1
Kitap, kırılgan bir yaratıktır, zamandan etkilenir, kemirgenlerden korkar, yabancı maddelerden ve sakar ellerden de.
Bu yüzden kütüphaneciler kitapları sadece insanlara karşı değil aynı zamanda doğaya karşı da korur ve hayatını
unutulmanın kuvvetlerine karşı savaşmaya adar.
Bu metnin türü aşağıdakilerden hangisidir?
- Deneme
- Gezi yazısı
- Makale
- Roman
1. Sorunun Çözümü
Bu metnin türünü belirlemek için metnin özelliklerine bir öğretmen titizliğiyle bakalım. Metin, bir düşünceyi sistematik şekilde ele alıyor, deneme veya gezi izlenimlerinden ziyade konuyu derinlemesine inceleyip görüş sunuyor. Şimdi seçenekleri tek tek değerlendirelim:
- A) Deneme: Deneme, yazarın duygu ve düşüncelerini serbest bir üslupla aktarır; ancak verilen metin, daha nesnel ve bilgilendirici bir üslup taşıyor, kişisel izlenimlerden çok koruma temasını işliyor.
- B) Gezi yazısı: Gezi yazısı, bir yer ve deneyim betimlemesi içerir; burada ise mekân değil, kitap ve kütüphane kavramları ekseninde koruma eylemi anlatılıyor.
- C) Makale: Makale, belirli bir konuda araştırma veya inceleme sonucu ortaya konan, bilimsel ya da popüler düzeyde bilgilendirici metin türüdür. Bu metin de kitapların kırılgan yapısını ve korunma gereksinimini açıklayarak okuyucuya bilgi sunuyor.
- D) Roman: Roman, kurmaca bir olay örgüsü ve karakterler içerir; burada kurgu yok, sunulan fikir odaklı açıklama var.
Yukarıdaki değerlendirmeye göre metin, özellikleriyle bir makale niteliği taşıyor.
Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.
2 Aşağıdaki cümlelerin hangisinde benzetme yoktur?
- Düşünce goncadır, dil tomurcuk.
- Bacak kadar çocukla çekişmiş
- Sonuncu olduğuna çok üzülüyordu.
- Pelinsu cin gibi bir öğrenciydi.
2. Sorunun Çözümü
“Benzetme” (teşbih), bir varlık ya da düşüncenin başka bir varlık ya da düşünce ile “gibi”, “kadar” gibi edatlarla kıyaslanarak anlatılmasıdır. Şimdi seçeneklere bakalım:
- A) Düşünce goncadır, dil tomurcuk.
Burada “dil” ile “tomurcuk” arasında “gibi” kelimesi açıkça olmasa da mecazi bir kıyaslama vardır; bu bir benzetmedir. - B) Bacak kadar çocukla çekişmiş.
“Çocuk” uzunluğunun “bacak kadar” olması, edat kullanılarak yapılan net bir benzetmedir. - C) Sonuncu olduğuna çok üzülüyordu.
Bu cümlede herhangi bir varlık ya da durum başka bir şeye “benzetilmemiştir”; doğrudan duygu ifadesi vardır. Dolayısıyla benzetme yoktur. - D) Pelinsu cin gibi bir öğrenciydi.
“Cin gibi” ifadesi, öğrencinin çevik ya da becerikli olduğunu anlatmak için yapılan açık bir benzetmedir.
Görüldüğü gibi C şıkkı dışında tüm cümlelerde “gibi” edatı ya da mecazî anlatımla kıyaslama yapılmıştır. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.
3
“Bozuk bir şemsiye gibi kapanıyor güneş.”
Bu dizede aşağıdaki sanatsal anlatım yollarından hangisi kullanılmıştır?
- Abartma
- Benzetme
- Kişileştirme
- Konuşturma
3. Sorunun Çözümü
Bu dizede, “Bozuk bir şemsiye gibi kapanıyor güneş” ifadesiyle güneşin kapanma hareketi, bir şemsiye eylemine benzetilerek anlatılmıştır. Öğrenciler, benzetme (teşbih) ve kişileştirme arasındaki farka özellikle dikkat etmelidir. Şimdi seçenekleri adım adım inceleyelim:
- A) Abartma: Abartma (mübalağa), bir durumun veya nesnenin özelliğini gerçek sınırların ötesinde ifade etmeyi içerir; burada ise amaç abartmak değil, kıyas kurmaktır.
