1
Yazı, MÖ 3200’lerde Mezopotamya medeniyetlerinden Sümerler’de kullanılmaya başlandı. Sümerlerin Ziggurat adını verdikleri tapınakları aynı zamanda ürünlerin depolandığı yerlerdi. Buraya getirilen ürünleri görevliler kil tabletler üzerine ucu sivri nesnelerle basit resimler çizerek kaydediyorlardı. Örneğin başak resmi, buğday anlamına geliyordu. Daha sonraları kolay ve hızlı yazabilmek için resim çizmek yerine yazı gereçlerinin uçlarını kil üzerine bastırmaya başladılar. Böylece çivi şekline benzediği için çivi yazısı adı verilen yazı ortaya çıktı.
Yukarıdaki paragrafa göre aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
- Çivi yazısı zamanla oluşmuştur.
- Sümerlerde dini yapılar bulunmaktadır.
- Yazı ilk kez Mezopotamya’da ortaya çıkmıştır.
- Sümerler astronomide oldukça ilerlemişlerdir.
1. Sorunun Çözümü
Yukarıda verilen metinde Sümerler’in çivi yazısını nasıl geliştirdiği, zigguratların ne amaçla kullanıldığı ve yazının tarihçesi anlatılmaktadır. “Ulaşılamaz” ifadesi, metinde hiçbir bilgiye yer verilmeyen şıkkı işaret eder.
- Doğru Cevap (D): Sümerlerin astronomide oldukça ilerlemişlerdir ifadesine metinde hiç değinilmemiştir. Metin, yazının ortaya çıkışı ve kilden tabletlere kaydetme yöntemleri hakkında bilgi verir; astronomiyle ilgili hiçbir ayrıntı sunmaz.
Diğer şıkların neden yanlış olduğuna bakalım:
- A seçeneği: “Çivi yazısı zamanla oluşmuştur.” Metinde, önce resimlerle kaydetme sonra çivi yazısına geçiş aşamaları anlatılır. Bu, çivi yazısının zaman içinde geliştiğini gösterir; dolayısıyla buradan ulaşılabilir.
- B seçeneği: “Sümerlerde dini yapılar bulunmaktadır.” Zigguratlar hem depolama hem de tapınak olarak tanımlanmış, yani dini yapılar olduğu açıkça belirtilmiştir.
- C seçeneği: “Yazı ilk kez Mezopotamya’da ortaya çıkmıştır.” Giriş cümlesinde “Yazı, MÖ 3200’lerde Mezopotamya medeniyetlerinde…” ifadesiyle bu bilgi doğrudan verilmiştir.
Görüldüğü üzere D şıkkı dışında kalan tüm maddeler metinde doğrulanabilir. D şıkkı ise metne dair hiçbir kanıt sunmaz ve bu yüzden “ulaşılamaz” ifadesiyle uyumludur.
2
1. İhtiyaçlardan
2. Sanayinin gelişmesinden
3. İhtiyaç fazlası üretimden
4. Göçebe yaşam tarzından
Yukarıdakilerden hangisi İlk Çağ’ da buluşların öncelikle hangisinden kaynaklandığını gösterir ?
- 1
- 2
- 3
- 4
2. Sorunun Çözümü
Yukarıda verilen şıklar İlk Çağ’daki buluşların hangi faktörden kaynaklandığını sorgulamaktadır. Soruda buluşların öncelikle hangi sebeple ortaya çıktığı sorulmakta, bu da birincil tetikleyeni işaret eder.
- Doğru Cevap (A): “1. İhtiyaçlardan” ifadesi. İlk çağ insanları, temel barınma, beslenme, korunma gibi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yeni araç ve gereçler icat etmişlerdir. Örneğin ateşin kontrol altına alınması, tekerleğin bulunması gibi gelişmeler doğrudan yaşam ihtiyaçlarından doğmuştur.
Diğer şıkların neden doğru cevap olmadığını inceleyelim:
- B seçeneği (“2. Sanayinin gelişmesinden”): Sanayi Devrimi, MÖ İlk Çağ’da değil, çok daha sonra MS 18. yüzyılda gerçekleşmiştir. Dolayısıyla İlk Çağ’daki buluşları açıklayamaz.
- C seçeneği (“3. İhtiyaç fazlası üretimden”): İlk çağ toplumları genellikle zorunlu geçimlik üretim yapmış, fazla üretim nadiren gerçekleşmiş veya depolama amaçlı küçük ölçekliydi. Fazla üretim, buluştan ziyade tarım devrimi sonrası gelişmiştir.
- D seçeneği (“4. Göçebe yaşam tarzından”): Göçebe topluluklar, sabit yerleşik medeniyetlere göre daha az buluş yapmışlardır. Yer değiştiren hayat tarzı, genellikle basit araç gereç gerektirir; dolayısıyla buluşların asıl kaynağı değildir.
Sonuç olarak, İlk Çağ’da insan zekâsının en güçlü tetikleyicisi ihtiyaçlar olmuş, yaşamı kolaylaştırmak için pek çok buluş bu zorunluluklar doğrultusunda ortaya çıkmıştır.
3
10.ve 11. yy. da İslam dünyasında bilimsel çalışmalar ve bilim insanları destekleniyordu. Her dinden her ırktan bilim insanı ayrım olmaksızın bilimsel çalışmalarını özgürce gerçekleştiriyordu. Büyük rasathaneler, kütüphaneler, medreseler kuruluyor devlet yöneticileri buralara maddi destek sağlıyordu. Ancak aynı dönemde Avrupa’da bilim kilisenin baskısı ve kontrolü altındaydı. Din adamlarının hoşuna gitmeyen hiçbir çalışma yapılamıyordu. Bilim öylesine geri kalmış haldeydi ki hekimlere büyücü muamelesi yapılıyor, akıl hastaları içlerine şeytan kaçtı denilerek diri diri yakılıyordu.
Verilen paragrafa göre aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
- İslam dünyasının bilimsel çalışmaları Orta Çağ’da Avrupa’dan daha ileridir
- Orta Çağ Avrupa’sında bilim, din adamlarının baskısı altındadır.
- İslam dünyasında bilim, mimari yapılar etrafında şekillenmektedir.
- 10.ve 11. yy. da Avrupa’da siyasi karışıklıklar yaşanmaktadır.
