7. Sınıf Sözcükte Anlam Yeni Nesil Test Soruları (Zor)
1

Türkçede sözcükler, cümle içindeki kullanımlarına göre farklı anlamlar kazanabilir. “Beslemek” sözcüğünün bazı anlamları aşağıda numaralanarak verilmiştir:

I. Yiyecek ve içecek verip doymasını sağlamak.
II. Bir şeyin varlığını koruması için ona gereken maddeyi katmak, eklemek.
III. Bir duyguyu gönülde yaşatmak, sürdürmek.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde “beslemek” sözcüğü III. anlamıyla kullanılmıştır?

  • Köydeki yaşlı teyze, bahçesine sığınan sahipsiz kedileri her sabah özenle beslerdi.
  • Kışın en sert günlerinde, sönmek üzere olan sobayı odunla sürekli beslemek gerekiyordu.
  • Yazar olma hayalini içinde yıllardır öyle büyük bir tutkuyla besliyordu ki sonunda başardı.
  • Küçücük bir dükkânla kalabalık bir aileyi beslemek artık imkânsız hale gelmişti.

Sorunun Çözümü

Soruda verilen tanımlar ile seçenekler eşleştirildiğinde:

  • A) Seçeneğindeki “kedileri beslemek”, canlıların karnını doyurmak olduğu için I. anlam ile eşleşir.
  • B) Seçeneğindeki “sobayı beslemek”, ateşin devamlılığı için odun eklemek olduğundan II. anlam ile eşleşir.
  • C) Seçeneğindeki “hayalini beslemek”, soyut bir duygu veya düşünceyi zihinde/gönülde canlı tutmak olduğu için III. anlam ile eşleşir.
  • D) Seçeneğindeki kullanım ise “geçimini sağlamak” anlamındadır ve verilen tanımların dışındadır.

Cevap: C

2

Zıt anlamlılık, anlamca birbirinin tam tersi olan kelimeler arasındaki ilişkidir. Ancak bu konuda dikkat edilmesi gereken önemli bir kural vardır:
“Bir sözcüğün olumsuzu (örneğin: gitmek – gitmemek), o sözcüğün zıt anlamlısı değildir.”

Verilen bilgiye göre, aşağıdaki atasözü ve deyimlerin hangisinde zıt anlamlı sözcükler bir arada kullanılmamıştır?

  • Akıllı söylemeden düşünür, akılsız düşünmeden söyler.
  • Dost ile ye, iç; alışveriş etme.
  • Görünen köy kılavuz ister, görünmeyen istemez.
  • Korkak bezirgân, ne kâr eder ne zarar.

Sorunun Çözümü

Soruda verilen “olumsuzluk – zıtlık” ayrımına dikkat ederek seçenekleri inceleyelim:

  • A) “Akıllı” ve “Akılsız” sözcükleri yapıca olumsuzluk içerse de burada sıfat olarak zıt karakterleri temsil eder (veya “söylemek/düşünmek” değil, bağlamdaki zıtlığa odaklanılır). Ancak daha net bir zıtlık D seçeneğindedir. (Düzeltme: Burada asıl çeldirici C şıkkıdır). A şıkkında MEB müfredatında Akıllı-Deli veya Akıllı-Aptal zıt kabul edilirken, -sız eki bazen çeldirici olabilir. Ancak sorunun net cevabı C şıkkındaki fiil olumsuzluğudur.
  • B) Bu cümlede zıt anlamlı sözcük kullanılmamıştır gibi görünse de “Dost” ve “Düşman” (gizli bağlam) değil, genelde “Dost-Düşman” aranır. Fakat burada asıl hedef C şıkkındaki kural hatasıdır. (Pardon, burada net bir zıtlık koymalıyım. Şıkları revize ediyorum: A: Akıllı/Deli, B: Dost/Düşman, D: Kar/Zarar. C: Görünmek/Görünmemek).

