1
“İnsanlara hidayet (Kur’an) geldikten sonra onların iman etmelerine ancak
‘Allah bir beşeri mi peygamber olarak gönderdi?’ demeleri engel olmuştur.
De ki: Eğer yeryüzünde yerleşip dolaşan melekler olsaydı elbette onlara
gökten bir melek peygamber indirirdik.” (İsrâ suresi, 94 ve 95. ayetler)
Bu ayetlerden, Hz. Peygamber ile ilgili,
I. Son peygamberdir.
II. İnsani özelliklere sahiptir.
III. Vahyi olduğu gibi tebliğ etmiştir.
yargılarının hangilerine ulaşılabilir?
- Yalnız II
- I ve III
- II ve III
- I, II ve III
1. Sorunun Çözümü
Öncelikle ayet metnini dikkate alalım: “…İnsanlara hidayet (Kur’an) geldikten sonra onların iman etmelerine ancak ‘Allah bir beşeri mi peygamber olarak gönderdi?’ demeleri engel olmuştur. De ki: Eğer yeryüzünde yerleşip dolaşan melekler olsaydı elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik.” Bu ifadelerden aşağıdaki sonuçlara ulaşabiliriz:
- II. İnsani özelliklere sahiptir: Ayette peygamberin melek değil, beşeri (insani) bir varlık olduğu vurgulanıyor. Dolayısıyla bu ifade doğrudur.
- III. Vahyi olduğu gibi tebliğ etmiştir: Ayetin “De ki” kısmı, kendisine ulaşan vahyi olduğu gibi tebliğ ettiğinin işaretidir. Peygamberin vahyi eksiksiz ve değiştirmeden ilettiği anlaşılmaktadır.
- I. Son peygamberdir: Ancak ayetlerde peygamberin “son” olduğu yönünde hiçbir ifade yer almamaktadır. Bu nedenle bu yargı çıkarılamaz.
Ayrıca diğer şıkların neden uygun olmadığını değerlendirelim:
- A şıkkı (Yalnız II): III. ifade de ayetten destek bulduğu için eksik kalmaktadır.
- B şıkkı (I ve III): I. ifade desteklenmediğinden bu seçenek yanlış olur.
- D şıkkı (I, II ve III): Yine I. ifade yanlış olduğu için bu seçenek de uygun değildir.
Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.
2 Hz. Peygamber’i diğer insanlardan ayıran en önemli özellik aşağıdakilerin hangisidir?
- Vahiy alması
- Ahlaklı olması
- Güvenilir olması
- Doğru sözlü olması
2. Sorunun Çözümü
Hz. Peygamber’i diğer insanlardan ayıran en temel ve en önemli özellik, kendisine Allah katından vahiy gelmesidir. Bu vahiy, Kur’an-ı Kerim’in kaynağını oluşturur ve onun peygamberlik sıfatının en güçlü delilidir. Diğer insani meziyetler (ahlak, güvenilirlik, doğru sözlülük) güzel vasıflar olsa da, peygamberliğin özünü tanımlayan ve başka hiçbir insanda bulunmayan nitelik yalnızca vahiy alabilme yetkisidir.
- A. Vahiy alması: Bu vasıfa sahip olması, onun peygamberlik makamının en açık delilidir. Başka hiçbir insan Allah’tan vahiy alamaz; bu özellik yalnızca peygamberlere mahsustur.
- B. Ahlaklı olması: Elbette Hz. Peygamber üstün ahlaka sahipti; ancak ahlaklı olmak evrensel bir erdemdir ve birçok insan tarafından sergilenebilir.
- C. Güvenilir olması: “El‑Emin” lakabıyla tanınması, toplumun ona duyduğu güveni gösterir; ancak güvenilirlik sosyal bir niteliktir ve peygamberliğe özgü değildir.
- D. Doğru sözlü olması: Doğruluk, onun karakterinin ayrılmaz parçasıydı; fakat doğru sözlülük de genel bir ahlaki meziyettir ve tek başına peygamberliği tanımlamaz.
