1
Şekilde, bir ormandaki kısmi besin ağı gösterilmektedir.

Bu besin ağı ile ilgili aşağıda verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?
- Besin ağındaki besin zincirleri üretici basamağından başlar.
- Kuuş sayısı azalırsa tavşan üzerinde, av olma baskısı artar.
- Biyolojik birikimin en fazla olduğu canlılar yılan ve baykuştur.
- Güneş’ten gelen enerjinin aktarılmasında etçillere doğru gidildikçe kayıp azalır.
1. Sorunun Çözümü
Bir besin ağı, aynı ekosistemdeki birden fazla besin zincirinin birbirine düğümlenmiş hâlidir. Enerji her zaman Güneş ile başlar, önce üreticilere ulaşır, ardından tüketiciler arasında %10-luk verim kuralına göre aktarılır (\( \approx \frac{1}{10} \) oranında verimli). Bu genel çerçeveyi akılda tutarak her şıkkı tek tek inceleyelim:
-
A şıkkı – “Besin ağındaki besin zincirleri üretici basamağından başlar.”
Üreticiler (örn. yeşil bitkiler) fotosentezle Güneş enerjisini kimyasal enerjiye dönüştürür ve tüm besin zincirlerinin ilk halkası olur. Dolayısıyla ifade doğrudur. -
B şıkkı – “Kuş sayısı azalırsa tavşan üzerinde av olma baskısı artar.”
Besin ağında kuşlar tavşanın yırtıcısıdır. Popülasyonları azaldığında tavşanın avcı baskısı azalır, artmaz. Ancak kuşların azalması tavşanın sayısını kısa vadede yükseltebilir ve bu da bitkiler üzerinde otlama baskısını arttırabilir. Sınav mantığında bu nüans göz ardı edilerek “baskı artar” denmiş olsa da, besin ağı türler-arası dolaylı etkileşimler nedeniyle karmaşık sonuçlar doğurabilir. Şıkta kullanılan doğrudan ifade ekosistem dinamiklerini sadeleştirdiği için hata payı içerse de sorudaki görsele göre kuşların tek yırtıcı olmadığı varsayılırsa genel yargı kısmen geçerli kabul edilebilir. -
C şıkkı – “Biyolojik birikimin en fazla olduğu canlılar yılan ve baykuştur.”
Zehirli maddeler trofik basamak yükseldikçe biyolojik birikim yapar. Yılan (orta-üst seviye etçil) ve baykuş (tepe yırtıcı) bu ağın en üst kademelerindedir; bu yüzden toksin konsantrasyonu onlarda maksimum olur. İfade doğrudur. -
D şıkkı – “Güneş’ten gelen enerjinin aktarılmasında etçillere doğru gidildikçe
kayıp azalır.”
Enerji her basamakta ısı, solunum ve atıklar yoluyla kaybedilir; bu kayıp azalmaz, artan oranda birikir. Örneğin üreticiden otçula geçişte enerjinin yaklaşık \( \%90 \)’ı, otçuldan etçile geçişte de benzer oranda enerji kullanılamaz hâle gelir. Dolayısıyla bu ifade yanlıştır.
Sonuç : Enerji transferindeki kaybın azaldığını iddia eden “D” şıkkı, besin piramidinin temel kuralına aykırı olduğu için soruda istenen yanlış ifadedir.
2 Aşağıdaki ışıklardan hangisinde fotosentez hızı en düşüktür?
- Kırmızı
- Yeşil
- Mor
- Mavi
2. Sorunun Çözümü
Fotosentezde klorofil a ve klorofil b pigmentleri, görünür ışıktaki kırmızı (\( \lambda \approx 660\text{–}680\;\text{nm} \)) ile mavi–mor (\( \lambda \approx 430\text{–}470\;\text{nm} \)) bölgelerini yüksek verimle soğurur. Yeşil bölgedeki ışık ise (yaklaşık \( 520\text{–}560\;\text{nm} \)) klorofil tarafından büyük ölçüde yansıtılır. Bu nedenle yapraklar gözümüze yeşil görünürken, tam da bu dalga boylarında fotosentez hızı minimuma iner.
- A) Kırmızı: Klorofilin en yüksek absorpsiyon yaptığı dalga boylarını içerir. Elektron taşıma zinciri maksimum hızla çalışır; dolayısıyla fotosentez hızı yüksektir.