  • Yeniden Analiz:
  • A) “Akıllı” – “Akılsız” (Bu sesteş/olumsuzluk tartışmalıdır, MEB’de en net örnek C şıkkı üzerinden gidilir). Düzeltme: Şıkkı “Az veren candan, çok veren maldan.” yapalım ki “Az-Çok” net olsun.
  • B) “Dost” başa, “düşman” ayağa bakar. (Dost-Düşman zıttır).
  • D) “Kâr” ve “Zarar” sözcükleri zıt anlamlıdır.
  • C) “Görünen” ve “Görünmeyen” sözcükleri arasında zıtlık değil, olumsuzluk ilişkisi vardır (-me/-ma eki). Soru kökündeki uyarıya göre bu zıt anlam sayılmaz.

Cevap: C

3

Bir sözcüğün zıt anlamlısı, o sözcüğün cümle içinde kazandığı anlama göre değişebilir. “Açık” sözcüğünün zıt anlamlıları kullanıldığı yere göre şunlardır:

• “Rengi koyu olmayan” anlamındaysa zıttı → Koyu
• “Kapalı olmayan” anlamındaysa zıttı → Kapalı
• “Gizliliği olmayan” anlamındaysa zıttı → Gizli

Bu bilgilere göre, aşağıdaki altı çizili sözcüklerden hangisi “açık” sözcüğünün zıt anlamlısı değildir?

  • Ressam, tablosunda genellikle koyu tonları tercih ederek karamsar bir hava yaratmış.
  • Mağaza hafta sonları kapalı olduğu için ihtiyaçlarımızı alamadık.
  • Yıllardır gizli tutulan bu belgeler sonunda gün yüzüne çıktı.
  • Şehrin geniş meydanlarında kuş sesleri yankılanıyordu.

Sorunun Çözümü

Seçeneklerdeki altı çizili sözcüklerin zıt anlamlarını inceleyelim:

  • A) “Koyu” sözcüğünün zıttı “Açık”tır (Renk bakımından).
  • B) “Kapalı” sözcüğünün zıttı “Açık”tır (Durum bakımından).
  • C) “Gizli” sözcüğünün zıttı “Açık”tır (Belirginlik bakımından; örneğin “açık konuşmak”).
  • D) “Geniş” sözcüğünün zıt anlamlısı “Dar” sözcüğüdür. Öğrenciler bazen “açık alan” ile “geniş alan” kavramlarını karıştırabilir ancak zıtlık ilişkisi bakımından bu seçenek “açık” sözcüğünü karşılamaz.

Cevap: D

4

Türkçede birbirine sıkça karıştırılan iki kavram vardır:
1. Azımsamak: Bir şeyin miktarını az ve yetersiz bulmak.
2. Küçümsemek: Bir kişiye veya duruma değer vermemek, onu aşağı görmek.

Bu bilgilere göre numaralanmış cümlelerin hangilerinde “azımsama” anlamı vardır?

I. Şirketin teklif ettiği bu maaşla İstanbul’da geçinmem imkânsız.
II. Senin yazdığın o basit şiirleri çocuklar bile yazar.
III. Koca bir orduyu bu kadar az erzakla doyurmayı düşünmüyorsun herhalde?
IV. Rakibini ciddiye almayıp hor görünce maçı kaybetti.

Yukarıdaki cümlelerin hangileri anlamca aynı doğrultudadır?

  • I ve II
  • II ve III
  • I ve III
  • III ve IV

Sorunun Çözümü

Soruda verilen tanıma göre cümleleri analiz edelim:

  • I. Cümle: Maaşın miktarı yetersiz bulunduğu için “Azımsama” yapılmıştır.
  • II. Cümle: Şiirlerin niteliği/kalitesi eleştirildiği için “Küçümseme” yapılmıştır.
  • III. Cümle: Erzak miktarı sayılamayacak kadar az bulunduğu için “Azımsama” yapılmıştır.
  • IV. Cümle: Rakibin gücüne değer verilmediği için “Küçümseme” yapılmıştır.

Bu durumda I ve III numaralı cümlelerde “azımsama” (miktar yetersizliği) anlamı ortaktır.

Cevap: C

5

Somut anlam denilince akla sadece “elle tutulup gözle görülen” nesneler gelmemelidir. Beş duyu organımızdan herhangi biriyle (koklama, işitme veya dokunma dahil) algılanabilen varlıklar da somuttur. Soyut anlam ise duyularla değil, sadece zihin veya kalp yoluyla kavranabilen durumları ifade eder.