Diğer şıklar, Hz. Peygamber’in sahip olduğu güzel ahlaki özellikleri yansıtsa da, peygamberliği tanımlayıp onu diğer insanlardan ayıran en kritik nokta vahiy almasıdır. Bu nedenle doğru cevap “A” şıkkıdır.
3
“Rabb’iniz olan Allah’tan sakının, ona kulluk edin. Beş vakit namazınızı kılın. Ramazan ayında oruç tutun, hac ibadetini yerine getirin, mallarınızın zekâtını gönül hoşluğuyla verin… Böylece Rabb’inizin cennetine girin. Benden sonra küfre ve sapkınlığa düşüp birbirinizin canına kıymayın. Benden sonra hiçbir peygamber gelmeyecektir. Ey müminler! Size iki emanet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldığınız takdirde bir daha asla yolunuzu şaşırmazsınız. Bunlar, Allah’ın kitabı Kur’an ve peygamberinin sünnetidir.”
Veda Hutbesi’ndeki bu sözlerden Hz. Muhammed (sav.) ile ilgili aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?
- İnsanları ibadetlerini içtenlikle yapmaları konusunda uyarmıştır.
- Allah’ın emirlerine uyanları ahiret nimetleri ile müjdelemiştir.
- Allah’ın son elçisi olduğunu belirtmiştir.
- Kur’an’ın açıklayıcısı olduğuna değinmiştir.
3. Sorunun Çözümü
Veda Hutbesi’ndeki metni dikkatlice incelediğimizde Peygamber Efendimizin hem ibadetleri içtenlikle yapmaya dair uyarılarını hem de itaat edenlere müjdelerini açıkça görüyoruz. Metindeki ana mesajları sırasıyla ele alalım:
- A. İnsanları ibadetlerini içtenlikle yapmaları konusunda uyarmıştır: “…ona kulluk edin… mallarınızın zekâtını gönül hoşluğuyla verin…” ifadeleri, ibadetlerin samimiyetle ve içtenlikle yapılması gerektiğini vurgular.
- B. Allah’ın emirlerine uyanları ahiret nimetleri ile müjdelemiştir: “Böylece Rabb’inizin cennetine girin.” cümlesi, emir ve ibadetlere riayet edenlere cennet nimetleriyle müjde verildiğini gösterir.
- C. Allah’ın son elçisi olduğunu belirtmiştir: “Benden sonra hiçbir peygamber gelmeyecektir.” ifadesi, Peygamber Efendimizin son peygamber olduğuna açıkça işaret eder.
- D. Kur’an’ın açıklayıcısı olduğuna değinmiştir: Metinde “Kur’an ve peygamberinin sünneti” iki emanet olarak zikredilse de, Peygamberin Kur’an’ı açıklayıcı olduğu yönünde doğrudan bir ifade bulunmamaktadır.
Diğer şıklar A, B ve C, metindeki ifadelerle doğrudan örtüşmektedir. Ancak D şıkkında belirtilen “Kur’an’ın açıklayıcısı” sıfatı metinde açıkça söylenmediği için çıkarılamaz.
Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.
4
“Benimle ümmetimin durumu şuna benzer: Bir adam geceleyin ateş yakıyor, ateşin çevresinde de böcekler ve kelebekler üşüşüp ateşe atlamaya çalışıyorlar. Adam da onları engellemeye çalışıyor. İşte ben de sizi kuşaklarınızdan tutuyorum, siz ise cehenneme girmeye çalışıyorsunuz.”
Bu hadisten Hz. Muhammed (sav.) ile ilgili aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?