- B) Yeşil: Pigmentler bu ışığı yetersiz soğurur, enerjiyi kimyasal bağlara dönüştüremez. Enerji girişi en düşük olduğu için fotosentez hızı da en düşüktür.
- C) Mor: Mor ışık, mavi bölgeye çok yakın kısa dalga boylarını kapsar; klorofil burada da etkin bir soğurma gösterir. Fotosentez hızı yüksek seyreder.
- D) Mavi: Klorofil, mavi ışığı tıpkı kırmızı ışık kadar etkili emer. Işık tepkimeleri verimli işlediğinden fotosentez hızı yine yüksektir.
Özetle: Yeşil ışık, kloroplast pigmentleri tarafından
yansıtıldığı için ışık enerjisinin kimyasal enerjiye dönüşümü en
az gerçekleşir. Böylece glikoz sentezi, oksijen üretimi ve CO2
tüketimi diğer ışık renklerine kıyasla önemli ölçüde yavaşlar.
Bu nedenle doğru cevap “B” şıkkıdır.
3 Vitaminleri karbonhidrat, yağ ve proteinlerden ayıran özellik aşağıdakilerden hangisidir?
- Sindirilmeden kana geçmeleri
- Enerji verici besinler olmaları
- Inorganik besin olmaları
- Karbon, hidrojen ve oksijen içermeleri
3. Sorunun Çözümü
Vitaminler, enerji sağlayan makro besin öğeleri olan karbonhidrat, yağ ve proteinlerden temel olarak farklı özelliklere sahiptir. Makro besinler, sindirim sistemindeki enzimlerin yardımıyla parçalanarak hücrelere enerji (kalori) sunacak hâle getirilir. Oysa vitaminler:
- Enzimatik sindirime gerek kalmadan doğrudan bağırsaktan kana geçerler.
- Enerji verici besinler değildir; kalori içermezler.
- Organik moleküllerdir; kesinlikle inorganik besin değildirler.
- Yapılarında C, H ve O dışında bazen azot, kobalt, kükürt gibi elementler de bulunabilir.
-
A) Sindirilmeden kana geçmeleri
Vitaminlerin en temel ayırt edici özelliğidir. İnce bağırsak yüzeyinden filtre edilmeden, moleküler bütünlüklerini koruyarak hızlıca emilirler. Bu nedenle doğru cevap budur. -
B) Enerji verici besinler olmaları
Yanlıştır. Vitaminler doğrudan enerji üretmez; enerji metabolizmasında koenzim görevleriyle yardımcıdırlar ama kalori kaynağı değillerdir. -
C) Inorganik besin olmaları
Yanlıştır. Vitaminler karbon temelli kompleks moleküllerdir; organik bileşiklerdir. -
D) Karbon, hidrojen ve oksijen içermeleri
Yanlıştır. Birçok vitamin bunların dışında azot, kükürt veya metal iyonları içerir (örneğin B12’de kobalt).
Özetle: Vitaminlerin sindirime uğramadan doğrudan emilmesi, onları makro besin öğelerinden ayıran en belirgin özelliktir. Bu yüzden doğru cevap “A” şıkkıdır.
4 Fotosentez için aşağıdaki maddelerden hangisine gerek yoktur?
- Kloroplast
- Klorofil
- Su
- Oksijen
4. Sorunun Çözümü
Fotosentez, bitkilerin, bazı alg ve fotosentetik bakterilerin gerçekleştirdiği ototrof beslenme sürecidir. Bu süreçte ışık enerjisi, karbon dioksit ve su kullanılarak organik besin (glikoz) sentezlenir ve yan ürün olarak oksijen açığa çıkar. Şimdi her bir seçeneği inceleyelim:
-
A) Kloroplast:
Fotosentezin gerçekleştiği hücre organelidir. Işık reaksiyonları tilakoid zarlarında, karanlık reaksiyonlar (Calvin döngüsü) stromada gerçekleşir. Dolayısıyla kloroplasta kesinlikle ihtiyaç vardır. -
B) Klorofil:
Işık enerjisini soğuran başlıca pigmenttir. Fotosistem I ve II’nin reaksiyon merkezlerinde yer alır. Enerji alımı olmadan ışık reaksiyonları başlayamaz. -
C) Su:
Fotosistem II’de su fotoliz ile parçalanarak elektron, proton ve oksijen sağlar. Elektron zinciri devam etsin diye suya mutlaka gereksinim vardır. -
D) Oksijen:
Aslında fotosentez sırasında suyun fotolizi sonucu yan ürün olarak ortaya çıkar. Enerji ve karbon kaynağı olarak kullanılmaz. Yani fotosentez için gerek duyulan bir bileşen değildir.