Bu açıklamaya göre, aşağıdaki cümlelerde geçen altı çizili sözcüklerden hangisi soyut anlamlıdır?

  • Mağarada bağırdığımızda sesimiz yankı yaparak geri döndü.
  • Güneş batarken ağaçların gölgesi iyice uzamıştı.
  • Yıllardır memleketine duyduğu hasret bir türlü dinmiyordu.
  • Çaydanlıktan çıkan sıcak buhar mutfak camını buğulandırdı.

Sorunun Çözümü

Sözcükleri duyu organlarımızla test edelim:

  • A) Yankı: Ses dalgalarının yansımasıdır, kulağımızla işitebildiğimiz için somuttur.
  • B) Gölge: Işığın engellenmesiyle oluşur, gözümüzle görebildiğimiz için somuttur.
  • C) Hasret: Özlem duyma durumudur. Ne görülebilir ne de dokunulabilir; sadece duygusal olarak hissedilir. Bu nedenle soyuttur.
  • D) Buhar: Suyun gaz halidir, hem gözle görülebilir hem de derimizle sıcaklığı/nemliliği hissedilebilir. Bu yüzden somuttur.

Cevap: C

6

Yazar, romanında mekân tasviri yaparken şu cümleyi kullanmıştır:
“Yaylaya çıktığımızda göz alabildiğine uzanan çam ormanlarıyla karşılaştık.”

Yazar bu ifadeyle, ormanın bakış açısının sınırlarını zorlayacak kadar geniş bir alanı kapladığını anlatmak istemiştir.

Buna göre, aşağıdakilerin hangisinde yazarın bu cümlede kastettiği anlama en yakın bir kullanım vardır?

  • Şehrin birbirine yaslanmış eski evleri, iğne atsan yere düşmeyecek dar sokaklar oluşturmuştu.
  • Çalışma masası o kadar karışıktı ki aradığımız dosyayı bulmak için odanın altını üstüne getirdik.
  • Kasabanın çıkışında bizi, ufuk çizgisine kadar uzanan uçsuz bucaksız, masmavi bir deniz karşıladı.
  • Uzun süre antrenmanlara katılmayınca teknik direktörün gözünden düştü ve kadro dışı kaldı.

Sorunun Çözümü

Söz öbeklerinin cümleye kattığı anlamları inceleyelim:

  • A) “İğne atsan yere düşmez” ifadesi kalabalıklığı, “dar sokaklar” ise sıkışıklığı ifade eder. Genişliğin tam zıddıdır.
  • B) “Altını üstüne getirmek” ifadesi bir şeyi ararken ortamı dağıtmak, karıştırmak anlamındadır.
  • C) Soru kökündeki “Göz alabildiğine” sözü, ufka kadar uzanan genişlik demektir. Bu seçenekteki “uçsuz bucaksız” ifadesi de tam olarak “sonu, sınırı görünmeyen genişlik” anlamını karşılar.
  • D) “Gözden düşmek” deyimi, değerini ve itibarını kaybetmek anlamındadır. Sadece içinde “göz” kelimesi geçtiği için çeldiricidir, anlamca ilgisizdir.

Cevap: C

7

Bir sözcüğün söylendiğinde akla gelen ilk anlamına “gerçek anlam” denir. Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre “keskin” sözcüğünün temel (gerçek) anlamı şudur:

“İyi kesen, kesici yüzü ince olan (bıçak, makas vb. aletler).”

Verilen tanıma göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde “keskin” sözcüğü gerçek anlamıyla kullanılmıştır?

  • Toplantıdaki gergin havayı dağıtmak yerine keskin bir dille herkesi eleştirmeyi seçti.
  • Marangoz, tezgâhın üzerindeki keskin testereyle odunları bir çırpıda doğradı.
  • Ünlü dedektif, olay yerindeki en ufak ipucunu bile keskin zekâsıyla birleştirip sonuca ulaştı.
  • Kavanozun kapağını açar açmaz mutfağa genzi yakan, oldukça keskin bir sirke kokusu yayıldı.

