Bilgi dolu kitaplar uçsuz bucaksız bir denizdir, Dalarız içine inci mercan toplamak için. Bazen de karanlık gecemizde parlak bir fenerdir, Gösterir bize doğruyu, aydınlığı her daim. Bu dizelerde “kitaplar” aşağıdakilerin hangisinde verilenlere benzetilmiştir?
Bu dizelerde “kitaplar” aşağıdakilerin hangisinde verilenlere benzetilmiştir?
- İnci – Mercan
- Deniz – Fener
- Gece – Fener
- Deniz – İnci
1. Sorunun Çözümü
Benzetme (teşbih), anlatımı güçlendirmek için aralarında ilgi bulunan iki varlıktan zayıf olanın güçlü olana benzetilmesidir.
- A Şıkkı: İnci ve mercan, denizin içindeki unsurlardır ancak kitapların benzetildiği temel varlıklar değildir.
- B Şıkkı (Doğru): Şiirin ilk dizesinde kitaplar genişliği yönüyle denize, üçüncü dizesinde ise yol göstericiliği yönüyle fenere benzetilmiştir.
- C Şıkkı: Gece benzetilen değil, fenerin kullanıldığı zamandır.
- D Şıkkı: Deniz doğrudur ancak inci benzetilen varlık değil, ulaşılan değerdir.
Kitaplar; derinliğiyle “deniz”, aydınlatıcılığıyla “fener” ile ilişkilendirilmiştir.
Genç adam, gurbetteki köyünü düşünüyordu. Özlemi o kadar büyümüştü ki, içindeki yangın okyanusları bile kurutmaya yeterdi. Gözünü her kapattığında memleketinin yaylaları geliyordu aklına.
Bu parçada altı çizili cümlede aşağıdaki söz sanatlarından hangisi vardır?
- Benzetme
- Kişileştirme
- Abartma
- Konuşturma
2. Sorunun Çözümü
Abartma (mübalağa), bir durumun etkisini artırmak için özelliklerin olduğundan çok daha fazla veya az gösterilmesidir.
- A Şıkkı: Cümlede “gibi, kadar” edatlarıyla kurulan bir kıyaslama (teşbih) yoktur.
- B Şıkkı: İnsana ait bir özellik doğaya aktarılmamıştır.
- C Şıkkı (Doğru): Bir insanın özleminin “okyanusları kurutacak kadar” sıcak bir yangın olması mantıken imkansızdır, abartma yapılmıştır.
- D Şıkkı: Cansız bir varlığın konuştuğu görülmemektedir.
Duygunun şiddetini anlatmak için gerçek sınırların dışına çıkılmıştır.
Bulutlar ağladı hıçkıra hıçkıra, Gözyaşları inci taneleri gibi döküldü yere. Toprak, susamış bir yolcu gibi içti suyu, Teşekkür etti gökyüzüne filiz vererek.
Bu dizelerde aşağıdakilerin hangisinde verilen söz sanatları vardır?
- Benzetme – Kişileştirme
- Konuşturma – Abartma
- Tezat – Benzetme
- Kişileştirme – Tezat
3. Sorunun Çözümü
Kişileştirme (teşhis) insan dışı varlıklara insan özelliği verme, Benzetme (teşbih) ise iki varlık arasında ortak yön kurma sanatıdır.
- A Şıkkı (Doğru): Bulutların ağlaması ve toprağın teşekkür etmesi kişileştirme; yağmurun inciye, toprağın yolcuya benzetilmesi benzetme sanatıdır.
- B Şıkkı: Varlıklar konuşturulmamış (intak yoktur) ve abartılı bir durum (mübalağa) yoktur.
- C Şıkkı: Zıt anlamlı kelimelerle oluşturulan bir tezatlık bulunmamaktadır.
- D Şıkkı: Tezat sanatı kullanılmamıştır.
Şiirde insani duygular doğaya aktarılmış ve varlıklar “gibi” edatıyla somutlaştırılmıştır.
Hüzün, bacası tütmeyen virane bir evdir. Baykuşların tünediği ıssız bir harabedir.
Bu dizelerdeki söz sanatı aşağıdakilerden hangisinde vardır?