3. Sorunun Çözümü
Verilen paragrafta 10. ve 11. yüzyıllarda İslam dünyasında bilimin serbestçe geliştiği; rasathaneler, kütüphaneler ve medreselerin devlet desteğiyle kurulduğu; farklı dinden ve ırktan bilim insanlarının ayrım yapılmadan çalışabildiği vurgulanmaktadır. Buna karşın Avrupa’da kilisenin bilimsel faaliyeti baskı altına aldığı, akıl hastalarına “şeytan işi” muamelesi yapıldığı ve bilim insanlarının engellendiği aktarılmaktadır. “Ulaşılamaz” ifadesi, bu metinde yer almayan, dolaylı veya doğrudan kanıtlanmayan bir yargıyı işaret eder.
- Doğru Cevap (D): “10. ve 11. yy. da Avrupa’da siyasi karışıklıklar yaşanmaktadır.” ifadesine paragrafta hiçbir atıf yoktur. Metin, Avrupa’daki dinî baskıya ve bilimsel geriliğe değinir ama siyasi karışıklıklardan söz etmez.
Diğer şıkların neden yanlış (metinde yer alan) olduğunu inceleyelim:
- A seçeneği: “İslam dünyasının bilimsel çalışmaları Orta Çağ’da Avrupa’dan daha ileridir.” Metinde “İslam dünyasında bilimsel çalışmalar ve bilim insanları destekleniyordu” ve “Avrupa’da bilim kilisenin baskısı ve kontrolü altındaydı” denilerek bu karşılaştırma doğrudan kurulmuştur.
- B seçeneği: “Orta Çağ Avrupa’sında bilim, din adamlarının baskısı altındadır.” Parçanın “Din adamlarının hoşuna gitmeyen hiçbir çalışma yapılamıyordu” ifadesiyle tam olarak bu vurgulanmıştır.
- C seçeneği: “İslam dünyasında bilim, mimari yapılar etrafında şekillenmektedir.” Paragrafta “Büyük rasathaneler, kütüphaneler, medreseler kuruluyor” denerek bilimin mimari yapılar (rasathane, kütüphane, medrese) etrafında örgütlendiği belirtilmiştir.
Özetle, A, B ve C şıkları paragrafta açıkça desteklenirken, D şıkkına dair hiçbir bilgi bulunmadığı için ulaşılamaz yargı D seçeneğidir.
4
Anayasamızın 25. Maddesi: “Herkes düşünce ve kanaat özgürlüğüne sahiptir. Her ne sebeple ve amaçla olursa olsun kimse düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz, düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz, suçlanamaz.”
Anayasamızın 25. Maddesi doğrudan aşağıdakilerden hangisi ile ilgilidir?
- Düşünce Hürriyeti
- Bilim Hürriyeti
- Seyahat Hürriyeti
- Toplantı Hürriyeti
4. Sorunun Çözümü
Anayasa’nın 25. Maddesi, bireylerin hangi alanda sahip olduğu hakları korumayı amaçlar. Burada vurgulanan temel kavram, kişinin düşünce ve kanaatlerini özgürce benimsemesi ve bu düşünceleri hiç kimseye açıklamaya zorlanmaması, suçlanmaması veya kınanmamasıdır. Bu bağlamda hangi «hürriyet»ten bahsedildiğini belirlemek için anayasal metindeki terimlere dikkat etmeliyiz.
-
Doğru Cevap (A): Düşünce Hürriyeti
Anayasa metninde «düşünce ve kanaat özgürlüğüne sahiptir» ifadesi yer almakta, kişinin fikirlerini ifade etme ve bu fikirler nedeniyle herhangi bir baskıya maruz kalmama hakkı tanınmaktadır. Bu tanım doğrudan «Düşünce Hürriyeti» kavramını karşılar.
Diğer şıkların neden yanlış olduğunu açıklayalım:
- B seçeneği (“Bilim Hürriyeti”): Bilim hürriyeti, araştırma ve bilimsel faaliyet yapma özgürlüğünü ifade eder. 25. Madde’de bilimsel çalışma veya araştırma kavramı geçmemektedir; bu yüzden bilim hürriyetiyle ilgili değildir.
- C seçeneği (“Seyahat Hürriyeti”): Seyahat hürriyeti, istediği yere girme veya çıkma hakkını kapsar. Metinde seyahat ile ilgili herhangi bir ifade bulunmadığından bu şık uygun değildir.
- D seçeneği (“Toplantı Hürriyeti”): Toplantı hürriyeti, insanların bir araya gelerek dernek, gösteri veya toplantı yapma özgürlüğünü anlatır. 25. Maddede toplantı kavramı yer almadığından bu şık da doğru değildir.
Özetle, madde metnindeki «düşünce ve kanaat özgürlüğü» ifadesi doğrudan A şıkkındaki “Düşünce Hürriyeti” kavramını tanımladığı için diğer seçenekler metindeki hak tanımıyla uyum sağlamaz.
5 Aşağıdakilerden hangisi Astronomi alanında çalışan Türk İslam bilginlerinden değildir?
- Harezmi
- Nasruddin Tusi
- Takiyüddin
- Kopernik
5. Sorunun Çözümü
Bu soru Astronomi alanında çalışan Türk İslam bilginlerini ve bunlara dâhil olmayan kişiyi ayırt etmemizi istiyor. Tarihî kaynaklarda, İslam dünyasında astronomiye en önemli katkıyı yapan ve gözlemevleri kuran bilginler arasında Harezmi, Nasruddin Tusi ve Takiyüddin yer alır. Ancak Kopernik, Avrupa Rönesans döneminde yaşamış ve Güneş merkezli sistemi öne süren bir bilim insanıdır.
-
Doğru Cevap (D): Kopernik
Kopernik, 16. yüzyılda Polonya’da yaşamış, “De revolutionibus orbium coelestium” adlı eserinde Dünya’nın değil Güneş’in evrenin merkezi olduğunu savunmuştur. Bu fikir, Türk İslam dünyasındaki rasathanelerle ve astronomi okuluyla doğrudan ilişkili değildir.
Diğer şıkların neden yanlış olduğunu adım adım inceleyelim:
- A seçeneği (“Harezmi”): Harezmi, Batlamyus’un astronomi tablolarını Arapçaya çevirmiş, Zij al‐Sindhind adlı astronomi eserini kaleme alarak gözlemlere temel oluşturmuştur.
- B seçeneği (“Nasruddin Tusi”): Nasruddin Tusi, Maragha Rasathanesi’ni kurmuş ve Tusi çifti adı verilen matematiksel yöntemi geliştirmiş, gezegen hareketlerini açıklamaya çalışmıştır.
- C seçeneği (“Takiyüddin”): Takiyüddin, İstanbul Rasathanesi’ni inşa etmiş, gözlemevinde ay ve yıldız hareketlerini incelemiş, hassas enstrümanlar tasarlamıştır.
