çevresinde dönen en küçük yapı.
    Bu sıralama kavramların içeriksel boyutuna tam olarak uyar.
  • D seçeneği (2 – 3 – 1 – 4): Evren ve gökada doğru, ancak uzay (1) gökadadan (3) sonra gelmiş; oysa uzay galaksileri de içerir ve gökadanın üstünde yer alır.

Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda kavramlar en büyükten küçüğe: Evren > Uzay > Gökada > Gezegen sırasıyla dizilir. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.

9 Erman ve Fatih yaz tatilinde Antalya Beydağları’na giderler. Oradaki rasathane dikkatlerini çeker. Erman, Fatih’e rasathanelerin kurulacağı yerlerin özelliklerini sorar.


Bu soruya doğru yanıt veren Fatih aşağıdakilerden hangisini söylemiş olamaz?

  • Şehir merkezinden uzaktır.
  • Işık kirliliği azdır.
  • Fay hattından uzaktır.
  • Deniz seviyesinden 100 m yüksekliktedir.

9. Sorunun Çözümü

Rasathaneler, gökyüzü gözlemlerinin en verimli şekilde yapılabilmesi için özel koşullara ihtiyaç duyar. Bu koşullar arasında uzaklık, ışık kirliliği, jeolojik stabilite ve atmosfer bozulmasının en az düzeyde olması yer alır. Fatih’in verdiği dört özellikten yalnızca biri rasathane yer seçimi kriterlerine uymaz; bu durumda “hangisi söylenemez?” sorusunun cevabı aranır.

  • A seçeneği (Şehir merkezinden uzaktır):
    • Şehir merkezleri ışık kirliliği yaratır ve gökyüzü görüşünü engeller.
    • Bu nedenle rasathane genellikle yerleşim birimlerinden uzakta, sakin bölgelerde kurulur.
  • B seçeneği (Işık kirliliği azdır):
    • Gözlemlerde kontrastı korumak için ışık kirliliği en önemli faktörlerden biridir.
    • Düşük ışık kirliliği, zayıf cisimleri bile net görmeyi sağlar.
  • C seçeneği (Fay hattından uzaktır):
    • Jeolojik süreklilik ve titreşimsiz zemin, hassas teleskop sistemlerinin korunması için şarttır.
    • Fay hattı üzerindeki bölgeler, sismik hareketler nedeniyle tercih edilmez.
  • D seçeneği (Deniz seviyesinden 100 m yüksekliktedir):
    • Rasathaneler genellikle binden fazla metre yükseklikte, kalın atmosfer tabakasını azaltacak lokasyonlara kurulur.
    • 100 m yükseklik, atmosfer etkisini yeterince düşürmez ve bulutlu hava koşullarına daha yatkındır.
    • Dolayısıyla “100 m yüksekliktedir” ifadesi rasathane yer seçimi kriterleriyle çelişir.

Tüm bu değerlendirmeler ışığında, Fatih rasathanenin 100 m yükseklikte olduğu bilgisini doğru bir rasathane kuralı olarak söyleyemez. Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.

10 Yapay uydu; uzaya gönderilen, Dünya’nın veya başka bir gezegenin yörüngesine yerleştirilen uzay aracıdır. Görselde Dünya etrafında dolanan bir yapay uydu yer almaktadır.


Gezegenlerin etrafında dolanan bu yapay uyduların insanlığa sağladığı kazançlar arasında,
1. GPS (Küresel Konumlama Sistemi) sayesinde coğrafi konum belirlemek
2. Yeryüzündeki çevresel değişimleri takip etmek
3. İletişim, haberleşme, hava durumu tahmini ve televizyon yayını sağlamak
maddelerinden hangileri sayılabilir?

  • Yalnız I
  • I ve II
  • II ve III
  • I, II ve III

10. Sorunun Çözümü

Yapay uydular, yörüngede sabit kalarak Dünya’ya ait pek çok veriyi toplar ve insanlığın kullanımına sunar. GPS (Küresel Konumlama Sistemi) uyduları sayesinde, cihazlarımızın tam konumları metre seviyesinde tespit edilir; bu, hem navigasyon hem de acil durum yönetiminde kritik rol oynar. Çevresel izleme amaçlı uydular, orman yangınları, buzulların erime hızı, tarım arazilerindeki kuraklık gibi yeryüzündeki değişimleri düzenli olarak gözlemler ve iklim değişikliği çalışmaları için vazgeçilmez veri sağlar. Ayrıca haberleşme, televizyon yayını ve hava durumu tahmini uyduları, kesintisiz iletişim altyapısı kurarak küresel ölçekte bilgi akışını mümkün kılar.