- Sabah erken kalkıp tarladaki işlerini bitirdi.
- Okulun bahçesindeki çam ağaçları rüzgârda sallanıyordu.
- Dedem, eski günleri anlatırken gözleri uzaklara daldı.
- Ova, yeşil bir halı gibi ayaklarımızın altına serilmişti.
4. Sorunun Çözümü
Sorudaki dizelerde “Hüzün” kavramı, “virane bir ev” ve “ıssız bir harabe”ye benzetilerek somutlaştırılmıştır. Bu bir Benzetme (Teşbih) sanatıdır.
- A Şıkkı: Herhangi bir söz sanatı yoktur, düz bir eylem cümlesidir.
- B Şıkkı: Gözlem içeren betimleyici bir cümledir, benzetme yoktur.
- C Şıkkı: Durum bildiren bir cümledir, söz sanatı içermez.
- D Şıkkı: “Ova” (Benzeyen), düzlüğü ve genişliği yönünden “yeşil bir halı”ya (Kendisine Benzetilen) benzetilmiştir. Sorudaki sanatla özdeştir.
Doğru cevap D seçeneğidir.
Minik bir karınca dikildi filin karşısına, Haykırdı olanca gücüyle, yeri göğü inleterek: “Çekil yolumdan koca dev, yoksa fena yaparım!” “Bir üflersem seni, şu dağların ardına uçururum!”
Bu dizelerde aşağıdaki söz sanatlarından hangisi yoktur?
- Benzetme
- Konuşturma
- Abartma
- Kişileştirme
5. Sorunun Çözümü
Şiirdeki sanatları dize dize analiz ederek olmayan seçeneği bulmalıyız.
- B ve D Şıkkı (Konuşturma ve Kişileştirme): Karıncanın “Haykırması” ve “Çekil yolumdan” diyerek konuşması, insan dışı bir varlığa insan özelliği verilmesi (Kişileştirme) ve konuşturulmasıdır (İntak).
- C Şıkkı (Abartma): Minik bir karıncanın koca fili “Dağların ardına uçururum” demesi, mantık sınırlarını aşan bir Abartma (Mübalağa) örneğidir.
- A Şıkkı (Benzetme): Dizelerde “gibi, kadar, sanki” gibi edatlar veya anlamca bir şeyi başka bir şeye benzetme durumu bulunmamaktadır.
Doğru cevap A seçeneğidir.
Ahımdan yıldızlar dökülür yere, Gözyaşım sel olur, dünyayı boğar. Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır, Hasretin ateşi güneşi yakar.
Bu dizelerde ağır basan söz sanatı aşağıdakilerden hangisidir?
- Konuşturma
- Kişileştirme
- Tezat
- Abartma
6. Sorunun Çözümü
Dizelerde anlatılan durumlar, akıl ve mantık sınırlarını aşan büyüklükte ifade edilmiştir.
- Analiz: “Gözyaşının dünyayı boğması”, “Of çekince dağların yıkılması” ve “Ateşin güneşi yakması” gibi ifadeler gerçekte olması imkansız durumlardır. Şair, duygusunun şiddetini göstermek için olayları olduğundan çok daha büyük göstermiştir.
- Sonuç: Bir özelliğin olduğundan çok fazla veya az gösterilmesi sanatına Abartma (Mübalağa) denir.
Doğru cevap D seçeneğidir.
Bahar gelince papatyalar neşeyle şarkı söylemeye başladı, ağaçlar ise yeşil elbiselerini giyip düğüne hazırlanır gibi süslendi.
Bu cümledeki kişileştirme sanatının göstergesi aşağıdakilerden hangisidir?
- Papatyaların konuşturulması
- Ağaçların papatyalara benzetilmesi
- Doğa unsurlarına insan özelliklerinin yüklenmesi
- Baharın gelişinin abartılarak anlatılması
7. Sorunun Çözümü
Kişileştirme (Teşhis); insana ait duygu, davranış ve özelliklerin insan dışındaki varlıklara (hayvan, bitki, eşya) aktarılması sanatıdır.
- A Şıkkı: Metinde papatyaların ağzından çıkan bir söz (konuşma) yoktur, sadece şarkı söyledikleri eylem olarak belirtilmiştir. İntak (konuşturma) sanatı yoktur.