Görüldüğü gibi, A, B ve C şıkları Astronomi tarihimizde doğrudan katkı sağlamış Türk İslam bilginleri iken, D şıkkındaki Kopernik farklı bir coğrafya ve çağda yer alır. Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.
6 Aşağıdakilerden hangisi matbaanın geliştirilmesinin sonuçlarından biri değildir?
- Avrupa’da basılan kitap sayısı arttı.
- Okuma ve yazma bilenlerin sayısı arttı.
- Uluslararası kültürel etkileşim zayıfladı.
- Bilimsel ve kültürel etkinlikler hız kazanarak yaygınlaştı.
6. Sorunun Çözümü
Matbaanın geliştirilmesi, yazılı bilginin hızla çoğalmasını ve yaygınlaşmasını sağlayan devrim niteliğinde bir yeniliktir. Bu soruda, matbaanın sonuçlarından hangisinin olmadığı sorulmakta; yani tarihte matbaanın etkileri arasında yer almayan noktayı bulmalıyız.
-
Doğru Cevap (C): “Uluslararası kültürel etkileşim zayıfladı.”
Matbaanın icadıyla birlikte kitaplar, broşürler ve bilimsel eserler farklı ülkelere çok daha hızlı ulaştı. Bu durum, kültürler arası bilgi alışverişini güçlendirmiş, etkileşimi güçlendirmiştir. Dolayısıyla “etkileşimin zayıflaması” ifadesi gerçeğe aykırıdır.
Diğer şıkların neden matbaanın sonuçları arasında yer aldığını inceleyelim:
- A seçeneği (“Avrupa’da basılan kitap sayısı arttı”): Matbaa sayesinde her kitap elle çoğaltılmak yerine, birçok kopya dakikalar içinde basılabildi. Bu da baskı adedinin katlanarak artmasına yol açtı.
- B seçeneği (“Okuma ve yazma bilenlerin sayısı arttı”): Daha fazla kitap ve eğitim materyali ortaya çıkınca, halkın eğitime erişimi kolaylaştı; böylece okur-yazar oranı yükseldi.
- D seçeneği (“Bilimsel ve kültürel etkinlikler hız kazanarak yaygınlaştı”): Bilim insanları ve düşünürler yeni keşiflerini basılı eserlerle paylaşınca fikirler hızla yayıldı ve bilimsel devrimler gerçekleşti.
Özetle, matbaa icadıyla kitap sayısı ve okuryazarlık artmış, bilimsel-sosyal kültürel paylaşımlar hızlanmış; ancak uluslararası etkileşim asla zayıflamamış, aksine güçlenmiştir. Bu nedenle doğru seçenek C şıkkıdır.
7
Fatih Sultan Mehmet, önemli bir astronomi ve matematik bilgini olan bu bilim adamını Osmanlı Devleti’ne davet etmiştir. İstanbul’a yerleşen bu bilim adamı burada dersler vermiştir.
Yukarıda verilen bilgilerde bilim adamı kimdir?
- Ak Şemseddin
- Biruni
- Uluğ Bey
- Ali Kuşçu
7. Sorunun Çözümü
Soruda Fatih Sultan Mehmet’in Osmanlı Devleti’ne davet ettiği ve İstanbul’da dersler vermiş olan önemli bir astronomi ve matematik bilgini sorulmaktadır. Bu açıklamaya uygun kişi, hem astronomi hem de matematik alanında eserler vermiş ve İstanbul rasathanesinde faaliyet göstermiş olmalıdır.
-
Doğru Cevap (D): Ali Kuşçu
Ali Kuşçu, 15. yüzyılda Semerkant’ta yetişmiş, Uluğ Bey Rasathanesi’nde çalışmış; Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’a davet edilerek Matematik ve Astronomi Medresesinde dersler vermiştir. Onun döneminde İstanbul’da gökbilim ve matematik eğitimine büyük önem verilmiş, Ali Kuşçu’nun eserleri Osmanlı ilim dünyasında temel kaynaklar arasında yer almıştır.
Diğer şıkların neden doğru olmadığını adım adım inceleyelim:
- A seçeneği (“Ak Şemseddin”): Ak Şemseddin, Fatih Sultan Mehmet’in hocası ve halifesi olarak bilinmekle birlikte fıkıh, tefsir ve tasavvuf alanında eserler vermiştir. Astronomi ve matematik ile doğrudan ilgili bir eğitim faaliyeti bulunmamaktadır.
- B seçeneği (“Biruni”): Biruni, 10. ve 11. yüzyıllarda yaşamış büyük bir bilim insanıdır ancak Selçuklu ve İran coğrafyasında faaliyet göstermiş, Osmanlı Devleti zamanında yaşamamış ve davet edilmemiştir.
- C seçeneği (“Uluğ Bey”): Uluğ Bey, Semerkant Rasathanesi’ni kuran ve çok önemli astronomi tabloları hazırlayan bir hükümdar-bilim insanıdır; ancak İstanbul’a davet edilip ders vermemiş, Fatih Sultan Mehmet döneminde hayatta değildi.
Özetle, sorudaki tarihî ve coğrafi bağlamda sadece Ali Kuşçu Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı’ya davet edilmiş ve İstanbul’daki rasathanede hem astronomi hem de matematik eğitimi vermiştir. Bu yüzden doğru seçenek D şıkkıdır.
8 ”Tıp Kanunu” adlı eseri, Avrupa üniversitelerinde uzun yıllar boyunca temel tıp kitabı olarak kabul gören Türk-İslam bilgini, aşağıdakilerden hangisidir?
- İbn-i Sina
- Harezmi
- Uluğ Bey
- Biruni
8. Sorunun Çözümü
Soruda “Tıp Kanunu” adlı eseri kaleme alarak Avrupa üniversitelerinde uzun yıllar temel tıp kitabı kabul edilen Türk-İslam bilgini sorulmaktadır. Bu eser, Orta Çağ’dan Rönesans’a kadar hem İslam hem Batı dünyasında tıp eğitimine rehberlik etmiş bir kaynak olarak öne çıkmıştır.
-
Doğru Cevap (A): İbn-i Sina
İbn-i Sina’nın “El-Kanun fi’t-Tıbb” (Tıp Kanunu) adlı eseri, 11. yüzyılda yazılmış ve yüzyıllar boyunca Avrupa’daki tıp fakültelerinde ders kitabı olarak kullanılmıştır. Eser; insan anatomisi, patoloji, teşhis yöntemleri, tedavi prensipleri ve farmakoloji gibi konuları sistematik bir şekilde ele alır.