  • A seçeneği (Yalnız I): Sadece GPS’yi kapsar; çevresel izleme ve iletişim uygulamalarını dışlar. Bu nedenle eksik kalır.
  • B seçeneği (I ve II): GPS ve çevresel takip doğru ama iletişim, yayın ve hava durumu tahmini işlevleri hesaba katılmamış, tam değildir.
  • C seçeneği (II ve III): Çevresel izleme ve iletişim faydaları yer almış; ancak küresel konumlama (GPS) çıkarıldığı için kapsam eksikliği vardır.
  • D seçeneği (I, II ve III): GPS ile konum belirleme, yeryüzü değişim takibi ve iletişim/hava durumu/televizyon yayını işlevlerini bir arada sunar; tüm ana kazanımları içerir.

Bu değerlendirmeler ışığında, yapay uyduların insanlığa sağladığı başlıca kazançlar I, II ve III maddelerinde tanımlandığı gibidir. Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.

11 Aşağıdakilerden hangisi diğerlerinden farklı bir özelliğe sahip gök cismidir?

  • Uranüs
  • Ay
  • Neptün
  • Dünya

11. Sorunun Çözümü

Soruda verilen seçenekler içinden, ortak bir özellik taşıyan gök cisimleri arasından diğerlerinden farklı bir yapıya sahip olanın belirlenmesi istenmiştir. Uranüs, Neptün ve Dünya birer gezegendir: Güneş’in etrafında döner, kendi kütleçekimiyle yuvarlak biçimde dengededir ve kendi ekseni etrafında dönüş hareketi yapar. Buna karşın Ay, Dünya’nın yörüngesinde dönen doğal uydudur; Güneş etrafında dolanmaz, yalnızca Dünya etrafında hareket eder ve gezegen statüsüne sahip değildir.

  • A şıkkı (Uranüs):
    • Güneş etrafında dönen bir gaz devi gezegendir.
    • Kendi uyduları bulunsa da kendisi doğal uydu değildir.
  • B şıkkı (Ay):
    • Dünya’nın doğal uydusudur ve gezegen statüsünde değildir.
    • Güneş etrafında değil, Dünya etrafında dolanır.
  • C şıkkı (Neptün):
    • Güneş’e uzaklık açısından dış gezegenlerden biridir.
    • Kendi etrafında dönüş ve Güneş etrafında dolanım hareketleri, tipik bir gezegen davranışıdır.
  • D şıkkı (Dünya):
    • Üzerinde yaşam barındırabilen tek bilinen gezegendir.
    • Güneş etrafında eliptik yörüngede hareket eder.

Tüm bu değerlendirmeler ışığında, Ay’ın diğer seçeneklerden yapısal ve yörüngesel özellikleriyle gezegen değil uydu olması onu farklı kılar. Bu nedenle doğru cevap “B” şıkkıdır.

12 Aşaıda verilen bilim adamlarından hangisi gökbilimci değildir?

  • Democritos
  • Ali Kuşcu
  • Kepler
  • Copernicus

12. Sorunun Çözümü

Bu soruda, tarihte önemli eserler veren bilim insanlarından hangisinin gökbilim alanıyla doğrudan ilişkilendirilmediği sorgulanmaktadır. Gökbilimci (astronom), gök cisimlerinin hareketini, yapısını ve evrendeki konumlarını inceleyen kişidir. Şıklarda yer alan isimleri incelediğimizde, üçü açıkça astronomi çalışmalarına katkı yapmış; biri ise daha çok doğa felsefesi ve atomcu görüşleriyle bilinir.

