1
Türkiye’nin 2009-2018 yılları arasındaki doğum oranlarını gösteren tablo aşağıdaki gibidir.
| Doğum Oranı (Binde) |
2009 | 2010 | 2011 | 2012 | 2013 | 2014 | 2015 | 2016 | 2017 | 2018 |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| Oran | 17,6 | 17,2 | 16,9 | 17,2 | 17 | 17,5 | 17,1 | 16,6 | 16,1 | 15,3 |
Verilen tabloya göre aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- Ülkemizde doğum oranı düzenli olarak azalmaktadır.
- Doğum oranında en fazla azalış 2010 yılında olmuştur.
- Sağlık hizmetlerinin gelişmesi ölüm oranlarını azaltmıştır.
- Doğum oranının en yüksek olduğu yıl 2009’dur.
1. Sorunun Çözümü
Tabloda 2009’dan 2018’e kadar olan doğum oranları (binde) incelendiğinde, en yüksek değerin açıkça 2009 yılına ait olduğu görülmektedir. Doğum oranlarının yıllar içindeki değişimi şu şekildedir: 17,6 → 17,2 → 16,9 → 17,2 → 17,0 → 17,5 → 17,1 → 16,6 → 16,1 → 15,3. Bu dalgalı seyir içinde 2009, 17,6 ile en yüksek başlangıç değerine sahip olduğundan, doğru cevap “D” şıkkıdır. Diğer şıklar ise aşağıdaki nedenlerle yanlış olur:
- A şıkkı: “Ülkemizde doğum oranı düzenli olarak azalmaktadır.” ifadesi yanıltıcıdır; çünkü 2011’den 2012’ye ve 2013’ten 2014’e doğum oranı artış göstermiştir.
- B şıkkı: “Doğum oranında en fazla azalış 2010 yılında olmuştur.” denilmiş; ancak en büyük düşüş 2017’den 2018’e (16,1 → 15,3) gerçekleşmiş, 2010’da ise sadece 17,6’dan 17,2’ye 0,4’lük düşüş yaşanmıştır.
- C şıkkı: “Sağlık hizmetlerinin gelişmesi ölüm oranlarını azaltmıştır.” ifadesi tabloyla ilgili değildir; tablo doğum oranlarını içermekte, ölüm oranlarına veya sağlık hizmetlerine dair veri sunmamaktadır.
Bu nedenle, D şıkkı en mantıklı seçenek olarak öne çıkar: “Doğum oranının en yüksek olduğu yıl 2009’dur.”
2
Türkiye’nin güney kıyılarına, birçok ülkeden yaz mevsimi boyunca turist gelmektedir. Bu insanların bölgeye gelmesiyle ticaret canlanır ve bölgede çok sayıda kişiye iş imkânı doğar.
Yukarıdaki bilgilere dayanarak aşağıdaki sonuçlardan hangisi çıkarılamaz?
- Türkiye’nin güney kıyıları yaz turizmi için elverişlidir.
- Turizm sektöründe mevsimlik işçi çalıştırılır.
- Türkiye turizm sektöründen döviz elde eder.
- Türkiye’de en fazla turist güney kıyılarına gelir.
2. Sorunun Çözümü
Verilen metinde Türkiye’nin güney kıyılarına yaz sezonunda birçok turist geldiği, bunun sonucunda ticaretin canlandığı ve iş imkânlarının arttığı belirtilmiştir. Bu bilgiler ışığında, seçeneklerin her birini tek tek inceleyelim ve hangisinin doğrudan çıkarılamayacağını bulalım.
- A şıkkı: “Türkiye’nin güney kıyıları yaz turizmi için elverişlidir.” Bu ifade, güney kıyılarına turist akını olmasıyla örtüşür; çünkü turistler ancak elverişli iklim ve imkânlar varsa gelir. Dolayısıyla çıkarılabilir.
- B şıkkı: “Turizm sektöründe mevsimlik işçi çalıştırılır.” Metinde “yaz mevsimi boyunca turist gelmektedir” ifadesi geçer. Bu durum mevsimlik istihdam gerektirir; dolayısıyla mevsimlik işçi kavramı mantıklıdır ve çıkarılabilir.
- C şıkkı: “Türkiye turizm sektöründen döviz elde eder.” Yabancı turistler ülkeye döviz getirir. Turistler geldiğinde harcama yaparlar; bu nedenle döviz girdisi olduğu çıkarılabilir.
- D şıkkı: “Türkiye’de en fazla turist güney kıyılarına gelir.” Metin yalnızca güney kıyılarına çok sayıda turist geldiğini belirtir; başka bölgelerle karşılaştırma yapmamıştır. Bu nedenle “en fazla” ifadesi çıkarılamaz.
Sonuç olarak, diğer tüm şıklar verilen bilgilerden mantıklı şekilde çıkarılabilirken, D şıkkı doğrudan metinde yer alan bilgilerle desteklenmez. Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.
3
Göçün çeşitli sosyal, ekonomik ve kültürel sonuçlar vardır. Bu sonuçlar; göç alan yerleri, göçe aktif olarak katılan bireyleri ve göç veren yerleri farklı biçimlerde etkiler.
Buna göre göçün sonuçları düşünüldüğünde göç alan şehirlerde aşağıdaki sonuçlardan hangisi beklenemez?
- İş gücünün azalması
- Düzensiz bir kentleşmenin meydana gelmesi
- Trafik sorunlarının ortaya çıkması
- Vatandaşlara verilen hizmetlerde aksamaların yaşanması
3. Sorunun Çözümü
Göçün sosyal, ekonomik ve kültürel etkileri; göç alan şehirlerde iş gücü, altyapı ve hizmetler üzerinde farklı etkileşimler yaratır. Verilen bilgiler ışığında, seçenekleri tek tek değerlendirerek hangi sonucun göç alan şehirlerde beklenemeyeceğini bulalım.
- A şıkkı: “İş gücünün azalması” Göç alan şehirler, farklı bölgelerden gelen nüfus artışıyla birlikte iş gücünde artış yaşar. Dolayısıyla iş gücünün azalması beklenemez.