- B Şıkkı: Ağaçlar papatyalara değil, insanlara (süslenen birine) benzetilmiştir ancak asıl ağır basan sanat kişileştirmedir.
- C Şıkkı: Papatyaların “şarkı söylemesi” ve ağaçların “elbise giyip süslenmesi” insana ait özelliklerdir. Bu özelliklerin bitkilere verilmesi kişileştirme sanatının göstergesidir.
- D Şıkkı: Metinde mantık sınırlarını aşan bir büyüklük/çokluk ifadesi (abartma) yoktur.
Bu nedenle doğru cevap C seçeneğidir.
Kaldırımlar küsmüş artık yorgun adımlara, Sokak lambası hüzünle izliyor geceyi. Bir kedi mırıldanıyor soğuk duvar dibinde, Ve rüzgâr anlatıyor o eski hikâyeyi.
Bu dizelerde kişileştirilen varlıklar aşağıdakilerden hangisinde verilmiştir?
- Kaldırımlar, Sokak lambası, Rüzgâr
- Adımlar, Gece, Kedi
- Duvar, Hikâye, Kedi
- Gece, Kedi, Adımlar
8. Sorunun Çözümü
Şiirde insana özgü olan “küsmek”, “hüzünle izlemek” ve “hikâye anlatmak” eylemleri cansız varlıklara veya doğa olaylarına yüklenmiştir.
- A Şıkkı: “Kaldırımlar” küsmüş (insan özelliği), “Sokak lambası” hüzünle izliyor (insan özelliği), “Rüzgâr” hikâye anlatıyor (insan özelliği). Bu üç varlık da kişileştirilmiştir.
- B Şıkkı: Kedi zaten canlıdır, mırıldanması doğaldır. Gece ve adımlar üzerinde belirgin bir kişileştirme yoktur.
- C Şıkkı: Duvar ve hikâye üzerinde insani bir eylem tanımlanmamıştır.
- D Şıkkı: Kedinin mırıldanması kişileştirme değildir, bu onun doğal özelliğidir.
Bu nedenle doğru cevap A seçeneğidir.
“Kitaplar, uçsuz bucaksız denizlerde yol alan sessiz gemilerdir; sizi hiç gitmediğiniz limanlara götürürler.”
Bu cümledeki söz sanatı (benzetme) aşağıdakilerden hangisinde vardır?
- Bulutlar bugün pamuk tarlası kadar beyazdı.
- Hırçın rüzgâr penceremi öfkeyle yumrukladı.
- Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır.
- Genç adamın sözleri, keskin bir bıçak gibi kalbimi yaraladı.
9. Sorunun Çözümü
Örnek cümlede “Kitaplar” (Benzeyen), “Sessiz gemilere” (Kendisine Benzetilen) benzetilmiştir. Burada bir Benzetme (Teşbih) sanatı vardır.
- A Şıkkı: Bulutların beyazlığı pamuk tarlasına benzetilmiş gibi dursa da, buradaki vurgu “kadar” edatı ile derece bildirmektir (karşılaştırma/derecelendirme). Tam bir teşbih kurgusundan ziyade sıfat tamlaması niteliğindedir. Ancak D şıkkı çok daha net ve tam bir benzetmedir.
- B Şıkkı: Rüzgârın öfkelenmesi ve yumruklamasında Kişileştirme sanatı vardır.
- C Şıkkı: “Dağların yıkılması” ifadesinde Abartma (Mübalağa) sanatı vardır.
- D Şıkkı: “Sözler” (Benzeyen), “Keskin bir bıçağa” (Kendisine Benzetilen) benzetilmiştir. “Gibi” edatı kullanılarak tam bir Benzetme yapılmıştır.
Soru kökündeki sanatla birebir örtüşen seçenek D şıkkıdır.
Sonbahar rüzgârı sokağın başında hızlıca esiyordu. Ağaçlardan dökülen sarı yapraklar, kaldırımın kenarında birikmişti. Gökyüzündeki gri bulutlar şehre kasvetli bir hava katıyordu. Yağmur başlamak üzereydi, sokak lambası ise titrek ışığıyla karanlığa direniyordu. İnsanlar şemsiyelerini açmış, adımlarını hızlandırmıştı. Arabalar ıslak asfaltta gürültüyle ilerliyordu.