  • A şıkkı (Democritos):
    • Antik Yunan atomcu filozofu olarak tanınır.
    • Atom teorisini ortaya atmış, evrendeki maddenin en küçük parçacıklarını tartışmıştır.
    • Gök cisimlerinin hareketleri veya yapıları üzerine sistematik çalışmalarına dair kaynak bulunmaz.
  • B şıkkı (Ali Kuşçu):
    • 15. yüzyılda yaşamış Osmanlı gökbilimci ve matematikçidir.
    • Zîc-i Ulu’l-Ḥikem adlı gözlem verilerini derlemiş, ilmi rasathaneler kurmuş ve Dünyanın çevresini hesaplamıştır.
  • C şıkkı (Kepler):
    • Johannes Kepler, 17. yüzyıl Alman astronomudur.
    • Gezegenlerin yörüngelerini tanımlayan Kepler Kanunları ile modern gökbilimin temellerini atmıştır.
  • D şıkkı (Copernicus):
    • Nikolaus Kopernik, Güneş merkezli (heliosentrik) modelin öncüsüdür.
    • De Revolutionibus Orbium Coelestium adlı eseriyle Dünya’nın değil Güneş’in evren merkezinde olduğunu savunmuştur.

Yukarıdaki inceleme sonucunda, Democritos doğa felsefesi ve atom teorisiyle bilinen bir filozoftur, gökbilimci olarak anılan diğer üç isimle aynı alanda çalışmamıştır. Bu nedenle doğru cevap “A” şıkkıdır.

13 Güneş sistemi ve uzayla ilgili hangi cümle yanlıştır?

  • Meteor bir göktaşı değildir.
  • Teleskopların yapımında mercekler kullanılır.
  • Takım yıldızı yıldızların birlikte oluşturdukları görünüme verilen addır.
  • Uzayda gözle görebildiğimiz kadar gök cismi vardır.

13. Sorunun Çözümü

Bu soruda verilen cümlelerden hangisinin yanlış olduğu sorgulanmaktadır. Doğru seçeneği bulabilmek için her bir ifadeyi gökbilim temel kavramları açısından inceleyelim.

  • A seçeneği (“Meteor bir göktaşı değildir”):
    • Meteor, Dünya atmosferine giren ve sürtünmeyle yanarak ışık izi oluşturan parçacığa verilen addır.
    • Göktaşı (meteorite) ise atmosferde yanmayan ve yere ulaşan kaya veya metal parçasıdır.
    • Dolayısıyla meteor ile göktaşı aynı şey değildir ve A ifadesi doğrudur.
  • B seçeneği (“Teleskopların yapımında mercekler kullanılır”):
    • Kırınım teleskoplarında mercekler (objektif ve oküler) ışığı odaklar.
    • Reflektör türü teleskoplarda aynalar kullanılsa da mercekli teleskoplar uzun yıllardır yaygındır.
    • Bu nedenle B ifadesi doğrudur.
  • C seçeneği (“Takım yıldızı yıldızların birlikte oluşturdukları görünüme verilen addır”):
    • “Takımyıldız” (constellation) terimi, gökyüzündeki belirli desenleri temsil eden yıldız grubuna işaret eder.
    • Yıldızların oluşturduğu şekle bakılarak örneğin Avcı, Küçükayı gibi isimler verilmiştir.
    • Dolayısıyla C ifadesi de doğrudur.
  • D seçeneği (“Uzayda gözle görebildiğimiz kadar gök cismi vardır”):
    • Bu ifade, uzaydaki gök cisimlerinin sayısını yalnızca çıplak gözle görülebilen kadarıyla sınırlar.
    • Oysa teleskop ve uzay araçları sayesinde milyarlarca galaksi, yıldız, gezegen, asteroit ve daha fazlası keşfedilmiştir.
    • Gerçek sayı gözlem araçlarının teknolojik sınırlarının çok ötesindedir, dolayısıyla D ifadesi yanlıştır.

İncelemeler sonucunda tek yanlış ifade D seçeneğidir. Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.

14 Güneş sisteminin en büyük gezegeni hangisidir?

  • Satürn
  • Neptün
  • Jüpiter
  • Merkür

14. Sorunun Çözümü

Güneş Sistemi’ndeki gezegenler hacim ve kütle bakımından farklı büyüklüklerde sınıflandırılır. Jüpiter, hacim ve kütle olarak sistemimizin en büyük gezegenidir. Öyle ki Jüpiter’in yarıçapı yaklaşık 71.500 km’dir; Dünya’nın yarıçapının (~6.371 km) 11 katından fazla büyüklükte bir gaz devidir. Aşağıda seçenekleri tek tek incelediğimizde neden Jüpiter’in en büyük gezegen olduğu daha da netleşecektir.