- B şıkkı: “Düzensiz bir kentleşmenin meydana gelmesi” Ani nüfus artışı, barınma ve altyapı planlamasının yetersiz kalmasına neden olur; bu da düzensiz kentleşmeyi beraberinde getirir. Bu sonuç beklenebilir.
- C şıkkı: “Trafik sorunlarının ortaya çıkması” Yeni gelen nüfus yoğunluğu, ulaşım altyapısına baskı yaparak trafik sıkışıklığı oluşturur. Bu durum da beklenen bir sonuçtur.
- D şıkkı: “Vatandaşlara verilen hizmetlerde aksamaların yaşanması” Sağlık, eğitim, ulaştırma gibi hizmetlerde talep artışı, mevcut kapasitenin yetersiz kalmasına ve hizmet aksaklıklarına yol açar. Bu nedenle bu sonuç da beklenebilir.
Yukarıdaki açıklamalara göre, göç alan şehirlerde iş gücünün azalması mantıklı bir etki değildir. Bu yüzden doğru cevap olarak “A” şıkkı işaretlenmelidir.
4
• Ağrı
• Kars
• Gümüşhane
Yukarıdaki illerin göç vermesinde;
1. yeryüzü şekillerinin engebeli olması,
2. sanayinin gelişmiş olması,
3. ulaşımın gelişmiş olması
gibi faktörlerden hangileri etkilidir?
- Yalnız 1
- Yalnız 2
- 1 ve 3
- 2 ve 3
4. Sorunun Çözümü
Ağrı, Kars ve Gümüşhane gibi yüksek rakımlı ve engebeli arazisi olan iller, özellikle tarım ve hayvancılık faaliyetlerini olumsuz etkileyen coğrafi koşullara sahiptir. Bu tür coğrafi zorluklar yaşam koşullarını zorlaştırarak, yerel halkın daha uygun iklim ve arazi yapısına sahip bölgelere göç etmesine yol açar. Şimdi şıkları tek tek inceleyelim:
- 1. yeryüzü şekillerinin engebeli olması: Ağrı ve çevresi başta olmak üzere doğu illerinde dağlık ve taşlı arazi, zorlu iklim koşulları ve kısa tarım sezonu göçü tetikleyen en önemli faktördür. Bu nedenle etkilidir.
- 2. sanayinin gelişmiş olması: Sanayinin gelişmiş bölgelerde istihdam imkânı artar, göç veren iller için tam tersine bu bir çekim faktörüdür. Soruda göç veren iller söz konusu olduğundan, gelişmiş sanayi bu illerde bulunmaz; dolayısıyla etkili değildir.
- 3. ulaşımın gelişmiş olması: Gelişmiş ulaşım, göçü kolaylaştıran bir araçtır; ancak söz konusu illerde karayolu ve demiryolu altyapısı sınırlıdır. Yani ulaşımın gelişmiş olması bu iller için geçerli değildir ve göç nedenleri arasında sayılmaz.
Özetle, sadece 1. faktör — yeryüzü şekillerinin engebeli olması — Ağrı, Kars ve Gümüşhane’den göçü tetikleyen gerçek bir etkendir. Diğer faktörler ya bu illerde mevcut değildir ya da göçü değil, tersine yerleşmeyi teşvik eden koşullardır. Bu yüzden doğru cevap “A” şıkkıdır.
5
Göçün nedenlerinden bazıları şunlardır:
1. Toprakların miras yoluyla küçülmesi sonucu yapılan göç
2. Sağlık hizmetlerinin yetersizliğinden dolayı yapılan göç
3. Hava ve gürültü kirliliğinden dolayı yapılan göç
4. Daha iyi bir eğitim hizmeti almak için yapılan göç
Buna göre göçlerden hangisinin yönü diğerlerinden farklıdır?
- 1
- 2
- 3
- 4
5. Sorunun Çözümü
Göç nedenleri genellikle belli bir yönde (kırsaldan kente veya kentten kırsala) gerçekleşir. Listelenen nedenleri incelediğimizde:
- 1. Toprakların miras yoluyla küçülmesi sonucu yapılan göç: Kırsal alanlardaki toprakların bölünmesi, tarımsal arazinin yetersiz kalmasına ve kırsaldan kente göçe yol açar.
- 2. Sağlık hizmetlerinin yetersizliğinden dolayı yapılan göç: Yetersiz sağlık imkânları, genellikle kentsel merkezlere yönelmeyi tetikler; bu da kırsaldan kente göç demektir.
- 3. Hava ve gürültü kirliliğinden dolayı yapılan göç: Bu durum kent içindeki olumsuz çevre koşullarından kaçışı ifade eder ve kentten kırsala göç yönünü gösterir.
- 4. Daha iyi bir eğitim hizmeti almak için yapılan göç: Eğitim olanaklarının yoğunlaştığı şehir merkezlerine doğru kırsaldan kente göçü ifade eder.
Yukarıdaki açıklamalara göre, 1, 2 ve 4 numaralı göç türleri kırsaldan kente doğru bir yönelim gösterirken; 3. şık ise kirli ve yoğun kent ortamından uzaklaşılarak kentten kırsala yönelen göçü ifade eder. Bu açıdan, yönü diğerlerinden farklı olan göç türü “3. Hava ve gürültü kirliliğinden dolayı yapılan göç” olduğundan, doğru cevap “C” şıkkıdır.
6 Hangisi yerleşmeyi sınırlandıran faktörlerden değildir?
- Kurak geçen yaz mevsimi
- Yer şekillerinin engebeli olması
- Yağışın fazla olması
- Sanayinin gelişmemiş olması
6. Sorunun Çözümü
Yerleşmeyi sınırlandıran faktörler, insanların uzun süreli yaşama ve yerleşme tercihlerini etkileyen coğrafi ve sosyo-ekonomik koşulları ifade eder. Bu durumda verilen şıklardan hangisinin yerleşmeyi sınırlandırmayan, aksine kolaylaştıran bir faktör olduğunu belirlemek için her bir seçeneği inceleyelim.
- A şıkkı: “Kurak geçen yaz mevsimi” Kuraklık su kaynaklarını kısıtlar ve tarımsal faaliyetleri zorlaştırır. Bu durum, su ihtiyacının karşılanamaması nedeniyle yerleşmeyi sınırlandıran bir etkendir.