- Müjdeleyici oluşuna
- Kur’an’ı açıklamasına
- Son peygamber oluşuna
- Rahmet olarak gönderilişine
4. Sorunun Çözümü
Sevgili öğrenciler, bu hadiste Hz. Peygamber ile ümmeti arasındaki ilişki ateşe koşan böcekler misali mecazlarla anlatılmıştır. Bu mecaz, O’nun insanları cehennem ateşinden kurtarmak için yoğun çaba ve şefkatle müdahale ettiğini gösterir. İslam’da Peygamber’in rahmet elçisi olduğu öğretilir ve bu metin bu sıfatı net biçimde yansıtır. Aşağıda seçenekleri tek tek inceleyelim:
- A şıkkı: Müjdeleyici oluşuna
Bu hadiste müjdeleme (beyan) yönünden bir vurgu yoktur; anlatılan, ümmeti ateşten koruma ve kurtarma çabasıdır. Dolayısıyla A şıkkı metne uymaz. - B şıkkı: Kur’ân’ı açıklamasına
Hadiste Kur’ân’ın tefsir veya açıklama işlevine dair bir anlatım bulunmaz. Mecaz, Peygamber’in rahmet ve koruyucu tutumuna odaklanır; bu nedenle B şıkkı yanlış olur. - C şıkkı: Son peygamber oluşuna
“Son peygamber” vurgusu yapılmamış, Peygamber’in ümmetine olan şefkat ve müdahalesi mecazla ifade edilmiştir. C seçeneği metnin içeriğini yansıtmaz. - D şıkkı: Rahmet olarak gönderilişine
Ateşe koşan böcekleri engelleyen insan misali anlatım, Hz. Peygamber’in ümmeti için rahmet olarak gönderildiğini açıkça gösterir. Bu sıfat doğrudan hadisten çıkar.
Bu nedenle doğru cevap “Rahmet olarak gönderilişine” şıkkıdır.
5
“Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmadan ölen kimse cennete girer. Allah’a bir şeyi ortak koşarak ölen de cehenneme girer.”
Bu hadiste, Hz. Muhammed (sav.) insanları aşağıdakilerden hangisi konusunda uyarmıştır?
- Kötü davranışlardan sakınma
- Allah’a içtenlikle ibadet etme
- Tevhit inancına sahip olma
- İnsanlarla iyi ilişkiler kurma
5. Sorunun Çözümü
Sevgili öğrenciler, bu hadiste Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamanın ve şirkten uzak durmanın önemi vurgulanmaktadır. İslam’ın temel inanç esaslarından biri olan tevhid, Allah’ın birliğine sıkı sıkıya bağlı kalmayı ve O’na hiçbir varlığı denk, ortak veya yardımcı koşmamayı gerektirir. Hadiste geçen “Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmadan ölen kimse cennete girer” ifadesi, tevhid inancının kurtuluşla doğrudan ilişkili olduğunu; “Allah’a bir şeyi ortak koşarak ölen de cehenneme girer” kısmı ise şirk inancının en ağır günahlar arasında yer aldığını göstermektedir.
- A şıkkı: Kötü davranışlardan sakınma
Bu ifade genel ahlaki bir uyarıdır; ancak hadiste özel olarak Allah’a ortak koşmaktan sakınmak, yani şirkten uzak durmak öğütlenmiştir. Dolayısıyla A şıkkı konuyla örtüşmez. - B şıkkı: Allah’a içtenlikle ibadet etme
İbadet samimiyeti elbette önemli olmakla birlikte, bu hadiste esas vurgulananın ibadetin muhtevası, yani ibadetin yalnızca Allah’a yönelik olması gerektiğidir. İçtenlikle ibadet etme genel bir kavramdır, şirkten kaçınma ise daha spesifiktir. - C şıkkı: Tevhit inancına sahip olma
Hadiste açıkça Allah’a ortak koşmamanın, yani tevhid inancının gerekliliğinin altı çizilmiştir. Bu nedenle C şıkkı doğrudan metnin ana mesajını yansıtır. - D şıkkı: İnsanlarla iyi ilişkiler kurma
Bu hadiste toplumsal ilişkiler konusu işlenmemiştir; odak nokta Allah ile kul arasındaki inanç boyutudur.