  • A seçeneği (Satürn):
    • Satürn de bir gaz devidir ve çok büyük halkalarıyla bilinir.
    • Buna rağmen hacim olarak Jüpiter’in yaklaşık %76’sı kadar bir büyüklüğe sahiptir.
  • B seçeneği (Neptün):
    • Neptün, dış gezegenler arasında boyut olarak dördüncü sıradadır.
    • Jüpiter ve Satürn’den sonra gelir ve hacmi Dünya’nın yaklaşık 57 katıdır; Jüpiter’in yanında görece küçüktür.
  • C seçeneği (Jüpiter):
    • Gaz devleri sınıfının en büyük üyesidir.
    • Hacim olarak Güneş Sistemi’ndeki diğer tüm gezegenlerden fazladır.
    • Kütle olarak da, tüm gezegenlerimizin toplam kütlesinin yaklaşık 2,5 katıdır.
  • D seçeneği (Merkür):
    • Merkür, iç gezegenler arasında en küçük gezegendir.
    • Dünya’nın yarıçapının yalnızca %38’i kadar bir çapa sahiptir.
    • Dolayısıyla en küçük gezegen statüsündedir.

Tüm bu verilerle Jüpiter’in hem hacim hem de kütle bakımından Güneş Sistemi’nin en büyük gezegeni olduğu açıktır. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.

15 Uzayda gaz atomlarının ve toz parçacıklarının oluşturduğu bulutu andıran gök cisimlerine ne ad verilir?

  • Yıldız
  • Bulutsu
  • Helezon
  • Roket

15. Sorunun Çözümü

Bu soruda “gaz atomlarının ve toz parçacıklarının oluşturduğu bulutu andıran gök cisimleri” tanımı sorgulanmıştır. Astronomide bu tür yapılara “bulutsu” (İng. nebula) denir. Bulutsular, yıldız oluşum bölgelerinden (örneğin Orion Bulutsusu) süpernova artıkları ya da gezegenimsi bulutsular gibi çeşitli kökenlere sahip olabilir. Görünüşleri genellikle ince gaz ve toz tabakalarının renkli ışık saçmasıyla gözlemlenir.

  • A şıkkı (Yıldız):
    • Yıldız, kendi iç tepkimeleriyle ışık ve ısı üreten, gaz halinde sıkışmış plazma küresidir.
    • Bir bulut değil, tek bir gökcismidir; bu nedenle tanıma uymaz.
  • B şıkkı (Bulutsu):
    • Tanımda geçen gaz atomları ve toz parçacıkları bulutsu yapısını oluşturur.
    • Bu nedenle B seçeneği, soruda aranan kavramın tam karşılığıdır.
  • C şıkkı (Helezon):
    • Helezon, spiral veya burgaç anlamını taşır; matematikte logarithmik spiralleri tanımlamak için kullanılır.
    • Gökbilimde sabit bir nesne değil, bir şekil benzetmesidir ve bulut yapısını ifade etmez.
  • D şıkkı (Roket):
    • Roket, insan yapımı bir taşıma aracıdır.
    • Uzayda yörüngeye yerleşmek veya iniş yapmak için yakıt itiş gücü kullanır; doğal bir bulut yapısıyla ilgisi yoktur.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında, tanıma en uygun olan “Bulutsu” terimi B şıkkında yer alır. Bu nedenle doğru cevap “B” şıkkıdır.

16

Işık yayan cisimlerin yaydıkları ışığın rengi sıcaklıkları ile ilgilidir. Bir kibrit çöpünü yaktığımız zaman ateş kaynağına en yakın yeri mavi renklidir. Fakat kaynaktan uzaklaştıkça ateşin rengi de maviden sarıya, sarıdan da kırmızıya döner ve gözden kaybolur. Yıldızlara baktığımızda da rengine göre sıcaklıkları hakkında bilgi sahibi olabiliriz.

Bu açıklamalara göre,
1. Güneş, sarı renkte ışık yayar, orta sıcaklıkta bir yıldızdır.
2. Kırmızı renkli olan yıldızlar, en sıcak yıldızlardır.
3. Mavi renkli yıldızlar, sarı renkli yıldızlardan daha sıcaktır.
ifadelerinden hangileri doğrudur?