- B şıkkı: “Yer şekillerinin engebeli olması” Dağlık, kayalık ve engebeli araziler altyapı kurulmasını zorlaştırır, ulaşımı güçleştirir ve inşaat maliyetlerini artırır; dolayısıyla yerleşmeyi sınırlandırır.
- C şıkkı: “Yağışın fazla olması” Bol yağış, su kaynaklarının zenginleşmesini sağlar, tarımsal verimliliği artırır ve içme suyu ihtiyaçlarını kolayca karşılar. Bu koşullar yerleşmeyi kolaylaştıran bir faktördür; dolayısıyla sınırlandıran faktörler arasında yer almaz.
- D şıkkı: “Sanayinin gelişmemiş olması” Sanayinin az gelişmiş olması iş imkânlarını kısıtlar ve ekonomik canlılığı düşürür, bu da insanları başka bölgelere göç etmeye teşvik ederek yerleşmeyi sınırlandıran bir etkendir.
Özetle, A, B ve D şıkları, su kıtlığı, zorlu arazi koşulları ve ekonomik imkân eksikliği nedeniyle yerleşmeyi sınırlandıran faktörlerdir. Buna karşın C şıkkı ― yağışın fazla olması ― yerleşmeyi destekleyen ve kolaylaştıran bir koşul olduğundan, doğru cevap “C” şıkkıdır.
7 Yerleşme özgürlüğü aşağıdaki nedenlerden hangisinden dolayı sınırlandırılamaz?
- Kamu mallarını korumak
- Suç işlenmesini önlemek
- Şehir nüfusunun artmasını önlemek
- Kamu düzenini korumak
7. Sorunun Çözümü
Yerleşme özgürlüğü, Anayasa ve insan hakları sözleşmeleriyle güvence altına alınan temel bir haktır. Bu hakkın sınırlandırılabilmesi için özellikle kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi veya kamu mallarının korunması gibi meşru ve anayasal dayanağı olan nedenler gereklidir. Şimdi şıkları inceleyelim:
- A şıkkı: “Kamu mallarını korumak” Yerleşme sırasında doğal ve kültürel mirasın, park ve yeşil alanların zarar görmesini önlemek amacıyla sınırlamalar getirilebilir; bu nedenle sınırlandırılabilir.
- B şıkkı: “Suç işlenmesini önlemek” Güvenlik amacıyla belirli bölgede oturma veya yerleşme yasağı konularak suç riskini azaltmak mümkündür; dolayısıyla sınırlandırılabilir.
- C şıkkı: “Şehir nüfusunun artmasını önlemek” Yerleşme hakkı nüfus artışını kontrol etmek için kullanılamaz. Demografik kaygılar, keyfi kısıtlamalara meşruiyet kazandırmaz; bu nedenle sınırlandırılamaz.
- D şıkkı: “Kamu düzenini korumak” Toplumsal düzenin korunması amacıyla afet riski veya tapu ihtilafı gibi durumlarda yerleşme sınırlandırılabilir; bu nedenle sınırlandırılabilir.
Özetle, A, B ve D şıkları, kamu yararına ve hukuki dayanağa sahip sınırlandırma gerekçeleridir. Oysa C şıkkı — şehir nüfusunun artmasının önlenmesi — insan haklarına ve hukuka uygun bir zemin oluşturmadığından yerleşme özgürlüğünü kısıtlayamaz. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.
8 Ülkemizde nüfus sayımı ve istatistiklerden sorumlu kuruluşun adı aşağıdakilerden hangisidir?
- TÜİK
- TÜRKSOY
- TEMA
- Türk Dil Kurumu
8. Sorunun Çözümü
Türkiye’de nüfus sayımı, demografik veriler, istatistiksel analizler ve ekonomik göstergeler gibi geniş kapsamlı istatistiksel çalışmalardan sorumlu resmi kuruluş TÜİK olarak bilinir. TÜİK’in açılımı Türkiye İstatistik Kurumu olup, her beş yılda bir nüfus sayımı yapma yetkisine sahiptir ve bu verileri toplumun planlama, kalkınma ve kamu hizmetleri doğrultusunda kullanıma sunar. Diğer seçenekler ise farklı görev tanımlarına sahiptir ve nüfus sayımı yetkisi bulunmaz:
- B şıkkı: “TÜRKSOY” — Uluslararası Türk Kültür Teşkilatı olup, Türk dünyasındaki kültürel işbirliğini destekler; istatistik üretmez.
- C şıkkı: “TEMA” — Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfıdır; çevre ve toprak koruma alanında çalışır, nüfus sayımına ilişkin görev üstlenmez.
- D şıkkı: “Türk Dil Kurumu” — dil araştırmaları, sözlük ve yazım kurallarını belirleme gibi dil politikası alanında hizmet veren kurumdur; istatistik işleriyle ilgilenmez.
Bu açıklamalar doğrultusunda, nüfus sayımı ve istatistiksel verilerin üretimi konusunda tek yetkili ve sorumlu kurum TÜİK olduğundan, doğru cevap “A” şıkkıdır.
9 Aşağıdakilerden hangisi bir ülkenin yaşlı nüfusu olduğunu gösterir?
- Ortalama yaşam süresinin kısalması
- Tarım ürünleri üretiminin fazla olması
- Tarımla uğraşan nüfusun ülke nüfusuna göre çok olması
- Çalışan nüfusun yaş ortalamasının yüksek olması
9. Sorunun Çözümü
Bir ülkenin yaşlı nüfusu, demografik yapısı içinde ileri yaşta (genellikle 65 ve üzeri) bireylerin oranının yüksek olduğunu gösterir. Yaşlı nüfusun seviyesi; ortalama yaşam süresi, ekonomik faaliyetler veya tarımsal üretim miktarından ziyade, nüfusun yaş dağılımına ve özellikle çalışan nüfusun yaş ortalamasına bağlıdır. Şimdi şıkları tek tek inceleyelim:
- A şıkkı: “Ortalama yaşam süresinin kısalması” Ortalama yaşam süresinin kısalması, bir ülkenin sağlıksız koşullara veya yüksek ölüm oranlarına işaret eder; yaşlı nüfusun artmasıyla değil, yaşlı nüfusun azalmasıyla ilişkilidir.