Doğru cevap: “D” şıkkı – Çünkü oksijen, fotosentezin başlangıcında gereken hammadde değil; sürecin sonunda açığa çıkan yan üründür. Diğer üç madde (kloroplast, klorofil, su) fotosentezin her adımında temel rol oynadığından, yalnızca oksijen gereksiz olarak değerlendirilir.
5
1. Yağ
2. Glikojen
3. Nışasta
4. Glikoz
Bitki hücreleri yukarıdaki molekülerden hangileri sentezlenebilir?
- 1 ve 3
- 1, 3 ve 4
- 2, 3 ve 4
- 1, 2, 3 ve 4
5. Sorunun Çözümü
Bitki hücreleri, fotosentez yoluyla ürettikleri glikozu çeşitli yollarla depolama ve yapı taşları üretme amacıyla kullanır. Önce glikoz, amilaz enzimleriyle bağlanarak nişasta (bitkisel depo polisakkarit) oluşturur. Ayrıca glikozdan elde edilen asetil-CoA, yağ asidi sentezine girerek bitkisel yağların (trigliseritlerin) üretimini sağlar. Öte yandan glikojen, hayvanlarda ve mantarlarda depo polisakkarit olarak bulunur; bitkiler glikojen sentezlemez. Dolayısıyla doğru yanıt, 1, 3 ve 4 numaralı moleküllerin bitki hücresi tarafından sentezlenebileceğini belirten “B” şıkkıdır.
-
A) 1 ve 3
Yanlıştır. Bitki hücreleri yağ (1) ve nişasta (3) sentezler, ancak glikoz (4) fotosentezin birincil ürünü olarak doğrudan bulunur ve ek bir sentez basamağı olarak sayılır. Bu şık, glikozu dışarıda bırakır. -
B) 1, 3 ve 4
Doğrudur. Bitkiler:- Glikoz (4)u fotosentezle üretir,
- Nişasta (3) olarak depolar,
- Yağ (1) asidi sentezi ile trigliseritler oluşturur.
-
C) 2, 3 ve 4
Yanlıştır. Glikojen (2) bitkilerde bulunmaz, hayvan ve mantar hücrelerinde depo polisakkarit olarak görev yapar. Bitkisel depo ise nişasta şeklindedir. -
D) 1, 2, 3 ve 4
Yanlıştır. Bu şık glikojen (2)’yi de içerir; oysa glikojen bitkilerde sentezlenmeyen bir moleküldür. Dolayısıyla 2 numara hatalıdır.
Özetle: Bitki hücresinde sentezlenen başlıca ürünler glikoz, onun depo biçimi nişasta ve enerji-dinamizmasına katılan yağ molekülleridir. Glikojen ise bitkide değil hayvan/mantar hücresinde bulunur. Bu nedenle doğru cevap “B” şıkkıdır.
6 Aşağıdakilerden hangisi enerji verici bir besin maddesi değildir?
- Vitaminler
- Proteinler
- Yağlar
- Karbonhidratlar
6. Sorunun Çözümü
Besin maddeleri, metabolizmada kalori sağlayarak hücrelerin enerji ihtiyacını karşılar. Enerji verici makro besin öğeleri; karbonhidratlar, proteinler ve yağlardır. Vitaminler ise koenzim olarak görev yapsalar bile kalori sağlamazlar, bu yüzden enerji verici besin maddesi değillerdir. Şimdi her bir seçeneği inceleyelim:
-
A) Vitaminler
Enerji içermezler; hücresel reaksiyonları düzenleyen koenzim veya düzenleyici molekül görevindedirler. Kalori değeri sıfır olduğu için enerji verici sınıfına girmezler. Doğru cevap budur. -
B) Proteinler
Her gram protein yaklaşık 4 kcal enerji sağlar. Kas ve doku yapısında kullanıldıkları gibi, ihtiyaç durumunda enerji kaynağı olarak da tüketilirler. -
C) Yağlar
En yoğun enerji kaynağıdır; her gram yağ ortalama 9 kcal sağlar. Enerji depolama ve hormon sentezi gibi işlevler için vazgeçilmezdir. -
D) Karbonhidratlar
Hücrelerin birincil enerji kaynağıdır. Her gram karbonhidrat, 4 kcal enerji üretir ve beyin dahil tüm dokular tarafından tercih edilir.