Diğer şıkların neden doğru cevap olmadığını açıklayalım:
- B seçeneği (“Harezmi”): Harezmi, matematik ve astronomi alanında önemli çalışmalar yapmış; “El-Kitâb el-mukhtasâr fî hisâb el-cebr ve’l-mukâbala” adlı cebir kitabı ile ünlüdür. Tıp alanında eser kaleme almamıştır.
- C seçeneği (“Uluğ Bey”): Uluğ Bey, Semerkant Rasathanesi’ni kuran bir hükümdar-bilim insanıdır ve astronomi tablolarıyla tanınır. Tıp alanında yazılı bir eseri bulunmamaktadır.
- D seçeneği (“Biruni”): Biruni, çok yönlü bir bilim insanıdır; coğrafya, matematik, astronomi ve doğa bilimleri üzerine eserler yazmıştır. Ancak tıp konusunda sistematik bir ders kitabı hazırlamamıştır.
Özetle, “Tıp Kanunu” adlı geniş hacimli ve kapsamlı eser, İbn-i Sina’nın tıp literatürüne yaptığı en önemli katkıdır. Hem Doğu’da hem Batı’da yüzyıllarca referans kabul edilmiş olması, A şıkkını doğru cevap olarak doğrular.
9 Türk – İslam bilginlerinden olan, Semerkant’ta yaptırdığı gözlemevinde Güneş, Ay ve gezegenlerin konumları, yıl uzunluğunun tespiti gibi çalışmalar yapan bilim adamı hangisidir?
- İbn-i Sina
- Harezmi
- Uluğ Bey
- Biruni
9. Sorunun Çözümü
Bu soru, Semerkant’ta kurduğu gözlemevinde Güneş, Ay ve gezegenlerin konumları ile yıl uzunluğunu tespit eden Türk-İslam bilginini sormaktadır. Aşağıdaki açıklamalar, doğru şıkkı ve diğer seçenekleri neden elememiz gerektiğini gösterir.
-
Doğru Cevap (C): Uluğ Bey
Uluğ Bey, 15. yüzyılda Semerkant’ta büyük bir rasathane (gözlemevi) inşa ettirmiştir. Burada yaptığı hassas gözlemlerle Güneş’in ve Ay’ın hareketlerini kaydetmiş, gezegen yörüngelerini tespit etmiş ve yıl uzunluğunu oldukça kesin bir şekilde hesaplamıştır. Eserlerinde yazdığı astronomik tablolar, döneminin en doğru ölçekli gök cisimleri verilerini içerir.
Diğer şıkların neden doğru olmadığını adım adım inceleyelim:
- A seçeneği (“İbn-i Sina”): İbn-i Sina, tıp, felsefe ve mantık alanında eserler vermiştir. Astronomiyle ilgili çalışmaları sınırlıdır, Semerkant rasathanesiyle bağlantısı yoktur.
- B seçeneği (“Harezmi”): Harezmi, matematik ve cebir konusunda öncü olup astronomi tablolarını derlemiştir; ancak kendisi hiçbir zaman Semerkant’ta gözlemevi kurmamış veya gezegen konumlarını bu rasathanede sistematik biçimde ölçmemiştir.
- D seçeneği (“Biruni”): Biruni, jeodezi, coğrafya ve astronomi alanlarında geniş çalışmalar yapmış, Dünya’nın çevresini hesaplamış, ancak Semerkant’ta kendi gözlemevini kurup rasat yapmamıştır.
Özetle, Semerkant Rasathanesi’ni kurarak sistematik gözlemler gerçekleştiren ve döneminin en doğru astronomik tablolarını üreten kişi Uluğ Bey’dir. Bu nedenle doğru seçenek “C” şıkkıdır.
10 Matematik, astronomi, eczacılık, sosyoloji gibi farklı alanlarda yüzden fazla eser verdi. Batı’da Aliboran adıyla bilinen bilim adamı hangisidir?
- Harezmi
- Biruni
- Uluğ Bey
- İbn-i Sina
10. Sorunun Çözümü
Soruda, farklı bilim alanlarında (matematik, astronomi, eczacılık, sosyoloji vb.) yüzden fazla eser vermiş ve Batı’da “Aliboran” adıyla tanınmış olan bilim insanı sorulmaktadır. Bu takma ad, isminin Arapça okunuşundan gelmekte ve Batı’da Al-Biruni şeklinde literatüre geçmiştir.
-
Doğru Cevap (B): Biruni
Biruni, 10. yüzyılın sonları ile 11. yüzyılda yaşamış, matematik, astronomi, jeodezi, coğrafya, eczacılık ve sosyoloji gibi birçok alanda yaklaşık 180 eser kaleme almıştır. Batı’da “Aliboran” olarak bilinen Biruni, özellikle “El-Asar’ul-Bakiye” ve “El-Tahdid” gibi eserleriyle jeodezi ve coğrafya çalışmalarında önayak olmuştur. Astronomi tabloları, Dünya’nın eksen eğikliği hesapları ve eczacılık farmakoloji yazıları döneminin en ileri bilgilerindendir.
Diğer şıkların neden doğru olmadığını inceleyelim:
- A seçeneği (“Harezmi”): Harezmi, cebir ve matematik alanında “El-Kitâb el-mukhtaṣar fî hisâb al-cebr wa’l-muqâbala” eseriyle ünlüdür; eczacılık ve sosyoloji alanlarında eser vermemiştir.
- C seçeneği (“Uluğ Bey”): Uluğ Bey, astronomi ve matematik tablolarında önemli isimdir; ancak eczacılık veya sosyoloji gibi farklı bilim dallarında kapsamlı eser vermemiştir.
- D seçeneği (“İbn-i Sina”): İbn-i Sina, özellikle tıp ve felsefe alanlarında “El-Kanun fî’t-Tıbb” ve “Kitâbü’ş-Şifa” gibi eserler kaleme almış; ancak eczacılığın yanı sıra sosyoloji alanında Batı’da Aliboran adıyla tanınmamıştır.
Sonuç olarak, hem kapsamlı eser sayısı hem de Batı’daki “Aliboran” tanınırlığı Biruni’ye aittir. Bu nedenle doğru cevap “B” şıkkıdır.
11 Aşağıdaki seçeneklerin hangisi bilimin evrensel olduğuna dair kanıt oluşturmaz?
- Güneş doğudan doğar.
- 2 . 2 = 4 tür.
- Suyun donma derecesi 0 santigrat derecedir.
- Deniz suyu %38 oranında tuz içerir.