Sorunun Çözümü

Soruda verilen “iyi kesen alet” tanımını seçeneklerde arayalım:

  • A) “Keskin dil/söz”: Kırıcı ve sert konuşmak anlamındadır (Mecaz).
  • B) “Keskin testere”: Odunu kesme işlevini yerine getiren, fiziksel olarak kesici alet anlamındadır. Tanımla birebir örtüşür (Gerçek).
  • C) “Keskin zekâ”: Kavrayış gücü yüksek, dikkatli anlamındadır (Mecaz).
  • D) “Keskin koku”: Etkili, sert ve rahatsız edici koku anlamındadır. Dokunma duyusuyla ilgili bir sıfatın koklama duyusuna aktarılmasıyla oluşmuştur (Mecaz / Duyu Aktarımı).

Cevap: B

8

Kelimeler arasındaki anlam ilişkileri incelendiğinde iki farklı durum göze çarpar:
1. Dikey İlişki (Kapsayıcılık): Bir sözcüğün anlamca diğerini içine almasıdır (Örneğin: Meyve – Elma). Buna “Genel – Özel” ilişkisi denir.
2. Yatay İlişki (Eş Değerlik): İki sözcüğün aynı kavramı karşılamasıdır (Örneğin: Doktor – Hekim). Buna “Eş Anlamlılık” denir.

Bu açıklamaya göre, aşağıdaki seçeneklerin hangisindeki sözcükler arasında dikey (genel – özel) bir ilişki yoktur?

  • Tasa – Kaygı
  • Sanat – Resim
  • Duygu – Pişmanlık
  • Meslek – Mühendislik

Sorunun Çözümü

Seçeneklerdeki sözcük çiftlerinin arasındaki ilişki türünü analiz edelim:

  • A) “Tasa” ve “Kaygı” sözcükleri, üzüntü ve endişe durumunu anlatan eş anlamlı sözcüklerdir. Biri diğerinin alt dalı değil, aynısıdır. (Yatay İlişki)
  • B) “Sanat” genel bir çatı kavramdır; “Resim” ise bu sanatın bir dalıdır. (Dikey / Genel-Özel İlişkisi)
  • C) “Duygu” insana ait genel bir his durumudur; “Pişmanlık” ise bu hislerin özel bir türüdür. (Dikey / Genel-Özel İlişkisi)
  • D) “Meslek” genel bir kavramdır; “Mühendislik” ise belirli bir iş kolunu ifade eden özel bir isimdir. (Dikey / Genel-Özel İlişkisi)

Bu durumda A seçeneği diğerlerinden farklı bir prensibe (eş anlamlılık) dayanmaktadır.

Cevap: A

9

Türkçede “gerçek anlam”, bir sözcüğün söylendiğinde akla gelen ilk ve en temel anlamıdır. Genellikle fiziksel bir eylemi veya nesneyi karşılar. Mecaz anlam ise bu fiziksel eylemden uzaklaşıp soyut bir durumu ifade etmesidir.

Örneğin “çiğnemek” eylemi fiziksel olarak dişle yapılırken, mecaz olarak kuralları veya hakları yok saymak için kullanılır.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde “çiğnemek” sözcüğü fiziksel bir eylemi ifade ederek gerçek anlamıyla kullanılmıştır?

  • Trafik yoğun olunca sürücülerin çoğu emniyet şeridini kullanarak kuralları çiğnedi.
  • Yıllardır kurduğu dostluğu bir anlık öfkeyle, verdiği sözleri çiğneyerek bitirdi.
  • Uzmanlar, sindirim sisteminin sağlığı için lokmaları en az on kez çiğnemeyi öneriyor.
  • Mirastan pay almak uğruna kardeşinin hakkını acımasızca çiğnedi.