- B şıkkı: “Tarım ürünleri üretiminin fazla olması” Tarımsal üretim, ekonomik faaliyetlerin yoğunluğunu yansıtır ancak nüfusun yaş dağılımını göstermez; bu nedenle yaşlı nüfus seviyesi hakkında bilgi vermez.
- C şıkkı: “Tarımla uğraşan nüfusun ülke nüfusuna göre çok olması” Kırsal istihdam veya tarım sektöründeki iş gücü oranı, genç-yaşlı dağılımla doğrudan bağlantılı değildir; özellikle yaşlı nüfusun nispi yoğunluğunu göstermez.
- D şıkkı: “Çalışan nüfusun yaş ortalamasının yüksek olması” Bir ülkenin iş gücündeki kişilerin ortalama yaşı yükseldiğinde, genç nüfus oranı düşer ve yaşlı nüfus oranı artar. Bu durum yaşlı nüfusun fazla olduğunu gösteren doğrudan bir göstergedir.
Bu açıklamalara göre, doğru cevap “D” şıkkıdır; çünkü çalışan nüfusun yaş ortalamasının yüksek olması demografik yaşlanmayı ve yaşlı nüfus oranının artışını net bir şekilde ifade eder. Diğer şıklar ise yaşlı nüfusun düzeyine dair güvenilir bilgi sunmaz.
10 Türkiye’de yapılan nüfus sayımı sonuçlarına göre aşağıdakilerden hangi konuda bilgi edinemeyiz?
- Ülkedeki çocuk sayısı
- Ülkemizdeki okur yazar oranı
- Ülkemizde ki turistik yerlerin sayısı
- Ülkede çalışabilecek ortalama insan sayısı
10. Sorunun Çözümü
Türkiye’de yapılan nüfus sayımı, demografik yapıyı, eğitim düzeyini, yaş dağılımını, cinsiyet oranlarını, meslek gruplarını ve benzeri sosyal ve ekonomik verileri ortaya koyar. Ancak nüfus sayımı, coğrafi veya turistik envanter çalışması değildir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek hangisinin nüfus sayımıyla elde edilemeyeceğini belirleyelim.
- A şıkkı: “Ülkedeki çocuk sayısı” Nüfus sayımı sırasında 0–14 yaş grubundaki bireyler ayrı kategoride toplanır. Dolayısıyla çocuk sayısını öğrenebiliriz.
- B şıkkı: “Ülkemizdeki okur yazar oranı” Nüfus sayımlarında eğitim durumu sorgulanır; okuryazar ve okuryazar olmayan bireyler ayrılır. Böylece okur yazar oranı belirlenebilir.
- C şıkkı: “Ülkemizdeki turistik yerlerin sayısı” Turistik yerler, kültür ve turizm bakanlığı veya coğrafya enstitülerinin sorumluluğundadır. İçerik bakımından nüfus sayımı veri toplama alanına girmez; bilgi edinemeyiz.
- D şıkkı: “Ülkede çalışabilecek ortalama insan sayısı” Nüfus sayımında 15–64 yaş grubu, çalışma çağındaki nüfus olarak sınıflandırılır. Bu sayede çalışabilecek nüfusun büyüklüğü hakkında bilgi alabiliriz.
Özetle, nüfus sayımı istatistikleri çocuk sayısı, okur yazar oranı ve çalışma çağındaki nüfus verilerini kapsar. Buna karşın turistik yerlerin sayısı demografik bir gösterge olmadığından nüfus sayımıyla elde edilemez. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.
11
Doğu Anadolu Türkiye’de yüzölçümü en fazla olan bölgedir. Buna rağmen nüfuslanma oldukça azdır.
Doğu Anadolu Bölgesi’nin bu özelliği aşağıdakilerden hangisinin sonucudur?
- Dağların volkanik yapıda olması
- Yer şekillerinin engebeli ve yüksek olması
- Doğum oranının düşük olması
- Göllerin geniş yer kaplaması
11. Sorunun Çözümü
Doğu Anadolu Bölgesi, Türkiye’nin yüzölçümü bakımından en geniş alanını oluşturmasına rağmen nüfus yoğunluğu düşük kalmaktadır. Bu durum, bölgenin coğrafi ve fiziki koşullarından kaynaklanır. Şıklar arasında hangi faktörün bu düşük nüfuslanmanın asıl nedeni olduğunu bulmak için seçenekleri inceleyelim:
-
A şıkkı: “Dağların volkanik yapıda olması”
Volkanik zemin, bazı tarım ürünlerinin yetişmesine elverişli olabilir; örneğin volkanik toprak minerallerce zengindir. Ancak bölgedeki düşük nüfuslanmayı doğrudan açıklayan bir faktör değildir. -
B şıkkı: “Yer şekillerinin engebeli ve yüksek olması”
Doğu Anadolu’da ortalama rakım yüksek, arazi son derece engebelidir. Yüksek dağ sıraları arasındaki dar vadiler, iklimin sert ve karasal olmasına, tarımın kısıtlanmasına ve ulaşım güçlüklerine yol açar. Bu olumsuz koşullar, yerleşmeyi zorlaştıran temel etkendir. -
C şıkkı: “Doğum oranının düşük olması”
Bölge genelinde doğum oranları Türkiye ortalamasından farklılık gösterebilir, ancak nüfuslanmanın düşük olmasının birincil sebebi değildir. Fiziksel engeller daha baskındır. -
D şıkkı: “Göllerin geniş yer kaplaması”
Bölgede Van Gölü gibi büyük göller bulunmasına rağmen, bu göller etraflarındaki alanların geniş yer tutması nüfuslanmayı tümüyle sınırlandırmaz; hatta göl kenarları bazı yerleşimlere imkân sağlar.