11. Sorunun Çözümü
Bilimin evrensel olduğu ifadesi, belli fiziksel ve matematiksel gerçeklerin tüm gözlemci ve coğrafyalarda aynı sonuçları vermesi anlamına gelir. Aşağıdaki şıklardan hangisi bu özelliği kanıtlamaz sorulmaktadır:
-
Doğru Cevap (D): “Deniz suyu %38 oranında tuz içerir.”
Deniz suyu tuzluluk oranı, farklı deniz ve okyanuslarda değişiklik gösterir. Örneğin Akdeniz, Karayip ve Hint Okyanusu’nun tuzluluk değerleri birbirinden farklıdır. Bu nedenle “%38” değeri evrensel bir bilimsel sabit değildir.
Diğer şıkların neden bilimin evrenselliğine kanıt oluşturduğunu inceleyelim:
- A seçeneği (“Güneş doğudan doğar”): Dünya’nın kendi ekseni etrafında batıdan doğuya dönme hareketi, her bölgede aynı yönde gözlemlenir; bu, coğrafi konuma bağlı olmaksızın tutarlı bir gerçektir.
- B seçeneği (\(2 \times 2 = 4\)): Temel aritmetik işlemler, sayısal tanımlar gereği her ortamda aynıdır. Bu sonuç, matematiğin evrensel ve değişmez doğasını gösterir.
- C seçeneği (\(\text{Suyun donma derecesi }0\,^\circ\mathrm{C}\)): Saf suyun donma noktası, standart atmosfer basıncında tüm dünyada aynı sıcaklıkta gerçekleşir. Bu da fiziksel kanunların tüm gözlemciler için geçerli olduğunu kanıtlar.
Özetle, A, B ve C şıkları fiziksel ve matematiksel sabitleri temsil ederken, D şıkkındaki tuzluluk oranı coğrafi ve çevresel koşullara bağlı olarak değişir. Dolayısıyla bilimsel evrensellik kanıtı olamaz.
12 Aşağıdakilerden hangisi matbaanın geliştirilip kullanılmaya başlamasının sonuçlarından biridir?
- Bilgiye kolaylıkla ulaşılması
- Kitapların özensiz hazırlanması
- Eserlerin pahalıya mal olması
- Okuma oranının azalması
12. Sorunun Çözümü
Matbaanın geliştirilmesi, bilgi üretimi ve paylaşımında devrim yaratan bir icattır. Soru, matbaanın sonuçlarından biri sorulurken doğru etkisini bulmamızı istiyor. Burada öncelikle matbaanın temel işlevini ve ortaya çıkan toplumsal değişimleri anlamalıyız.
-
Doğru Cevap (A): “Bilgiye kolaylıkla ulaşılması”
Matbaa sayesinde kitaplar, elle kopyalanmalar yerine seri ve hızlı olarak çoğaltılabildi. Böylece daha fazla kişi farklı konularda yazılmış eserleri daha kısa sürede temin edebilmiş, bilgiye erişim hızla ve kolayca sağlanmıştır.
Diğer şıkların neden doğru olmadığını adım adım inceleyelim:
- B seçeneği (“Kitapların özensiz hazırlanması”): Matbaa, kalite kontrol süreçleriyle basım standartlarını yükseltmiş; el yazılarındaki hatalardan arınmış, daha düzgün nüshalar ortaya çıkarmıştır. Özensizliğin aksine, doğruluk ve titizlik artmıştır.
- C seçeneği (“Eserlerin pahalıya mal olması”): İlk etapta yatırım maliyeti yüksek olsa da, bir kez basılan binlerce kopyanın birim maliyeti çok düştü. Sonuçta basılı eserler daha ucuz ve yaygın hale geldi.
- D seçeneği (“Okuma oranının azalması”): Kitap sayısı ve erişim kolaylığı arttıkça, okuryazarlık oranları yükseldi. Dolayısıyla okuma azalmak yerine artmıştır.
Özetle, matbaanın en önemli kazanımı bilgiye hızlı ve kolay ulaşımı sağlamasıdır; bu da A seçeneğini doğru kılar. Diğer seçenekler matbaanın tarihsel etkileriyle çelişir veya tam tersini ifade eder.
13 Aşağıdaki buluşlardan hangisi insanların kültürel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yapılmamıştır?
- Mürekkebin yapılması
- Matbaanın kurulması
- Kağıdın yapılması
- Madenlerin işlenmesi
13. Sorunun Çözümü
Bu soruda, verilen buluşlardan hangisinin insanların kültürel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yapılmadığını bulmamız isteniyor. Kültürel ihtiyaçlar, bilgi aktarımı, eğitim, yazı ve basın gibi insan toplumunun değer, bilgi ve sanat üretebilme gereksinimlerini içerir.
-
Doğru Cevap (D): “Madenlerin işlenmesi”
Madenleri eritip şekillendirme süreci daha çok araç-gereç yapımı, savunma, inşaat veya ekonomi gibi pratik ihtiyaçları karşılamaya yöneliktir. Kültürel bir ürün ortaya koymaktan ziyade, temel ihtiyaçlar ve ticari amaçlar doğrultusunda gelişmiştir.
Diğer şıkların neden kültürel ihtiyaçlara hizmet ettiğini adım adım inceleyelim:
- A seçeneği (“Mürekkebin yapılması”): Yazılı kültürün temelini oluşturur. Kitap, mektup, tapınak yazıtları gibi eserlerin ortaya çıkmasını sağlayarak bilgi paylaşımını mümkün kılmıştır.
- B seçeneği (“Matbaanın kurulması”): Kültürel bir devrim niteliğindedir. Basılı kitap ve dökümanlar sayesinde düşünce, sanat ve bilim eserleri geniş kitlelere hızlıca ulaşmıştır.
- C seçeneği (“Kağıdın yapılması”): Yazı materyali olarak kağıt, kültürel belgelerin; edebi, dini ve bilimsel metinlerin korunması ve taşınması için geliştirilmiştir.
Görüldüğü üzere, mürekkep, kağıt ve matbaa buluşları doğrudan kültürel üretimi ve paylaşımı destekler. Oysa maden işleme teknolojisi, daha çok ekonomik, savunma veya inşai kullanım amaçlıdır. Bu nedenle doğru seçenek D şıkkıdır.