- B) Benzetme: Benzetme, “gibi” ya da “kadar” edatlarıyla iki varlık arasında mecazi bağlantı kurulmasıdır. Dizede güneşin hareketi, “bozuk bir şemsiye gibi” ifadesiyle dolaysızca kıyaslanmıştır. Bu, tipik bir teşbih örneğidir.
- C) Kişileştirme: Kişileştirme (teşhis), cansız varlıklara insanî özellikler yükler; örneğin “rüzgâr fısıldadı” gibi. Burada ise güneşin kapanması bir şemsiye eylemiyle benzetiliyor, doğrudan bir insanî özellik ataması yapılmıyor.
- D) Konuşturma: Konuşturma (ilkât), cansız veya hayvan varlıkların doğrudan konuşur gibi gösterilmesidir; bu dizede böyle bir kullanım yoktur.
Sonuç olarak, şiirsel bir kıyaslama içeren ve “gibi” edatıyla yapılan söz sanatı benzetmedir. Bu nedenle doğru cevap “B” şıkkıdır.
4
“Deniz ve mehtap sordular seni: Neredesin?”
Bu konuşmada aşağıdaki sanatsal anlatımlardan hangileri vardır?
- Abartma – benzetme
- Benzetme – kişileştirme
- Kişileştirme – konuşturma
- Konuşturma – abartma
4. Sorunun Çözümü
Bu dizede deniz ve mehtap nesneleri insan gibi “sormak” eylemiyle temsil edilmiştir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek hangi sanatların kullanıldığını bulalım:
- A) Abartma – benzetme: Abartma, bir durumu gerçek sınırlarının ötesinde anlatır; benzetme ise “gibi” veya “kadar” edatlarıyla kıyaslama yapar. Burada ne abartma ne de kıyaslama (“gibi”) yoktur.
- B) Benzetme – kişileştirme: Benzetme, yine kıyas içerir; ancak metinde doğrudan bir kıyas unsuru bulunmuyor. Kişileştirme ise varlıklara insanî özellik vermek, ki bu mevcut; ancak sadece kişileştirme tek başına değil.
- C) Kişileştirme – konuşturma:
- Kişileştirme: Cansız varlıklara insanî nitelik/yetenek atama. Deniz ve mehtap “soruyor”, bu bir kişileştirmedir.
- Konuşturma: Varlığı konuşuyormuş gibi gösterme. Dizede deniz ve mehtap doğrudan “Neredesin?” diye konuşturulmuştur.
- D) Konuşturma – abartma: Konuşturma doğru, ama abartma yoktur; bu şık tam uyuşmuyor.
Sonuç olarak, burada hem cansız varlıkların insan gibi davranması (kişileştirme) hem de konuşur gibi gösterilmesi (konuşturma) görülür. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.
5 Bir kişinin kendi yaşam öyküsünü, yani biyografisini yazmasına ne denir?
- Deneme
- Makale
- Otobiyografi
- Mektup
5. Sorunun Çözümü
Bu soruda “kendi yaşam öyküsünü, yani biyografisini yazma” eyleminin adı sorulmaktadır. Haydi, seçenekleri tek tek inceleyelim ve neden Otobiyografi şıkkının doğru olduğunu belirleyelim:
- A) Deneme: Deneme, yazarın düşünce ve duygularını serbest bir üslupla aktardığı edebi bir türdür. Kişinin tüm yaşam öyküsünü sistematik olarak anlatmayı değil, genellikle bir konu veya duygu etrafında fikir üretmeyi amaçlar.
- B) Makale: Makale, bilimsel ya da popüler düzeyde belirli bir konuyu analiz eden, araştırma sonuçları ve bilgiler sunan metindir. Yaşam öyküsünü anlatmak için değil, bilgi aktarmak için yazılır.
- C) Otobiyografi: Otobiyografi, kişinin kendi yaşam hikâyesini kendi bakış açısıyla, genellikle kronolojik sırayla anlattığı metindir. Biyografi ise bir başkası tarafından yazılır; otobiyografi ise “auto-” (kendisi) ön ekiyle “kendisi tarafından yazılan biyografi” anlamı taşır.
- D) Mektup: Mektup, bir kişiye seslenerek yazılan iletişim aracıdır; yaşam öyküsünün tam ve kronolojik anlatımını gerektirmez.