Özetle, Doğu Anadolu Bölgesi’nin zorlu coğrafi yapısı — yüksek rakım, dar vadiler ve engebeli araziler — insan yerleşimini sınırlar. Tarım ve hayvancılık teknikleri daha güç olsa da esas olarak konut, altyapı ve ulaşım yatırımları için maliyet yüksekliği, bu bölgede nüfuslanmayı azaltan başlıca etkidir. Bu nedenle doğru cevap “B” şıkkıdır.
12 Türkiye’de yapılan nüfus sayım sistemi 2007 yılından itibaren nasıl yapılmaktadır?
- Adrese dayalı kayıt sistemi
- 5 yılda bir yapılan sayımlar
- 10 yılda bir yapılan sayımlar
- Nüfus memurlarıyla yapılan sayımlar
12. Sorunun Çözümü
2007 yılına kadar Türkiye’de nüfus sayımları genellikle fiili sayaçlarla ve beş yılda bir yapılırken, 2007’den itibaren modernizasyon amacıyla Adrese Dayalı Kayıt Sistemi (ADKS) kullanılmaya başlanmıştır. Bu sistemde her vatandaşın ikamet adresi nüfus müdürlüklerindeki MERNİS veri tabanına işlenir ve yıllık güncellemelerle en güncel demografik veriler elde edilir. Şimdi seçenekleri inceleyerek neden diğerlerinin yanlış, A şıkkının ise doğru olduğunu görelim.
- A şıkkı: “Adrese dayalı kayıt sistemi” 2007’den beri nüfus sayımının temel dayanağıdır. Vatandaşların adres bilgileri elektronik ortamda tutulur, böylece fiili sayım yerine kayıt sistemi üzerinden demografik veriler çıkarılır. Bu sistemle nüfus hareketleri daha hızlı ve doğru izlenir; doğru cevaptır.
- B şıkkı: “5 yılda bir yapılan sayımlar” Önceki uygulamada beş yılda bir fiili sayım yapılırken, ADKS’ye geçilince her yıl güncel veriler alınır. Dolayısıyla 2007’den itibaren artık düzenli beş yıllık sayaçlar değil, sürekli kayıt takibi söz konusu olduğu için yanlıştır.
- C şıkkı: “10 yılda bir yapılan sayımlar” Hiçbir dönem böyle bir periyot uygulanmamıştır; ülkemizde uzun yıllar beş yılda bir yapılan fiili sayımlar varken, 2007 sonrası sürekli kayıt esasıyla on yılda bir uygulama hiç kullanılmamıştır. Bu nedenle yanlıştır.
- D şıkkı: “Nüfus memurlarıyla yapılan sayımlar” ADKS ile saha çalışması asgariye indirilmiş, fiili sayaçlar yerine MERNİS veri tabanına dayalı güncellemeler yapılmıştır. Nüfus memurları sadece adres beyanı ve veri doğrulama işlerinde rol alır; sayım fiilen memur gezileriyle değil kayıt sistemiyle yürütülür, dolayısıyla yanlıştır.
Özetle, 2007’den itibaren Türkiye’de nüfus sayımı, vatandaşların ikamet adreslerinin merkezi kayıtlarda tutulduğu ve her yıl güncellendiği Adrese Dayalı Kayıt Sistemi ile gerçekleştirilmektedir. Bu nedenle doğru cevap “A” şıkkıdır.
13
1. Doğum oranı fazladır.
2. Nüfus artış hızı yüksektir.
3. Kentsel nüfus azdır.
4. Kırsaldan kente göç fazladır.
Yukarıdakiler hangi şehrin özelliklerindendir?
- Ankara
- İstanbul
- İzmir
- Elazığ
13. Sorunun Çözümü
Verilen özellikler ışığında:
- Doğum oranı fazladır: Nüfus artış hızının yüksek olmasının temel nedeni yüksek doğum oranıdır.
- Nüfus artış hızı yüksektir: Doğum oranı ile paralel olarak nüfus artışı hız kazanır.
- Kentsel nüfus azdır: Şehir merkezindeki nüfus oranı düşüktür, kırsal kesimden gelip kalıcı olarak yerleşen nüfus görece azdır.
- Kırsaldan kente göç fazladır: Başta tarım ve hayvancılığın yaygın olduğu kırsal alandan kent merkezlerine yönelim söz konusudur.
Bu demografik ve coğrafi özellikler, genellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki daha küçük şehirlerde görülür. Ankara, İstanbul ve İzmir gibi metropoller, kentsel nüfusun yüksek olduğu, doğum oranlarının ülke ortalamasına yakın veya daha düşük seyrettiği yerlerdir. Bu nedenle;
- A şıkkı (Ankara): Başkent olması, yüksek kentsel nüfus ve gelişmiş hizmetler nedeniyle kentsel oranı yüksektir; bu soru için uygun değildir.
- B şıkkı (İstanbul): Türkiye’nin en büyük ve en kalabalık şehri, kentsel nüfusu çok yüksektir; özelliklerle uyuşmaz.
- C şıkkı (İzmir): Büyük bir liman kenti olması dolayısıyla kentsel nüfusun baskın olduğu bir yapıya sahiptir.
- D şıkkı (Elazığ): Doğu’da yer alan, tarım ve hayvancılığın hâkim olduğu bir şehir olup; doğum oranı yüksek, nüfus artış hızı yüksek, kentsel nüfus oranı görece düşük ve kırsaldan kente göçün belirgin olduğu bir demografik profile sahiptir.
Yukarıdaki değerlendirmeler doğrultusunda, verilen dört özellik en iyi şekilde Elazığ için geçerlidir. Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.
14 Türkiye’de yaşlı nüfus oranının düşük olması neyi gösterir?
- Ortalama insan ömrünün uzun olduğunu
- Gelişmiş bir ülke olduğunu
- Nüfus artış hızının az olduğunu
- Dinamik nüfusun fazla olduğunu
14. Sorunun Çözümü
Türkiye’deki yaşlı nüfus oranı, 65 yaş ve üzeri bireylerin toplam nüfusa oranını ifade eder. Bu oranın düşük oluşu, geçmişteki doğum ve ölüm dengesi ile bugünkü demografik yapıyı yansıtır. Şimdi seçenekleri adım adım inceleyerek hangisinin bu durumu en doğru şekilde açıkladığını görelim.