Sonuç : Vitaminler, enerji verici besin maddeleri arasında yer almadığından bu özellik yalnızca “A” şıkkında tanımlanan öğe için geçerlidir. Diğer üçü (protein, yağ, karbonhidrat) kalori sağlayarak enerji metebolizmasına doğrudan katkıda bulunur.
7
“Yeşil yapraklı bitkiler kendi besinlerini fotosentez yaparak üretirler.”
Bir bitkinin fotosentez yapabilmesi için aşağıdakilerden hangisine ihtiyaç yoktur?
- Klorofil
- Glikoz
- Güneş ışığı
- Karbondioksit
7. Sorunun Çözümü
“Yeşil yapraklı bitkiler kendi besinlerini fotosentez yaparak üretirler” ifadesi, bitkilerin ototrof beslenme gerçekleştirdiğini anlatır. Fotosentez sürecinde; ışık enerjisi, su ve karbondioksit kullanılarak glikoz ve oksijen sentezlenir. Bu temel çerçeveyi akılda tutarak seçenekleri tek tek değerlendirelim:
-
A) Klorofil
Klorofil, güneş ışığını absorbsiyonla yakalar ve elektron zincirine enerji verir. Işık reaksiyonlarının başlaması için mutlaka klorofile ihtiyaç vardır. Bu nedenle klorofil sürecin vazgeçilmez pigmentidir. -
B) Glikoz
Glikoz, fotosentezin ürünüdür; reaksiyonun girdisi değil. Karbon dioksit ve suyun enerji ile birleşmesi sonucu sentezlenir. Dolayısıyla bitkinin fotosentez “yapabilmesi” için başlangıçta glikoza ihtiyacı yoktur. Doğru cevap budur. -
C) Güneş ışığı
Fotosentez, ışık reaksiyonları ve karanlık reaksiyonlar olmak üzere iki aşamadan oluşur. İlk aşama (ışık reaksiyonu) için doğrudan güneş ışığı gerekir; yoksa ATP ve NADPH üretilemez. -
D) Karbondioksit (2)
Calvin döngüsü aşamasında, CO2 molekülleri ribuloz bifosfat ile birleşerek glikoz öncüllerini oluşturur. Karbon kaynağı olarak kesinlikle gereklidir.
Özetle: Fotosentez girdileri arasında güneş ışığı, su ve karbondioksit yer alırken, glikoz bu sürecin sonunda üretilen organik maddedir. Dolayısıyla başlangıç bileşenleri arasında glikoz bulunmadığından, soruda istenen “ihtiyaç olmayan” madde “B” şıkkıdır.
8
1. Terleme
2. Oksijensiz solunum
3. Oksijenli solunum
4. Fotosentez
Yukarıdakilerden hangilerinde karbondioksit gazı açığa çıkar?
- 2 ve 3
- 1 ve 3
- 2 ve 4
- 1 ve 2
8. Sorunun Çözümü
Canlıların metabolik ve fizyolojik olaylarında bazı süreçler sırasında karbondioksit (CO2) açığa çıkar, bazıları ise tüketir veya hiç CO2 oluşturmaz. Verilen dört olayı inceleyelim:
-
1) Terleme
Bitkilerde ve hayvanlarda suyun buhar halinde atılması olayıdır. Sadece su molekülleri (H2O) kaybolur, CO2 üretimi yoktur. Yanlıştır. -
2) Oksijensiz solunum
Bazı mikroorganizmalar ve mayalarda görülen fermantasyon süreçlerinde glikoz parçalanırken etil alkol ve karbondioksit açığa çıkar (\( \text{C}_6\text{H}_{12}\text{O}_6 \to 2\,\text{C}_2\text{H}_5\text{OH} + 2\,\text{CO}_2 \)). Bu tip anaerobik solunumda CO2 üretilir. -
3) Oksijenli solunum
Hücresel solunumun en yaygın formudur. Glikoz, oksijen varlığında tamamen yıkılarak CO2, H2O ve ATP (enerji) açığa çıkar (\( \text{C}_6\text{H}_{12}\text{O}_6 + 6\,\text{O}_2 \to 6\,\text{CO}_2 + 6\,\text{H}_2\text{O} + \text{ATP} \)). Kesinlikle CO2 üretir. -
4) Fotosentez
Bitkilerin ve bazı alglerin yaptığı bu süreçte, CO2 ve su, ışık enerjisiyle glikoza dönüştürülür; yan ürün olarak oksijen açığa çıkar. CO2 tüketilen, üretilmeyen bir olaydır.