Yukarıdaki açıklamalardan da görüldüğü gibi, soruda tarif edilen “kendi yaşam öyküsünü yazma” eylemi en doğru biçimde otobiyografi terimiyle karşılanır.
Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.
6
“Nefretin, şiddetin fitili bir kez ateşlenmeye görsün asla sönmez, çoğu zaman yer altına iner, kimi hastalıklı bitkilerin kök sapları gibi bakışlardan uzaklarda gizlenir. Bunların kökünün tamamen kazındığı sanılırken eskisinden daha güçlü ve canlı biçimde büyüyüverdiği görülür.”
Bu paragrafta aşağıdakilerden hangisi vardır?
- Abartma
- Konuşturma
- Benzetme
- Kişileştirme
6. Sorunun Çözümü
Bu paragrafta “nefretin, şiddetin fitili… kimi hastalıklı bitkilerin kök sapları gibi…” ifadesiyle soyut bir kavram (nefret) bitkilerin kök yapısına benzetilerek anlatılmıştır. Şimdi seçenekleri detaylıca inceleyerek neden benzetme olduğunu ve diğer sanatların niçin uygun olmadığını görelim:
- A) Abartma: Abartma, bir durumu gerçek dışı sınırlar dahilinde büyütmeyi içerir. “Asla sönmez” ifadesi biraz vurgulu olsa da paragrafın ana amacı bir olguyu ölçüsüz boyutta anlatmak değil, bir nesneyle kıyas kurarak mecaz oluşturmak.
- B) Konuşturma: Konuşturma, cansız varlıkların konuşuyormuş gibi gösterilmesidir. Paragrafta nefret doğrudan “konuşturulmamakta”; daha ziyade durumu bitkilere benzetme üzerinden açıklanmaktadır.
- C) Benzetme: Benzetme (teşbih), “gibi” edatıyla yapılan kıyaslama sanatıdır. “Kimi hastalıklı bitkilerin kök sapları gibi bakışlardan uzaklarda gizlenir” cümlesi, nefretin nasıl yayıldığını ve yeniden güçlendiğini bitki köklerine benzeterek somutlaştırır. Bu tipik bir teşbih örneğidir.
- D) Kişileştirme: Kişileştirme, cansız varlıklara insanî özellikler yüklemektir. Burada nefretin “inişi” ve “kazınması” metaforik olsa da esas iletişim benzetme yoluyla gerçekleşmektedir; nefret insan hareketi gibi anlatılmamıştır.
Özetle, paragrafta soyut bir kavramın bitki köklerine “gibi” edatıyla benzetilmesi, teşbih sanatının açık bir örneğidir.
Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.
7
“Azgın tartışmacılar da keşke, diğer söz suçluları gibi ceza görselerdi. Hep öfkenin alıp götürdüğü bu fikir çarpışmalarında, insanın etmediği kötülük kalmaz. İlkin fikirlere çatarız, sonra da insanlara…”
Bu metnin türü aşağıdakilerden hangisidir?
- Makale
- Deneme
- Fabl
- Masal
7. Sorunun Çözümü
Bu metin, yazarın duygu ve düşüncelerini serbest bir üslupla, olay örgüsünden ziyade kişisel yorumlar ve gözlemler eşliğinde aktarmaktadır. Metin içeriği tartışmacıların davranışlarına dair gözlemler, eleştiriler ve pişmanlıklar içeriyor; anlatı unsurları değil, düşünce akışı ön planda. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyelim:
- A) Makale: Makale, belirli bir konuda araştırma ve analiz sunar; genellikle objektif ve bilgi odaklıdır. Burada ise yazar kendi duygularını, “keşke ceza görselerdi” gibi öznel yorumlarla dile getiriyor, bu nedenle makale değil.
- B) Deneme: Deneme, yazarın bakış açısını, kişisel düşünce ve duygu akışını serbestçe ifade ettiği yazı türüdür. Metinde tartışmacılara yönelik pişmanlık, eleştiri ve soyut fikirler adeta yazarın iç monoloğu gibi sunuluyor; bu, denemenin tipik özelliğidir.
- C) Fabl: Fabl, genellikle hayvan karakterler aracılığıyla bir ahlak dersi verir. Burada ne hayvan ne de didaktik bir öykü yapısı var.