  • 1 ve 2
  • 1 ve 3
  • 2 ve 3
  • 1, 2 ve 3

16. Sorunun Çözümü

Yıldızların renkleri, yüzey sıcaklıklarıyla doğru orantılıdır. Örneğin bir kibrit alevinde ateş kaynağına en yakın nokta mavi, biraz daha uzak nokta sarı, daha da uzak nokta kırmızı renktedir. Aynı prensip yıldızlarda da geçerlidir: mavi en yüksek, sarı orta, kırmızı ise en düşük sıcaklığı gösterir. Güneş, spektral sınıfı G2V olan, öğleden sonra gökyüzünde sarımsı-parlak görünen bir yıldızdır ve sıcaklığı orta aralıktadır (~5 780 K). Kırmızı devlerse (M sınıfı) daha düşük sıcaklıkta, mavi devler (O veya B sınıfı) ise çok yüksek yüzey sıcaklığına sahiptir.

  • A seçeneği (1 ve 2):
    • 1. ifade doğrudur: Güneş sarı renkte ışık yayar ve orta sıcaklıktadır.
    • 2. ifade yanlıştır: Kırmızı renkli yıldızlar en sıcak değil, en soğuk (daha düşük sıcaklıkta) yıldızlardır.
  • B seçeneği (1 ve 3):
    • 1. ifade doğru.
    • 3. ifade de doğrudur: Mavi renkli yıldızlar, sarı renkli yıldızlardan (Güneş gibi) çok daha yüksek sıcaklığa sahiptir.
    • Bu iki doğru ifade birlikte verildiğinde tam olur.
  • C seçeneği (2 ve 3):
    • 2. ifade yanlış olduğu için bu seçenek eksik kalır.
    • 3. ifade doğru olsa da, kırmızı yıldızların en sıcak olduğu gibi hatalı bir önerme içerir.
  • D seçeneği (1, 2 ve 3):
    • Burada 1 ve 3 doğru, ancak 2. ifade hâlâ yanlış olduğu için tüm ifadelerin doğru olduğu iddiası tutmaz.

Yapılan değerlendirmeler sonucunda yalnızca 1. ve 3. ifadeler doğru, 2. ifade ise yanlıştır. Bu nedenle doğru cevap “B” şıkkıdır.

17 Yeryüzünde bulunan cisimler arasındaki uzaklıkları “km” birimi kullanarak ifade edebiliriz. Ancak uzaydaki gök cisimleri arasındaki mesafeyi km ile ifade etmek yetersiz kalır. Bu nedenle gök cisimleri arasındaki mesafeleri ölçmek için daha farklı bir birim kullanılır ve bu birime de “ışık yılı” denir.

Işık yılı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

  • Uzaklık birimidir ve kilometrenin 100 katıdır.
  • Zaman birimidir, ışığın uzayda geçirdiği bir yılı ifade eder.
  • Uzunluk birimidir ve ışığın bir yılda aldığı yolu ifade eder.
  • Dünya’nın Güneş’in etrafında bir tam dolanma süresini ifade eder.

17. Sorunun Çözümü

Gök cisimleri arasındaki mesafeler o kadar büyüktür ki kilometre birimi yetersiz kalır. Bu yüzden astronomide ışık yılı kavramı kullanılır. Işık yılı, ışığın boşlukta bir yılda aldığı yolun uzunluğunu tanımlar. Işık hızı saniyede yaklaşık 300.000 km olduğundan, bir yılda kat ettiği mesafe trilyonlarca kilometreyi bulur. Dolayısıyla ışık yılı uzunluk (mesafe) birimidir.

  • A seçeneği (Uzaklık birimidir ve kilometrenin 100 katıdır):
    • Işık yılı kilometre biriminden çok daha büyüktür; yalnızca 100 km değil, yaklaşık 9,46 trilyon kilometredir.
    • Bu nedenle A ifadesi yanlıştır.
  • B seçeneği (Zaman birimidir, ışığın uzayda geçirdiği bir yılı ifade eder):
    • Işık yılı, zaman değil mesafe ölçer. “Işığın bir yıl boyunca kat ettiği yol” tanımı mesafe birimidir.
    • Dolayısıyla B ifadesi de yanlıştır.
  • C seçeneği (Uzunluk birimidir ve ışığın bir yılda aldığı yolu ifade eder):
    • Bu tanım, ışık yılı kavramının özüdür: uzunluk birimi olarak kullanılmak üzere ışığın bir yılda kat ettiği mesafeyi anlatır.
    • C ifadesi, doğru ve eksiksiz bir açıklamadır.
  • D seçeneği (Dünya’nın Güneş’in etrafında bir tam dolanma süresini ifade eder):
    • Bu tanım bir yılın süresini açıklar, ancak ışık yılı biriminde süre değil kat edilen mesafe ölçülür.
    • Dolayısıyla D ifadesi de yanlıştır.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında sadece C şıkkı, ışık yılının hem bir uzunluk birimi olduğunu hem de “ışığın bir yılda aldığı yol”u tanımladığını doğru şekilde ifade eder. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.