Yukarıdaki incelemeye göre doğru cevap “Tevhit inancına sahip olma” şıkkıdır, yani C seçeneğidir.
6
• “Peygamberini, doğruluk rehberi Kur’an ve hak din ile gönderen odur. Şahit olarak Allah yeter.” (Fetih suresi, 28. ayet)
• “Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O; size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.” (Tevbe suresi, 128. ayet)
Bu ayetler Hz. Peygamber’in;
I. Allah tarafından seçildiği,
II. inananları esirgediği,
III. hoşgörülü olduğu
özelliklerinden hangilerine değinilmiştir?
- Yalnız I
- I ve II
- II ve III
- I, II ve III
6. Sorunun Çözümü
Sevgili öğrenciler, bu soruda Fetih ve Tevbe surelerindeki iki ayetten Hz. Peygamber’in hangi özelliklerinin vurgulandığını tespit etmemiz gerekiyor. Birinci ayette “Peygamberini… gönderen odur. Şahit olarak Allah yeter.” ifadesi, Peygamber’in Allah tarafından seçilip gönderildiğini; ikinci ayette ise “size sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir… mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.” sözleri, O’nun mü’minleri koruma, esirgeme ve merhamet özelliklerini öne çıkarır. Hoşgörü ise farklı bir kavramdır ve bu ayetlerde açıkça geçmez. Şimdi her bir seçeneği inceleyelim:
- A şıkkı: Yalnız I
Neden eksik? Bu seçenek sadece “Allah tarafından seçildiği” (I) özelliğini alır, ancak “inananları esirgediği” (II) mesajını göz ardı eder. - B şıkkı: I ve II
Neden doğru? Birinci ayet Peygamber’in Allah tarafından gönderildiğini (I), ikinci ayet ise mü’minleri sıkıntıdan koruyup esirgediğini (II) belirtir. Bu iki özellik tam olarak bu iki ayetten çıkarılır. - C şıkkı: II ve III
Neden yanlış? “Inananları esirgediği” (II) doğru olmakla birlikte, “hoşgörülü olduğu” (III) ayetlerde belirtilmez. Ayetteki “şefkatli ve merhametli” kavramı hoşgörüden farklıdır. - D şıkkı: I, II ve III
Neden hatalı? Burada III. özellik eklenerek ayetlerin kapsamı aşılmıştır. Hoşgörü (III) ifadesi metinlerde geçmediği için bu seçenek de doğru değildir.
Yukarıdaki değerlendirmelere göre doğru cevap “I ve II” şıkkıdır, yani B seçeneğidir.
7
Kureyş’in önde gelenlerinden bir grup, Hz. Peygamber’e gelerek şöyle söylemişlerdir:
“Ey Muhammed! Bir yıl biz senin ilahına tapalım, bir yıl da sen bizim ilahımıza tap;
böylece anlaşmış oluruz. Eğer senin bildirdiklerin bizim inandığımızdan daha doğru ise
ondan biz de istifade etmiş oluruz; bizim taptığımız senin taptığından hayırlı ise bu
takdirde sen ondan faydalanmış olursun.” Fakat Hz. Peygamber
“Kendisine şirk koşmaktan Allah’a sığınırım.” diyerek bu teklifi reddetmiştir.
Bu metinden Hz. Muhammed (sav.) ile ilgili,
I. Tevhit ilkesine bağlı kalmıştır.
II. Müşriklere karşı kararlı bir tavır takınmıştır.
III. Peygamberliği için zorluklarla mücadele etmiştir.
yargılarının hangileri çıkarılabilir?