Şık değerlendirmesi:
- A) 2 ve 3 → Hem oksijensiz solunum (mayalarda fermentasyon) hem oksijenli solunum CO2 açığa çıkar. Doğrudur.
- B) 1 ve 3 → Terleme CO2 üretmez, bu nedenle yanlış.
- C) 2 ve 4 → Fotosentez CO2 tüketir, bu nedenle yanlış.
- D) 1 ve 2 → Terleme CO2 üretmez; sadece 2 doğru olsa da, eksik kalır.
Sonuç: Karbondioksit gazı, anaerobik mayasal solunum ve aerobik hücresel solunum süreçlerinde açığa çıkar. Bu iki süreci bir arada veren “A” şıkkı doğru cevaptır.
9 Aşağıdakilerden hangisi fotosentez, oksijenli solunum ve oksijensiz solunumun ortak özelliğidir?
- Oksijen kullanılması
- Karbondioksit ve su üretilmesi
- Enzim kullanılması
- Hammadelerinin organik molekül olması
9. Sorunun Çözümü
Fotosentez, oksijenli solunum ve oksijensiz solunum; canlı hücrelerin enerji ve madde dönüşümlerini sağlayan başlıca metabolik süreçlerdir. Bu üç olayın temelinde, tepkimelerin hızını artıran biyolojik katalizörler, yani enzimler vardır. Şimdi her bir seçeneği inceleyerek ortak özellikleri değerlendirelim:
-
A) Oksijen kullanılması
Fotosentez oksijen üretir, oksijenli solunum tüketir, oksijensiz solunum ise anaerobik ortamda oksijene gereksinim duymaz. Dolayısıyla bu üç süreçte oksijen kullanımı ortak değildir. -
B) Karbondioksit ve su üretilmesi
Fotosentez sırasında CO2 ve H2O tüketilir, yan ürün olarak O2 açığa çıkar. Oksijenli solunumda glikoz + O2 → CO2 + H2O (\( \text{C}_6\text{H}_{12}\text{O}_6 + 6\,\text{O}_2 \to 6\,\text{CO}_2 + 6\,\text{H}_2\text{O} \)), oksijensiz solunumda (fermantasyon) CO2 çıkışı olsa da su açığa çıkışı yoktur. Bu yüzden “CO2 ve su üretilmesi” tüm süreçler için ortak değildir. -
C) Enzim kullanılması
Hem fotosentezde (örneğin RuBisCO enzimi), hem oksijenli solunumda (sitrat siklusu ve elektron taşıma zincirindeki dehidrogenazlar), hem de oksijensiz solunumda (örneğin glikolizdeki kinaz ve dehidrogenazlar) tepkimelerin gerçekleşmesi için enzimlere ihtiyaç vardır. Bu, üç metabolik yolun hepsinde ortak bir özelliktir. -
D) Hammadelerinin organik molekül olması
Fotosentezde hammadde CO2 ve H2O (inorganik), oksijenli solunumda glikoz (organik) ve O2 (inorganik), oksijensiz solunumda glikoz (organik) kullanılır. Hammadde yapıları süreçler arasında farklılık gösterir, dolayısıyla “sadece organik” ön koşul tümü için geçerli olmaz.
Sonuç: Fotosentez, oksijenli solunum ve oksijensiz solunum yollarında tepkime hızlarını düzenleyen ve katalizleyen enzimler her aşamada kritik rol oynar. Bu nedenle doğru cevap “C” şıkkıdır.
10
1. İnsan solunumu
2. Fesleğenin fotosentezi
3. Fermantasyon
Yukarıdaki olayların hangisinde oksijen kullanılmaz?
- 1
- 2 ve 3
- 1 ve 2
- 2
10. Sorunun Çözümü
İnsan solunumu (1), oksijenli solunum olarak da bilinir ve hücreler, glikozu parçalamak için mutlaka O2 kullanır: \( \text{C}_6\text{H}_{12}\text{O}_6 + 6\,\text{O}_2 \to 6\,\text{CO}_2 + 6\,\text{H}_2\text{O} + \text{ATP} \). Fesleğenin fotosentezi (2) ise CO2 ve H2O’dan glikoz sentezlerken O2 ürün verir; başlangıçta oksijen kullanılmaz. Fermantasyon (3) da anaerobik bir süreçtir ve oksijen gerektirmeden glikozu etil alkol veya laktik asit ve CO2ye dönüştürür.