- D) Masal: Masal, fantastik öğeler ve kurgusal bir olay örgüsü içerir. Metin kurgudan uzak, gerçek hayattaki tartışmalara dair soyut düşünceler paylaşıyor.
Görüldüğü gibi, yazarın içsel düşünce dünyasını serbest bir anlatımla dile getirmesi deneme türünün karakteristik özelliğidir.
Bu nedenle doğru cevap “B” şıkkıdır.
8
“Adamın biri bir dost aramak için yollara düşmüş. Yolda bir ayıyla karşılaşmış. Ayı da yalnızlıktan çok bunaldığı için birbirleriyle arkadaş olmaya karar vermişler.”
Bu paragrafta aşağıdaki sanatsal anlatım yollarından hangisi kullanılmıştır?
- Konuşturma
- Abartma
- Kişileştirme
- Benzetme
8. Sorunun Çözümü
Bu paragrafta anlatılan olayda insan dışı varlıklar—ayrı ayrı “adam” ve “ayı”—insana özgü karar verme, yalnızlık hissi yaşama ve sosyalleşme ihtiyacı gibi insani duygularla donatılmıştır. İnsanımsı özelliklerin cansız veya hayvan karakterlere aktarılması, edebiyatta kişileştirme (teşhis) sanatıdır. Şimdi seçenekleri tek tek değerlendirelim:
- A) Konuşturma: Konuşturma, cansız veya hayvan varlıkların doğrudan konuşur gibi gösterilmesidir. Paragrafta hayvan ya da insanlar diyalog şeklinde konuşmaz, sadece karar alma ve duygusal tepki süreçleri aktarılır.
- B) Abartma: Abartma (mübalağa), bir durumu gerçek sınırlarının ötesine taşıyarak anlatmaktır. Burada ne “çok” ne “en” gibi abartılı betimlemeler vardır; anlatım daha doğal ve insani duygulara odaklıdır.
- C) Kişileştirme: Kişileştirme, insanî duygu, düşünce ve davranışların cansız varlıklara veya hayvanlara uygulanmasıdır. “Ayı da yalnızlıktan çok bunaldığı için … arkadaş olmaya karar vermişler” ifadesi, hayvanın insan gibi duygusal sıkıntı yaşaması ve mantıklı bir karar süreci işletmesiyle doğrudan kişileştirme örneğidir.
- D) Benzetme: Benzetme (teşbih), “gibi” veya “kadar” edatlarıyla kıyaslama yapmayı içerir. Paragrafta benzetme unsuru bulunmaz; bir kıyaslama ya da mecaz kullanılmamıştır.
Yukarıdaki açıklamalardan hareketle, burada hayvanın insana özgü duygu ve davranışlarla tasvir edilmesi, edebiyatta kişileştirme sanatı olarak adlandırılır.
Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.
9
“Masaya oturunca terbiye edilmiş bir makine gibi yazının başına geçerim. Bazı törencikler, bazı kurallar, ezberlenmiş alışkanlıklar beni terbiye eder.”
Bu paragrafta aşağıdaki sanatsal anlatım yollarından hangisi kullanılmıştır?
- Abartma
- Benzetme
- Kişileştirme
- Konuşturma
9. Sorunun Çözümü
Bu paragrafta anlatıcı, masanın başına oturduğunda “terbiye edilmiş bir makine gibi” ifadesiyle kendi yazma sürecini nesnel bir şeye benzetiyor. Edebiyatta, bir varlık ya da durumu başka bir varlık ya da durumla “gibi” edatıyla kıyaslayarak anlatma sanatı benzetme (teşbih) olarak adlandırılır. Şimdi diğer seçenekleri de değerlendirelim:
- A) Abartma: Abartma, bir olgunun sınırlarını aşacak şekilde büyütülmesiyle oluşur. Burada anlatımda gerçeklikten uzak bir vurgu veya aşırıya kaçma yok, tersine mekanik bir benzetme var.
- B) Benzetme: “Terbiye edilmiş bir makine gibi” ifadesiyle, yazarın ritmik ve kuralcı yazma süreci, bir makinenin işleyişine benzetilmiştir. Bu kesinlikle teşbih sanatıdır.
- C) Kişileştirme: Kişileştirme, cansız varlıklara insanî özellik yüklemektir. Burada makineye insanî özellik atanmıyor; insan davranışı makineye benzetiliyor.