18 Dünya’nın çevresinde değişik yörüngelerde dönen ve artık herhangi bir işlevi olmayan insan yapımı cisimlerin tümü uzay kirliliği olarak adlandırılır. Uzay kirliliğinin şimdilik insanların günlük yaşamlarına doğrudan bir etkisi yoktur.

Uzay kirliliği aşağıdakilerden hangisinin gelecekte ortaya çıkmasının nedenlerinden biri değildir?

  • Uzay araştırmalarının zor yapılmasına
  • Yapay uyduların çarpışarak işlevlerini yitirmelerine
  • Yapay uydu parçalarının Dünya atmosferine girerek yeryüzüne düşmesine
  • Günlük hayatta kullanılan bilgisayar, cep telefonu gibi araçların üretiminin durmasına

18. Sorunun Çözümü

Uzay kirliliği, Dünya yörüngesinde birikmiş işlevini yitirmiş insan yapımı parçacık ve araçlardan oluşur. Şimdilik günlük yaşamı doğrudan etkilemese de, gelecekte uzay faaliyetlerinin sağlıklı sürdürülmesini tehdit eden birçok olumsuz duruma yol açabilir. Bu soruda, verilen olası sonuçlardan hangisinin uzay kirliliğinin ortaya çıkmasının nedeni olmayacağını belirlememiz isteniyor.

  • A seçeneği (Uzay araştırmalarının zor yapılmasına):
    • Artan enkaz yörüngede çarpışma riski yaratır ve yeni görevler için uygun koridorları daraltır.
    • Dolayısıyla uzay araştırmaları daha karmaşık ve maliyetli hâle gelir.
  • B seçeneği (Yapay uyduların çarpışarak işlevlerini yitirmelerine):
    • Hızlı hareket eden enkaz parçaları, çalışan uydularla çarpışıp onları devre dışı bırakabilir.
    • Bu durum, haberleşme ve navigasyon gibi hizmetlerin sürekliliğini tehlikeye atar.
  • C seçeneği (Yapay uydu parçalarının Dünya atmosferine girerek yeryüzüne düşmesine):
    • Yörüngedeki enkazın parçalanması sonucu daha küçük parçalar oluşur ve zamanla atmosferde yanmadan yeryüzüne inebilir.
    • Bu da yerleşim alanlarında maddi hasar veya tehlike yaratabilir.
  • D seçeneği (Günlük hayatta kullanılan bilgisayar, cep telefonu gibi araçların üretiminin durmasına):
    • Elektronik cihaz üretimi, uzay kirliliğiyle doğrudan ilgili bir faaliyet değildir.
    • Bilgisayar ve cep telefonu üretimi küresel tedarik zincirlerine bağlıdır ve hammadde, işçilik veya tüketici talebi ekseninde şekillenir.
    • Dolayısıyla uzay kirliliği, bu tür üretimin durmasının nedeni olamaz.

Yukarıdaki açıklamalara göre, A, B ve C seçenekleri uzay kirliliğinin gelecekte ortaya çıkarması muhtemel sonuçlardandır. Ancak D seçeneği uzay kirliliğinden kaynaklanacak bir etki değildir. Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.

19 Dünya’ya yakın yörüngelerde dönen uydular için uzay kirliliği bir tehdittir.

Buna göre,
1. Uzaya gönderilen fakat ömrünü tamamlamış uydular,
2. Uzaya gönderilen araçların parçaları,
3. Uzay araştırmaları sayesinde bulunmuş, günlük hayatta kullanılan ancak bozulmuş cihazlar,
4. Yeryüzünde oluşan ışık ve gürültü kirliliği,
ifadelerinden hangileri uzay kirliliğine sebep olan faktörlerdendir?