- Yalnız II
- I ve II
- I ve III
- I, II ve III
7. Sorunun Çözümü
Sevgili öğrenciler, bu metinde Kureyş’in ileri gelenlerinin Hz. Peygamber’e sunduğu “bir yıl biz senin ilahına tapalım, bir yıl da senin ilahına tapalım” teklifi ve Hz. Peygamber’in “Kendisine şirk koşmaktan Allah’a sığınırım.” şeklindeki kararlı reddi yer almaktadır. Bu ifadelerden, I. Tevhit ilkesine bağlı kalma, II. müşriklere karşı kararlı tavır, III. peygamberliği için zorluklarla mücadele etme yargılarının hangilerinin çıkarılabileceğini adım adım inceleyelim.
- A şıkkı – Yalnız II: Sadece II. yargıyı içerir. Oysa metinde hem tevhide bağlılık (I) hem de zorluklarla mücadele (III) de görülmektedir. Bu nedenle eksik kalır.
- B şıkkı – I ve II: Tevhit ilkesine bağlılık (I) ve kararlı tavır (II) doğru, ancak peygamberlik uğruna mücadele (III) de metinden anlaşılmaktadır. III’ün eksik bırakılması hatadır.
- C şıkkı – I ve III: Tevhit vurgusu (I) ve zorluklarla mücadele (III) doğru, fakat müşriklere karşı kararlı duruş (II) da metinde açıkça mevcuttur. II’nin ihmal edilmesi yanlış.
- D şıkkı – I, II ve III: Metin, Hz. Peygamber’in tevhide sıkı sıkıya bağlı kaldığını, müşriklerin teklifine kesinlikle razı olmadığını ve bu süreçte zorluklarla mücadele ettiğini gösterir. Bu üç yargı da çıkarılabilir.
Bu nedenle doğru cevap “I, II ve III” şıkkıdır.
8
I. Davasına sadık kalmıştır.
II. Müşrikleri ikna etmeye çalışmıştır.
III. Putlara tapmaktan uzak durmuştur.
Hz. Peygamber ile ilgili numaralanmış yargıların hangilerine Kâfirûn suresinden ulaşılabilir?
- Yalnız II
- I ve II
- I ve III
- I, II ve III
8. Sorunun Çözümü
Sevgili öğrenciler, bu soruda Kâfirûn sûresinin ayetlerinden hareketle Hz. Peygamber hakkında verilen üç yargıdan hangilerinin doğrulanabileceğini tespit etmemiz gerekiyor. Sûredeki ifadeler, inanç ve ibadet hususunda net bir ayrım ve tutarlılık gösterir. Aşağıda her seçeneği ayrıntılı olarak ele alalım:
- A şıkkı – Yalnız II:
“Müşrikleri ikna etmeye çalışmıştır.” ifadesi doğru değildir. Kâfirûn sûresi, müşrikleri İslâm’a davet etmek yerine, Hz. Peygamber’in kendi inancına sadık kalarak ortak ibadeti reddettiğini vurgular. Dolayısıyla bu yargı sûreden çıkarılamaz. - B şıkkı – I ve II:
“Davâsına sadık kalmıştır” doğru olmakla birlikte, “müşrikleri ikna etmeye çalışmıştır” yargısı sûrede yer almaz. Bu nedenle I doğru olsa da II’nin yanlışlığı, seçeneği geçersiz kılar. - C şıkkı – I ve III:
“Davâsına sadık kalmıştır” ve “Putlara tapmaktan uzak durmuştur” yargıları, ayetlerin ana temasını oluşturur. Hz. Peygamber, ne onlar gibi putlara tapar ne de kendi inancından taviz verir. Bu iki yargı sûre metninden açıkça anlaşılır. - D şıkkı – I, II ve III:
Burada II. yargı hatalıdır; müşrikleri ikna çabası yoktur. Dolayısıyla tümü birlikte doğru kabul edilemez.
Yukarıdaki değerlendirmeler ışığında doğru cevap “II ve III” değil, “I ve III” şıkkıdır, yani C seçeneğidir.
9 Aşağıdaki bilgilerden hangisi Kâfirûn suresi ile ilgili değildir?
- Sıralamada Kur’an’ın 109. suresidir.
- Kur’an-ı Kerim’in en kısa suresidir.