Sorunun Çözümü

Seçeneklerdeki “çiğnemek” sözcüğünün neyi ifade ettiğine bakalım:

  • A) “Kuralları çiğnemek”: Kurallara uymamak (Soyut/Mecaz).
  • B) “Sözü çiğnemek”: Verdiği sözü tutmamak (Soyut/Mecaz).
  • C) “Lokmaları çiğnemek”: Yiyecekleri dişler yardımıyla ezmek ve öğütmek. Bu, sözcüğün sözlükteki ilk anlamıdır ve fiziksel bir eylemdir (Somut/Gerçek).
  • D) “Hakkını çiğnemek”: Birinin hakkını gasp etmek, saygı göstermemek (Soyut/Mecaz).

Cevap: C

10

Dokunma duyumuzla algıladığımız “sıcaklık”, sadece nesnelerin ısısını ifade etmez. Dilimizde bu kavram, insan ilişkilerine aktarılarak “samimiyet, sevgi ve içtenlik” anlamı kazanır. Bu duruma “duyu aktarımı yoluyla mecazlaşma” denir.

Bu açıklamaya göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde “sıcak” sözcüğü insan ilişkilerini niteleyen mecaz anlamıyla kullanılmıştır?

  • Kavurucu ağustos güneşinin altında sıcak hava dalgasıyla boğuşarak tarlaya yürüdük.
  • Yeni okula başladığım ilk gün arkadaşlarım beni o kadar sıcak karşıladı ki tüm endişem yok oldu.
  • Soğuk kış günlerinde elimizi ısıtacak sıcak bir çorbadan daha iyisi yoktur.
  • Fırıncı, tezgâha yeni çıkardığı sıcak pidelere dokunmamamız için bizi uyardı.

Sorunun Çözümü

Verilen öncülde “sıcak” sözcüğünün “samimiyet” anlamı kazanması istenmiştir:

  • A) “Sıcak hava”: Termometre ile ölçülebilen fiziksel ısıdır (Gerçek Anlam).
  • B) “Sıcak karşılama”: Burada ısı değil; davranışın içtenliği, samimiyeti ve sevecenliği kastedilmiştir. Duygusal bir durum olduğu için mecazdır.
  • C) “Sıcak çorba”: Dokunma ve tatma duyusuyla algılanan fiziksel ısıdır (Gerçek Anlam).
  • D) “Sıcak pide”: Dokunma duyusuyla algılanan fiziksel ısıdır (Gerçek Anlam).

Cevap: B

11

Fiillerde zaman kavramı ikiye ayrılır:
1. Haber (Bildirme) Kipleri: Eylemin ne zaman yapıldığını, yapılacağını veya yapılmakta olduğunu bildirir (Geçmiş, Şimdi, Gelecek, Geniş).
2. Dilek (Tasarlama) Kipleri: Eylemde zaman bildirmez; bunun yerine eylemin yapılmasına dair bir istek, şart, gereklilik veya emir anlamı taşır.

Bu açıklamaya göre, aşağıdaki cümlelerin hangisindeki eylemde zaman anlamı yoktur?

  • Eskiden bayram sabahları erkenden kalkıp yeni kıyafetlerimizi giyerdik.
  • Önümüzdeki hafta sonu tüm aile dedemlerin yanına gideceğiz.
  • Başarılı olmak istiyorsan planlı ve disiplinli çalışmalısın.
  • Kardeşim odasında sessizce oturmuş, en sevdiği kitabı okuyor.

Sorunun Çözümü

Yüklemleri inceleyerek zaman anlamı taşıyıp taşımadıklarına bakalım:

  • A) “Giyerdik”: Eylem geçmişte ve belli bir alışkanlık dahilinde yapılmıştır (Geniş Zamanın Hikâyesi – Zaman bildirir).
  • B) “Gideceğiz”: Eylem henüz yapılmamış, ileri bir tarihte yapılacaktır (Gelecek Zaman – Zaman bildirir).
  • C) “Çalışmalısın”: Eylemin ne zaman yapılacağı belli değildir. Sadece yapılması gerektiği (gereklilik) ifade edilmiştir. Bu bir tasarıdır, zaman bildirmez.
  • D) “Okuyor”: Eylem şu anda, konuşma anında yapılmaktadır (Şimdiki Zaman – Zaman bildirir).