14
Ortaçağ Avrupa’sında dönemin ünlü kütüphaneleri teker teker kapatılıp bilimsel eserler toplu halde yakılırken; doğuda bilim insanları özgün fikirler üretmekteydi. Kuzey Afrika, Mısır ve Hindistan gibi çeşitli bölgelere İslamiyet’i yayan Müslümanlar buradaki bilimsel gelişmeleri kendi ülkelerine taşıdılar. Hintçe, Süryanice, Farsça ve özellikle Yunanca birçok eser Arapça’ ya çevrildi. Halifelerin ve devlet adamlarının bilime önem verip bilim insanlarını desteklemeleri ile gelişmeler daha da hızlandı ve birçok bilimsel kurum oluşturuldu.
Metne göre aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
- Ortaçağ’da Avrupalı bilim insanlarının özgün fikirler ürettiğine
- Farklı milletlerin bilimsel çalışmalarından faydalanıldığına
- Farklı dillerdeki eserlerin Arapçaya çevrildiğine
- Halifelerin ve devlet adamlarının bilim insanlarını desteklediğine
14. Sorunun Çözümü
Paragrafta Ortaçağ Avrupa’sında bilimsel eserlerin yakıldığı; buna karşın İslam dünyasında bilim insanlarının özgün fikirler ürettiği; farklı coğrafyalardan (Kuzey Afrika, Mısır, Hindistan) gelen eserlerin Arapçaya çevrildiği ve halifeler ile devlet adamlarının bu çalışmaları desteklediği anlatılmaktadır. “Ulaşılamaz” ifadesi, metinde kanıtlanmayan yargıyı işaret eder.
- Doğru Cevap (A): “Ortaçağ’da Avrupalı bilim insanlarının özgün fikirler ürettiğine” ifadesi paragrafta desteklenmez. Aksine, Avrupa’da eserler toplu halde yakılmış ve bilim geri kalmış olarak betimlenmiştir.
Diğer şıkların neden metinde yer aldığını inceleyelim:
- B seçeneği: “Farklı milletlerin bilimsel çalışmalarından faydalanıldığına” metinde “Kuzey Afrika, Mısır ve Hindistan gibi çeşitli bölgelere İslamiyet’i yayan Müslümanlar buradaki bilimsel gelişmeleri kendi ülkelerine taşıdılar.” ifadesiyle açıkça belirtilmiştir.
- C seçeneği: “Farklı dillerdeki eserlerin Arapçaya çevrildiğine” cümlesinde “Hintçe, Süryanice, Farsça ve özellikle Yunanca birçok eser Arapça’ya çevrildi.” denilerek doğrudan vurgulanmıştır.
- D seçeneği: “Halifelerin ve devlet adamlarının bilim insanlarını desteklediğine” “Halifelerin ve devlet adamlarının bilime önem verip bilim insanlarını desteklemeleri ile gelişmeler daha da hızlandı” cümlesiyle açıkça desteklenmiştir.
Özetle, B, C ve D şıkları paragrafta doğrudan kanıtlanırken, A şıkkı paragraftaki Avrupa’daki bilimsel geri kalmışlık tasvirine tamamen zıttır. Bu sebeple doğru cevap A şıkkıdır.
15 Aşağıdaki buluş ve kullanış alanının eşleştirmesinden hangisi yanlıştır?
- Yazı – Düşüncelerin saklanması
- Tekerlek – Ulaşımın kolaylaşması
- Para – Düşünce hayatının gelişmesi
- Ateş – Karanlığın aydınlanması
15. Sorunun Çözümü
Bu soruda, verilen buluşlar ile onların kullanım alanlarının eşleştirilmesindeki uygunluk veya uyumsuzluk sorgulanmaktadır. Amaç, hangi eşleştirmenin gerçeğe aykırı olduğunu saptamaktır. Her bir buluşun, tarihte insanların hangi temel ihtiyacını veya faydasını karşılamak üzere geliştirildiğini hatırlayarak ilerleyelim.
-
Doğru Cevap (C): “Para – Düşünce hayatının gelişmesi”
Para, esasen mal ve hizmetlerin değiş tokuşunu kolaylaştırmak, ekonomik ilişkileri düzenlemek için icat edilmiştir. Düşünce hayatının gelişmesine katkısı dolaylıdır; para buluşunun temel amacı kültürel veya entelektüel faaliyetler değil, ticari ve ekonomik işlemleri hızlandırmaktır. Bu nedenle “düşünce hayatının gelişmesi” doğrudan para buluşunun kullanım alanı olarak gösterilemez.
Diğer şıkların neden doğru eşleştirme olduğunu inceleyelim:
- A seçeneği (“Yazı – Düşüncelerin saklanması”): Yazı, insanlık tarihinin en önemli kültürel buluşlarından biridir. Düşünce, bilgi, duygular yazılı olarak kaydedilip gelecek kuşaklara aktarıldığı için bu eşleştirme tamamen doğrudur.
- B seçeneği (“Tekerlek – Ulaşımın kolaylaşması”): Tekerlek, taşımacılık ve makine imalatında devrim yaratmıştır. İnsanlar ve yükler, tekerlekli araçlarla daha hızlı ve az efor harcayarak taşınabilmiştir.
- D seçeneği (“Ateş – Karanlığın aydınlanması”): Ateşin kontrol altına alınması, hem ısınma hem de pişirme imkânı vermekle kalmamış, gece boyunca aydınlatma sağlayarak insanların karanlıkta da güvenle çalışmasını ve sosyalleşmesini mümkün kılmıştır.
Özetle, A, B ve D şıkları buluş ile gerçek kullanım amacı arasında doğrudan ve net bir ilişki kurarken, C seçeneğindeki “para” ile “düşünce hayatının gelişmesi” eşleştirmesi, buluşun asli amacından ziyade dolaylı bir etkiyi ifade ettiğinden yanlış kalmaktadır. Bu nedenle doğru cevap C şıkkıdır.
16
Teknolojik gelişmelerle birlikte 15. yüzyıldan günümüze kadar bilginin korunması, yaygınlaştırılması ve aktarılmasında bilim insanlarının katkılarıyla çeşitli değişimler yaşanmıştır.
Bu bilgilere göre;
1. Farklı bilim insanları bilginin serüvenine katkı sağlamışlardır.
2. Teknolojik gelişmelerle bilginin yaygınlaştırma işleminde değişiklikler olmuştur.
3. Bilginin yaygınlaştırılmasında en önemli icat genel ağdır.
yargılarıdan hangilerine ulaşılabilir?
- Yalnız 1
- 1 ve 2
- 1 ve 3
- 1, 2 ve 3
16. Sorunun Çözümü
Paragrafta 15. yüzyıldan itibaren teknolojik gelişmelerin bilginin korunması, yaygınlaştırılması ve aktarılmasında nasıl değişimler yarattığı; aynı zamanda çeşitli bilim insanlarının bu sürece katkı sağladığı vurgulanmıştır. “Ulaşılabilir” yargılar, doğrudan metinde belirtilen veya mantıksal olarak çıkarılabilen ifadelere dayanır.