- D) Konuşturma: Konuşturma, cansız veya hayvan varlıkların konuşur gibi gösterilmesidir. Paragrafta böyle bir konuşma unsuru bulunmuyor.
Özetle, yazar “gibi” edatı ile kendisini makineye kıyaslayarak mecazi bir anlatım kuruyor; bu da benzetme sanatının klasik örneğidir.
Bu nedenle doğru cevap “B” şıkkıdır.
10
“Köklerimiz olan geleneklerimize sahip çıkalım ama onları tıpkı her yıl yenilenen yapraklar gibi yenileyerek, çağdaşlaştırarak, günümüze uygun bir yorum getirerek uygulayalım. Ulu bir çınar ağacı, kuru yapraklarına asılıp kalıyor mu? Hayır, tam tersine yenilerini üretiyor.”
Paragrafa göre günümüzde geçerliği olmayan gelenekler neye benzetilmiştir?
- Ulu bir çınara
- Geçen yıllara
- Kuru yapraklara
- Her yıl yenilenen yapraklara
10. Sorunun Çözümü
Bu paragrafta geleneklere nasıl yaklaşmamız gerektiği, canlı bir ağaç metaforu üzerinden anlatılıyor. Metindeki “tıpkı her yıl yenilenen yapraklar gibi” ifadesi bir kıyaslama (benzetme) içeriyor. Soruda ise “günümüzde geçerliği olmayan gelenekler neye benzetilmiştir?” diye soruluyor. Şimdi seçenekleri adım adım inceleyelim:
- A) Ulu bir çınara
Ulu bir çınar ağacı, metinde yenilenen yapraklar metaforunun dayanağıdır; “kuru yapraklarına asılıp kalmayan” çınar, değişimi ve yenilemeyi simgeler. Fakat sorulan, geçerliği olmayan geleneklerin neye benzediğidir. - B) Geçen yıllara
Geçen yıllar, zaman akışıyla ilgilidir; paragrafta bu kavram doğrudan ele alınmaz. Metin, zamanla yenilenen yapraklarla yenilenmeyi vurgular, “yıllar” kelimesi kıyas unsuru değildir. - C) Kuru yapraklara
Paragrafta “Ulu bir çınar ağacı, kuru yapraklarına asılıp kalıyor mu?” ifadesi tam da yenilenmeyen, işlevini yitirmiş gelenekleri anlatmak için kullanılır. Kuru yapraklar, canlılıktan uzak, işlevsiz kalmış unsurları temsil eder. Dolayısıyla “geçerliği olmayan gelenekler” burada kuru yapraklara benzetilmiştir.
Yukarıdaki değerlendirmeden de anlaşılacağı üzere, kuru yapraklar canlı bir ağacın işlevsiz parçaları gibi tasvir edilmiştir. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.
11
Anne: Parmak kadar çocuğa iş buyuruyor. O çocuk bu işi nasıl yapsın?
Bu konuşmada aşağıdaki sanatsal anlatımlardan hangileri vardır?
- Abartma – benzetme
- Kişileştirme – konuşturma
- Konuşturma – abartma
- Benzetme – kişileştirme
11. Sorunun Çözümü
Bu diyalogda annenin “Parmak kadar çocuğa iş buyuruyor” ifadesi, hem küçüklüğü abartılı bir şekilde vurgulamak (abartma), hem de “parmak kadar” edatıyla çocuğun boyutunu başka bir nesneye benzetmek (benzetme) yoluyla anlatılmıştır. Şimdi seçenekleri adım adım inceleyelim:
- A) Abartma – benzetme:
Abartma: “Parmak kadar” ifadesiyle çocuğun küçüklüğü, gerçek boyutundan daha etkili bir şekilde aktarılıyor. Bu bir mübalağa örneğidir.
Benzetme: “kadar” edatı kullanılarak çocuk, parmağa mecazi olarak kıyaslanıyor. Bu da teşbih sanatının tipik örneğidir. - B) Kişileştirme – konuşturma:
Kişileştirme, cansız varlıklara insanî özellik yükler; konuşturma ise konuşur gibi gösterme. Burada ne cansız varlık ne de konuşma unsuru olduğundan bu şık uygun değildir. - C) Konuşturma – abartma:
Konuşturma yok; anne doğrudan konuşma atfetmiyor. Bu nedenle tam tutarlı bir bileşim değil. - D) Benzetme – kişileştirme:
Benzetme doğru, ama kişileştirme unsuru yoktur; çocuğa insanî özellikler atfedilmiyor.