-
A şıkkı: “Ortalama insan ömrünün uzun olduğunu”
Eğer ortalama yaşam süresi uzun olsaydı, yaşlı nüfus payı artardı. Oysa burada yaşlı oranı düşük. Bu nedenle ortalama ömrün uzun olmasıyla çelişir. -
B şıkkı: “Gelişmiş bir ülke olduğunu”
Gelişmiş ülkelerde sağlık ve yaşam koşulları iyidir; dolayısıyla yaşlı nüfus oranı yüksek olur. Türkiye’de yaşlı oranı düşük olduğuna göre bu şık da uygun değildir. -
C şıkkı: “Nüfus artış hızının az olduğunu”
Aslında nüfus piramidinin dar tepesindeki yaşlı kuşak sayısı, geçmişteki doğum hızının göstergesidir. Yaşlı oranı düşükse, geçmişte doğum hızı da fazla değil—yani nüfus artış hızı az kalmıştır. Bu nedenle bu şık doğru açıklamayı sunar. -
D şıkkı: “Dinamik nüfusun fazla olduğunu”
Dinamik nüfus, çalışma çağındaki 15–64 yaş grubunu ifade eder. Yaşlı oranı düşük olması bu grubu otomatik olarak büyütmez; dolayısıyla bu bağlantı doğrudan kurulamaz.
Özetle, düşük yaşlı nüfus oranı geçmişteki doğum hızının yüksek değil, nispeten düşük kaldığını gösterir. Bu bakımdan “nüfus artış hızının az olması” ifadesi—C şıkkı—en uygun açıklamadır. Diğer şıklar, sözü edilen demografik ilişkiyi tutarlı şekilde yansıtmaz.
15 Aşağıdakilerden hangisi göçlerin ekonomik nedenlerinden biridir?
- Deprem
- İşsizlik
- Sağlık
- Savaş
15. Sorunun Çözümü
Göç nedenleri; ekonomik, sosyal, çevresel ve politik faktörler olarak sınıflandırılabilir. Ekonomik nedenler, bireylerin ve ailelerin daha iyi bir gelir düzeyi, istihdam imkânı veya yaşam standardı arayışıyla göç etmelerini ifade eder. Bu bağlamda verilen şıkları incelediğimizde, hangisinin doğrudan ekonomik bir gerekçeye dayandığını tespit edelim.
-
A şıkkı: “Deprem”
Deprem, çevresel ve acil durum kaynaklı bir itici faktördür; hasar gören altyapı ve barınma sorunu yaratarak göçe zorlar ancak ekonomik bir gerekçeden ziyade doğal afet kategorisine girer. -
B şıkkı: “İşsizlik”
İşsizlik, kişinin ve ailelerinin maddi imkânlarının sınırlı kalmasına neden olur. Daha iyi iş fırsatları bulmak amacıyla yapılan göçler ekonomik göç kapsamına girer. Dolayısıyla bu doğrudan bir ekonomik nedendir ve doğru cevaptır. -
C şıkkı: “Sağlık”
Sağlık nedenleri, sosyal ve bireysel faktörleri ifade eder. Tedavi imkânlarına erişim veya yaşam kalitesi için yapılan göçler ekonomik değil, sosyal-nitelikli göç türüdür. -
D şıkkı: “Savaş”
Savaş, politik ve güvenlik temelli bir göç etkenidir. Savaş bölgelerinden kaçış, ekonomik koşullardan ziyade can güvenliği arayışına dayanır.
Özetle; deprem çevresel, sağlık sosyal, savaş politik göç kategorilerine girerken, sadece işsizlik ekonomik bir zorunluluk olarak bireyleri daha iyi iş ve gelir fırsatları bulmak üzere göçe yönlendirir. Bu nedenle doğru cevap “B” şıkkıdır.
16
Dünyadaki ilk yerleşim alanlarının belirlenmesinde daha çok doğal çevre şartları etkili olmuştur. İlk yerleşimler tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin kolay olduğu ılıman iklim bölgesinde, verimli toprakların ve su kaynaklarının yakınında, sel gibi doğal olayların etki alanları dışında kurulmuştur.
Buna göre insanlar yerleşim yeri seçerken aşağıdakilerden hangisine dikkat etmemiştir?
- Doğal afetlerin etkisi
- Uygun iklim koşulları
- Tarım yapılabilirliği
- Ormanların varlığı
16. Sorunun Çözümü
Metinde, ilk yerleşim alanlarının seçiminde ağırlıklı olarak ılıman iklim, verimli topraklar, su kaynaklarına yakınlık ve doğal afetlerden uzaklaşma kriterlerinin ön planda olduğu belirtilmiştir. Bu bilgilere dayanarak, seçeneklerde yer alan faktörlerden hangisinin bu öncelikli koşullar arasında yer almadığını tespit etmeliyiz.
-
A şıkkı: “Doğal afetlerin etkisi”
Metinde “sel gibi doğal olayların etki alanları dışında” ifadesiyle doğrudan yerleşme konumunun doğal afet riskinden uzak olmasına dikkat edildiği vurgulanmıştır. Bu nedenle doğal afet riski göz önünde bulundurulmuştur. -
B şıkkı: “Uygun iklim koşulları”
“Ilıman iklim bölgesi” ifadesiyle açıkça uygun iklim koşullarının tercih edildiği söylenmiştir. Dolayısıyla bu kriter de etkili olmuştur. -
C şıkkı: “Tarım yapılabilirliği”
“Tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin kolay olduğu” vurgusu, tarımsal elverişliliğin temel faktörlerden biri olduğunu gösterir. Bu nedenle tarım yapılabilirliği öncelikli bir etken olarak kullanılmıştır. -
D şıkkı: “Ormanların varlığı”
Metinde ormanların veya ağaç örtüsünün bulunmasıyla ilgili hiçbir açıklama yer almamıştır. Yerleşim yerleri seçilirken verimli toprak ve su kaynakları gibi hayati unsurlar dikkate alınmış, ancak ormanların varlığı hemen hemen hiç tartışılmamıştır.