-
Doğru Cevap (B): 1 ve 2
1. Farklı bilim insanlarının bilginin serüvenine katkı sağladığı metinde açıkça belirtiliyor. 2. Teknolojik gelişmelerle bilginin yaygınlaştırılmasında değişikliklerin olduğu da vurgulanıyor.
Üçüncü yargının neden metinde yer almadığını ve diğer şıkları inceleyelim:
- 3. yargı (“Bilginin yaygınlaştırılmasında en önemli icat genel ağdır”): Metin, 15. yüzyıldan günümüze kadar çeşitli teknolojik gelişmelerden söz ediyor ancak genel ağ (internet) kavramına veya onun en önemli icat olduğuna dair hiçbir ifade içermemektedir. Bu yüzden 3. yargıya ulaşamayız.
- A seçeneği (“Yalnız 1”): İçerikte hem bilim insanlarının katkıları hem de teknolojik değişimlerden bahsedildiğinden yalnızca 1. yargıyı seçmek eksik kalır.
- C seçeneği (“1 ve 3”): 1. yargı doğru olmakla birlikte 3. yargı metinde desteklenmediğinden bu eşleştirme yanlış olur.
- D seçeneği (“1, 2 ve 3”): Çünkü 3. yargı metinde yer almadığı için tümünü kapsayan seçenek yanlış bir sonuç verir.
Sonuç olarak, paragrafta doğrudan aktarılan fikirler 1 ve 2 numaralı yargılardır ve bu nedenle doğru seçenek B şıkkıdır.
17
• Abbasiler döneminde zengin bir kütüphaneye sahip Beytü’l-Hikme’nin kurulması,
• Büyük Selçuklu Döneminde Nizamiye Medreselerinin kurulması,
• Anadolu Selçuklu döneminde Gevher Nesibe Hatun tıp medresesinin kurulması,
• Osmanlı Devleti döneminde Galata Kulesi’nin rasathaneye çevrilmesi,
Verilen bilgilerde Türk – İslam Devletleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
- Bilimsel gelişmelere destek olmuşlardır.
- Bilimsel çalışma alanları oluşturmuşlardır.
- Bilime önem vermişlerdir.
- Avrupa’ya göre bilimsel gelişmelerde ilerlemişlerdir.
17. Sorunun Çözümü
Verilen listede, farklı Türk-İslam devletlerinin dönemlerinde kurulan bilimsel kurumlar ve rasathane gibi yapılar sıralanmıştır. Bu bilgiler; devletlerin bilimsel etkinliklere nasıl katkı sağladığını, hangi alanlarda destek oluşturduklarını ve bilim insanları için mekânlar inşa ettiklerini gösterir. “Değinilmemiş” yargı, metinden çıkarılamayan, desteklenmeyen bir sonucu işaret eder.
-
Doğru Cevap (D): “Avrupa’ya göre bilimsel gelişmelerde ilerlemişlerdir.”
Metin, sadece Türk-İslam devletlerinin kendi içindeki bilimsel yapıları ve destek mekanizmalarını sıralıyor. Avrupa ile karşılaştırma yapılmamış; dolayısıyla “Avrupa’ya göre ilerlemişler” ifadesine metinde hiçbir atıf bulunmamaktadır.
Diğer şıkların neden metinde yer aldığını inceleyelim:
-
A seçeneği: “Bilimsel gelişmelere destek olmuşlardır.”
Beytü’l-Hikme, Nizamiye medreseleri, tıp medresesi ve Galata rasathanesi kurulması, doğrudan bilimsel araştırma ve eğitim faaliyetlerine maddi ve yapısal destek sağlandığını gösterir. -
B seçeneği: “Bilimsel çalışma alanları oluşturmuşlardır.”
Medreseler ve rasathaneler, bilginlerin çalışacağı özel mekânlar oluşturmak anlamına gelir; dolayısıyla bu şık metinle örtüşür. -
C seçeneği: “Bilime önem vermişlerdir.”
Devlet eliyle kütüphane, medrese ve rasathane inşası, bilim insanlarına verilen önem ve önceliği açıkça ortaya koyar.
Özetle, A, B ve C şıkları metindeki kurumsal destek ve alan yaratma örnekleriyle doğrudan ilişkilidir; ancak Avrupa’yla karşılaştırma yapılmadığından D şıkkı paragrafta ulaşılamaz yargıdır.
18
M.Ö. 3000’lerde Mısır medeniyetinde hiyeroglif adı verilen resim yazısı kullanılmaya başlandı. Hiyeroglifteki semboller bazen nesneyi temsil ettiği gibi bazen de bir sesi temsil ediyordu. Örneğin, bir çift bacak, gitmek; bir çift göz, görmek anlamına geliyordu. Sümerleri ağır kil tabletlerine karşı Mısırlılar papirüs bitkisinden elde ettikleri bir kâğıt türü kullanıyorlardı. Papirüslerin üzerine farklı renkte mürekkepler kullanılarak fırça ve tüylerle yazı yazılabiliyor ve rulo haline getirilerek kolayca saklanabiliyordu.
Metne göre;
1. Sümerler kil tabletler üzerine yazı yazmışlardır.
2. Papirüs bilginin daha kolay saklanmasını sağlamıştır.
3. İlk yazıyı Mısırlılar bulmuştur.
bilgilerinden hangilerine ulaşılabilir?
- 1 ve 2
- 1 ve 3
- 2 ve 3
- 1, 2 ve 3
18. Sorunun Çözümü
Metinde M.Ö. 3000’lerde Mısır medeniyetinde hiyeroglif adını verdikleri resim yazısının kullanıldığı; bu yazıda sembollerin hem nesneyi hem de sesi temsil ettiği; ayrıca Mısırlıların papirüs bitkisinden elde ettikleri kâğıt türünü kullandıkları ve bunun \”rulo haline getirilerek kolayca saklanabildiği\” belirtilmiştir. Sümerlerin ise ağır kil tabletler üzerine yazı yazdıkları doğrudan karşılaştırma cümlesiyle aktarılmıştır.
-
Doğru Cevap (A): 1 ve 2
Buradan 1. ve 2. yargıların metinde açıkça doğrulandığını görüyoruz.
Detaylı açıklamalar:
- 1. yargı (“Sümerler kil tabletler üzerine yazı yazmışlardır”): Metnin ikinci cümlesinde Sümerlerin ağır kil tabletler kullandığına dair doğrudan ifade bulunmaktadır. Bu, Sümerlerin kil tabletlere yazı yazdığını göstermektedir.