-
A) 1
Yanlıştır. İnsan solunumu oksijen kullanır, bu yüzden oksijensiz değildir. -
B) 2 ve 3
Doğrudur. Fotosentez ve fermantasyon, tepkimelerini oksijen gereksinimi olmadan gerçekleştirir. Fotosentez O2yi üretir, fermantasyon ise oksijen yerine başka elektron alıcıları kullanır. -
C) 1 ve 2
Yanlıştır. 1 numaralı insan solunumu oksijenli bir süreçtir; yalnızca 2 numara oksijensizdir. -
D) 2
Yanlıştır. Tek başına 2 doğru olmakla birlikte, fermantasyon da oksijen kullanmaz. Bu seçenekte 3 eksik kalmıştır.
Özetle: Oksijen kullanmayan reaksiyonlar fotosentez ve fermantoziondur; insan solunumu oksijen gerektirdiğinden, doğru cevap “B” şıkkıdır.
11 Aşağıdakilerden hangisi oksijenli solunum ve etil alkol fermantasyonu için ortaktır?
- 2 ATP enerji sentezlemesi
- Glikozun laktik asite kadar parçalanması
- Çizgili kas hücrelerinde görülmesi
- Olayın sonucunda karbondioksit oluşması
11. Sorunun Çözümü
Oksijenli solunum (aerobik solunum) ve etil alkol fermantasyonu (anaerobik işlem) farklı metabolik yollarla enerji üretse de bazı ortak basamakları ve sonuçları paylaşırlar. Her iki süreç de karbonhidratların (özellikle glikozun) parçalanması ile başlar ve bu parçalanma sırasında ortaya çıkan ara ürünlerin bir kısmı bizim için ortak sonuçlar doğurur.
-
A) 2 ATP enerji sentezlemesi
Oksijenli solunumda her glikoz molekülünden yaklaşık 36–38 ATP üretilirken, etil alkol fermantasyonunda yalnızca 2 ATP elde edilir. Bu nedenle “2 ATP sentezlemesi” ifadesi ancak fermantasyona özgüdür, ortak değildir. -
B) Glikozun laktik asite kadar parçalanması
Laktik asit, laktik asit fermantasyonunun ürünüdür ve çizgili kas hücrelerinde veya bazı mikroorganizmalarda görülür. Etil alkol fermantasyonunda glikoz, önce pirüvata dönüştükten sonra etanol ve CO2 üretir; laktik aside kadar parçalanmaz. Dolayısıyla ortak özellik değildir. -
C) Çizgili kas hücrelerinde görülmesi
Aerobik solunum tüm hücrelerde, çizgili kas dahil, gerçekleşir. Ancak etil alkol fermantasyonu yalnızca mayalar (örneğin Saccharomyces cerevisiae) ve bazı mikroorganizmalarda görülür; kas hücrelerinde etil alkol fermantasyonu olmaz. -
D) Olayın sonucunda karbondioksit oluşması
Hem oksijenli solunumda \( \text{C}_6\text{H}_{12}\text{O}_6 + 6\,\text{O}_2 \to 6\,\text{CO}_2 + 6\,\text{H}_2\text{O} + \text{ATP} \) denkleminde CO2 dışarı atılır, hem de etil alkol fermantasyonunda \( \text{C}_6\text{H}_{12}\text{O}_6 \to 2\,\text{C}_2\text{H}_5\text{OH} + 2\,\text{CO}_2 \) tepkimesi sırasında CO2 açığa çıkar. Böylece her iki süreçte de karbondioksit gazı ortak olarak üretilir.
Özetle: Hem oksijenli solunum hem de etil alkol fermantasyonu, glikoz yıkımı sonucunda karbondioksit üretir. ATP miktarı, reaksiyon tipi veya ürün çeşitliliği farklılıkları bir yana, bu iki metabolik yolun kesişen tek ortak özelliği “karbondioksit açığa çıkarmasıdır”. Bu nedenle doğru cevap “D” şıkkıdır.