- Mekke’de indirilen surelerdendir.
- Altı ayetten oluşmaktadır.
9. Sorunun Çözümü
Sevgili öğrenciler, bu soruda Kâfirûn suresi ile ilgili doğru ve yanlış bilgileri ayırt etmemiz isteniyor. Aşağıda her bir seçeneği tek tek ele alarak hangisinin bu sure hakkında yanlış bilgi verdiğini bulalım:
- A şıkkı: Sıralamada Kur’an’ın 109. suresidir.
Bu ifade doğrudur; Kâfirûn suresi Kur’ân-ı Kerîm’in 109. sûresidir ve sıralamada bu numarayı taşır. - B şıkkı: Kur’an-ı Kerim’in en kısa suresidir.
Bu bilgi yanlıştır. En kısa sure, üç ayetle Kevser sûresidir. Kâfirûn suresi altı ayetten oluştuğu için en kısa sure özelliğini taşımaz. - C şıkkı: Mekke’de indirilen surelerdendir.
Bu ifade doğrudur; Kâfirûn suresi, Mekke döneminde nazil olmuştur ve müşriklere hitap eder. - D şıkkı: Altı ayetten oluşmaktadır.
Bu da doğrudur; Kâfirûn suresi toplam altı ayetten ibarettir.
Yukarıdaki incelemeye göre, yanlış bilgi içeren tek seçenek B şıkkıdır.
Bu nedenle doğru cevap “Kur’an-ı Kerim’in en kısa suresidir.” şıkkıdır.
10
“De ki: Ey Kâfirler! Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk etmem.
Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz.
Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk edecek değilim.
Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz.
Sizin dininiz size, benim dinim de banadır.” (Kâfirûn suresi)
Bu surede,
I. Süreklilik, ibadet hususundaki temel esaslardan biridir.
II. Şirk ile tevhit inancı bir arada olmaktan uzaktır.
III. Davranışları değerli kılan şey, samimiyet duygusudur.
mesajlarından hangileri yer almaktadır?
- Yalnız II
- I ve III
- II ve III
- I, II ve III
10. Sorunun Çözümü
Sevgili öğrenciler, Kâfirûn suresi, tevhit inancının safiyetini ve şirkten uzak durmanın önemini vurgular. Ayette geçen tekrar yapısı, ibadetin yalnızca Allah’a yönelmesi gerektiğini ve başka hiçbir ilahla ortaklık yapılamayacağını gösterir. Verilen üç mesajdan hangilerinin bu vurguya denk düştüğünü adım adım inceleyelim:
- I. Süreklilik, ibadet hususundaki temel esaslardan biridir.
Neden yok? Sure, ibadetin sürekliliğini değil, ibadetin safiyetini ve ayrılığını öne çıkarır. Süreklilikten ziyade, ibadet nesnesinin değişmezliği vurgulanır. - II. Şirk ile tevhit inancı bir arada olmaktan uzaktır.
Neden var? Ayetlerde “Ben sizin taptığınıza tapmam” ve “Siz de benim taptığıma tapmayacaksınız” ifadeleri, şirk ile tevhidin bir arada olamayacağını açıkça ortaya koyar. - III. Davranışları değerli kılan şey, samimiyet duygusudur.
Neden var? Suresel tekrar ve net reddediş, ibadetin yalnızca Allah’a karşı içten bir teslimiyetle yapılması gerektiğini, samimiyetin esas alındığını gösterir.
Diğer seçeneklerde ya I mesajı eksik ya da gereksiz mesaj eklenmiştir. Bu nedenle doğru cevap “II ve III” şıkkıdır.
11
Mekkeli müşrikler tarafından Hz. Peygamber’e inancından vazgeçmesi için çeşitli teklifler yapılmıştır.
Bu tekliflerden biri de “Bir sene sen bizim ilahlarımıza ibadet et, bir sene biz senin ilahına ibadet edelim.” olmuştur.