Özetle, ifadedeki “parmak kadar” kullanımı hem boyut abartısı hem de simili kıyaslama içerir.
Bu nedenle doğru cevap “A” şıkkıdır.
12
Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu. Zırh gibi sertleşmiş sırtının üstünde yatmaktaydı ve başını biraz kaldırdığında bir kubbe gibi şişmiş, kahverengi, sertleşen kısımların oluşturduğu yay biçimi çizgilerle parsellere ayrılmış karnını görüyordu; karnının tepesindeki yorgan neredeyse tümüyle yere kaymak üzereydi ve tutunabileceği hiçbir nokta kalmamış gibiydi.
Bu metnin türü aşağıdakilerden hangisidir?
- Roman
- Hikaye
- Masal
- Tiyatro
12. Sorunun Çözümü
Bu metin, Franz Kafka’nın ünlü eseri Dönüşümden bir alıntıdır ve bir kurmaca anlatıyı kısa bir biçimde sunar. Şimdi seçenekleri teker teker inceleyelim:
- A) Roman: Romanlar genellikle uzun metinlerdir ve ayrıntılı karakter gelişimi, çok sayıda olay örgüsü barındırır. Bu metin ise belirli bir olay etrafında yoğunlaşan, sınırlı uzunlukta bir anlatıdır.
- B) Hikaye: Hikaye (öykü), tek bir olay veya durum etrafında odaklanan, kısa kurgusal anlatıdır. “Gregor Samsa”nın bir sabah dev bir böceğe dönüşmesi gibi tek olay çevresinde dönmesi, hikaye türünün temel özelliğidir.
- C) Masal: Masallar genellikle olağanüstü öğeler ve ders verici bir yapıyla aktarılır; halk anlatıları niteliğindedir. Kafka’nın metni gerçeküstü görünmesine rağmen edebi bir öyküleme biçimidir, halk masalı değildir.
- D) Tiyatro: Tiyatro metinleri diyaloglar, sahne direktifleri ve karakter konuşmalarıyla ilerler. Burada ise doğrudan betimleyici anlatı ve iç monolog bulunur, sahneleme öğesi yoktur.
Görüldüğü üzere, eser kısa, tek olaylı ve betimleyici bir kurgu sunduğundan, anlatı yapısı ve uzunluğu bakımından bir hikaye türüne uygundur.
Bu nedenle doğru cevap “B” şıkkıdır.
13 “Gül hasretinle yollara tutsun kulağını.” dizesinde hangi varlık kişileştirilmiştir?
- Gül
- Hasret
- Yollar
- Kulak
13. Sorunun Çözümü
Bu dizede, soyut ya da cansız bir varlığa insanî özellikler atfedilerek anlatım zenginleştirilmiştir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyelim:
- A) Gül
“Gül” (gül bitkisi) insan gibi “kulağını tutma” eylemiyle donatılmıştır. Bitkilerin kulağı yoktur; burada gül, bir insan edasıyla kulağını yollara (yani uzak diyarlara) tutacakmış gibi betimlenmiştir. Bu, kişileştirmenin (teşhis) temel örneğidir. - B) Hasret
“Hasret” soyut bir duygudur; ancak bu dizede hasrete doğrudan bir insanî eylem atfedilmemiştir. Asıl eylem “gül”e yönelik olup, hasret yalnızca bağlamı kuran unsur olarak yer alır. - C) Yollar
“Yollar” fiziksel varlıklardır; fakat bu dizede yollara herhangi bir insanî özellik—konuşma, düşünme, tutma gibi—yüklenmemiştir. Yollar yalnızca gülün kulağını tutacağı mekân olarak anılmaktadır. - D) Kulak
“Kulak” ise vücut parçasıdır; dizede kulak eylemi gerçekleştiren değil, eyleme maruz kalan ögedir. Yani kulak, gül tarafından “tutulan” nesnedir, kişileştirilen öge değildir.
Özetle, cansız bir bitki olan güle kulak tutma eylemi atfedilerek insanî özellik yüklenmiştir. Bu nedenle doğru cevap “A” şıkkıdır.