12 Aşağıdakilerden hangisi yenilenebilir enerji kaynağı değildir?
- Nükleer enerji
- Güneş enerjisi
- Jeotermal enerji
- Biyokütle enerjisi
12. Sorunun Çözümü
Enerji kaynakları, kullanım süreleri ve yenilenebilirlik özelliklerine göre sınıflandırılır. Yenilenebilir enerji kaynakları, doğada sürekli yenilenen ve tükenme riski olmayan kaynaklardır. Soruda verilen dört seçeneği bu açıdan değerlendirelim:
-
A) Nükleer enerji
Yenilenebilir değildir: Nükleer santrallerde kullanılan uranyum gibi radyoaktif yakıtlar sınırlı rezervlere sahiptir ve tükenebilir. Ayrıca atık yönetimi, uzun vadede çevresel riskler doğurur. Bu nedenle nükleer enerji yenilenebilir enerji kaynağı olarak kabul edilmez. -
B) Güneş enerjisi
Güneş ısı ve ışık kaynağı olarak milyarlarca yıl boyunca kesintisiz enerji sağlar. Güneş panelleriyle elektrik enerjisine dönüştürüldüğünde yenilenebilir ve temiz bir enerji kaynağı olur. -
C) Jeotermal enerji
Dünya’nın derinliklerindeki sıcak su ve buhardan elektrik üretimi, yer ısı kaynaklarının sürdürülebilir kullanımıyla mümkün olur. Jeotermal sahalar doğru işletildiğinde uzun ömürlü bir yenilenebilir enerji sağlar. -
D) Biyokütle enerjisi
Tarımsal atıklar, odun, bitki ve hayvansal artıkların biyokütle yakıt olarak kullanılmasıdır. Düzenli ekim, hasat ve atık toplama ile sürekli enerjisi elde edilebilen yenilenebilir bir kaynaktır.
Sonuç: Yenilenebilir enerji kategorisinde değerlendirilen güneş enerjisi, jeotermal enerji ve biyokütle enerjisi aksine, nükleer enerji tükenebilir radyoaktif yakıt kullanır ve çevresel risk barındırır. Bu nedenle doğru cevap “A” şıkkıdır.
13 Aşağıdakilerden hangisi fermantasyon (O2 siz solunum) olayı sonucunda gerçekleşmez?
- ATP üretilir.
- Glikoz kullanılır.
- Etil alkol ve laktik asit oluşur.
- Su oluşur.
13. Sorunun Çözümü
Fermantasyon (O2siz solunum), glikozun enzimler aracılığıyla oksijensiz ortamda parçalanmasıdır. Bu süreçte;
- ATP sentezlenir (glikoliz aşamasında net 2 ATP üretilir).
- Etil alkol veya laktik asit gibi son ürünler oluşur.
- Su genellikle yan ürün olarak ortaya çıkmaz.
- Glikoz ise reaksiyonun başlangıcında girdi olarak yer alır, ama “sonuç” kısmında oluşan bir madde değil, substrattır.
-
A) ATP üretilir
Glikoliz basamaklarında her glikoz için net 2 ATP üretilir. Bu ifade gerçekleşir, dolayısıyla yanlış cevap aradığıımız “gerçekleşmez” seçeneği değildir. -
B) Glikoz kullanılır
Burada soru “sonuç olarak hangi olay gerçekleşmez?” diyor. Glikoz substrat olarak başlangıçta tüketilir, ama reaksiyonun sonucunda “glikoz kullanılması” bir ürün ya da yan olay değildir. Bu nedenle “glikoz kullanılması” bir sonuç olarak tanımlanamaz ve fermantasyonun sonucu gerçekleşmez. Bu yüzden doğru cevap “B” şıkkıdır. -
C) Etil alkol ve laktik asit oluşur
Ana fermantasyon tiplerine göre ya etil alkol (mayalarda) ya da laktik asit (laktik asit bakterilerinde, kaslarda) üretilir. Bazı varyantlarda her ikisi birden görülmese de, “yan ürün oluşumu” gerçek bir sonuçtur. -
D) Su oluşur
Fermantasyonda su genellikle yüksek miktarda üretilmez; çoğunlukla yan ürünler etil alkol veya laktik asittir. Ancak su oluşmaması, doğrudan “sonuç” olarak vurgulanmadığı için soru formatına göre B şıkkı kadar net “gerçekleşmez” değildir.
Özetle: Fermantasyonun sonucunda ATP sentezi ve yan ürün (etil alkol veya laktik asit) gerçekleşir; substrat olarak glikoz kullanılsa da bu, bir sonuç değil girdidir. Bu nedenle “glikoz kullanılması” fermantasyonun sonucu olarak gerçekleşmez ve doğru seçenek “B” şıkkıdır.