Bu parçadaki altı çizili sözcüklerden hangisi kişileştirme sanatının oluşmasına neden olmuştur?
- hızlıca
- birikmişti
- gürültüyle
- direniyordu
10. Sorunun Çözümü
Kişileştirme (teşhis), insana ait duygu veya davranışların insan dışı varlıklara aktarılmasıdır.
- A Şıkkı: “Hızlıca” sözcüğü rüzgârın fiziksel süratini belirtir, gerçek anlamlıdır.
- B Şıkkı: “Birikmişti” sözcüğü yaprakların yığılmasını anlatır, insani bir özellik değildir.
- C Şıkkı: “Gürültüyle” sözcüğü araçların çıkardığı sesi betimler, yansımadır.
- D Şıkkı: “Direniyordu” sözcüğü insana özgü bir irade ve çabadır. Cansız bir varlık olan sokak lambasının karanlığa direnmesi kişileştirmedir.
Doğru cevap D şıkkıdır.
Genç yazarın kaleme aldığı son roman, edebiyat dünyasında büyük yankı uyandırdı. Eleştirmenlere göre onun sürükleyici dili, okuyucuyu içine çeken dev bir girdap gibi her sayfada merakı artırıyordu.
Bu parçadaki benzetmede “kendisine benzetilen” varlık aşağıdakilerden hangisidir?
- Yazarın dili
- Merak
- Dev bir girdap
- Okuyucu
11. Sorunun Çözümü
Tam bir benzetmede dört unsur bulunur. “Kendisine benzetilen”, özellik bakımından daha güçlü ve üstün olandır.
- A Şıkkı: “Yazarın dili”, benzeyen (zayıf) unsurdur.
- B Şıkkı: “Merak”, benzetmenin bir unsuru değil, sonucudur.
- C Şıkkı: Yazarın dili, çekicilik ve yutuculuk özelliği bakımından “Dev bir girdaba” benzetilmiştir. Güçlü unsur budur.
- D Şıkkı: “Okuyucu”, etkilenen kişidir, benzetme unsuru değildir.
Doğru cevap C şıkkıdır.
Aşağıdaki dörtlüklerin hangisinde söz sanatlarına (mecazlı söyleyişe) yer verilmemiştir?
- Hırçın dalgalar döverken kıyıyı Martılar şikayet eder rüzgâra Bir yorgun gemi sığınır limana Ufukta güneş hüzünle batar
- Sabah erkenden köy yoluna düştük Sırtımızda çantalar, elimizde değnek Tepeleri aşıp dere kenarına indik Söğüt ağacının altında dinlendik
- Zaman, gümüş bir iplik gibi akar Dokur ömrümüzün ince kumaşını Her ilmekte bir hatıra saklar Unutturmaz bize gözyaşını
- Dağlar omuz omuza vermiş uyuyor Bulutlar yorgan olmuş üstlerine Yıldızlar geceye göz kırpıyor Ay dede gülümsüyor yüzlerine
12. Sorunun Çözümü
Mecazlı söyleyiş olmayan şıkta, anlatım tamamen gerçekçi ve gözleme dayalı olmalıdır.
- A Şıkkı: Martıların şikayet etmesi ve güneşin hüzünlenmesi kişileştirmedir.
- B Şıkkı: Bu dörtlükte sadece yapılan eylemler (yola düşmek, yürümek, dinlenmek) anlatılmıştır. Hiçbir söz sanatı veya mecaz yoktur.
- C Şıkkı: Zamanın gümüş ipliğe benzetilmesi söz konusudur.
- D Şıkkı: Dağların uyuması ve yıldızların göz kırpması kişileştirmedir.
Doğru cevap B şıkkıdır.
BENCE DAHA ZOR OLABİLİRDİ ÇEREZZZ SORULAR ÇÖZMENİZİ ÖNERİYORUM SİTEYE TEŞEKKÜRLER
Çerez gibi yedim
Çerez bunlar çerez
Soru tipi hep aynı