14
Ne kadar da fazla dizi ve film oynuyor televizyonda değil mi? Hangimiz bu dizi ve filmlerin hepsini izliyor acaba? Televizyonda yayınlanan diziler hiç de gerçeği yansıtmıyor. Bu diziler kendimizin ve toplumun ekonomik düzeyini yansıtmayıp halkımızın sorunlarına ve yaşam zorluklarına da değinmiyor. Gerçekten de gerçeklikten çok uzaklar. Bu dizi ve filmler hiçbir konu hakkında bir bilgi ya da öğüt de vermiyor üstelik.
Bu metnin türü aşağıdakilerden hangisidir?
- Gezi Yazısı
- Deneme
- Söyleşi
- Eleştiri
14. Sorunun Çözümü
Bu metinde yazar, televizyon dizilerinin ve filmlerinin gerçeklikten ne kadar uzaklaştığını, toplumsal ve ekonomik sorunlara değinmediğini ele alarak okuyucuya düşünsel bir bakış açısı kazandırmayı amaçlıyor. Şimdi seçenekleri birer birer inceleyelim:
- A) Gezi Yazısı: Gezi yazıları, bir yerin atmosferini, kültürel özelliklerini ve kişisel izlenimleri aktarır. Burada bir mekân betimlemesi veya gezi deneyimi yok.
- B) Deneme: Denemeler, yazarın öznel düşüncelerini serbest biçimde aktardığı yazılardır. Deneme ile eleştiri arasında ince bir çizgi olabilir; ancak denemede genellikle konuya dair içsel sorgulama ağır basarken, burada amaç spesifik olarak televizyon yapımlarını analiz etmek ve eleştirmek.
- C) Söyleşi: Söyleşi, soru-cevap formatında veya iki kişi arasında diyalog şeklinde gerçekleşir. Metinde herhangi bir diyalog ya da röportaj bölümü bulunmuyor.
- D) Eleştiri: Eleştiri, sanatsal veya toplumsal ürünlerin eksik ve güçlü yönlerini değerlendirip yorumlayan yazılardır. Yazar, dizilerin gerçekliği yansıtmadığını, toplumsal sorunlara değinmediğini ve bilgi/öğüt içermediğini somut örneklerle ortaya koyuyor. Bu, tipik bir eleştiri yaklaşımıdır.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, metnin temel amacı televizyon içeriklerini nesnel ölçütlerle değerlendirmek ve okuru düşünmeye sevk etmektir.
Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.
15
• “Çiçek sular gibi saf sevgimizi
• Döksek türkülerin hecelerine.”
Dizelerde hangi söz sanatı ağır basmaktadır?
- Abartma
- Konuşturma
- Kişileştirme
- Benzetme
15. Sorunun Çözümü
Bu dizelerde duygular, canlı bir mecazla somutlaştırılıyor. “Çiçek sular gibi saf sevgimizi” ifadesiyle sevgiyi, çiçek suyunun berraklığı ve saflığına benzeterek güçlü bir görsel kurgu oluşturuluyor. Aynı zamanda “döksek türkülerin hecelerine” ile duygu, müzik ve hece birliği üzerinden aktarılıyor. Şimdi seçenekleri ayrı ayrı inceleyelim:
- A) Abartma: Abartma, bir durumu gerçek sınırlarının ötesinde büyütmeyi içerir. Burada duygu yoğunluğu yüksek olsa da “gibi” edatıyla yapılan ölçülü bir kıyaslama var; ölçüsüz bir abartı değil.
- B) Konuşturma: Konuşturma, cansız varlıkların konuşuyormuş gibi gösterilmesidir. Dizelerde çiçek ya da türkü konuşmuyor; mecazi anlatım kıyas temelli ilerliyor.
- C) Kişileştirme: Kişileştirme, cansız veya soyut kavramlara insanî özellik yükler. Burada ise soyut sevgi, çiçeğe değil, çiçek suyu imgesine benzetiliyor; insanî özellik ataması yok.
- D) Benzetme: Benzetme (teşbih), “gibi” edatıyla iki farklı kavram veya nesne arasında mecazi bağ kurmayı ifade eder. “Çiçek sular gibi” ifadesi tam da bu sanatı yansıtıyor.
Yukarıdaki değerlendirmeye göre dizelerde benzetme sanatı ağır basmaktadır.
Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.