Sonuç olarak, ilk yerleşim alanları belirlenirken doğal afet riski, ılıman iklim ve tarımsal elverişlilik gibi kriterler doğrudan değerlendirilmiş, ancak orman varlığı bu bağlamda göz önünde bulundurulmamıştır. Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.
17
18. yüzyılın sonlarına doğru başlayan Sanayi İnkılabı neticesinde tarımda makineleşme gerçekleşmiş, aynı büyüklükteki toprak parçası daha fazla insanı bakabilecek şekilde işlenmiştir. Kırsal kesimde işsiz kalan kişiler fabrikalarda çalışmak amacıyla sanayileşmiş kentlere göç etmişlerdir. Böylece sanayisi gelişen kentlerde nüfus artışı yaşanmıştır.
Buna göre aşağıdaki şehirlerden hangisinin nüfuslanmasında metinde verilen faktör en az etki etmiştir?
- İzmit
- Bursa
- Sakarya
- Trabzon
17. Sorunun Çözümü
Sanayi İnkılabı ile tarımın makineleşmesi, kırsal iş gücünün fabrikalara yönelmesine neden olmuş ve sanayisi gelişen kentlerde yoğun nüfus artışı yaratmıştır. Bu bağlamda, seçim şıklarının her birini inceleyerek, metinde verilen “sanayileşme ve fabrikalarda iş bulma” faktörünün hangi şehirde en az etkili olduğunu belirleyelim.
- A şıkkı (İzmit): İzmit, Osmanlı’dan itibaren önemli bir sanayi ve liman kenti olmuştur. Özellikle 19. yüzyıl sonlarında çelik, demir ve rafineri tesisleriyle sanayileşmiştir; bu nedenle sanayi göçünden yoğun şekilde etkilenmiştir.
- B şıkkı (Bursa): Bursa, tekstil ve ipekçilik başta olmak üzere erken sanayileşen şehirlerdendir. Fabrika yatırımları ile kırsaldan işçi göçünü çekmiştir; bu nedenle sanayi göçünden etkilenmiştir.
- C şıkkı (Sakarya): Sakarya (Adapazarı), demiryolu ve çimento işletmeleri gibi sanayi tesisleri nedeniyle göç almış, özellikle fabrika işçileri kırsaldan kent merkezine yerleşmiştir; sanayi göçünden etkilenmiştir.
- D şıkkı (Trabzon): Trabzon, tarihi ticaret ve liman kenti olarak bilinir; coğrafi konumu gereği daha çok deniz ticareti ve tarım ürünleri ihracatı ile öne çıkar. Sanayi tesisleri diğer üç şehre kıyasla sınırlıdır; bu nedenle metinde vurgulanan “sanayileşme/fabrika göçü” faktörü Trabzon’da en az geçerlidir.
Özetle, sanayi inkılabının yarattığı fabrikalara işçi göçü İzmit, Bursa ve Sakarya gibi sanayi kentlerinde belirgin iken, Trabzon’un nüfuslanmasında bu faktörün etkisi çok daha düşüktür. Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.
18
Beyin göçü; yetiştirilmesi için büyük kaynak gerektiren veya yetiştiği halde ilgisizlik ve olanaksızlık nedeniyle bilim insanı, hekim, mühendis gibi vasıflı insan gücünün daha gelişmiş bir ülkeye göç etmesidir.
Buna göre beyin göçü ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- Genel olarak gelişmemiş ülkelerden gelişmiş ülkelere doğrudur.
- Bu göç türü aynı zamanda bir dış göç türüdür.
- Göç veren ülkelerde kalkınma hızı yükselir.
- Nitelikli, alanında uzman kişilerin yaptığı göç türüdür.
18. Sorunun Çözümü
Beyin göçü, yetişmesi için çok emek ve kaynak harcanan nitelikli kişilerin daha fazla imkân ve destek sunan gelişmiş ülkelere göç etmesidir. Doğru cevabın hangisi olduğunu bulmak için her seçeneği detaylıca inceleyelim.
-
A şıkkı: “Genel olarak gelişmemiş ülkelerden gelişmiş ülkelere doğrudur.”
Beyin göçü çok yaygın olarak düşük ve orta gelirli ülkelerden yüksek gelirli (gelişmiş) ülkelere doğru gerçekleşir; bu ifade tamamen doğrudur. -
B şıkkı: “Bu göç türü aynı zamanda bir dış göç türüdür.”
Beyin göçü, uluslararası düzeyde nitelikli iş gücünün başka ülkelere gitmesi anlamına geldiğinden dış göç kategorisindedir; bu ifade de doğrudur. -
C şıkkı: “Göç veren ülkelerde kalkınma hızı yükselir.”
Nitelikli iş gücünün göç etmesi, göç veren ülkelerde beyin kaybına yol açar, araştırma, inovasyon ve sanayi gelişimi zarar görür. Bu nedenle kalkınma hızı düşer, yükselmez. Bu ifade yanlış olduğu için bu şık söylenemez. -
D şıkkı: “Nitelikli, alanında uzman kişilerin yaptığı göç türüdür.”
Beyin göçünün tanımında uzmanlık ve yüksek beceriye sahip bireylerin göç etmesi vurgulanır; bu ifade eksiksiz doğrudur.
Sonuç olarak, A, B ve D şıkları beyin göçünün tanımına ve özelliklerine uygundur. Ancak C şıkkı — “Göç veren ülkelerde kalkınma hızı yükselir” — beyin kaybının olumsuz etkisini tam tersine çevirerek yanlış bir yargı oluşturduğu için doğru cevap “C” şıkkıdır.
19
Trabzon’un bir köyünde yaşayan Temel Bey ve ailesi eğitim ve sağlık hizmetlerinden daha iyi yararlanabilmek için Ankara’dan bir daire satın alarak buraya yerleşmişlerdir.
Bu durum Temel Bey ve ailesinin anayasamızda belirtilen hangi hak veya özgürlüğü öncelikle kullandığını göstermektedir?