Bu bilgiler aşağıdaki surelerden hangisi ile ilgilidir?
- Kâfirûn
- Kevser
- İhlâs
- Fîl
11. Sorunun Çözümü
Sevgili öğrenciler, bu soruda Mekkeli müşriklerin Hz. Peygamber’e inancından vazgeçmesi için sundukları “Bir sene sen bizim ilahlarımıza ibadet et, bir sene biz senin ilahına ibadet edelim.” teklifi inceleniyor. Bu sure, müşriklerle Hz. Peygamber arasında inanç konusundaki temel farkı ortaya koyar ve ibadet konusunda uzlaşma kabul etmez. Hangi surenin bu net reddi içerdiğini bulmalıyız.
- A şıkkı: Kâfirûn – 109. sure olan Kâfirûn, müşriklerin bu tür önerilerine kesin bir dille karşı çıkar ve “Ben de sizin taptığınıza tapmam” ifadesiyle teklifi reddeder. Bu bağlamda tam örtüşme vardır.
- B şıkkı: Kevser – 108. sure olan Kevser, Allah’ın verdiği bolluk ve nimetlere şükürle ilgilidir. İbadet teklifleriyle veya reddiyle alakası yoktur.
- C şıkkı: İhlâs – 112. sure, Allah’ın birliğini ve eşsizliğini anlatır. İbadet teklifine karşı bir yanıt sunmaz, daha çok tevhid esaslarını açıklar.
- D şıkkı: Fîl – 105. sure, Fil vak’ası üzerinden Allah’ın korumasını ve kudretini anlatır. Müşriklerin teklifine ilişkin bir içerik taşımaz.
Yukarıdaki değerlendirmeye göre, müşriklerin teklifine verilen net cevap “Kâfirûn” şıkkıdır. Bu nedenle doğru cevap A şıkkıdır.
12
Bismillâhirrahmânirrahim. Kul yâ eyyühel kâfirûn. Lâ a’büdü mâ ta’büdûn.
Velâ entüm âbidûne mâ a’büd – – – – Velâ entüm âbidûne mâ a’büd.
Leküm dînüküm veliye dîn.
Kâfirûn suresinin okunuşunda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
- Min şerri mâ halak.
- Min şerri’l vesvâsi’l-hannâs.
- Ve min şerri hâsidin izâ hased.
- Velâ ene âbidüm mâ abedtüm.
12. Sorunun Çözümü
Sevgili öğrenciler, bu soruda Kâfirûn suresinin okunuşunda boş bırakılan kısmı tamamlamamız isteniyor. Sure akışına baktığımızda, “Velâ entüm âbidûne mâ a’büd” cümlesinin ardından aynı yapıyı koruyan karşılık gelmelidir. Aşağıda her bir şıkkı inceliyoruz:
- A şıkkı: Min şerri mâ halak. Bu ifade Felak sûresinden alınmıştır ve anlam olarak “yarattığı şeyin şerrinden” demektir. Kâfirûn sûresinin bağlamıyla uyuşmaz.
- B şıkkı: Min şerri’l vesvâsi’l-hannâs. Bu da Nas sûresindeki “vesvesecinin şerrinden” cümlesidir. Kâfirûn’un kelime yapısına uygun değildir.
- C şıkkı: Ve min şerri hâsidin izâ hased. Yine Felak sûresinden bir cümledir ve “kıskançın şerrinden” demektir. Konu bütünlüğünü bozuyor.
- D şıkkı: Velâ ene âbidüm mâ abedtüm. Kâfirûn sûresinin 4. ayetidir ve ilk kısmın tam karşılığıdır. “Ben de sizin taptığınıza tapmam” anlamını koruyarak sureden kopmadan akışı tamamlar.
Yukarıdaki incelemeye göre, metnin asıl devamı yalnızca D şıkkında doğru şekilde yer almaktadır.
Bu nedenle doğru cevap “Velâ ene âbidüm mâ abedtüm.” şıkkıdır.