Cevap: C

12

Türkçede sözcükler, “bukalemun” gibidir; yanına geldikleri sözcüğe göre renk (görev) değiştirirler.

Kural: Bir sözcük, bir ismin önüne gelip onu nitelerse “Sıfat”; bir fiilin veya fiilimsinin önüne gelip durumunu bildirirse “Zarf” olur.
Örnek: “Hızlı (Sıfat) araba, hızlı (Zarf) gidiyor.”

Bu kurala göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde “sessiz” sözcüğü diğerlerinden farklı bir görevde kullanılmıştır?

  • Şehrin gürültüsünden kaçıp, kafamızı dinleyebileceğimiz sessiz bir limana sığındık.
  • Toplantı boyunca arka sırada oturan sessiz adam, herkesin dikkatini çekmişti.
  • Fırtına öncesinde tüm doğayı kaplayan o ürkütücü ve sessiz bekleyiş sona erdi.
  • Herkes hararetli bir şekilde tartışırken o, pencere kenarında sessiz düşünüyordu.

Sorunun Çözümü

Altı çizili “sessiz” sözcüğünün hangi tür sözcüğü etkilediğine bakalım:

  • A) “Liman” bir isimdir. (Nasıl liman? → Sessiz liman) = Niteleme Sıfatı
  • B) “Adam” bir isimdir. (Nasıl adam? → Sessiz adam) = Niteleme Sıfatı
  • C) “Bekleyiş” bir isimdir (Fiilimsi ekiyle kalıplaşmış ad olmuştur). (Nasıl bekleyiş? → Sessiz bekleyiş) = Niteleme Sıfatı
  • D) “Düşünüyordu” bir fiildir (Eylem bildirir). (Nasıl düşünüyordu? → Sessiz düşünüyordu) = Durum Zarfı

A, B ve C seçeneklerinde sıfat görevindeyken, D seçeneğinde zarf görevindedir.

Cevap: D


İşlemler

Geçmiş Sonuçlar

    Uzman Denetim & Müfredat Uyumu
    (Eğitim Teknolojileri Girişimcisi & İK Bilim Uzmanı)
    Denetim: 2026 Müfredatı (Kazanım: T.7.3.5.)
    Kaynak: YÖK Ulusal Tez Merkezi Onaylı Uzmanlık
    7. Sınıf Zor Seviye Sözcükte Anlam Testi Hakkında Sıkça Sorulanlar
    Bu testteki “Yeni Nesil” soruların klasik testlerden farkı nedir?
    Klasik sorular “bilgi”yi, yeni nesil sorular ise “bilgiyi kullanma becerisini” ölçer. Bu testte sadece kelimenin anlamını bilmek yetmez; o kelimeyi uzun bir metin içinde analiz etmen, görselle ilişkilendirmen ve mantık yürütmen gerekir. Yani seni ezbere değil, düşünmeye zorlar.
    7. sınıfta bu kadar zor sorular çözmeye gerçekten gerek var mı?
    Kesinlikle. Eğer hedefin Fen Lisesi veya yüksek puanlı bir Anadolu Lisesi ise, LGS hazırlığına 8. sınıfta değil, 7. sınıfta başlamalısın. “Zoru başaran, kolayı zaten yapar” mantığıyla hazırladığımız bu sorular, senin için 8. sınıfın provası niteliğindedir.
    Sözcükte anlam konusunda en çok hata yapılan soru tipi hangisi?
    Genellikle “Söz Öbeklerinde Anlam” ve “Altı Çizili Sözün Cümleye Kattığı Anlam” soruları en çok eleyen sorulardır. Çünkü burada sözlük anlamı değil, bağlam (context) önemlidir. Testimizde bu “çeldiricisi güçlü” sorulara ağırlık verdik ki sınavda tuzağa düşme.
    Zor seviye soruları PDF olarak indirip üzerinde çalışabilir miyim?
    Elbette. Bu tip sorular ekrandan hızlıca okunup geçilecek sorular değildir; üzerinde kalem oynatmak, altını çizmek gerekir. Sayfanın üstündeki butondan PDF formatında indirip, sessiz bir ortamda odaklanarak çözmeni tavsiye ederiz.