- Eğitim Hakkı
- Sağlık Hakkı
- Özel yaşamın gizliliği
- Yerleşme özgürlüğü
19. Sorunun Çözümü
Anayasamızda herkesin ikametgahını seçme ve yerleşme özgürlüğü güvence altına alınmıştır. Temel Bey ve ailesi, Trabzon’daki köy ortamından farklı olarak daha iyi eğitim ve sağlık hizmetlerinden yararlanmak amacıyla Ankara’da bir daire satın alıp oraya taşınmıştır. Bu davranış, doğrudan yerleşme özgürlüğü kapsamında değerlendirilir. Diğer seçeneklerin neden doğru olmadığını da inceleyelim:
-
A şıkkı: “Eğitim Hakkı”
Eğitim hakkı, vatandaşın eğitim kurumlarına erişimini kapsar. Ancak soru, bireylerin konut ve ikamet tercihinden bahsetmektedir; bu nedenle eğitim hakkı öncelikli değildir. -
B şıkkı: “Sağlık Hakkı”
Sağlık hakkı, sağlık hizmetlerinden faydalanma imkânıdır. Temel Bey sağlık için taşınsa da esas eylem “yerleşme yeri seçme” olduğu için asıl hak bu değildir. -
C şıkkı: “Özel yaşamın gizliliği”
Özel yaşamın gizliliği, kişisel yaşamın korunmasıyla ilgilidir. Taşınma kararı, bu haktan ziyade ikamet özgürlüğü ile alakalıdır. -
D şıkkı: “Yerleşme özgürlüğü”
Anayasa’nın “Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir.” hükmü, bireyin istediği yere ikamet edebilmesini sağlar. Temel Bey ailesi de bu hakkı kullanarak yeni ikametgâh belirlemiştir.
Özetle, Temel Bey ve ailesinin Ankara’ya taşınması “ikamet yerini seçme ve değiştirme” eylemidir ve Anayasa’da güvenceye alınmış yerleşme özgürlüğünü kullanmayı göstermektedir. Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.
20 Terör ve savaş gibi durumlarda yerleşme ve seyahat özgürlüğünün kısıtlanması aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?
- Kamu mallarını korumak amacıyla
- Toplum sağlığının korunması amacıyla
- Vatandaşlarının can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla
- Çarpık kentleşmenin önlenmesi amacıyla
20. Sorunun Çözümü
Anayasa ve ilgili kanunlar, olağanüstü durumlarda temel hak ve özgürlüklerin geçici olarak kısıtlanabileceğini düzenler. Terör veya savaş hâlinde, güvenlikle ilgili kaygılar ön plâna çıkar. Şimdi şıkları inceleyerek hangi gerekçeyle bu özgürlüklerin kısıtlanmasının meşru olduğuna bakalım.
-
A şıkkı: “Kamu mallarını korumak amacıyla”
Kamu malları, yasa dışı eylemlerden korunmalıdır; ancak terör ve savaş söz konusu olduğunda kısıtlamalar daha çok can ve mal güvenliği odaklıdır. Kamu mallarının korunması, asıl amaç değildir. -
B şıkkı: “Toplum sağlığının korunması amacıyla”
Toplum sağlığı kısıtlamaları genellikle salgın hastalıklar gibi biyolojik riskler karşısında getirilir. Terör veya savaş durumunda söz konusu olan riskler farklıdır; sağlık değil, güvenlik temellidir. -
C şıkkı: “Vatandaşlarının can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla”
Terör saldırıları veya savaş hâli, sivil halkın can ve mal güvenliğini doğrudan tehdit eden olaylardır. Bu tür durumlarda yerleşme ve seyahat özgürlüğünün kısıtlanması, öncelikle insanların hayatını ve mülkünü korumaya yöneliktir. Bu güvenlik gerekçesi, anayasal ve uluslararası hukuka da uygun olarak meşrudur. -
D şıkkı: “Çarpık kentleşmenin önlenmesi amacıyla”
Çarpık kentleşme; imar, planlama ve altyapı sorunlarına dayalı bir konudur. Terör veya savaşla doğrudan ilişkisi yoktur ve bu nedenle özgürlük kısıtlamaları bu gerekçeyle yapılamaz.
Özetle, terör ve savaş gibi durumlarda devletin ilk önceliği sivil halkın can ve mal güvenliğini sağlamaktır. Bu amaçla, geçici olarak yerleşme ve seyahat özgürlüğü kısıtlanabilir. Diğer şıklar ya farklı risklere (sağlık, imar) işaret eder ya da ikincil öneme sahiptir. Dolayısıyla doğru cevap “C” şıkkıdır.
Hocam 17. Soruda Sakarya neden olmuyor
Bu soruyu Tarih Hocamıza iletiyorum. Tarih hocamızın yanıtlaması daha iyi olur. Yanıt geldiğinde hemen paylaşacağım. Başarılar dilerim.
Gelen cevabı direk paylaşıyorum. “Mahmut Hocam, öğrencimizin şüphesini şöyle netleştirelim: Sakarya (Adapazarı), Türkiye’nin sanayi merkezi olan Marmara Bölgesi’ndedir. Vagon fabrikası, otomotiv tesisleri ve yan sanayi kuruluşları nedeniyle tıpkı İzmit ve Bursa gibi ‘sanayi göçü’ ile büyümüştür. Ancak Trabzon; dağlık coğrafi yapısı gereği büyük fabrika sahalarına uygun değildir. Trabzon’un nüfuslanmasında sanayiden ziyade liman ticareti ve tarım etkilidir. Bu yüzden şıklar arasında sanayi etkisinin en az olduğu il Trabzon’dur.”
Mahmut Hocaya cevabı ilettim. Soru ile ilgili kafa karışıklığını şöyle netleştirelim: Sakarya (Adapazarı), Türkiye’nin sanayi merkezi olan Marmara Bölgesi’ndedir. Vagon fabrikası, otomotiv tesisleri ve yan sanayi kuruluşları nedeniyle tıpkı İzmit ve Bursa gibi ‘sanayi göçü’ ile büyümüştür. Ancak Trabzon; dağlık coğrafi yapısı gereği büyük fabrika sahalarına uygun değildir. Trabzon’un nüfuslanmasında sanayiden ziyade liman ticareti ve tarım etkilidir. Bu yüzden şıklar arasında sanayi etkisinin en az olduğu il Trabzon’dur.