  • 1 ve 2
  • 1, 2 ve 3
  • 2, 3 ve 4
  • 1, 2, 3 ve 4

19. Sorunun Çözümü

Uzay kirliliği, Dünya yörüngesinde işlevini yitirmiş uydular ve bu uydulardan ayrılan parçaların birikmesiyle oluşan enkazı ifade eder. Yerleşik cihazlar veya Dünya yüzeyindeki kirlilik türleri bu tanıma girmez. Bu bağlamda şıklardaki ifadeleri inceleyelim:

  • A seçeneği (1 ve 2):
    • 1. Ömrünü tamamlamış uydular, doğrudan uzay kirliliği kaynağıdır.
    • 2. Uzaya gönderilen araçların geride bıraktığı parçalar da enkaz oluşturur.
    • Bu iki faktör uzay kirliliğine neden olur ve doğru kombinasyonu verir.
  • B seçeneği (1, 2 ve 3):
    • 3. Günlük hayatta kullanılan ve bozulmuş cihazlar Dünya yüzeyinde kalır; uzay enkazıyla ilgisi yoktur.
    • Bu nedenle 3. madde yanlış eklemedir.
  • C seçeneği (2, 3 ve 4):
    • 3. Uzayla ilgisi olmayan bozuk cihazlar.
    • 4. Işık ve gürültü kirliliği, yeryüzü kaynaklı çevresel kirliliktir; uzay kirliliğine katkısı yoktur.
    • Bu iki madde, doğru faktörler arasında sayılmaz.
  • D seçeneği (1, 2, 3 ve 4):
    • 3. ve 4. maddeler uzay kirliliğini oluşturmaz; bu nedenle tüm maddeleri içeren seçenek geçersizdir.

Yalnızca 1. ve 2. maddeler uzay kirliliğine neden olur. Bu nedenle doğru cevap “A” şıkkıdır.

20 Bir öğrenci okuduğu haberde adı geçen gezegenin Dünya’dan ne kadar uzakta olduğunu merak ediyor ve bunun için ışık yılının ne demek olduğunu araştırıyor.

Araştırma sonucunda ışık yılı ile ilgili,
1. Gök cisimleri arasındaki uzaklığın ölçü birimidir.
2. Işığın bir yılda aldığı yola verilen isimdir.
3. Zaman birimi değil, uzaklık birimidir.
bilgilerinden hangilerine ulaşabilir?

  • Yalnız 1
  • 1 ve 2
  • 2 ve 3
  • 1, 2 ve 3

20. Sorunun Çözümü

Bir ışık yılı, gök cisimleri arasındaki mesafeleri ölçmek için kullanılan temel birimdir. Işık hızı saniyede yaklaşık 300 000 km olduğundan, ışığın bir yıl boyunca kat ettiği yol trilyonlarca kilometreyi bulur. Dolayısıyla astronomide mesafeleri kilometreyle ifade etmek yerine ışık yılı birimi tercih edilir. Öğrenci, araştırması sonucunda ışık yılının ne anlama geldiği konusunda üç farklı bilgiye ulaşmıştır.

  • 1. ifade (“Gök cisimleri arasındaki uzaklığın ölçü birimidir”):
    • Işık yılı, uzunluk (mesafe) birimi olarak astronomide yaygın kullanılır.
    • Örneğin Dünya ile Proxima Centauri arasındaki mesafe yaklaşık 4,24 ışık yılıdır.
  • 2. ifade (“Işığın bir yılda aldığı yola verilen isimdir”):
    • Işık yılı, tam da bu tanıma karşılık gelir: ışığın boşlukta bir yıl boyunca kat ettiği mesafe.
    • Bu tanımlama, ışık hızının zamana (bir yıla) uygulanmasıyla mesafe birimine dönüştürülmesini sağlar.
  • 3. ifade (“Zaman birimi değil, uzaklık birimidir”):
    • Adında “yıl” geçse de ışık yılı, zaman değil uzunluk ölçer.
    • Bu nedenle yanıltıcı olmamak için zaman birimi olmadığını özellikle vurgulamak önemlidir.

Yapılan inceleme neticesinde 1. ve 2. ifadeler ışık yılının tanımına doğrudan uyarken; 3. ifade de ışık yılının bir zaman birimi değil, bir uzaklık birimi olduğunu doğru şekilde belirtir. Bu üç bilgi ışık yılının ne olduğu konusunda eksiksiz bir kavrayış sağlar. Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.


İşlemler

Geçmiş Sonuçlar

    2 Comments

    Bir Yorum Yaz