- 2. yargı (“Papirüs bilginin daha kolay saklanmasını sağlamıştır”): Paragrafta “papirüslerin üzerine farklı renkte mürekkepler kullanılarak … rulo haline getirilerek kolayca saklanabildiği” ifadesi, papirüsün bilginin taşınması ve korunmasında sunduğu pratik avantajı vurgular.
- 3. yargı (“İlk yazıyı Mısırlılar bulmuştur”): Metinde sadece Mısır’da hiyeroglifin kullanıldığı zaman dilimi (M.Ö. 3000’ler) aktarılır; yazının kökenine dair hiçbir karşılaştırma veya “ilk yazı” tanımı yapılmamıştır. Dolayısıyla bu yargıya ulaşamayız.
Sonuç olarak, metinden yalnızca 1 ve 2 numaralı yargılara ulaşılabildiği için doğru seçenek A şıkkıdır.
19
Evliya Çelebi’nden öğrendiğimize göre XVII. yüzyılda Sarayburnu’nda yapılan şenlikler sırasında Lagari Hasan Çelebi, kendi icadı olan yedi kollu bir fişeği barut macunları ile doldurup bindikten sonra, fişeklerin ateşlenmesiyle gökyüzüne doğru fırlatılır. 250-300 metre havalanan ve 20 saniye kadar havada kalmasıyla roket çalışmalarını ilk başlatan kişi olmuştur.
Verilen metne göre Lagari Hasan Çelebi’nin hangi alanda çalışmalar yaptığını söyleyebiliriz?
- Astronomi
- Matematik
- Coğrafya
- Biyoloji
19. Sorunun Çözümü
Metinde XVII. yüzyılda Lagari Hasan Çelebi’nin kendi icadı olan yedi kollu fişeği barut macunları ile doldurup ateşleyerek gökyüzüne fırlattığı; yaklaşık 250–300 metre yükselip 20 saniye kadar havada kaldığı anlatılmaktadır. Bu faaliyet, gök cisimlerinin konumunu incelemekten ziyade roket teknolojisi ve fırlatma mekaniği ile ilgilidir. Soruda “hangi alanda çalışmalar yaptığını” belirlemek istediğinden, en uygun bilim dalını seçmeliyiz.
-
Doğru Cevap (A): Astronomi
Roket çalışmaları, erken dönem astronomik gözlemler kadar olmasa da gökyüzüne erişme ve uzayın sınırlarını keşfetme amacı taşır. Fişeğin fırlatılması, gök cisimlerine ulaşma ve uzay mekaniği temellerine yönelik ilk adımları temsil ettiğinden, bu bağlamda astronomi bilim dalıyla ilişkilidir.
Diğer şıkların neden doğru cevap olmadığına bakalım:
- B seçeneği (“Matematik”): Matematik, sayılar ve soyut yapılarla ilgilidir. Roket yapımı için hesaplamalar gerekse de metinde hesaplama veya formül kullanımı belirtilmemiştir.
- C seçeneği (“Coğrafya”): Coğrafya, yeryüzü biçimlerini ve harita bilgilerini inceler. Fişek fırlatma deneyi, yeryüzü özelliklerinden ziyade gökyüzü ve uzay mekaniğine odaklanır.
- D seçeneği (“Biyoloji”): Biyoloji canlıların yapısını ve işleyişini araştırır. Roket çalışmaları canlıları konu almadığından bu alanla ilgisi yoktur.
Özetle, Lagari Hasan Çelebi’nin gökyüzüne bir araç fırlatma deneyi, insanlığın uzaya erişme çabalarının ilk örneklerinden biridir ve bu nedenle en uygun alan Astronomi olarak kabul edilir.
20
• Matbaayı Çinliler icat ettiler.
• 751 Talas Savaşı ile Müslümanlar Çinlilerden matbaayı öğrendiler.
• Haçlı Savaşları sonrasında Avrupalılar Müslümanlardan matbaayı öğrendiler.
• Gutenberg 1440 yılında hareketli parçalar ile yazı baskısını başlattı.
Matbaanın zaman içinde gelişimi dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
- Bilimsel gelişmelerin yolu açılmıştır.
- Bilgiye ulaşım kolaylaşmıştır.
- Kitap fiyatları artmıştır.
- İnsanların bilgi ve kültür düzeyi yükselmiştir.
20. Sorunun Çözümü
Matbaanın Çinliler tarafından icadı, Müslümanlar ve Avrupalılar aracılığıyla yayılması ve Gutenberg’in hareketli parçalarla baskıyı başlatması, bilginin hızlı çoğalması ve yayılımı sürecini gösterir. Bu tarihsel gelişmeler, bilgi üretimi ve paylaşımında önemli dönüşümlere yol açmıştır. Soruda “ulaşılamaz” ifadesiyle, metinden çıkarılamayan veya ters düşen sonucu bulmamız istenmektedir.
-
Doğru Cevap (C): “Kitap fiyatları artmıştır.”
Matbaa icadıyla kitaplar elle yazılan nüshalara göre çok daha hızlı ve seri üretilmeye başlanmıştır. Bu durum, kitap maliyetini düşürmüş, fiyatların ucuzlamasını sağlamıştır. Dolayısıyla “kitap fiyatlarının artması” ifadesi metinle çelişir ve ulaşılmaz bir yargıdır.
Diğer şıkların neden metinden ulaşılabilir olduğunu inceleyelim:
- A seçeneği (“Bilimsel gelişmelerin yolu açılmıştır”): Matbaa, bilimsel eserlerin daha hızlı çoğaltılmasını sağlayarak fikirlerin geniş kitlelere ulaşmasını ve yeni araştırmalara temel oluşturmasını mümkün kılmıştır.
- B seçeneği (“Bilgiye ulaşım kolaylaşmıştır”): Baskı teknolojisi, kitap ve belge çoğaltmayı seri hale getirerek okurların çeşitli kaynaklara daha kolay erişmesine imkân tanımıştır.
- D seçeneği (“İnsanların bilgi ve kültür düzeyi yükselmiştir”): Daha fazla ve çeşitli eser yaygınlaştıkça eğitime erişim arttı, okuryazarlık oranı yükseldi ve toplumların kültürel birikimi zenginleşti.
Özetle, A, B ve D şıkları matbaanın tarihsel etkileri arasında yer alırken, C şıkkı matbaanın sağladığı ekonomik avantajla çelişmektedir. Bu nedenle doğru cevap C şıkkıdır.