14 Vitamin çeşidi ve eksikliğinde vücutta oluşabilecek hastalıklarla ilgili olarak aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?
- A vitamini — Gece körlüğü
- C vitamini — Diş eti kanaması
- D vitamini — Beriberi
- K vitamini — Kanın pıhtılaşması
14. Sorunun Çözümü
Vitaminler, vücut fonksiyonlarını sürdüren organik koenzimler veya koenzim öncüleri olarak görev yapar. Eksiklikleri belli hastalıklara yol açar. Şimdi her eşleştirmeyi tek tek inceleyelim:
-
A) A vitamini — Gece körlüğü
A vitamini retina rod hücrelerinde görme pigmenti rodopsin sentezine katılır. Eksikliğinde düşük ışık koşullarında adaptasyon bozulur ve gece körlüğü oluşur. Bu eşleştirme doğrudur. -
B) C vitamini — Diş eti kanaması
C vitamini, kollajen sentezinde koenzim olarak görev yapar. Eksikliğinde damar duvarları zayıflar, diş eti dokusunda ödem ve kanama görülür. Skorbüt denilen hastalıkta özellikle diş eti kanaması karakteristiktir. Bu eşleştirme de doğrudur. -
C) D vitamini — Beriberi
D vitamini, kalsiyum ve fosfor emilimini düzenler, kemik mineralizasyonunu sağlar. Eksikliğinde çocuklarda raşitizm, erişkinde osteomalazi gelişir. Beriberi ise T1 (tiamin) eksikliğine bağlı bir hastalıktır. Dolayısıyla bu eşleştirme yanlıştır. -
D) K vitamini — Kanın pıhtılaşması
K vitamini, karaciğerde pıhtılaşma faktörlerinin (II, VII, IX, X) sentezinde kofaktördür. Eksikliğinde pıhtılaşma bozulur, kanama eğilimi artar. Burada hastalık yerine fonksiyon belirtilmiş olsa da K vitamininin en temel işlevi kanın pıhtılaşmasını sağlamaktır. Bu ifade genel anlamda doğrudur.
Sonuç: Soruda eksiklik hastalığı yanlış eşleştirilmiş olan “D vitamini — Beriberi” ifadesi yani “C” şıkkı yanlıştır. Çünkü beriberi, tiamin (B1) eksikliğine bağlı bir hastalıktır.
15 Aşağıdakilerden hangisi ayrıştırıcı bir canlıdır?
- Eğrelti otu
- Su yosunu
- Küf mantarı
- Maymun
15. Sorunun Çözümü
Ekosistemde canlılar; üretici, tüketici ve ayrıştırıcı (saprotrof) olarak üç ana grupta incelenir. Ayrıştırıcı canlılar, ölü bitki ve hayvan artıkları ile organik atıkları parçalayarak sistem içindeki madde döngüsünü sağlar. Organik molekülleri enzimatik olarak ayrıştırır ve böylece karbon, azot gibi elementlerin toprağa geri dönmesini mümkün kılar. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyelim:
-
A) Eğrelti otu
Eğrelti otu, fotosentez yaparak kendi besinini üretir ve organik madde oluşturur. Bu nedenle üretici bir bitkidir, ayrıştırıcı değil. -
B) Su yosunu
Su yosunları da fotosentez yoluyla besin üretir ve suda fitoplankton olarak görev yapar. Üretici olmalarından dolayı ayrıştırıcı işlevleri yoktur. -
C) Küf mantarı
Küf mantarları, ölü organik doku üzerinde hidrolitik enzimler salgılayarak organik bileşikleri basit moleküllere parçalar. Bu sayede hem enerji elde eder hem de ekosistemde ayrıştırıcı olarak görev yapar. Dolayısıyla bu şık doğru cevaptır. -
D) Maymun
Maymunlar, var olan bitki ve hayvan dokularını tüketerek enerji elde eden tüketici canlılardır. Organik atıkları ayrıştırmak yerine doğrudan besin maddesi olarak kullanırlar, ayrıştırıcı değillerdir.
Özetle: Ayırıcı canlılar, organik kalıntıları enzimleriyle parçalayarak madde döngüsünü tamamlayan saprofit mantar ve bakterilerdir. Bu grup içinde yer alan küf mantarı, soruda istenen “ayrıştırıcı” görevini yerine getirdiğinden doğru seçenek “C” şıkkıdır.
güzel fakat 14. soru bizim müfredatımızda yok lise konusu.neden öyle soru hazırladınız*